Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Trump-Xi Zirvesi öncesi gözler ABD TÜFE’de. Gümüş ve BIST parlıyor

Yayınlanma:

|

ABD Başkanı Trump’ın İran ile ateşkesin hayat destek ünitesine bağlı olduğunu söylemesi, piyasalarda yeniden enerji arzı endişesini öne çıkardı. İran’ın savaşın tamamen sona ermesi, ABD deniz ablukasının kaldırılması, petrol satışlarının yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin kabul edilmesi gibi sert talepleri, tarafların hâlâ ortak zeminden uzak olduğunu gösterirken, Trump İran’ın karşı teklifini “çöp” olarak nitelendirmesi piyasalar nezdinde tansiyonu yeniden yükseltti.

Dünya petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı son üç gündür bebek adımlarıyla de olsa yükselerek 105 dolar seviyesinin üzerine çıktı. OPEC üretiminin son 20 yılın en düşük seviyelerine gerilemesi ve tanker geçişlerinin de neredeyse durma noktasına gelmesiyle enerji fiyatlarındaki baskının sürebileceğine işaret etti. Bu tablo hâliyle küresel enflasyon beklentilerini bozarken, merkez bankalarının da faiz indirimi konusunda ellerini zorlamaya başladı. Hatta büyüme ile enflasyon arasında sıkışan merkez bankalarını da zor günlerin beklediğini not etmemiz gerekiyor.

Trump’ın Perşembe günü Çin Devlet Başkanı Xi ile yapacağı ziyaret, geçen yılki sert ticaret savaşı söylemlerinden oldukça farklı bir atmosferde gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Hatırlayacağınız üzere, yüksek tarifelerle Çin’i köşeye sıkıştırmayı hedefleyen Trump, bugün ise İran savaşı nedeniyle bozulan kamuoyu desteği ve yükselen enerji fiyatlarının baskısı altında Xi ile tekrar masaya oturuyor. Reuters haberlerinde, Washington’un beklentisi artık büyük bir ticaret zaferinden ziyade, mevcut kırılgan ateşkesi korumak ve Çin’in İran üzerinde etkisini kullanarak tansiyonu düşürmesine yardımcı olma noktasında olduğunu okuyoruz.

Çin, nadir toprak elementleri ve tedarik zincirleri üzerinden elini güçlendirirken, ABD ise aynı anda hem İran savaşıyla hem de iç politik baskılarla uğraşıyor. Bu nedenle piyasalar Trump-Xi görüşmesini yalnızca ticaret açısından değil, enerji krizi ve jeopolitik tansiyon açısından da kritik görüyor. Çin’in İran üzerindeki etkisi sayesinde olası bir diplomatik yumuşama ihtimali konuşulsa da, dün gece ABD yönetimi, İran’ın Çin’e yaptığı petrol sevkiyatına yönelik yeni yaptırımlar açıkladığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Yaptırım kararının zamanlamasını oldukça dikkat çekici buluyoruz!

Piyasalar Trump-Xi zirvesini yalnızca bir ticaret buluşması olarak değil, enerji krizi ve Orta Doğu’daki tansiyon açısından da kritik bir dönemeç olarak görüyor. Her ne kadar sahada taraflar birbirlerine füze atsalar da, arka planda kavganın ABD ile Çin arasında yaşandığını pekâlâ biliyoruz. ABD, Çin’in Venezuela ve İran petrolüne ulaşmasını engellemeye çalışarak, Çin’in önlenemez yükselişini yavaşlatmaya çalışırken, ABD’nin süratle yalnızlaşmaya doğru ilerlediği de hep birlikte gözlemliyoruz. Trump’ın son dönemde NATO müttefiklerine yönelik sert eleştirileri, Almanya’daki ABD askerlerini azaltma mesajı ve İran savaşında Avrupa’dan beklediği desteği bulamaması, Washington’un geleneksel ittifak yapısının yeniden sorgulanmasına neden olurken, doların rezerv para birimi olarak konumunun sorgulandığı yeni dünya düzeninde gelişmeleri dikkatle takip etmekte büyük fayda görüyoruz.

Piyasalar penceresinden konuya yaklaşırsak, artık savaşın kendisinden ziyade enerji fiyatlarının enflasyon ve faiz beklentileri üzerindeki etkisi daha yakından takip edilmeye başlandı. En kötünün geride kaldığı fiyatlamasının da vücut bulmasıyla, haftayı yaklaşık %7 yükselişle tamamlayan gümüşün haftanın ilk gününü de %7,2 yükselişle tamamladığını görüyoruz. Geride bıraktığımız hafta, gümüşün 76 dolar seviyesini aşmasıyla, “fırtınalar koparsa kopsun sürüklesin ikimizi” manşetini atarak gümüş uzun pozisyonlarımızı iki katına çıkarmıştık. Gümüş bu sabah 87 dolar seviyesini test ederken, özellikle Çin’den gelen güçlü talep (endüstriyel), gerekse de değer saklama aracı olarak yatırımcıların ilgisini çekmeye devam eden gümüşün, yukarıda ilk seviye olarak 91 dolar, devamında ise 98 dolar seviyelerini test edeceğini düşünüyoruz (bakınız grafik).

Altın ise biraz daha yavaş adımlarla yükselmeye başlayınca, altın gümüş rasyosu gümüş lehine 54,80 seviyesine kadar geriledi. Daha basit bir yaklaşımla, bir ons altın almak için vermek gereken gümüş miktarı azaldı. Teknik mânâda rasyonun 54,80 seviyesinin altında temiz günlük kapanış yapması durumunda, gümüşün koşu temposunu süratlendireceğini düşünüyoruz (bakınız grafik). Altın cephesinde ise, yukarı yönlü isteğin korunması durumunda, aşağıdaki grafikte görülebileceği üzere, 5,600 dolar zirvesi ile 4,100 dolar dibi arasında %50 düzeltme seviyesi 4,850 dolar seviyesine denk geldiğini not edelim. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise bu sabah yeniden 81 bin dolar seviyesinin üzerine yükselerek son altı haftadır devam eden yükselişini yedinci haftaya da taşıdığını görüyoruz.

Yurt dışında var olan temkinli havaya rağmen, piyasaların yüzünü Orta Doğu’dan (perşembe ve cuma günü düzenlenecek) Trump-Xi zirvesine çevirmesiyle bekle-gör tarzında bir ruh hâlinin de genel olarak hükûm sürdüğünü söyleyebiliriz. Türkiye cephesinde ise özellikle dün de dile getirdiğimiz üzere iyimser bir seyrin egemen olduğunu görüyoruz. Her ne kadar dezenflasyon sürecinde uygulanan sert ilaç tedavinin yan etkileri reel ekonomiyi (şirketleri) zorlasa da, BIST100 endeksi dünkü günü de %0,5 yükselişle tamamlayarak yeni bir rekor kırdı.

Dün bültenimizde Türk hisse senetlerini ön plana çıkarmamız ardından yatırımcılardan gelen sorulara da cevap vermek durumunda kaldık. Dolar bazlı BIST100 endeksinde 330 seviyesinin üzerinde kalıcılık yaşanması durumunda, yukarı yönlü isteği artıracağını ve aylık kapanışın da destek vermesi durumunda, yukarıda 500 dolar seviyesinin tıpkı 2007, 2010 ve 2013 yıllarında olduğu üzere kartlar arasında yer aldığını belirttik. Öte yandan, ABD’de işlem gören TUR kodlu Türkiye ETF’nin de aylık kapanışını 44 dolar seviyesinin üzerinde yapması durumunda daha da yukarıda 70 dolar seviyesinin  radar menziline gireceğini savunduk. Her ne kadar hisse senedi fiyatı şirketin performansının bir göstergesi olsa da, ya da hisse senetleri cephesinde var olan iyimserliği makro veya mikro görünümle açıklamak kolay olmasa da, Türkiye’nin savaşla birlikte özellikle savunma sanayinde ön plana çıkmasını ve bu bağlamda jeo-ekonomik görünümdeki iyileşmenin belirleyici olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.

Temmuz başında Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi, öncesinde CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimali, AB’nin kendi içinde yaşadığı sorunlar nedeniyle Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen ülkelerin sayısının artması, ABD’nin İran ile savaşında Avrupa’dan destek alamaması nedeniyle Avrupa ülkelerinin Türkiye ile yakınlaşması, ticaret rotalarında özellikle Orta Koridor Türkiye’nin önemi derken, Türk mali piyasalarındaki var olan iyimser seyri bir noktaya kadar açıklayabildiğimizi düşünüyoruz. USDTRY kuru bu sabah 45,40 seviyesine yaklaşırken, CDS risk priminin ise 228 baz puanla yatay bir seyir izlediğini, 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin ise enflasyon kaygıları nedeniyle %41,8 seviyesini yükseldiğini not edelim.

ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlamaları ardından bu sabah Pasifik’in diğer ucunda karmaşık bir seyir izliyoruz. Yapay zekâ hisseleri öncülüğünde aylardır süren güçlü ralli, ateşkes umutlarının zayıflaması ve Trump’ın İran’ın teklifini “çöp” olarak nitelendirerek süreci “hayat destek ünitesine bağlı” olarak tanımlaması moralleri biraz da olsun bozdu. Petrolün yeniden 105 dolar seviyesine yükselmesiyle, bu yıl %83 yükselen Güney Kore borsası Kospi, bu sabah %1,5 geriledi. Gösterge endeks Tokyo borsası ve Tayvan borsası %0,5 civarında yükselirken, ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı rengin ön plana çıktığını görüyoruz.

Piyasaların odağında bugün açıklanacak ABD enflasyon verisinin yer aldığını belirtelim. Yıllık bazda tüketici enflasyonunun %3,7’ye yükselmesi (çekirdek %2,7) bekleniyor. Petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte faiz indirim beklentilerinin de şimdilik rafa kalktığını görüyoruz. Bu sabah ABD’de gösterge 10 yıllık tahvil faizi %4,42 seviyesine yükselirken, Japonya 10 yıllık tahvil faizinin ise %2,54 seviyesine yükselerek neredeyse son 30 yılın zirvesine çıkması, küresel ölçekte faiz baskısının yeniden güç kazandığını gösteriyor. Türkiye cephesinde ise Perşembe günü açıklanacak Enflasyon Raporu büyük bir dikkatle takip edilecektir.

Gümüş

17785610739d444d2fc0bfccb6ca429b1bf99752c7_1_1200.jpg

Altın

1778561073ce152f8d01a57054084d7469aff80f18_2_1200.jpg

Altın-Gümüş Rasyosu

1778561074b4105850380d035c0c830e376241e7ff_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel piyasaların gündemini Orta Doğu’daki gelişmeler meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma yönünde zaten cılız olan beklentilerin bu sabah daha da zayıfladığını görüyoruz. Savunma Bakanı Hegseth, İran’a uygulanan deniz ablukasının süresiz bir şekilde devam ettirilebileceğini söylerken, Hazine Bakanı Bessent ise gelecek hafta İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik bugüne kadar görülmemiş ölçekte yeni adımlar açıklanacağını söyledi. Tahran cephesi ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan İran varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtti.

Bölgede tansiyonun da yüksek seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. BAE, iki gemisinin Hürmüz’den geçerken İran tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Savaş öncesinde günde 130-140 geminin geçtiği boğazda trafik bu hafta sadece 8 gemiye kadar geriledi. Öte yandan, enerji cephesinde ise tablo giderek daha sıkıntılı bir hâl alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı IEA, savaşın etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl 4,3 milyon varil/gün, yaklaşık %4 azalmasını bekliyor. Kurum sadece bir ay önce 3,7 milyon varillik düşüş öngörüyordu. Petrol fiyatları dün zayıf talep beklentileri ve artan ABD stoklarıyla her ne kadar altı günlük kesintisiz yükselişin ardından %2’den fazla gerileyerek 87 dolar seviyesine inse de, Husilerin Suudi Aramco rafinerisini hedef aldığı haberleri savaşın bölgeye yayılabileceği endişelerini yeniden artırdı.

ABD’nin ablukayı sürdürüp ekonomik baskıyı artırması, İran’ın ise Hürmüz kartını masada tutmaya devam etmesi piyasaların moralini bozsa da, genel havanın çok da karamsar olduğunu iddia edemeyiz. Mesela ABD borsaları dün geceyi rekor seviyelerde tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %0,9 yükseldi. ABD’de zayıf gelen istihdam verilerinin ardından, evvelki gün açıklanan ve piyasa beklentilerine paralel sonuçlanan tüketici enflasyonu ve dün heyecan yaratmayan üretici enflasyonu sonrası, Fed Başkanı Warsh’un özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde faiz artırmakta oldukça zorlanacağı görüşünün piyasalarda büyük ölçüde benimsenmeye başladığını düşünüyoruz. Öte yandan, iyimser verilere rağmen jeopolitik cephede belirsizliğin devam etmesi, son günlerde güzel bir momentum yakalayan kıymetli metallerde kâr satışlarını da beraberinde getirdi. Ya da burada temel dinamiklerden ziyade teknik hareketin ön planda kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor.

Altının ons dün 4,450 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 4,320 dolar seviyesine kadar geriledi. Yukarı yönlü hareketin devam edebilmesi adına ilk etapta 200 günlük basit ortalamaların geçtiği 4,500 dolar seviyesinin egale edilmesi gerekiyor. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı son iki gündür 66,75 dolar seviyelerini test etmesi ardından bu sabah kâr alma isteğine paralel 64 dolar seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz. Gümüş açısından 200 günlük hareketli ortalamaların 71,50 dolar seviyesinden geçtiği not edelim. Kıymetli metallerin keyfi bu sabah kaçarken, kripto cenahında da amiral gemisi Bitcoin’in 63-65 bin dolar seviyelerindeki prangalarından henüz kurtulamadığını söylememiz gerekiyor.

ABD enflasyon verisinin ardından gözlerin TCMB tarafından yayımlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrileceğini, Başkan Karahan’ın sunumu ve ardından düzenlenecek basın toplantısının da önem arz edeceğini belirtmiştik. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 sonu tahminlerini sırasıyla %15 ve %9 seviyesinde sabit tuttu. Ara hedeflerin de değiştirilmediğini, 2026 için %24, 2027 için ise %15 seviyesinde korunduğunu görüyoruz. Aslında TCMB’nin verdiği mesajı, 2026’da işimiz zor ama 2027 için sıkı para politikasını sürdürerek hedefimizle uyumluyuz şeklinde okuyabiliriz. Tahminlere baz teşkil eden öngörülere baktığımızda, gıda fiyatlarının yurt dışındaki savaş ve kuraklık gibi faktörlerin de etkisiyle yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Öte yandan, iç talepteki ivme kaybının belirginleştiği vurgusunun sunum boyunca sıklıkla kullanılması da dikkatimizi çekti.

Hatırlanacağı üzere, bizler de bir süredir iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini (mesela dün TÜİK tarafından açıklanan veriye göre Türkiye genelinde Temmuz ayında satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %17 azaldı), kredi büyümesinin son dönemde gözle görülür şekilde ivme kaybettiğini, liralaşma stratejisinin ise güçlü bir şekilde devam ettiğini dile getirerek TCMB’nin üzerine düşeni yaptığını, lâkin jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, aşırı sıcaklar, kuraklık, tedarik zincirlerindeki bozulma ve enerji şoku gibi büyük ölçüde kontrolü dışında kalan faktörlerin TCMB’nin işini zorlaştırdığını anlatmaya çalışıyoruz. Raporun genelinde majör sayılabilecek yeni bir yönlendirme ya da mevcut para politikası ve duruşunda değişim sinyali almazken, Başkan Karahan’ın konuşmasının ise bir miktar daha ılımlı bir tona büründüğünü gördük. Karahan’ın, savaş kaynaklı en kötü dönemin geride kaldığını, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını ve bir hafta vadeli repo faizine dönüşün gündemde olduğunu söylemesini bu minvalde oldukça önemli buluyoruz.

Savaşın patlak verdiği günden bu yana, yani neredeyse altı aydır, TCMB piyasayı üstü örtülü de olsa politika faizinin 300 baz puan üzerinden fonlayarak Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’ni (AOFM) %40 seviyesine taşıdı. Jeopolitik cephede havanın normalleşmesi ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması durumunda, TCMB’nin fonlamayı kademeli olarak politika faizi olan %37 seviyesine doğru gevşeteceğini düşünüyoruz.

Raporun piyasa yansıması ise nötr oldu. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederken, hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,90 seviyesine geldiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,41 seviyesine hafif de olsa gerilerken, yabancı nezdinde Türkiye’nin risklerini gösteren beş yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile neredeyse savaş sonrası dönemin en düşüğünü test etti. Hisse senetleri Çarşamba gününü somut bir neden olmasa da güçlü yükseli isteğiyle tamamlamış, ana endeks %3, bankacılık endeksi ise %4,2 oranında yükseliş kaydetmişti. Dün itibariyle yükseliş isteğinin devam etmediğini gördük.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık bültenini yine enine boyuna irdeledik. TCMB’nin net yabancı para (YP) pozisyonu, altın fiyatlarında son günlerde egemen olan yükselişin de yardımı ile olumlu mânâda etkilendi. 12 Ağustos valörlü işlemlerde 52 milyar dolar seviyesine yükselen net YP pozisyonu savaş sonrası dönemin zirvesine geldi. Kıymetli metallerde son haftalarda egemen olan yükselişin yurt içi yerleşikleri bir miktar da olsa heyecanlandırdığını görüyoruz. 7 Ağustos ile sona eren haftada gerçek kişilerin uzun bir aradan sonra parite etkisinden arındırılmış seriye göre DTH hesaplarında yaklaşık 1,4 milyar dolar artış görülüyor ki bunun yaklaşık 0,5 milyar dolarını kıymetli metaller oluşturuyor. Yurt dışı yerleşiklerin portföyündeki menkul kıymetlerde DİBS kesin alım 0,55 milyar dolar artış kaydetmiş. Kuvvetle muhtemel yabancı da AOFM’deki gevşeme yönünde pozisyon almış.

Yeni gün başlangıcında ise, Asya piyasalarında ılımlı bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. ABD’de tüketici enflasyonu ardından üretici fiyatlarının da beklentilerden daha ılımlı sonuçlanması Fed’in yakın vadede faiz artırmayacağı beklentisinin güçlendirereken, hisse senetlerinin de destek bulduğunu görüyoruz. ABD borsalarının geceyi rekor seviyelerde tamamlamasının da etkisiyle gösterge endeks Nikkei %0,6 yükselirken, haftalık kazancının da %5’e yaklaştığını not edelim. Güney Kore borsası KOSPI ise %1,6 yükselişle bu sabah önde koşmaya devam ediyor. Teknoloji ve büyüme hisseleri ön plana çıkarken Nintendo ve Sony %5-6 civarında değer kazandı. Fed’in eylül ayında faizleri sabit tutacağına %70 ihtimal tanınırken, sene sonu beklentisi de 23 baz puana geriledi.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi önem arz ediyor.

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

1786682508816cb827914146af4c814fc707c359d1_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların gündemini Orta Doğu’da devam eden ABD-İran meselesi meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma umutlarının son dakikada yerini yeniden belirsizliğe bırakmasına artık pekâlâ alıştık. Kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlere adım adım yaklaşılırken, yükselen enerji fiyatları, savaş karşıtı seslerin giderek artması ve en önemlisi altıncı ayına yaklaşan savaşta İran’ın direncinin kırılamaması, buna karşılık ABD’nin savaş mühimmat stoklarının kritik seviyelere kadar gerilemesi, psikolojik üstünlüğü de İran tarafına geçirmiş görünüyor. Brent cinsi ham petrolün sadece bir haftada 78 dolardan 90 dolara yükselerek %13 değer kazanması dünyayı gererken, ABD cephesinin de artık arkasına bakmadan bölgeden çıkıp evine dönmek istediğini düşünüyoruz. Lâkin bunu yaparken mağlup olduk görüntüsü vermek istememesi, İran’ın da elinin güçlendiğinin farkında olması, diplomatik süreci ister istemez daha da çetrefilli bir hâle getiriyor.

Bu gelişmelerin ışığında, küresel mali piyasaların dün günü hafif de olsa satış baskısıyla tamamladığını, lâkin karamsar bir havanın da egemen olmadığını peşinen belirtmemiz gerekiyor. ABD borsaları geceyi hafif düşüşlerle tamamlarken, son günlerde yatırımcı ilgisini üzerine çeken kıymetli metaller de bir miktar kâr satışına maruz kaldı. Buna rağmen yukarı yönlü isteğin korunduğunu görüyoruz. Altının ons fiyatı bu sabah 4,415 dolar seviyesine yükselirken, gümüş 66 dolar seviyesine yakın işlem görüyor. Teknik mânâda, dün bültenimizde grafikler eşliğinde gösterdiğimiz üzere, altında yukarıda ilk olarak 4,500 dolar (200 günlük hareketli ortalama), devamında ise 4,575 dolar seviyesini takip ediyoruz. Gümüşte ise ilk hedef, 200 günlük hareketli ortalamaların geçtiği 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesi olarak ön plana çıkıyor. Kripto âleminin amiral gemisi Bitcoin ise 64-65 bin dolar bölgesindeki prangalarından henüz kurtulamadı. Kurtulması durumunda soluğu 71 bin dolar seviyesinde alacağını düşünüyoruz. Bu arada, Altın/Bitcoin rasyosunun son dört haftadır altın lehine ilerlediğinin de altını çizmek isteriz.

Jeopolitik gelişmeler gündemin ana maddesi olmayı sürdürürken, Bab el-Mandeb Boğazı’nda Husilerin saldırdığı Mısır’a ait yük gemisinde 4 mürettebat hayatını kaybederken, ABD ise İran ablukasını ihlal ettiğini belirttiği Panama bandıralı bir gemiyi Umman Körfezi’nde vurdu. İki kritik deniz yolunda artan gerilim, petrol üzerindeki yukarı yönlü baskıyı da hâliyle artırıyor. Kızıldeniz’de ABD ve Husilerin saldırılarına ilişkin haberlere bu sabah Asya’dan da yenileri eklendi. Kuzey Kore, Güney Kore ve ABD’nin ortak askerî tatbikatı öncesinde balistik füze fırlatırken, Tayvan ise Çin ile Endonezya’nın adanın doğusunda planladığı ortak deniz tatbikatına tepki gösterdi. İran’ın Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmamasıyla petrol yükselirken, jeopolitik risklerin yanı sıra uzun vadeli faizlerin yükseldiği bir günde altının güvenli liman kimliğini tekrar hatırlayarak yükselişle cevap vermesi dikkatimizden kaçmadı.

ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,28 seviyesini test ederken, ABD ve Japonya’nın ortak müdahâlesine rağmen yeniden 160 seviyesine dayanan USDJPY paritesine paralel olarak Japonya’da da faiz artışı beklentileri güçleniyor. Beş yıllık Japon tahvil faizi %2,10 ile son otuz yılın en yüksek seviyesini test ederken, faiz getirisi olmayan altının tüm bunlara rağmen yükselme isteği sergilemesinin tekrar altını çizmek isteriz. Normal şartlarda risksiz faiz olarak görülen devlet tahvillerinin getirileri yükselirken hırpalanmasını beklediğimiz altının, bu kez merkez bankalarının kontrolü kaybedebileceği endişesiyle değer kazandığını düşünüyoruz. ABD ile Japonya’nın ortak döviz müdahâlesinin arka planında, yükselen uzun vadeli tahvil faizlerini baskılama isteğinin de yattığını unutmamak gerekiyor. İç talebi daha da zayıflatmamak adına faiz artırmaktan kaçınan Japonya’nın, yene müdahâle edebilmek için dolar satıp yen alması gerekiyor. Lâkin bunun için ihtiyaç duyduğu doları yaratmak adına elindeki ABD tahvillerini satması, bu kez ABD tahvil faizlerini daha da yukarı itiyor. ABD’nin neden Japonya ile birlikte müdahâle ettiğinin şimdi daha da iyi anlaşıldığını düşünüyorum: ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerinin yukarıya gitmesine tahammülü yok!

Tüm bu gelişmelere rağmen, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,3 yükselirken, dün kapalı konumda olan gösterge endeks Tokyo borsası ise %0,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa yükseliş isteği dikkat çekerken, piyasaların gözü bugün ABD’de 15.30’da açıklanacak TÜFE verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Öte yandan zayıf bir gerçekleşme ise, faiz artırım beklentilerinin zayıflamasına neden olabilir. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını peş peşe düşüşle tamamlayan petrolün, Temmuz ayında yükselişe geçerek 100 dolar seviyelerini test etmesinin enflasyon verisine nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz. Fed’in zayıf seyreden istihdam ile artan petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı arasında sıkışması ve faiz artırmakta zorlanacağı beklentisinin ise ana tema olmaya devam edeceğini düşünüyorum.

Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına bu sabah da neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 29 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesinin kıyısında işlem görürken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Enflasyon verisi, dolar ve tahvil faizleri açısından kritik önem arz ederken, 1,1535 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru 47,75 seviyelerine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 225 baz puan seviyelerinde ve son dönemlerin en düşüğünde işlem görmeye devam ediyor. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa yükselerek %41,75 seviyelerine gelirken, gözler ABD enflasyon verisinin ardından yarın TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrilecektir. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini bir kez daha belirterek savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Dün Bloomberg haberinde hisse senedi piyasasında yaşanan garip fiyat hareketleri ve bununla ilgili SPK’ya yönelik taleplerin ön plana çıkması dikkatimizden kaçmadı. Bloomberg’e göre büyük fon yöneticileri, bazı hisselerdeki olağan dışı fiyat hareketlerinin piyasa güvenini ve Türkiye’nin MSCI gelişmekte olan ülke statüsünü riske attığı uyarısında bulunarak SPK’dan daha sert ve hızlı önlem talep etti. Bu haberin tek başına son dönemde borsa cephesinde yaşanan satış dalgasının bir kısmını açıklamaya yettiğini peşinen belirtelim. Hisse senetlerinde yaşanan kredibilite kaybının üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başlık olduğunu düşünüyoruz.

ABD Enflasyon

1786509234d9fa02e47daef20afc86f5465019be43_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Hürmüz Boğazı’nın açılacağı yönündeki iyimserliğin yine kısa sürdüğünü görüyoruz. İran’ın savaşta uğradığı zararlar için ABD’den tazminat istemesine Trump da yeni bir taleple karşılık vererek İran’ın son 50 yılda neden olduğu ölümler ve zararlar için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Tarafların karşılıklı tazminat talepleri, İran ile Umman’ın Hürmüz’deki yeni deniz trafiği güzergâhı konusunda anlaşmaya oldukça yaklaştığı bir dönemde çözüm umutlarını yeniden zayıflattı.

ABD’de Kasım ayında düzenlenecek ara seçimler yaklaşırken savaşın kamuoyunda destek görmemesi ve yüksek akaryakıt fiyatlarının özellikle Trump’ı destekleyen kırsal kesimleri rahatsız etmesi, Beyaz Saray üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD’nin savaş mühimmatlarının tükenmeye yüz tutmasını da denkleme katarsak, Trump yenilgiye imza atmadan bölgeden derhâl çıkmak istediğini anlıyoruz. Aylar süren askerî operasyonlara rağmen İran’ın Hürmüz üzerindeki hâkimiyetinin kırılamamış olmasına paralel, arzın zayıf kalacağı yönündeki görüşlerin ışığında Brent petrolün varil fiyatı son dört günde %12 yükselerek 88 dolar seviyesine geldi.

Lâkin piyasaların genel çehresinin ise bozulmadığını görüyoruz. Uzun bir sürenin ardından petrolün yükselişine bu sefer düşüşle cevap vermeyen kıymetli metallerin güvenli liman özelliğinin yeniden hatırlanması yükselişe destek sağladı. Fed’in faiz artırmakta zorlanacağı ana görüşüne ilaveten zayıf istihdamın da yardımıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,435 dolar seviyesine yükselerek son dokuz haftanın zirvesini test etti. Yarın açıklanacak kritik ABD enflasyon verisinin faiz artırım beklentilerini daha da zayıflatması durumunda, teknik mânâda bir sonraki hedef seviyenin 4,575 dolar olacağını düşünüyoruz. Mahallenin sert çocuğu gümüş ise bu sabah 66 dolar seviyesinin üzerine yükselerek son 6 haftanın zirvesini test ederken, altın-gümüş rasyosunun da gümüş lehine ilerlemeye devam ettiğini görüyoruz. İyimser havanın bozulmaması kaydıyla gümüşün de yukarıda 80 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Kıymetli metallerin yeniden ön plana çıkmasına paralel Bitcoin 64-65 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini sürdürmeye devam ederken, prangalarından kurtulması durumunda, yukarıda 71 bin dolar seviyesini hedefleyeceğini öngörüyoruz (bakınız grafik).

Petroldeki yükseliş küresel piyasalarda yeniden enflasyon endişesini öne çıkarırken, ABD borsaları geceyi hafif de olsa düşüşle tamamladı. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere, tüm gözler yarın ABD’de açıklanacak TÜFE enflasyon verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 31 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesine yükselirken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Yarın açıklanacak veri, dolar ve tahvil faizleri açısından da kritik önem arz ederken, 1,1550 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.

Hazır para birimlerinden söz etmişken, geçen hafta Japonya ve ABD’nin ortak müdahâlesinin de desteğiyle 155 seviyelerine kadar gerileyen USDJPY paritesi, bu sabah yeniden 159 seviyesine yükseldi. Yen’in değer kazandığı her durumda yeni dolar alıcılarının devreye girdiğini söylememiz gerekiyor. Her ne kadar müdahâleler yenin değer kaybını şimdilik durdursa da, ana eğilimi tersine çevirmenin çok da kolay olmayacağını düşünüyoruz. Yeni bir ortak müdahâle ihtimali de piyasaların temkinli bir seyir izlemesine neden olurken, kısa vadede 160 seviyesine dikkat edeceğiz.

ABD borsaları dün geceyi hafif de olsa düşüşle tamamlarken, Nvidia hisseleri %3 değer kaybıyla ön plana çıktı. Haber akışında Nvidia’nın, yapay zekâ altyapısına yatırım yapmak amacıyla Wall Street’in devleriyle birlikte 500 milyar doları aşan finansman oluşturmayı hedeflemesi, yapay zekâ alanında yapılan devasa yatırımların ne zaman meyve vereceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Bu sabah Pasifik’in diğer ucunda karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Japonya mali piyasaları tatil nedeniyle kapalı konumda olurken, Güney Kore borsası KOSPI ise %1 yükseliş kaydetti. Dün akşam yaşanan düşüşün ardından bu sabah ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükselişler görüyoruz.

Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru yeni haftaya 47,70 seviyelerinin üzerinden başlarken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin üzerine yerleşti. CDS risk primi sekiz gündür kesintisiz bir şekilde gerileyerek 226 baz puan seviyesine gerilemek suretiye son bir ayın en düşük seviyesini test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,60 seviyelerinde kalarak önemli bir değişim kaydetmedi. Gözler Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.

Dün açıklanan Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verileri dikkatimizi çekti. Veriye göre, son iki yılda yerli kartların yurt dışı kullanımı hızla artarken, yabancı kartların Türkiye’deki harcamalarında belirgin bir gerileme yaşanıyor. Hatta yabancı kartların Türkiye’deki harcama tutarı, pandemi döneminden bu yana en düşük seviyesine gerilerken, yerli kartların yurt dışı harcamaları ise tabir caizse patlamış! 2024 yılının ilk yarısında 5,7 milyar dolar olan yurt dışı harcama tutarı, 2026’nın aynı döneminde 10,6 milyar dolara ulaşarak yaklaşık iki katına çıkarken, aynı dönemde yabancı kartların Türkiye’deki harcamaları ise 7 milyar dolardan 5,1 milyar dolara geriledi. Veri bir taraftan Türkiye’nin yabancılar açısından pahalılaştığına ve TL’nin reel olarak değerli olduğuna işaret ederken, diğer taraftan yurt dışına çıkan döviz ile Türkiye’ye kart harcamaları üzerinden giren döviz arasındaki makasın hızla açıldığını da gösteriyor. Bu eğilim, cari denge açısından pek de hoş bir görünüm sunmuyor (bakınız grafik).

Altın fiyatlarının Türkiye’yi ve hâliyle Türk insanını pek çok kanaldan etkilediğini belirtmiştik. Son günlerde yaşanan yükselişin TCMB’nin rezerv pozisyonunu da hızla iyileştirmeye devam ettiğini söylememiz gerekiyor. Rezervlerin yarısından fazlasının altın olduğu düşünülürse, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 7 Ağustos valörlü işlemlerde 45,8 milyar dolar seviyesine yükselerek savaş döneminin en yükseğini test ederken, 507 hocamız altın etkisinin son 3 günde rezervlere ilave olarak 4,5 milyar dolar katkı sağladığını belirtti. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın ise 6,800 TL seviyesine dayandı.

Altın

17864233902b5f504ac813d8c2a64b7941c05c7a71_1_1200.jpg 

Gümüş

 1786423391515dee787abc150634c5f6c712cbaed0_2_1200.jpg

Bitcoin

 178642339106127b1c6593bd3a32c261cc03467099_3_1200.jpg

Yerli kartların yurtdışı kullanımı ve yabancı kartların Türkiye kullanımı

 1786423391bd152eadb23cce5342f4c18ca3716fde_4_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

1786423391b54ef584792192553e2bc375dea86355_5_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.