Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Türkiye pozitif ‘hikâye’ büyürken, gözler Cenevre’de

Yayınlanma:

|

Hafta sonu, Başkan Karahan’ın AA’ya verdiği özel röportajı okurken, ECB’nin bir dönem başkanlığını yapan bazuka lakaplı ve “ne gerekiyorsa (whatever it takes)” sözü ile kararlılığın ve herhangi bir engeli aşma iradesinin sembolü olarak hatırlanan Başkan Draghi’nin 2012 senesindeki konuşmasını hatırladım. Sn. Başkan Karahan, şahin bir üslup takınarak piyasalara güven telkin etmek suretiyle büyük montanlı faiz indirim beklentilerini törpülemeye çalıştığını görüyoruz.

Başkan Karahan %24 olan yıl sonu enflasyon hedefine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapılacağına vurgu yaparken, TL’deki reel değerlenmeye de atıfta bulundu. Başkan Karahan, kur için bir hedef seviyeleri olmadığını, uygulanan politikaların bir sonucu olarak yatırımcı tercihinin TL lehine artması ile reel değerlenmenin devam ettiğini söyledi. Biz de Başkan Karahan ile aynı noktada olmak suretiyle, TL’de reel değerlenmenin kademeli olarak azalmaya devam etse de yaz aylarına kadar süreceğini düşünüyoruz.

Hatırlamak gerekirse, geçen yılın Mart, Nisan ve Mayıs aylarının ortalama aylık enflasyonu %3,25 seviyesinde idi. Bu baz etkisinin yanı sıra, enflasyonun ana eğiliminde görülen yavaşlamanın da yardım ile, önümüzdeki aylarda düşüş ivmesinin devam etmesini bekliyoruz. TCMB’nin ise önümüzdeki üç toplantının her birinde 250 baz puan faiz indirimine giderek politika faizini %35’e çekmesini muhtemel görüyoruz. Sene sonu faiz beklentimiz ise %27,50 – %30,00 aralığında yer alıyor.

Gelin hep birlikte, faiz indirim beklentilerinin yanı sıra, TL ve TL cinsi varlıklar üzerinde var olan olumlu hikâyeye biraz da geniş bir açıdan bakarak manşetimize de ruh kazandırmaya çalışalım. Türkiye’nin son dönemde olumlu anlamda biriken hikâyesine bültenlerimizde hemen hemen her gün değiniyoruz. Özellikle, Trump sonrası yeni dünya düzeninde, kendisini savunma noktasında harekete geçen Avrupa’nın, AB üyesi olmayan Türkiye ile dirsek temasını oldukça önemsiyoruz. Türkiye ile AB arasında oldukça güçlenen diyalog ve Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her platformda AB üyeliğinden söz etmeye başlaması sonrası bu hafta 20-21 Mart tarihinde Türkiye’nin AB Liderler Zirvesi’ne katılımcı olarak davet edildiğinin altını bir kez daha çizmek isteriz.

Buradan başka ve çok önemli bir konuya sıçrayalım. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in ev sahipliğinde, Cenevre’de 5+1 formatında düzenlenecek gayriresmi Kıbrıs zirvesi bugün başlıyor. KKTC Cumhurbaşkanı Tatar ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’in yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de toplantıda yer alacak. Zirve, adadaki statükoyu şekillendiren dinamikleri yeniden masaya taşırken, Kıbrıs meselesi, sadece adanın iki toplumlu yapısıyla sınırlı değil; Türkiye-AB ilişkilerinin de önemli bir parçası olarak okuyoruz. Son dönemde, Avrupa’nın savunma politikalarında Türkiye ile daha yakın bir işbirliği arayışı içinde olması, ya da NATO çerçevesindeki askerî angajmanların ve bölgesel güvenlik politikalarının gündemde olduğu bir dönemde, her ne kadar adanın kuzeyinde büyük bir heyecan hâkim olmasa da, stratejist kimliğim ile Cenevre ve ötesini farklı bir bakış açısı ile değerlendirmek istiyorum.

Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji denklemine eklenen jeopolitik kaygılar, tarafların masada daha fazla manevra alanı aramasına neden olabileceğini göz ardı etmesem de, AB’nin Rum tarafını her koşulda destekleyen yaklaşımını ise ne kadar sürdüreceğini merakla takip edeceğiz. KKTC, egemen eşitlik vurgusunu koruyarak Cenevre’ye giderken, şekillenecek diyalog ortamı, ya da içinde bulunduğumuz yeni dünya düzeni, hem Kıbrıs için hem de Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir denge arayışının parçası olabileceğini ve bu bağlamda adada olası bir anlaşmanın sanıldığı kadar da uzak olmayacağını düşünüyoruz!

Kıbrıs mevzusu haftanın sıcak gündem manşeti olsa da, Suriye ve Ukrayna’nın yeniden inşasında Türkiye’nin belli bir ölçüde fayda sağlayacağı beklentisi ile Borsa İstanbul son iki haftadır olumlu bir görünüm sergiliyor. Alt endekslerde, BIST Taş Toprak Endeksi (XTAST) çimento şirketlerinin önderliğinde son iki haftada %14 yükselerek lokomotif görevi üstlendi. Öte yandan, yabancının Türkiye yatırımlarında önemli bir barometre görevi üstlenen ABD ile ilişkiler şimdilik olumlu bir eksende ilerliyor. Trump’ın dış politikada sergilediği agresiflik ve sağa sola ‘kırmızı kart’ gösterdiği bir ekosistemde, hafta sonu gerçekleşen ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi mevzusunun ön plana çıkarıldığı Trump – Erdoğan telefon görüşmesini de olumlu hikâye sütununa ilave bir nokta olarak yazılması gerektiğini düşünüyoruz. Borsa İstanbul ana endeksi, son iki haftada %12 yükselirken, faiz indirim sürecinin bankacılık sektörüne olumlu yansıyacağı beklentisi ile bankacılık endeksi son üç haftada %14 yükseldi.

Faiz indirim senaryosunun Türk finansal varlıklarında önemli bir değerlenme potansiyeli taşıdığını ve bu bağlamda tahvil ve hisse senetleri için bir süredir geliştirdiğimiz olumlu tonu, olumlu tarafta kümelenen pekçok haber başlıkları ile korumaya devam edeceğimizi yeri gelişmek bir kez daha belirtmek isteriz. USDTRY kuru TCMB’nin güçlü rezervleri sayesinde bebek adımları ile kuzeye ilerlemeye devam ederken, bu sabah ilk işlemlerde 36,65 seviyesinden eşleşdiğini not edelim.

Her ne kadar Rusya elini yüksekten açarak bir aylık ateşkes sürecine ilişkin çekincelerini belirtse de, Ukrayna’nın ABD’ye karşı çaresiz duruşu sonrası, tünelin sonunda ‘ışığı’ görür gibiyiz. ABD Başkanı Trump’ın, Ukrayna’daki üç yıllık savaşı sona erdirmenin yollarını görüşmek üzere bu hafta Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile konuşması beklenirken, ABD temsilcisi Steve Witkoff, Moskova’da Putin ile yaptığı görüşmeyi “olumlu” olarak nitelendirdi. Olası bir barış, Rusya – Ukrayna savaşında yaşanan arz şokunu terse çevirip Türkiye gibi net enerji ve emtia ithalatçısı bir ülkeye destek vereceğini düşünüyoruz. Türkiye’nin yabancı indinde risklerini yansıtan beş yıl vadeli CDS risk priminin 258 baz puan ile neredeyse pandemi döneminden bu yana en düşük seviyelerde salınması, risksiz faiz olarak görülen ABD on yıllık faizin de geldiği seviyeler ile birlikte göz önüne alınırsa, olumlu havadan faydalanmak adına Hazine’nin yeni bir eurobond ihracına çıkması için zeminin de elverişli olduğunu düşünüyoruz.

Dönelim biraz da yurtdışı piyasalara. Trump’ın sağı solu belli olmayan ve yatırımcı güvenini sarsan politikalarının ilk etapta stagflasyona, devamıda ise resesyona (ekonominin üst üste iki çeyrek boyunca negatif büyüme göstermesi, yani daralması durumu) neden olacağı beklentisi ile geride bıraktığımız haftanın büyük bir bölümünde etkili olan riskten kaçınma isteği piyasaların karamsar tarafta kalmasına neden olmuştu. Ekonomik faaliyetlerin yavaşlayacağı, üretimin, yatırımların ve harcamaların düşeceği korkusu ile hisse senetleri sert satışlara sahne olurken, haftanın son iş günü, Rusya-Ukrayna ateşkes umutları ile ABD’de hükümetin kapanma ihtimâlinin azalması tepki alımlarına neden olmuştu.

Yeni gün ve hafta başlangıcında, ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik saldırısı manşetlerde yer alırken, Hüsilerin deniz taşımacılığına yönelik saldırılarını sonlandırana kadar saldırıların da devam edeceği belirtildi. İran destekli Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları, Süveyş Kanalı’ndan geçen gemi sayısında önemli bir düşüşe neden olurken, bu durum, küresel ticaretin yaklaşık %12-15’inin geçtiği Süveyş Kanalı’nda nakliyeyi aksatmış ve birçok lojistik şirketinin Afrika’nın güneyinden dolaşan alternatif rotalara yönelmesine yol açmıştır. Yolun uzaması, tedarik zincirinde sorunlara neden olurken, yakıt maliyeti başta olmak üzere enflasyonla savaşa da olumsuz bir katkı sağladığını göz ardı etmeyelim. Haberin risk algısını çok fazla etkileyeceğini düşünmüyoruz. Keza altının ons fiyatı haftayı tamamladığı 2,890 dolar seviyesinde salınırken, ABD 10 yıllık tahvil getirisi de benzer bir şekilde %4,30 seviyesinde işlem görüyor. Altın ons fiyatı geride bıraktığımız hafta 3,004 dolar seviyesini test ederek tam bir yıl önce başladığımız yolda bizleri utandırmadı! Çok net bir şekilde söylemek gerekirse, Trump döneminin barındırdığı belirsizlikler ve fiat para sistemine olan güvensizlik devam ettikçe, altında yön yukarı olmaya, beraberinde de gümüş ve bitcoini de sürüklemeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Pasifiğin diğer ucunda ise Asya borsalarında iyimser havanın egemen olduğunu görüyoruz. Çin tüketimi artırmaya yönelik yeni teşvik önlemleri açıklamasıyla piyasalarda artan olumlu beklentiler borsalara da alım getirmiş. Şangay hâriç, geriye kalan tüm borsalarda %1’in üzerinde alımlar görürken, hükûmetin iç tüketimi canlandırmak için gelir artırıcı adımlar ve kredi koşullarının gevşetilmesi gibi önlemler duyurması, küresel talebi artıracağı umuduyla petrol fiyatlarını da yükseltti. Asya piyasaları güçlü bir seyir izlerken, Cuma günü tepki alımlarına sahne olan ABD borsaları, resesyon endişeleri nedeniyle bu sabah vadeli işlemlerde düşüş yönlü bir performans izliyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, hafta sonu, ABD’de resesyon yaşanmayacağına dair “garanti verilemeyeceğini” belirterek yatırımcıların ekonomik durgunluk kaygılarını artırdı!

Trump’ın dış ticaret tarifeleriyle ilgili belirsizlik yaratan politikalarına paralel önde gelen kurumlar hisse senedi endeksleri için yıl sonu tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, gözler Çarşamba günü sonuçlanacak olağan FED toplantısına çevrildi. Yatırımcılar olası faiz indirimi sinyalleri açısından Başkan Powell’ın basın toplantısını yakından takip edeceklerdir. FED kararının yanı sıra, İngiltere, İsviçre ve Japonya Merkez Bankası kararları da yakından takip edilecek. Barış umudu ile iyimser bir seyir izleyen Rus Rublesine paralel gözler Rusya Merkez Bankası kararında da olacak. Alman partiler savunma harcamalarında anlaşırken, EURUSD paritesi haftayı 1,0880 seviyesinden ve beş ayın zirvesine yakın tamamladı. EUR’nun aşırı alım bölgesine geldiğini, teknik mânâda, daha da yukarıda, 1,0980 seviyesinin önemli bir direnç görevi üstleneceğini düşünüyoruz.

Her ne kadar gözler merkez bankalarında olsa da, biz ise AB Liderler Zirvesi ve Cenevre Kıbrıs görüşmelerini takip edeceğiz. Bu minvalde, iyimser haberlerin veya olumlu ‘hikâyenin’ desteği ile Türk mali piyasalarında olumlu ayrışmanın da devam etmesini bekliyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bitcoin ATM Devinin Çöküşü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı

ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.

Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti

Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.

Yeni düzenlemeler kapsamında:

  • İşlem limitleri düşürüldü,
  • Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
  • Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
  • Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
  • Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.

Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.

Gelirler Sert Düştü

Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:

  • Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
  • Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
  • Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.

Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.

Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?

Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:

1. Dolandırıcılık Vakaları

Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.

2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar

ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.

3. Yüksek Operasyon Maliyeti

ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.

4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi

Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.

“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”

Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.

Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.

Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:

  • Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
  • AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
  • “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
  • Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.

Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.

Sonuç

Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.

Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.

Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”

bankavitrini.com

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.

Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.

ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.

Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.

Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.

Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.

Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.

Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.

Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.

Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!

Altın

 17790785860e12cecae11f7771d601d831b09dca3b_1_1200.jpg

Gümüş

 17790785862bec64ce0c1f648c81ab9dd61a6bc750_2_1200.jpg

Son 10 gün, değişim

17790785875efc3bec198bb7d8bd02b7a598dc16b4_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.