Connect with us

BANKA HABERLERİ

Yargıtay : ‘IBAN – İsim uyuşmazlığından Banka sorumlu değil’

Yargıtay’dan milyonlarca kişiyi ilgilendiren emsal bir karar geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bankanın, IBAN ile havale alıcısının isminin aynı olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığına yönelik karar aldı

Yayınlanma:

|

Banka havalelerinde vatandaşların mağdur olmaması adına Yargıtay’dan önemli bir karar çıktı. Yüksek mahkeme, bankanın, IBAN numarasının alıcıya ait olup olmadığını kontrol etme gibi bir sorumluluğunun bulunmadığına hükmetti. Milyonlarca havale işlemi için emsal teşkil edecek karara konu olan olay, uluslararası bir şirketin Kore merkezli şirkete para göndermek istemesiyle gerçekleşti. Bir banka şubesine müracaat eden şirket yetkilisi, ticari ilişkisi olduğu ve Kore’de faaliyet gösteren şirket ile yaptığı işle ilgili olarak bu şirkete 15 bin dolar havale gönderdi. 21 gün sonra yine aynı IBAN numarası ile 15 bin dolar daha gönderdi. Parayı banka yetkilisine veren şirket yetkilisi, aynı zamanda gönderilmesini istediği şirketin adını ve International Bank Account Number (IBAN)’ı verdi. Aradan geçen zamana rağmen paranın müşterinin eline geçmediğini öğrenen şirket yetkilisi hayatının şokunu yaşadı. Bankadan paranın iadesini talep eden şirket yetkilisi, talebi geri çevrilince Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yolunu tuttu.

DAVALIDAN TAHSİL EDİLMESİNİ TALEP ETTİ

Davalı bankanın ücret karşılığı yaptığı işlemler sırasında ihmâl ya da kastı sonucu zarara uğradığını belirten davacı iş adamı, ticari itibarını zedelendiğini, zararın tahsili için icra takibi yapıldığını ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, alacağın yüzde 40 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı banka ise bankaya husumetin yöneltilemeyeceğini, davacının zarardan bizzat sorumlu olan Voguers Co. Ltd. Şti.’den talepte bulunması gerektiğini, davacının 30 bin dolar ithalat bedelinin ihracatçı dava dışı şirkete transfer edilmesi için satışa ait proforma fatura ile birlikte iki adet ithalat bedeli transfer formunu şubeye ilettiğini dile getirdi. Bankanın yazılı talimat ve proforma faturada bulunan banka bilgilerine göre davacının talep ettiği IBAN’a transferi gerçekleştirdiğini, bankanın davacının talimatı doğrultusunda hareket ettiğini, dava dışı şirketin mail adresini ele geçiren hackerlerin sahte proforma fatura ve IBAN oluşturduklarının öğrenildiğini öne sürdü. IBAN’ın dava dışı şirkete ait olmadığını, davacının uluslararası dolandırıcılık sonucu uğradığı zararını kusuru bulunmayan bankadan talep etmeye çalıştığını, müvekkili bankanın lehtar banka ile yazışma yaptığını ancak lehdar bankanın kendi kanunlarına göre transfer işleminin lehdar ismine göre değil IBAN üzerinden yapılmış olması sebebiyle iade talebinin yapılamayacağını bildirdiğini, müvekkili bankanın olayda herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istedi.

MAHKEME İKİ TARAFI DA EŞİT KUSURLU BULDU

Mahkeme; havalenin IBAN kullanılarak yapıldığı, dava konusu havalenin yapılmasında muhabir ve lehtar bankanın davalı bankanın alt vekili ve ifa yardımcısı olarak görev aldığı, bankanın teknolojinin sağladığı imkânı kullandığı, müşteri banka ilişkisinde bankanın sözleşmenin ekonomik anlamda güçlü tarafı olduğuna dikkat çekti. Bankanın finans sektöründe faaliyet gösteriyor olması ve uzmanlık alanı nedeniyle daha fazla özen yükümlülüğü altında bulunduğu, davacı IBAN’ı yanlış bildirmiş olsa da sistemin sağladığı kolaylıktan faydalanan bankanın ifa yardımcısı konumundaki havale alıcısının bulunduğu banka vasıtası ile en azından müşteri ismi ve hesap numarası eşleştirmesini yapması ve havale işlemini bu doğrultuda gerçekleştirmesinin mevduat sahiplerinin korunabilmesi açısından hukuk düzeninin beklediği bir özen yükümlülüğü olduğuna hükmetti. Mahkeme olayda her iki tarafın eşit kusurlarıyla zarara sebebiyet verdikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı bankanın yüzde 50 kusuruna tekabül eden 15 bin dolar esas alınarak itirazın bu miktar üzerinden iptaline, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verdi. Kararı davalı banka temyiz edince devreye giren Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, mahkeme hükmünü bozdu. Bozma kararında; “Davalı banka tarafından davacının yazılı talimatında belirtilen IBAN numarası gözetilerek havale yapılması olayında davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamasına rağmen mahkemece somut olayın değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” ifadesi yer aldı.

YARGITAY’DAN EMSAL KARAR

Yeniden yapılan yargılamada Asliye Ticaret Mahkemesi, ilk kararında direnince bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Emsal nitelikte bir karara imza atan Hukuk Genel Kurulu, mahkeme hükmünü bozdu.

Kararda; “Banka tarafından davacının yazılı talimat ve proforma faturada bulunan banka bilgilerine istinaden davacının talep ettiği IBAN’a para transferi gerçekleştirilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, IBAN sistemi ile ilgili açıklamalara yer verilmiş olup, uluslararası banka hesap numarasının İngilizce karşılığı olan kelimelere ait ilk harflerden oluşan IBAN ile yapılan havale işleminde, bu numaranın verilmesinden sonra banka ismi, ülke ismi, hesap numarası ve bunun gibi ek bilgilere ihtiyaç olmadığı, yirmi iki adet harf ve rakamdan oluşan bu sistemde havale işlemi sırasında bir rakamın yanlış girilmesi hâlinde sistemin yanlış IBAN uyarısı vereceği, sistemin tam güvenli olup, rakamların değerinde veya sırasında yapılacak bir yanlışlığı kabul etmediği belirtilmiştir. Paranın gönderildiği İngiltere’deki banka hesabının gerçekten ithalatçı şirkete ait olup olmadığının belirlenmesinin mümkün olmadığı, İngiliz hukukunda para transferi gerçekleştirilirken IBAN ile alıcının isminin uyuşup uyuşmadığını araştırma yükümlülüğünü öngören bir kanun hükmüne rastlanılmadığı belirtilmiştir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin nitelikleri de dikkate alındığında rapor düzenlenmeye ehil oldukları, davalı bankanın davacı şirket tarafından verilen IBAN bilgilerine göre havale işlemlerini gerçekleştirdiği, paranın gönderildiği IBAN ile havale alıcısının isminin aynı olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan ilk havale işleminden sonra, davacı şirketin basiretli tacir olarak paranın gönderilmek istendiği alıcı şirket ile irtibata geçerek paranın alıcının hesabına geçip geçmediğini teyit etmeden aradan 20 günden fazla süre geçtikten sonra aynı IBAN’a havale işlemi yapılmasını talep etmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme kararı oy çokluğu ile bozulmuştur.”

İHA

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank, Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi tarafından hayata geçirilen Sorumlu Bankacılık Prensipleri’nin resmi imzacısı oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris İklim Anlaşması ile uyumlu bankacılık uygulamalarını teşvik eden küresel çerçeve kapsamında Banka, sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarını, ölçülebilir hedefler ve uluslararası alanda kabul gören ilkelerle sistematik bir yapıya taşıyor. 

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuyla ilgili değerlendirmesinde: “DenizBank olarak sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz parçası olarak görüyoruz. Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne katılımımız da bu yaklaşımımızı uluslararası ölçekte, ortak ilkelere dayalı bir taahhütle daha da güçlendiriyor. Bugüne kadar uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz kaynakları iklim risklerini azaltacak yatırımlara aktarırken, karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren müşterilerimizin yeşil ekonomiye geçişini destekleyecek finansman çözümlerimizi de sürekli geliştirdik. 2023 yılından itibaren ekonomimize sağladığımız 4.4 Milyar Dolarlık taze kaynağın yüzde 54’ünü sürdürülebilirlik bağlantılı kredilere tahsis ettik. Yakın dönemde hayata geçirdiğimiz, dünyada bir ticari banka tarafından gerçekleştirilen en büyük ve Türkiye’nin ilk mavi sendikasyonu ile; mavi kentsel altyapı, verimli sulama sistemleri, atık su yönetimi ve sürdürülebilir turizm gibi alanlardaki dönüşümü desteklemek üzere 810 Milyon Dolar tutarında finansman sağladık. Özel bankalar arasında lider konumda bulunduğumuz tarım bankacılığındaki deneyimimizle de suyun bilinçli ve verimli kullanımını teşvik eden uygulamaları üreticilerimiz ve paydaşlarımızla birlikte yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. BM Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne imza atarak, tüm bu çalışmalarımızı uluslararası ölçekte kabul gören bir çerçeve içinde daha da ileri taşıyacak; sürdürülebilir finansman alanındaki etkimizi sistematik ve ölçülebilir bir anlayışla yönetmeye devam edeceğiz” dedi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor?

Reel sektör tahvil piyasasında neden büyüyemiyor? Banka kredilerine bağımlılık Türkiye’ye pahalıya mal oluyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de reel sektörün finansmana erişim sorunu yıllardır yüksek faiz tartışmalarının gölgesinde değerlendiriliyor. Oysa asıl yapısal problem yalnızca kredi faizlerinin yüksekliği değil; şirketlerin banka kredisi dışında güçlü ve derin bir sermaye piyasasına erişememesi.

2025 yılı verileri bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.

Özel sektör borçlanma araçlarında (ÖSBA) ortalama ihraç vadesi yalnızca 324 gün. Ortalama ihraç büyüklüğü ise 353 milyon TL (yaklaşık 10 milyon dolar).

Bu rakamlar, Türkiye’de şirket tahvillerinin yatırım finansmanından çok kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyacını karşılayan bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor.

Türkiye gelişmekte olan ülkelerin oldukça gerisinde

Paylaşılan karşılaştırmaya göre;

Gösterge Gelişmekte Olan Ülkeler Türkiye
ÖSBA / Devlet İç Borç Stoku %63 %10
ÖSBA / GSYH %26 %1

Aradaki fark oldukça dikkat çekici.

Bugün Güney Kore, Çin, Malezya ve Tayland gibi ülkelerde şirket tahvil piyasaları bankacılık sistemiyle birlikte çalışan ikinci büyük finansman kanalı haline gelmiş durumda.

Türkiye’de ise finansmanın neredeyse tamamı bankacılık sistemi üzerinden sağlanıyor.

Bu durum finansal sistemi daha kırılgan hale getiriyor.

Bankalar tek finansman kaynağı haline geldi

Bir ekonomide şirketler yalnızca banka kredilerine bağımlı hale geldiğinde;

  • kredi daralmaları doğrudan üretimi etkiliyor,
  • yatırım kararları erteleniyor,
  • işletme sermayesi ihtiyacı büyüyor,
  • finansman maliyetleri hızla yükseliyor,
  • ekonomik dalgalanmalar çok daha sert hissediliyor.

Bugün Türkiye’de yaşanan tablo tam olarak budur.

Merkez Bankası kredi büyümesini sınırlandırdığında alternatif finansman kanalları yeterince gelişmediği için reel sektör doğrudan likidite sıkışıklığı yaşamaktadır.

Neden şirket tahvili piyasası gelişemiyor?

Sorun yalnızca faiz değildir.

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için yatırımcıların uzun vadeye güven duyması gerekir.

Bunun için ise;

  • düşük ve öngörülebilir enflasyon,
  • istikrarlı faiz politikası,
  • güçlü hukuk sistemi,
  • öngörülebilir ekonomi yönetimi,
  • yatırım yapılabilir ülke kredi notu,
  • güçlü kurumsal yatırımcı tabanı,
  • yüksek likidite,
  • aktif ikincil piyasa

gibi birçok unsurun aynı anda bulunması gerekir.

Türkiye’de bu alanların önemli bölümünde halen yapısal eksiklikler bulunmaktadır.

Crowding Out etkisi

Bir diğer önemli sorun ise kamu borçlanmasıdır.

Hazine’nin yüksek faizle yoğun şekilde borçlanması yatırımcıların önemli bölümünü devlet tahvillerine yönlendiriyor.

Bu durum literatürde “Crowding Out (Dışlama Etkisi)” olarak adlandırılıyor.

Yatırımcı;

  • risksiz devlet tahvili alabiliyorsa,
  • benzer faizle şirket tahvili almak istemiyor.

Dolayısıyla özel sektör ihraçları yeterli talep göremiyor.

Özel Sektör Borçlanma Araçları (ÖSBA) Piyasa Derinliği Karşılaştırması (2025)

Ülke / Bölge ÖSBA Stoku / Devlet İç Borç Stoku ÖSBA Stoku / GSYH Değerlendirme
Gelişmekte Olan Ülkeler Ortalaması %63 %26 Gelişmiş ve derin yerel tahvil piyasasına sahip ekonomiler
Güney Kore %50 – %70 %30 – %40 Şirket tahvili piyasası oldukça gelişmiş, kurumsal yatırımcı tabanı güçlü
Çin %60 – %80 %30 – %40 Dünyanın en büyük kurumsal tahvil piyasalarından biri
Malezya %50 – %70 %25 – %35 Bölgesel ölçekte gelişmiş sukuk ve şirket tahvili piyasası
Tayland %40 – %50 %20 – %30 Yerel para cinsi şirket tahvili piyasası güçlü
Brezilya %30 – %40 %15 – %20 Banka dışı finansman kanalları gelişimini sürdürüyor
Meksika %30 – %40 %15 – %20 Kurumsal tahvil piyasası istikrarlı şekilde büyüyor
TÜRKİYE %10 %1 Gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça altında; şirketler ağırlıklı olarak banka kredilerine bağımlı

Ülke kredi notu belirleyici oluyor

Uluslararası yatırımcı açısından en kritik göstergelerden biri ülke kredi notudur.

Bir şirket ne kadar güçlü olursa olsun;

ülke risk primi (CDS) ve egemen kredi notu, şirketlerin yurtdışından borçlanma maliyetini doğrudan belirliyor.

Bu nedenle;

  • ülke notu yükselmeden,
  • CDS kalıcı biçimde düşmeden,

şirket tahvili piyasasının istenilen büyüklüğe ulaşması oldukça zor görünüyor.

İkinci el piyasa neden oluşmuyor?

Türkiye’de ihraç edilen şirket tahvillerinin önemli kısmı;

  • nitelikli yatırımcılara satılıyor,
  • vadesine kadar elde tutuluyor.

Bu nedenle;

  • fiyat oluşumu gerçekleşmiyor,
  • likidite oluşmuyor,
  • yatırımcı güveni artmıyor,
  • yeni ihraçların maliyeti düşmüyor.

Gelişmiş ülkelerde ise kurumsal tahviller günlük işlem görebilen aktif piyasalara sahip.

Sektörel görünüm

2025 yılında ihraçların büyük bölümü;

  1. Enerji
  2. Otomotiv
  3. Gıda

sektörlerinden geldi.

Bunun temel nedeni;

  • güçlü nakit akışı,
  • yatırımcı güveni,
  • daha yüksek kredi kalitesi.

KOBİ ölçeğindeki şirketler ise sermaye piyasalarına erişimde ciddi zorluk yaşamaya devam ediyor.

Ne yapılmalı?

Kurumsal tahvil piyasasının gelişebilmesi için;

  • Makroekonomik istikrar kalıcı hale getirilmeli.
  • Enflasyon tek haneye indirilmeli.
  • CDS primi düşürülmeli.
  • Ülke kredi notu yatırım yapılabilir seviyeye yaklaştırılmalı.
  • BES, emeklilik fonları ve sigorta şirketleri gibi uzun vadeli kurumsal yatırımcı tabanı büyütülmeli.
  • İkincil piyasa likiditesini artıracak piyasa yapıcılığı mekanizmaları güçlendirilmeli.
  • Orta ölçekli şirketlerin tahvil ihracına erişimini kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalı.
  • Kredi derecelendirme süreçleri daha şeffaf ve erişilebilir hale getirilmeli.

Sözün özü

Türkiye’nin finansman yapısı uzun yıllardır büyük ölçüde bankacılık sistemine dayanıyor. Bu model, kredi genişlemesi dönemlerinde büyümeyi desteklese de sıkı para politikası dönemlerinde reel sektörü ciddi bir finansman darboğazına sürüklüyor.

Özel sektör borçlanma araçları piyasasının derinleşmesi yalnızca şirketler için alternatif bir kaynak yaratmayacak; aynı zamanda bankacılık sistemi üzerindeki kredi baskısını azaltacak, sermaye piyasalarını güçlendirecek ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artıracaktır.

Mevcut veriler, Türkiye’nin bu alanda gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor. Bu farkın kapanması ise yalnızca sermaye piyasası düzenlemeleriyle değil; makroekonomik istikrar, güçlü hukuk altyapısı ve yatırımcı güvenini kalıcı biçimde artıracak reformlarla mümkün olacaktır.

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

NATO Savunma Bankası Kurulucak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Kurucu Ortak Oldu: 134 Milyar Dolarlık NATO Savunma Bankası Küresel Savunma Finansmanını Nasıl Değiştirecek?

Bankavitrini.com | Özel Haber Analiz

NATO’nun Ankara Zirvesi’nde yalnızca savunma harcamalarının artırılması veya yeni silah anlaşmaları konuşulmadı. Zirvenin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Türkiye’nin de kurucu ortakları arasında yer aldığı Defence, Security and Resilience Bank (DSRB) yani Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası girişimi oldu.

Yaklaşık 134 milyar dolarlık (100 milyar Sterlin) hedef sermayeye ulaşması planlanan yeni uluslararası finans kuruluşu, klasik anlamda bir kalkınma bankasından çok, savunma sanayisini finanse edecek küresel bir yatırım bankası modeli olarak tasarlanıyor.

Savunma sanayisinin en büyük sorunu artık sipariş değil finansman

Son üç yılda NATO ülkeleri savunma bütçelerini rekor seviyeye çıkardı.

Ancak yeni dönemde sorun artık;

  • para ayırmak değil,
  • üretim kapasitesi oluşturmak,
  • KOBİ niteliğindeki savunma tedarikçilerini finanse etmek,
  • uzun vadeli düşük maliyetli kredi bulmak,
  • özel sermayeyi sektöre çekebilmek haline geldi.

Özellikle Avrupa’da birçok ticari banka ESG politikaları nedeniyle savunma sektörüne kredi vermekte isteksiz davranıyor.

Yeni banka tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

Kurucu ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor

İlk aşamada girişime katılan ülkeler;

  • Kanada
  • Türkiye
  • Belçika
  • Lüksemburg
  • Romanya
  • Yunanistan
  • Letonya
  • Arnavutluk
  • Ukrayna

olarak açıklandı.

Merkezin Kanada’da kurulması planlanırken ilerleyen süreçte yeni üyelerin de katılması bekleniyor.

134 milyar dolar nasıl kullanılacak?

DSRB doğrudan tank veya füze satın alan bir kurum olmayacak.

Bunun yerine;

1- Uzun vadeli düşük faizli kredi

Savunma üreticilerine finansman sağlanacak.

2- Kredi garantileri

Özel bankaların savunma şirketlerine daha rahat kredi vermesi sağlanacak.

3- Tahvil ihraçları

AAA kredi notuna ulaşması hedefleniyor.

Bu sayede uluslararası piyasalardan çok düşük maliyetle kaynak toplayabilecek.

4- Savunma KOBİ’leri

En önemli hedeflerden biri;

  • elektronik üreticileri
  • radar şirketleri
  • yazılım firmaları
  • drone üreticileri
  • mühimmat alt yüklenicileri

gibi küçük ve orta ölçekli firmaların finansmana erişimini artırmak.

Dünya Bankası modeli savunmaya uygulanıyor

Uzmanlar DSRB’yi;

  • Dünya Bankası
  • Avrupa Yatırım Bankası
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası

gibi çok taraflı finans kuruluşlarının savunma sektörüne uyarlanmış hali olarak tanımlıyor.

Temel mantık oldukça basit.

Üye ülkelerin yüksek kredi notu kullanılarak;

  • çok daha düşük maliyetli borçlanılacak,
  • bu kaynak savunma sanayiine aktarılacak,
  • özel sektör yatırımları hızlandırılacak.

Bu model özellikle milyarlarca dolarlık mühimmat ve üretim hattı yatırımlarının finansmanında kritik rol oynayabilir.

NATO neden böyle bir bankaya ihtiyaç duydu?

2025 Lahey Zirvesi’nde NATO üyeleri savunma harcamalarını 2035 yılına kadar GSYH’nin %5’ine çıkarma hedefini kabul etmişti. Bu hedef; trilyonlarca dolarlık yeni yatırım ihtiyacı anlamına geliyor.

Ancak kamu bütçeleri tek başına yeterli görülmüyor.

Dolayısıyla;

  • özel sermaye,
  • emeklilik fonları,
  • yatırım bankaları,
  • uluslararası tahvil piyasaları

da bu sürece dahil edilmeye çalışılıyor.

Türkiye açısından neden önemli?

Türkiye bugün;

  • Baykar
  • ASELSAN
  • TUSAŞ
  • ROKETSAN
  • HAVELSAN

gibi küresel ölçekte büyüyen savunma üreticilerine sahip.

Ancak savunma ihracatı büyüdükçe;

  • işletme sermayesi ihtiyacı,
  • ihracat finansmanı,
  • uzun vadeli proje kredileri,
  • tedarik zinciri finansmanı

da hızla artıyor.

Yeni banka; özellikle Türk savunma sanayisinin uluslararası finansmana erişimini kolaylaştırabilecek yeni bir kanal oluşturabilir.

Türk bankaları için yeni dönem başlayabilir

DSRB yalnızca savunma şirketlerine kredi veren bir kuruluş olmayacak.

Aynı zamanda;

  • ticari bankalarla ortak kredi,
  • proje finansmanı,
  • sendikasyon,
  • garanti mekanizmaları

oluşturması bekleniyor.

Bu durum; Türk kamu ve özel bankalarının da ilerleyen dönemde savunma projelerinde daha aktif rol üstlenmesine imkan sağlayabilir.

Avrupa neden temkinli?

İlginç olan nokta ise;

ABD,

Almanya,

İngiltere,

Fransa

gibi büyük ülkelerin ilk etapta kurucu ortaklar arasında yer almaması. Özellikle İngiltere mevcut savunma finansman mekanizmalarıyla yeni bankanın ileride birleşmesini savunuyor.

Uzmanlar iki yapının birbirini tamamlayabileceğini düşünüyor.

NATO artık yalnızca askeri değil finansal ittifak da kuruyor

Son yıllarda NATO;

  • NATO Innovation Fund
  • DIANA teknoloji ağı
  • özel sektör yatırım çağrıları
  • ortak mühimmat üretimi
  • ortak satın alma programları

ile savunma sanayisini finansal açıdan yeniden yapılandırmaya başladı. DSRB bu dönüşümün en büyük adımlarından biri olarak görülüyor. NATO ilk kez yalnızca askeri caydırıcılığı değil, savunma üretiminin finansmanını da kurumsal bir yapı altına taşıyor.

Bankavitrini.com Analizi

134 milyar dolarlık Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası yalnızca yeni bir finans kuruluşu değil; küresel savunma ekonomisinin finansman mimarisini değiştirmeyi hedefleyen stratejik bir girişim niteliğinde.

Bugüne kadar savunma sanayiinin temel sorunu “sipariş almak” iken, artık sorun bu siparişleri finanse edecek uygun maliyetli sermayeye erişim haline gelmiş durumda. DSRB tam da bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

Türkiye’nin kurucu ortaklar arasında yer alması ise yalnızca diplomatik bir kazanım değil; büyüyen Türk savunma sanayiinin uluslararası proje finansmanı, ihracat kredileri ve tedarik zinciri yatırımlarına daha kolay erişebilmesi açısından da stratejik önem taşıyor.

Önümüzdeki yıllarda savunma sektöründe rekabet sadece teknolojiyle değil, sermayeye erişim gücüyle de şekillenecek. DSRB’nin başarısı, NATO ülkelerinin savunma üretim kapasitesini artırma hedeflerinde belirleyici unsurlardan biri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.