Connect with us

ŞİRKETLER

ZİNCİR MARKETLER KİME AİT?

Yayınlanma:

|

Zincir marketlerle ilgili yürütülen “fahiş fiyat” tartışması derinleşerek devam ediyor.

Hükümet yetkilileri ve Milliyetçi Hareket Partisi, bu tür marketleri ürünlerine çok sık zam yapmakla eleştirirken şirketler yüksek enflasyon oranlarına işaret ediyor.

Aslında tartışmalar yeni değil.

Örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Eylül 2021’deki ABD gezisinde, “Bu beş tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor” açıklamasını yapmıştı.

Konu son günlerde ise Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin zincir marketleri hedef alan açıklamalarıyla gündeme taşındı.

Bahçeli, 22 Kasım’daki konuşmasında “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Yaklaşık bir hafta sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu marketleri eleştirdi ve fiyat farklılıklarını gidermek için Fiyat İstikrar Komitesi kuracaklarını söyledi.

BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç ise Gıda Perakendecileri Derneği başkanlığı görevinden istifa etmeden önce eleştirileri reddederek üretimde maliyet enflasyonuna dikkat çekti.

Aykaç, Bahçeli’ye gönderme yaparak, “FETÖ örgütü ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler” dedi.

Son günlerde zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

Açıklama, MHP’nin tepkisini çekti.

Bu süreçte ŞOK Marketler’in, Galip Aykaç’ı dernek başkanlığından istifaya çağırdığına dair bir yazışma basına sızdı.

Galip Aykaç, 4 Aralık günü Gıda Perakendecileri Derneği Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Son günlerde farklı kentlerde bazı zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

6 Aralık’ta Rekabet Kurulu, zincir marketler hakkında, ‘Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri yönündeki iddialar üzerinden soruşturma başlattı.

7 Aralık’ta, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, zincir marketlere ilişkin yeni bir düzenleme geldi.

Bu yönetmelik değişikliğiyle 200’den fazla şubesi olan zincir marketlere fiyat takibi ve şube bilgilerine yönelik verileri Bakanlıkla paylaşma zorunluluğu getirildi.

Peki bütün tartışmaların odağındaki zincir marketlerle ilgili neler biliniyor?

BBC Türkçe, söz konusu marketlerden en büyük beşinin sahiplik yapısı, son dönemdeki kâr bilgileri ve piyadaki büyüklüklerini inceledi.

BİM

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

Kurucuları arasında Mustafa Latif Topbaş, Cüneyt Zapsu, Aziz Zapsu, Yasin Kadı gibi isimlerin olduğu BİM, 1995 yılında 21 mağaza ile faaliyete başladı.

Zaman içinde sermaye sahipliği ve yönetim kurulu yapısı değişti.

Şirketin internet sitesinde yer alan bilgilere göre grup, 2021 sonu itibariyle 9 bin 451 market sayısına ulaştı.

File Marketleri de BİM’in bir projesi olarak faaliyet gösteriyor.

File ile birlikte mağaza sayısı 9 bin 611.

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

BİM, yurt dışında Fas ve Mısır’da faal durumda.

Fas’ta 2021’de 578, Mısır’da ise 300 mağazası bulunuyor.

Türkiye, Fas ve Mısır’daki toplam mağaza sayısı 10 bin 489 yapıyor.

BİM sitesinde, 2021 yıl sonu itibariyle 3 bin 723’ü ofis, 6 bin 437’si depo ve 60 bin 37’si mağazalarda olmak üzere toplam 70 bazı 197 kişinin çalıştığını bildiriyor.

Kamu Aydınlatma Platformu’nun (KAP) verilerine göre BİM’in hisselerinin yüzde 15,15’i Merkez Bereket Gıda şirketine ait.

Naspak Gıda şirketi ise BİM hisselerinin yüzde 11,30’unu elinde tutuyor.

Bu iki şirket Topbaş ailesinin farklı üyelerinin yönetiminde bulunuyor.

BİM hisselerinin yüzde 71,03’ü halka açık, yüzde 2,52’si halka kapalı.

Yönetim Kurulu’nun başında Mustafa Latif Topbaş bulunuyor.

BİM, 2022’nin ilk dokuz ayında yaklaşık yüzde 109 oranında bir artışla, 4,8 milyar TL kâr elde etti.

A101

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.

2008 yılında kuruldu.

BİM’in kurucuları arasında yer alan ancak daha sonra BİM’den ayrılan Cüneyt ve Aziz Zapsu, A101’in kuruluşunda da önemli rol oynadı.

Turgut Aydın’ın kurucusu olduğu Aydın Grup’un 2009’da A101’e dahliyle yeni bir süreç başladı.

2014’te Aydın Grup A101 şirketindeki payını yüzde 79’a yükseltti.

Ağustos 2016’da, Gülen yapılanmasına finansal destek sağlama iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında, dönemin A101 Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Aydın ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Yaşar Aydın gözaltına alındı.

İş insanları kısa süre sonra serbest bırakıldı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre A101’in, 2021 yıl sonu itibariyle 11 binin üzerinde mağazası bulunuyor.

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.
 

Yine sitedeki bilgilere göre 61 binden fazla çalışanı ve 600’ün üstünde tedarikçisi var.

A101’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar Aydın, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ise Turgut Aydın.

Halka açık olmadığı, Borsa İstanbul’da işlem görmediği için A101’in mali verileri kamuya kapalı.

ŞOK Marketler

ŞOK Marketler zinciri, 1995’te 13 mağaza ile faaliyet başladı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre 2011 yılında 1.255 mağaza ve yedi depo ile Ülker ailesinin elindeki Yıldız Holding bünyesine katıldı.

2013’te Dia S.A., Onurex, Dim mağaza zincirini satın aldı ve 2014’te tüm mağazalar ŞOK mağazalarına dönüştürüldü.

Kurumsal sitesinde yer alan bilgiye göre, zincirin Türkiye’nin 81 ilinde 9 bin 523’ü aşan mağazası, 31 dağıtım merkezi ve 40 bini aşan çalışanı var.

ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.

KAP’taki bilgilere göre ŞOK Marketler zincirinin hissedarları ve sahip oldukları hisse yüzdeleri şöyle:

  • Turkish Retail Investments B.V: Yüzde 24,27
  • Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı: Yüzde 23,66
  • Small Cap World For Reconstruction and Develeopment: Yüzde 5,72
  • İstanbul Portföy Yıldız Serbest Özel Fon: Yüzde 5,13
ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.
 

ŞOK Marketler’in Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu.

Ali Ülker yönetim kurulu başkan yardımcısı, Murat Ülker ise yönetim kurulu üyesi.

Market zinciri, 2022 ilk dokuz yayında yaklaşık yüzde 282 artışla 1,8 milyar TL kâr elde etti.

Migros

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1954 yılında aldığı bir kararla İsviçre’deki Migros’a benzer bir organizasyon kurmaya karar verdi ve belediye kontrolünde gıda ve ihtiyaç malzemelerini seyyar satış kamyonlarıyla satan bir sistem kurdu.

Koç Grubu, 1975 yılında Migros’taki çoğunluk hisselerini aldı ve mağazalar İstanbul’dan Türkiye’ye yayılarak yaygınlaştı.

2005’te Migros, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesi olarak doğmuş olan Tansaş’ı bünyesine kattı.

Sitesinde yer alan bilgiye göre 2008’de hisselerin Moonlight Perakende ve Ticaret A.Ş.’ye devri tamamlandı.

2015’te ise Migros’un hisselerinin yüzde 40,25’ini Anadolu Endüstri Holding satın aldı.

Migros'un Türkiye'deki kuruluşu 1954'e uzanıyor.
 

KAP’taki verilere göre Migros Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Tuncay Özilhan.

Özilhan, Anadolu Grubu’nun da Yönetim Kurulu Başkanı.

KAP’ın verilerinde, sermaye yapısında yüzde 49,18 oranı ile “MH Perakendecilik ve Ticaret Anonim Şirketi” yüzde 50,82 ise “diğer” görülüyor.

Macrocenter da Migros Ticaret A.Ş. bünyesinde bulunuyor.

Sitesinde yer alan bilgiye göre şirket.; 2.714 Migros ve 131 Macrocenter olmak üzere yurt içinde 81 ilde 2.843 mağazayla hizmet veriyor.

2022’nin ilk dokuz ayında net dönem kârı, yüzde 282,8 artışla yüzde 1,4 milyar oldu.

CarrefourSA

Carrefour, çalışmalarına 1963’te Fransa’da başlamış ve dünya çapında faaliyet gösteren bir perakende zinciri.

Carrefour’un Türkiye’deki ilk marketi ise 1993’te İstanbul İçerenköy’de açılışını yaptı.

1996’da Sabancı Holding ile Carrefour Grubu’nun gerçekleştirdiği ortaklık sonucu CarrefourSA ismi doğdu ve bu isimle ilk market Adana’da açıldı.

CarrefourSA 1999’da Continent, 2005’te ise Gima ve Endi marketlerini satın alarak market ağını büyüdü.

2015 yılında CarrefourSA, İsmar ve 1e1 marketlerinden toplam 55 marketin yanı sıra Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ninyüzde 85 hissesini satın aldı.

CarrefourSA 2022’nin ilk dokuz ayını zararla kapattı.
 

Şirketin yönetim kurulu başkanı Nusret Orhun Köstem, yönetim kurulu başkanvekili ise Laurent Charles René Vallée.

KAP’ta yer alan sermaye payları şöyle: Hacı Ömer Sabancı Holding Anonim Şirketi (Yüzde 57,12), Carrefour Nederland BV (Yüzde 32,16), diğer (Yüzde 10,72).

Sitesindeki bilgilere göre CarrefourSA’nın bugün, 52 ilde 643 marketi ile dokuz deposu bulunuyor ve bu işyerlerinde 10 bin 500 kişi çalışıyor.

CarrefourSA, 2022’nin ilk dokuz ayını toplam yaklaşık 184 milyon TL net zarar ile kapamış durumda.

BBC

Okumaya devam et

GÜNCEL

Beyaz et sektörüne kayyum şoku

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’nin en büyük beyaz et üreticilerini kapsayan soruşturma, sektörde son yılların en büyük operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, beyaz et sektöründe rekabeti bozarak fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdikleri ve haksız fiyat artışlarına neden oldukları iddia edilen şirketlere yönelik 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, 13 şirkete denetim kayyumu atandı.

Kayyum atanan şirketler arasında sektörün devleri var

Soruşturma kapsamında denetim kayyumu atandığı belirtilen şirketler arasında sektörün en büyük üreticileri yer aldı:

  • Banvit
  • Şenpiliç
  • Lezita
  • Erpiliç
  • Keskinoğlu
  • Hastavuk
  • Akpiliç
  • Bakpiliç
  • Aspiliç
  • Bupiliç
  • Gedik Pazarlama
  • Orvital
  • Aypi

Bu şirketler Türkiye beyaz et üretiminin önemli bölümünü temsil ediyor.

Suçlama ne?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre soruşturma, beyaz et sektöründe serbest rekabet ortamının ihlal edildiği, fiyatların tüketici aleyhine yönlendirildiği ve piyasa işleyişinin bozulduğu iddialarına dayanıyor. Operasyon kapsamında arama, el koyma ve gözaltı işlemleri gerçekleştirildi.

Yetkililer, temel gıda tedarik zincirinde herhangi bir aksama yaşanmaması amacıyla şirketlerin faaliyetlerinin devam etmesi için “denetim kayyumu” modelinin tercih edildiğini açıkladı.

Denetim kayyumu ne anlama geliyor?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, atanan kayyumların şirket yönetimini tamamen devralan “yönetim kayyumu” değil, şirket faaliyetlerini ve mali işlemleri denetleyen “denetim kayyumu” olmasıdır.

Bu uygulama ile:

  • Üretimin devam etmesi sağlanır.
  • Çalışanların iş sözleşmeleri etkilenmez.
  • Tedarik zinciri korunur.
  • Şirket kararları ve mali işlemler denetlenir.
  • Delillerin korunması amaçlanır.

Bu nedenle tavuk üretiminde veya market raflarında kısa vadede arz sorunu yaşanması beklenmiyor.

Sektör ve ekonomi açısından olası etkiler

1. Beyaz et fiyatları yakından izlenecek

Soruşturmanın temel gerekçesi fiyatlama davranışları olduğu için önümüzdeki dönemde sektörün fiyat politikaları daha sıkı denetlenecek. Rekabet Kurumu ve ilgili kurumların yeni incelemeler yapması beklenebilir.

2. Sektörde konsolidasyon gündeme gelebilir

Türkiye beyaz et sektöründe üretim büyük ölçüde birkaç büyük oyuncunun elinde bulunuyor. Soruşturma sonrasında sektörde yeni düzenlemeler ve rekabet kurallarında sıkılaşma gündeme gelebilir.

3. Halka açık şirketler açısından risk

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şirketlere yönelik idari para cezaları, rekabet cezaları veya ek yaptırımlar gündeme gelirse finansal tablolar üzerinde etkiler oluşabilir.

4. Bankacılık sistemi de süreci izleyecek

Sektörde faaliyet gösteren firmaların kullandığı krediler, yatırım finansmanları ve işletme sermayesi limitleri bankalar tarafından yeniden değerlendirilebilir. Özellikle yeni kredi tahsislerinde ilave teminat ve risk analizleri gündeme gelebilir.

Bundan sonra ne olacak?

Soruşturmanın ilk aşamasında gözaltılar ve denetim kayyumu kararı uygulanırken, savcılık incelemeleri sonrasında;

  • İddianame hazırlanması,
  • Rekabet ihlali tespitleri,
  • İdari para cezaları,
  • Şirket yöneticilerine yönelik adli süreçler,

gündeme gelebilecek. Ancak mevcut aşamada şirketler hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor; soruşturma süreci devam ediyor.

Bankavitrini yorumu

Beyaz et sektörü operasyonu, yalnızca gıda sektörünü değil, Türkiye’de son dönemde artan yaşam maliyetleri ve gıda enflasyonu ile mücadele politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Devlet, temel tüketim ürünlerinde fiyat oluşumlarını daha sıkı izleme mesajı verirken, soruşturmanın sonucu hem sektörün geleceği hem de tüketici fiyatları açısından önemli bir emsal oluşturabilir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

BYD Manisa yatırımını askıya aldı: Teşvikler ne olacak?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Haber analiz raporu: BYD’nin Manisa yatırımı neden askıya alındı?

Özet: BYD Türkiye yatırımından resmen “vazgeçtiğini” değil, Manisa’daki fabrika projesini askıya aldığını açıkladı. Reuters’a konuşan BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Manisa’da inşaata başlanmadığını, Türkiye için üretim takvimi olmadığını ve şu anda önceliğin Macaristan / Szeged fabrikası olduğunu söyledi. Macaristan tesisi 2026’nın son çeyreğinde üretime geçecek; BYD için Avrupa üretimi, Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan AB tarifelerinden kaçınmak açısından kritik görülüyor.

1. İlk vaat neydi?

Temmuz 2024’te açıklanan anlaşmaya göre BYD, Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım, 150 bin araç/yıl kapasite, mobilite teknolojileri AR-GE merkezi ve 5 bine kadar doğrudan istihdam taahhüdüyle Manisa’da elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç fabrikası kuracaktı. Üretim hedefi 2026 sonu olarak duyurulmuştu.

Bu yatırımın Türkiye açısından önemi iki başlıkta toplanıyordu: Birincisi, Türkiye’nin otomotiv yan sanayi gücü ve AB Gümrük Birliği avantajı; ikincisi, Çinli üreticilerin AB ve Türkiye’de artan gümrük vergilerinden kaçınmak için yerel üretime yönelme ihtiyacıydı.

2. BYD neden Türkiye yerine Macaristan’a öncelik verdi?

BYD’nin tercihi stratejik görünüyor. Şirket Avrupa pazarında büyüyor ve AB içinde üretim yaparak Çin’den ithal elektrikli araçlara uygulanan tarifelerden doğrudan kaçınmak istiyor. Reuters’a göre BYD’nin Avrupa satışları 2025’te yüzde 270 artarak yaklaşık 188 bin araca çıktı; 2026 Mayıs’a kadar yılbaşından bu yana satışlar da yüzde 144 yükseldi. Bu nedenle Macaristan, BYD için “birinci öncelik” haline geldi.

Türkiye ise AB ile Gümrük Birliği avantajına sahip olsa da, AB üyesi değil. Bu nedenle BYD açısından Macaristan; doğrudan AB iç pazarı, teşvik yapısı, siyasi/lojistik entegrasyon ve Avrupa menşei algısı bakımından daha güvenli üretim üssü olarak öne çıkmış olabilir.

3. Manisa yatırımı neden ilerlemedi?

En kritik veri şu: BYD yöneticisi, Manisa fabrikasında inşaata başlanmadığını ve Türkiye üretimi için takvim bulunmadığını söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı cephesinden gelen son açıklamada ise “yatırım anlaşması, koşullar, firmanın yükümlülükleri ve devlete sunduğu teminatların geçerli olduğu” belirtildi. Bakanlık ayrıca yatırımda öngörülen ilerleme sağlanamadığı için BYD’nin teşviklerden yararlanma sürecinin 2026 başında askıya alındığını bildirdi.

Yani tablo şu:
BYD sahaya inmedi. Bakanlık teşvik sürecini askıya aldı. Ancak anlaşma ve teminatlar hâlâ masada.

4. BYD teşvik aldı mı?

Evet, yatırım teşvik mekanizması ve gümrük vergisi avantajı tartışmanın merkezinde. Ticaret Bakanlığı’nın mevzuat sayfasında 5 Temmuz 2024 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı yer alıyor; bu düzenleme, yatırım teşvik belgesi kapsamında gümrük vergisi muafiyetinden yararlanılarak yapılan ithalatta ilave gümrük vergisi uygulanmamasına ilişkin kapıyı açtı.

TBMM’ye verilen yazılı soru önergesinde de BYD’nin Manisa’da fabrika kurma taahhüdü karşılığında ilave gümrük vergisinden muaf tutulduğu, bu muafiyet sonrası Türkiye pazar payını ciddi artırdığı iddiası gündeme getirildi.

5. Ceza yer mi, dava konusu olur mu?

Bakanlık açıklaması bu konuda açık: Yatırım tamamlanmazsa firmalar elde ettikleri teşvikleri, ilgili yasal düzenlemeler, taahhütler ve teminatlar kapsamında geri ödemekle yükümlü.

Bu nedenle hukuki risk üç başlıkta doğabilir:

Teşvik iadesi: BYD yatırım taahhüdünü yerine getirmezse yararlandığı muafiyetlerin geri istenmesi gündeme gelebilir.

Teminatların paraya çevrilmesi: Bakanlık, BYD’nin devlete sunduğu teminatların geçerli olduğunu açıkladı. Bu, kamu açısından güvence mekanizmasının devam ettiği anlamına gelir.

İdari / hukuki süreç: Eğer yatırım teşviklerinden fiilen yararlanılıp yatırım yükümlülüğü yerine getirilmediyse, konu idari yaptırım, kamu zararı tartışması veya yargı sürecine taşınabilir. Ancak bugün itibarıyla kamuya yansıyan bilgi, “dava açıldı” değil; “süreç resmi usullerle takip ediliyor” şeklindedir.

6. Türkiye açısından asıl mesele

Bu dosya sadece bir otomobil fabrikası meselesi değil. Türkiye, yabancı yatırım çekmek için ithalat vergisi avantajı sağladı; BYD ise bu avantajla pazarda büyüdü. Fakat fabrika tarafında somut ilerleme gelmeyince soru şu hale geldi:

Türkiye, yatırım taahhüdü karşılığında pazar avantajı verdi; peki yatırım gelmezse kamu yararı nasıl korunacak?

Bakanlığın “teşvik süreci askıya alındı, teminatlar geçerli” açıklaması bu nedenle önemli. Ancak kamuoyunun yanıt beklediği asıl başlıklar hâlâ netleşmiş değil: BYD ne kadar muafiyet kullandı, ne kadar araç bu avantajla satıldı, teminat tutarı ne, yatırım için yeni süre verilecek mi, yoksa süreç yaptırıma mı dönecek?

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Maximum kart 25. yılını kutluyor

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor.” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankasının ana kredi kartı markası Maximum, 25 yıllık yolculuğunda taksit ve puan uygulamalarından ödeme teknolojilerine uzanan birçok yeniliği kullanıcılarla buluşturdu.

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İş Kuleleri’nde Maximum’un 25. yılı dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

‘Hayatı Kolaylaştırma’ vaadiyle 2001’de yola çıkan Maximum, geçen sürede Türkiye’de kartlı ve dijital ödeme sistemlerinde yaşanan dönüşüme paralel olarak ürün ve hizmetlerini çeşitlendirdi.

Türkiye’de nakit kullanım alışkanlığı yerini kartlı ve dijital ödeme yöntemlerine bırakırken, Maximum’un 25 yıllık yolculuğu da ödeme sistemlerindeki dönüşümle ilerledi. Başlangıçta 25 marka ile kullanıma sunulan Maximum programı, gördüğü talebin ardından tüm İş Bankası bireysel kredi kartlarına yaygınlaştırıldı.

– Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı arttı

Maximum Kart, 2002’de tüm bireysel kredi kartlarının Maximum’a dönüştürülmesiyle kullanıcılara taksit, indirim ve MaxiPuan avantajları sunmaya başladı. İnternetten güvenli alışveriş tarafında 2003’te Maxinet uygulaması devreye alınırken, 2008’de Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı artırıldı.

Kartlı ödeme teknolojilerinde 2006’da ilk çipli kredi kartlarıyla şifreli işlem dönemi başlarken, 2008’de temassız kredi kartlarının kullanıma sunulmasıyla ödeme deneyimi hız kazandı. Maximiles ise 2009’da hayata geçirilerek kart kullanımını seyahat deneyimiyle birleştirdi.

Dijital ve mobil ödeme alanında 2010’da MaxiPara Kart ile ön ödemeli kart deneyimi sunuldu. Cep telefonundan kredi kartıyla ödeme yapılmasına imkan tanıyan NFC teknolojisi ve karekodla ödeme çözümü ‘Parakod ile Ödeme’ 2012’de kullanıcılarla buluştu.

Maximum Mobil 2017’de kullanıma sunularak, bankanın ‘Hayatı Maksimumda Yaşatma’ vaadi somutlaşmış oldu. Böylece Maximum bir kredi kartının ötesine geçerek kullanıcılarının günlük hayatına değer katan bir program olarak farklılaştı. ‘Öde Geç’ uygulamasıyla da ödeme deneyimi günlük yaşamın bir parçası haline geldi.

Fiziksel karttan dijital kullanım deneyimine geçiş kapsamında 2023’te ‘Dijital Kart’ kullanıma sunuldu. Böylece fiziksel kredi kartı olmadan yalnızca dijital olarak üretilen kartların İşCep aracılığıyla peşin ve taksitli alışverişlerde ve MaxiPuan ile ödemelerde kullanılmasının önü açıldı.

Giyilebilir teknolojiler ve biyometrik ödeme alanında ise 2024’te Saat ile Ödeme özelliği devreye alınırken, 2025’te Yüz ile Ödeme teknolojisi kullanıma sunuldu. Maximum, bugün 440 bini aşkın üye iş yeriyle hizmet vermeye devam ediyor.

– ‘Son 10 yılda kartı sayısı 3’e katlandı’

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Lüle, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, Maximum’un Türkiye’de ödeme sistemlerinin gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Lüle, son 10 yılda Maximum markasının giderek güçlendiğini ve kart sayısında 3’e katlanan artış olduğunu dile getirdi.

Bu büyümenin kullanıcıları sayesinde gerçekleştiğini aktaran Lüle, ‘11,5 milyon müşteriye varan bir noktaya geldik. Çok yaygınız. Yani 440 bine aşkın üye işyeri tarafında Maximum markamızın kabul edildiğini ve ülke sathında neredeyse tüm sektörlerde yaygın bir şekilde kullandığını görüyoruz.’ diye konuştu.

Lüle, değerli markalarla özel anlaşmaları ve işbirlikleri olduğunu belirtti.

Kullanıcıların günlük hayatına doğrudan fayda sağlayabildiklerini ifade eden Lüle, ’25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor. Güven, bireylerin ödemelerde ihtiyaç duyduğu bir kavram. Diğer taraftan da hayatı kolaylaştıracak yenilikler ve inovasyonla müşterilerimizin günlük hayatına değer katmaya devam ediyoruz.’ diye konuştu.

– ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor’

Lüle, hayatı kolaylaştıracak yenilikleri ve bir sadakat programının ötesine geçen yaklaşımıyla Maximum’un bireylerin, işletmelerin ve program ortağı iş ortaklarının günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.

Markalarını daha da güçlendirecek paydaşlarının sayısını artırmaya devam edeceklerini vurgulayan Lüle, ilerleyen dönemde de teknolojik çözümleri insan odaklı başlık açılarıyla birleştirerek hayatın her alanında değer yaratan çözümler sunmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Lüle, ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri hepimizin iftihar edeceği boyutta çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor. Gerçekten ülkemizdeki ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar, özel bankalar, kamu bankaları, son dönemde gündemimizde yer almaya, daha çok yer almaya başlayan ve daha çok yer almasını da istediğimiz fintekler, tamamen ödeme sistemlerinin günlük hayatta müşteriler ve de iş yapan taraflar arasındaki etkileşimi çok kolaylaştırdığını ve ülkenin büyümesine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz.’ dedi.

Ödemenin artık yalnızca bir işlemi tamamlama süreci olarak görülmediğini vurgulayan Lüle, hızlı, güvenli, kişiselleştirilmiş ve hayatın doğal akışına entegre uçtan uca bir deneyimin öne çıktığını kaydetti.

Lüle, Türkiye’de ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar ve finteklerin, müşteriler ile işletmeler arasındaki etkileşimi kolaylaştırdığını ve ülke ekonomisinin büyümesine katkı sunduğunu belirtti.

– ‘Bireysel temassız işlemler oranı yüzde 90’ı aştı’

E-ticarette ödeme deneyimlerinin hızla geliştiğini aktaran Lüle, fiziksel alışverişlerde de ödeme alışkanlıklarının temassız işlemlere yöneldiğini, bireysel temassız işlemlerin oranının yüzde 90’ı aştığını ifade etti.

İlerleyen dönemde ödeme alışkanlıklarında yaşanacak değişimlere de değinen Lüle, şunları kaydetti:

‘Belki gelecekte ödemelerin dijital varlıklarla yapılması gibi konular, merkeziyetsiz finans, stablecoin ya da tokenizasyonla birlikte özellikle uluslararası transferlerde ön plana çıkacak konular gündeme geliyor. Lokalde baktığımız zaman hem ödeme hem de alma konusunda ülkenin çok iyi konumlandığını görüyoruz. Özellikle ülke nezdinde kendi ulusal switch’imiz yani takas ve değişim işlerini bankalar arasında yapabilmemiz de gelecekte daha yenilikçi, daha güvenliğe ve daha inovasyona dayalı altyapıları kendi imkanlarımızla geliştirmemizi sağlıyor. Gelecekteki trendlerde ülkemiz ödeme sistemlerinin son derece doğru bir nokta olduğunu düşünüyorum.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.