Connect with us

GÜNCEL

NATO Zirvesi’nde ABD’den Türkiye’ye Güçlü Mesajlar

Yayınlanma:

|

Trump’tan CAATSA, F-35 ve Savunma Sanayii Açılımı

Ankara’da başlayan NATO Liderler Zirvesi, yalnızca ittifakın güvenlik gündemi açısından değil, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilecek açıklamalar nedeniyle de uluslararası kamuoyunun odağına yerleşti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zirve kapsamında yaptığı açıklamalar, son yılların en dikkat çekici Türkiye mesajları arasında değerlendiriliyor. Özellikle CAATSA yaptırımları, F-35 savaş uçağı programı ve savunma sanayii iş birliği konularında verilen sinyaller, hem diplomatik hem de ekonomik açıdan önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte görülüyor.

ABD’nin verdiği en önemli mesajlar

1. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması gündemde

Trump, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını açıkladı. Bu açıklama, 2020 yılından bu yana savunma sanayii alanında yaşanan en önemli politika değişikliği olarak değerlendiriliyor.

Yaptırımların kaldırılması halinde;

  • Savunma sanayii projeleri yeniden hız kazanabilir.
  • ABD’li savunma şirketleriyle ortak projeler artabilir.
  • Finansman ve teknoloji transferi üzerindeki bazı engeller azalabilir.

2. F-35 programı yeniden masada

Trump, Türkiye’nin F-35 programına dönüş talebinin değerlendirileceğini açıkladı.

Türkiye’nin programdan çıkarılması sonrasında yaklaşık 1,4 milyar dolarlık ödeme ve üretim zincirindeki rolü uzun süredir iki ülke arasında önemli bir ihtilaf konusu olmuştu.

Trump’ın açıklaması;

  • Türkiye’nin yeniden programa dahil edilme ihtimalini,
  • alternatif olarak yeni F-35 satışlarının değerlendirilmesini,
  • savunma iş birliğinin yeniden yapılandırılmasını gündeme taşıdı.

3. Erdoğan’a dikkat çeken övgü

Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan için; “Harika bir lider” ifadelerini kullanırken Türkiye’nin NATO içindeki önemini özellikle vurguladı.

Ayrıca iki lider arasındaki kişisel ilişkinin güçlü olduğunu söylemesi, diplomatik açıdan dikkat çekici bulundu.

4. Avrupa’ya sert eleştiri

Trump zirvede;

  • İngiltere
  • Fransa
  • Almanya
  • İtalya

başta olmak üzere birçok NATO üyesinin ABD’nin İran politikasına yeterince destek vermediğini söyledi.

Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını daha da artırmaları gerektiğini yineleyen Trump, NATO içinde yük paylaşımının yeniden düzenlenmesini istedi.

5. Savunma harcamaları ve milyarlarca dolarlık anlaşmalar

Zirvede;

  • yeni hava gözetleme sistemleri,
  • İHA projeleri,
  • ortak üretim anlaşmaları,
  • milyarlarca dolarlık savunma sözleşmeleri

açıklandı.

NATO yönetimi Avrupa’nın savunma üretim kapasitesinin hızla artırılacağını duyurdu.

Türkiye ekonomisi açısından olası etkiler

Trump’ın açıklamalarının somut adımlara dönüşmesi halinde;

Savunma Sanayii

  • ASELSAN
  • TUSAŞ
  • ROKETSAN
  • HAVELSAN
  • TEI
  • özel sektör savunma üreticileri

için yeni ihracat ve ortak üretim fırsatları doğabilir.

Borsa İstanbul

Savunma sanayii şirketlerinde olumlu fiyatlama görülebilir.

Dış Ticaret

ABD ile ticaret hacmini artıracak yeni anlaşmalar gündeme gelebilir.

Yabancı Sermaye

İki ülke ilişkilerindeki normalleşme, Türkiye’nin jeopolitik risk priminin azalmasına katkı sağlayabilir.

Bankavitrini.com Değerlendirmesi

Ankara’daki NATO Zirvesi, yalnızca askeri ve diplomatik bir toplantı olmanın ötesine geçerek Türkiye açısından yeni bir ekonomik ve stratejik dönemin kapısını aralayabilecek mesajlara sahne oldu.

Özellikle CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 programının yeniden gündeme gelmesi ve savunma sanayii alanındaki olası iş birlikleri, önümüzdeki aylarda hem savunma sektörünü hem de finansal piyasaları yakından etkileyecek başlıklar arasında yer alıyor.

Ancak bu açıklamaların büyük bölümü şu aşamada siyasi irade beyanı niteliğinde. Gerçek etkinin ortaya çıkması için ABD Kongresi’nin tutumu, teknik müzakerelerin seyri ve iki ülke arasında atılacak somut diplomatik adımlar belirleyici olacak.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye Yeni Uyarı

MSCI’dan Türkiye’ye Yeni Uyarı: Sorun Artık Endeks Değil, Piyasa Güvenilirliği

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI, Türk sermaye piyasasını yakın izlemeye devam ediyor

Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, Türkiye sermaye piyasalarına yönelik yatırım yapılabilirlik (investability) incelemesini daha da sıkılaştırdı. Kuruluş, yatırım yapılabilirlik açısından risk gördüğü durumlarda Türk sermaye piyasası araçlarını şirket bazında değerlendirmeye devam edeceğini açıkladı.

MSCI’nin son duyurusuna göre;

  • Şirketlerin serbest dolaşımdaki pay (free float) oranları yeniden hesaplanabilecek,
  • Bazı fonların veya hissedarların sahip olduğu paylar “serbest dolaşım dışı (non-free float)” olarak yeniden sınıflandırılabilecek,
  • Bu değişiklikler uygulanmadan önce piyasa katılımcıları önceden bilgilendirilecek.

İlk bakışta teknik görünen bu açıklama, aslında Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcılar nezdindeki güven algısı açısından oldukça kritik bir mesaj içeriyor.

MSCI neden bu kadar hassas davranıyor?

MSCI endeksleri bugün dünyada trilyonlarca dolarlık pasif ve aktif fon tarafından referans alınmaktadır. Bir hissenin MSCI endekslerinde yer alması yalnızca prestij değil, aynı zamanda otomatik yabancı fon girişini de beraberinde getiriyor.

Dolayısıyla MSCI için en önemli kriterlerden biri; “Bir yabancı yatırımcı bu hisseyi gerçekten serbest piyasadan alıp satabilir mi?” Eğer cevap net değilse, MSCI o hissenin serbest dolaşım oranını düşürüyor veya endeksten tamamen çıkarabiliyor.

Sorunun merkezinde ne var?

MSCI’nin raporlarında son aylarda tekrar eden temel eleştiri şu:

Bazı küçük ve orta ölçekli şirketlerde;

  • şirketle bağlantılı fonların,
  • ilişkili yatırımcıların,
  • koordineli hareket eden hesapların

gerçek serbest dolaşım oranını olduğundan yüksek gösterdiği yönünde uluslararası yatırımcıların ciddi şikâyetleri bulunuyor.

MSCI’ye göre bu durum;

  • fiyat oluşumunu bozuyor,
  • likiditeyi olduğundan farklı gösteriyor,
  • endekslerin sağlıklı hesaplanmasını engelliyor,
  • yabancı yatırımcının risk analizini zorlaştırıyor.

SPK’nın attığı adım olumlu bulundu ancak yeterli görülmedi

MSCI, Sermaye Piyasası Kurulu’nun son dönemde yaptığı düzenlemeleri olumlu karşıladığını açıkça belirtiyor.

Özellikle; ilişkili kişilere ait olduğu tespit edilen bazı fon paylarının serbest dolaşım hesabından çıkarılması önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ancak MSCI’nin mesajı oldukça net: “Düzenleme yapmak yeterli değil. Uygulamanın sonuçlarını görmek istiyoruz.”

Uluslararası yatırımcılar özellikle;

  • gerçek faydalanıcı (beneficial owner) bilgilerinin daha şeffaf açıklanmasını,
  • koordineli işlemlerin etkin biçimde denetlenmesini,
  • manipülasyonlara karşı güçlü yaptırım uygulanmasını,
  • hangi hisselerin riskli kabul edildiğinin kurallara bağlı ve şeffaf biçimde açıklanmasını bekliyor.

Kiler Holding örneği aslında bir prova oldu

MSCI’nin bu yaklaşımı teoride kalmadı. Mayıs 2026 Endeks Gözden Geçirmesi sırasında MSCI, Kiler Holding’in serbest dolaşım oranını yeniden hesapladı.

Yapılan inceleme sonucunda;

  • bazı fon payları serbest dolaşım kapsamından çıkarıldı,
  • Free Float oranı düşürüldü,
  • şirket MSCI Global Small Cap Endeksi’nden çıkarıldı.

Bu karar, MSCI’nin artık yalnızca genel piyasa değerlendirmesi yapmak yerine şirket bazlı detaylı incelemelere geçtiğinin en somut göstergesi oldu.

Kasım 2026 kritik eşik

MSCI daha önce yaptığı Piyasa Sınıflandırması İncelemesi’nde Türkiye için önemli bir takvim açıklamıştı.

Kasım 2026 MSCI Endeks Gözden Geçirmesi’ne kadar;

  • yeterli,
  • somut,
  • güvenilir

ilerleme görülmezse Türkiye hakkında yeni bir danışma (consultation) süreci başlatılabilecek. Bu süreç otomatik olarak Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsünü kaybedeceği anlamına gelmiyor.

Ancak;

  • Türkiye’nin MSCI kapsamındaki konumu yeniden tartışmaya açılabilir,
  • bazı hisseler farklı şekilde değerlendirilebilir,
  • yabancı yatırımcıların risk primi yükselebilir.

Türkiye neden sadece Endonezya ile birlikte anılıyor?

2026 Market Accessibility Review raporunda dikkat çeken bir başka unsur da şu oldu: MSCI, bu yıl yatırım yapılabilirlik açısından özel uyarı verdiği iki gelişmekte olan ülke olarak yalnızca;

  • Türkiye
  • Endonezya

piyasalarını gösterdi.

Her iki ülke için de ortak sorun;

  • şeffaf olmayan ortaklık yapıları,
  • koordineli işlemler,
  • gerçek serbest dolaşım oranının tespit edilememesi

olarak ifade edildi.

Bu nedenle MSCI, “Information Flow” kriterinde her iki ülkenin notunu aşağı çekti.

Borsa İstanbul açısından ne ifade ediyor?

Bu açıklamalar kısa vadede endekslerde büyük bir değişiklik yaratmayabilir.

Ancak orta vadede;

  • yabancı fon girişleri,
  • Türkiye risk primi,
  • MSCI endeks ağırlıkları,
  • pasif fon akımları

üzerinde belirleyici olabilir.

Özellikle küçük ve orta ölçekli hisselerde serbest dolaşım hesaplarının yeniden gözden geçirilmesi bazı şirketlerin MSCI endekslerinden çıkmasına veya ağırlıklarının azalmasına neden olabilir.

Bu da ilgili hisselerde yabancı kurumsal yatırımcı talebini doğrudan etkileyebilir.

Bankavitrini Analizi

MSCI’nin verdiği mesaj aslında tek bir cümlede özetlenebilir: Sorun artık yalnızca serbest dolaşım oranı değil; piyasanın güvenilirliği ve fiyat oluşum mekanizmasının uluslararası yatırımcı açısından ne kadar sağlıklı çalıştığıdır.

Türkiye son iki yılda makroekonomik dengeleri yeniden kurmaya yönelik önemli adımlar attı. Ancak küresel fonlar açısından yalnızca faiz politikası veya enflasyon yeterli görülmüyor.

Kurumsal yatırımcılar artık;

  • piyasa şeffaflığı,
  • kurumsal yönetişim,
  • gerçek ortaklık yapısı,
  • manipülasyonla mücadele,
  • düzenleyici kurumların etkinliği

gibi alanlarda da somut ilerleme görmek istiyor.

Kasım 2026 MSCI incelemesine kadar atılacak adımlar, yalnızca birkaç hissenin değil, Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcı nezdindeki algısını da şekillendirecek.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Gözler Ankara’da: NATO Zirvesi ve F-35 mesajları piyasaların radarında

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD borsaları haftanın ilk işlem gününü yükselişle tamamladı. Yapay zekâ yatırımlarının ikinci çeyrek şirket bilançolarını destekleyeceği beklentisiyle teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi %1’in üzerinde yükselirken, Asya piyasaları bu sabah aynı iyimserliği paylaşmadı. Yatırımcılar, güçlü şirket kârlarından ziyade yapay zekâ yatırımlarının ne kadar sürdürülebilir olduğuna odaklanırken, bölge borsalarında satış baskısı öne çıktı. Bu görünümde, Samsung Electronics’in ikinci çeyrek faaliyet kârının 19 kat artarak yaklaşık 58 milyar dolara ulaşacağını açıklaması da risk iştahını canlandırmaya yetmedi. Beklentileri aşan sonuçlara rağmen Samsung hisseleri gün içinde %8’e yaklaşan değer kaybederken, satışlarda yapay zekâ kaynaklı çip talebinin zirveye ulaşmış olabileceği ve ABD’li teknoloji devlerinin veri merkezi yatırımlarında yavaşlama yaşanabileceği endişeleri etkili oldu.

Gösterge endeks Tokyo Borsası %1,5, son dönemin yıldızı Güney Kore Borsası ise %7’nin üzerinde geriledi. MSCI Asya Pasifik (Japonya hariç) endeksi de %1’e yaklaşan kayıpla işlem görürken, yapay zekâ yatırımlarının hız kesebileceği endişesi teknoloji hisselerinde satış baskısını artırdı. Döviz piyasasında Japon yeni dolar karşısında 162 seviyesinin üzerinde işlem görerek son 40 yılın en zayıf seviyelerine yakın seyrini sürdürürken, Japon yetkililerden gelebilecek olası bir müdahâle yakından takip ediliyor. Brent petrol önemli bir değişim göstermeyerek 72 dolar civarında dengelenirken, dolar endeksinin ise 100,8 seviyesinde seyrederek teknik açıdan önem verdiğimiz 100,50 seviyesinin üzerinde tutunmaya devam ettiğini görüyoruz.

Piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık ABD devlet tahvilinin getirisi %4,49 seviyesine hafif de olsa yükselirken, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise limoni havanın korunduğunu görüyoruz. Altının ons fiyatı 4,135 dolar, gümüşün ise 61,20 dolar seviyesine kadar geriledi. Teknik mânâda gümüşte yükseliş isteğinin başladığına kanaat getirebilmemiz için 63 dolar üzerinde temiz bir gecelik kapanış görmeyi bekliyoruz. Altında ise 200 günlük üssel ortalamanın 4,330 dolar seviyesinden geçtiğini not edelim. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin’in son haftalarda 63,770 dolar üzerinde haftalık kapanış yapmakta zorlandığını görüyoruz. Bitcoin için de yükseliş isteğinden söz edebilmek adına 64 bin dolar seviyesinin üzerinde haftalık kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafikler). Böyle bir durumda daha da yukarıda 75 bin dolar seviyesinin hedef hâline gelebileceğini düşünüyoruz.

Ankara, bugün başlayacak NATO Zirvesi’nde 32 ülkenin liderine ev sahipliği yaparken, gözler ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşmeye çevrildi. Zirvenin öne çıkan başlıklarını Ukrayna’ya destek, savunma harcamaları, Türkiye-ABD ilişkileri, CAATSA yaptırımları ve F-35 programı oluşturuyor. Son dönemde İran krizi ve ABD’nin Avrupa’daki askerî varlığını azaltma kararları nedeniyle gerilen transatlantik ilişkilerin geleceği açısından kritik önem taşıyan zirvede verilecek mesajlar, jeopolitik risk algısı ve savunma sanayii başta olmak üzere küresel piyasalar tarafından yakından izlenecektir.

Zirve öncesinde haber akışını hızlandıran en önemli gelişme ise New York Times’ın, Trump’ın Erdoğan’a Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına yeniden katılmasına hazır olduğu mesajını vermeyi planladığını yazması oldu. Habere göre iki lider arasında bu konuda mektup teatisi de gündeme gelebilir. Her ne kadar Kongre’nin S-400 sistemi nedeniyle yürürlükte bulunan yasal kısıtlamaları devam etse de, bu haber son dönemde normalleşme sinyalleri veren Ankara-Washington ilişkileri açısından dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor.

Zirve, Türkiye açısından da önemli bir diplomatik fırsat sunuyor. Doğu Avrupa’daki güvenlik sorunları ve NATO’nun güney kanadındaki riskler, Türkiye’nin ittifak içindeki stratejik önemini daha da artırıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Trump yönetiminin CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda güçlü irade gösterdiğini açıklaması da bu beklentileri destekler nitelikte. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, gelişmiş savunma sanayii ve kriz yönetim kapasitesiyle Avrupa-Atlantik ile Orta Doğu güvenlik mimarisinin kesişim noktasındaki rolünü zirve boyunca bir kez daha ön plana çıkarma fırsatı yakalayabileceğine kesin gözüyle bakıyoruz.

Beklentiler seviyesinde açıklanan Haziran ayı enflasyon verisine rağmen, enflasyonist baskıların genele yayılmış olması ve bunun yanı sıra Temmuz enflasyonunun da yüksek gelebileceği endişesine paralel, TCMB’nin 23 Temmuz tarihinde düzenlenecek olağan PPK toplantısında ana duruşunu değiştirmeden korumaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, TCMB’nin piyasayı %40 olan gecelik faiz yerine politika faizi olan %37’den fonlamaya başlayacağını da tamamen göz ardı etmiyoruz. Bunun için de NATO Zirvesi sonuçlarına paralel Türkiye’ye yönelik fon akışlarını değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Borsa İstanbul bankacılık endeksi, enflasyon verisi ardından TCMB’nin faiz indiriminde zorlanacağı endişeleriyle haftanın son iş günü kaydettiği %4,2 düşüş ardından dün yatay bir seyir izlerken, ana endeks ise gün içi kazanımları koruyamayarak benzer şekilde günü yatay tamamladı. Her ne kadar tonumuz olumsuz olmasa da, büyük resimde, Borsa İstanbul ana endeksine dolar bazlı bakmaya devam ettiğimizi, 330 dolar seviyesinin üzerinde temiz bir kapanış görmeden henüz hamle yapmanın erken olacağını düşünüyoruz. Bu sabah USDTRY kuru güne 46,80 seviyesinin hemen üzerinde başlarken, CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 223 baz puanda yatay seyrini korumaya devam ediyor. Tahvil faizlerinde ise 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi henüz %40 seviyesinin etrafındaki dar banttan uzaklaşamadı.

Gözler bir tarafta Nato Zirvesi’ne çevrilmişken, öte yandan yarın ABD Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Kevin Warsh dönemine ait ilk FOMC toplantı tutanaklarını da yakından takip edecektir. Fed faiz vadeli kontratlarına göre, faiz artırım beklentileri zayıf gelen istihdam verisi ve savaş dönemi öncesine dönen petrol fiyatlarıyla zayıflasa da, sene sonuna kadar bir kez 25 baz puan artırım beklentisi korunmaya devam ediyor.

Bitcoin

Bitcoin cephesinde teknik görünümde dikkat çeken en önemli gelişme RSI göstergesinde oluşan pozitif uyumsuzluk. Fiyat yatay bir seyir izlerken RSI göstergesinin daha yüksek dipler oluşturması, satış momentumunun zayıfladığına ve alıcıların yeniden güç kazanmaya başladığına işaret ediyor. Pozitif uyumsuzluklar çoğu zaman yukarı yönlü hareketlerin öncü sinyali olarak değerlendirilse de, bu görünümün teyit edilebilmesi için fiyatın önemli direnç seviyelerini (64 bin) aşması gerekiyor.

1783398644cc279588522beb7a2a73f323fffbe368_1_1200.jpg

Gümüş

178339864498886dc0f4b7ab44080d88a98abcee96_2_1200.jpg 

Altın

17833986458513cd5aa4f02f93b3e1f582ba773a81_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Türkiye küresel diplomasinin merkezinde: NATO Zirvesi başlıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ankara, 7-8 Temmuz’da son yılların en kritik diplomatik organizasyonlarından birine ev sahipliği yapacak. 22 yıl aradan sonra Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne 32 ülkenin liderleri, yaklaşık 100 bakan ve binlerce diplomat katılırken, ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme ve Türkiye-ABD ilişkileri, Ukrayna’ya destek, savunma harcamaları ile CAATSA ve F-35 başlıklarının zirvenin en dikkat çeken gündem maddeleri olması bekleniyor. Küresel güvenlik politikalarının şekilleneceği zirvede alınacak mesajlar, jeopolitik risk algısı ve savunma sanayii başta olmak üzere finansal piyasalar açısından da yakından izlenecek.

Zirve, son dönemde İran krizi, Grönland tartışmaları ve ABD’nin Avrupa’daki askerî varlığını azaltma kararları nedeniyle gerilen transatlantik ilişkilerin yeniden rayına oturtulması açısından kritik önem taşıyor. Bununla birlikte, zirvenin en önemli belirsizliği Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirel tutumu olmaya devam ediyor. ABD’nin ittifaka katkısının karşılığını yeterince alamadığını savunan Trump’ın açıklamaları Avrupa’da endişeyle izlenirken, NATO yönetimi ise Avrupa’nın savunma harcamalarını hızla artırdığını ve yük paylaşımında daha fazla sorumluluk üstlendiğini vurguluyor. Piyasalar açısından zirve, Batı ittifakındaki uyumun korunması ve jeopolitik risklerin yeniden tırmanıp tırmanmayacağına ilişkin önemli sinyaller verecek.

NATO Zirvesi öncesinde konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye uygulanan CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının kaldırılması konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu söyledi. Fidan, Türkiye’ye yönelik F-35 satış yasağının kaldırılmasının üretim programına yeniden dâhil olmaktan ayrı bir süreç olduğunu belirterek, NATO müttefiki Türkiye’ye yönelik mevcut kısıtlamaların Trump yönetimi açısından da savunulmasının güç olduğunu ifade etti.

Hatırlanacağı üzere, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımları, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından 2020 yılında yürürlüğe girmişti. Olası bir yaptırım gevşemesi ve F-35 sürecinde atılabilecek adımlar, hem Türkiye-ABD ilişkilerinin normalleşmesi hem de savunma sanayii alanındaki iş birliğinin yeniden güçlenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Zirvenin, bir yandan NATO’nun geleceğini şekillendirirken diğer yandan Türkiye’nin jeo-ekonomik önemini daha da artıracağını düşünüyoruz.

Haftanın son iş günü hem Türkiye hem de KKTC’de Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK verilerine göre manşet TÜFE artışı aylık %0,99 ile tahminler paralelinde gelirken, yıllık enflasyon oranı ise hafif de olsa gerileyerek %32,11 oldu. KKTC İstatistik Kurumu verilerine göre, aylık TÜFE artışı %2,29 olurken, yıllık artış ise %38,46 seviyesine taşındı (Mayıs %37,28). Türkiye cephesinde her ne kadar enflasyon beklentilere paralel açıklansa da, enflasyonist baskıların genele yayılmış olması, TCMB’den beklenen faiz indirimlerinin zamanlamasıyla ilgili soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. Temmuz ayında da enflasyonun yüksek gelebileceği endişesiyle veriye piyasa tepkisi olumsuz oldu. Borsa İstanbul bankacılık endeksi Cuma günü %4,2 düşerken, tahvil faizlerinde de bir miktar artış oldu. Bu sabah USDTRY kuru haftayı 46,80 seviyesinin hemen üzerinde karşılarken, CDS risk primi 223 baz puanda yatay seyrediyor.

Hafta sonunda İran’ın hayatını kaybeden dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney için Tahran’da düzenlenen cenaze törenine on binlerce kişi katılırken, dikkat çeken gelişme Hamaney’in yerine geçtiği açıklanan oğlu Mücteba Hamaney’in törene katılmaması oldu. Devlet televizyonu diğer üç oğlunu görüntülerken, savaşta yaralandığı belirtilen Mücteba’nın kamuoyu önüne çıkmaması sağlık durumu ve İran’daki yeni yönetimin görünürlüğüne ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Kırılgan barış ortamında gözler Hürmüz’deki normalleşmeyi takip ederken, OPEC+ ülkeleri Ağustos ayından itibaren petrol üretim kotasını beşinci kez artırma kararı aldığını açıkladı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 71 dolar seviyesinde işlem görerek savaş öncesi seviyelere gerilemek suretiyle yaklaşık dört ayın en düşük seviyelerinde salındığını bir kez daha hatırlayalım. Enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyon baskısını hafifletebileceği beklentisi küresel piyasaları desteklemeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Bu bağlamda ABD’de 10 yıllık tahvil faizi %4,47 sevilerinde salınırken, dolar endeksi (DXY) haftaya hafif de olsa yükselişle 101 seviyesinin kıyısından başladığını görüyoruz. DXY cephesinde 100,50 seviyesinin üzerini hâlen daha sevimsiz olarak görüyoruz. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, geçen hafta açıklanan zayıf istihdam verileri ardından haftayı yükselişle tamamlasalar da, yeni haftanın hafif de olsa satış baskısıyla başladığını görüyoruz. Gümüş cephesinde ön plana çıkardığımız 63 dolar seviyesinin üzerinde temiz bir günlük kapanış görmemiz durumunda uzun pozisyon için kolları sıvayacağız. Gümüş haftaya 62 dolar, altın ise 4,160 dolar seviyelerinden başlarken, kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 63 bin dolar seviyesinin üzerine yükseldi. Altın mı Bitcoin mi diye sorarsak, uzun vadede altın yönünde tercihimiz koruyoruz.

Yeni haftada küresel piyasaların odağında iki önemli başlığın yer tuttuğunu peşinen belirtelim. Fed’in son toplantı tutanakları ve ikinci çeyrek bilanço sezonunun ilk sonuçları piyasaların seyri açısından yakından takip edilecektir. Geçen hafta beklentilerin altında kalan ABD istihdam verisi ardından Eylül ayında faiz artış ihtimali yeniden %53 olarak fiyatlanırken, sene sonuna kadar ise 30 baz puan faiz artırımı bekleniyor. Çarşamba günü yayımlanacak Fed tutanakları, piyasalara Başkan Warsh liderliğindeki komitenin faiz patikasına ilişkin duruşu hakkında daha net ipuçları vereceğini düşünüyoruz. Hatırlanacağı üzere, ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gelen şirket kârları ABD borsalarında yükselişin en önemli destekçisi olmuştu. Bu nedenle önümüzdeki hafta, hem Fed’in mesajları hem de şirket bilançoları piyasaların yönü açısından belirleyici olacaktır.

Yeni gün başlangıcında Asya borsaları haftaya temkinli başlarken, piyasaların odağı teknoloji şirketlerinin ikinci çeyrek bilançolarına çevrildi. Özellikle yapay zekâ temasıyla yükselen teknoloji hisselerinde kârların beklentileri karşılayıp karşılamayacağı yakından izlenirken, bu hafta açıklanacak Samsung sonuçları bilanço sezonunun ilk önemli sınavı olarak görülüyor. Hisse senedi piyasalarında ise Japonya’nın Nikkei endeksi %0,6, Güney Kore borsası Kospi ise %0,7 geriledi. Çin piyasalarında yatay bir görünüm hâkimken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ise Nasdaq %0,8 artıda işlem görüyor.

Japonya Maliye Bakanı, Japon yeni üzerindeki baskının sürmesi hâlinde döviz piyasasına müdahâale etmeye hazır olduklarını belirterek, bu konuda ABD ile yakın temasın sürdüğünü açıkladı. ABD’de beklentilerin altında kalan istihdam verisi sonrasında doların zayıflamasıyla yen, 40 yılın en düşük seviyesinden bir miktar toparlansa da, zayıf yen ithalat maliyetlerini artırarak şirketler ve hane halkı üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Nitekim yılın ilk yarısında zayıf yen kaynaklı şirket iflasları artarken, yatırımcıların mali disipline ilişkin endişeleri nedeniyle Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi de son 30 yılın en yüksek seviyesine yükseldi. Bu sabah USDJPY paritesinin yeniden 162 seviyesine dayandığını görüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.