BANKA HABERLERİ
BANKA VERGİ KAÇIRMAYA YOL GÖSTERİR Mİ
Yabancı sermayeli Katılım Bankalarının birindeki TEVERRUK isimli kredi kullanan müşteriler tarafından nasıl devlete daha az vergi verildiğini; dolayısı ile Vergi Kaçırıldığını; bankanın müşterilerini gayrimenkul / konut kredilerinde nasıl yanlış yönlendirdiğini ve Vergi Kaçırmaya yardım etti.
Yayınlanma:
6 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Yabancı sermayeli Katılım Bankalarının birindeki TEVERRUK isimli kredi kullanan müşteriler tarafından nasıl devlete daha az vergi verildiğini; dolayısı ile Vergi Kaçırıldığını; bankanın müşterilerini gayrimenkul / konut kredilerinde nasıl yanlış yönlendirdiğini ve Vergi Kaçırmaya yardım etti.
Yabancı sermayeli Katılım Bankalarının birindeki TEVERRUK isimli kredi kullanan müşteriler tarafından nasıl devlete daha az vergi verildiğini; dolayısı ile Vergi Kaçırıldığını; bankanın müşterilerini gayrimenkul / konut kredilerinde nasıl yanlış yönlendirdiğini ve Vergi Kaçırmaya yardım ettiğini ilk defa ortaya çıkarıp kamuoyu ile 2019’da paylaşmıştık. Yazı büyük ilgi görmüş, daha sonra diğer medya yayınlarında da konu gündeme getirilmişti.
İddialar doğru çıktı : Katılım Bankası Müşterilerine Ceza yağdı
2015-2017 yılları arasında, TEVERRUK isimli kredi türü kullanarak, müşterilerin gayrimenkul / konut kredilerini ihtiyaç kredisine çevirip nakit ödeme yapan Katılım Bankası müşterilerine Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılan incelemeler neticesinde “Vergi Ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları” tebliğ edilmeye başlandı.
Suudi Arabistan sermayeli Katılım Bankası, 2017 yılında bir personeli tarafından MASAK ve VERGİ DENETİM KURULUNA şikayet edilmiş, Gayrimenkul kredilerinin, tapuya rayiç değer üzerinden satış beyan edileceğinden, gerçek satış değeri tespit edilmemesi için ihtiyaç kredisine çevrildiği ve gayrimenkul kredi bedelini satıcılara nakit ödendiği hususu müfettişlerce sabit görülüp bankanın bu kredileri vergi incelemesine tabi tutulduğunu, skandalı ortaya çıkaran personelin ise devlet tarafından ödüllendirildiğini daha önce gündeme taşımış idik. Yaklaşık 87 milyon TL’lık kredinin incelendiği, tespit edilen gerçek satış değerleri üzerinden alıcı ve satıcıya cezalı tapu harcı ve gelir vergisi cezaları tebliğ edilmiş, bir çok müşteri tarafından bu durum kabul edilip devlet hazinesine “kayıp vergilerin” ödendiğini tespit ettik.
Edinilen bilgilere göre; şu ana kadar sadece Maliyenin tapu harcı olarak 1 milyon TL tahsilat yaptığı, ve ceza tebligatlarının devam ettiğidir.
Banka Danışma Kurulu ne dedi
Bankanın Danışma Kurulunda olan ve bu kredilere “İslami Bankacılık” açısından “uygunluk” veren İslami Bankacılık uzmanları, bu kredilerden elde edilen kar, komisyon gibi ücretlerin, faiz haram hassasiyeti ile bu bankaya mevduat yatıran insanlara dağıtılması ile ortaya çıkan bu durumun nasıl açıklanacağı konusunu uzun zamandır kara kara düşünüyor. İsmini vermek istemeyen bir Danışma Kurulu üyesi, “bu işlemler için bankaya fetva vermediklerini, bunu öğrenince geri çektiklerini, çok zaruri durumlarda teverruk kredisine fetva verdiklerini” belirtmektedir. Büyük sıkıntılardan biri ise, özellikle dini inançlarından dolayı kar payı gelir kaynağına hassas insanların birikimlerine kanun dışı ve haram getiri ödendiği de VDK’nIn inceleme raporları ile kanıtlanmış olması oldu. Banka, yetkilileri bu yöndeki sorulara henüz net cevap vermiş değil.
İhbar eden personel ödüllendirildi
Daha önce röportaj yaptığımız Katılım Bankalarından birinin Operasyon Servisinde çalışan ve Bankasının Konut ( Mortgage ) Kredisi yerine Kredinin ufak bir kısmının Konut Kredisi kalan büyük kısmın da İhtiyaç Kredisi ( Katılım bankalarında bu Teverruk Kredi türü olarak geçiyor ) kullandırılarak konut alım / satım işleminin yapılmasına itiraz edip Bankanın müşterilerini bu yöntemle daha az Tapu Harcı ve Vergi ödemesine teşvik ve aracılık yaptığını, Satıcını Gelir Vergisini düşük ödeyerek Gelir Vergisi kaçırdığı, Devletin Vergi kaybına uğradığı için işlemleri yapmayan personel uydurma gerekçeler ile işten atılması ile iş BDDK’ya oradan da TC Hazine ve Maliye Bakanlığına ayrıca MAKSAK ve Vergi Dairelerine kadar yansımış yapılan incelemelerde Vergi Cezaları yağmaya başlamıştı. Bankanın “müşteri sırrı” nedeni ile evrak göndermeme ve işi savsaklama yöntemi de işe yaramadı. İncelemeler devam etti ve adli süreçler başladı. İhbarı yapan ve bunun için işten atılan Personel ise Vergi Daireleri tarafından maddi olarak ödüllendirilmiş, tamamlanan dosyalarda ödülünü aldığı gibi halen devam eden dosyalardan da ayrıca ödüller almaya devam etmekte.
Süreç bu hale nasıl geldi
2016-17 yıllarında altın çağını yaşayan gayrimenkul sektörü, bankalar için çok cazip bir alan olmuş, bankalar bu pastadan aldıkları payı yükseltmek için birbiri ardına kampanyalar, projeler üretmiş müşteriler ile müteahhitleri kendi çatısı altında birleştirme yarışına girmişlerdir. Her zaman olduğu gibi sektörde öncü ve büyük bankalar bu yarışta açık ara başarılı olarak Pazar paylarını büyüttüler. Bu süreçte geri kalan küçük ölçekli bankalar, malumun ilanı şeklinde bildiğimiz o tipik performans sorguları yapılmıştır.
Herkesin çok iyi bildiği gibi, inşaat sektörü lokomotif bir alan olup devletin kamu gelirleri ve vergileri açısından çok önemli bir alan oldu. Ancak devlet yıllarca bir soruna çözüm üretmeye çalışmıştır. Emlak vergisi matrahını belirleyen ve belediyeler tarafından sabitlenen rayiç değer fiyatları ile piyasada gerçekleşen satış fiyatları arasında devlet aleyhine fahiş farklar oluştu. Bu şekilde alması gerektiği vergiler bir çok kişinin bu satışları rayiç değer üzerinden bildirdiğinden satış bedellerinin geri kalan tutarları tapuda çanta ve valizlerde nakit getirilip teslim edilmiş bunları kayıt altına alamaz durumu ortaya çıkmıştır. Bu sorunu bilen kamu otoritesi şunu bir çok kez dile getirmiştir. Alıp sattığınız gayrimenkulü tapuda gerçek değer üzerinden beyan edilmesini, ileride daha büyük külfet ile karşılaşmamasını, kamu otoritesi olarak bunları kontrol edeceğini ve bu kontrol yöntemlerinin başında ipotekli konut finansmanı denilen mortgate / konut kredilerini kontrol ederek yaptığını, satış bedellerini satıcı hesaplarına banka kanalı ile ödenmesi şartını koyarak, kullandırılan konut kredisi ile bildirilen satış tutarlarını kontrol ettiğini, tespit ettiği farkları cezası ile tahsil edeceğini çeşitli yayın ve genelgelerle vatandaşlarını uyarmıştı. Birçok kez bu şekilde cezalar kesmiş ve tahsilatlar yapmıştır. Nitekim günümüzde tapuya gayrimenkul devri için gittiğinizde Tapu Dairesi sizden belediyeden rayiç değeri gösteren bir belge istemekte, tapudaki müdüründen güvenlik görevlisine kadar herkes ortada banka kredisi varsa “satış bedelinin en az bu kredi kadar olması” gerektiği şeklinde sizi uyarır.
Alan da Satan da az vergi ile kurtulma arayışına girer ise ne olur
Sürekli gayrimenkul alıp satan, ticari, yatırım amaçlı arsa alıp satanlar, özellikle alıcılar için %4 Tapu Harcı ve %35’lere varan Değer Artış Vergileri ile karşı karşıya kaldığı için bankadan konut kredisi isteyen müşteriler için bu noktada maliyet hesapları başlar. Alıcı Tapu Harçlarını en az ödemeye; satıcı da satıştan gelen paranın Vergisinden kurulmak için arayışa girer. Gerçek değer üzerinden yüksek orandaki vergileri ödemek ve mecburen konut kredisi kadar beyan etmek zorunda kaldıklarından taşınmazın maliyeti artar, alıcı için fiyat artar, satıcı için kar marjı düşer. Buradaki sorun nasıl olur da Banka bu alıcı ve satıcı tarafların “az vergi ödeyim” arayışına aracılık eder, yönlendirme yapar.
Bankalar Vergi İncelenmesine niçin girdi
Bankanın vergi incelemesine girmesine neden olan husus da yukarıdaki nedenden kaynaklanmıştır. Bankanın kendisinin Vergi kaçırması değil piyasada bu niyette olan alıcı ve satıcıların banka bünyesinde toplanıp yardım edilmesidir. Hedef baskısı olan banka personelleri piyasada bu yönde bir eksiklik olduğunu sonuç olarak bir talep olduğunu ve hedefleri tutturma uğruna her şeyin mubah olduğu bir yola doğru itilmiştir. Peki nedir bu yol. Alıcı ve satıcı arasında finansman şekli yüzünden tıkanan pazarlıklar, bankanın devreye girmesi ile bir çözüm arayışına girdiğidir. Yani alıcı ve satıcı banka da buluşturulup satıcının tapuda bildirmek istediği satış tutarı kadar mortgate / konut finansmanı yapılarak bu bedel satıcının hesabına ödenmesi ve Gerçek Satış Bedeli ve krediden geriye kalan tutar içinse alıcıya “İhtiyaç Kredisi” statüsünde ve ayni oranda 48 ayı geçmeyecek şekilde bir finansman modeli geliştirip bunu kredi tahsis birimine sunduklarında perde arkasında “sorumluluk size ait” denerek bu iş personele yüklenerek onaylanmasıdır. Tabi burada, görmedim, duymadım ama onayladım mazereti uygunluk onay verenleri sorumluluktan kurtarmaz. Ortada açıkça organize edilmiş bir sistematik kredi altyapısı ayarlanmış bir süreç var ki bu kişiler ben yapmadım banka yaptı hukuksuz savunma yapamayacağı açık olup kişisel olarak da yargı önünde hesap vermeliler. Bankaya mı ne oldu? BDDK tarafından Tapu değerinin ( fatura değerinin ) düşük gösterilmesinden ceza yedi. Tabi bu ceza kaçırılan vergiden verdiği zarardan kat kat düşük, sembolik kaldı yanında.
Hedef baskısı personeli zor durumda bırakıyor
Şubelerde, Hedef baskısı, iş ve ekmek derdi olan bu personelde mecbur bu krediyi kullandırma eğilimi olur. Çünkü çalışmaya devam etmesi için buna mecburdur. Hedef tutturmanın en kolay yolu olarak ortaya çıkar, bir pazarlama faaliyeti dahi yürütülmez çünkü bir müteahhit ya da satıcı için bulunmaz bir yöntemdir. Gayrimenkulünü kredi ile satmasına rağmen satış bedelini nakit alır ve satış değerini devlete düşük beyan etmiştir. Alıcı için değişen bir şey yoktur oran mortgate ile aynı tutulmuş, Çok cüzi miktarda ihtiyaç kredisine çevrildiği için BSMV ve KKDF gibi fark ortaya çıkmasına rağmen kurtulduğu %2-4 aralığındaki Tapu Harcı bunu sübvanse etmiştir. Personel ya performansını sorgulatacak ya da bile bile devletin zarar ettirildiği krediyi mecburen sahiplenecektir.
Asıl suçlu kim?
Bu sistemde en masum olan aslında Şubedeki personeldir. Sorgulanması ve yargılanması gereken “bu sistemi kurgulayan ve uygulamasına onay veren, VUK’a göre vergi kaçırmaya yönelik menfaat temin edildiğini tanımlayan İştirak Suçu ile sorgulanması gereken Yönetim Kadrosudur”. Zira banka iç yazışmalarında bu işlemlerin niçin yapıldığı izin talep yazılarında açık açık belirtilmesine rağmen bu duruma uygunluk verilmiştir. Yazışmalar vahim. Verginin yüksek çıktığı için onay isteği o kadar net ki “ben görmedim duymadım” deme şansı yok. Bunu yapan üstelik, İslami Bankacılık kuralları ile bankacılık yaptıklarını her ürün ve masrafın Danışma Kurulundan onay alınarak yaptığını iddia eden banka olması ayrı trajikomik bir durum. Üstelik banka; “rayiç değer kadar mortgate / konut kredisi kullandırılması, gerçek satış bedelinin ihtiyaç kredisi ile finanse edilmesinin bu kurulca uygun görüldüğünün” deklare ediyor. Bu ürünün beklenenden çok talep görmesinin gerçek nedeni araştırılmamış, reklamlar ile de desteklenmiş, reklam afişleri bankanın camlarını uzun süre süslemişti. Yukarıda özetlenen durum Katılım Bankalarında olmaz ise olmaz koşulu olan “Fatura” sisteminin de gözden geçirilmesi gerçeğidir. “Fatura var mı var o zaman işlem tamam” mantığını her zaman doğru işlemediğinin de belgesidir bu yaşananlar.
Türk tipi İslami bankacılık
İslami “Helal Bankacılık” yaptığını iddia eden bankaların pazarladığı ürünlere dikkat etmek lazım. Her şeyde olduğu gibi bu işlemlerde Arap gibi hesapsızca başlayıp Türk gibi “kitabına uydur” bitiriş işi çıkabilir altından. Hedef baskısında bunalan şubeler, amaca ulaşmak için her aracı mubah sayan üst yönetim, az vergi vermek için çakallıklar peşinde olan taraflar; ihbarlar olmasa bu tip işlemleri fark edemeyen kamu otoritesi. Burada şahsen beni teselli eden Kamu otoritesinin Vergi konusunda ihbarları ciddi hassasiyet ile inceleyip kaçakları ortaya çıkarması; rahatsız eden tarafı ise bu tip alenen dolandırıcılık girişimde vergi kaçıran taraflar ile hala pazarlığa girip uzlaşma yaparak az vergilere razı olması, cezanın taksitlere bölünüp vadeye yayılması.
SONUÇ : Vergi kaçırmaya çalışanlar ile pazarlık yapmak; vatan hainleri ile pazarlık yapmak aynı şey bence. Vergi kaçırmak, üstelik bunu planlayarak yapmak Vatan hainliğidir çünkü. Asgari ücretli bile vergisini verecek üç kuruş maaş ile sürünecek ama milyonlarca liralık varlığın Vergisini kaçıran yüzsüzler rahat rahat gezecek öyle mi. Devlet hafızası unutmaz, tüyü çıkmamış yetim hakkını yüzsüzlerin yanına bırakmayacak, adalet er ya da geç ama işleyecek; vicdanlı vatanperver insanlar ise hala umudumuz olacaktır.
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, 25 yıllık banka emekçisi
İlginizi Çekebilir
-
MASAK Denetimlerinde Yeni Gerçek: AML Yetmez, 6415 CFT Hazırlığı Şart
-
Danske Bank: 2 Milyar Dolarlık Kara Para Cezasını kabul etti
-
Hesaplarınızı Kapatsanız da Banka ile Bağınız Kopmuyor
-
MASAK’tan “Cumhuriyet savcılarına rapor aranmaksızın verilecek el koyma yetkisi”ne ilişkin açıklama
-
POS’la Yağma: Libya Rezervleri Üzerinden Komisyon Ticareti
-
Finansal Suçlara Küresel İşbirliği başladı
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
