Connect with us

EKONOMİ

BANKA ÖZEL SANDIKLARIN SORUNLARI VE SANDIK AÇIKLARI BİRER KARA DELİK Mİ?

Murat ŞENOL fazla üzerinde yazı yazılmayan bir konuyu BANKA EMEKLİ SANDIKLARINI ele alan araştırma hazırladı. Bu alanda yazılmış nadir yazılardan biri oldu.

Yayınlanma:

|

Ülkemizde 506 sayılı SGK kanununa göre kurulu bulunan 18 adet özel sandık bulunmaktadır. Bunlar  12 banka, 5 sigorta şirketi 1 adedi de TOBB’a ait olup, sektöre hakim büyük bankalarda çalışanların çok büyük bir kısmı bu sandıkların güvencesi kapsamındadır. Yapılan düzenlemeler sonucu en son alınan kararla 9 Temmuz 2018 tarihli 30473 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 403 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu sandıkların devir tarihini belirleme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiştir. İlk kez 1976 yılında yapılan düzenleme ile devri gündeme gelen bu sandıklar bir türlü devir edilememektedir. Her geçen gün de gerçek açıkları büyüyerek KARA DELİK haline gelen ve emeklilerine yönelik sorunlar yaşayan bu sandıkların SGK’ya devri daha da  zor hale gelmektedir. Sandık emeklilerinin bir bölümü bu durumdan memnunken bir bölümü de ciddi sorunlar yaşadığını düşünmektedir. Sandığa üye olan emekliler genellikle sandıklarla ilgili sorunlardan haberdar iken  140 bin üzeri AKTİF ÇALIŞAN üyeler haberdar  değildir oysa ki sigorta primleri bu sandıklara yatırılıyor ve eğer gelecekte de sandıkların SGK’ya devri gerçekleşmezse emeklilik hakları da bu Sandık tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle sadece emeklilerin değil  çalışanların da sandıklarıyla ilgili konularda aktif olup gelişmeler konusunda takipçi olmaları kendi lehlerine olacaktır.

Çalışanlar kaç sigortalıya bakıyor?

2021 yıl sonu SGK kayıtlarına göre;  Türkiye’deki toplam sigortalıların ve tüm bu  sandıklara tabi olanların  verileri şu şekildedir. 141.579 kişi aktif sigortalı, 194.703  toplam bağımlı sayısı, 96.103 aylık alanlar,  olmak üzere toplam 432.385 kişidir.  2019 yıl sonundan 2021 yıl sonuna  SGK sistemindeki aktif/pasif oranı  1,80 den 1,93 artmışken, aynı dönemde özel sandıkların bu oranı  1.49 dan 1.47 gerilemiştir. Önümüzdeki yıllarda bankacılık sektöründeki teknolojik gelişmeler, çalışan sayısını azaltacağından, sandık aktif/pasif oranı daha da kötüleşerek mali yapılarını daha da bozacaktır.

Esas itibari ile bu sandık emeklilerin ciddi sorunları bulunmaktadır. Bu sorunlar sandıktan sandığa değişiklik gösterebilmektedir. Her sandık yönetimi (Banka)  EMEKLİLERİNE farklı uygulamalara yönelebilmektedir. Bankalar  SGK EMEKLİLERİNE emekli maaş promosyonu verirken aynı bankaların büyük bir kısmı  kendi emeklisinin maaşı için  promosyon vermemektedir. Bazıları ise maaş promosyonu vermediği gibi, kendi emeklisine verdiği kredi kartından dahi yıllık aidat ücreti alabilmektedir.

Bankalar arası uygulama farklılıkları ortaya çıktı

Son dönemlerde en çok konuşulan konu ise, SGK’nın emeklilerine yılda iki kez verdiği bugün itibari ile 1200 TL  bayram ikramiyesini bu sandıklardan emekli olanlar dört yıldır alamamaktaydı. Bu  konuda da sandıktan sandığa farklı uygulamalar vardır. Vakıfbank sandığı bunu en başından itibaren kendi kaynağından ödemektedir. Sandık  emeklileri bu ikramiyeler için  davalar açtılar ve davalar  lehlerine sonuçlanmaya başladığında önce  İş Bankası ve sonra BBVA Garanti, Fortisbank  kendi kaynağından gecikme faizi ile birlikte ödeme kararı vermiş veya fiilen de ödemiştir. Şekerbankın açtığı davada istinaf mahkemesi 10.11.2021 tarihinde emekliler lehine karar vermiş olup muhtemel kısa sürede ödenecektir. Akbank, Halkbank, Ziraat Bankası ve YKB’nin sandığa tabii emeklileri henüz bu ikramiyeleri almamıştır.  Esasında  SGK,  bu ödemeyi Hazineden alarak ödemektedir. Hazine,  SGK’lı emeklilere  bu desteği verirken,  bu sandık emeklilerine sanki başka ülkenin emeklisiymiş gibi ödeme yapmayınca zaten batak durumda olan bu sandıklarda kendi  emeklilerine ödeme yapmamıştır. Ancak mahkemeler dört yıl sonra emekli lehine kararlar verince bu sandıklarda yavaş yavaş ödeme yönünde karar almak zorunda kalmışlardır.

Bilgi akışı şeffaf değil!

Söz konusu sandıkların mali yapıları ile ilgili detaylar çok bilinememekle birlikte 506 sayılı kanunun geçici 20.maddesine göre bu sandıkların mali durumları Ticaret  Bakanlığı, Hazine ve Maliye  Bakanlığı ve Çalışma  Bakanlığı tarafından denetlemesi  gerekirken bu denetimlerin yapılıp yapılmadığı veya yeterince yapıldığı konusu bilinmemekte  ve  varsa bu denetim sonuçları ilgili emeklilerle  paylaşılmamaktadır. Bu sandıkların emeklilerin kurduğu derneklerde bu konuda bilgi sahibi olamamaktadır. Sandıkların çoğunun yönetimine banka üst yönetiminin belirlediği yöneticiler atanmaktadır. ( güya göstermelik seçimlerle) Bu sandık yöneticileri de  sandıkların mali durumu ile ilgili KARARTMALAR uygulanmaktadır.

Sandıklardaki açıklar söylenenden fazla olabilir

Her bir sandığın farklı uygulaması olmakta ve sandık verilerinin  ne olduğu konusunda sandık üyeleri net bir  saptama yapamamakta, bu sandık emeklileri de dernekler kurarak kendi sandıklarına karşı bir hak  mücadelesi içerisine girmişlerdir.  Elimizde bankaların kamu aydınlatma platformuna (KAP)  yıllık olarak bildirdikleri faaliyet raporlarındaki  ilgili bölümleri inceleyerek bir görüşe varmak mümkündür.  Bu sandıkların bir çok uygulamasında olduğu gibi burada da çok farklı hesaplama ve raporlama biçimi bulunmaktadır.  Sandıkların devre esas sağlık ve sağlık dışı yükümlülüklerin hesaplanmasında maalesef yasa gereği belirlenmiş olan Aktüeryal  oran %9.8’dir.  Mortalite oranları 1980 verilerine göre olup son 40 yıldaki ortalama ömür dikkate alınmaktadır.  Bu varsayımlar 15.12.2006 tarihli 26377 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesindeki koşullara göre belirlendiğinden günümüz  gerçeklerini hiçbir biçimde yansıtmamaktadır. Bağımsız danışman firmalarına   yaptırılan bu  hesaplamalar, son derece eksiktir. Bu nedenle de sandık açıkları olması  gerekenden çok çok daha düşük görülmektedir. Bankalar da  bu verileri kullanarak ya fiili ve teknik fazlalık göstermekte ya da gerçeği yansıtmayan düşük tutarda açıkları beyan etmektedir. Nitekim bu bankaları denetleyen bağımsız denetim kuruluşları da bu hesaplamaları kilit denetim konuları kapsamına almakta ve burada yapılan hesaplamaların gerçeği yansıtması konusunda tereddütlere neden olmaktadır.

Sandıklar maaş ödemede sıkıntı yaşayabilir?

Örneğin;  bir bankanın 15.000 çalışanı ve 15.000 emeklisi ve bağımlısı varsa yaklaşık 7 milyar varlığı olduğunu düşündüğümüzde, hem çalışanın ödediği birikimleri ve sağlık gideri,  hem de emeklin maaş ve sağlık giderlerini düşündüğümüzde,  bir emeklinin ortalama bir yıllık maaş ve sağlık gideri ortalaması da 6.000 TL olduğunu varsaydığımızda sorunun büyüklüğü daha net ortaya çıkacaktır. Fiilen çalışanların birikmiş primlerini bir kenara koysak ve çalışan primlerinin artık başka bir fona yatıracağını düşünsek bile , bundan sonra sandık  emeklilere maksimum 6,7  yılda maaş ödenebilecektir.

Sandıkların birikimleri doğru nemalandı mı?

Ülkemizdeki emeklilik sisteminde de emeklilerin ödemiş olduğu primlerle emekli maaşı ödenmemektedir. Sistemin başından itibaren ödenen primler kamu tarafından bütçe içerisinde harcanmıştır. En iyi ihtimalle bu kaynakların zamanında kamu lehine kullanıldığını varsaysak bile,  özel sandıkların emeklilerinin  sandıklara yatırmış olduğu primleri nerededir?  Bankalar bunun sorumlusudur ve bu kaynakları çarçur etmiştir. Bankalar yasa gereği de bundan sandıklarla birlikte müşterek sorumludur ve gerçek  aktüeryal varsayımlara göre bu açıkların hesaplanıp bankaların özkaynaklarından karşılanması gerekir aksi halde bu sandık emeklilerinin maaşları kamu kaynaklarından ödenmek durumunda kalınacaktır. Bankacılık sisteminin sermaye yapısını bozmamak için on yıllarca bu devir ertelenmiş ve sonunda süresiz olarak bu yetki Cumhurbaşkanına verilmiş ve Cumhurbaşkanı da bu yetkiyi kullanmamaktadır. Bu sandıkların fazlalık ve açıkların hesaplamasında,  kamu otoritesinin bir an önce günümüzde kullanılabilecek gerçekçi varsayımlar tespit edip bu varsayımlara göre hesaplamaların yapılması konusunda acil düzenleme yapması,  KARA DELİKLERİN daha da büyümeden acil önlem alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Banka özelinde durum nasıl?

7 büyük bankanın KAP’a bildirdiği faaliyet raporlarından derlediğimiz veriler ile varlık bilgileri aşağıdadır. Açık ve Fazlalık yapısı  ile  varlık durumlarının değerlendirilmesini kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.

(1) Hesaplamada dikkate alınmamış, bir açıklamasının olması gerekli ama yoktur. Muhtemelen varlık toplamı içindedir. Açık/Fazla =(A+B)-(C)
Halkbank ve Vakıfbank Genel Yönetim Giderleri hesaplama içinde yer  aldığından toplamlardaki fark oluşmaktadır

İlgili Sandıkların Açıklanan Varlık dökümleri

Murat ŞENOL – Ekonomist

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

EKONOMİ

Konteyner navlun ücretleri salgın öncesine dönüyor

Çin’den ABD’nin batı kıyılarına konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 dolar altına ve Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ana deniz ticaret yollarındaki navlun fiyatları, yüksek enflasyonun tüketici talebini düşürmesinin ve artan stoklarla küresel tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesinin ardından konteyner fazlalığıyla düşmeye devam ediyor. Navlun piyasasındaki taşımacılık ücretlerinin göstergesi olarak bilinen ve küresel ekonominin öncü göstergelerinden olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), yıl başında 2 bin 200 puan seviyelerinde bulunurken, 24 Kasım itibarıyla bin 242 puan seviyesinde seyretti.

Küresel ticaretin 12 önemli deniz yolu şeridindeki konteyner navlun oranlarını ölçen Freightos Baltık Küresel Konteyner Endeksi’nin değeri ise (40 inç HC konteyner maliyeti) bu yılın başında 9 bin 293 dolar seviyesindeyken, 24 Kasım itibarıyla 3 bin doların altına indi.

Yine endekse göre, Çin’den ABD’nin batı kıyıları bölgesine konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 doların altına indi. Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi

halktv.com haberine göre; Denizcilik danışmanlık şirketi Drewry tarafından hazırlanan Dünya Konteyner Endeksi de 39 haftadır art arda düşüşünü sürdürüyor. Endeks bu hafta yüzde 7 düşerken, 24 Kasım’da 40’lık konteynerin spot navlun fiyatlaması 2 bin 404 dolar olarak belirlendi.

Deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük arz fazlası bekleniyor

Küresel olarak tüm malların yüzde 90’ından fazlası gemi ile taşınıyor ve bu nedenle konteyner taşımacılığı dünya ticaretinin can damarı olarak görülüyor.

COVID-19 salgınıyla dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner krizi” başlamıştı. Önce, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissedilmişti.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönememiş ve bu da arz sorununu derinleştirmişti. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için sırada beklemişti.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edememiş, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kalmıştı.

Küresel tüketici talebinde düşüşle konteyner depoları dolarken, deniz taşımacılığı sektöründe navlun alanı arz fazlası artıyor.

Uzmanlar, salgın döneminde yaşanan darboğazlardan sonra, 2023 ve 2024 gibi erken bir tarihte deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük bir arz fazlası bekliyor.

Uzmanlar, her şeyden önce değişen tüketici harcamalarını konteynerlere düşen talebin nedeni olarak görürken, Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği yüksek enflasyonun yol açtığı potansiyel bir küresel resesyon zemininin navlun fiyatlarını aşağı çektiğini belirtti.

Tüketim ürünlerine COVID-19 sonrası talep artışının yavaşlaması, yüksek enerji maliyetleri, perakendeciler ve üreticilerin de mallarını normalden daha erken tedarik etmesinin bu düşüşe katkıda bulunduğunu belirtti.

Deniz taşımacılığında kapasite fazlası artıyor

Avusturya merkezli uluslararası nakliye ve lojistik şirketi Gebrüder Weiss’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Hava ve Deniz Taşımacılığı Genel Müdürü Lothar Thoma, son birkaç ayın darboğazlarından sonra, deniz taşımacılığında artık kapasite fazlasının yeniden arttığını söyledi.

Thoma, navlun oranlarının son haftalarda önemli ölçüde düştüğünü ve şimdiden “korona öncesi seviyeye” geri döndüğünü belirterek, “Bunun nedeni öncelikle Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği küresel ekonominin soğumasıdır. Resesyon, kargo alanı fazlalığı ile karşılanan nakliye talebinin azalmasına yol açar. İyi haber ise tedarik zincirleri yeniden daha öngörülebilir ve güvenilir hale geliyor. Son iki yılda bizim ve müşterilerimizin hayatını zorlaştıran gecikmeler ve öngörülemezlikler çözüldü. Limanlarda boşaltılmayı bekleyen gemi kalmadı. Küresel ekonomi toparlanmadığı sürece, navlun oranlarının bu düşük seviyelerde kalması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladı

İlk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan Yapı Kredi, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine ihracat taahhütlü kredi kullandıracak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) teminatıyla kredi sunmaya başladı.

Yapı Kredi’den yapılan açıklamaya göre, ilk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan banka, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine, İGE teminatıyla ihracat taahhütlü kredi kullandıracak.

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, ihracatı destekleyici çözümleri müşterileri ile buluşturduklarını belirterek, ihracatçı firmalara sundukları çözümleri önemsediklerini ve önceliklendirdiklerini bildirdi.

Ekonomik gelişimin en önemli unsurlarından olan ihracat hedeflerine ulaşmak için ihracatın geniş bir tabana yayılması ve daha fazla firmanın ihracat yapmasının önemine işaret eden Erdoğan, ihracatçıların bu konudaki gelişiminde Yapı Kredi olarak katkılarını en üst düzeyde sağlayabilmek için çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bu kapsamda ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

‘Tüm bunların yanı sıra Yapı Kredi olarak konusunda uzman ve deneyimli kadrolarımızla nakit yönetimi ve dış ticaret alanında müşterilerimize, ürün ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek danışmanlık hizmeti de sağlıyoruz. Ayrıca, dijital kanallarımızdaki zengin dış ticaret menümüzle de ihracatçı müşterilerimizin iş hayatını kolaylaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de başta finansmana erişim ve bankacılık hizmetleri olmak üzere ihracatçı firmaların yanında olmaya ve sınırları kaldırmaya devam edeceğiz.’

– ‘İhracatın desteklenmesi için büyük adım’

İhracatı Geliştirme AŞ Genel Müdürü Kasım Akdeniz de iş birliğinin ihracatın desteklenmesi adına büyük bir adım olduğunu vurgulayarak, ‘Verdiğimiz kefaletlerle ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak, finansman hacmini artırmak ve çeşitlendirmek üzere çıktığımız bu yolda en önemli başarı faktörlerinden birisi bankalarımızın teknik entegrasyonlarını tamamlayıp finansman için kaynak ayırmasıydı. Yapı Kredi, bu süreçte öncü bankalarımızdan oldu ve projeyi başarılı bir şekilde tamamlayarak İGE kefaletiyle ihracat kredisi kullandırma uygulamasını başlattı. Yapı Kredi’yi bu başarılı çalışması için tebrik ediyor, iş birliğimizin ihracatın finansmanına yönelik yeni çalışmalara başlangıç olmasını diliyorum.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.