Connect with us

Erol Taşdelen

ZOMBİ FİRMALAR KRİZİ BÜYÜTÜYOR

Yayınlanma:

|

sesli dinle ZOMBİ FİRMALAR

Erol TAŞDELEN – Ekonomist – Ekonomi yönetimi dillendirmese de 2018 krizi Türkiye’de Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ( GSYH ) düşüşü, Kişi başı gelir seviyesini de otomatik olarak düşürdü. Küçülen ekmek ile yaşanılan Toplumsal huzursuzlukların altında yatan en önemli etken de bu. Herkesin ekmeğinin büyüklüğü farklı olduğu için de kriz her kesimi aynı etkilemiyor. Sonuçta krizden en çok etkilenen kesim sabit gelirliler ve o gelire dahi ulaşamayan işsiz kesim. Sonuçları tam araştırılmadı ama sabit gelirliler yoksulluk sınırının altına düşmüş durumda.

Kapitalist sistemde Krizler Zombi firmaları da kendiliğinden yaratır. Yaratmadığını söylemek de Piyasayı bilmemek anlamına gelir. 2018 sonrası görüyoruz ki, Devlet Kapitalizmini temsil eden Çin’deki Evergrande örneğindeki gibi Zombi firmaların nereden çıkacağı belli olmuyor.

FİRMANIN ZOMBİ OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?

Zombi firmaları en erken ve en iyi tespit eden genelde Bankalar olur. Bankalardaki “Erken Uyarı Sinyalleri” ile deneyimli bankacılar firmaların yaşam döngüsünü de yakından takip edip bu firmaları kolayca tespit eder. Çoğu zaman firmanın ZOMBİ FİRMA haline dönüştüğünü firma ortakları da anlamaz veya kabul etmek istemez. Bankacıların ZOMBİ Firma tespiti bu firmalardan kolayca kurtulacağı anlamına da gelmiyor. Tam tersi yüzdürmeyi tercih yönünde çok örnek var.    

ZOMBİ FİRMA tespitinde, firmanın kredi borç yükü en iyi sinyaldir. Firmanın faiz ödemelerinde zorlanması en iyi göstergelerden biridir. Firma ne kadar köklü olur ise olsun, son üç yılda faiz ve vergi öncesi karı ( FAVÖK ) borç ödemelerinden küçük ise alarm zilleri çalıyor, ZOMBİ FİRMA sınıfına giriyor demektir. Kriz dönemlerinde Zombi adı verilen bu tür firma sayısı artar.  Başka bir ifade ile yeterince Faaliyet karlılığı yakalayamayan firma yaşam döngüsünü nereye kadar sürdürebilir? Sonuçta mevcut borçluluğunu faaliyet karlılığı ile ödeyecek.       

ZOMBİ FİRMALAR SEKTÖRLERİ NASIL ETKİLER?

Zombi firmaların belli sektörlerde yoğunlaşması bulunduğu sektörde kriz algısını yaratacağı için girişimci sermayenin o sektöre girme cesaretini de kırar. Son yıllarda çok dillendirilen İnşaat Sektörü krizi bu sektördeki Zombi firmaların oluşmasını hızlandırdığı gibi bu sektöre yeni girişimcilerin girme cesaretini de kırmıştır. Her şeyde öte sektörel kriz etkisi o sektörün yeni finans kaynaklarına ulaşımını da engellemektedir. Zira sermaye ürkek de sermeyenin merkezinde yer alan Bankalar çok mu cesur? Bir sektörden Bankacılık sektörünün desteğinin  çekilmesi için söylentiler bile yeterli olmaktadır. Bir sektörde ne kadar çok Zombi firma birikmiş ise o sektörde zincir etkisi ile yeni Zombi firmaların oluşması da etkili oluyor.

ZOMBİ FİRMALAR PİYASAYI NASIL BOZAR?

Zombi firmaların artışı bu firmaların banka borçlarını zamanında düzenli ödemelerini de olumsuz etkiler. Dolayısı ile bankaların planlanan nakit akışını da bozduğu için oluşan sorunlu krediler kadar kredi döngüsünün de önüne geçildiği için bankaların kredi faiz oranlarını da otomatikman olumsuz etkiler ve artırır. Sonuçta kredi döngüsü aksayan bankalar buradaki maliyetleri kredisini zamanında düzenli ödeyen veya yeni kredi kullanacak firmaların üzerine yükler. Bankaların Takipteki  Alacakları kağıt üzerinde %3’lerde olsa da bunun gerçekçi rakam olmadığını sektördeki herkes biliyor. Zira, yapılandırılan, takip süreçleri uzatılan kısaca yüzdürülen kredileri eklediğimizde Bankacılık sektörünün %15’i sorunlu kredi haline düşmüş durumda. Bu yüksek bir oran. Üzerinde Canlı Kredi olarak gösterilip kredi faizlerini kredi ile ödeyebilen, aç kapa şeklindeki kredileri de ekleyince banka kredilerin %20’lik bir kısmı kredi maliyetlerini yükselten bankaların kredi akışını da aksatan bölümden oluşuyor demektir. Takipteki kredilerin %17’si Bireysel Kredilerden %83’ü Ticari nitelikli kredilerden oluşuyor. Zombi firmalarında bu bölümde zaten. 22 Nisan itibarıyla Banka krediler toplamı 5,6 trilyon lira. Bu kredilerin 4,5 trilyon liralık kısmı Ticari nitelikli kredilerden oluşuyor. Kaba hesapla %15-20’lik bölüm 800 ile 900 milyar liralık kredi sorunlu kredi sınıfına giriyor demektir. Bunun Ticari kredilerdeki bölümünü oluşturan %83’lük bölümünü oluşturan 650 -750 milyar liralık Zombi kredilerde yüzdürülen sorunlu kredi demektir. Bankalar “müşteri sırrı” diye ne kadar firma özelinde Zombi firmaları saklasalar da Türkiye Bankalar Birliği ( TBB)’nin ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK )’nın sorunlu olup yapılandırılan krediler ile ilgili raporları bu gerçeği ortaya koyuyor. Bankalar 2022 yılına yüksek karlılık ile başladılar. Sektör, 2022 ilk üç ayında 63,2 milyar lira kar açıkladı, 2021 ilk üç ayında 16,3 milyar lira; yıl sonunda 92,9 milyar lira kar ettiği düşünüldüğünde yıllık karlılığın % 68’lik kısmını 2022 ilk üç ayda yaptı demektir. Buna rağmen sektör hala rahat değil ise bunda Zombi şirketlerinin etkisi büyük.

ZOMBİ FİRMALAR ZOMBİ DIŞI FİRMALARI DA OLUMSUZ ETKİLİYOR

Zombi firmaların olumsuz etkisi Zombi olmayan firmaların da yeni ve düşük maliyet ile kredilere ulaşmasını engellemektedir. Bu durum zombi dışı firmaların yeni yatırım yapma maliyetlerini de engellediği gibi mevcut maliyetlerini de artırmakta, iç verim yapısını da olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda kredi genişlemesi dönemlerinde kredilerin önemli bir kısmının Zombi firmalara gittiği düşünüldüğünde kredi genişlemesine rağmen piyasalardaki etkilerinin de sınırlı kalması şaşırtıcı olmamalı. Batacak firmalara yeni kaynak yaratarak siz ekonomiye olumlu katkı sağlamış olmuyorsunuz; yüzdürülen bu tür firmalara sadece zaman kazandırıp batmasını öteliyorsunuz. Bunu yerine bu kaynaklar zombi dışı firmalara gitse ekonomiye katkısı daha fazla olacaktı. Zira, Zombi firmalar istihdamı da artıramadığı gibi ekonomiye katma değerleri de düşük kalıyor. Zombi firmalara hayat öpücüğü vererek banka bilançoları da makyajlanıyor ama orta uzun vadede sorun çözülmüş değil sadece ertelenmiş durumda. Zombi firmaların karlılıkları düşük ya da zararda olduğu için Devletin ciddi vergi kaybı da olmaktadır.

ZOMBİ FİRMA TESPİTİNİN ZORLUĞU

Zombi firma tespiti Türkiye’de çok zor. Zorluğun ana nedenlerin başında belli büyüklüğe ulaşan firmaların Bilançoları Kamuya açık olması ve Bağımsız Denetim Raporları hazırlanması gerekirken bu henüz çok sınırlı. Kamuoyu sadece BİST’de yer alan firmalar verilerine ulaşabilmekte. Kapanan, batan firmaların çoğunun bilançoları bilinmiyor. Batması gereken fakat Zombi olarak hayatına devam eden firmalara piyasayı da rekabeti de bozmakta zombi dışı firmalara da zarar vermektedir.

Zombi firmalar ülke ekonomisine de verimliliği düşürmekte. Telekominikasyon sektöründe faaliyet gösteren milyarlarca dolarlık krediler kullanıp da  Zombi firma olduğu herkesçe malum olan firmayı düşünürsek; bu firmada verim düştüğü, ekonomiye yükü yıllar itibarıyla ne kadar arttığını da biliniyordu, üzerine kamulaştırılarak yük halka yüklendi. Bu ve buna benzer firmalar bankalara faizini dahi ödemeyip yıllarca yüzdürüldüğü bilinmekteydi.

ZOMBİ FİRMALAR BATMALI MI?

Zombi firmaların hayatını sürdürmesi mi batması mı daha fazla zarar verir yönünde sağlıklı araştırma yok. Fakat ticari hayatta kalıp yıllar itibarıyla verdiği zarar batmasından daha fazla zarar oluşturduğunu söyleyebilirim. Zira; batması halinde en fazla piyasadan çekilir çoğu ya da el değiştirerek sağlıklı şekilde ticari hayatına devam eder; oysa Zombi halde yüzdürülmesi rekabeti bozduğu gibi yıllar itibarıyla ekonomiye verdiği zara daha da artar. Zombi firmalar ölmeli mi kesinlikle; zira yaşatmanın maliyeti ve verdiği zarar daha fazla oluyor. Zombi firmalar ekonomiye katkı değil yük oluşturmakta; krize çözüm olmadıkları gibi krizin büyümesine de katkı sağlıyor biline.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com

EKONOMİ

TEKSTİLDE ÇİN KABUSU

Yayınlanma:

|

Pandemi sürecinde RNA bazlı aşı kullanmayan ÇİN bir taraftan durduramadığı Covid-19 ile mücadele ederken diğer taraftan yarı mamul ve mamul stoklarını eritmek için atağa geçerek Türkiye gibi ülkeleri tehdit etmeye başladı. Sanayide başta Enerji gibi temel maliyetleri oluşturan girdilerin de düşük maliyet avantajını kullanarak özellikle Tekstil sektörünü ihracat atağı başlattı. Üzerine Navlun maliyetlerinin düşmesi ÇİN’in yeni ihracat atak stratejisini de destekler yönde gelişti.

Navlun maliyetlerinin de düşmesi etkisi, Türkiye’nin Avrupa’ya ihracatına ket vururken; Türkiye’de Enerji maliyetlerinin yaklaşık Kwh 21-22 Cent’e kadar çıkması Çin karşısında Tekstil sektörünü savunmasız bırakmış durumda. Zira, ÇİN’de elektrik maliyetleri Kwh 8 cent seviyesinde ve diğer ülkelere göre ciddi düşük maliyet etkisi yaratıyor. Üzerine ÇİN’in stokları eritmek için maliyetine; bazı ürünlerde maliyetinin altına Tekstil ürünleri de satmaya başlaması Türk Tekstil sektörünün korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Zira bu haksız enerji maliyetleri ile Türk Tekstil sektörünün rekabet etmesi nerede ise imkansız hale gelmiş durumda.

Tekstil sektörü bu günlerde ÇİN’den girişi olan mamul ve yarı mamul ürünler ile sert bir şekilde rekabet etmeye çalışıyor. Buna rağmen rekabet edemez hale gelmiş durumda. ÇİN’den gelen hammadde yurtiçinde tüm işletmelerde benzer koşulda sunulurken iç rekabette sorun yaratmıyor fakat, ithal edilen yarı mamul ve mamullerde aynı durum söz konusu değil.

Çin menşeli mensucat ve tekstil ürünleri için acil damping önlemi alınmaması halinde kısa sürede yıkıcı etki kendini gösterecek. Durum bu kadar acil ve önemli.

Hazır Giyim, Halı, Yolluk, ev tekstili, kumaş gibi mamul girişleri tekstil sektörünü olumsuz etkilerken tekstil sanayisini tehdit eder hale gelmiş durumda. Çünkü son zamanlarda ÇİN menşeli tekstil ürünleri piyasada daha sık rastlanır oldu.

Başta Gaziantep’teki Halı sektöründe işten çıkarmalar başlarken ÇİN etkisinin önüne geçilmez ise Tekstil Giyim sanayi başta olmak üzere tekstil fabrikaları üretime ara vermek zorunda kalacak. Bu da, “durgunluğun yanında işsizlik anlamına geliyor” demedi demeyin!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU

Yayınlanma:

|

TCMB ve BDDK’nın krediler ile ilgili son aylarda sık sık yapılan düzenlemeler sonucu Bankalar yeni bir adım daha atılarak sadece “Harcama Belgesi”  karşılığı Ticari kredi kullandırmaya başladı. Üstelik çoğu banka buna ek olarak “İhracat Taahhüttü” de istiyor. Bunun ana gerekçesi kredi dövize gitmesin diye açıklansa da piyasada başka sorunlar çıkmaya başladı.

HARCAMA BELGELERİNE NELER GİRİYOR

Al krediyi ne yaparsan yap dönemi sona eriyor. Ticari Krediler için yeni uygulamalar başladı. Bunun somut yansıması Bankaların “Harcama Belgesi” istemesi ile somut hale geldi. Bankalar harcama belgesi olarak; “maaş/ücret ödemeleri; hammadde ve ara mal tedariki; nakliyat, sigorta ve navlun gibi ihracata ilişkin hizmet alımları; yatırım malı; makina alımları; kira ödemeleri, elektrik, su ve doğalgaz gibi ödeme faturaları; Vergi ve SGK prim ödemeleri işlemleri belgeleri” bankalarca ticari kredi için kabul edilebilir belgeler arasında sayıldı. Ayrıca KOBİ’lerin AR-GE giderleri; pazarlama, satış ve genel yönetim giderleri ile satış maliyetleri içinde yer alan Mal, Hizmet alımları kapsam içine alındı.

FİRMA ADINA BİNEK ARAÇ KREDİSİ VERİLMİYOR 

Bankalar Türk Parası Kıymetini Kuruma Hakkında 32 sayılı kararda belirtilen “efektif, döviz, menkul kıymet, kıymetli maden, taş ve eşya alımları ile gayrimenkul ve “binek taşıt” alım harcama mukabili kabul edilmez” olduğunu öne sürerek firmalar adına “binek araç alımları” için kredileri de durdurdu. Bu durumda firmalar sadece Ticari Nitelikli araçları ( kamyon, kamyonet, otobüs ..vb ) Ticari Kredi kullanarak alabilecek.

FATURALARDA SADECE TÜRK LİRASI BİLGİLERİ YER ALACAK

Ticari kredi kullanırken istenecek harcama belgelerinden faturalarda sadece Türk Lirası bilgileri yer alabilecek. Bankaların firmalara verdiği bilgilere göre; “yurt dışından doğrudan ithal edilen ürünler/hizmetlerin yurt dışındaki tedarikçisi tarafından sağlanan yabancı para cinsinden harcama belgeleri alınabilecek” denilerek hangi faturalarda Yabancı Para cinsinden faturada bilgilerin yer alması için kural da belirlenmiş oldu.

Bunun dışında kalan; “yurt içindeki firmalardan alınan belgeler sadece Türk Lirası cinsinden ve üzerinde Türk Lirası dışında bir para biriminden tutar veya kur bilgisi bulunmamak” şartı ile Ticari Kredi için harcama belgesi kabul edilebilir denmekte.

FATURADA KUR BİLGİSİ OLMAMASI KARGAŞAYA NEDEN OLACAK

TCMB’nin Tebliğleri ile firmalar arasında Döviz ödemesi ile ticaret Nisan ayında sonlandırılmıştı. İthalatın %80’ni hammadde olduğu düşünüldüğünde özellikle sanayiciler yurt dışından gelen hammadde ve yarı mamul ürünlere bağlı olduğundan maliyet hesabını da satış fiyatı da piyasada döviz üzerinden fiyatlamış; kurlardaki belirsizliğin de etkisi ile piyasa dolarize olmuştu. Bu durumda döviz ödemeler yasaklanınca çözüm olarak firmalar da TL düzenlenen proforma ve faturalara uygulanan kuru ve kura karşılık gelen TL tutarını yazarak belge düzenlemeye başlamıştı. Bu döviz kurunun bile kamu otoritesince netleştirilmediği için bazı firmalar TCMB kurunu bazı firmalar işlem görülen banka kurunu bazı firmalar da piyasa kurunu esas aldığı için firmalar arasında kur farkı yaşandığı sık sık dile getirilmiş, şikayetlere neden olurken; şimdi de  faturalar üzerinde bu kur da yer almadan, sadece Türk Lirası fatura düzenlensin isteniyor. Kısaca bankalar, “fatura karşılık kredi kullandırırım ama faturada döviz kuru ve kurun TL karşılığı gibi bilgisi yer almasın” diyor. Kargaşa da tam burada başlayacak. Zira; bazı bankalar kredi için proformayı kabul etmeyerek; direk fatura istiyor oysa makina alımı, leasing gibi işlemlerde önce avans ödeniyor; fatura, örneğin altı ay sonra makina fabrikaya gelince kesiliyor. Sadece kur belirtilmeden Türk Lirası fatura kesildiğinde dövizdeki oynaklıkta mali ya da makinayı alan anlaştıkları kuru ispatlayamamak gibi bir durum çıkacak ortaya. Bu da karşılıklı Ticari Davalarda patlama anlamına geliyor. Bu durum, Mal, makina, hizmet alan firmayı piyasada savunmasız halde bırakıyor. Örneğin; tekstil, kimya, metal, cam, seramik, elektronik, makina gibi sektörlerde girdilerin önemli bir kısmı ithal olduğu için fiyatlar günlük ve döviz kuru üzerinden fiyatlanıyor; TL olarak fiyatlanması nerede ise imkansız hale gelmiş durumda.

ÖDEME YAPILMADAN FATURA NASIL KESİLSİN?

Piyasada yaşanan diğer bir sorun da bazı bankaların Proformayı kabul etmeyip kredi kullandırmak için Faturada ısrar etmesi oldu. Tavuk yumurta hikayesine döndü iş.  Zira, mal satan firma ödemeyi almadan fatura kesmiyor; ödemenin olması için de kredi kullanıp mal satan firmanın hesabına paranın geçmesi gerekiyor. Faturada ısrar eden bankaların Piyasalardaki nakit döngüden ne kadar uzak oldukları ise fatura ısrarında ortaya çıktı. Üstelik ödeme yapacak firma ödemeyi son güne krediye güvenerek hareket edemez önceden garanti altına almak ister. Örneğin takasta çekiniz var ödemeden karşı taraf fatura kesmeyecek bu durumda ne yapacaksınız? Üstelik, fatura olayı kredi kullanım süreçlerini de ciddi şekilde uzatmış durumda. Kredi hesaba geçene kadar müşteri kredi kullanımdan emin olamıyor. Bankaların da kredi iştahı zaten açık değil. Kısaca, bankaların fatura ısrarı piyasalardaki nakit döngüye de ciddi zarar verecek gibi gözüküyor. Kredi kanalları sıkışık, kredi kullanım koşulları ağırlaşmış, faizin üstüne bir de kredi limit tahsis ücreti; sigorta; masraf paketi gibi komisyonlar dayatılınca kredi kullanan firmalar parayı bulduğuna mı sevinsin; ödediği komisyonlara mı üzülsün, piyasada tam bir şaşkınlık yaşanıyor! Bazı firmalarda firma ortaklarının onlarca sigortası oldu, her ticari kredide firma ortağına hayat sigortası bir bizim ülkede olsa gerek! TCMB komisyonlarla ilgili şikayetler artınca bankalardan komisyon raporları da istemeye başladı ama bu raporlarda kredi maliyetin içindeki sigorta bilgilerinin olmadığına eminim! Kısaca, ticari kredilerdeki bu maliyet TCMB’den de saklanıyor! TCMB ile SEDDK bu işe el atsa iyi olacak.

KREDİ ÖDEMELERİ UNUTULDU

Bankaların yeni kredi kullanım koşullarında firmaların kredi geri ödemeleri unutuldu veya bu şekilde tercih yapıldı. Zira; firmanın “kredi ödemelerini kredi ile ödemesin” de hedeflenmiş olabilir ama bu duruma her firmanın nakit akışı uymadığı için önümüzdeki dönemde gecikmeli kredi geri ödemelerinde artış olur ise şaşırmamak lazım. Zira; ihracat bedeli geciken veya iç piyasadan alacağı geciken veya kredi geri ödeme taksitine denk gelmemesi durumda çoğu firma kredi kullanarak kredi taksitini ödüyordu. Yeni uygulamada bu yönde bir düzenleme olmadığı gibi bankalar kredi ödemeleri için kredi kullandırmak da istememekte. Oysa, kredi, leasing, çek ödemeleri gibi ödemeler firmaların cari giderler arasında ciddi bir hacim tutuyor. Firmalar bu durumda nakit yaratmak için ya stokların zararına elden çıkaracak ya da faaliyetine bir süre ara verecek. Bu da “işsizlik ve ani duruş” demek. Zira; başta Elektrik gibi giderler Ocak ayına göre beş katı aşmış bu da TÜİK hesaplamasında bile ÜFE’nin %157 ile kendini somut hale getirdi. Ticari Kredilerde kredi geri ödeme; leasing, çek ödemeler gibi ödemeler kapsam içine alınmaması piyasada ciddi sıkıntı yaratacak. Maliyetlerin artmasından özellikle sanayici zaten zor durumda. Üzerine bir de kredi kanallarında sorun gelince kendini eli kolu bağlanıp denize atılmış yüzmesi isteniyor gibi hissediyor. Üstelik iç ve dış piyasada rekabet hat safhada iken yapılıyor bu durum. Firmalar; Mal tedarikindeki sıkıntılarla mı uğrasın; artan maliyetleri yönetmekle mi uğraşsın; satılmayan malların stok kontrolü ile mi uğraşsın şaşkın haldeyken; üzerine finansal zorlukla gelince  kimse halinden memnun değil biline!

S&P Global Market Intelligence analizine göre 2022 Haziran ayı sonunda bankaların sorunlu kredileri 860 milyar TL ( 46 milyar USD ) seviyesine yükselmişken yeni tedbirler sorunlu kredilerin artışına neden olursa şaşırmayalım. Şunu artık anlayalım faturaları liralaştırmakla Piyasa Liralaşmıyor! Firmaların önünü görüp, Piyasanın Liralaşması için başka şeyler de lazım : BELİRSİZLİKLERİN GİDERİLMESİ; GÜVEN ORTAMININ YARATILMASI gibi!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

 

S&P Global: Türk bankalarının sorunlu krediler 46 milyar doları aştı – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TEB, TİCARİ KREDİLERDE %25 VADESİZ KOŞULUNDA ISRAR EDİYOR

Yayınlanma:

|

TCMB’nin Ticari Kredi Faiz oranını düşürmesi için Karşılıklar kararnamesi ile birlikte bankalar Ticari Faiz oranını %45’lerden %20’ler seviyesine çekmişti. TL Kredilerdeki zorlaştırıcı tedbirler ile birlikte bankaların ek olarak firmalardan kredinin %25-30’unu kredi vadesi süresince vadesizde  bırakması talepleri medyaya yansıması ile TCMB Bankaları uyararak bu uygulamadan vazgeçilmesi yönünde telkinde bulunmuştu.

TÜRK EKONOMİ BANKASI ( TEB ) ISRARLI

TCMB’nin uyarısı sonucu çoğu banka Kasım ayında uygulamadan vaz geçerken TÜRK EKONOMİ BANKASI ( TEB ) müşterilerden Ticari Kredilere karşılık kredi vadesi boyunca %25’i kadar vadesiz ortalama bırakması için ısrar ediyor. Çoğu Ticari müşteri bu koşulu kabul etmezken zor durumda kalan firmaların bu şekilde kredi kullanmayı istemeyerek de olsa kabul ediyor.

BAKALARIN TİCARİ ALACAK KALİTESİ DÜŞÜYOR

Bankacılık sektöründe Sorunlu Krediler 860 milyar TL ( yaklaşık 46 milyar USD ) seviyesine ulaşırken; bankaların ticari kredinin %25-30 seviyesinde vadesizde tutma koşulu bankaların potansiyel sorunlu kredi hacmini de artırıyor. Zira; bu kadar ağır koşullarda kredi kullanmayı kabul eden firmaların mali yapısı daha fazla bozulurken finansal maliyetleri de kullanmadıkları kredinin faizini ödenmesi gibi ek bir yük oluşturuyor. Bu tür firmalar ya krediyi ödeyemiyor ya da zaten ödeme niyeti olmadığı için bu kadar ağır koşulları kabul ediyor.  Bazı ticari krediler için, Bankacılıkta “kredi verirken batar” tezi de bir daha fiili olarak yaşanıyor.

TCMB VE BDDK DEVREYE GİREBİLİR

Bazı bankaların ısrarla kredinin %25-30’u kadar vadesiz talebi firmaları zorlarken bu yönde TCMB ve BDDK’ya olan şikayetler de artmış durumda.  TCMN Müfettişleri ve BDDK Murakıpları bu yöndeki tespitlerini raporlarına yansıtmaya başladı. Önümüzdeki dönemde bankaların ecza yemekle veya müşterilerin zararlarını karşılamakla ( fiili kullanmayan kredi faizin iadesi, komisyon iadesi gibi ) karşı karşıya kalması kimseyi şaşırtmasın

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

BLOKELİ TİCARİ KREDİLERE AKBANK VE QNBFİNANSBANK DA BAŞLADI – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

MB UYARISI İŞE YARADI: BANKALAR BLOKELİ KREDİ UYGULAMASINI DURDURDU – BankaVitrini

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.