Connect with us

BANKA HABERLERİ

KONKORDATO NİÇİN ALINIR, NELER YAŞANIR, SUİSTİMAL VAR MI?

Yayınlanma:

|

Konkordato, borçlarını ödemekte güçlük çeken bir şirketin, alacaklılarıyla belirli bir ödeme planı üzerinde anlaşmaya çalıştığı hukuki bir süreçtir. Konkordato, borçlunun iflasını önlemek amacıyla alacaklılara, borçlarının bir kısmını veya tamamını belirli bir süre içinde ödeyebilmesi için bir fırsat tanır. Bu süreçte, borçlu şirket, mahkemeye başvurarak konkordato talebinde bulunur ve mahkemece konkordato mühleti (süre) verilir. Bu mühlet boyunca, alacaklılar borçluya karşı fiili icra takibi yapamaz. Süreç iyi niyetli aslında. Ama burasının Türkiye olduğunu unutmayalım her süreçte olduğu gibi Konkordatolar da istismara açık haldedir.

Bu tanım ve ticaretin, hayatın içinde olan şeyler gibi dursa da uygulamada Türkiye’de ciddi istismar ve mağduriyetler yaratıyor. Türkiye’de 2022 yılında 1587 firmaya Konkordato için işlem yapıldı.  2023 yılında bu sayı 1516 oldu. 2024 ilk yedi ayında ise firma sayısı 1554 oldu. 2024 ve 2025’de Konkordato firma başvurusunun artacağını söylemek şimdiden mümkün.

YASAL DÜZENLEMEDE GEÇMEZ AMA KONKORDATODA NİYET ÖNEMLİ

Kitaplarda yazmaz ama, Türkiye şartlarında Konkordatoları alan firma ve ortaklarının BASİRETLİ TÜCCAR davranışı sergileyip sergilemedikleri; niyetleri ile yakından ilgili. Konkordato sürecini “İYİ NİYETLİ” ve “KÖTÜ NİYETLİ” olarak ikiye ayırmak gerekir. Ne demek bu? Her Ticari işlemlerde olduğu gibi Konkordato süreci de kötü niyetli davranışlara zemin hazırlamaktadır. Mahkemeler bunu bilemez ama kötü niyetle alınan konkardotalarda firma ortakları bunu fırsata çevirerek piyasaya ve bankalara olan borçları en az ödeme ile kapamak için kullanabilir. Konkordato sürecinde firmanın ödenmeyen çekleri yazılamamakta, fiili icra/haciz yapılamamaktadır. Bunu fırsat bilen kötü niyetli konkordato alan firma ortakları ödeme gücü olsa da piyasa, banka ve kamu ödemelerden kaçınabilmekte,  mevcut borçlardan da ciddi indirim talep edebilmektedir. Özellikler mevduat faizlerinin %50’lerde olduğu bir dönemde ödemelerin ötelenmesi firma ve ortaklar için ciddi avantaj sağlamaktadır. Genel davranış alıcılar da faziden vazgeçer ana parayı kurtarmaya çalışır.

KİMLER KONKORDATO ALIYOR?

Verilere baktığımzıda, Reel Piyasada İnşaat ve Tekstil sektörü ilk sıralarda yer alıyor. Akaryakıt İstasyonları da 3. sırada. Tekstilde özellikle Gaziantep’teki halıcılar; Bursa’daki iplikçiler piyasadaki ani duruş sonucu gerçek mağduriyet yaşadı. Akaryakıt İstasyonları da kar majlarının aşırı düşmesinden sıkıntı yaşadı. Fakat İnşaat sektörüne ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Görebildiğim kadar özellikle kamuya iş yapan İnşaat firmaları kamu tarafından ödemelerin yapılmaması, hakedişlerdeki gecikme mağduru. Nerede ise kamuya iş yapıp da iflas noktasına gelmemiş firma yok gibi. AVM, Otel gibi firmalar ise Pandemi sürecindeki ani duruşun taşınamaması sonucu nakit sıkıntı yaşadı. Öteledikleri, yapılandırdıkları kredileri ödeyemez hale geldi. Bu grubun kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Asıl kötü niyetli kısım devletten ciddi hibe alan konkordatoya giden firmalar. Bunların nerede ise tamamı kötü niyetli. Özellikle tarım ve hayvancılık alanında bu yaşandı ve ciddi istismar edildi. Bizdeki teşvik sistemi üretene değil, “üreteceğim” diyene veriliyor, seçici davranılmıyor; o nedenle siyasi nitelikli verilen bu tip hibe şeklindeki teşviklerde ciddi istismarlar yaşanıyor.

KONKORDATO SÜRECİ NASIL İŞLER?

Konkordato için karar veren firma, Ticari Mahkemeye başvurarak Konkordato talebinde bulunur. Konkordato başvurusunda firmasının mali durumu hakkında detaylı bilgi vererek özellikle borcunu süre verilmesi halinde nasıl ve hangi kaynaklarla ödeyeceğini anlatan detaylı bir Rapor da sunar. Raporlarda genelde firmanın kısa süreli ödemelerde sıkıntı yaşadığını ve finansal olarak bu sürede ödeyemeyeceği fakat belli bir süre (bu genelde başlangıçta 3 aydır ) verilmesi halinde ödemeyi yapabileceği talebinde bulunulur ki bu süre genelde ilk konkordato kararının çıkarılması için belirtilmiş olup daha sonra ek süreler ile bu yıllara yayılabilecek bir sürece dönüşür. Ticari mahkemelerin buradaki hataları firmanın sunduğu raporu ikna olmasıdır ki bu da genelde firmadan alacaklıları mağdur duruma düşürmektedir, en azından bu süreçte mahkemenin bağımsız Bilirkişi Raporu talep ederek Konkordato talebimin yerinde olup olmadığı, ödeme gücünün gerçekçi olup olmadığı yönünde Bilirkişi Raporu talep etmesi yerinde olurken, bu genelde talep edilmez ve Ticari Mahkeme hayetinin tecrübesi ile doğru orantılı olarak karar verilir. Bazı firmalar kolay konkordato almak için merkezlerini başka illere taşıdıkları bilinen bir gerçektir. Her Konkordato talebinin olumlu sonuçlandığı yönündeki önyargı da doğru değildir. Konkordato talebi iflas kararı ile sonuçlanacAğı gibi red edilme olasılığı da vardır.

Konkordato türleri şunlardır:

  1. Adi Konkordato: Borçlu, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belirli bir süre içinde ödemeyi teklif eder.
  2. İflas İçi Konkordato: İflas eden bir borçlu, iflas sonrası bir ödeme planı sunarak konkordato talep edebilir.
  3. Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato: Borçlu, borçlarını mal varlığını devrederek öder.

Konkordato, borçluya finansal yeniden yapılandırma için zaman kazandırırken, alacaklılar için de belirli bir ödeme güvencesi sağlar. Ama pratikte alacaklı genelde mağduriyet yaşar. Konkordato süreci pratikte alacaklıyı değil borçluyu korumaktadır. Ciddi hukuksal eksiklikler mevcuttur.

KONKORDATO ALAN FİRMANIN HAYATINDA NELER DEĞİŞİR?

Konkordato kararı verilen firmaya mahkeme tarafından büyüklüğüne göre 1-3-5 kişiden oluşan Konkordato komser(leri) atar. Bu komser(ler)  Konkordato alan firma ile alacaklılar arasında gerçekte hakem görevi görmesi gerekirken genelde Konkordato alan firma yanında tavır aldığı yönünde şikayetler fazla. Zira, maaşını mahkemeden alıyor gibi gözükse de o parayı da konkordato alan firma yatırmaktadır. Hal böyle olunca alacaklılar mağdurlar da komserleri suçlamakta. Konkordato Komİserleri genelde Mali Müşavirlerden seçilir. Mahkeme Komserleri Heyet halinde görevlendirirse yanına Avukat, Bankacı gibi ek uzmanlık gerektiren görevlilerden oluşan bir heyet de görevlendirir.

Firma Komser(lerin) onayı olmadan ödeme yapamaz, nakit akışında Mahkemenin atadığı Komser(lerden) onay almak zorundadır. Komser(ler) fiili olarak firmanın nakit akışında söz sahibi konumunda olur. Konkordato komserleri için de ciddi olumsuz iddilalar olsa da takip ve kontrolü mahkeme heyetine aittir. Bazı kişilerin onlarca firmaya Konkordato Komseri olarak ataması bu sorunlardan ve soru işaretlerinden biridir. Bazıları için Konkordato komseri olmakz zenginleşmenin aracı olmuş durumda. Bir kişinin birden fazla komser görevi ile görevlendirmesine acil sınır getirilmelidir. Bazı firmalarda Gelir devam etsin diye konkordato Komserlerin süreçleri uzattığı da bilinen gerçektir.

KONKORDATO ALAN FİRMANIN MÜLKLERİNE NE OLUR?

Konkardato alan firmaya kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz malların üçüncü kişilere devri, mahkeme ek karar verene kadar yasaklanmıştır. Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Kredi teminatı olarak ipotek verilen yerlerdeki teminat kayıtları aynen devam eder, teminat alacak sırasında banka ya da konkordatodan önce rehin koyanların haklarında kayıp olmaz. İflas halinde kamu alacaklarının öncelikli olduğu unutulmamalıdır.

Konkordato alan firma için  her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmaması yönünde karar verilir.  Yeni İcra ve İflas talebi yapılamaz. Dava açılsa bile süreç fiili icra ve rehin aşamasında iş kesici olur.

Konkordato alan firma adına alacaklılar müzakeresine katılması için genelde 7 gün süre içinde başvuru için çağrı yapılır; alacaklılar konkordatonun kabulü veya reddi yönünde oy kullanabilecekleri, toplantı zamanında gelmeyenler konkordato teklifini reddetmiş sayılır.

KONKORDATO ALAN FİRMAYA FAYDALARI

Konkordato alan firma ödeme baskısında kurtulur ki Konkordato talep etme ana nedeni de budur. Ne demek bu? Bir defa firmanın yazmış olduğu çekler kanuni takip için arkası yazılamamakta; “konkordato karar şerhi” düşülerek çeki veren müşteriye banka iade eder. Konkordato kararından önce yazılmış çekler için hukuki olarak icra, haciz yapılamamakta. Borçları için yapılandırma talep ederek ödemeyi zamana yayıp kısa vadede ciddi avantaj yakalamakta. Borcun ana parasına veya bir kısmına faizssiz taksitli ödeme gibi seçenekler sunabilmektedir. Yasal koruma her ne kadar borçluyu korusa da Türkiye’de maalesef alacaklıyı mağdur etmektedir.

KONKORDATO ALAN FİRMA ORTAKLARI BAŞKA FİRMA KURABİLİR Mİ?

Konkordato alan firma ortaklarının başka firma kurmaları önünde yasal engel yoktur fakat uygulamada konkordato aldıkları firmaya şahsi olarak da kefil oldukları için bu tercih edilmez. Genelde firma ortakları eş ve çocukları veya yakın akraba üzerine firma kurarak ticari hayatına devam eder. Bu genelde Konkordato alınan firmanın sürecinin uzayacağı veya iflasına gideceği öngörüldüğünde tercih edilen bir yöntemdir. Konkordato alınan firma iflas ederken firma ortakları yeni firma ile ticari hayatına devam eder.

KONKORDATO FİRMADAN ALACAĞI OLAN NE YAPAR?

Konkordato alan firmaya mal vermiş fakat tahsilatını yapamamış firmalar genelde zamana yaygın veya alacağının bir kısmından vaz geçerek tahsilatını yapar. Bu biraz da firmanın niyeti ile alakalı bir durum aslında. İyi niyetli Konkordato alan firmalar belli bir hakkaniyet ve karşı tarafı en az zarar verecek şekilde piyasa borçlarını öder; genel uygulamada banka ödemleri en sona bırakılır. Bu biraz da Piyasanın erken uyarı sinyallerini zamanında tespiti ile ilgili olur. Bankalar bu konuda piyasanın gerisinde kalır. Kötü niyetli Konkordato alan firmalar genelde hiç ödeme yapmayarak sürecin iflasa gitmesini sağlar bu genelde firmanın içinin daha önce boşaltılaması ve aşırı boçlandırılması yapan firmalarda gözlemlenir. Reel piyasa ise mafyatik yöntemler ile tahsilat yoluna gidebilir. Bu nedenle firmalar piyasa borçlarını öderken en sona bankaları bırakır. Konkordato alan firmadan Avans Çekleri bulunan firmalar malı henüz almadı ise bunu mahkemeye bildirerek bu çeklere işlem yasağı koydurabilir. Alacaklı Konkordato alan firmanın 3. kişilerdeki alacaklarına 89/1 olarak bilinen ihtar göndererek hatsilat yapabilir. Konkordato alması firmanın 3. kişilerden alacakalrına işlem yapılamayacağı anlamına gelmez, ki bankalar genelde mizanda çalıştığı firmalara bakarak veya firmanın çalıştığını bildiği bu firmalara noter aracılığı ile ihtar gönderir.

KONKORDATO FİRMALARINDA ERKEN UYARI SİNYALLERİ VAR MI?

Reel Piyasada Konkordato yoluna girecek firma aslında aylar önce sinyallerini vermeye başlar. Maaş, Elektrik, Foğalgaz gibi sabit ödemelerde aksama; çek vadesinde ek uzatma talepleri; banka kredilerinde gecikmeler yaşanması; çeklerinin yazılması; firma ortaklarının firma ve şahsı üzerindeki mülkleri satmaya ya da 3. kişilere devretmeye başlamaları; ortakların eşlerden kağıt üzerinde boşanma; sigortadan para almak için fabrikada yangın çıkarılması; ortaklar ve yönetm kurulu üyelerideki değişiklikler; banka teminattaki çeklerin sık değiştirilmesi; firmada kritik görevdeki personelin işten ayrılması gibi öncü göstergeler Konkordato alacak firmalarda gözlemlenen davranış şeklidir. Bankaların yeni dönemde aşırı Dijitalleşmesine rağmen bu erken uyarı sinyallerini yakalayamamaları ise ayrı bir konudur.

KONKORDATO ALAN FİRMAYA PİYASANIN YAKLAŞIMI NASILDIR?

Konkordato alan firmaya Reel Piyasa da sıcak davranmaz. Konkordato alan firmada alacağı yoksa yeni mal vermez. Alacağı olan tedarikçi firmanın niyetini yakından takip eder, firma faaliyetine devam edecek ise genelde piyasa borçlarını öder. Zamana yayar fakat öder. Hatta ödeme yapıp yarı parasını eski borçtan düşürür, yarısına da ek hammadde alabilir. Bu durumda zamanla hem firma faaliyetine devam eder hem de alacaklı tahsilatını yapmış olur. Konkordatolarda mağdurlar genelde Bankalar olur.

KONKORDATO ALAN FİRMAYA BANKALARIN YAKLAŞIMI NASILDIR?

Konkordato alan firmaların bazıları bankaların vadesi gelmemiş olan kredileri yenilememe, vadesinden önce çağırma, yeni kredi vermeme şeklide firmanın nakit akışını bozma şeklinde olabilmektedir. Özellikle 1-2 bankaya bağlı çalışan KOBİ tarzı firmaların bu bankalar ile ilişkisinde konkordato sürecini hızlandırabilmektedir. Konkordato alan firmalara bankalar genelde yeni kredi vermez, mevcut kredilerin de kapanması için çaba içine girer. Teminata alınan çekler tahsil olması halinde müşteriye ödeme yapılmadan kredi kapaması yoluna gidilir. Firmalar bunu bildiği için uygulamada bankalardaki çekler için genelde Avans Çeki gibi gösterip mahkemeden ödenmemesi için karar aldırırlar. Bankanın teminatında ipotek var ise Konkordato sürecinin sonunu bekler. Satışını isteyip tahsilat yapamaz. Konkordato firmanın 3. kişilerdeki alacağına 89/1 olarak bilinen ihtarlar göndererek tahsilat yapmaya çalışır. 3. kişi iyi niyetli ise ve bankaya ödemesi var ise bu ihtardan sonra bu ödemeyi bankaya yapar. Bnakalar açısından diğer bir sorun da Konkordato alan firmanın çekleri diğer firmalarda teminat olarak var ise bu çeklerin teminattan çıkması sorunu. Bu durumda bu çekleri teminat olarak gösteren firmalardan bu çeklerin değiştirilmesi eksik kadar çekler için yeni çekler talep edilmesi Konkordato alan firmaları da olumsuz etkilemektedir.

KONKORDATO ALAN FİRMAYA LEASING FİRMALARI YAKLAŞIMI NASILDIR?

Leasing işlemlerindeki krediler banka kredileri gibi değildir. Leasing firması makinayı kendi üzerine alır firmaya kiraya vermiş gibi olur. Bu duurmda taksitler bitince sembolik bir rakamla makinayı firmaya devreder. Dolayısı ile Konkordato alan firmadaki Leasing yapılmış makinalar Leasing firmasının sayıldığı için Leasing firması burada niyete bakar, firma kötü niyetli ise makinayı fabrikadan söker alır. Yok firmanın faaliyetine devam edip kiraları da aksatmadan ödeyeceğine kanaat getirir ise firmanın amkinaları kullanmasına izin de verebilir. Kısaca, Leasing işlemi yapılmış makinalarda inisiyatif tamamen Leasing firmasına aittir. Firma makinaları söküp başka bir yere kaçırması halinde Leasing hırsızlık için suç duyurusunda bulunabilir.

KONKORDATO ÇALIŞANLARI NASIL ETKİLER?

Mahkemeler genelde Komser maaşlarının yatmasına ve çalışanların haklarına hassas davranıyorlar. Aksamada Konkordato sürecini sonlandırabiliyorlar. Adi konkordato başvurusundan önceki bir yıllık ihbar ve kıdemm tazminatları ve konkordato ile işten ayrılanların alacakları imtiyazlı alacak oluyor. Maaş, İkramiye, prim ve fazla mesai alacakları imtiyazlı alacak. İmtiyazlı alacaklar hukuki takip yapabilir, mallara haciz koyabilir, malların satışını talep edebilir.

BORSADA İŞLEM GÖREN FİRMA KONKORDATO ALIR İSE NE OLUR?

Abana, Aktaş Elektrik, Alfa Menkul, Köytaş Tekstil, Lio Yağ, Mega Boya, Marmara Bank, Mensucat Santral, Mudurnu Tavukçuluk, Nergis Holding, Bimeks, Raks Elektrik, ÇBS Boya, Çukurova Elektrik, Sabah Yayıncılık… liste uzun ne mi bu firmalar. Borsada işlem görüp de batan firmalar en son MEGA POLİETİLEN Konkordato alınca Borsada işlem gören firmaalrın mali yapıları tekrar gündeme geldi. 2024 yılınd üç bono ihraç eden Ekovar konkordato sürecine girdiğini açıkladı. Son Bono ihracaından kısa süre sonra Konkordato alması, SPK’nın bu tür işlemlere uygunluk vermesi de sorgulanmıştı. Borsa’da işlem görüp Konkordato alan firmalarda da süreç aynı işler. Tedbir amaçlı Borsada işlem görmesi durdurulur. Fakat küçük yatırımcı ciddi zarar etmiş olur. Fabrikaları kilitli olup da halen BİST’de işlem görüp kağır üzerinde faaliyet gösteren firmalar var. SPK’nın bu kadar denetimden uzak olması ise küçük yatırımcıyı zarar etmesi için zemin hazırlıyor.

KONKORDATO’DAN ÇIKIŞ NASIL OLUR?

Konkordato alan firmaya zaman içinde borçlarını ödeyerek tekrar ayağa kalkar ya da süreç iflasa gider ve alacaklılar alacak oranına göre tahsilatlardan pay alma sürecini yaşar. Konkordato alan firmaların bu süreçten sağlıklı çıkma oranı %20’lerde, %80’ni iflas ile sonuçlanır. Başka bir ifade ile Konkordato alan 5 firmadan sadece 1’i bu süreci sağlıklı kapatırken, 4 firma iflas eder. İflas planı yapan konkordato alan firma kötü niyetli ise daha önce gerçek alacağı olmayan 3. kişilere senetler vererek yapay alıcı yaratarak gerçek alıcıların tahsilat yapamaması veya düşük tahsilat yapması ise sık rastlanan bir durumdur.

ZOMBİ SÜRECİ BİTTİ, SERİ KONKORDATO VE İFLAS SÜRECİ BAŞLADI

Bruno Albuquerque ve Roshan Iyer tarafından kaleme alınan “Yürüyen Ölülerin Yükselişi: Dünyadaki Zombi Firmalar” başlıklı makalede, Türkiye’nin zombi şirket oranında en üst sırayı tuttuğu ortaya çıktı. Makalede, 2000 yılından bu yana dünya genelinde halka açık olmayan zombi şirketler hakkında yeni bir veri setinin hesaplandığı ifade edildi. Hoş adamlar Halka açıkların da aynı seviyede olduklarını nereden bilsin! IMF tarafından hazırlanan şirket raporlarında da Türkiye Zombi firma sıralamasında ilk sıralarda yer alması tesadüf değil. IMF Türkiye’deki Zombi Firma oranını %13 olarak açıkladı. Ben ise bankalarda yapılan yapılandırma, yakın ve ön izleme kredilere bakarak; bu oranı %20‘lerde olarak hesaplıyorum. Zira, daha önce yazdığım gibi bankalarda ne kadar kredi yüzdürüldüğünü banka CEO’ları dahi bilmiyor.

KONKORDATO İLE İFLAS ARASINDA NE FARK VAR

Resim

BDDK uygulama değişikliği ZOMBİ Firmalarda yığılma yarattı

2008 yılından sora BDDK düzenleme ile bankalara kredili müşterilerin eski kredileri yapılandırma yetkisi verdi. 90 gün gecikmesi olan firmalar otomatikman takip yaratılırken daha sonra düzenlemede gevşeme yapılarak aynı firmayı 1’er yıl gibi ödemesiz dönemler koyalar defalarca yapılandırma hakkı tanıdı. Bankalar da takip oranını artırmamak için sürekli kredileri yapılandırarak gerçek batık firmaları sağlamış ve yüzdürmüş oldu. Geçmiş yıllara bakın özellikle Kamu Bankalardaki takip oranları beklenenin tersine özel bankalara göre çok düşük düzeyde seyretti. Süreç öyle ilerledi ki artık bu firmalar taşınamaz hale geldi.

Avusturyalı ekonomist Joseph Schumpeter’in (1883-1950) 20. Yüzyılın ortalarında ortaya koyduğu Yaratıcı Yıkım Teorisi, eski ve köhne üretim yöntemlerinin, iş modellerinin veya teknolojilerinin yerine; yenilikçi, verimli ve daha etkili olanların gelmesi olarak tarif eder. O nedenle her içine girilen yıkım süreci son demek değildir ama firma çöplüğü içinde, işsizlik olarak emekçiler bu enkazın altında kalır. Olan yine halka olur!

Erol TAŞDELEN-Ekonomist         www.bankavitrini.com

************

EK OKUMALAR:

ZOMBİ FİRMALAR KRİZİ BÜYÜTÜYOR

BORSANIN ZOMBİ ŞİRKETLERİ

IMF Raporu: Yürüyen ölülerin yükselişi, Dünyadaki ZOMBİ firmalar

ZOMBİ ŞİRKETLER, HORMONLU BİLANÇOLAR

SAHTE ZOMBİ OLABİLİR Mİ?

 

 

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.

TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.

Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.

İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak

TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.

Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.

KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı

TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.

1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.

Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?

Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.

Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.

Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.

Bankacılık sektörü açısından mesaj

TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.