Connect with us

ŞİRKETLER

Üretici Yapay Zeka Hangi İşlere Talip?

Yayınlanma:

|

Dünya genelinde ekonomik belirsizliğin ve işten çıkarmaların arttığı ve değişimin hız kazandığı bir dönemde; iş liderleri açısından maliyetleri nasıl kısacaklarına ya da hangi alanlara daha fazla yatırım yapmaları gerektiğine yönelik stratejik kararlar günbegün daha önemli hâle geliyor. Bu kararların başını da teknoloji harcamaları ve yatırımları çekiyor. Teknolojide öne çıkan trendler ve popüler uygulamalar iş dünyası liderlerinin karar süreçlerinde ikilemlere neden oluyor: Bir yanda, rakiplere karşı avantaj elde etmek için gelişmekte olan bir teknolojiye erken yatırım yaparak öne çıkan bu teknolojiyi sektörde sahiplenen firma olma fırsatı; diğer yanda ise daha önce benzer süreçlerde ağzı yanmış şirketleri analiz edip, abartılı pazarlamalara kanmadan, “bekle gör” stratejisini benimseyerek, temkinli yaklaşma… Sonuçta doğru kararı verebilmek, üzerinde tartışılan teknolojinin pazardaki statüsü, maliyeti, regülasyonların ve müşterilerin hazır olması, şirketin gerekli altyapı yatırımlarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hedef müşteri ihtiyaçlarına yönelik, problemleri giderecek şekilde teknolojiden yararlanma ihtimali gibi pek çok parametreyi gerektirse de zamanı gelen teknolojiler asla geri çevrilemiyor. Ancak, doğru öngörüler ile sürdürülebilir bir şekilde şirketi öne çıkaracak bir vizyon belirlemek gittikçe zorlaşıyor.

Günümüzde, karar vericiler için özel bir zorluk teşkil etmeye başlayan teknolojilerin başında, yapay zeka (AI) ve makine öğrenmesi uygulamaları geliyor. 2021’de 33 milyar doları bulan yapay zeka odağındaki harcamaların, 2025’te 64 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bunun temel nedenlerini, AI teknolojisinin bir yandan insan kapasitesini aşarak sürekli artan karmaşıklığa çözüm sunacak şekilde hızla gelişmesi ve uygulamasının giderek daha kolay ve daha az maliyetli hâle gelmesi oluşturuyor. Her sektör, gelişen bu alana adapte olmaya çalışıyor. Dünyanın en önde gelen üniversitelerinden olan Stanford Üniversitesi’nde son beş yıl içerisinde AI ile ilgili derslerin sayısında iki kat artış olması, bu alanda yetişmiş insan kaynağına olan ihtiyacı ve gençlerin bu alana olan ilgisini de gösteriyor.

Yapay zeka yatırımlarının içerisinde, son dönemlerde her yerde karşımıza çıkmaya başlayan “üretici yapay zeka” (generative AI) aslan payını almaya başladı. En genel tanımı ile üretici yapay zeka, bir isteme yanıt olarak yeni metin, resim, yazılım kodu, formül, hatta müzik ya da yeni görseller oluşturmak için geniş metin ve görüntü veri tabanlarında eğitilen makine öğrenmesi modellerini ifade ediyor. ChatGPT, Bing AI, DALL-E gibi uygulamalar ile günlük hayatımızın bir parçası hâline gelmeye başlayan üretici yapay zekaya yönelik; “Onsuz yaşayamayacağınız 10 ChatGPT uygulaması!” ya da “ChatGPT’yi yanlış kullanıyorsunuz! İşte ChatGPT kullanıcılarının yüzde 99’unun önüne geçmenin yolları” gibi başlıklarla sosyal medyada sıkça karşılaşmaya başladığınızı düşünüyorum.

Üretici yapay zeka uygulamalarını test edip, bu uygulamalar ile eğlenip, onlara adapte olmaya çalışırken; bu uygulamaların çoktan pek çok işi derinlemesine etkilediğini; hatta bazı işleri insanların elinden almaya başladığını görmeye başladık bile. Yakın tarihli bir Goldman Sachs araştırması, üretici yapay zeka uygulamalarının dünya çapında 300 milyon tam zamanlı işi (mevcut işlerin üçte ikisi olduğu tahmin ediliyor) etkileyebileceğini ve işlerin dörtte birini de tamamen değiştirebileceğini paylaştı.

Üretici yapay zekanın üretim süreçleri üzerindeki etkisi, küresel ekonomiye trilyonlarca dolar değer katabilir

Üretici yapay zeka, bireysel faaliyetlerin bazılarını otomatikleştirerek ya da bireysel çalışanların yeteneklerini artırarak işin anatomisini değiştirme potansiyeline sahip. Mevcut üretici yapay zeka teknolojileri, bugün çalışanların zamanının yüzde 60 ila 70’ini alan iş süreçlerini otomatikleştirme imkanı sağlayarak, işgücü verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Ancak bunun için, çalışanları iş tanımlarını veya sorumluluklarını değiştirmek ve bu süreci desteklemek için gerekli yatırımları planlamak gerekecektir. Çalışanların yeni beceriler kazanmak için desteğe ihtiyaç duyacağının ve bazılarının da görevlerinin değiştirilmesi gerektiğinin bilincinde olarak, organizasyon yapısını gözden geçirmek de gerekecektir.

Yapay zeka işinizi hemen elinizden almayacak

Bununla birlikte, altını çizmemiz gereken bir konu var. İş dünyasında bu tarz radikal kararlar almak ve statükoyu değiştirmek o kadar da kolay olmuyor; üretici yapay zekanın da iş hayatına girmesi yavaş yavaş olacak. Bunun en önemli sebebi, üretici yapay zekanın hâlen gelişmekte olması ve birtakım görevleri tamamen üstlenmeye aday olsa bile; döngülerde hâlâ bir insana ihtiyaç duyulması. Fütürist ve ” Yapay Zeka Her Şeyi Nasıl Dönüştürecek” kitabının yazarı Martin Ford, AI’ın işimizi elimizden alıp almayacağına yönelik şu basit testi kendimize yaparak bir öz değerlendirme yapabileceğimizi belirtiyor: “Başka birinin, yaptığınız her şeyin kaydını inceleyip işinizi nasıl yapacağınızı çözebileceği türden bir işiniz var mı?” Cevap evet ise, o zaman işiniz gerçekten tehlikede demektir.

Her ne kadar gelişme süreci devam etse ve üretici yapay zekanın gücünü, erişimini ve yeteneklerini anlama yolculuğunun başında olsak da bu teknolojinin dönüştürücü etkisini her geçen gün daha derinden hissetmeye başladığımız bir noktadayız. Bir önemli soru da şu: Üretici yapay zekanın, AI’dan beklediğimiz derin öğrenme süreçlerini aktifleştirerek insan beyni gibi hareket edip etmeyeceği…

Peki üretici yapay zeka, öncelikle hangi meslekleri derinden etkileyecek ve dönüştürecek?

Gelin, üretken yapay zekanın mesleklere olan etkisini son araştırmalar doğrultusunda analiz edelim. Tabii öncesinde, önemli bir konunun altını çizmek ve yanlış anlaşılmaları gidermek de gerekiyor. Yapay zeka konu olduğunda hemen hangi meslekleri tehdit ettiği ya da hangi meslekleri ele geçireceği gündem oluyor. Ancak yapay zeka ve üretici yapay zekayı işimizi daha iyi, etkin ve farklı yapmamızı sağlayacak bir araç olarak görerek, yapay zeka ile birlikte çok daha iyi bir ekip olacağımızın bilinci ile bireysel farkındalık kazanmamız ve işimizi dönüştürmemiz gerekiyor. Yani, konu işlerin ya da mesleklerin tamamen değiştirilmesinden öte iyileştirilmesi ve geliştirilmesi olmalı.

Bilgisayar mühendisi ve yazılımcılara ihtiyaç azalacak

Tartışmasız günümüzün en talep gören, aynı zamanda beklentiler açısından hep tartışmalı olan mesleklerinden biri bilgisayar programcıları ve mühendisleri. İstisnasız her firma, hangi sektörde faaliyet gösteriyor olursa olsun, dijital dünyaya adapte olmak için yazılımcılara ihtiyaç duyuyor. Ancak yazılımcı kadrolarını uzun vadeli şirkette tutup, onlardan yüksek verim sağlayacak yapıyı kurmak oldukça zor. Bununla birlikte, üretici yapay zeka uygulamaları sayesinde, firmaların yakın gelecekte yazılımcı eksikliklerini gidermeleri oldukça olası.

ChatGPT gibi gelişmiş üretici yapay zeka uygulamaları, insanlardan çok daha hızlı kod üretebiliyor ya da farklı uzmanlıklarda yazılımcı kadrosu bulundurulması gereken süreçleri basitleştirerek bir projenin daha az çalışanla tamamlanabilmesini sağlıyor.

Uzmanların çoğu, üretici yapay zekanın yazılım geliştiriciler için bir nimet olacağı konusunda hemfikir. Microsoft ve MIT tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Copilot gibi üretici yapay zeka uygulamaları kullanan yazılımcılar, geleneksel kodlayıcılardan yüzde 56 daha hızlı program yazabildiler. Yazılım sektöründe fark yaratması beklenen yazılım geliştiricilerin, otomatik kodlama uygulamalarına en iyi istemleri girme becerisine sahip kişiler olacağı bekleniyor. Şirketlerin BT bölümlerinde “bilgi istem mühendisleri” şeklinde yeni roller çıkması şaşırtıcı olmayacak.

Zaten istenen içerikleri üretebilen bir kaynak varken, içerik sağlayıcılara ihtiyaç var mı?

Üretici yapay zekanın, metin tabanlı verileri iyi analiz edebilmesi, anlayıp yorumlayabilmesi ve yazabilmesi; reklamcılık, gazetecilik ve içerik oluşturmayı içeren birçok mesleği etkilemeye başladı. Ekonomist Paul Krugman, New York Times’daki bir köşe yazısında, ChatGPT’nin bu tarz işlerde raporlama ve yazma gibi görevleri “insanlardan daha verimli” yapabileceğini öne sürdü.

Medya sektörü, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerle şimdiden denemeler yapmaya başlamış durumda. Teknoloji haber sitesi CNET, düzinelerce makale yazmak için ChatGPT’ye benzer bir AI aracı kullanırken (ancak düzeltmeler yapmak zorunda kaldılar), BuzzFeed sınavlar ve seyahat rehberleri gibi yeni içerik biçimleri oluşturmak için ChatGPT’den yararlandı.

Bazı gazetecilik türlerinin yerini de şimdiden yapay zeka almaya başladı. Özellikle spor haberciliği, otomasyona kolayca uyum sağlayabiliyor. Bir algoritma, bir spor müsabakasının özetini ve önemli anlarını hikâyeleştirerek kullanıcılara anında sunabiliyor. Aynı durum, yatırım analistleri ve bazı ekonomistlerin işleri için de geçerli. Associated Press, 2014’ten bu yana, tek bir insan gazeteci olmadan yılda binlerce yatırım raporu yayınlamak için Automated Insights adlı bir yapay zeka platformundan yararlanıyor; bu sayede de uzmanlara daha derin ve yararlı raporlar hazırlamak için yüzde 20 daha fazla zaman kazandırdıklarını belirtiyor.

Ancak, dipnot olarak ekleyelim; ChatGPT’nin 2022 yılına kadar sınırlı olan veri kümesi nedeniyle medyada istenilen sonuçları almak yeni versiyonları gerektirecektir.

Dijital pazarlama otomatize oluyor

Dijital pazarlamacılar ve sosyal medya kanallarını yöneten uzmanlar açısından da üretici yapay zeka bulunmaz bir nimetken bir yandan da bir tehdit. Kişiselleştirilmiş e-postalar oluşturan, sosyal medya gönderileri hazırlayıp gönderen ve A/B testi ve arama motoru optimizasyonu gibi içerik pazarlama kampanyasının parçası olan diğer birçok görevi otomatik hâle getiren üretici yapay zeka uygulamaları kullanıma sunulmaya başlandı. Bu demek oluyor ki, dijital pazarlama gibi ayrı bir uzmanlık alanı yerine pazarlama yöneticilerinin üretici yapay zekadan yararlanarak, stratejinin bir parçası olarak bu görevi basitçe gerçekleştirmesi sağlanabilir.

Bir Hizmet Olarak Hukuk (“Law as a Service”)

Daha önce de referans olarak belirttiğim Goldman Sachs raporuna göre üretici yapay zeka büyük olasılıkla hukuk sektörü çalışanlarını da derinden etkileyecek. Bildiğiniz üzere, pek çok hukukçu, büyük miktarda bilgiyi analiz edip öğrenilenleri sentezlemekten; ardından yasal bir özet veya görüş oluşturarak hizmet verdikleri kişi ya da kurumlar için konuyu anlaşılır hâle getirmekten sorumludur. Hukuk danışmanları ve hukuk yöneticilerinden beklenen görevlerin başında da karmaşık yasal belgeleri anlaşılabilir özetlere dönüştürerek, gerekli aksiyonlara yönelik alternatifleri paylaşmaları geliyor. Üretici yapay zekanın bu alanda da oldukça yararlı olmaya başladığını görüyoruz.

ChatGPT ve benzeri uygulamalar, kendilerine verilen verilerden kolayca yasal özetler ve hatta dava dosyaları oluşturmaya başladı. Bu gelişme, hukuk hizmetlerinin bir servis olarak son kullanıcıya sunulmasının da yolunu açan önemli bir aşama (“law as a service”). Pek çok son kullanıcı, bu tarz uygulamalar yolu ile bir avukat ya da hukuk bürosu ile anlaşmaya gerek olmaksızın, bireylere ya da şirketlere karşı dava açmak için üretici yapay zekadan faydalanabilecek. Normalde birkaç gün ya da bazen birkaç hafta sürebilen çalışmaları ChatGPT’nin bir dakikadan daha kısa sürede yaptığı düşünüldüğünde, avukatların bu gelişmeyi ciddi olarak ele almaları gerekiyor.

Yine, ilk önce otomatikleştirilecek olan işler, zaman alan, tekrarlayan, düşük seviyeli yasal işler olacak. Öte yandan uzmanlar, AI’ın uzman avukatların yerini alamayacağını da savunuyor. Diğer işlerde olduğu gibi üretici yapay zekanın burada da avukatların büyük resmi düşünmeye daha fazla zaman ayırmasına, rutin işlere ise daha az zaman ayırmasına imkân sağlayacağını belirtebiliriz.

Muhasebe süreçleri de otomatize oluyor

Hukuk gibi mali işler de üretici yapay zekanın öncelikle odaklandığı ve servis haline gelebilecek bir alan. Kâr/zarar tabloları ve bilançolar oluşturmaktan tüm mali raporların taslağını çıkarmaya kadar yapılacak pek çok çalışmayı ChatGPT bu alanda da basitlikle devralabiliyor. Bu durum, şirketlerin ihtiyaç duyduğu yüksek profilli muhasebe işleri için zaman kazandırabiliyor.

Pazar araştırmacıları ve veri analistleri

Pazar araştırmacıları, veri toplamaktan, verideki eğilimleri belirlemekten ve bulgularını etkili bir pazarlama kampanyası tasarlamak veya reklamın nereye harcanacağına karar vermek için kullanmaktan sorumludur. Ancak, dijital dünyamızda analistler veri içinde boğuluyor: Satış rakamları, demografik veriler, iklim modelleri sayılabilir. Tüm bu veriyi elemek, gizli eğilimleri belirlemek ve eyleme geçirilebilir önerilerde bulunmak veri analistlerinden beklenen görevler.

Diğer birçok sektörde olduğu gibi, üst düzey analiz ve karar verme ihtiyaç olmaya devam edecek, ancak daha düşük düzeyli veri analiz süreçleri (yatırım bankacılığı ve özel sermayedeki finansal modelleme gibi) AI tarafından devralınacak.

Eğitimciler de üretici yapay zekadan etkilenecek

Eğitim sektöründe, dünya genelinde süregelen bir tartışma da öğrencilerin ChatGPT kullanarak ödevlerini, projelerini, hatta sınavlarını yapmaları üzerine.  Bununla birlikte, Rochester Institute of Technology’de bilgi işlem ve bilgi bilimleri bölümünde dekan yardımcısı olan Pengcheng Shi’ye göre, öğretmenlerin iş güvenliklerini de düşünmeleri gerekiyor. Shi, New York Post’ta verdiği bir röportajda ChatGPT’nin “dersleri de verebileceğini” belirtti. ChatGPT’yi eğiterek, müfredattaki ders içeriklerini oluşturabilmek ya da belirli konulara yönelik yeni ders içerikleri tasarlamak mümkün.

Sanatçılar ve grafik tasarımcılar

ChatGPT gibi yapay zeka araçlarının aslında sanat ve grafik tasarım gibi “yaratıcı” sektörlerdeki çalışanların daha yüksek kaliteli işler üretmesine de yardımcı olabileceği görülüyor.

Grafik tasarımcılar, DALL-E 2 gibi uygulamalara iki şekilde bakabilirler: Bunu, insan tasarımcıları geçersiz kılacak bir tehdit olarak görebilirler veya insan eliyle mükemmelleştirilebilecek fikirleri hızlı bir şekilde oluşturmak için kullanabilirler. Sanat alanında da üretici yapay zeka hızlı ama sıradan tasarımlarda uzmanlaşan grafik sanatçıların yerini alacak, ancak her zaman üst düzey işler için bir pazar olacak. AI’ı tıpkı boya fırçasının bir araç olduğu gibi “bir araç olarak” ele almak gerekiyor. İnsan olmadan yaratıcı uygulamalar eksik kalıyor.

Üretici yapay zeka, yeni oyunlar oluşturmak ve mevcut olanları iyileştirmek için de kullanılabilir

Yapay zeka ayrıca, sanal ortamlar, özel efektler, karakter animasyonları ve A’dan Z’ye tüm ortamları tasarlayabiliyor. İspanyol bir girişim olan Vidtext, metinden video oluşturmayı kullanarak çekim, oyuncu veya pahalı ekipman ihtiyacını ortadan kaldırıyor ve 40 farklı dilde özel şablonlarla 3D avatarlar oluşturabiliyor. Bu videolar, pazarlama veya e-öğrenim gibi çeşitli uygulamalar için de kullanılabiliyor. Son zamanlarda Hollywood’da görülen protestolar, film ve animasyon sektöründe yer alan uzmanların yapay zekaya karşı ne derece endişeli olduklarını gösteren oldukça somut bir gelişme.

Müşteri hizmet yetkiliniz bir yapay zeka

Teknoloji araştırma şirketi Gartner tarafından 2022 yılında yapılan bir araştırma, 2027 yılına kadar şirketlerin yaklaşık yüzde 25’i için sohbet robotlarının ana müşteri hizmetleri kanalı olacağını tahmin ediyor.

Yapay zeka, 7/24 destek sağlayarak ve yaygın müşteri sorgularını hızlı ve doğru bir şekilde ele alarak müşteri hizmetleri deneyimini önemli ölçüde iyileştirebilir. Bu, insan müşteri hizmetleri temsilcileri üzerindeki iş yükünü azaltabilir, müşteri memnuniyetini artırabilir ve müşteriyi elde tutmayı iyileştirebilir.

Gerçek zamanlı çeviri artık hayal değil

En son haberleri kaçırdıysanız, GPT-4’ün 26’dan fazla farklı dili (yaygın olarak kullanılan ve daha incelikli diller) desteklediğini bilmekte fayda var. Bu tür bir destek, ChatGPT’yi yalnızca daha erişilebilir kılmakla kalmıyor, aynı zamanda cümle, belge ve hatta sözcük çevirisinde araçsal hâle getiriyor ve hemen hemen her şeyi zahmetsizce tercüme etmeye olanak sağlıyor. Bu uygulamalar ayrıca belirli aksanlar için genişletilmiş desteğe sahip ve sesli çeviriyi de etkinleştirebiliyor.

Daha az kasiyer ve garson

Kasiyer ve garson gibi mesleklerin yapay zeka tarafından dönüşümünü Amazon Go’nun kasasız alışverişi ya da Big Chefs’in robot garson uygulamalarında bizzat görmeye başladık bile.

İK süreçlerinde sanal bir insan kaynakları uzmanı ortaya çıkabilir

Doğru programlandığında ChatGPT, sorması gereken sorularla birlikte bir işe alım uzmanı rolünü üstlenebilir ve doğru adayları filtreleme ya da doğru pozisyonlar için eşleştirmede İK uzmanlarına destek olabilir. Bununla birlikte, AI kendi başına bırakıldığında kafa karıştırıcı sorular sorabilir ve bu nedenle arka plan bilgilerine ihtiyaç duyar. Ayrıca, bir işe alım görevlisinin rolü, mülakattan çok daha fazlasını, potansiyel adayları şirkete girmeye ikna etmekten; en iyi teklifle anlaşmaya kadar birçok rolü içeriyor. Böyle bir süreç, insanların duygusal zekasını gerektiriyor ve bu yapay zekanın sahip olduğu bir şey değil.

Pazarlama ve satış görevlileri de yapay zekayı benimsemeli

Yapay zekanın her sektörü derinden etkileme süreci artarak devam ederken, pazarlama ve satış operasyonları da bu değişimden nasibini alıyor. McKinsey tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırmaya göre mevcut satış ekibi işlevlerinin beşte birinin otomatikleştirilebileceği ortaya çıkarmış durumda.

Müşteri davranışını, tercihlerini ve demografisini analiz etme yeteneği sayesinde üretici yapay zeka, kişiselleştirilmiş içerikler ve mesajlar oluşturuyor. Hiper ölçekte kişiselleştirilmiş bilgilendirme e-postaları ve bağlamsal sohbet robotu desteği satış süreçlerinde oldukça yardımcı oluyor. Ayrıca, her ekip üyesi için 7/24 sanal asistan hizmeti sağlanarak, özel öneriler, hatırlatıcılar ve geribildirimler sunarak çalışanlarda daha yüksek katılım ve dönüşüm oranları sağlayabiliyor.

Laboratuvar uzmanları

Teknoloji sayesinde bilimsel araştırmalar hızlanırken üretici yapay zeka teknolojisi, çeşitli alanlarda araştırmaları daha da hızlandırma konusunda umut vaat ediyor. Bunun nedeni, üretici yapay zekaların devasa veri kümeleri üzerinde eğitilmiş olması. Bu kadar muazzam araştırma verisiyle, farklı disiplinlerde öngörüler ve hipotezler oluşturmak; araştırma süreçlerini ve parametrelerini öğrenerek, bunlardan sonuçlara varmak mümkün olabiliyor.

Üretici yapay zekanın bilimsel araştırma süreçlerinde kullanıldığı alanların başında, ilaç keşif süreçleri yer alıyor. Yapay zeka, kritik hastalıklar için yeni ilaçların keşfini ve geliştirilmesini hızlandırmak amacıyla bilgisayar simülasyonu oluşturuyor ve ilaçların etkinliğini test etmek adına klinik deneyler için alternatifleri çıkarıyor.

Sonuç olarak, yapay zeka sürekli gelişiyor ve gelişmenin hızı artıyor. Bu hız iş hayatını ve tüm sektörleri farklı alanlarda derinden etkilemeyi sürdürecek. Bu değişime nasıl hazırlanacağımızı düşünmeli ve insan olarak daha iyi yapabildiğimiz işleri yapmak için vites yükseltmeliyiz.

HBR – Ergi Şener

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM!

Yayınlanma:

|

Ticaret Bakanlığının yönetmelik değişikliğiyle taksitli satışlarda genel 12 ay sınırı kaldırıldı. Ancak kredi kartıyla yapılan alışverişlerde bütün taksit sınırları ortadan kalkmış değil. Yeni dönemde gözler BDDK’nın kararlarında.

BANKAVİTRİNİ.COM | EKONOMİ

Taksitli alışverişte yeni dönem başladı. Ticaret Bakanlığının hazırladığı yönetmelik değişikliği, 15 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle konut satışları dışındaki taksitli mal ve hizmet satışlarında taksit sürelerini belirleme ve ilave sınırlamalar getirme yetkisi Ticaret Bakanlığına verildi.

Düzenleme, perakende sektöründe uzun süredir uygulanan taksit sınırlarının yeniden belirlenmesinin önünü açarken kredi kartı kullanıcıları açısından da yeni bir tartışma başlattı: Kredi kartıyla alışverişte 12 ay taksit sınırı tamamen kalktı mı?

Ticaret Bakanlığının açıklaması, bu soruya temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.

Kredi kartlarında bütün sınırlar kalkmadı

Taksitli satışlara ilişkin düzenlemelerde iki ayrı yetki alanı bulunuyor. Kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansmanı yoluyla gerçekleştirilen satışların taksit süreleri BDDK tarafından belirleniyor. Bu yöntemlerin dışında kalan senetli satışlar gibi taksitli satış yöntemleri ise Ticaret Bakanlığının düzenleme alanında bulunuyor.

Yeni yönetmelik değişikliği, Bakanlığın kendi yetki alanındaki satış yöntemlerini BDDK kararlarıyla uyumlu biçimde düzenlemesini amaçlıyor.

Bu nedenle yönetmelikteki genel 12 aylık sınırın kaldırılmasını, kredi kartıyla yapılan bütün alışverişlerde sınırsız taksit uygulamasının başladığı şeklinde yorumlamak doğru değil. Elektronik eşya, beyaz eşya, mobilya, turizm, taşıt ve kuyum gibi ürün gruplarındaki kredi kartı taksit sınırları bakımından BDDK düzenlemeleri önemini koruyor.

Cep telefonlarında dikkat çeken değişiklik

Yeni düzenlemeyle cep telefonu alımlarında da taksit koşulları güncellendi.

  • Sıfır cep telefonları: 40 bin TL ve altındaki telefonlarda 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
  • 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlar: 3 aylık vade sınırı korunuyor.
  • Yenilenmiş cep telefonları: Herhangi bir tutar sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit imkânı getirildi.

Buna karşılık elektronik eşya, tablet, televizyon, elektrikli ev aletleri, mobilya, yurt içi turizm ve seyahat, taşıt ve kuyum satışlarında mevcut taksit tutarı ve vade sınırlarında değişikliğe gidilmedi.

Taksit süresinin uzaması tüketimi artırır mı?

Taksitli alışverişte vade seçeneklerinin genişlemesi, tüketicilerin yüksek tutarlı ürünlere erişimini kolaylaştırabilir. Perakende işletmeleri açısından da satışları destekleyebilecek bir esneklik oluşturabilir.

Ancak Türkiye’de yüksek faiz oranları, kredi kartı borçlarının maliyeti ve hane halkının satın alma gücü dikkate alındığında, taksit sayısının artırılması tek başına tüketimi canlandırmaya yetmeyebilir.

Tüketicinin aylık taksit tutarına odaklanırken toplam ödeme miktarını, varsa vade farkını ve bütçesi üzerindeki yükü de hesaplaması gerekiyor.

Gözler BDDK’nın yeni kararlarında

Ticaret Bakanlığı, BDDK tarafından alınacak yeni kararların ardından gerekli düzenlemelerin hızlı biçimde hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Bu durum, taksitli alışverişte yeni değişikliklerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor; ancak kredi kartlarında bütün ürünler için 12 ay sınırının kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

Bankavitrini.com’un değerlendirmesi: 12 aylık genel taksit sınırının kaldırılması, perakende satışların düzenlenmesinde önemli bir değişiklik. Ancak tüketicilerin kredi kartıyla alışverişte daha uzun vadeli ödeme yapabilmesi, ilgili ürün grubu için geçerli BDDK düzenlemesine bağlı. Yeni dönemin asıl etkisi, mevzuattaki yetki değişikliğinin kredi kartı uygulamalarına nasıl yansıyacağıyla netleşecek.

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 15 Ekim 2026 tarihli açıklamaları ve Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Teknoloji devleri kâr rekorları kırarken, borç cephesinde alarm zilleri çalıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapay zekâ yatırımlarında yaşanan patlama, teknoloji dünyasında daha önce görülmemiş kâr rakamlarını da beraberinde getiriyor. Bu sabah haber akışında Güney Kore devi Samsung’un üçüncü çeyrekte faaliyet kârının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 9 kat artarak 80 milyar dolara ulaşmasını beklediğini okuduk. Bu rakamın, bir teknoloji şirketinin tek çeyrekte elde ettiği en yüksek faaliyet kârı olarak tarihe geçeceğinin altını çizmek isterim. Yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan bellek çiplerine yönelik güçlü talep kâr beklentisinin arkasında yatarken, üretimin talebe yetişememesi nedeniyle fiyatların da hızla yükseldiğini görüyoruz. Samsung ve Micron, çip piyasasındaki arz sıkıntısının 2028 yılına kadar devam edebileceğini öngörüyor.

Samsung’un rekor kâr beklentisine rağmen hisselerinin haziran ayındaki zirvesinden %25’in üzerinde gerilemiş olması ise dikkat çekiyor. Yatırımcılar artık yapay zekâ yatırımlarının ne kadar hızlı büyüdüğünden ziyade, bu büyümenin ne kadar sürdürülebilir olduğunu sorgulamaya başladıklarını pek çok kez bültenlerimizde işlemiştik. Yükselen maliyetlerin Samsung’un akıllı telefon bölümünü de olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bir tarafta yapay zekâ sayesinde rekor kârlar, diğer tarafta bu kârların sürdürülebilirliğine ilişkin artan soru işaretleriyle teknoloji hisselerinde bu sabah satıcılı bir havanın egemen olduğunu görüyoruz.

Japonya’nın Nikkei endeksi %1 gerilerken, Güney Kore borsası %1,3 düşüşle başı çekiyor. ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamlamasının ardından bu sabah vadeli endekslerde de hafif de olsa kırmızı renk gözüme çarpıyor. Yapay zekâ yatırımları için şirketlerin daha çok borçlanması da faiz oranlarını daha da yukarıya iterken, Broadcom’un 50 milyar dolar, SpaceX’in ise 40 milyar dolar civarında kaynak sağlamaya hazırlandığını okuyoruz. Bu kaynakların önemli bölümü Nvidia çiplerinin satın alınmasında kullanılacak. Yapay zekâ yatırımlarından beklenen gelirler henüz gerçekleşmeden şirketlerin borç yükü ise devamlı bir şekilde artıyor. Yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi, bu yatırımların ne zaman meyve vereceğine yönelik endişeleri artırmaya başladı. Uzun bir süredir borsaları yukarıya taşıyan rüzgâr olan yapay zekâ temasının büyük bir hikâye olduğunu kabul etsek de, yatırımcıların sabrının zorlanmaya başladığını da not etmemiz gerekiyor.

Yapay zekâ tarafından artan borçlanma ihtiyacı, zaten yüksek kamu borçları ve enflasyon endişeleriyle baskı altında olan tahvil piyasası açısından da büyük önem arz ediyor. ABD ve Avrupa devletleri artan bütçe açıklarını finanse etmek için yoğun şekilde borçlanırken, kervana büyük teknoloji şirketlerinin de katılması, borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Biraz daha geniş açıdan bakmak gerekirse, küresel borç stoku 366 trilyon dolara ulaşırken, bu rakam dünya ekonomisinin bir yılda ürettiği toplam mal ve hizmetin yaklaşık 3,1 katına denk geliyor. Başka bir ifadeyle, dünyada yıllık her 1 dolarlık üretime karşılık 3,1 dolarlık birikmiş borç bulunuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de de durum pek farklı değil. Kamu borcu 40 trilyon doları aşarken, devletin topladığı her 5 dolarlık verginin yaklaşık 1 doları artık borç faizlerinin ödenmesine gidiyor. Üstelik tahvil faizleri yükseldikçe mevcut borçların yeniden finansmanı da giderek pahalılaşıyor.

Amerikan 30 yıllık tahvil getirisi dün gün içerisinde %5,73 seviyesine yükselerek son 24 yılın zirvesini bir adım daha yukarıya taşıdı. Yatırımcıların tahvil riskini üstlenmek için daha yüksek getiri talep ettiğini görüyoruz. Bu gelişmelere ilaveten, Avrupa’da artan siyasi belirsizlikler ve Fransa’nın mali sorunlarının İtalya ve Yunanistan gibi borçlu ülkelere de sirayet edebileceği endişesi, ortak para birimi euro üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. EURUSD paritesi dün sabah saatlerinde bir miktar soluklanmasının ardından bu sabah yeniden 1,12 seviyesinin altına sarktı. Dolar endeksi 102,50 seviyesinin kıyısında ve son altı ayın zirvesinde yer aldığını da not edelim. Dün gün içerisinde altının ons fiyatı 4,065 dolar seviyesine kadar gerilerken, gümüş de 59 dolar seviyesinin altını test etti. Dün gece düzenlenen ABD 10 yıllık tahvil ihalesine endişe edilenin aksine alım gelmesiyle, bu sabah kıymetli metaller soluklandı: altının ons fiyatı 4,140 dolar, gümüşün ise 60 dolar seviyelerine yükseldi.

Yemen’deki İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanını hedef almasıyla üç kişi hayatını kaybederken, 36 kişi yaralandı. Husiler ayrıca Yemen’in Aden Havalimanı’na füze ve İHA’larla saldırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise misilleme olarak Yemen’de 80’den fazla Husi askerî hedefini vurduğunu açıkladı. Çatışmaların özellikle Bab el-Mandeb Boğazı çevresinde yoğunlaşması dikkat çekiyor. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığı zaten aksarken, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli geçiş noktalarından Bab el-Mandeb’in de tehdit altında olması küresel enerji arzı ve taşımacılık maliyetleri açısından riskleri yukarıda tutuyor.

Çatışmaların Yemen ve Suudi Arabistan sınırlarını aşarak bölgesel bir boyut kazanmaya başladığını görüyoruz. Reuters haberlerinde, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ağırlıklı olarak savunma ve teknik destek sağladığını okuyoruz. Bir taraftan ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslar sürerken, diğer taraftan Yemen cephesinde çatışmaların genişlemesi jeopolitik riskleri artırıyor. Enerji üretim tesislerinin yanı sıra petrolün dünyaya taşındığı kritik geçiş noktalarının da tehdit altında olması, petrol fiyatlarının yüksek kalmasına ve küresel enflasyonla mücadelenin zorlaşmasına neden olabilir. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselişle yeniden 102 doların üzerine yükseldi.

Jeopolitik riskler ve yapay zekâ tarafındaki gelişmeler yatırımcıların odağında bulunurken, Fed’in dün gece yayımlanan 15-16 Eylül toplantı tutanakları da yakından takip edildi. ABD Merkez Bankası’nın eylül ayında yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımına tüm üyelerin destek verdiğini, ancak bu kararın arkasındaki gerekçelerin farklılaştığını görüyoruz. Bazı üyeler enerji fiyatları ve gümrük tarifelerinden kaynaklanan enflasyonist baskıların kalıcı hâle gelmesini önlemek amacıyla faiz artırımını gerekli görürken, diğerleri güçlü iç talebin de enflasyonu beslediğini ve daha sıkı bir para politikasına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Tutanaklarda asıl dikkat çeken nokta ise üyelerin çoğunun yıl sonuna kadar bir faiz artırımını daha uygun görmesi oldu. Bu sabah itibariyla, ekim toplantısında faiz oranlarının sabit bırakılacağına yönelik beklenti %81 seviyesinde bulunurken, aralık toplantısına yönelik artırım beklentisi ise %88 seviyesinde fiyatlanıyor. Son dönemde beklentilerin altında kalan istihdam ve enflasyon verilerinin ardından Fed’in aralık ayında nasıl hareket edeceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Türkiye cephesinde ise fon krizi yakından takip edilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomi yönetiminin gerekli adımları attığını ve sürecin sonunda sermaye piyasalarının daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Erdoğan, “Meselenin idari ve siyasi cephesinde yük bizlerin omzunda; ne gerekiyorsa yapılacak” derken, “Biz neler gördük neler, bizim için bu çözülemeyecek bir sorun değildir” ifadelerini kullandı. Fon krizinin yansımalarına paralel sorunlu şirketler tahvil ödemelerini yapamazken, zorlu tasfiye süreci hisse senetleri üzerinde baskı kuruyor. En gözde şirketlerin yer aldığı BİST30 endeksi dün günü %2,4 düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %2 geriledi. USDTRY kuru yarın valörlü işlemlerde 49,22 seviyesine yükselirken, TCMB’nin net yabancı pozisyonu 6 Ekim valörlü işlemlerde 3,9 milyar dolar gibi şaşırtıcı bir artış kaydetmiş! CDS risk primi ise 251 baz puan ile düne nazaran önemli bir değişim göstermezken, ABD tahvil faizlerinin seyrine istinaden, Türkiye’nin 10 yıllık eurobond verimi %8 eşiğinin kıyısında seyretmeye devam ediyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.