Connect with us

BANKA HABERLERİ

KKM maliyeti sürdürülebilir değil

Doğru para politikasının uygulanmadığı noktada bir de rezerv kaybı kaçınılmaz olunca, sattığınız opsiyonla (KKM ile) birlikte riskiniz ikiye katlanır. Kısacası bataklığa batmış birinin debelendikçe batışı gibi bataklık sürekli sizi içine çeker.

Yayınlanma:

|

Bir kurtarıcıymış gibi hayatımıza girmesinin üzerinden nerdeyse 1 yıl 8 ay geçmesine rağmen Kur Korumalı Mevduat tam bir bataklığa dönüştü dersek yanlış söylemeyiz. Öncelikle kavramları yerli yerine oturtmak için bilmeyenler açısından ve hatta daha geniş bir bakış açısıyla görebilmek için Kur Korumalı Mevduatı oluşturan bileşenlerin ne olduğunu anlatmakla başlayacağım yazıma.

Bundan önceki yazılarımda bahsettiğim gibi KKM yapılandırılmış bir ürün. Yapılandırılmış ürün birden fazla ürünün bir araya gelmesi ile oluşturulan basit bir finansal mühendislik. Peki bu üründe ne var?

  • Mevduat
  • Opsiyon

Mevduat en basit tanımı ile tasarruf sahiplerinin birikimlerini değerlendirmek için bankalar nezdinde açtığı kısa vadeli tasarruf aracıdır. Para politikalarının normal olarak işlediği ekonomilerde mevduat faizlerinin para politikası faizlerine yakınsayarak fiyat istikrarını sağlayan bir fonksiyonu olması istenir. Böylece “Yerli ve Milli” para, tasarruf sahibi tarafından tasarruf aracı olarak tercih edilirken, Merkez Bankasının uyguladığı para politikası daha etkin olur ve fiyat istikrarının sağlanması için büyük bir adım atılmış olur. Büyük bir adım diyorum çünkü fiyat istikrarı sadece para politikası ile sağlanmaz. Konumuz dışında olduğu için bunun Maliye Politikası olduğunu söyleyip diğer noktaya geçeceğim.

Opsiyonlar, finansal piyasalara 1973 yılında Fischer Black, Robert Merton, ve Myron Scholes adında üç ekonomist tarafından geliştirilen modelle girdi ve geliştirilerek kullanılmaya başlandı. Opsiyonların teorisine girmeyeceğim ama sadece şunu belirterek ne olduğu konusunda daha açık bir fikir edinilmesini amaçlıyorum. Herhangi bir durumun sigortalanması gibi, finansal piyasalarda herhangi bir enstrümanın fiyat artış veya azalışlarının sigortalanması için kullanılan bir türev ürün diyerek bu konuyu biraz açayım.

Bir opsiyon, alıcısına, yani sigorta yaptırana ödediği bir prim karşılığında bir hak verir. KKM’de sigorta yaptıran (yani belirli bir fiyattan ABD Doları alma hakkı alan) kişi bir opsiyon satın almış olur. Opsiyonu alan kişinin zararı ödediği prim kadardır. Kârı ise sonsuza kadar gider. Şunu bir defa daha vurgulamak önemlidir. KKM yapanların normalde bu işlem için bir prim ödemesi gerekirken, yapılan işlemlerden hiçbir şekilde bir prim tahsilatı yapılmamıştır. Aslında alınmayan bu primin TL’ye dönme karşılığında TCMB ve Türkiye Hazinesi tarafından KKM sahibine yapılan bir jest olduğu düşünülebilir.  Şimdi bir örnek üzerinden gidelim.

Ahmet 31 Mayıs sabahı kalktığında vadesi gelmiş dolar mevduatını ne yapacağını düşünür. 22 Aralık 2021 tarihinde bir gecede yaşanan o çılgın oynaklık aklına gelince elindeki 100.000 $’ı KKM yapmaya karar verir. TL değer kazanırsa elindeki TL ile daha çok dolar alabilecek, aksi olur da dolar TL karşısında değer kazanırsa da TL’de kalarak dolar olarak baktığı anaparasından olmak istememektedir. Sabah erkenden bankanın yolunu tutar ve müşteri temsilcisinin önüne oturur. Müşteri temsilcisi o gün belirlenen 20.6985 $/TL kurundan 100.000$’ını TL’ye döneceklerini, 92 günlük mevduat karşılığında kendisine TL faizi olarak %32 verebileceklerini, vade tarihinde de başa baş kur olan 22.3680’nin geçilmesi durumunda aradaki farkın TCMB tarafından karşılanacağını kendisine iletir. Ahmet başa baş kurun ne olduğunu sorar. Müşteri temsilcisi kısaca formülü kendisiyle paylaşır.

TL’ye Dönüşüm kuru * (%32*92gün/3605+1) = Başa baş Kur

20.6985 * (%32*92/365+1) = 22.3680

Tamam der Ahmet ve Müşteri temsilcisine işlemi yapalım diyerek onay verir.

Normalde mevduatının TL’nin değer kaybına karşı sigortalandığı yerde belirli bir sigorta primi ödenmeli ve ZARAR’ı sadece o sigorta primi kadar olmalıdır ama böyle bir primi kimse ondan istememiştir.

Aradan geçen 76 gün sonunda düşünmeye başlar ve 31 Ağustostaki vade tarihinde farklı kur senaryolarına göre bu işlemde kâr/zarar grafiği çizseydim eğer nasıl bir grafik olurdu diye uğraşır. Sonunda aşağıdaki grafik ortaya çıkar.

Grafik-1

Bu işte bir gariplik vardır. Normalde mevduatının TL’nin değer kaybına karşı sigortalandığı yerde belirli bir sigorta primi ödemeli ve ZARAR’ı sadece o sigorta primi kadar olmalıdır ama böyle bir primi kimse ondan istememiştir. Üstelik vade tarihinde kur bugün olduğu gibi 27.00’lerde kalırsa TL olarak bozdurduğu Dolar başına 27.00 – 22.368 = 4.632 ₺ kâr etmektedir. 100.000 $ ana parası aynı kalmıştır ama kurdaki bu yükselişe karşı bu işlem kendisini korumuştur.

Sonra oturup düşünür. Benim vade tarihinde farklı kur senaryolarında çizdiğim bu kâr/zarar grafiği bu sigortayı bana yapan için nasıldır diye? Grafiğin bunun tam tersi olduğunu tespit eder.

Grafik-2

 

Manzara aslında korkunçtur. Sadece kendisi için yaptığı 100.000$’lık KKM’de bu avantajı kendisine sağlayan TCMB 463.200₺ zarar etmiştir. Toplam rakamı düşününce içini bir sıkıntı kaplar.

Veriler şeffaf olmadığı için tam olarak bilmesek de Hazine’nin KKM’nin %20’sini, TCMB’nin %80’nini yaptığı varsayımında TCMB’nin bahsi geçen dönem için KKM’den 759,5 milyar₺ zarara uğradığını söylemek yanlış olmaz.

Ahmet’in içini sıkıntı kaplamasını gayet doğal karşılıyorum. Bugüne kadar sadece Hazine tarafından yapılan ve bütçeye yansıyan yük 2022 Mart-Ağustos 2023 için toplam 151,9 milyar TL. Üstelik bu rakam sadece Hazine’nin üstlendiği kısım. Veriler şeffaf olmadığı için tam olarak bilmesek de Hazine’nin KKM’nin %20’sini, TCMB’nin %80’nini yaptığı varsayımında TCMB’nin bahsi geçen dönem için KKM’den 759,5 milyar₺ zarara uğradığını söylemek yanlış olmaz. TCMB’nin başka kalemlerden (APİ işlemlerinden aldığı faiz gelirleri, muhasebe metodolojisini değiştirerek) 2022 yılında yaptığı kâr nedeniyle bu rakam net görülmemekle birlikte son dönemdeki kur artışı nedeniyle bilanço kalemlerinde bu zararın boyutu da yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır (Bkz Grafik-4):

Grafik-3

Grafik-4

Üstelik üzerinde defalarca durduğum ama bir türlü dikkate alınmayan nokta da ayrı bir zararın konusu. Bunu politikacılar olağan bir durummuş gibi karşılıyorlar. Ama vatandaş adına karar alan ve onun hakkını gözetmek yükümlülüğü ve zorunluluğu bulunan TCMB’nin ve Hazine’nin tahsil etmediği PRİM (SİGORTA BEDELİ) de aslında bu zarar kalemlerinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK’nın istatistiklerini haftalık olarak açıkladığı KKM tutarların Şubat 2022’den Ağustos 2023’e kadar ortalama 77,6 milyar dolar olduğu, ağırlıklı olarak yapılan KKM vadelerinin de (önceleri 6 aylık kısa bir süre sonra 3 aylık) ortalama 3 ay olduğu düşünüldüğünde ve KKM’nin 5.8 defa (3 er aylık dönemlerle yenileme) yenilendiği düşünüldüğünde, vaz geçilen prim tutarının yaklaşık olarak şu miktarda olduğunu hesaplıyorum.

Vatandaş adına karar alan ve onun hakkını gözetmek yükümlülüğü ve zorunluluğu bulunan TCMB’nin ve Hazine’nin tahsil etmediği PRİM (SİGORTA BEDELİ) de aslında bu zarar kalemlerinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum.

Dolar – TL Opsiyon fiyatlaması

Ortalama 3’er aylık dönemlerde yenilenen 77.6 milyar için 3 aylık ortalama oynaklığı Dolar karşısında %24 olan TL’nin yine, 3 ay için sigorta primi yaklaşık 3.7 milyar $. 2022 Şubat’ından itibaren dönemsel olarak bunun 5.8 defa üçer aylık olarak yapıldığını düşünürseniz rakamın korkunç boyutları daha da ön plana çıkıyor. Kısaca TCMB 5.8 defa KKM yaptığı ve mevduatını sigortaladığı mudiden 3.7 milyar dolar, yani toplamda 21.39 milyar $, evet yanlış okumuyorsunuz 21.39 milyar dolar tahsil etmemiş. Şubat 2022-Ağustos 2023 ortalama Dolar/TL kuru 18.56 olarak dikkate alındığında bu prim miktarının TL cinsinden ifadesi ise 397 milyar TL’ye denk geliyor.

Bu hesaplamaları, TCMB verileri şeffaf olmadığı hâlde, KKM’nin sürekli yapılagelen bir ürün olarak hayatımızda olması nedeniyle birtakım varsayımlara dayandırarak yapıyorum. Ama bu varsayımların arka planındaki verilerin hepsi piyasa koşullarında oluşan parametrelere dayanıyor. Örneğin Dolar/TL oynaklığı 3 ay için ortalama %24 olarak hesaplarken iyimser bile kalıyor olabilirim. (Bkz Grafik-5)

Grafik-5

Opsiyonda kritik olan kullanım fiyatı hesaplamasını da yine iyimser olarak bankanın düşük faizle hesapladığı başa baş kuru ile piyasanın faizlerinin aynı olduğu iyimser yaklaşımına dayandırıyorum (Piyasa faizleri daha yüksek olduğundan bankanın hesapladığı başa baş kuru daha düşük kaldığından aslında prim miktarı çok daha yüksek çıkar)

TÜM BUNLAR YAPILIRKEN VARSAYIM NE OLMUŞ OLABİLİR?

KKM’nin bir para politikası aracı olmadığını defalarca yazdım çizdim. Hâlâ da aynı noktadayım. Bu nedenle KKM Para politikası açısından hiçbir stratejiyi içermez diye iddialı bir söylemde bulunacağım.

Diğer taraftan bir opsiyon satarken risk yönetmek adına da bir stratejinizin olması gerekir. Kısaca sattığınız opsiyona konu olan varlığı en azından belirli bir tutarda elinizde bulunduruyor olmanız doğru risk yönetimi yapmanız adına şarttır. Eksi rezervle, borçlanılmış ve size ait olmayan varlıklarla yaptığınız opsiyon satışının, eninde sonunda riskin gerçekleşmesi ile hüzünlü bir sonla biteceğini tahmin etmelisiniz. Tecrübeli bir finans yöneticisi bu sonuçları önceden tahmin etmekle yükümlü olan kişidir. Üstelik bunu kamu adına, vergi ödeyen vatandaşlar adına yapıyorsa bu sorunluluk kat kat artar.

Eksi rezervle, borçlanılmış ve size ait olmayan varlıklarla yaptığınız opsiyon satışının, eninde sonunda riskin gerçekleşmesi ile hüzünlü bir sonla biteceğini tahmin etmelisiniz.

Eğer ihracatçıdan, turizmciden ve KKM yoluyla vatandaştan aldığınız dövizlerle nasılsa piyasanın kendisi olacağım, oynaklığı çok düşüreceğim ve fiyatı sadece ben belirleyeceğim varsayımı ile yola çıkıp KKM’de (Satılan opsiyonlarda) hiçbir bedel ödemeyeceğim diye düşündüyseniz, feraset ile konuya yaklaşmamışsınızdır demektir.

Enflasyon nedeniyle artan maliyetlerle ivme kaybeden ihracat, baskılanan kur nedeniyle patlayan ithalat, varsayımlarınızın arasında olmayan Cari Açığı, artan kura rağmen rekorlar kırdırdığında, daha önceden öngörmediğiniz büyük bir kaçakla karşı karşıya kalmanıza neden olur. Dahası, bu cari açığı finanse edecek doğru para politikasının uygulanmadığı noktada bir de rezerv kaybı kaçınılmaz olunca, sattığınız opsiyonla (KKM ile) birlikte riskiniz ikiye katlanır. Kısacası bataklığa batmış birinin debelendikçe batışı gibi bataklık sürekli sizi içine çeker.

Grafik -6

Bu bataklıktan kurtulmanın yolu dışardan uzanacak ellere tutunmaktır. Bu ellerin durduğu yer sağlam bir zeminde olmalı, sizi bataklıktan kurtaracak kadar da güçlü olmalıdır. Ben bu ellerin etkin ve güçlü Para Politikası ve onunla eş güdümlü yönetilen Maliye Politikası olduğunu, sağlam zeminin de hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş, şeffaf, hesap verebilir, inandırıcılığı yüksek güven veren bir iktidarın uyguladığı bütüncül bir ekonomi politikası olacağını düşünüyorum.

Zararın neresinden dönsek hepimiz için kâr olacaktır…

Ömer R. GENCAL – politikyol.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.