Connect with us

GÜNCEL

Japonya’da faiz şoku: 10 yıllık getiri 1999 zirvesinde

Yayınlanma:

|

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi, Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji maliyetleri eşliğinde Mart ayında %2,4 artarak 128,5 seviyesine yükseldi. Artışlar şimdilik sınırlı görünse de, bu eğilimin devam edip etmeyeceği büyük ölçüde bölgedeki jeopolitik gelişmelere bağlı olacak gibi duruyor. Piyasalarda dikkatler çoğunlukla petrol fiyatlarına çevrilmiş olsa da, asıl kritik riskin gübre maliyetlerindeki hızlı yükseliş olduğunu düşünüyoruz. Savaşın başlangıcından bu yana gübre fiyatlarında yaklaşık %30’luk artış yaşanması, çiftçilerin ekim kararlarını olumsuz etkileyebileceğini düşünüyoruz. Daha az ekim ise zaman içinde arz daralmasına yol açarak gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.

Hem KKTC’de hem de Türkiye’de yurdum insanının enflasyon sepetinde en önemli girdi maliyetinin gıda olduğu görüşünden hareketle, gelin konuyu bu noktadan haftanın son iş günü açıklanan enflasyon rakamlarına bağlayalım. KKTC İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında TÜFE aylık bazda %2,18 artış kaydederken, manşet rakamı da %40,22 seviyesinden %37,40 seviyesine iyileştirdi. Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artışı, yine enerji fiyatlarının gölgesinde %6,9 artışla tahmin edeceğiniz üzere ile ulaştırma ana grubunda gerçekleşirken, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda artış %3,2 oldu. Her enflasyon verisi ardından kaleme aldığımız üzere, enflasyonun müsebbibi olarak eğitim, sağlık ve kira kalemleri ön plana çıkıyor. Demek ki, kamu görevini tam anlamıyla yapamıyor ki, özel okul ve hastanelere servet ödüyoruz!

Gelelim TÜİK verisine. Mart ayında TÜFE aylık bazda %1,94 artarak piyasa beklentilerinin altında kalırken, yıllık enflasyon %30,87 seviyesine geriledi. Alt kalemlerde en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubu arasında ulaştırmada %4,5 ile ön plana çıkarken, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %1,9, gıda ve alkolsüz içecekler grubu ise %1,8 artış kaydetti. Çekirdek göstergelerde görece ılımlı seyir korunurken, üretici fiyatlarındaki artış maliyet baskılarının devam ettiğine işaret etti. Genel resimde enflasyondaki geri çekilmenin sınırlı ve kırılgan olduğu, özellikle enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yukarı yönlü risklerin canlı kalmaya devam ettiğini not etmemiz gerekiyor.

Mart ayına ait verilerinin geride kaldığı ve savaşın tüm şiddetiyle devam ettiği düşünülürse, enflasyonist ektilerin ömümüzdeki aydan itibaren daha çok hissedileceğini düşünüyoruz. Artan petrol, gaz ve gübre fiyatları, tedarik zincirlerindeki bozulma ve turizmdeki daralma gelişmekte olan ülkelerin genelini zorlayacağını göz ardı etmemek gerekiyor. Tahminlerin bir tık da olsa altında kalan enflasyon verileri ardından küresel bazda yaşanan enerji şokunun etkisiyle elektrik ve doğalgaza yüklü zam yapıldı. Enflasyonda büyük bir katılığın yaşandığı yetmezmiş gibi, savaşın doğrudan ve dolaylı etkilerini hissettiğimiz bir ortamda, ağır aksak ilerleyen dezenflasyonist sürecin de bu vesileyle daha da fazla yara alacağına kesin gözüyle bakıyoruz. Yıl sonu enflasyon beklentileri yavaş yavaş yukarıya revize ediliyor! Biz de beklentimizi %29-30 seviyelerine güncelliyoruz.

Bu minvalde savaşın dolaylı etkilerini derinde hissetmeye başlayan Türkiye cephesinde yabancının en sıcak yatırımı olan swap çıkışları ve devamında menkul kıymet satışları devam ederken, TCMB’nin döviz piyasasını istikrarda tutma mücadelesini yakından takip ediyoruz. Gözlerin üzerinde olduğu swap ve kamu dövizleri hâriç net yabancı para pozisyonu savaş öncesi 70 milyar dolar seviyesinden son günlerde 8,3 milyar dolar seviyesine kadar gerilemesi ardından 9 milyar dolar seviyesinden son günlerde istikrar kazandı. Altın fiyatlarının yükseldiği dönemde, rezervlerinin önemli bir kısmını (en az üçte ikisini) altında tutmayı tercih eden TCMB’yi alkışlayan yaklaşımın, ihtiyaçlar doğrultusunda altın rezervlerinde yaşanan azalışla birlikte TCMB’yi eleştirilerin odağına yerleştirmesini tutarlı bulmadığımızı bir kez daha vurgulamak isteriz. Yangın varken, büyümeden bastırmak gerekiyor!

Elbette, ister döviz isterse altın, rezervlerin azalması bizleri de mutsuz ediyor. Savaşın uzaması ve dolaylı etkilerinin artması durumunda, TCMB’nin bir sonraki adımının faiz artırımı olacağını düşünüyoruz. Eğer temel politika aracı bir hafta vadeli repo ihale faizi ise (%37) ise ve şu aşamada fonlama üstü kapalı da olsa 300 baz puan artışla faiz koridorunu üst bandından yapılıyorsa, TCMB’nin bir sonraki toplantıda, eğer savaş ortamı sanılanın aksine ivme kaybetmezse, politika faizini %40 seviyesine getirmesi bizleri pek de şaşırtmayacaktır. USDTRY kurunun yarın valörlü işlemlerde 44,60 seviyesinde haftaya başladığını görüyoruz.

Her ayın ilk Cuması olduğu üzere, ABD ekonomisinin sağlığı açısından önemli ipuçları sağlayan tarım dışı istihdam verisi, Mart ayında 178 bin artışla beklentilerin belirgin şekilde üzerinde gerçekleşti. Piyasa beklentisi 60 bin artış yönündeyken, önceki aya ilişkin veri 92 bin düşüşten 133 bin düşüşe revize edilerek aşağı yönlü güncellendi. İşsizlik oranı %4,4’ten %4,3’e gerileyerek beklentilerin altında kalırken, işgücüne katılım oranı %62 ile hemen hemen aynı düzeyde kaldı. Ücretler cephesinde ise daha ılımlı bir görünüm öne çıktı: aylık artış %0,2 ile beklentinin altında kalırken, yıllık artış %3,5’e geriledi. Güçlü istihdam artışına karşın ücretlerdeki yavaşlama ile birlikte verinin yorumlanmasının pek de kolay olmadığını not etmemiz gerekiyor.

Piyasaların hem Cuma hem de bugün kapalı konumda olması nedeniyle anlamlı fiyat yansıması da göremiyoruz. Piyasaların gözü ABD’de Cuma günü açıklanacak enflasyon verilerine çevrilmiş durumda. Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle petrol fiyatlarının hızla yükselmesi, enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratırken, Mart ayı TÜFE verisinin aylık bazda %0,9 artması bekleniyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki sert yükselişin ilk etkilerinin bu veride görülmesi öngörülüyor. Piyasalar şu an neredeyse tamamen petrol fiyatlarına odaklanmış olsa da, aynı zamanda tahvil faizlerinden büyüme beklentilerine kadar geniş bir alanın da etkilendiğini unutmamak gerekiyor. Artan enflasyon beklentileri nedeniyle faiz indirim ihtimalinin de büyük ölçüde ertelendiğini söylememiz gerekiyor. Enflasyonun beklentilerden yüksek gelmesi durumunda risk iştahında yeniden bozulma görülebileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilimi piyasaların ana gündemi olmaya devam ederken, Hürmüz Boğazı üzerinden artan tansiyon enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları ve altyapı hedeflerine dair tehditleri (ek süre yarın bitiyor), arz kesintisi riskini öne çıkararak petrol fiyatlarını 110 doların üzerine taşıdı. Hâlihazırda arz tarafında yaşanan kayıp günlük 12–15 milyon varil ile tarihi zirvelere ulaştığının altını çizelim. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde düşüş eğilimli bir seyir görülürken, Asya borsalarında ise karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Japonya ve Güney Kore borsaları %1 civarında yükselerek olumlu mânâda ayrışırken, risk iştahının kırılgan olduğunu not etmek gerekiyor. Özellikle savaşın uzaması durumunda, sadece fiyatlar değil üretim ve lojistik tarafında da kalıcı etkiler görülebileceği endişesi giderek güçleniyor. Mesela savaş başladığından bu yana jet yakıtının fiyatı %95 artış kaydetti!

Makro tarafta ise güçlü gelen ABD istihdam verisi ekonominin dirençli kaldığını gösterirken, faiz indirimlerinin de başka bahara kaldığını düşünüyoruz.  Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi %2,41 seviyesine yükselerek 1999’dan bu yana en yüksek seviyeye ulaşmak suretiyle enflasyon endişelerini açık bir şekilde gösteriyor. Enerji krizi Japonya’da enflasyon beklentilerini körüklerken, bu endişe, hâliyle, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) şahinleşip faiz artırmak zorunda kalabileceğini düşünüyoruz. Faizin artması, ucuz parayı borçlan, yüksek getirili parayı satın al işlemlerinin (carry trade) hızla kapanarak Yen’in de hızla değer kazanmasına neden olabilir. Carry trade işlemlerinin hızla kapanması, beraberinde riskli varlıklarda ciddi bir satış baskısı yaratabilir.

Küresel mali piyasaların büyük bir kısmı Paskalya tatili nedeniyle bugün de kapalı konumda olacak. Hacimsiz ve bir o kadar da karamsar görünümlü havanın egemen olmasını bekliyoruz. Altın ons fiyatı bu sabah sınırlı bir geri çekilmeyle 4,630 dolar seviyesine gerilerken, gümüş ise 72 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Altında yükselişten söz edebilmek adına 4,750 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmemiz gerekiyor. Kripto varlıklarda toparlanma görülürken, amiral gemisi Bitcoin yeniden 70 bin dolar seviyesine dayandı.

Bitcoin vs Japonya 10 Yıllık tahvil getirisi (sene başına göre)

1775448740b526cf0c83960cacf01a3a1355ff38ef_1_1200.jpg

FAO Dünya Gıda Fiyat Endeksi

1775448741ea2e643a4a89bbe896bbf76514c325b8_2_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

1775448741e70ed8bebb06b8c677ce3aaa258d596d_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturması ve Manas Enerji hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle gündeme gelen deneyimli bankacı Tayfun Bayazıt, Hacı Ömer Sabancı Holding Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Bayazıt’ın istifasının ardından boşalan Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına Mehmet Kahya atandı.

Hacı Ömer Sabancı Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Bayazıt’ın kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını duyurdu.

Şirket açıklamasında, boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sürecin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri doğrultusunda yürütüleceği belirtildi.

İstifayla birlikte Sabancı Holding bünyesindeki iki önemli komitede de görev değişikliği gerçekleşti. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Mehmet Kahya, Bayazıt’ın boşalttığı Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına atandı.

SPK’nın iki yıllık işlem yasağı kararı istifaların öncesinde geldi

Tayfun Bayazıt’ın istifası, SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülteninde yer alan yaptırım kararının ardından geldi.

SPK, Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret AŞ (MANAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin inceleme sonucunda, aralarında Tayfun Bayazıt’ın da bulunduğu kişi ve kuruluşlara Borsa İstanbul ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.

Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101’inci maddesi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği kapsamında alındı.

SPK bülteninde ayrıca MANAS pay piyasasındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği açıklandı. Ancak Tayfun Bayazıt’ın isminin işlem yasağı listesinde yer alması, tek başına hakkında kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Adel Kalemcilik’ten de ayrıldı

Bayazıt’ın görevden ayrıldığı şirket yalnızca Sabancı Holding olmadı. 30 Ekim 2026 tarihinde Adel Kalemcilik de KAP’a yaptığı açıklamada Bayazıt’ın bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Adel Kalemcilik, boşalan üyelik için SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında yeni bağımsız yönetim kurulu adayı belirleme çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.

Bankacılık sektörünün tanınmış isimlerinden biriydi

Tayfun Bayazıt, Türkiye bankacılık sektöründe uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler arasında yer alıyor. Citibank ile başlayan kariyerinde İnterbank, Dışbank, Fortis Türkiye ve Yapı Kredi gibi kurumlarda önemli görevler üstlendi. Yapı Kredi’de genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı da yaptı.

Önemli ayrıntı: Sabancı Holding’in KAP açıklamasında Bayazıt’ın istifa gerekçesi olarak yalnızca kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı belirtiliyor. İstifanın SPK’nın işlem yasağı kararıyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme

Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de ticari hayatın köklü finansal paydaşlarından Vakıf Faktoring, 2026 yılının ilk 9 ayında aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine göre %78 artırarak 53,6 milyar TL’ye, net kârını ise %25 artışla 1,76 milyar TL seviyesine yükseltti.

VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor.

Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran VakıfFaktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı.

Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz
2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün KOÇ, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi:

“53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.

Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.

Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.

Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.

Fon zararlarından kim sorumlu olacak?

Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.

Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.

Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.

Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.

Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek

Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.

Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.

Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.

Kanuna göre:

  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
  • Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
  • Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.

Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.

Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?

Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.

Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.

Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.

Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.

Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.

Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı

Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.

Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.

Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.

Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.

Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak

Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.

Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.

Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.

Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.

Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak

Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.

SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.

Gözler SPK’nın uygulama esaslarında

7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.

Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.

Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.