Connect with us

GÜNDEM

Prof. Dr. Boratav I Batı’da tedirginlik : Çin sosyalizme mi dönüyor?

Yayınlanma:

|

Batı’da Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP’nin) kimi politikaları “Çin’de kapitalizm tehdit altında mı?” diye sorgulanmaya başladı. 

Bu sorgulamaya göz atmaya başlayalım. 

Şi Jinping güven vermiyor…

Trump yönetimi 2020’nin seçim konjonktüründe Çin-karşıtlığını bir soğuk savaşa dönüştürdü; geleneksel anti-komünist söyleme geçti. Doğrudan doğruya ÇKP (ve giderek Genel Sekreter Şi Jinping) “özgür dünyayı tehdit etmekle” suçlandı. Biden yönetimi de “Çin tehdidi” yaklaşımını benzer bir söyleme dayandırmaktadır. 

Büyük Batı medyasında da Çin’deki gelişmeler benzer endişelerle incelenmektedir. Bugünlerde Çin kapitalizmini tehdit ettiği düşünülen kimi uygulamalar mercek altındadır.

Bazılarını sıralayayım: Bilişim teknolojisinde öne çıkan dev şirketleri denetleme, sınırlama, parçalama önlemleri… Eğitim sisteminde varlıklı ailelerin çocukları için önem taşıyan özel dershanelerin yasaklanması… “Ortak refah” sloganı ile başlatılan eşitlikçi bir söylemin öne çıkması… 

Tipik bir tepkiyi BBC’den Stephen McDonell gösterdi: “Değişen Çin: Şi Jinping’in sosyalizme dönüş çabası” (BBC News, 23 Eylül 2021)…

Cumhuriyet’ten Ergin Yıldızoğlu arkadaşımız ise “Maoizm 2.0” başlıklı yazısında bu gelişmeleri “devlet kapitalizmini güçlendiren”, kültürel uzantılar da içeren önemli, galiba olumlu bir dönüşüm olarak değerlendirdi. 

Bu gelişmeler benim için şaşırtıcı olmadı. ÇKP’nin 100’ncü kuruluş yıldönümü vesilesiyle 9 ve 16 Temmuz 2021’de bu köşede yayımlanan iki yazıda (“ÇKP’nin 100’ncü Yıldönümü” ve “Çin Komünist Partisi’nin 2021 ve 2049 Hedefleri”) Şi Jinping’in Çin’de sistemik bir dönüşüm ima eden tasarımının ciddiye alınması gerektiğini savunmuştum.  

Yukarıda değindiğim yenilikleri bu çerçevede tartışmak istiyorum. İlk olarak Parti’nin 100’ncü yıldönümü vesilesiyle yayımlanan bir ÇKP belgesini, yukarıdaki sorunlar açısından değerlendirelim. 

Şi Jinping öncesinin bilançosu

ÇKP Merkez Komitesi’nin ÇKP: Görevleri ve Katkıları başlıklı bir belgesi Xinhua tarafından 26 Ağustos 2021’de yayımlandı (İngilizcesi: “CPC: Its Missions and Contributions”). Metinde yer alan açıklayıcı notlardan Çin dışındaki okurlara da dönük olduğunu anlıyoruz. ÇKP’nin yüz yıllık tarihinin (elbette Şi Jinping yönetiminin gözlükleri ile) kısa bir bilançosu çıkarılmaktadır. 

Bu bilanço, ÇKP tarafından üstlenilen “tarihsel görev” açıklanarak başlatılıyor: “Çin, 5000 yılı aşan bir tarih içinde uygarlığa silinmez katkılar yapmıştı.  Ancak 1840’taki Afyon savaşı sonrasında Çin yarı-feodal ve yarı-sömürge bir topluma dönüştü. Aşağılanmayı kabullenmek zorunda kaldı.”

“Rusya’nın 1917 Ekim Devrimi Marksizm-Leninizm’i Çin’e taşıdı… 1921’de doğuşundan beri ÇKP, Çin işçi sınıfını, Çin halkını, Çin ulusunu temsil etti… Bir Marksist parti olarak ÇKP önceki siyasal hareketlerden farklıydı; özel çıkarlar izlemiyordu. Başlangıcından itibaren kalıcı hedefleri Çin halkının mutluluğu ve Çin ulusunun gençleşmesi oldu.”

“Çin Komünistleri, öncelikle Mao Zedong, Deng Şiaoping, Jiang Zemin, Hu Jintao ve Şi Jinping tarafından temsil edilerek Marksizmi Çin’in gerçeklerine ve geleneksel kültürüne uyarladılar ve ulusal gençleşme hedefine doğru yürüdüler.” Burada sayılan liderlerin adları, ÇKP Programı’nda da yaptıkları katkılar belirtilerek yer almaktadır. 

Dikkat ediniz: ÇKP’nin tarihsel hedefi ulusal gençleşme olarak ifade edilmektedir. Bu milliyetçi hedef, geleneksel sosyalist, komünist örgütlerin sınıfsal söyleminden; son tahlilde sınıfsız bir toplum arayışından farklıdır. 

Öte yandan aynı belge, sınıf mücadelelerinin farklı aşamalarında ÇKP’nin katkılarını da sıralamaktadır: “Komünistler silahlı devrimciler olarak karşı devrimcileri yendi; emperyalizm, feodalizm ve bürokrat-kapitalizme son verdi; 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu. Sosyalist devrimi gerçekleştirerek binlerce yıllık feodalizme, doğası gereği sömürücü ve baskıcı olan sisteme son verdi. Çin’in temel siyasal sistemi olan sosyalizmi oluşturdu. Sosyalizmi inşa ederken Çin ulusunun tarihindeki en kapsamlı ve derin  toplumsal değişimi gerçekleştirdi. ÇKP ve Çin halkı tüm dünyaya gösterdi ki, Çin’i kurtarabilecek, geliştirebilecek tek düzen sosyalizmdir.  

Sosyalizm’in, anti-feodal bir devrim ve bir “siyasal sistem” olarak nitelendirilmesi dikkat çekmelidir. Üretim araçları üzerindeki özel (kapitalist dahil) mülkiyet ilişkilerinin tasfiyesine dönük devrimci dönüşüm vurgulanmamaktadır. 

Nedeni, ÇKP tarihinin 1979 sonrası betimlenirken anlaşılıyor: “ÇKP kararlılıkla reform ve açılmayı uyguladı… ve Çin’e özgü sosyalizmi oluşturdu; sürdürdü ve geliştirdi. Çin, bu sayede ileri derecede merkezî bir planlamadan canlı bir sosyalist piyasa ekonomisine; kapalı bir ülkeden dünyaya açık bir ülkeye dönüştü.” Bu dönüşümlerin üretim ilişkilerine kapitalizmi yerleştiren boyutu değil; “ülkeyi dünyanın ikinci büyük ekonomisine taşıyan ve halkın genel refahını yükselten” katkıları vurgulanacaktır.

ÇKP Merkez Komitesi’nin ÇKP Görevleri ve Katkıları başlıklı belgesi, ÇKP tarihinin farklı aşamalarında, Parti-içi sorunlara, gerilimlere değinmemekte; Şi Jinping yönetiminin ÇKP’nin tarihsel mirasını olduğu gibi sahiplendiğini göstermektedir. 

“Sosyalizm” geri mi geliyor? 

ÇKP’nin 2012 Kongresi ile Genel Sekreterlik görevini devralan Şi Jinping, Parti belgelerinde ve söyleminde “Çin’e özgü sosyalizm” kavramını sürdürdü; ayrıca, Çin’in henüz sosyalizmin ilk aşamasında olduğunu da tekrar ederek… 

Geçmişten devralınan bu söylemde sosyalizm sadece iki anlamda vardır: ÇKP iktidar tekelini “siyasal bir sistem olarak” sürdürmektedir. Bankacılık gibi bazı stratejik sektörler, merkez bankası rezervleri ve çıplak toprak mülkiyeti kamusal veya (tarımdaki gibi) ortaklaşadır. 

Bu açıdan ÇKP programına Şi Jinping önemli bir yenilik getirdi: ÇHC’nin yüzüncü yüzyılının kutlanacağı 2049’da “Çin’i müreffeh, güçlü, demokrat, kültürel olarak gelişmiş, ahenkli, güzel, modern bir sosyalist topluma dönüştürmek” hedefi… 

ÇKP Görevleri ve Katkıları belgesi, 2012 sonrasını, Şi Jinping dönemini de kapsıyor ve sosyalizm hedefine de yer veriyor. Bu dönemde ÇKP liderliğinin önemi ısrarla vurgulanıyor. Marksizm ayrıca öne çıkarılıyor: “Marksizm, ÇKP’yi yönlendiren tek ideolojidir. Marksizm komünizm ideallerini tanımlar; bunları gerçekleştirme araçlarını açıklar. Çin’in kültürel değerleri ile uzlaşmaktadır; onu savunmayı, geliştirmeyi sürdüreceğiz.” 

Belge, ÇKP saflarında sosyalizm hedefinin tartışılmakta olduğunu da açıklıyor. Tartışılan sorulardan örnekler veriliyor: “Sosyalizm nedir; nasıl inşa edilmelidir? ÇKP nasıl bir parti olmalıdır?

Yanıtların aktarıldığı kesimde 2049’daki hedefe ışık tutan tek açıklama ise şöyledir: “Sosyalizmin özü üretici güçleri özgürleştirmek ve geliştirmektir; sömürüye, kutuplaşmaya son vermektir. Sosyalizmin temel gereksinimi ise ortak refahı gerçekleştirmektir.” 

Nasıl değerlendirebiliriz? “Üretici güçlerin gelişmesi”, belki son tahlilde sosyalizme yol açabilir; ama herhalde “sosyalizmin özü” değildir. 

Çin toplumunun özellikleri içinde “sömürüye son” hedefi, kapitalist üretim ilişkilerinin tasfiyesini gerektirir. Belgede birkaç kere tekrar edilen ortak refah hedefi ise, bu tür devrimci bir adımı değil, gelir ve servet eşitsizliğini hafifleten “daha yumuşak” yöntemleri akla getirmektedir. 

2021 ÇKP belgeleri, izleyebildiğim kadarı ile, geleceğin Çin sosyalizmi için bunları içermektedir. 

Batı burjuva basınında “Çin kapitalizmine son mu veriliyor?” sorusunu tetikleyen uygulamaları önümüzdeki hafta gözden geçirmek istiyorum. 

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.