Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var

Yayınlanma:

|

Geride bıraktığımız haftanın önemli bir bölümünü, ABD istihdam raporunun neden bu kadar kritik olduğunu anlatmaya ayırdım. Fed’in fiyat istikrarını sağlamanın yanı sıra tam istihdamı gözetme görevi de olduğunun altını çizerek, açıklanacak verinin faiz kararının şekillenmesinde önemli rol oynayacağını belirtmiştim. Nitekim cuma günü açıklanan istihdam raporu beklentilerin oldukça altında kaldı. Tarım dışı istihdamın yaklaşık 80 bin kişi artması beklenirken, ABD ekonomisi temmuz ayında 23 bin kişilik istihdam kaybı yaşadı. Üstelik önceki iki aya ilişkin veriler de belirgin şekilde aşağı yönlü revize edilerek işgücü piyasasındaki zayıflamanın yalnızca temmuz ayına özgü olmadığına işaret etti.

Fed’in daha kısa bir süre önce sonuçlanan olağan faiz toplantısında 12 üyeden 3’ü faiz artırımı için oy kullanırken, bizler ise her fırsatta Fed’in faiz artırmakta zorlanacağını savunuyorduk. Hatta sıkı durun, yapay zekâ devriminin artıracağı verimlilik nedeniyle istihdam üzerinde belirgin bir baskı yaşanırken, tarım dışı istihdam verisinin alt kalemlerinde yer alan ücret enflasyonunun önemli göstergelerinden saatlik ücretler maaş baskısının olmadığını teyit etti. Eylül ayında %60 ihtimalle fiyatlanan faiz artırımı, verinin ardından %44’e; yıl sonuna kadar fiyatlanan toplam artış ise 34 baz puandan 29 baz puana geriledi.

Verinin piyasa yansıması da hâliyle risk iştahını artırıcı yönde oldu. ABD Doları (DXY) zayıflayarak art arda ikinci haftayı da düşüşle tamamlarken, EURUSD paritesi 1,1560 seviyesine yükselerek son 7 haftanın zirvesini test etti. Son dönemlerde mütemadiyen hırpalanan kıymetli metallere ciddi alım gelirken, hisse senetleri rekor seviyelere yükseldi. ABD borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde güçlü alımlar görülürken, Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %1,3 artıda tamamladı. En büyük 500 şirketin çatısı altında barındıran S&P 500 endeksi ise rekor seviyelere yükselerek haftayı da %3,6 yükselişle tamamladı. Gözler artık çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisine çevrildi. Temmuz ayında yıllık TÜFE’nin %3,4, gıda ve enerji hâriç çekirdek enflasyonun ise %2,5 olması bekleniyor. Enflasyonun zayıf gelmesi, tarım dışı istihdam verilerinin yarattığı iyimser havayı daha da güçlendirerek faiz artırım endişelerini daha da zayıflatabilir.

Tarım dışı istihdam verisi ardından 10 yıllık tahvil faizi %4,64 seviyesine gerilerken, faiz getirisi olmayan kıymetli metaller haftayı iyimser bir şekilde tamamladı. Bu bağlamda, altın haftayı %7,5 yükselişle 4,341 dolar seviyesinden tamamlayarak teknik mânâda önemli bir yükseliş kaydederken, gümüş ise 63 dolar seviyesini aşarak benzer bir şekilde güçlü bir haftalık kapanış kaydetti. Yükselişin devam etmesini bekliyoruz. Kademeli olarak açtığımız uzun pozisyonlarımızı artırmak için ABD enflasyon verisini de görmek isteyeceğiz (bakınız grafikler).

Büyük resimde, altın fiyatlarında savaş dönemi sonrasında yaşanan geri çekilmeyi bir trend değişikliğinden ziyade düzeltme hareketi olarak yorumladığımızı ve temel dinamiklerde belirgin bir değişiklik görmediğimizi defaatle dile getirdik. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere, önümüzdeki dönemde ABD’de M2 para arzı ile kıymetli metaller arasındaki korelasyonun yeniden güçlenmesini bekliyoruz. Başta Çin olmak üzere merkez bankaları net altın alıcısı olmaya devam ederken, küresel borçluluk ve bütçe açıkları da büyümeyi sürdürüyor. Japonya ile koordineli müdahâleden de anlaşılacağı üzere, ABD ekonomi yönetiminin uzun vadeli tahvil faizlerinde belirgin bir yükselişe pek de toleransı olmadığını düşünüyoruz.

Savaşın beraberinde getirdiği yüksek kamu harcamalarını da denkleme eklediğimizde, ana görüşümüzde herhangi bir değişikliğe gitmeden kıymetli metallerde yükseliş isteğinin korunacağını düşünüyoruz. Ayrıca ay sonunda, para politikasına ilişkin önemli mesajların verildiği ve merkez bankacılarının buluşma noktası olarak görülen meşhur Jackson Hole toplantısı var. Warsh ketumluğunu biraz olsun bozup ‘faiz artırımı yok’ minvalinde bir mesaj verirse, kıymetli metallerde yükseliş isteğinin daha da belirginleşmesini bekleriz. Bu görüşler ışığında, basiretli tüccar misali, portföy dağılımını buna göre ayarlamakta fayda görüyorum.

Haber akışında, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik İran ile Umman arasındaki görüşmelerde sona yaklaşıldığını okuyoruz. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yeni deniz trafiği güzergâhlarını belirleyecek anlaşmanın son aşamada olduğunu söyledi. Ancak İran, ABD’nin ablukayı ve yaptırımları kaldırmasını, dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını ve savaş zararlarını tazmin etmesini istiyor. Taraflar doğrudan görüşmese de aracılar üzerinden temas sürüyor. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik sürse de, henüz çözülmesi gereken önemli başlıkların da olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor! Diplomasi cereyan ederken, sahada ise hareketlilik sürüyor. BAE, İran’ı bir gemisine saldırmakla suçlarken, Husiler de Suudi Aramco’nun günlük 400 bin varil kapasiteli Jazan rafinerisini İHA ile vurduklarını açıkladı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın büyük ses getiren yeni savunma anlaşmasının hemen ardından gelen saldırıyı da piyasalar yakından takip ediyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın cuma günü Mekke’de imzaladığı ortak savunma anlaşması hakkında hafta sonu pek çok analiz okuduk. Dışişleri Bakanı Fidan, taraflardan birine yapılacak silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılmasını öngören anlaşmanın teknik olarak NATO’nun 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi. İttifakın üç ülkeyle sınırlı da kalmayabileceğini anlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapının genişlemesini istediğini belirten Fidan, Mısır’ın da potansiyel üyeler arasında olduğunu açıkladı.

Fidan, yeni ittifakın İran’a ya da başka bir ülkeye karşı kurulmadığının özellikle altını çizerken, ABD’nin bölgedeki güvenlik rolünün giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde Türkiye’nin askerî ve savunma sanayii gücü, Suudi Arabistan’ın finansal imkânları ve Pakistan’ın nükleer caydırıcılığının aynı çatı altında buluşmasının önemli olduğu vurgulandı. Yapının başka ülkelerin katılımıyla genişlemesi hâlinde, Orta Doğu’daki mevcut güç dengelerinin de değişmeye başlayabileceğini düşünüyoruz. Anlaşmanın Türkiye açısından ekonomik kazanımları ya da risklerini ise zamanla anlayacağız.

Yeni gün ve hafta başlangıcında Asya piyasalarında genele yayılan iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Cuma günü açıklanan zayıf ABD istihdam verisinin ardından Fed’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisi belirgin bir şekilde azalırken, gösterge endeks Tokyo ve Tayvan borsaları %2, Güney Kore borsası ise %1’e yakın yükseliş kaydetti. Geçen haftayı %5 artışla tamamlayan Nasdaq endeksinin vadeli işlemlerinin de bu sabah hafif artıda olduğunu görüyoruz. Tahvil faizlerindeki gerilemeden destek bulan altın ise geçen hafta %7’yi aşan yükselişin ardından 4,330 dolar seviyesine hafif de olsa geriledi. Gümüşün ons fiyatı 64 dolar seviyelerine yakın bir seyir izlerken, yukarıda da belirttiğim üzere piyasalar bir sonraki hamle için çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisini bekliyor. Kripto aleminde ise Bitcoin 65 bin dolar seviyelerinde yatay bir seyir izlese de, bir sonraki hedef seviye olan 71 bin dolar için enerji biriktirdiğini düşünüyoruz.

İran, Umman ile Hürmüz Boğazı’nda yeni deniz koridorları konusunda anlaşmanın son aşamaya gelindiğini söylese de, ABD diğer şartları yerine getirmeden boğazın açılmayacağını tekrarladı. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik korunmasına rağmen sevkiyatın hâlen oldukça sınırlı olması, Brent petrolü %1 yükselişle 84 dolar seviyesinin hemen üzerine taşıdı.

USDTRY kuru yeni haftanın ilk kotasyonlarında 47,70 seviyelerine yükselirken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin hemen üzerine yükseldi. CDS risk primi ise 228 baz puan seviyesine gerileyerek son bir ayın en düşüğünü test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %41,60 seviyesinde tamamlayarak önemli bir değişim kaydetmedi. Dört haftalık kesintisiz düşüş ardından BIST100 ana endeksi haftayı yükselişle tamamlarken, benzer şekilde altı haftalık düşüş ardından bankacılık endeksi de haftayı artıda tamamladı.

Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın, hem USDTRY kurunun bebek adımlarıyla yükselmesi, hem de ons altının geçen hafta âdeta şaha kalkmasıyla 6,600 TL seviyesinin üzerine yükseldi. Türkiye cephesinde gözler bu hafta Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.

Avrupa’yı ise etkisi altına alan aşırı sıcaklar ve kuraklık, kıtanın önemli ekonomik damarlarından Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyelerini tarihî düşük seviyelere çekti. Su altında kalan savaş gemileri su yüzüne çıkarken, yılda yaklaşık 300 milyon ton yükün taşındığı Ren Nehri, Rotterdam Limanı’nı Almanya’nın önemli sanayi bölgelerine bağlaması nedeniyle kritik önemde. Su seviyesinin düşmesi gemilerin daha az yük taşımasına, nakliye maliyetlerinin yükselmesine ve çelikten kimyaya, enerjiden rafinerilere kadar birçok sektörde üretimin zorlaşmasına neden oluyor. Demiryollarında  rayların aşırı sıcaklar nedeniyle esnemesi yük taşımacılığı tedarik zincirinde sorunları beraberinde getirirken, İngiltere’de koştuğum Hyde Park’ın çölü andıran görüntüsü gidişatın ne kadar ciddi boyuta ulaştığını gösteriyor.

Sıcakların faturası bununla da sınırlı değil. Kuraklık enerji üretimini ve özellikle soğutma için nehir suyuna ihtiyaç duyan nükleer santralleri zorlarken, Avrupa’da bu yıl yaşanan orman yangınlarının doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin milyarlarca euroya ulaşabileceği hesaplanıyor. Aşırı sıcaklar artık yalnızca bir iklim sorunu olmaktan ziyade, ulaşımdan üretime, enerjiden enflasyona kadar dünya ekonomisini doğrudan etkileyen bir maliyet unsuru hâline geliyor. DJ gibi şarkıdan şarkıya geçerken, konuları birbirine bağlamayı çok seviyorum. Cuma günü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Haziran ayındaki 130,3 seviyesinden Temmuz’da 131,1’e yükseldi. Sıcaklık ve kuraklık gıda enflasyonunu da olumsuz etkiliyor!

Kıbrıs’ın Güneyinde açıklanan temmuz ayı enflasyonu dikkatimi çekti. Tüketici fiyatları bir önceki aya göre %0,66 gerilerken, yıllık enflasyon %2,93 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında özellikle giyim ve akaryakıt fiyatlarındaki düşüş aylık enflasyonu aşağı çekerken, yıllık bazda konut ve enerji fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Rakamların ilginç tarafı ise adanın iki yakasındaki enflasyon farkının ulaştığı seviye. Kıbrıs’ın Kuzeyinde temmuz ayında yalnızca bir aylık enflasyon %2,9 olurken, Güney Kıbrıs’ta son bir yıllık enflasyon %2,9 seviyesinde gerçekleşti. Başka bir ifadeyle, kuzeyde fiyatların bir ayda kaydettiği artış, güneyde yaklaşık bir yıllık fiyat artışına denk geliyor. KKTC’de geçen yılın aynı ayına göre gıda fiyatları %43,11, Türkiye’de %31,75 artarken, Güney Kıbrıs’ta ise %4,94 artış kaydetti.

Mali piyasaların gündeminde her ne kadar Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verileri bulunsa da, bugün Türkiye cephesinde sanayi üretimi takip edilecektir.

Adanın iki tarafında da %2,9; ama biri aylık, diğeri yıllık

 1786336612e6d838b2dd0d609ad75d63d879d186e0_1_1200.jpg

XAU, XAG ve ABD M2 para arzı

 17863366125947b1f18bd2517cf225f04b142701fb_2_1200.jpg

Altın

 1786336613053bc9ec32b966664beaa531209eb26c_3_1200.jpg

Gümüş

17863366139bac64453d355b9b15200151dbb4fc96_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.

Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.

Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.

Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.

Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.

Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.

Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.

ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.

Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.

Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.

ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.

Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.

Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.

Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).

Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.

EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.

Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.

Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.

ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.

Altın

1787288269f0590409bf35e4d996dc8afb4498cf8a_1_1200.jpg

Gümüş

1787288269e7a58e24cb2d9d2ab1f2003d77224d2f_2_1200.jpg

Bitcoin

17872882696548ab924574cb0cae49bed8357784c9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.

Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.

Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!

ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.

Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz.  Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.

ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!

ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.

ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).

Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.

Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda  yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.

BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.

ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş

17872010196944ce299d374ce895ae66b0b5a17452_1_1200.jpg
 
Gümüş

17872010202d8c57428b01a9b1286de3da7465edfe_2_1200.jpg
 
Altın

 1787201020b5f9bc56b89ae600ff8f2c667ce49592_3_1200.jpg

Bitcoin

17872010206ca374837a7d19fa0a961b8c28bd571b_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.