Connect with us

BANKA HABERLERİ

KREDİLER NACE KODUNA GÖRE VERİLECEK

Yayınlanma:

|

erkez Bankası’nın ihracatçılara kullandırdığı reeskont kredisinde günlük limitlerin 5 kat artırılması, ihracat kredilerinde bir nebze olsun rahatlama sağlarken diğer alanlarda darboğaz devam ediyor. Devlet bankalarında yüzde 30’a ulaşan faiz oranlarının özel bankalarda yüzde 45’leri aştığını dile getiren sektör temsilcileri, bilançosu sağlam şirketler dışında kalanların finansmana erişiminin hâlâ sınırlı olduğunu belirtti. Bu kapsamda bundan sonraki dönemde kaynakların etkin ve doğru kullanımı noktasında kredilerde öncelik ile ilgili bir de çalışma yapıldığı belirtiliyor.  Reel sektör temsilcilerinin verdiği bilgiye göre ihracat kredilerinin tam olarak açılmasıyla ilgili çalışmalar yapılırken seçici kredilerde ise 6 haneli NACE kodlarını esas alan ayrıntılı bir liste oluşturuluyor.  Çalışma ile kaynakların nokta atışı ile doğru yatırımlara yönlendirilmesi planlanıyor. Geçen ay ekonomi yönetimi sıkılaşma sürecini destekleyen adımlar kapsamında seçici kredi uygulamasına geçmiş, bu kapsamda yüzde 3 olan TL ticari krediler için aylık büyüme sınırını yüzde 2,5 olarak belirlerken ihracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri bu sınırlandırmanın dışında tutulmuştu.

Ticari kredi büyümesi 2 yılın dibinde

Yüksek enflasyon, kur ve asgari ücrette meydana gelen artış bir taraftan şirketlerin maliyetlerini olumsuz yönde etkilerken, diğer taraftan da kurumların  işletme sermayesi ihtiyaçları artıyor. Ancak salgın sonrasında kredi maliyetleri ve finansmana ulaşım her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu da ticari kredi büyümesini engelliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri üzerinden yapılan hesaplamalara göre 4 Ağustos haftası itibarıyla ticari kredilerde 13 haftalık, yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Bu rakam son 2 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. TL kredi büyüme hacminde ise düşüş yaşanıyor. Söz konusu gelişmenin sebeplerinden biri de mevduat faizlerinde yaşanan gerileme olarak gösteriliyor. Merkez Bankası’nın politika faizi artırımı ve normalleşme adımlarıyla beraber banka kredilerinin kaynağı olan mevduat faiz oranları geriledi. Bu da kullandırılan kredi maliyetlerinin artmasına ve risk iştahlarının ise azalmasına yol açtı.

Krediler sanayiye, üretime aktarılacak

TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclis Başkanı Yavuz Eroğlu, Eximbank’ta günlük limitlerin artırılmasıyla ihracat kredilerinde hareketliliğin başladığını belirterek, onun dışında bankacılık sektörünün şu an kapalı olduğunu aktardı. Eroğlu, “Yatırım kredileri kapalı. KGF’nin kendisi kefalet veriyor ama banka o kefalete karşılık kredi kullandırmıyor” dedi. Aynı zamanda Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı da olan Eroğlu, bu kapsamda yeni bir çalışma yapıldığı bilgisini vererek, “İhracat ile orta ve yüksek sınıf teknoloji ürün üretiminin desteklenmesi gerekiyor. Bize gelen duyumlara göre bu kapsamda bir çalışma yapılıyor.  Birincisi ihracat kredileri açılacak ve bu konuda net bir pozisyon alınıyor, çalışma var. İkinci olarak yatırım kredilerinde de NACE kodlarına göre sektör bazlı kredi kullandırımı gündemde. Yani özellikle katma değerli ve ihracat potansiyeli yüksek yatırım için kredilerin önü açılacak.  Plan OVP içine mi alınacak yoksa ayrı mı yapılacak? Henüz netleşmedi ancak bundan sonra kaynakların doğrudan sanayiye kullandırılması sağlanacak” ifadelerini kullandı. Çalışmanın seçici kredi uygulaması ile farkı konusunda ise Eroğlu, “Daha önceki modelde belli bir ihracat bedeli üzerinden gidiliyordu ama yatırım kredilerinde örneğin makine sektörü deniliyordu. Bu genel bir şey. NACE’de genel yerine daha alt kırılıma giriliyor, nokta atışı yapılıyor. Mesela her hangi bir makine değil de geri dönüştürülmüş plastiklerin gıda ile temasını uygun hale getiren cihaz üretimi gibi” diye konuştu.

Yüzde 30’un altında kredi yok

TOBB Türkiye Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayii Meclis Başkanı Şeref Fayat ise finansman konusunda sıkıntının sürdüğünü söyledi. Ticari bankalarda faiz oranlarının hala yüksek seyrettiğini anlatan Fayat, “Hem faizleri yüksek hem de kullandırım ile ilgili çok cimriler. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Ama Eximbank kaynaklarında son düzenlemeler ile günlük limit 300 milyon TL’den 1,5 milyar TL’ye çıktı. Bu çok olumlu. Kredibilitesi olanlar, uygun finansmana oradan ulaşabiliyorlar. Onun dışında hâlâ yüzde 30’un altında faiz ile kredi kullandırımına şahit olmadık. Bunun sebebinin de çok sağlıklı bir maliyetin olmaması, yeni düzenlemeler ile mevduatta yaşanan gerileme” dedi.

“Eksi reel faizin bile altından kalkamıyoruz”

Son açıklanan temmuz ayı verilerine göre yüzde 47,83’lük enflasyon ve yüzde 30’luk kredi faizleri düşünüldüğünde kurumların hâlâ eksi reel faiz ile borçlanabildiği ve bunun aslında bir avantaj olduğunu söyleyen Fayat, şu ifadeleri kullandı: “İşlerin çok durgun olduğu, pazarın daraldığı ve talebin de düştüğü ortamda eksi reel faiz olsa dahi maliyetlerin altından kalkamıyorsunuz. Yoksa şu an eksi reel faizle kredibilitesi yüksek şirketler için kredi var. Şirketler o kadar sıkıştı ki eksi reel faizi bile karşılayacak durumda değiller. Şirketlerin AB’deki resesyon düzelene kadar hayatta kalabilmesi lazım. Yoksa istihdam kayıpları devam edecek, küçük ve orta ölçekli işletmelerde çok fazla kayıt dışına kayıldığını görüyorum.”

“Özeller yanaşmıyor kamu yarısından azını veriyor”

İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel de ihracat kredilerinde hacmin 5 kat artırılması haricinde diğer krediler ile ilgili bir gelişme olmadığını söyledi. Ticari kredilerde sıkışıklığın devam ettiğini aktaran Önel, şöyle konuştu: “Özel bankalar hiç yanaşmıyor kamu bankaları da başvurduğunuz kredi örneğin 1 milyon TL ise yüzde 30-40’ını veriyor. Seçimden önce ortalama ticari kredi maliyetleri 17-20 arasındaydı. Seçime girdiğimiz süreçte faizler yüzde 60-70’leri bulmuştu. Fakat sonra yeni kabine ve Merkez Bankası başkanı değişimi ile birlikte biraz rasyonel politikalara dönülünce özel bankalardaki kredi maliyetleri geriledi. Şu an kamu bankalarında yüzde 30 ile kullanıyoruz rotatif krediyi. Özel bankalarda da firmanın bilanço durumuna göre 40 ile 50 arasında kullanılıyor. Buradaki tek sıkıntı özel bankalar faiz oranlarını çok yükseltemediği için yan ürünler, komisyon uyguluyor. Onunla birlikte şu an bu rakamları yakalıyorlar. Bu maliyetlere rağmen kredilerde herhangi bir gelişme ya da genişleme yok. Bu dönemde en azından makine alma, ekipman gibi spesifik kredilerinin rahat bırakılması lazım. Bunlarda bile şu an miktarsal sıkılaştırma  yaşıyoruz.”

Köklü  ve bilançoları sağlam şirketler %29 ile borçlanabiliyor

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, hali hazırda devlet bankalarının köklü ve bilançoları güçlü firmalara yüzde 27-30 aralığında kredi kullandırdığını anlattı. Kredi faizlerinin yüzde 21 seviyesinden bu rakamlara yükseldiğini anlatan Öncel, şöyle devam etti: “Özel bankalarda bu oran 40-45 civarında dolaşıyor. Devlet bankaları daha iyi durumda bu anlamda. Ama diğer taraftan da  TL referans fiyatı ile eski  alınmış krediler de de faizin yükselme riski ile karşı karşıya. Orada da böyle bir sorun var. Maliyetler sürekli yükseliyor. Bu durumda da piyasa kredisi devreye giriyor. Ondanda herkes çekimser ve vade açmak istemiyor. Böyle bir daralmaya gitmemeliyiz.

Kısmi bir rahatlama söz konusu

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ihracat kredilerinde az da olsa bir rahatlama meydana geldiğini söyledi. Tecdelioğlu, “Bankaların kredi verme iştahında da bir tık iyileşme söz konusu. Geçmiş haftalara göre bir pozitif rüzgar esiyor. Umuyoruz ki böyle devam eder. 15 gün öncesine göre bugün bir tık daha iyiyiz. Faizler ise hala yüksek. 30’lara yakın faizler konuşuluyor. Enflasyon yüksek  seyrettiği için bu seviyede bir faize de itiraz edemiyoruz” diye konuştu.

Sıkıntı bir süre daha devam edecek

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, reeskont kredilerinde meydana gelen gelişme ile kredilerde bir miktar düzelme yaşandığını söyledi. Öküz, “İhracat kredileri dışında diğer alanlarda finansman ile ilgili sıkıntı devam ediyor. Faizler de doğal olarak yüksek. Hem krediye erişim hem de maliyetler ile ilgili sıkıntının bir süre daha devam etmesi bekleniyor” dedi.

NACE kodu nedir?

AB’de ekonomik faaliyetlere dair istatistikler üretilmesini ve bu istatistiklerin yayılmasını sağlayan önemli bir kodlama sistemi olan NACE (Nomenclature des Activites Economiques dans la Communaute Europeenne) kodu, ekonomik faaliyetlerin dünya standartlarında tanımlanmasına ve karşılaştırılmasına olanak tanıyor. Bunun yanı sıra bu kodlama sistemi, iş yerlerinin tehlike sınıflarını da gösteriyor. Altı haneli bir kod olduğu için NACE kodu, altılı faaliyet kodu olarak da biliniyor.

Yener KARADENİZ – Ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.