ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
SABAH BÜLTENİ
Yayınlanma:
11 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yurt dışı iş ziyaretleri, sağlık kontrolleri, biraz da mola ihtiyacı derken değerli okurlarımızdan bir süredir ayrı kaldık. Geçen sürede önemli gördüğüm satır başlarını, konular çok da bayatlamadan, kısaca gözden geçirip gündemi yakalamaya çalışacağım. Yarından itibaren ise yeniden eski rutinimize döneceğiz.
Türkiye piyasaları açısından geçtiğimiz iki haftanın en kritik dönüm noktası, CHP Kurultay davasının reddedilmesi oldu. Uzun süredir belirsizlik kaynağı olan bu başlığın gündemden düşmesiyle siyasi tansiyon belirgin şekilde azaldığını gördük. TCMB Ekim ayı olağan PPK toplantısında 100 baz puanlık faiz indirimiyle politika faizini %39,5’e çekerken, karar metninde “enflasyonist risklerin sürdüğü” ifadesi korundu. Enflasyonun son aylarda yüksek seyretmesine rağmen TCMB’nin kararına pek de şaşırmadık keza para politikasının enflasyonla mücadelede etkinliğini uzun süredir sorguluyoruz. Kemoterapi (faiz) tedavisi uzun sürerken, kanser (enflasyon) hâlen daha istenilen düzeyde iyileşemedi! Bu nedenle, yüksek faizin enflasyonu indirmek için artık birinci koşul olmadığını düşünüyoruz. TCMB’nin talep koşullarının yanı sıra arz koşullarını da yüksek faizinin reel sektör üzerinde yarattığı tahribatı düşünmeye başladığını düşünüyoruz.
Aynı dönemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da ekonomiyle ilgili değerlendirmelerinde benzer bir çerçeve çizdi. Her iki isim de dezenflasyon sürecinde bir yavaşlama yaşandığını kabul ederken, yapısal sorunların fiyat katılığını artırdığının altını çizdi. Şimşek’in “TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahmin aralığını tutturması zor görünüyor” açıklaması dikkat çekti.
Bu gelişmelerin etkisi ile, BIST100 endeksi bir önceki haftayı %7’nin üzerinde (bankacılık endeksi %12,50) yükselişle tamamlarken, geçen hafta ise yatay bir seyir ön planda kaldı. Yabancı indinde Türkiye’nin risklerini yansıtan 5 yıl vadeli CDS primi 246 baz puana gerileyerek son altı haftanın en düşük seviyesine indi. TL tahvil faizleri hafif de olsun gevşerken, iki yıl vadeli gösterge bileşik faiz %40 seviyesini test etti. USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 42 seviyesinin hemen üzerine yükselirken, siyasi belirsizliğin bir nebze de olsun azalması ve yurt dışı piyasaların olumlu havası ile Hazine, 2036 vadeli dolar cinsi eurobond ihracını (2,25 milyar dolar, %6,80 kupon faizi) başarılı bir şekilde tamamladı.
Veri akışında, Türkiye’de Türk-İş’in hazırladığı Ekim ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre, gıda fiyatları Ankara’da bir önceki aya göre %1,58 artış kaydetti. Yıllık gıda enflasyonu %39,06 olurken, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 28,412 TL (asgari ücretin üzerinde), yoksulluk sınırı ise 92,547 TL oldu. Her ne kadar TÜİK ile Türk-İş ve İTO verileri arasında korelasyon zayıflasa da, Ankara’da gıda enflasyonunun göreli olarak düşük düzeyde kalması, bugün açıklanacak resmî enflasyon verileri üzerinde bir miktar da olsa aşağı yönlü risk oluşturmuş olabileceğini düşünüyoruz. Türkiye’de bulunduğum geçen hafta özellikle gıda sektöründe ‘ciddi’ pahalılığı ve satın alma gücünün (cüzdan) nasıl zorlandığı bizzat tecrübe ettim!
Enflasyon cephesinden gelen en taze veri ise hafta sonu İTO tarafından açıklandı. Ekim verilerine göre İstanbul’da aylık TÜFE artışı %3,31 olurken, yıllık artış ise %40,84 seviyesine hafif de olsa yükseldi (Eylül %40,75). Verinin alt kalemlerinde giyim ve ayakkabı fiyatlarında %17,26 artış (mevsimsel faktörler) dikkat çekerken, gıda, lokanta ve otel gruplarında %4, haberleşme grubunda ise %5,4 artış dikkat çekti. Bu noktada bugün TÜİK tarafından açıklanacak resmî enflasyon verisi önem arz ederken, İTO ve TÜİK arasında seri farkları nedeniye anlamlı bir korelasyondan da söz edemiyoruz. Ekim ayı TÜFE artışının %2,7 olması beklenirken, Cuma günü TCMB tarafından açıklanacak yılın son Enflasyon Raporu ise TCMB’nin 2026 hedef patikasına ışık tutacaktır. Özellikle beklentiler cephesinde yaşanan bozulmaya karşı TCMB’nin tahminleri merakla takip edilecektir.
Enflasyon görünümündeki bozulma, yurt içi yerleşiklerin yatırım davranışına da açık bir şekilde yansıdığını gördük. Şöyle ki, parite etkisinden arındırılmış seriye göre, 17 Ekim ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi 2,3 milyar dolar artmış. Bir adım geri çekilirsek, son üç hafta DTH yaklaşık 4 milyar dolar artmış. Mevduat cephesinde DTH ve KKM’nin toplam mevduat stokundaki payı altın kaynaklı olarak artarken, yatırım fonlarında da yabancı paranın payı %36-37 bandında seyrederek yüksek seyrini korumaya devam ettiğini gördük. Artan DTH talebi, yurt içi yerleşiklerin TL iştahının biraz azaldığını gösterirken, bu eğilimde TL getirilerdeki hafif azalmanın da payı olduğunu düşünüyoruz.
Öte yandan, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu son dönemde altın fiyatları kaynaklı önemli bir dalgalanma kaydettiğini de not etmemiz gerekiyor. Ekim ayının ikinci yarısına bakarsak (14-30 Ekim) net yabancı para pozisyonu yaklaşık 10 milyar dolar geriledi. Her ne kadar bu rakamların dalga boyunda altının etkisi yüksek olsa da, altın etkisi hâriç tutulduğunda net YP pozisyonu yaklaşık 8,5 milyar dolar eridiğini görüyoruz. 30 Ekim valörlü işlemlerde, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 42 milyar dolar düzeyine geriledi (17 Ekim: 53,2 milyar dolar).
Küresel cephede ise hükûmetin kapalı olmasına rağmen ABD’de açıklanan enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması ile Çarşamba gecesi sonuçlanan olağan FOMC toplantısında FED politika faizini 25 baz puan indirerek %3,75 – 4,00 aralığına çekti. Trump’ın adamı olarak görülen Miran 50 baz puanlık indirim talep ederken, Kansas City Başkanı Schmid ise faizlerin sabit kalmasını talep ederek ayrıştı. Başkan Powell’ın yılın son toplantısına yönelik (10 Aralık) veri bağımlı ve temkinli mesajları, faiz indirimine kesin gözüyle bakan piyasaları bir miktar da olsun üzerken, dolar (DXY) ve tahvil faizlerinde sınırlı bir yükselişe yol açtı. Powell’ın veri olmaması kaynaklı temkinli bir ton takınmaya çalıştığını düşünsek de, piyasaların ana eğilimini etkileyecek bir durumun söz konusu olmadığını düşünüyoruz.
FED’in göreceli olarak şahin bir seyir takınması DXY son üç ayın en yüksek seviyesine gelirken, EURUSD paritesi de benzer bir şekilde 1,1530 ile son üç ayın en düşük seviyesini test etti. Kraliyet aslanı Sterlin, haftanın son iş günü dolar karşısında 1,31 seviyesinin altına sarkarak neredeyse son altı ayın en düşük seviyesini test etti. Parite kaynaklı gelişmelere paralel EURTRY ve GBPTRY kurları dikkat çekercesine gerilerken, Trump’ın zayıf dolar talebi nedeniyle aşağı yönlü hareketin çok da uzun boylu olmayabileceğini düşünüyoruz.
Emtia cephesinde ise, iki hafta önce kaleme aldığımız son bültenimizde, altın gümüş rasyosunun hedeflediğimiz 77,50 seviyesine gelmesi ile gümüş uzun pozisyonlarımızı 53 dolar seviyesine yakın realize ettiğimizi, benzer bir şekilde, altın uzun pozisyonlarımızı da teknik mânâda hedeflediğimiz 4,250 dolar seviyesine yakın satarak kâr realizasyonuna gittiğimizi belirtmiştik. Bu hamleleri yaparken, emtia cephesinde soluksuz ve biraz da parabolik bir hâl alan yükselişi sorgulamış, sağlıklı yükseliş için kâr satışlarının gerekli olduğunu savunmuştuk. Mürekkep daha kurumadan, sizlerden ayrı kaldığımız sürede beklentimiz de vücut buldu.
Pekâlâ bundan sonra ne yapacağız? Altın cephesinde teknik hareketin başladığı 3,300 dolar ile zirve seviyesi olan 4,385 doların %50 düzeltme seviyesi 3,850 dolar seviyesine tekabûl ediyor. Söz konusu seviyeye doğru sarkmaların yeni alımlarla sebebiyet verdiğini görüyoruz ki geçen hafta altının ons fiyatı en düşük 3,886 dolar seviyesini gördükten sonra yeniden 4bin dolar seviyesinin üzerine toparlamış. Temel tarafta ise doların rezerv gücündeki aşınma ya da artık doğru bir ölçüt sunamaması, merkez bankalarının süregelen alımları ve jeopolitik risklerin trendin yönünü yukarıda tutmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu minvalde, 3,850 – 3,970 dolar seviyeleri (tepe ile dip arasında Fibonacci %38,2 ve %50 geri çekilme seviyeleri) alım yönünde bekleyen yatırımcılar için kullanabilir.
Argümanı biraz daha güçlendirmem gerekirse, Dünya Altın Konseyi verilerine göre, bu yılın üçüncü çeyreğinde merkez bankaları nette 220 ton altın alımı gerçekleştirdiğini okuyoruz. Özellikle, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rusya’nın döviz rezervlerinin dondurulması ile doğu ülkelerinin atın talebinin ciddi bir şekilde arttığını zaten biliyoruz. Tıpkı, Güney Kıbrıs Rum Kesiminde sermaye kontrollerinin gelmesi ile bitcoinin 2013 yılında ‘uyandığı’ gibi. Hatırlamak gerekirse, 2013 yılında Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs’ta, Rus oligarkların yoğun mevduatına yönelik başlatılan mali operasyon sonucunda uygulanan sermaye kontrolleri aslında modern Avrupa’da “mevduatın kutsallığı” ilkesinin fiilen askıya alındığı ilk örneklerden biri olmuştu. Düşünsenize bir sabah kalkıp bankamatikten sadece otoritenin izin verdiği kadar para çekebiliyorsunuz! Biz yeni dünya düzeninde arzı sabit enstrümanlara olan ilginin devam edeceğini düşünüyoruz. Altın, özellikle gümüş ve bitcoin için olumlu tonumuzu korumaya devam ediyoruz.
ABD ile Çin başkanlarının bir araya gelmesi ardından anlaşmasının da detaylarının somutlaşmaya başlaması, piyasalara ayrı ve olumlu bir motivasyon sağladığını düşünüyoruz. ABD’de teknoloji şirketlerinin finansalları da beklentilerden olumlu gelince, hisse senedi rallisi, pahalı görünse de, dirençli bir tema ile devam ettiğini görüyoruz. Önde gelen endeksler tüm zamanların zirve seviyesinde yer alırken, geçen hafta Amazon hisseleri, bulut bölümü AWS’nin güçlü büyümesi ve olumlu satış beklentileriyle %11’den fazla yükseliş kaydetti. NVIDIA 5 trilyon dolar, Apple ile Microsoft ise 4 trilyon dolar piyasa değeri sınırını aştı. Daha çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, en büyük 500 şirketi şemsiyesi altında barındıran S&P500 endeksinin %35’ini Muhteşem Yedili adı verilen yedi adet teknoloji hisseleri oluşturuyor!
2008 küresel finans krizini önceden tahmin eden yatırımcı olarak hafızalara kazınana Michael Burry de bu gelişmeler ardından yeniden sahneye çıktı! The Big Short filmini eminim ki sizler de defalarca izlemişsinizdir. Tıp eğitimini bırakıp finans dünyasına giren Burry, 2005’te ABD konut piyasasının tehlikeli biçimde şiştiğini fark edip subprime (düşük kaliteli) mortgage kredilerinin geri ödenemeyeceğini öngörerek bu kredilere dayalı tahvillere karşı pozisyon aldı. Ancak haklı çıkmadan önce üç yıl boyunca yatırımcılarının tepkisiyle, zarar baskısıyla ve sabır sınavıyla karşılaştığını da unutmamak gerekiyor. Kriz patladığında ise Scion Capital fonu büyük kazanç elde etti ve Burry finans tarihinin en öngörülü isimlerinden biri hâline geldi. 2008’deki başarısının ardından her uyarısı doğal olarak yankı bulsa da, geçmişte olduğu gibi bu kez de haklı çıkması zaman alabileceği göz ardı edilmemelidir!
Daha önce de ele aldığımız üzere, yakın vadede en büyük riski, Mayıs 2026 Fed Başkanın değişmesi ile yaşanabileceğini düşünüyoruz. Powell yerine atanacak kişinin faizleri hızla indirmeye soyuması ile Burry’nin korkuları da hayat bulabilir! Riskten kaçınma başlayınca, en çok değer kazanan enstrümanların ilk önce ve en sert satılacağını unutmamak gerekiyor!
Yeni gün, hafta hatta ayın ilk iş gününe, Asya borsalarının yükselişle başladığını görüyoruz. Güney Kore borsası %2,2 yükselişle başı çekerken, Japonya’nın tatil nedeniyle kapalı konumda olduğunu not edelim. Geçen haftaki teknoloji devlerinin güçlü yapay zekâ (AI) yatırımları itici güç olmaya devam ederken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de artıların göze çarptığını not edelim. Altın fiyatı rekor seviyesinden uzaklaşsa da, haftaya 4bin dolar seviyesinin üzerinden başlarken, gümüş tüm zamanların en yüksek aylık kapanışını yaptıktan sonra 49 dolar seviyesinin kıyısından güne başladığını görüyoruz. Petrol OPEC+’ın üretim artışını erteleme kararıyla hafif de olsa 65 dolar seviyesinin üzerine yükseldi.
Fed cephesinde gelen temkinli mesajlar ardından bu sabah aralık ayına yönelik faiz indirimi %68 ihtimalle fiyatlandığını görüyoruz. ABD’de hükûmetin kapanması verileri aksatsa da, hisse senetleri durumdan pek de şikayetçi gözükmüyor. Gözler işgücü piyasasına ilişkin ADP ve ISM verilerine çevrilirken, AI yatırımlarıyla beslenen rallinin devam etmesini bekliyoruz. Bu hafta AMD, Qualcomm ve Palantir gibi teknoloji şirketlerinin bilançoları yatırımcıların odağında olacaktır.
Siyasi cephede ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ankara’yla ilişkiler açısından dikkat çekici bir mesaj niteliğinde sonuçlandı. Muhalefet lideri Tufan Erhürman oyların %63’ünü alarak tarihi bir farkla kazanırken, “dış politika elbette Türkiye’yle yakın istişareyle yürütülecek” diyerek dengeli bir çizgi benimsedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “KKTC’nin sahip olduğu demokratik olgunluk” vurgusuyla sonucu olumlu karşılarken, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmaması, son dönemde özellikle Kıbrıs politikası ve ittifak içi dengelere dair yorumları artırdı. Ankara kulislerinde bu durumun Cumhur İttifakında görüş ayrılıklarına işaret ettiği yönünde değerlendirildiğini görüyoruz. İlk ziyaretini Ankara’ya yapmaya hazırlanan Cumhurbaşkanı Erhürman’ı yakından takip edeceğiz.
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı
Yayınlanma:
2 hafta önce|
14/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.
Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.
Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.
Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.
Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.
Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.
Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
1 ay önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
1 ay önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.635)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (601)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.984)
- GÜNCEL (4.611)
- GÜNDEM (3.579)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.742)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.494)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (837)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Almanya, Çin'e yönelik ekonomik önlem paketi hazırlığında 14/09/2026
- Kıymetli metallerde Fed faiz artırım baskısı 14/09/2026
- Çin'den ABD'li şirketlere yapay zeka tepkisi 14/09/2026
- Goldman Sachs: Türkiye’de finansal koşullar gevşiyor 14/09/2026
- “Altın kotasında dünya ile 11 bin dolara çıkan fiyat farkı kapandı” 14/09/2026
- Kuraklıktan etkilenen Fransız çiftçisine devlet yardımı 14/09/2026
- Suudi Veliaht Prens CENTCOM komutanı ile görüştü 14/09/2026
- AMB yetkilisi: Enerji fiyatı eğilimleri oldukça endişe verici 14/09/2026
- Trump'ın 5 bin dolar vaadine Kongre onay şartı 14/09/2026
- Kazimir: AMB faizleri daha da artırmaktan çekinmeyecek 14/09/2026
SON YAZILAR
- Akbank “Şehrin İyi Hali” projesinin 12. dönem başvurularını başlattı 24/09/2026
- Elektronik Parada Yaprak Dökümü 24/09/2026
- 150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor 24/09/2026
- ENGELLİLERİN ÖNÜNE YENİ ENGELLER Mİ KONULUYOR? 24/09/2026
- AKBANK’ta ŞOK KARAR: Üst Mahkeme de Dolandırılan müşteriyi haklı buldu! 23/09/2026
- Anadolubank’tan Esnaf ve Şahıs Şirketleri’ne Dijital Kredi Paketi 22/09/2026
- Otomotiv yan sanayinde 37 şirket ve 2 kuruluşa soruşturma 21/09/2026
- Garanti BBVA’ya 1,55 milyar TL Rekabet cezası 21/09/2026
- FON SKANDALINDA ENKAZ TEMİZLİĞİ BAŞLADI 21/09/2026
- FONLAR NASIL BU HALE GELDİ? 20/09/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







