Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankalar, Kuyumcular ve POS Zinciri: Kara Para Aklanma Hattı

Yayınlanma:

|

POS cihazları, kredi kartı ve sanal POS altyapısı; ticareti kolaylaştırmak için kuruldu. Ancak sahte satış, paravan şirket, yasa dışı bahis, kuyumcu/döviz bürosu ve e-para zinciri birleştiğinde bu sistem, suç gelirlerinin bankacılık sistemine sokulmasında kritik bir araca dönüşebiliyor.

POS Üzerinden Kara Para Aklama Nasıl İşliyor?

POS üzerinden para aklama, özünde gerçek bir mal veya hizmet satışı olmadığı halde karttan işlem geçirilmesi ve bu işlemin ticari gelir gibi gösterilmesidir.

En yaygın model şu şekilde işler: Suç geliri veya kayıt dışı para, görünürde yasal faaliyet yürüten bir şirketin POS cihazından geçirilir. Karttan çekilen tutar bankacılık sistemine “satış geliri” olarak girer. Ardından para, paravan şirketlere, e-para hesaplarına, döviz bürolarına, kuyumculara veya kripto varlık kanallarına aktarılır. Böylece paranın ilk kaynağı ile son sahibi arasındaki bağ koparılmaya çalışılır.

Türkiye’de 2025’teki bazı soruşturmalarda yasa dışı bahis, forex dolandırıcılığı ve siber dolandırıcılıktan elde edilen gelirlerin paravan şirketler, ödeme kuruluşları, bankalar, döviz büroları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden dolaştırıldığı iddia edildi. Kapalıçarşı merkezli soruşturmalarda MASAK ve bilirkişi raporlarına dayalı olarak çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Kullanılan Başlıca Yöntemler

1. Sahte satış / naylon işlem:
Ortada gerçek alışveriş yoktur. Karttan işlem geçirilir, POS sahibi komisyon alır, kalan tutar nakit veya başka kanallarla ilgililere döner.

2. Paravan şirketler:
Faaliyeti zayıf, cirosu gerçek kapasitesiyle uyumsuz şirketler üzerinden yüksek POS cirosu yaratılır.

3. Sanal POS ve sahte internet siteleri:
Dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya sahte yatırım sitelerinde yapılan kart ödemeleri, görünürde yasal şirketlerin sanal POS’larına yönlendirilir.

4. Kuyumcu ve döviz bürosu ayağı:
Altın ve döviz, yüksek tutarlı ve hızlı el değiştirebilen ürünler olduğu için kara para aklamada cazip alanlardır. Para altına, dövize veya sahte ticari işleme dönüştürülerek iz sürmek zorlaştırılır.

5. Kart sahibi komisyon modeli:
Bazı kart sahipleri, kendi kartından işlem geçirterek belirli bir komisyon karşılığı nakit elde eder. Bu, çoğu zaman “kart limiti bozdurma”, “POS tefeciliği” veya “sahte alışveriş” şeklinde karşımıza çıkar.

Kart Sahibi Bu İşten Nasıl Para Kazanıyor?

Kart sahibi genellikle üç şekilde kazanç sağlar: Birincisi, kart limitini POS üzerinden bozdurup nakit alır. İkincisi, yapılan işlem karşılığında komisyon alır. Üçüncüsü, bazı durumlarda taksit, puan, kampanya veya nakit avans benzeri avantajlar istismar edilir.

Ancak bu “kazanç” aslında ciddi bir hukuki risk taşır. Kart sahibi, sadece kartını kullandırmış olsa bile, işlemin gerçek dışı olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa kara para aklama, dolandırıcılık, tefecilik ya da vergi kaçakçılığı soruşturmalarının parçası haline gelebilir.

Devlet Ne Kaybediyor?

Devletin kaybı sadece vergi değildir.

Kayıplar şunlardır:

Vergi kaybı: Sahte fatura, sahte satış ve kayıt dışı komisyonlar nedeniyle KDV, gelir/kurumlar vergisi ve stopaj kaybı oluşur.

Finansal sistem güven kaybı: Bankacılık sistemi suç gelirlerinin dolaştığı bir kanala dönüşürse, ülkenin uluslararası itibarı zedelenir.

Haksız rekabet: Gerçek ticaret yapan esnaf ve şirket, suç gelirleriyle şişirilmiş cirolar karşısında rekabet edemez.

Enflasyonist ve kur baskısı: Kayıt dışı döviz/altın talebi, piyasa dengesini bozabilir.

Yargı ve denetim maliyeti: MASAK, savcılık, emniyet, mahkeme ve bankaların uyum birimleri ciddi kaynak harcamak zorunda kalır.

Türkiye’nin Gri Liste Sürecinde Etkisi Oldu mu?

Türkiye, FATF tarafından Ekim 2021’de gri listeye alınmış; Haziran 2024’te listeden çıkarılmıştır. FATF gri listeyi, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele sisteminde stratejik eksiklikleri bulunan ülkeler için kullanıyor.

POS işlemleri tek başına Türkiye’nin gri listeye alınma nedeni olarak gösterilemez. Ancak denetimi zayıf sektörler, ödeme kuruluşları, kripto varlıklar, paravan şirketler, gerçek faydalanıcı tespiti ve şüpheli işlem bildirimi gibi alanlardaki zafiyetler FATF’in genel değerlendirme başlıklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Reuters’ın 2025 tarihli haberinde de Türkiye’nin gri listeden çıktıktan sonra ödeme şirketleri, bankalar ve MASAK nezdinde FATF değerlendirmesine hazırlandığı; ödeme hizmetleri alanında lisans iptalleri ve soruşturmaların arttığı belirtilmiştir.

Bankaların Sorumluluğu Ne?

Bankalar sadece POS cihazı veren teknik aracı değildir. 5549 sayılı Kanun ve MASAK düzenlemeleri kapsamında bankalar; müşterini tanı, işlem izleme, şüpheli işlem bildirimi, risk yönetimi ve uyum programı yürütmekle yükümlüdür. MASAK’a göre şüpheli işlem bildirimi, işlem tutarına bakılmaksızın yapılmalıdır.

Bankaların sorması gereken temel sorular şunlardır:

Bu işyerinin cirosu faaliyet alanıyla uyumlu mu?
Yeni açılmış şirket neden kısa sürede milyonlarca liralık POS cirosu yapıyor?
İşlem yapan kartlar aynı kişilerde mi yoğunlaşıyor?
İptal/iade oranı olağan dışı mı?
Gece saatlerinde, farklı şehirlerden, aynı tutarlarda işlemler tekrarlanıyor mu?
Kuyumcu, döviz, elektronik, turizm, danışmanlık gibi yüksek riskli sektörlerde işlem hacmi gerçek ticaretle açıklanabiliyor mu?

Bu sorular sorulmadığında veya sorulup gereği yapılmadığında banka için konu sadece “uyum eksikliği” değil, itibar, idari ceza, adli soruşturma ve muhabir banka riski haline gelir.

Bankalar Niçin Yeterince Önlem Almadı?

Bunun birkaç nedeni olabilir:

POS cirosu bankalar için komisyon geliridir.
Rekabet baskısı nedeniyle bazı işyerlerine hızlı POS tahsisi yapılmış olabilir.
Şube satış hedefleri, uyum uyarılarının önüne geçmiş olabilir.
Fintek ve ödeme kuruluşlarıyla çalışan yapılarda nihai müşteri takibi zayıflamış olabilir.
Paravan şirketler, kağıt üzerinde “temiz” göründüğü için ilk kontrolden geçebilmiş olabilir.

Ancak bunların hiçbiri bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü modern bankacılıkta uyum birimi, sadece işlem sonrası raporlayan değil, riskli işlemi erken aşamada durduran bir savunma hattı olmak zorundadır.

Kapalıçarşı Ayağı Nasıl İşledi?

Kapalıçarşı, Türkiye’nin en büyük altın ve döviz merkezlerinden biri olduğu için para aklama iddialarında sıkça gündeme geliyor. 2025’teki soruşturmalarda, yasa dışı bahis, forex dolandırıcılığı ve farklı dolandırıcılık eylemlerinden elde edilen gelirlerin Kapalıçarşı’daki döviz istasyonları üzerinden aklandığı iddia edildi; 76 şüpheli gözaltına alındı ve 335 milyon TL değerinde mal varlığına el konuldu.

Burada kritik nokta şudur: Kuyumcu veya döviz bürosu tek başına suçlu değildir. Ancak sektörün doğası gereği yüksek nakit, altın, döviz, hızlı transfer ve belge zayıflığı varsa kötü niyetli aktörler için cazip zemin oluşur.

Kuyumcuların Rolü Ne?

Kuyumculuk sektörü üç nedenle risklidir:

Altın kolay taşınır.
Değer yoğunluğu yüksektir.
Nakit ve dövizle işlem geleneği güçlüdür.

Kötüye kullanım halinde kara para şu şekilde “temiz” gösterilmeye çalışılır: Para altın alım satımı gibi gösterilir, sahte veya şişirilmiş fatura düzenlenir, işlem döviz bürosu veya kuyumcu cirosuna karıştırılır, sonra farklı hesaplara aktarılır.

Bu nedenle kuyumcuların da MASAK yükümlülükleri, müşteri tanıma ve şüpheli işlem bildirimi konusunda çok daha dikkatli olması gerekir. İTO’nun kuyumculara yönelik AML/CFT sunumunda da şüpheli işlemlerin tutar gözetilmeksizin MASAK’a bildirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

POS Cihazı Artık Sadece Tahsilat Aracı Değil, Uyum Testidir

POS cihazı, bankanın müşterisine duyduğu güvenin sahadaki uzantısıdır. Bu güven kötüye kullanıldığında zarar sadece bankaya değil, devlete, dürüst esnafa, finansal sisteme ve ülke itibarına çıkar.

Türkiye gri listeden çıkmış olabilir; ancak gri listeye geri dönmemek için POS, sanal POS, ödeme kuruluşları, kuyumcular, döviz büroları ve kripto varlık kanalları birlikte denetlenmelidir.

Bankalar için temel ders açık: POS cirosu gelir kalemi değil, aynı zamanda kara para aklama riski göstergesidir. Uyum birimleri satış baskısına yenilirse, banka komisyon kazanırken ülke itibar kaybeder.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını 555 milyon TL’ye sattı

Garanti BBVA, takipteki krediler portföyünde bulunan yaklaşık 2,64 milyar TL anapara ve akdi faiz bakiyesine sahip tahsili gecikmiş alacaklarını, toplam 555 milyon TL bedelle varlık yönetim şirketlerine sattı.

Banka tarafından yapılan açıklamaya göre satışlar beş ayrı portföy halinde gerçekleştirildi. Portföyleri Gelecek Varlık Yönetimi A.Ş., Met-ay Varlık Yönetim A.Ş. ve Dünya Varlık Yönetim A.Ş. satın aldı.

Satışa konu alacaklar; kredi, kredi kartı, destek kredisi, çek hesabı, taksitli kredi ve kredili mevduat hesabı alacaklarının yanı sıra bunlara bağlı masraf hesapları ve diğer tahsili gecikmiş alacaklardan oluşuyor.

Beş portföyde 2,64 milyar TL alacak

Garanti BBVA’nın açıkladığı satışların ayrıntıları şöyle:

Portföy tarihi Anapara + akdi faiz bakiyesi Satış bedeli Alıcı
20 Temmuz 2026 246,7 milyon TL 79 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
21 Temmuz 2026 541,4 milyon TL 150 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
22 Temmuz 2026 796,7 milyon TL 196 milyon TL Gelecek Varlık Yönetimi
23 Temmuz 2026 529,8 milyon TL 90 milyon TL Met-ay Varlık Yönetim
24 Temmuz 2026 526,8 milyon TL 40 milyon TL Dünya Varlık Yönetimi
TOPLAM 2,641 milyar TL 555 milyon TL

Böylece banka, 2 milyar 641 milyon 357 bin TL büyüklüğündeki takip alacağı portföyünü 555 milyon TL nakit bedelle elinden çıkarmış oldu.

Portföyün satış oranı yüzde 21

Satış rakamları dikkat çekici bir başka sonucu da ortaya koyuyor.

Toplam satış bedelinin, açıklanan anapara ve akdi faiz bakiyesine oranı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle, her 100 TL’lik takip alacağı yaklaşık 21 TL bedelle varlık yönetim şirketlerine devredildi.

Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Bankanın açıkladığı bakiye, anapara ve akdi faiz bakiyesini ifade ediyor. Tahsil kabiliyeti, teminat yapısı, borçluların ödeme gücü ve portföyün yaşlandırması gibi unsurlar bilinmeden satış fiyatını doğrudan “yüzde 79 zarar” olarak değerlendirmek doğru olmaz.

En büyük portföy Gelecek Varlık’a

Satışlarda en büyük payı Gelecek Varlık Yönetimi aldı.

Şirket üç ayrı portföy için toplam 425 milyon TL ödeme yaparken, bu portföylerin toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi yaklaşık 1,585 milyar TL oldu.

Met-ay Varlık Yönetim yaklaşık 529,8 milyon TL’lik portföyü 90 milyon TL’ye, Dünya Varlık Yönetimi ise yaklaşık 526,8 milyon TL’lik portföyü 40 milyon TL’ye satın aldı.

Özellikle son portföyde satış fiyatının bakiye içerisindeki oranının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. 526,8 milyon TL’lik portföyün 40 milyon TL’ye satılması, yaklaşık yüzde 7,6’lık bir satış oranına karşılık geliyor.

Bankalar takipteki kredileri neden satıyor?

Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satması bankacılık sektöründe olağan bir bilanço yönetimi uygulaması.

Bu işlemler bankalara tahsilat süreci uzayan dosyaları bilançodan çıkarma, operasyonel ve hukuki takip maliyetlerini azaltma, sorunlu kredi portföyünü küçültme ve alacakların gelecekteki belirsiz tahsilatı yerine peşin nakit elde etme imkânı sağlıyor.

Varlık yönetim şirketleri açısından ise denklem farklı çalışıyor. Şirketler alacakları nominal değerlerinin oldukça altında satın alarak uzun vadede borçlulardan gerçekleştirecekleri tahsilatın satın alma maliyetinin üzerine çıkmasını hedefliyor.

Bu nedenle portföylerin hangi fiyatla satıldığı kadar, ilerleyen dönemde ne kadarının tahsil edilebildiği de varlık yönetim sektörünün kârlılığı açısından önem taşıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

DenizBank, kanuni takip hesaplarında izlenen toplam 4,41 milyar TL anapara büyüklüğündeki tahsili gecikmiş alacak portföylerinin satışını tamamladı. Bireysel ve ticari kredilerden oluşan portföyler Gelecek, Birikim, Dünya, Emir, Adil, Sümer ve Met-Ay Varlık Yönetim şirketlerine devredildi. Bankanın sorunlu kredileri bilanço dışına çıkarma yönündeki bu hamlesi, bankacılık sektöründe artan tahsili gecikmiş alacak satışlarını yeniden gündeme taşıdı.

4,41 milyar TL’lik tahsili gecikmiş alacak el değiştirdi

DenizBank tarafından yapılan açıklamaya göre, bankanın kanuni takip hesaplarında bulunan toplam 4.410.257.248 TL bakiye anapara tutarındaki tahsili gecikmiş alacak portföyünün varlık yönetim şirketlerine satış ve devir sözleşmelerinin imza süreci tamamlandı.

Satışlar ağırlıklı olarak bireysel kredi portföylerinden oluşurken, ticari nitelikteki sorunlu krediler de varlık yönetim şirketlerine devredildi.

DenizBank’ın daha önce ilan ettiği satış takviminde portföylerin 25 Haziran–8 Temmuz 2026 arasında incelenmesi, tekliflerin 9 Temmuz’a kadar alınması ve ihalenin 10 Temmuz 2026’da açık artırma yöntemiyle yapılması planlanmıştı.

Portföyleri hangi şirketler aldı?

DenizBank’ın açıklamasında yer alan devirlere göre önemli büyüklükteki portföyler şu varlık yönetim şirketlerine geçti:

Varlık yönetim şirketi Portföy anapara tutarı Portföy
Gelecek Varlık Yönetimi 404.482.425 TL Bireysel 1
Gelecek Varlık Yönetimi 425.801.499 TL Bireysel 8
Birikim Varlık Yönetimi 346.334.596 TL Bireysel 3
Birikim Varlık Yönetimi 314.248.322 TL Bireysel 10
Birikim Varlık Yönetimi 400.808.580 TL Tarım-İşletme 2
Dünya Varlık Yönetimi 314.447.778 TL Bireysel 9
Emir Varlık Yönetimi 247.471.621 TL Bireysel 1
Adil Varlık Yönetim 426.421.978 TL Bireysel 5
Sümer Varlık Yönetimi 426.141.078 TL Bireysel 2
Sümer Varlık Yönetimi 345.598.739 TL Bireysel 4

Bunların yanında açıklamada 419.333.978 TL’lik Bireysel 5 ve 419.166.655 TL’lik Bireysel 6 portföylerinin de satış kapsamında bulunduğu görülüyor.

KAP açıklamaları da ihale sürecindeki satışları doğruluyor. Örneğin Gelecek Varlık, DenizBank’ın 10 Temmuz ihalesinde 425,7 milyon TL büyüklüğündeki bir bireysel portföyü kazandığını açıklamıştı. Bir başka KAP açıklamasında ise 426,4 milyon TL’lik bireysel portföyün ihalesinin kazanıldığı duyurulmuştu.

DenizBank neden sorunlu kredilerini satıyor?

Bankaların tahsili gecikmiş kredileri varlık yönetim şirketlerine satmasının arkasında temel olarak bilanço temizliği ve tahsilat operasyonunun devredilmesi bulunuyor.

Bir kredi kanuni takibe düştüğünde banka açısından yalnızca tahsilat problemi ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda karşılık ayrılması, operasyonel takip maliyetleri, hukuk giderleri ve bilanço kalitesi üzerinde baskı oluşuyor.

Sorunlu kredinin varlık yönetim şirketine satılmasıyla banka;

  • uzun sürebilecek tahsilat sürecini devrediyor,
  • sorunlu kredi stokunu azaltıyor,
  • bilançosundaki aktif kalitesini iyileştiriyor,
  • hukuk ve tahsilat operasyonunun bir bölümünden çıkıyor,
  • satıştan elde ettiği bedelle sorunlu alacağın bir kısmını nakde dönüştürüyor.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 4,41 milyar TL, kredilerin satış fiyatı değil, satılan portföylerin bakiye anapara büyüklüğü.

Bankanın bu portföyleri varlık yönetim şirketlerine hangi toplam bedelle sattığı açıklanmadığı sürece, 4,41 milyar TL’nin doğrudan DenizBank’ın elde ettiği gelir olarak değerlendirilmesi doğru olmaz.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.