GÜNCEL
Kritik gün: Türkiye’de Enflasyon Raporu, Pekin’de Trump-Xi Zirvesi
Yayınlanma:
3 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Trump ile Xi arasında Pekin’de az önce başlayan kritik zirveyi, klasik bir ticaret görüşmesinin çok ötesinde okuyoruz. Masada yalnızca tarifeler değil yapay zekâ yarışından yarı iletken savaşlarına, İran geriliminden küresel güç dengesine kadar uzanan oldukça geniş ve stratejik bir gündem olduğunu düşünüyoruz. Daha da önemlisi, ABD’nin artık Çin’in ekonomik modelini değiştirmeye çalışmaktan ziyade, iki dev ekonomi arasında daha yönetilebilir ve kontrollü bir denge zemini aradığı hissediliyor.
Trump’ın yanında Elon Musk, Nvidia CEO’su Jensen Huang, BlackRock CEO’su Larry Fink ile Mastercard ve Visa gibi dev şirketlerin yöneticilerinin bulunmasını da bu açıdan önemli görüyoruz. ABD tarafı Çin pazarına erişimi artırmak isterken, Pekin’in ise özellikle çip ekipmanları, yarı iletkenler ve ileri teknoloji üzerindeki baskının hafiflemesini hedeflediğini bu sabah Reuters haberlerinde okuyoruz. Açıkçası zirvenin satır aralarında yalnızca ticaret değil, yeni dönemin teknoloji ve güç paylaşımına ilişkin önemli mesajlar da aranacaktır.
Trump’ın yanında götürdüğü CEO ordusuna bakılırsa, her ne kadar ABD ile Çin siyasi olarak karşı karşıya görünse de, küresel sermayenin hâlâ iki ekonomi arasındaki bağın tamamen kopmasını da istemediğini anlıyoruz. Lâkin zirveye sadece ekonomi penceresinden bakmak da eksik kalabilir. İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatları ve enflasyon baskısı Trump’ın iç politikadaki elini zayıflatırken, Çin tarafı daha rahat bir görüntü sergiliyor. Buna rağmen iki tarafın da geçen yıl sağlanan ticaret ateşkesini korumaya çalışması dikkat çekiyor. Bu noktada sadece ABD’nin vermiş olduğu dış ticaret açığından ziyade, nadir toprak elementlerinden yapay zekâ çiplerine, enerji güvenliğinden küresel tedarik zincirlerine kadar uzanan çok daha büyük bir rekabet alanının da oluştuğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
ABD Başkanı Trump’ın 2017’den bu yana Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaretin, yalnızca diplomatik açıdan değil, piyasalar cephesinde de önemli yansımalar yaratmasını bekliyoruz. Zirvenin en hassas başlıklarından birinin İran dosyası olabileceğini de düşünüyoruz. Hürmüz’ün dünyanın topyekûn boğazını sıktığı bir dönemde, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda olan Çin’den Trump’ın destek isteyeceğini de düşünüyoruz. Çin’in Tahran üzerindeki etkisinin oldukça güçlü olduğunu bilsek de, Çin’in İran’ı stratejik bir ortak ve ABD’ye karşı denge unsuru olarak baktığını da göz ardı etmiyoruz. Her ne kadar Çin Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını istese de, İran üzerindeki baskısını Washington’un istediği ölçüde artırmaya sıcak yaklaşmayabileceğini düşünüyoruz.
Trump’ın uçağına dün Nvidia CEO’su Jensen’in de binmesiyle Nvidia hisseleri geceyi tüm zamanların zirvesinde tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,2 yükselişle tamamlarken, Pasifik’in diğer ucunda ise yapay zekâ hisselerinin öncülüğünde alımların hız kazandığını görüyoruz. Güney Koreli çip devi SK Hynix’in piyasa değeri 1 trilyon dolar eşiğine yaklaşırken, hisse yılbaşından bu yana %200’ün üzerinde yükseliş kaydetti. Kospi endeksi bu sabah %1 yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei tüm zamanların yeni zirvesini test etti. Dikkat çeken tek gelişme ise Çin borsası CSI300 endeksi seansın ilk bölümünde 2021 sonundan bu yana en yüksek seviyesini test ettikten sonra günü yaklaşık %1 ekside tamamladı. Çin para birimi yuan ise dolar karşısında son üç yılın en güçlü seviyesine yükseldi.
Zirve öncesinde Brent cinsi ham petrolü varil fiyatı 106 dolar ile son iki gündür yatay bir seyir izlerken, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2026’da günlük yaklaşık 3,9 milyon varillik arz açığı oluşabileceği yönündeki uyarısı dikkat çekiyor. Bir tarafta yapay zekâ ve güçlü şirket finansalları ile risk iştahı korunurken, diğer tarafta ise enerji fiyatları ve jeopolitik risklerin enflasyonist baskıyı artırmaya başladığın görüyoruz. ABD’de salı günü açıklanan ve beklentileri aşan tüketici enflasyonu ardından dün de beklentilerin oldukça üzerinde gelen üretici enflasyonu enflasyon endişelerinin yeniden hortlamasına neden oldu.
Tahvil faizleri (özellikle uzun vadeliler) küresel çapta yükselmeye başlarken, güçlü enflasyon rakamları nedeniyle gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,50 seviyesini test ederek son bir yılın zirvesine yükseldi. Dolar endeksi (DXY) güç kazanırken, enflasyon verileri ardından EURUSD paritesi 1,17 seviyelerinin diplerine kadar gevşedi. Yerel seçim sonuçları ardından istifa etmesi yönünde baskıyla karşı karşıya kalan İngiltere Başbakanı Starmer’e paralel İngiltere’de uzun vadeli tahvil faizleri %5,80 seviyesinin kıyısına ve 1998 yılından bu yana en yüksek seviyeye yükselirken, GBPUSD paritesi 1,35 seviyelerinde tutunmaya çalıştığını görüyoruz.
Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, enflasyonun yükseldiği ancak merkez bankalarının aynı ölçüde faiz artırmadığı bir ortamda reel faizlerin gerilemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Böyle bir denklemde ise faiz getirisi olmayan kıymetli metaller açısından çok daha büyük bir hikâyenin yazılmasının arifesine yaklaşmış olabileceğimizi düşünüyoruz. Her ne kadar altın gümüş rasyosunda tamtamlar gümüş için çalsa da, periyodik tabloda pek çok enstrümanın emtia süper döngüsüne (commodity super cycle) hazırlandığını düşünüyoruz.
Bu döngü, emtia fiyatlarının birkaç ay ya da birkaç çeyrek değil, genellikle yıllar süren güçlü ve geniş tabanlı yükseliş dönemine verilen isimdir. Yani petrol, bakır, altın, gümüş, doğal gaz, demir cevheri, tarım ürünleri gibi birçok emtianın aynı anda ve uzun süre boyunca yapısal nedenlerle yükselmesi anlamına gelir. Arz açığı olan ve endüstriyel talebinin yanı sıra yatırım amaçlı da talep gören gümüş dün ABD ÜFE verisi ardından 89,30 dolar seviyesini test etti. Altının ons fiyatı, rasyonun gümüş lehine ilerlemesiyle şimdilik 4,700 dolar seviyelerinden pek de uzaklaşamazken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise 80 bin dolar etrafında salınmaya devam ettiğini görüyoruz.
Türkiye cephesinde de bugün önemli bir gün. TCMB yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu yayımlıyor. Ara hedef ve tahmin aralığına ilişkin güncellemeler piyasalar tarafından yakından takip edilecektir. Ara hedefin %20 seviyesine tahmin aralığını ise %25’e revize edileceğini düşünüyoruz. Dün TCMB tarafından açıklanan Mart ayı ödemeler dengesi istatistiklerini endişe ettiğimiz üzere savaşın etkilerini yansıtmaya başladı. Cari denge 9,5 milyar dolar açık verirken, net hata ve noksan kalemi de 7,0 milyar dolar gibi oldukça yüksek tutarda açık verdi. Turizm sezonun iyi geçmemesi durumunda tablo pek de iç açıcı görünmüyor. Türkiye’nin enflasyon sorununun yanına cari açık sorunun da eklenmesi keyfimizi kaçırırken, savaşın etkilerinin uzaması durumunda kur üzerinde de baskı oluşabileceği kanaatindeyiz.
USDTRY kuru yeni güne 45,40 seviyesinin hemen üzerinden başlıyor. 5 yıl vadeli Türkiye CDS risk primi 235 baz puan seviyesine hafif de olsa gerilerken, hem içeride hem de dışarıda artan enflasyon kaygıları nedeniyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik %42,50 seviyesine yükseldi. Hisse senetleri cephesinde iki gündür endeks bazında düşüş görülse de, şirket bazlı ve endeks içinde ağırlığı yüksek hisselerde hareket dikkat çekiyor. Mesela 18 milyar dolar piyasa değeriyle Destek Finans Faktoring’in dün taban kapanış yapması endeksi de aşağıya çekti! Büyük resimde, hisse senetlerine yönelik görüşlerimizi son günlerde fazlasıyla paylaştık. Mikro ve makro olarak elimiz çok güçlü olmasa da, Türkiye’nin değişen jeopolitik denklemde üstlendiği yeni rol nedeniyle dolar bazlı endeksi ve ABD’de işlem gören Türkiye ETF (TUR) teknik bir bakış açısıyla takip ediyoruz. Bu minvalde, aylık olarak dolar bazlı BIST100 endeksinin 330 dolar seviyesi üzerinde temiz bir kapanış yapması, ya da TUR ETF’in de benzer bir şekilde 44 dolar üzerinde aylık kapanış yapması durumunda, sırası ile 500 ve 70 dolar hedefleri ile alıma geçeceğiz.
Bültenimizi sabah erken saatlerde yazarken, Xi-Trump görüşmesinin başladığını ve ilk nazarda taraflardan olumlu yönde açıklamalar geldiğini not edelim. TCMB’nin Enflasyon Raporu’ndan çıkacak mesajlar, Zirve’den gelecek başlıklar, piyasaların kısa vadeli yönü açısından belirleyici olacaktır. Volatiliteye dikkat edelim.
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı
Yayınlanma:
6 saat önce|
15/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını 555 milyon TL’ye sattı
Garanti BBVA, takipteki krediler portföyünde bulunan yaklaşık 2,64 milyar TL anapara ve akdi faiz bakiyesine sahip tahsili gecikmiş alacaklarını, toplam 555 milyon TL bedelle varlık yönetim şirketlerine sattı.
Banka tarafından yapılan açıklamaya göre satışlar beş ayrı portföy halinde gerçekleştirildi. Portföyleri Gelecek Varlık Yönetimi A.Ş., Met-ay Varlık Yönetim A.Ş. ve Dünya Varlık Yönetim A.Ş. satın aldı.
Satışa konu alacaklar; kredi, kredi kartı, destek kredisi, çek hesabı, taksitli kredi ve kredili mevduat hesabı alacaklarının yanı sıra bunlara bağlı masraf hesapları ve diğer tahsili gecikmiş alacaklardan oluşuyor.
Beş portföyde 2,64 milyar TL alacak
Garanti BBVA’nın açıkladığı satışların ayrıntıları şöyle:
| Portföy tarihi | Anapara + akdi faiz bakiyesi | Satış bedeli | Alıcı |
|---|---|---|---|
| 20 Temmuz 2026 | 246,7 milyon TL | 79 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 21 Temmuz 2026 | 541,4 milyon TL | 150 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 22 Temmuz 2026 | 796,7 milyon TL | 196 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 23 Temmuz 2026 | 529,8 milyon TL | 90 milyon TL | Met-ay Varlık Yönetim |
| 24 Temmuz 2026 | 526,8 milyon TL | 40 milyon TL | Dünya Varlık Yönetimi |
| TOPLAM | 2,641 milyar TL | 555 milyon TL |
Böylece banka, 2 milyar 641 milyon 357 bin TL büyüklüğündeki takip alacağı portföyünü 555 milyon TL nakit bedelle elinden çıkarmış oldu.
Portföyün satış oranı yüzde 21
Satış rakamları dikkat çekici bir başka sonucu da ortaya koyuyor.
Toplam satış bedelinin, açıklanan anapara ve akdi faiz bakiyesine oranı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle, her 100 TL’lik takip alacağı yaklaşık 21 TL bedelle varlık yönetim şirketlerine devredildi.
Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Bankanın açıkladığı bakiye, anapara ve akdi faiz bakiyesini ifade ediyor. Tahsil kabiliyeti, teminat yapısı, borçluların ödeme gücü ve portföyün yaşlandırması gibi unsurlar bilinmeden satış fiyatını doğrudan “yüzde 79 zarar” olarak değerlendirmek doğru olmaz.
En büyük portföy Gelecek Varlık’a
Satışlarda en büyük payı Gelecek Varlık Yönetimi aldı.
Şirket üç ayrı portföy için toplam 425 milyon TL ödeme yaparken, bu portföylerin toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi yaklaşık 1,585 milyar TL oldu.
Met-ay Varlık Yönetim yaklaşık 529,8 milyon TL’lik portföyü 90 milyon TL’ye, Dünya Varlık Yönetimi ise yaklaşık 526,8 milyon TL’lik portföyü 40 milyon TL’ye satın aldı.
Özellikle son portföyde satış fiyatının bakiye içerisindeki oranının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. 526,8 milyon TL’lik portföyün 40 milyon TL’ye satılması, yaklaşık yüzde 7,6’lık bir satış oranına karşılık geliyor.
Bankalar takipteki kredileri neden satıyor?
Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satması bankacılık sektöründe olağan bir bilanço yönetimi uygulaması.
Bu işlemler bankalara tahsilat süreci uzayan dosyaları bilançodan çıkarma, operasyonel ve hukuki takip maliyetlerini azaltma, sorunlu kredi portföyünü küçültme ve alacakların gelecekteki belirsiz tahsilatı yerine peşin nakit elde etme imkânı sağlıyor.
Varlık yönetim şirketleri açısından ise denklem farklı çalışıyor. Şirketler alacakları nominal değerlerinin oldukça altında satın alarak uzun vadede borçlulardan gerçekleştirecekleri tahsilatın satın alma maliyetinin üzerine çıkmasını hedefliyor.
Bu nedenle portföylerin hangi fiyatla satıldığı kadar, ilerleyen dönemde ne kadarının tahsil edilebildiği de varlık yönetim sektörünün kârlılığı açısından önem taşıyor.
BANKA HABERLERİ
DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı
Yayınlanma:
1 gün önce|
14/08/2026Yazan:
BankaVitrini
DenizBank, kanuni takip hesaplarında izlenen toplam 4,41 milyar TL anapara büyüklüğündeki tahsili gecikmiş alacak portföylerinin satışını tamamladı. Bireysel ve ticari kredilerden oluşan portföyler Gelecek, Birikim, Dünya, Emir, Adil, Sümer ve Met-Ay Varlık Yönetim şirketlerine devredildi. Bankanın sorunlu kredileri bilanço dışına çıkarma yönündeki bu hamlesi, bankacılık sektöründe artan tahsili gecikmiş alacak satışlarını yeniden gündeme taşıdı.
4,41 milyar TL’lik tahsili gecikmiş alacak el değiştirdi
DenizBank tarafından yapılan açıklamaya göre, bankanın kanuni takip hesaplarında bulunan toplam 4.410.257.248 TL bakiye anapara tutarındaki tahsili gecikmiş alacak portföyünün varlık yönetim şirketlerine satış ve devir sözleşmelerinin imza süreci tamamlandı.
Satışlar ağırlıklı olarak bireysel kredi portföylerinden oluşurken, ticari nitelikteki sorunlu krediler de varlık yönetim şirketlerine devredildi.
DenizBank’ın daha önce ilan ettiği satış takviminde portföylerin 25 Haziran–8 Temmuz 2026 arasında incelenmesi, tekliflerin 9 Temmuz’a kadar alınması ve ihalenin 10 Temmuz 2026’da açık artırma yöntemiyle yapılması planlanmıştı.
Portföyleri hangi şirketler aldı?
DenizBank’ın açıklamasında yer alan devirlere göre önemli büyüklükteki portföyler şu varlık yönetim şirketlerine geçti:
| Varlık yönetim şirketi | Portföy anapara tutarı | Portföy |
|---|---|---|
| Gelecek Varlık Yönetimi | 404.482.425 TL | Bireysel 1 |
| Gelecek Varlık Yönetimi | 425.801.499 TL | Bireysel 8 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 346.334.596 TL | Bireysel 3 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 314.248.322 TL | Bireysel 10 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 400.808.580 TL | Tarım-İşletme 2 |
| Dünya Varlık Yönetimi | 314.447.778 TL | Bireysel 9 |
| Emir Varlık Yönetimi | 247.471.621 TL | Bireysel 1 |
| Adil Varlık Yönetim | 426.421.978 TL | Bireysel 5 |
| Sümer Varlık Yönetimi | 426.141.078 TL | Bireysel 2 |
| Sümer Varlık Yönetimi | 345.598.739 TL | Bireysel 4 |
Bunların yanında açıklamada 419.333.978 TL’lik Bireysel 5 ve 419.166.655 TL’lik Bireysel 6 portföylerinin de satış kapsamında bulunduğu görülüyor.
KAP açıklamaları da ihale sürecindeki satışları doğruluyor. Örneğin Gelecek Varlık, DenizBank’ın 10 Temmuz ihalesinde 425,7 milyon TL büyüklüğündeki bir bireysel portföyü kazandığını açıklamıştı. Bir başka KAP açıklamasında ise 426,4 milyon TL’lik bireysel portföyün ihalesinin kazanıldığı duyurulmuştu.
DenizBank neden sorunlu kredilerini satıyor?
Bankaların tahsili gecikmiş kredileri varlık yönetim şirketlerine satmasının arkasında temel olarak bilanço temizliği ve tahsilat operasyonunun devredilmesi bulunuyor.
Bir kredi kanuni takibe düştüğünde banka açısından yalnızca tahsilat problemi ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda karşılık ayrılması, operasyonel takip maliyetleri, hukuk giderleri ve bilanço kalitesi üzerinde baskı oluşuyor.
Sorunlu kredinin varlık yönetim şirketine satılmasıyla banka;
- uzun sürebilecek tahsilat sürecini devrediyor,
- sorunlu kredi stokunu azaltıyor,
- bilançosundaki aktif kalitesini iyileştiriyor,
- hukuk ve tahsilat operasyonunun bir bölümünden çıkıyor,
- satıştan elde ettiği bedelle sorunlu alacağın bir kısmını nakde dönüştürüyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 4,41 milyar TL, kredilerin satış fiyatı değil, satılan portföylerin bakiye anapara büyüklüğü.
Bankanın bu portföyleri varlık yönetim şirketlerine hangi toplam bedelle sattığı açıklanmadığı sürece, 4,41 milyar TL’nin doğrudan DenizBank’ın elde ettiği gelir olarak değerlendirilmesi doğru olmaz.
EKONOMİ
Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede?
Yayınlanma:
1 gün önce|
14/08/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Türkiye’nin kurumlar vergisi rekortmenleri listesi yalnızca kimin daha fazla vergi ödediğini göstermiyor. Liste aynı zamanda ülkede kârın hangi sektörlerde yoğunlaştığını, yüksek faiz döneminin kazananlarını ve kaybedenlerini ve üretim ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu yapısal problemi de ortaya koyuyor. İlk sıralarda bankalar ve finans kuruluşları ağırlık kazanırken Türkiye’nin büyük sanayi şirketlerinin görünürlüğünün oldukça düşük olması dikkat çekiyor. Almanya’ya bakıldığında ise ekonomik devler listesinin omurgasını otomotiv, makine, kimya ve teknoloji şirketleri oluşturuyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kurumlar vergisi rekortmenleri sıralaması Türkiye ekonomisinin son yıllarda geçirdiği dönüşümü tartışmaya açacak nitelikte.
Bankavitrini.com’un incelediği listede bankacılık ve finans kuruluşlarının belirgin ağırlığı görülürken; otomotiv, demir-çelik, makine, petrokimya, beyaz eşya ve diğer büyük sanayi sektörlerinin listenin üst sıralarında yeterince temsil edilmemesi dikkat çekiyor.
Buradaki temel soru şu: Türkiye’de üretim yapan, ihracat gerçekleştiren, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan büyük sanayi kuruluşları neden kurumlar vergisi rekortmenleri listesinin zirvesinde değil?
Sorunun yanıtı Türkiye’nin son yıllardaki yüksek faiz, yüksek finansman maliyeti ve sanayi kârlılığındaki aşınma sürecinde aranmalı.
Türkiye kurumlar vergisi rekortmenlerinde ilk sıralar
Aşağıdaki tablo, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın paylaşılan Türkiye geneli sıralamasında unvanı açıklanan ilk şirketlerden oluşturulmuştur. GİB listesinde bazı mükellefler isimlerinin açıklanmasını istemediği için (*) olarak gösterilmektedir.
| Sıra | Kurum | Faaliyet alanı | Tahakkuk eden vergi |
|---|---|---|---|
| 1 | T.C. Ziraat Bankası A.Ş. | Bankacılık | 70,39 milyar TL |
| 3 | Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. | Bankacılık | 22,91 milyar TL |
| 4 | Türkiye Garanti Bankası A.Ş. | Bankacılık | 20,08 milyar TL |
| 6 | QNB Bank A.Ş. | Bankacılık | 10,19 milyar TL |
| 7 | LC Waikiki Mağazacılık Hizmetleri Tic. A.Ş. | Perakende | 10,18 milyar TL |
| 8 | Emin Evim Tasarruf Finansman A.Ş. | Finansman | 10,08 milyar TL |
| 9 | Citibank A.Ş. | Bankacılık | 7,68 milyar TL |
| 10 | Allianz Sigorta A.Ş. | Sigorta | 7,61 milyar TL |
| 11 | Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 7,57 milyar TL |
| 12 | Türkiye Sigorta A.Ş. | Sigorta | 7,53 milyar TL |
| 13 | Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. | Telekomünikasyon | 7,47 milyar TL |
| 14 | Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. | Sanayi / tüketim ürünleri | 7,19 milyar TL |
| 15 | BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. | Perakende | 7,07 milyar TL |
| 16 | Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 6,99 milyar TL |
| 17 | Fuzul Tasarruf Finansman A.Ş. | Finansman | 6,56 milyar TL |
| 18 | Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş. | Sigorta | 5,86 milyar TL |
| 19 | Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü | Madencilik / kimya | 5,70 milyar TL |
| 20 | Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş. | Sermaye piyasaları | 5,54 milyar TL |
| 21 | İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. | Yatırım bankacılığı | 4,97 milyar TL |
| 22 | Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü | Denizcilik | 4,92 milyar TL |
| 23 | DenizBank A.Ş. | Bankacılık | 4,81 milyar TL |
| 24 | Mercedes-Benz Türk A.Ş. | Otomotiv | 4,75 milyar TL |
| 25 | Türkiye Elektrik İletim A.Ş. | Enerji | 4,33 milyar TL |
| 26 | ITX Türkiye | Perakende / tekstil | 4,25 milyar TL |
| 27 | Philip Morris Tütün Mamulleri | Tütün sanayi | 4,23 milyar TL |
| 28 | AXA Sigorta A.Ş. | Sigorta | 4,17 milyar TL |
| 31 | Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 3,98 milyar TL |
| 32 | Türk Ekonomi Bankası A.Ş. | Bankacılık | 3,92 milyar TL |
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı Türkiye geneli kurumlar vergisi sıralaması. (*) İsimlerinin açıklanmasını istemeyen mükellefler tabloya dahil edilmemiştir.
Tabloya bakıldığında sorun çok daha görünür hale geliyor.
İlk 32 sıra içerisinde bankalar, katılım bankaları, sigorta şirketleri, tasarruf finansman şirketleri, yatırım kuruluşları ve Takasbank birlikte değerlendirildiğinde finansal sistemin olağanüstü bir ağırlığı ortaya çıkıyor.
Buna karşılık Türkiye’nin üretim kapasitesini temsil eden otomotiv, demir-çelik, beyaz eşya, makine, kimya, petrokimya gibi sektörlerin aynı ölçüde görünür olmadığı görülüyor.
Ziraat Bankası’nın 70,4 milyar TL’lik vergisi dikkat çekici
Listenin belki de en çarpıcı rakamı Ziraat Bankası’na ait. Bankanın tahakkuk eden kurumlar vergisi yaklaşık 70,4 milyar TL.
İkinci açıklanan banka VakıfBank’ta rakam 22,9 milyar TL, Garanti BBVA’da ise yaklaşık 20,1 milyar TL.
Başka bir ifadeyle Ziraat Bankası’nın tek başına tahakkuk eden kurumlar vergisi, listede bulunan birçok büyük şirketin ödediği vergilerin toplamından daha yüksek. Bu durum bankacılık sektörünün Türkiye ekonomisi içerisindeki kârlılık gücünü ortaya koyması açısından önemli.
Ancak asıl tartışılması gereken bankaların fazla kazanması değil.
Sanayinin neden yeterince kazanamadığıdır.
Bir tarafın faiz geliri diğer tarafın faiz gideri
Türkiye ekonomisinin son birkaç yıldaki en önemli problemlerinden biri burada ortaya çıkıyor. Bankanın verdiği krediden elde ettiği faiz geliri, sanayicinin bilançosunda finansman gideridir.
Dolayısıyla ekonomide faiz oranları uzun süre çok yüksek seviyelerde kaldığında iki farklı bilanço etkisi ortaya çıkıyor:
Banka açısından:
Kredi faizi
↓
Faiz geliri
↓
Bankacılık kârı
↓
Vergilendirilebilir kazanç
↓
Yüksek kurumlar vergisi
Sanayici açısından ise:
Kredi faizi
↓
Finansman gideri
↓
Faaliyet kârının erimesi
↓
Net kârın düşmesi
↓
Vergilendirilebilir kazancın azalması
Türkiye’deki kurumlar vergisi rekortmenleri listesinin sektör dağılımı bu nedenle para politikasından tamamen bağımsız düşünülemez.
Sanayici cirosunu büyütüyor ama kârını büyütemiyor
Türkiye sanayisinin temel problemi satış yapamaması değil. Asıl sorun satıştan elde edilen kârın giderek daha büyük bölümünün finansman giderlerine gitmesi. İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışması da bu baskının boyutunu ortaya koyuyor.
2025 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yüzde 38,1 artarak 854,7 milyar TL’ye yükseldi. Finansman giderlerinin net satışlara oranı da yüzde 6’dan yüzde 6,6’ya çıktı. Sanayi şirketleri üretim yapıyor, personel çalıştırıyor, enerji tüketiyor, ihracat gerçekleştiriyor ve işletme sermayesi finanse ediyor. Fakat yaratılan faaliyet kârının önemli bölümü finansman maliyetine gidiyorsa şirketin vergi öncesi kârının yükselmesi giderek zorlaşıyor.
Kurumlar vergisi rekortmenleri tablosunun arkasındaki önemli gerçeklerden biri budur.
Türkiye’nin ekonomik paradoksu
Ortaya oldukça düşündürücü bir tablo çıkıyor: Krediyi kullanan sanayici kâr etmekte zorlanırken krediyi veren finans sistemi yüksek kâr açıklıyor.
Finans sektörünün güçlü olması elbette ekonomi açısından olumsuz değildir. Tam tersine güçlü sermayeye sahip, kârlı ve sağlıklı bankacılık sistemi ekonomik istikrar açısından gereklidir. Problem finans sektörünün kârlılığı değil; finans sektörünün finanse etmesi gereken üretim sektörünün kârlılığının giderek zayıflamasıdır.
Finans ekonominin motoru değil, motorun çalışmasını sağlayan finansman sistemidir.
Motor ise üretimdir.
Almanya’da tablo neden farklı?
Türkiye ile Almanya arasında birebir “vergi rekortmenleri” karşılaştırması yapmak mümkün değil. Bunun çok önemli hukuki bir nedeni bulunuyor.
Alman Vergi Kanunu’nun (Abgabenordnung) 30. maddesi vergi gizliliğini düzenliyor. Kamu görevlilerinin mükelleflere ilişkin korunan vergi ve ticari bilgileri yetkisiz şekilde açıklaması yasak. Bu nedenle Türkiye’deki GİB listesine benzer şirket bazında resmi bir kurumlar vergisi rekortmenleri sıralaması yayımlanmıyor.
Ancak Almanya’nın en büyük şirketlerinin ve en fazla kâr yaratan şirketlerinin sektörel yapısına baktığımızda iki ekonomi arasındaki fark açık biçimde görülüyor.
EY’nin 2025 yılı Almanya’nın en büyük şirketleri araştırmasında ciro açısından ilk üç sırayı Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW oluşturuyor.
Yani üçü de otomotiv sanayisi. Dahası, kâr sıralamasında Deutsche Telekom’un ardından Siemens, BMW ve SAP geliyor.
Bu tablo önemli. Çünkü Almanya’da ekonomik büyüklüğün merkezinde hâlâ üretim, teknoloji ve yüksek katma değerli sanayi bulunuyor.
Almanya’nın ekonomik devleri
Vergi rekortmenleri listesi olmadığı için aşağıdaki tabloyu “vergi rekortmenleri” olarak değil, Almanya’nın ekonomik yapısını göstermek amacıyla büyük şirketler ve faaliyet alanları karşılaştırması olarak okumak gerekiyor.
| Şirket | Ana faaliyet | Ekonomideki niteliği |
| Volkswagen | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| BMW | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| Mercedes-Benz | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| Deutsche Telekom | Telekomünikasyon | Teknoloji / hizmet |
| DHL Group | Lojistik | Lojistik / hizmet |
| Siemens | Elektrik, otomasyon, teknoloji | İleri sanayi |
| E.ON | Enerji | Enerji altyapısı |
| BASF | Kimya | Ağır sanayi / kimya |
| Bayer | İlaç ve kimya | İleri teknoloji / sanayi |
| Daimler Truck | Ticari araç | Sanayi / üretim |
Volkswagen güncel verilere göre yaklaşık 320 milyar euro civarındaki geliriyle Almanya’nın en büyük halka açık şirketi konumunda. BMW yaklaşık 133 milyar euro, Mercedes-Benz yaklaşık 133 milyar euro gelir büyüklüğüne sahip.
EY araştırmasında da Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin Almanya’nın en yüksek cirolu ilk üç şirketi olduğu doğrulanıyor.
Üstelik Almanya’nın sanayi omurgası otomobilden ibaret değil. Bosch otomotiv teknolojilerinden endüstriyel sistemlere; Siemens elektrifikasyon ve otomasyondan dijital endüstriye; BASF kimyadan ileri malzemelere; Daimler Truck ve TRATON ise ağır ticari araçlara kadar küresel üretim zincirlerinin kritik alanlarında faaliyet gösteriyor.
Almanya’nın bankaları nerede?
İki ülkenin ekonomik yapılanmasındaki fark burada daha da ilginç hale geliyor. Almanya elbette büyük bir finans merkezine sahip. Deutsche Bank ve Commerzbank küresel ölçekte önemli finans kuruluşları.
Fakat Almanya’nın en büyük şirketleri denildiğinde listenin tamamını bankalar kaplamıyor. Volkswagen, BMW, Mercedes-Benz, Siemens, Bosch, BASF, Bayer, Daimler Truck gibi şirketler ekonomik yapının merkezinde yer alıyor.
Almanya’nın üretim gücü aynı zamanda istihdam kapasitesine de yansıyor. EY’nin araştırmasına göre Volkswagen yaklaşık 633 bin çalışanıyla ülkenin en büyük halka açık işverenlerinden biri. DHL yaklaşık 537 bin, Siemens ise 318 bin kişiyi istihdam ediyor.
Yani ekonomik değer üretimi aynı zamanda çok büyük bir üretim ve istihdam ekosistemi yaratıyor.
Türkiye için alarm veren soru
Türkiye açısından tartışılması gereken konu tam olarak burada başlıyor. Bir ekonominin en büyük vergi mükelleflerinin bankalar olması tek başına ekonomik problem değildir.
Ancak; bankalar yüksek kâr ederken, sanayi şirketlerinin kâr marjları düşüyorsa, sanayinin finansman giderleri hızla yükseliyorsa, yatırım iştahı azalıyor ve üretici işletme sermayesine ulaşmakta zorlanıyorsa, o zaman vergi rekortmenleri listesinin sektörel dağılımı önemli bir ekonomik sinyale dönüşür.
Çünkü uzun vadede bankaların da sağlıklı şekilde büyüyebilmesi için güçlü reel sektöre ihtiyaç vardır.
Bankaların vermediği krediyi ekonomi nasıl büyütecek?
Türkiye’nin uyguladığı sıkı para politikası enflasyonu kontrol altına almak amacıyla kredi büyümesini sınırlamaya çalışıyor. Makroekonomik açıdan bunun gerekçesi anlaşılabilir. Ancak bu politikanın uzun süre devam etmesi halinde sanayi şirketlerinde farklı bir bilanço problemi ortaya çıkıyor.
İşletme sermayesi ihtiyacı enflasyon nedeniyle sürekli büyürken kredi miktarı sınırlandırılıyor. Kredi bulunabildiğinde ise maliyeti çok yüksek.
Sonuçta şirketler; stok azaltıyor, yatırım erteliyor, kapasite artırmıyor, vadeli satışları azaltıyor, istihdam konusunda daha temkinli davranıyor, borçlarını çevirmeye odaklanıyor.
Böyle bir ortamda sanayiciden yüksek kurumlar vergisi yaratacak yüksek kârlılık beklemek giderek zorlaşıyor.
Vergi rekortmenleri aslında kâr rekortmenleridir
Kurumlar vergisinin temelinde şirketlerin vergilendirilebilir kazancı bulunuyor. Bu nedenle kurumlar vergisi rekortmenleri listesine farklı bir açıdan bakmak gerekiyor.
Liste aynı zamanda bir anlamda: “Türkiye’de vergilendirilebilir kâr hangi sektörlerde oluşuyor?” sorusunun cevabını veriyor.
Ve mevcut tablo finans sektörünü işaret ediyorsa ekonomi yönetiminin üzerinde düşünmesi gereken mesele budur. Türkiye’nin hedefi bankaların daha az kazanması olmamalı.
Türkiye’nin hedefi sanayinin yeniden daha fazla kazanabileceği bir ekonomik ortam yaratmak olmalıdır.
Üretmeden zenginleşmek mümkün mü?
Finansal faaliyetler ekonominin vazgeçilmez unsurudur. Fakat sürdürülebilir refahın temelinde üretkenlik artışı bulunur.
Bir ülkenin uzun vadeli refahını; yüksek katma değerli üretim, teknoloji, Ar-Ge, ihracat, verimlilik, markalaşma ve nitelikli insan kaynağı belirler. Almanya’nın Volkswagen’i, Siemens’i, Bosch’u ve BASF’ı yalnızca büyük şirket değildir.
Bu şirketlerin arkasında on binlerce tedarikçi, mühendislik şirketi, KOBİ, üniversite, araştırma merkezi ve yüz binlerce çalışan bulunuyor. Bir otomobil fabrikasının yarattığı ekonomik değer yalnızca otomobil üreticisinin bilançosunda kalmaz.
Çelikten plastiğe, yazılımdan lojistiğe, makineden elektroniğe kadar ekonominin tamamına yayılır.
Türkiye’nin ihtiyacı finans-sanayi dengesi
Türkiye’nin önündeki çözüm “bankalar kazanmasın” yaklaşımı olamaz. Doğru politika; bankalar güçlü olsun, sanayi de güçlü olsun.
Finans sistemi reel sektöre uzun vadeli ve öngörülebilir maliyetlerle kaynak aktarabilmeli. Sanayici yaptığı yatırımın beş yıl sonraki finansman maliyetini kabaca öngörebilmeli. İhracatçı kur, enflasyon ve maliyet üçgeninde rekabet gücünü kaybetmemeli.
İşletme sermayesi kredileri yalnızca parasal sıkılaşmanın kontrol aracı olarak görülmemeli. Ve Türkiye yeniden üretimden para kazanılabilen bir ekonomik yapıya dönmeli.
Asıl mesele bankaların listede olması değil, sanayinin olmaması
Kurumlar vergisi rekortmenleri listesinden çıkarılması gereken sonuç bankacılık sektörünü eleştirmek değildir. Aksine Türkiye güçlü bir bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor. Fakat çok daha güçlü bir sanayi sektörüne de ihtiyaç duyuyor.
Asıl soru şudur: Türkiye’nin fabrikaları üretmeye, ihracat yapmaya ve yüz binlerce kişiyi çalıştırmaya devam ederken ekonomide en yüksek vergilendirilebilir kâr neden ağırlıklı olarak finansal faaliyetlerde oluşuyor?
Bu soruya verilecek cevap Türkiye’nin önümüzdeki on yıldaki ekonomik modelini de belirleyecek. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın formülü finans ile sanayiyi birbirine rakip hale getirmek değildir. Finansın üretimi desteklediği, üretimin kâr yarattığı, kârın yeniden yatırıma dönüştüğü ve yatırımın vergi ile istihdam ürettiği bir döngü kurmaktır.
Bugünkü vergi rekortmenleri tablosu ise Türkiye açısından önemli bir uyarı veriyor: Bankaların vergi rekortmeni olması başarıdır; sanayinin rekortmenler listesinden kaybolması ise sorgulanması gereken ekonomik bir sonuçtur.
Almanya örneği de gösteriyor ki küresel ölçekte rekabetçi ve yüksek gelirli bir ekonominin arkasında yalnızca güçlü finans sistemi değil, kâr edebilen güçlü bir sanayi tabanı bulunuyor.
Gülbeyaz GERGÜN – bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.050)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.622)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (588)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.562)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.476)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (825)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
- HALKA ARZ olmak üzere iken KONKORDATO ilan eden Şirketler.. 11/08/2026
- Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor 11/08/2026
- Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var 10/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
