Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKA HESAPLARINIZ BOŞALTILIR İSE NE YAPMALIYIZ?

Yayınlanma:

|

Bankalar kabul etmese de son yıllarda banka dolandırıcılığı inanılmaz hızla arttı ve “organize dijital dolandırıcılık işlere” dönüşmüş durumda! Çoğunda bankaların güvenlik açığı söz konusu iken, ısrarla bunu kabul etmemeleri, gerekli tedbirleri zamanında almamaları, sorumluluk kabul etmeyip mağduriyetleri gidermemeler, yasal boşluklar işi “soyan soyduğu ile soyulan soyulduğu ile kalıyor” noktasına getirdi maalesef! Olan olayla hiç alakası olmayan vatandaşa oluyor! Bankacılık sektörü Dijitalleşti ama Dijital Soygunu da engelleyemiyor! Dijital soygunun altyapısını hazırlayan fakat güvenlik zafiyeti gösteren bankalar sorumluluk kabul etmedikleri gibi buna DUR(!) diyecek bir merci de yok! Vatandaş çok ÇARESİZ halde, başına böyle birşey gelmemesi için dua etmek dışında eli kolu bağlı bekliyor!

DİJİTAL SOYGUN NASIL OLUYOR!

Bir defa Dijital Hırsızlığın büyük çoğunluğu MOBİL (Cep Telefonu) üzerinden yapılıyor. Aklımıza gelmeyen yöntemler Dijital Hırsızların aklına geliyor. En basiti sık rastlanan sim kartınızı ele geçirilmesi. SİM KART güvenliği hayati önemli zira, tüm işlemler bunun aracılığı ile yapılıyor. SİM KART bilgilerini ele geçiren (sim kartı kopyalayan, ikiz kart çıkartan) biri sizin adınıza mobil işlem yapıp hesaplarınıza girebiliyor. Tabi bunu başta operatörler engellemeli ama bazı operatörlerde ikiz kart üretmenin engellenemediği, yazılımlarının buna uygun olmadığı iddiaları var. Öncelikte İletişim Başkanlığı mı olup MASAK mı olur, BDDK mı olur operatörlerden ikiz kart, kopya kart üretilmesinin engellenmesi için kesin çözüm üretmesini istemesi gerekir. Bunu engellediği an olayların yarısı engellenmiş olur en azından bu işi profesyonelce yapıp organize olan grupların işi biter. İkincisi, bankaların Dijital altyapısında güvenlik açığı giderilmeli. Çoğu banka sim kart değiştiğinde veya bankaya tanımlı cep telefonu değiştiğinde mobil bankacılığı bloke ediyor. Ama hala bunu yapamayan bankalar var. BDDK bu tür bankaların yazılım altyapısına bu güvenliğin sağlanmasını kesin istemeli. Diğer taraftan bence en önemlisi telefonda IMEI (International Mobile Equipment Identity) olarak geçen Türkçesi ile “Uluslararası Mobil Cihaz Kodu” tanımlı sim kart ile banka kaydının olması gerekir Bunu yapan bankalar var ve sim kart ele geçse bile cihaz uyumlu olmadığı, başka bir cihazdan (tablet, telefon ve kablosuz internet hattı olan dizüstü bilgisayarlar…) giriş yapıldığında banka bunu engellemeli. Bunu yapan bankalar var! Bu durumda sadece sim kart bilgilerinizin ele geçirilmesi yetmiyor. Günümüz teknolojisinde IMEI de kopyalanabiliyor! Cep Telefon hat güvenliği sağlandığında dijital mobil dolandırıcılığı önemli ölçüde engelliyorsunuz. Ama işin kötü tarafı bu bilgiler “oltalama yöntemi” CASUS YAZILIMLAR aracılığı ile ele geçiriliyor, bu da genelde telefonunuza yüklediğiniz bir program, en fazla da oyun programları aracılığı ile oluyor. Daha fazlası da gelen mesajlar ekindeki linki merak edip tıklamanız halinde oluyor. Genelde merak edilen mesajlar (çekiliş kazandınız, icra takibiniz var, hesabınıza para geldi gibi yazı ekinde geldiği için vatandaş merak edip linki tıklıyor, geçmiş olsun telefonunuzdaki tüm bilgiler karşı tarafa gidiyor…). O nedenle fazla merak kolay para kazanma oyunları gibi uygulamalardan uzak durmanız sizi ciddi koruyacaktır. Özellikler tamir için telefonunuzu verdiğinizde sim kartı mutlaka çıkaralın.

DBBK NE YAPMALI?

Başına gelenler bilir. Bu tür olumsuzluklarla karşılaşan önce bankasını sonra BDDK’yı arar. BDDK genelde gelen şikayetleri Tüketici Hakem Heyetine ya da Mahkemelere başvuru yapılması gerektiğini bildiriyor. BDDK’nın bankaya “bu şikayette vatandaş/firma haklı ödemesini yapın” deme yetkisi yok. Ama BDDK bankalara gerekli güvenliği alması için zorlamaya yetkisi var. Bu yetkinin yeterince kullanmadığını düşünüyorum.  Adı üzerinde “BANKA DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU”. Denetleyecek ve düzenleyecek. O zaman BDDK bankalara gerekli güvenlik açığının kapatılması için yaptırım yapabilir. Bazı bankalarda dolandırıcılık işlemlerin yoğunlaşması tesadüf olamaz. Bu tür bankalara gerekirse güvenlik açığını kapatana kadar o hizmetin verilmemesi için yaptırım uygulayabilir. Tüm bankalardaki BDDK Murakıpların görevi de budur zaten. Sistemdeki suistimal ve açıkları bulup raporlamak. O nedenle BDDK’ya büyük iş düşüyor. Mobil cep hattı ile IMEI kontrolü yapamayan bankaların bunu sağlayana kadar mobil uygulamasını sonlandırmalı. BDDK bazı konularda çok yetersiz kalıyor. Uzman bir ekibin bulunduğunu düşünmüyorum. Bankacı bir Bilirkişi olarak somut, tartışmaya yer vermeyecek hatta banka iştirakinin kendisinin bile kabul ettiği güvenlik açığı bulunduğunu tespit ettiği AKBANK iştiraki olan AKÖDE’nin ürünü TOSLA’yı bizzat BDDK’ya bildirmeme rağmen BDDK işi mahkemeye attı. Sosyal sorumluluk gereği peşini bırakmadım mahkemeye de benzer görüş bildirdim hatta kamuoyu ile paylaşmak için sosyal sorumluluk gereği yazılar yazarak finans tarihine not düştüm. Böyle şeyler Türkiye’de nasıl yaşanır inanılır gibi değil. Süreç mahkemede sonuç aldıkça paylaşacağım. Yazıda bu konuda detaylı bilgi var. 

Başka bir yazıda da nasıl herkesin dolandırıcı olarak suçlanabileceğinidetaylı yazdım.

MESAJ GELMEYEN DOLANDIRICILIK İŞLEMLERDE SORUMLULUK BANKAYA AİT OLMALI

Mahkemeye gelen dosyalarda banka “mesaj ilettiğini” belirterek sözde mobil hatta giden mesajlar datalarını bildiriyor. Ama banka bu mesajları müşterinin tanımlı IMEI cihaza gönderdiğini söyleyemiyor. Bu durumda hat kopyalandığında mesaj gidiyor ama vatandaşın kullandığı telefona gitmiyor. Bu durumda sorumluluk bankanın olmalı. Bu ayrıntıyı Banka da mahkemeler de BDDK da atlıyor. Çoğu şikayete dikkat edin “bize mesaj gelmedi, bilgimiz dışında” deniyor bu nedenle. Tek kullanımlı şifre ile işlem yapıldığı için evet sim kart ele geçirilmeli ama banka IMEI kontrol etmiyor ise paşa paşa o şifreleri de işlem bilgileri de kopyalanan hatta gönderiyor. Vatandaşın yapabileceği pek bir şey yok bu durumda. Sorumluluk aslında gerekli Dijital Güvenliğe önem vermeyen bankanın olmalı.

HAZIR KREDİ LİMİTİ REZİLLİĞİNE SON VERİLMELİ

Son yıllarda hazır kredi limiti, hazır kredi kart limiti hemen hemen tüm bankalarda var. Bu durumda hesabınızda para olmasa bile hesabınıza giren biri (ki en sık yapılan)  hazır kredileri anında kullanıp kartsız QR kodu ile ATM’lerden de çekebiliyor; 7/24 olarak EFT/Havale yöntemi ile başka hesaplara veya başka kişiler adına aktarabiliyor. Hazır kredi olmasa bu mağduriyeti yaşamayacaksınız. Siz sabah uyandığınızda kendi paranız bir yana üstüne bir de elinize geçmeyen kredi borcu ile güne başlıyorsunuz. Geçmiş olsun. Öyle az krediler değil milyona varan krediler var. Üstüne o borcu ödemediğiniz için banka siciliniz bozuluyor, banka tarafından hukuki işlemlere tabi tutulup mahkeme sürecinde haciz, icra ile uğraşıyorsunuz. Bu nedenle dağılan aileler var. Bunalıma girip İntihar edenler var! Yazık! Yıllardır yemeyip içmeyip biriktirdiğiniz paralar bir yana bu koşullarda bir de kredi borçlusu oluyorsunuz! Bütün bunlar olurken bu altyapıyı hazır şekilde hırsızın hizmetine sunan bankaların sorumluluğu ortada yok! Bankalar kendini dokunulmaz sandığı için mahkemelere dalga geçer gibi cevaplar veriliyor. Gelen cevapalrı bir bilseniz! Konumuza dönelim.

Çözüm olarak müşteri onaylamadığı, “kenarda hazır bulunsun” demediği sürece bankalar kendi kafalarına göre hazır limit oluşturmamalı, kesin teyit almadan bunları kullanıma açmamalı. Otomatik limit artış rezilliği sonlandırılmalı! Tabi bu limitleri de her ay müşteriye hatırlatmalı ki, müşterinin bilgisi olsun. Yoksa “otomatik kredi kart limiti” seçilen birinin kredi kart limiti milyon liraya dayanabiliyor. Bu limitlere kesin bir sınır konmalı ucu açık otomatik limit artış uygulaması acil sonlandırılmalıdır! Veya bu limitlere her ay müşteriden onay alınmalıdır. Çözüm basit aslında! Yoksa hiç çalışmadığınız bir bankada pimi çekilmemiş bomba gibi kredi limitleri hazır bekliyor. Dolandırıcılar bu hesaba ulaştığında pimi çekip hesabı boşaltıyor, elinizde patlayan bir hesap ile hasarlı bir şekilde kalıyorsunuz.  Tam çaresizlik hali!

BANKALAR MAHKEME SÜRECİ BEKLEMEDEN ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALINMALI    

Öyle şeyler oluyor ki insanın çıldırmaması elinde değil. Örneğin hesabınızdan başkasının hesabına para aktarıldığınızı anlıyorsunuz ve o para hala o hesapta. Bankaya bildiriyorsunuz, “bu işlemi ben yapmadım, hesabımdan para çekildi” diyorsunuz, çoğunda aldığınız cevap ne: “Karakola ya da mahkemeye şikayette bulunun!” İyi de şikayet edene kadar saatler geçiyor, üstüne şikayet edince emniyet hemen gelip şu hesabı bloke edin diyemez ki! Şikayet mahkeme kararı derken zaten parayı alan Üsküdar’ı geçiyor. İşte tam da burada BDDK’ya önemli görev düşüyor. Bu tip şikayetlerde (müşteri işlemi ben yapmadım, bu parayı hesabımdan ben göndermedim dediğinde) banka işlemi “ŞÜPHELİ İŞLEM” statüsüne alıp karşı tarafın o işlemine bloke koymalı. Hesap kendi bankasında ise kendi bankasındaki hesaba, başka bankaya gitmiş ile işlem bazında o işleme bloke koyabilecek altyapı yazılım olmalı. BDDK‘nın bankalara bunu zorunlu hale getirmeli. Bunu yapan bankalar var ama çoğu KVKK’yı yanlış yorumlayıp “müşteri bilgisi dışında hesabına dokunamayız” diyor. Adam parayı çalmış o parayı bloke etmek için izin mi alacaksın. Tabi bunu istismar etmek isteyenler çıkacaktır. Örneğin, para gönderip ürünü alıp “bu parayı ben göndermedim” dediğinde satıcı mağdur olabilir. O durumda da faturayı göstermesi işi çözer, hatta yanlış beyandan bunu yapan ceza bile alabilir. Kredi kartlarındaki “chargeback” sistemi hesaba gelen paralar için de uygulanabilir. İSTENİRSE ÇÖZÜM BULUNUR, SORUN BÜYÜK ÇÜNKÜ VE ÇÖZÜLMELİ! Her Adliyede artık dolandırıcılık şikayetlerine bakan alt mahkemeler kuruldu. Dosyala milyonları buldu!

KREDİ KARTLARINDA 3 RAKAMLI “DOĞRULAMA KODU“ NAMUSUNUZ UNUTMAYIN   

Kredi kartlarında en önemli konu kartın arkasında yer alan KART DOĞRULAMA KODU-CVC üç haneli numara. Bu numara mahreminiz iyi saklayın. Genelde dolandırıcıların elinde kart bilginiz mevcut kart arkasındaki bu numara bulunmuyor. Bu numarayı paylaştığınızda geçmiş olsun. Çoğu kez, “kartınıza para iade edeceğiz, sigorta yaptık iptalini isterseniz karta iade edeceğiz” diyenler sizden bu numarayı isterler. Sakın! Numarayı verdiğinizde geçmiş olsun, tüm kart limitini boşaltırlar. Özellikle cafe, otel ve restoranlarda kartı fili olarak personele vermeyin. Arkadaki 3 rakamı akılda tutmak zor değil zira!

DOLANDIRILIRSANIZ NE YAPMALISINIZ!

Bu kısa uyarıdan sonra istemeyiz ama dolandırılırsanız ne yapmalısınız sorusunu cevaplayalım. Önce tabi çalıştığınız banka ile irtibata geçin. Doğru banka ile çalışıyorsanız sizin dışınızda yapılan işlemler çözülüyor. Bunu yaşayarak deneyimledim. Örneğin, QNBFİNANSBANK kredi kartımdan 4000 USD’lik dövizli alış/veriş işlemleri vardı, aradığımda aynı gün iade ettiler. Sormadılar bile, çünkü ne mesaj gelmişti ne de uyarı. Bu olumlu örnek; kötü örnek ise AKBANK’ta yaşadım. İnternetten fiyatını uygun bulduğum bir ürün aldım, karşı tarafa ödeme AKBANK iştiraki olan AKÖDE hesabına gitti. On dakika sonra anlayıp AKÖDE’yi aradığımda KVKK gereği giden parayı bloke edemeyeceklerini, mahkeme kararı getirmemi istediler. İyi de bu ülkede mahkeme kararı ne kadar sürede çıkıyor. Hepimiz aynı şeyi yaşıyoruz aslında: ÇARESİZLİK!

İşin kötü tarafı insanlara bu çaresizliği yaşatan kurumlar üzerine düşen görevi yapmıyor. Örneğin; BDDK bir bankanın ürünün ile ilgili gelen şikayetlerde bankaya dönüp bu “güvenlik açığını kapatın, yoksa ürün hizmeti durduruyorum” demek yerine topu mahkemelere atıyor. İyi de mahkemelerde bu işi çözecek uzman kadro var mı? Ayrıca bu dijital güvenlik işi niye mahkemelerin olsun. BDDK’da denetleme var ve DÜZENLEME yok gördüğüm kadar! Israrla yıllardır bu konuyu yazıyorum, BDDK bankalarda bir açık bulduğunda bu açık nedeni ile mağdur olan herkesin şikayete bağlı kalmadan mağduriyetinin faizi ile birlikte giderilmesini toplu sağlamalı. Kamu yararı bunu gerektirir. Yoksa, “bankaya keserim cezayı, uygulama aynen devam eder” demek en basit tabiri ile insafsızlık. Sorunlar da çözülmeden devam eder bu mantıksızlıkla!

Mağduriyetinizi anladığınızda ne yapalısınız;

  • Çalıştığınız ya da mağduriyeti yaratan banka ile irtibata geçip iade isteyin, doğru banka sorunu çözüyor.
  • Mağduriyet 2024 için 104.000 TL altında ise TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ’ne başvurup iade isteyin. Buradaki süreç normal mahkemelere göre daha kısa sürede (2-4 ay) sonuçlanıyor. Her il ve ilçede var TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ var. Başvuru için fiili gitmenize gerek yok, e-devlet üzerinden başvuru yapabiliyor belgeleri yükleyebiliyorsunuz.
  • Mağduriyet 104.000 TL üzeri ya da firmanız bu duruma düşmüş ise o zaman direkt Asliye Hukuk Mahkemelerine veya semt karakollarına şikayette bulunabilirsiniz. Her İl Emniyet Müdrülüğünde Siber Suçlar Mücadele Şube Müdürlüğü var ve çok iyi çalışıyorlar. Direkt mahkemeye başvurmanız size süre kazandırabilir. Ama kötü haber bu tür davalar en az 2-3 yıl sürüyor. Dava sürecinde tüm belgeleri ekleyip Bankacı Bilirkişi Raporu talep etmeniz, Bilirkişinin tespiti sayesinde mahkeme süreciniz ciddi şekilde kısalır. Bu tür davalarda bankalar genelde lehinize karar çıksa bile temyize başvurması süreci 4-5 yıla yayıyor. Tabi bu sürede sizin maddi manevi hasarınız size tecrübe olarak kalıyor!
  • Kişisel tecrübem çalışacağınız bankayı iyi seçin, öyle “Dijital Bankacılıkta Dünya 1.’lik ödülü aldık” gibi banka reklamlarına kanmayın, benim gözlemim en fazla böyle reklam yapan bankalarda dolandırıcılık işlemleri oluyor. O nedenle Dijitale güvenliği ön planda tutan, bu tip işlemlerde hızlı hareket eden en önemlisi bu konuda sizi muhatap alan, kolay ulaşılabilir, çözüm odaklı banka çalışacağınız banka olsun! Bu bankalar hangileri mi, çevrenizde araştırın bulursunuz!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

EK OKUMALAR:

HEPİMİZ DİJİTAL DOLANDICI OLARAK SUÇLANIP YARGILANABİLİRİZ

AKBANK FENA TOSLADI!

Erol Taşdelen yazdı: BANKA DOLANDIRICI PERSONELİ GİZLEMELİ Mİ, TEŞHİR Mİ ETMELİ?

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.