Connect with us

BANKA HABERLERİ

KKM maliyeti sürdürülebilir değil

Doğru para politikasının uygulanmadığı noktada bir de rezerv kaybı kaçınılmaz olunca, sattığınız opsiyonla (KKM ile) birlikte riskiniz ikiye katlanır. Kısacası bataklığa batmış birinin debelendikçe batışı gibi bataklık sürekli sizi içine çeker.

Yayınlanma:

|

Bir kurtarıcıymış gibi hayatımıza girmesinin üzerinden nerdeyse 1 yıl 8 ay geçmesine rağmen Kur Korumalı Mevduat tam bir bataklığa dönüştü dersek yanlış söylemeyiz. Öncelikle kavramları yerli yerine oturtmak için bilmeyenler açısından ve hatta daha geniş bir bakış açısıyla görebilmek için Kur Korumalı Mevduatı oluşturan bileşenlerin ne olduğunu anlatmakla başlayacağım yazıma.

Bundan önceki yazılarımda bahsettiğim gibi KKM yapılandırılmış bir ürün. Yapılandırılmış ürün birden fazla ürünün bir araya gelmesi ile oluşturulan basit bir finansal mühendislik. Peki bu üründe ne var?

  • Mevduat
  • Opsiyon

Mevduat en basit tanımı ile tasarruf sahiplerinin birikimlerini değerlendirmek için bankalar nezdinde açtığı kısa vadeli tasarruf aracıdır. Para politikalarının normal olarak işlediği ekonomilerde mevduat faizlerinin para politikası faizlerine yakınsayarak fiyat istikrarını sağlayan bir fonksiyonu olması istenir. Böylece “Yerli ve Milli” para, tasarruf sahibi tarafından tasarruf aracı olarak tercih edilirken, Merkez Bankasının uyguladığı para politikası daha etkin olur ve fiyat istikrarının sağlanması için büyük bir adım atılmış olur. Büyük bir adım diyorum çünkü fiyat istikrarı sadece para politikası ile sağlanmaz. Konumuz dışında olduğu için bunun Maliye Politikası olduğunu söyleyip diğer noktaya geçeceğim.

Opsiyonlar, finansal piyasalara 1973 yılında Fischer Black, Robert Merton, ve Myron Scholes adında üç ekonomist tarafından geliştirilen modelle girdi ve geliştirilerek kullanılmaya başlandı. Opsiyonların teorisine girmeyeceğim ama sadece şunu belirterek ne olduğu konusunda daha açık bir fikir edinilmesini amaçlıyorum. Herhangi bir durumun sigortalanması gibi, finansal piyasalarda herhangi bir enstrümanın fiyat artış veya azalışlarının sigortalanması için kullanılan bir türev ürün diyerek bu konuyu biraz açayım.

Bir opsiyon, alıcısına, yani sigorta yaptırana ödediği bir prim karşılığında bir hak verir. KKM’de sigorta yaptıran (yani belirli bir fiyattan ABD Doları alma hakkı alan) kişi bir opsiyon satın almış olur. Opsiyonu alan kişinin zararı ödediği prim kadardır. Kârı ise sonsuza kadar gider. Şunu bir defa daha vurgulamak önemlidir. KKM yapanların normalde bu işlem için bir prim ödemesi gerekirken, yapılan işlemlerden hiçbir şekilde bir prim tahsilatı yapılmamıştır. Aslında alınmayan bu primin TL’ye dönme karşılığında TCMB ve Türkiye Hazinesi tarafından KKM sahibine yapılan bir jest olduğu düşünülebilir.  Şimdi bir örnek üzerinden gidelim.

Ahmet 31 Mayıs sabahı kalktığında vadesi gelmiş dolar mevduatını ne yapacağını düşünür. 22 Aralık 2021 tarihinde bir gecede yaşanan o çılgın oynaklık aklına gelince elindeki 100.000 $’ı KKM yapmaya karar verir. TL değer kazanırsa elindeki TL ile daha çok dolar alabilecek, aksi olur da dolar TL karşısında değer kazanırsa da TL’de kalarak dolar olarak baktığı anaparasından olmak istememektedir. Sabah erkenden bankanın yolunu tutar ve müşteri temsilcisinin önüne oturur. Müşteri temsilcisi o gün belirlenen 20.6985 $/TL kurundan 100.000$’ını TL’ye döneceklerini, 92 günlük mevduat karşılığında kendisine TL faizi olarak %32 verebileceklerini, vade tarihinde de başa baş kur olan 22.3680’nin geçilmesi durumunda aradaki farkın TCMB tarafından karşılanacağını kendisine iletir. Ahmet başa baş kurun ne olduğunu sorar. Müşteri temsilcisi kısaca formülü kendisiyle paylaşır.

TL’ye Dönüşüm kuru * (%32*92gün/3605+1) = Başa baş Kur

20.6985 * (%32*92/365+1) = 22.3680

Tamam der Ahmet ve Müşteri temsilcisine işlemi yapalım diyerek onay verir.

Normalde mevduatının TL’nin değer kaybına karşı sigortalandığı yerde belirli bir sigorta primi ödenmeli ve ZARAR’ı sadece o sigorta primi kadar olmalıdır ama böyle bir primi kimse ondan istememiştir.

Aradan geçen 76 gün sonunda düşünmeye başlar ve 31 Ağustostaki vade tarihinde farklı kur senaryolarına göre bu işlemde kâr/zarar grafiği çizseydim eğer nasıl bir grafik olurdu diye uğraşır. Sonunda aşağıdaki grafik ortaya çıkar.

Grafik-1

Bu işte bir gariplik vardır. Normalde mevduatının TL’nin değer kaybına karşı sigortalandığı yerde belirli bir sigorta primi ödemeli ve ZARAR’ı sadece o sigorta primi kadar olmalıdır ama böyle bir primi kimse ondan istememiştir. Üstelik vade tarihinde kur bugün olduğu gibi 27.00’lerde kalırsa TL olarak bozdurduğu Dolar başına 27.00 – 22.368 = 4.632 ₺ kâr etmektedir. 100.000 $ ana parası aynı kalmıştır ama kurdaki bu yükselişe karşı bu işlem kendisini korumuştur.

Sonra oturup düşünür. Benim vade tarihinde farklı kur senaryolarında çizdiğim bu kâr/zarar grafiği bu sigortayı bana yapan için nasıldır diye? Grafiğin bunun tam tersi olduğunu tespit eder.

Grafik-2

 

Manzara aslında korkunçtur. Sadece kendisi için yaptığı 100.000$’lık KKM’de bu avantajı kendisine sağlayan TCMB 463.200₺ zarar etmiştir. Toplam rakamı düşününce içini bir sıkıntı kaplar.

Veriler şeffaf olmadığı için tam olarak bilmesek de Hazine’nin KKM’nin %20’sini, TCMB’nin %80’nini yaptığı varsayımında TCMB’nin bahsi geçen dönem için KKM’den 759,5 milyar₺ zarara uğradığını söylemek yanlış olmaz.

Ahmet’in içini sıkıntı kaplamasını gayet doğal karşılıyorum. Bugüne kadar sadece Hazine tarafından yapılan ve bütçeye yansıyan yük 2022 Mart-Ağustos 2023 için toplam 151,9 milyar TL. Üstelik bu rakam sadece Hazine’nin üstlendiği kısım. Veriler şeffaf olmadığı için tam olarak bilmesek de Hazine’nin KKM’nin %20’sini, TCMB’nin %80’nini yaptığı varsayımında TCMB’nin bahsi geçen dönem için KKM’den 759,5 milyar₺ zarara uğradığını söylemek yanlış olmaz. TCMB’nin başka kalemlerden (APİ işlemlerinden aldığı faiz gelirleri, muhasebe metodolojisini değiştirerek) 2022 yılında yaptığı kâr nedeniyle bu rakam net görülmemekle birlikte son dönemdeki kur artışı nedeniyle bilanço kalemlerinde bu zararın boyutu da yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır (Bkz Grafik-4):

Grafik-3

Grafik-4

Üstelik üzerinde defalarca durduğum ama bir türlü dikkate alınmayan nokta da ayrı bir zararın konusu. Bunu politikacılar olağan bir durummuş gibi karşılıyorlar. Ama vatandaş adına karar alan ve onun hakkını gözetmek yükümlülüğü ve zorunluluğu bulunan TCMB’nin ve Hazine’nin tahsil etmediği PRİM (SİGORTA BEDELİ) de aslında bu zarar kalemlerinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK’nın istatistiklerini haftalık olarak açıkladığı KKM tutarların Şubat 2022’den Ağustos 2023’e kadar ortalama 77,6 milyar dolar olduğu, ağırlıklı olarak yapılan KKM vadelerinin de (önceleri 6 aylık kısa bir süre sonra 3 aylık) ortalama 3 ay olduğu düşünüldüğünde ve KKM’nin 5.8 defa (3 er aylık dönemlerle yenileme) yenilendiği düşünüldüğünde, vaz geçilen prim tutarının yaklaşık olarak şu miktarda olduğunu hesaplıyorum.

Vatandaş adına karar alan ve onun hakkını gözetmek yükümlülüğü ve zorunluluğu bulunan TCMB’nin ve Hazine’nin tahsil etmediği PRİM (SİGORTA BEDELİ) de aslında bu zarar kalemlerinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum.

Dolar – TL Opsiyon fiyatlaması

Ortalama 3’er aylık dönemlerde yenilenen 77.6 milyar için 3 aylık ortalama oynaklığı Dolar karşısında %24 olan TL’nin yine, 3 ay için sigorta primi yaklaşık 3.7 milyar $. 2022 Şubat’ından itibaren dönemsel olarak bunun 5.8 defa üçer aylık olarak yapıldığını düşünürseniz rakamın korkunç boyutları daha da ön plana çıkıyor. Kısaca TCMB 5.8 defa KKM yaptığı ve mevduatını sigortaladığı mudiden 3.7 milyar dolar, yani toplamda 21.39 milyar $, evet yanlış okumuyorsunuz 21.39 milyar dolar tahsil etmemiş. Şubat 2022-Ağustos 2023 ortalama Dolar/TL kuru 18.56 olarak dikkate alındığında bu prim miktarının TL cinsinden ifadesi ise 397 milyar TL’ye denk geliyor.

Bu hesaplamaları, TCMB verileri şeffaf olmadığı hâlde, KKM’nin sürekli yapılagelen bir ürün olarak hayatımızda olması nedeniyle birtakım varsayımlara dayandırarak yapıyorum. Ama bu varsayımların arka planındaki verilerin hepsi piyasa koşullarında oluşan parametrelere dayanıyor. Örneğin Dolar/TL oynaklığı 3 ay için ortalama %24 olarak hesaplarken iyimser bile kalıyor olabilirim. (Bkz Grafik-5)

Grafik-5

Opsiyonda kritik olan kullanım fiyatı hesaplamasını da yine iyimser olarak bankanın düşük faizle hesapladığı başa baş kuru ile piyasanın faizlerinin aynı olduğu iyimser yaklaşımına dayandırıyorum (Piyasa faizleri daha yüksek olduğundan bankanın hesapladığı başa baş kuru daha düşük kaldığından aslında prim miktarı çok daha yüksek çıkar)

TÜM BUNLAR YAPILIRKEN VARSAYIM NE OLMUŞ OLABİLİR?

KKM’nin bir para politikası aracı olmadığını defalarca yazdım çizdim. Hâlâ da aynı noktadayım. Bu nedenle KKM Para politikası açısından hiçbir stratejiyi içermez diye iddialı bir söylemde bulunacağım.

Diğer taraftan bir opsiyon satarken risk yönetmek adına da bir stratejinizin olması gerekir. Kısaca sattığınız opsiyona konu olan varlığı en azından belirli bir tutarda elinizde bulunduruyor olmanız doğru risk yönetimi yapmanız adına şarttır. Eksi rezervle, borçlanılmış ve size ait olmayan varlıklarla yaptığınız opsiyon satışının, eninde sonunda riskin gerçekleşmesi ile hüzünlü bir sonla biteceğini tahmin etmelisiniz. Tecrübeli bir finans yöneticisi bu sonuçları önceden tahmin etmekle yükümlü olan kişidir. Üstelik bunu kamu adına, vergi ödeyen vatandaşlar adına yapıyorsa bu sorunluluk kat kat artar.

Eksi rezervle, borçlanılmış ve size ait olmayan varlıklarla yaptığınız opsiyon satışının, eninde sonunda riskin gerçekleşmesi ile hüzünlü bir sonla biteceğini tahmin etmelisiniz.

Eğer ihracatçıdan, turizmciden ve KKM yoluyla vatandaştan aldığınız dövizlerle nasılsa piyasanın kendisi olacağım, oynaklığı çok düşüreceğim ve fiyatı sadece ben belirleyeceğim varsayımı ile yola çıkıp KKM’de (Satılan opsiyonlarda) hiçbir bedel ödemeyeceğim diye düşündüyseniz, feraset ile konuya yaklaşmamışsınızdır demektir.

Enflasyon nedeniyle artan maliyetlerle ivme kaybeden ihracat, baskılanan kur nedeniyle patlayan ithalat, varsayımlarınızın arasında olmayan Cari Açığı, artan kura rağmen rekorlar kırdırdığında, daha önceden öngörmediğiniz büyük bir kaçakla karşı karşıya kalmanıza neden olur. Dahası, bu cari açığı finanse edecek doğru para politikasının uygulanmadığı noktada bir de rezerv kaybı kaçınılmaz olunca, sattığınız opsiyonla (KKM ile) birlikte riskiniz ikiye katlanır. Kısacası bataklığa batmış birinin debelendikçe batışı gibi bataklık sürekli sizi içine çeker.

Grafik -6

Bu bataklıktan kurtulmanın yolu dışardan uzanacak ellere tutunmaktır. Bu ellerin durduğu yer sağlam bir zeminde olmalı, sizi bataklıktan kurtaracak kadar da güçlü olmalıdır. Ben bu ellerin etkin ve güçlü Para Politikası ve onunla eş güdümlü yönetilen Maliye Politikası olduğunu, sağlam zeminin de hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş, şeffaf, hesap verebilir, inandırıcılığı yüksek güven veren bir iktidarın uyguladığı bütüncül bir ekonomi politikası olacağını düşünüyorum.

Zararın neresinden dönsek hepimiz için kâr olacaktır…

Ömer R. GENCAL – politikyol.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.