BANKA HABERLERİ
Bankasının vergi kaçırdığını kanıtlayan personel konuştu: Sıra Mobbing Davasında
Genç bir bankacı çalıştığı katılım bankasında vergi kaçırıldığını tesbit edip ihbarda bulundu. Devlet tarafından ödüllendirlen o bankacıyı paramedya buldu ve konuştu:
Yayınlanma:
6 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Genç bir bankacı çalıştığı katılım bankasında vergi kaçırıldığını tesbit edip ihbarda bulundu. Devlet tarafından ödüllendirlen o bankacıyı paramedya buldu ve konuştu:
Katılım Bankasında, ezber bozan Hukuk ve Onur savaşı
Erol Taşdelen : Merhaba, sohbete başlamadan önce biraz kendinizden bahseder misini?
Ben 15 yıldır Arap sermayeli Katılım Bankalarından birinde ağırlıklı Şube Operasyonda çalışmış bir Bankacıyım. İçinde Allah korkusu olan, kul hakkından korkan, vatanını seven, devletinin çıkarlarını kişisel çıkarların önünde tutan bir anlayışta yaşamaya çalışan ve kendine bunları ilke edinmiş birisiyim. Bu değerlerim çocuklarıma da miras olarak kalacak. Meslek büyüklerimizden öğrendiğimiz etik ilkeler vardı. Onları her zaman uygulamaya çalıştım. Müşterilere haksız hukuksuz ürünler pazarlamayı etik bulmuyordum ancak süreç bu sektörde devletin vergisi üzerinde pazarlık yapacak noktaya geldiğini görünce “yeter” dedim.
E.T. : Peki Bankacılığa nasıl başladınız, bilinçli olarak mı seçtiniz yoksa hayat koşulları sizi bankacı yaptı bu sektöre mi sürükledi. 15 yılı özetlemek gerekir ise neler demek istersiniz?
Mesleğimi severek yaptım, ta ki meslekten ayrılana daha doğrusu ayrılmaya zorlanana kadar bu devam etti. Bu sektör son yıllarda yabancı sermaye kontrolüne geçtiğinde bir kar elde etme savaşı başladı. Bırakın rakip bankaları, aynı banka içinde farklı şube ve segmentlerde bile rekabet oluştu. Tabi ki her şirketin kuruluş felsefesinde kar elde etmek vardır. Ancak bu acımasız bir hedef baskısı altında olunca bazı etik değerlerin geri planda kaldığını tespit ettim. Çok yüksek hedefler verilip personel baskılandı. Personel hedefleri tutturmak için her yolu denedi. Sigortalar, haksız komisyonlar, iptaline yönelik mahkeme kararları, tüketici hakem heyetlerinin kitlenmesi vs. Bu benim iş ahlakıma sığmazdı. Başıma gelenler ve mücadelem bundan ibarettir.
E.T. : Sizin Bankadan ayrılmanız bildik hikayelerden değil ama belki de Türkiye’de ilk defa böyle şeyler yaşanarak ayrılma hikayeniz var kısaca bahseder misiniz?
Paranın bol olduğu, Bankaların kredi vermek için birbiri ile yarıştığı 2016 yılında çalıştığım Bakırköy Şubesinde önüme bir Konut kredisi geldi. Her şey onaylanmış ve bütün süreçler Bankacılık kurallarına uygundu. Kullandırma aşamasında işlem durduruldu. Kabaca beş milyon TL’lık konut kredisi diyelim kolay anlaşılması için. Daha sonra aynı kredi yine bir milyon TL olarak Konut Kredisi, 4 milyon ihtiyaç kredisi olarak iki parçada önüme geldi. Dosyada bir gariplik olduğu sezinleyecek deneyime sahibiz artık. Sorguladığımda aslında işin Konut Kredisi olduğunu fakat satıcının vergi vermemek için parayı elden istediğinden Konut Kredisi yerine Tüketici Kredisi verilerek paranın elden ödeneceğini öğrendim. Bu talebi diğer bankalar ret etmişlerdi oysaki. Bu durum karşısında başta şube pazarlama ve şube müdürü ile karşı karşıya geldik. Zira Konut Kredisi olsa Devlet Tapu harcı vs alacak bu durumda banka olarak vergi kaçırılmasına aracı olmuş ve iştirak suçu işlemiş oluyoruz. Bu işlemi yapmamak için Genel Müdürlüğe durumu anlatır mailler gidip geldi fakat bir sonuç alamadığım gibi şube müdürü tarafından işlemi yapmam için sert bir şekilde mobbinge uğradım. Arkadaşımın hesabına 3 TL ( evet yazım yanlışı yok sadece üç Türk Lirası ) yatırmışım diye menfaat ilişkisi var dediler ve “kınama” cezası verdiler. En vahimi biz bir Katılım Bankası idik, yüzlerce binlerce mudiye karşı aldığımız vebal vardı. Tekel ürünleri satan esnafın talebini dinen uygun değil diyerek ret ederken, vergi kaçıran birisinin talebini kabul etmek çelişki ve bir vebaldi.
E.T. : Bu tür işlemler Bankada sık oluyor mu, nasıl olur böyle kimse “4 milyon TL Tüketici kredisi mi olur” demiyor mu? Bildiğimiz Tüketici kredisi şahsi ufak tefek ihtiyaçlarını karşılamak, tatil, eğitim, ev tadilatı, mobilya alımı gibi ihtiyaçlar içindir.
Aslında ben ne yaptım? Zaten fıkhi açıdan Katılım Bankalarında İhtiyaç Kredisi yoktur. Arap sermayeli Katılım Bankasında, “Teverruk Sistemi” denilen ihtiyaç kredisi ile kullandırılan bir çok kredinin, müşterilerinin mortgage finansmanı statüsünden çıkarılarak nakit kullandırıldığını, kredi tahsis, şube ile müşteriler arasında kredi bedelinin hesaba değil nakit ödeme karşılığında oran ve komisyon vb pazarlıkları tespit ettim, bu şekilde devletin kontrol mekanizmasının delindiğini, gayrimenkul kredisi statüsünden çıkarılan krediler yüzünden devletin tapu satış bedelleri ile gerçek satış bedelleri arasında farkı tespit edemeyeceğini, çünkü devlete bildirilen satış tutarı kadar gayrimenkul kredisi kullandırılmasının devleti yanılttığını bu nedenle devletin bilerek milyonlarca TL Tapu Harç ve Vergi kaybına uğratılmasına itiraz etmiştim. Bankada sonradan öğrendiğime göre BBDK incelemelerinde bu tür işler çoğu kez yapılmış ve tekrarlanmış yaygın bir uygulama haline gelmiş. Üzerime Bankanın bu kadar gelme nedeni de bundan kaynaklanıyor.
E.T. : Ya yöneticiler hiç bir şey yapmadı mı bu durumda?
Banka içi üst düzey yöneticiler, Bölge satış müdürlükleri, Teftiş gibi birimlerinden tedbir alınması taleplerime cevap verilmedi, hatta “sana ne devletin vergisi sana mı kaldı, sen maaş ve hedeflerin tutuyor mu ona bak” tarzı ifadeleri kabul etmedim ve ”Yabancı Sermayeli bir bankada devletimize ödenecek verginin düşük gösterilmesi üzerine kurulu bir kredi tahsis pazarlama anlayışı benim devlete aidiyet ve sorumlu yöneticilik ahlakımı zedeler, o dönem OHAL durumu vardı bu durum etik değil, menfaat o değil budur ” diyerek durumu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine bildirdim. Ben “vatandaşlık bilinci” ile hareket ederken asıl görevlerini yapmayan yöneticilerim sayesinde iş buraya kadar geldi o zamanlar.
E.T. : İş tabi burada bitmedi Vergi Dairesine ve Yargıya taşındı. Buradaki süreç nasıl işledi?
İşlemi itiraz edip bu konunun üstüne gidince başıma gelmeyen kalmadı. Müdür benim işlemlerim için Teftiş çağırdı. Eksik işlem bulmaya çalıştılar. Uyduruk gerekçeler ile uyarı / kınama Teftiş cezaları havalarda uçuştu. Ailem arandı. Benim yanımda yer alması gereken usulsüz işlemlerin tespiti için yemin etmiş insanlar dahi aleyhime raporlar hazırlamaya başladı. Baktım banka içi yollar tıkalı ben de işi Vergi Dairesine ilettim. Uzatmayalım vergi dairesi 10 ayrı şubede 20’den fazla müşteri üzerinde yaptığı incelemede beni haklı bularak bana 1905 sayılı yasanın tanıdığı hak ile ödül verdi. Kamu otoritesi önünde aslında Bankanın “vergi kaçakçılığına iştirak” eylemini kanıtladım. Üstelik ödül için tespitleri Samsun ve Aksaray’da oldu. İncelemesi devam eden dosyalar var. Bu tip uygulamanın Bankada yaygın olarak kullanıldığını da kanıtlamış oldu aslında. Tüm dosyalar incelense kim bilir neler çıkar.
E.T. : Senin iş Azin Nesin’lik bir hal aldı. Bir de işin “Diyanet” kısmı var, ondan bahsetsene biraz.
İşten çıkarılınca ipler iyice koptu, vergi savaşı artık benim “onur ve yaptığım işin doğruluğunu kanıtlama” mücadelesine dönüştü. Bu tür kredilerin “İslami ve Faizsiz Bankacılık” açısından Dinen uygunluğunu Türkiye Katılım Bankaları Birliğine taşıdım. Birlik kredilerde Faizsiz İslami Bankacılık Danışma Kurulu ve “icazet belgesi uygunluğu” cevabını verince konuyu bu sefer Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kuruluna CİMER Üzerinden, Danışma Kurulunda imzaları bulunan Akademisyenlere ise YÖK Üzerinden çalıştıkları Üniversite rektörlüklerine, “tedarikçiniz fatura vermem diyorsa dert etmeyin” ibaresiyle yayınlanan reklamı “kayıt dışı ekonomiyi teşvik ettiği” için RTÜK ve Reklam Kuruluna, diğer bankaların ret ettiği krediler olduğu için Rekabet Kurumuna, şüpheli işlem için MASAK ve Organize ve Mali Suçlar Şube müdürlüğüne şikayet ettim. Üniversite, “Akademisyenlerinden bu şekilde bir uygunluğumuz ve bilgimiz yok, bizim verdiğimiz uygunluk bu değildi çarpıtılmış”; Diyanetten de, “Dinen uygun değil, haram” cevabını almama rağmen somut sonuç alamadım. Eski uygulama aynen devam ediyor yani. Artık ben yapacağımı yaptım kalanı Devletimizin organlarına kaldı.
E.T. : Banka peşini bırakmadı tabi bu durumda ?
Aynen sorduğunuz gibi oldu. İş akti fesh edilmek ile kalınmadı, türlü türlü iftira ve akla hayale gelmeyecek suç duyuruları yaptı hakkımda, beni yıldırmaya çalıştılar. Savcılık hakkımdaki şikayeti yersiz bulup takipsizlik kararı vermesine rağmen, ailem dahi defalarca aranarak rahatsız edildi. İş bu noktadan sonra CİMER’e oradan da araştırılması için BDDK’ya, Maliye Bakanlığına yansıdı. BDDK Kredilerde usulsüzlük tespit etti. İş Vergi Usulsüzlük nedeni ile Vergi Denetim Kuruluna yansıdı. Daha geçen ay karakoldan arandım Banka hakkımda şikayette bulunmuş tekrar gelip ifade ver dediler. Gider veririz sorun değil “haram yemedik ki karnımız ağrısın”.
E.T. : Gerçekten ibretlik öyküler. Bankacılık okullarında örnek olarak okutulacak cinsten hal aldı? Vergi Denetim Kurulu ne dedi ?
İşlemler, Vergi Denetim Kurulunca incelemeye alındı. Sonuçlanan bazı incelemelerden sonra kesilen vergi ve cezalar olduğu için Maliye Bakanlığı ödüllendirilmeme karar verdi. Türkiye’de başka örneği var mı bilmiyorum ama Kamu Kurumu beni haklı bulmuş maddi olarak ödüllendirmiş oldum. Şimdilik bu durum bana teselli oldu ve haklılığım kanıtlanmış oldu.
E.T. : Çok yıpratıcı bir süreç, bu kadar şeye nasıl dayandınız, gücünüzü nereden aldınız?
Haklısınız, çok yıpratıcı oldu. Gücümün kaynağı “haklılığım” oldu. Devletin vergi kaybına gönlüm razı olmadı. İşimi kaybetmeyi göze aldım ( ki kaybettim ) ama ,insan gurur ve onuru, vatan ve devlet sevgisi para ile alınmaz ki. Ailece çok yıprandık. Antideprasana başlamak zorunda kaldım.
E.T. : Bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?
Banka ve yöneticilerime, işi ihmal edenlere kişisel mobbing davası açmaya hazırlanıyorum. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” zira. Bunu masasında otururken sinir krizleri geçiren, düşüp bayılan, ağlayan, hayati zehir olan, intihar eden tüm eski bankacı arkadaşlarım için, devletin vergisini önemsemeyen “sat da nasıl satarsan kredi / yanında her türlü uyduruk ürün sat” anlayışında olan, yabancı patronlara devletin vergisini peşkeş çekip yıl sonunda yüksek temettü alan yöneticiler için ve en önemlisi ikinci bir NADIDE KISA ( Allah rahmet etsin ) olmaması için bu lobi ile mücadeleye güç bulabilirsem yapacağım, çünkü devletin mağduriyeti için bu kadar uğraştım, kendi mağduriyetim için savaşım yeni başlayacak. Bu süreçte herkesten destek bekliyorum.
İlginizi Çekebilir
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2026 İLK YARI PERFORMANSLARI
-
Reeskont Kredisi mi, Teminat Yükü mü?
-
SASA POLYESTER: SAVAŞIN GÖLGESİNDE STRATEJİK ANALİZ
-
Yüksek Faiz – Kredi Daralması – Kur Kısıtı: Sanayici Kıskacı
-
Borç Kıskacında Sanayi: Kârlılık Erozyonu Derinleşiyor
-
İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi Genelgesi yayınlandı
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
24 saat önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
