Connect with us

GÜNCEL

İş dünyasında yeni kriz: Çalışan bağlılığı azalıyor!

Dinamikleri sürekli değişen iş dünyasında yeni krizler kapıda. Çalışan bağlılığı azalıyor, artık çalışanlar yöneticileri değil, yöneticiler çalışanı kovalıyor. Şirketlerin çalışan bağlılığını artırmak için yatırım yapmalarının hem çalışanlara hem de işletmeye büyük geri dönüşler sağladığını belirten kariyer danışmanı ise çalışanların gönülden bağlanacakları bir şirket kültürü yaratmanın ipuçlarını paylaşıyor.

Yayınlanma:

|

Hibrit çalışma düzeni ve Z kuşağının meslek hayatına dahil olmasıyla iş dünyasında dengeler değişiyor. Artık çalışanlar yöneticilerin değil, yöneticiler çalışanların bağlılığı için çabalıyor. Gallup’un Küresel İşyerinin Durumu 2023 araştırmasına göre, işine bağlı olmayan çalışanlar, üretkenlik kaybı nedeniyle dünyaya 8,8 trilyon dolara mâl oluyor. Günümüzde dünya genelindeki şirketlerin yarısından fazlası da ekiplerini elde tutmakta zorlanıyor. Öyle ki, çalışanların üçte birinin (%32) kariyer değişikliğini düşünürken bunun temelinde maaş artışı isteği (%39), farklı bir alana ilgi duymaları (%21) ve yükselme arayışları (%20) takip ediyor. İş dünyasının belirsiz ve çalkantılı düzeni içinde yöneticilerin çalışan sadakatinin artırmak için yatırımlar yapmasının zorunlu hale geldiğini belirten Çalışan Bağlılığı Danışmanı Bertay Fişekçi ise konuyu profesyonel bir açıdan değerlendirirken, yöneticilerin çeşitli programlar aracılığıyla danışmanlık almalarının faydalarını açıkladı.

Bertay Fişekçi Eğitim Danışmanlık Kurucusu Bertay Fişekçi, “Çalışan bağlılığı, bir çalışanın yüksek enerjiyle işyerine adandığını ve yaptığı işten tatmin olduğunu hissettiği duygu ve zihin durumu olarak ifade ediliyor. Ancak, gelin görün ki iş dünyasının dinamiklerinin sürekli değiştiği günümüzde işyerine duyulan mevcut bağlılığı istikrarlı kılmak oldukça zor. Bu noktada, şirketlerin çalışan bağlılığını artırabilecekleri ve süreklilik kazandırabilecekleri şekilde yatırım yapmaları, hem çalışanlara hem de işletmeye büyük geri dönüşler sağlıyor” dedi.

“Çalışanların gönülden bağlanacakları bir şirket yaratmalarını sağlıyorum”

Şirketlerine bağlılık duyan çalışanların nasıl fark edilebileceğine dair ipuçlarını paylaşan Çalışan Bağlılığı Danışmanı Bertay Fişekçi, “İşyerine bağlı çalışanlar, iş yapmaya daha heveslidir. Bulundukları organizasyonun misyon ve vizyonuna kendilerini adamışlardır. Kendilerine verilen işi yapmanın ötesine geçerek daha fazlası ortaya koymaya isteklidir. Yine de bağlılık ve mutluluk tanımlarını doğru ayırt etmek çok önemli” diyerek sözlerine şunları ekledi:

“Bağlılık, iş tatmini demek değildir. Çünkü, işimizde tatmin olsak da işyerimize bağlılık duymayabiliriz. Şirketine bağlı olmayan çalışanlar bu süreçte isteksizliği, süreçlere katkıda bulunmaması, arkadaş edinmeme gibi eylemlerle fark edilebilir. Bir organizasyonun ise çalışanlarının hem işinde doyuma ulaşması hem de kurumuna bağlı olması için uygulayabileceği çeşitli stratejiler var. Ben de bu aşamada devreye girerek, liderler için yol gösteriyorum. Çalışanların gönülden bağlanacakları bir şirket yaratmalarını sağlıyorum.”

“Yöneticileri, hedeflerine giden yolda potansiyellerini fark etmelerini sağlıyorum”

Çalışan Bağlılığı Danışmanı Bertay Fişekçi, hizmetlerini şu şekilde aktardı: “23 yıllık kariyer hayatımda farklı ülkelerden insanlarla çalışma imkanım oldu. Bu sürecin 5 yılını da Almanya’da geçirdim. Çalıştığım büyük kurumsal şirketlerde daha iyi takım çalışması, insan odaklı şirket kültürü ve çalışan memnuniyeti hususlarında incelemeler yapıp, gözlemledim. Edindiğim tecrübelerle sektörümü değiştirerek bu konuda çalışmaya başladım. Şu an şirketlerin çalışanlarının bağlılığını ölçmeleri için anket düzenliyorum. Sonuçlarını onlarla birlikte değerlendirerek organizasyonun kültürü ve üzerinde çalışılması gereken konularla ilgili bilgiler veriyorum. Farkındalığını artırmak isteyen, yöneticilik becerileri üzerinde çalışan, kariyerini ve şirketini ileriye taşımayı planlayan her yönetici için International Coaching Federation (ICF) kuralları doğrultusunda koçluk yapıyorum. Hedeflerine giden yolda potansiyellerini fark etmeleri ve ortaya çıkarmaları için eşlik ediyorum.”

Şirketlerin pozitif zeka ile ekiplerini güçlendirmelerini sağlayan Çalışan Bağlılığı Danışmanı Bertay Fişekçi, “Zihinsel zindelik için oluşturduğum bir programla ekiplerin işinin de ötesinde optimum performansa ve refaha ulaşmasını sağlıyor. Ekiplerin kuruluşu genelinde kalıcı olumlu değişimi tetiklemek için gereken zihinsel kasları oluşturmasına yardımcı oluyor. Ayrıca zaman yönetimi, verimlilik, hitabet gibi kurumsal eğitimler gerçekleştiriyorum. Böylece şirketleri, hayal ettikleri bütünlüğe ulaşmalarına olanak tanıyorum” dedi.

Okumaya devam et

BORSA

Borsada toksik işlemlerle yatırımcı nasıl soyuldu?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsa, tasarruf sahiplerinin şirketlerin büyümesine ortak olduğu bir yatırım alanı olmak zorundadır. Ancak son yıllarda yaşanan bazı uygulamalar, özellikle küçük yatırımcı açısından sermaye piyasalarının asli fonksiyonundan uzaklaşıp adeta şirketlerin finansman aracı haline dönüştüğü yönünde ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.

Bugün birçok yatırımcı şu soruyu soruyor: “Borsa gerçekten yatırımcının para kazandığı bir yer mi, yoksa yatırımcıdan para toplayan bir mekanizmaya mı dönüştü?”

Bu sorunun cevabını ararken son yıllarda öne çıkan bazı “toksik işlemlere” bakmak gerekiyor.

1. Sürekli sermaye artırımlarıyla yatırımcının sulandırılması

Bazı şirketler yatırımcıdan topladıkları kaynakları verimli yatırımlara dönüştürmek yerine, peş peşe bedelli sermaye artırımlarına giderek adeta sürekli yeni kaynak toplama alışkanlığı geliştirdi.

Yatırımcı şirketin büyümesine ortak olmak isterken;

  • Sürekli yeni hisse basılması,
  • Piyasaya yeni lot sürülmesi,
  • Hisse başına kârın azalması,

sonucunda yatırımcı payı giderek sulandı.

Bu süreçte şirket büyürken yatırımcı fakirleşti.

2. Ödünç ve emanet hisselerle oluşan satış baskısı

Son dönemde en çok tartışılan konuların başında ödünç verilen hisseler geliyor.

Normal şartlarda piyasadaki dolaşımdaki pay miktarı sınırlıyken, ödünç ve emanet sistemleri üzerinden piyasaya ek satış baskısı oluşabiliyor.

Yatırımcı elindeki hisselerin uzun vadeli yatırım amacıyla tutulduğunu düşünürken;

  • Aynı hisselerin farklı mekanizmalarla piyasaya sürülmesi,
  • Arzın fiilen büyümesi,
  • Fiyatın baskılanması,

gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Küçük yatırımcı açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça nettir: Talep aynı kalırken arz büyüyor ve fiyat düşüyor.

3. Patron satışları ve yatırımcı güveninin sarsılması

Birçok şirkette yatırımcılar yönetim kadrolarının açıklamalarına güvenerek pozisyon aldı.

Ancak bazı örneklerde;

  • “Satış düşünmüyoruz”
  • “Hissemize güveniyoruz”
  • “Uzun vadeli yatırımcıyız”

şeklindeki açıklamaların ardından gelen büyük pay satışları ciddi güven kaybına yol açtı.

Patron satışları hukuken mümkün olabilir. Ancak yatırımcı açısından mesele hukuki olmaktan çok güven ilişkisidir. Borsa güvenle çalışır. Güven kaybolduğunda fiyatlar da çöker.

4. Kredili işlemler ve yatırımcının zorunlu tasfiyesi

Yükseliş dönemlerinde yatırımcılar kredili işlemlere yönlendirildi.

Fiyatlar yükselirken herkes kazandığını düşündü.

Ancak düşüş başladığında;

  • Teminat tamamlama çağrıları,
  • Zorunlu satışlar,
  • Zincirleme tasfiyeler,

piyasadaki düşüşü daha da hızlandırdı.

Sonuçta yatırımcı sadece zarar etmedi. Kendi hissesini en dip seviyelerden satmaya zorlandı.

5. Şirket finansmanı yatırımcının sırtına yükleniyor mu?

Asıl tartışılması gereken konu budur.

Borsanın amacı şirketleri finanse etmek midir?

Evet.

Ancak bu finansman yatırımcıyı ezerek yapılabilir mi?

Hayır.

Bir şirketin;

  • Sürekli hisse satması,
  • Sürekli sermaye artırması,
  • Sürekli yeni finansman yaratması,

ancak yatırımcının aynı dönemde servet kaybetmesi sürdürülebilir bir model değildir.

Bu durum sermaye piyasasını yatırım alanı olmaktan çıkarıp kaynak toplama mekanizmasına dönüştürür.

6. En büyük kayıp: Güven

Borsalarda para kaybedilebilir. Bu normaldir.

Ancak yatırımcı adil olmayan bir oyun oynandığını düşünmeye başladığında daha büyük bir sorun ortaya çıkar: Güven kaybı.

Yatırımcı kaybettiği parayı zamanla yeniden kazanabilir. Fakat kaybolan güven yıllarca geri gelmeyebilir. Bugün sermaye piyasalarının önündeki en büyük risk de budur.

Sözün özü

Küçük yatırımcı piyasanın en zayıf halkasıdır. Bilgiye erişimi sınırlıdır. Şirket yönetimlerine ulaşamaz. Kurumsal yatırımcılarla aynı imkanlara sahip değildir.

Bu nedenle sermaye piyasalarının temel görevi yatırımcıyı korumaktır.

Şeffaflığın artırılması, ödünç hisse mekanizmalarının daha net izlenebilmesi, dolaşımdaki gerçek pay miktarlarının doğru açıklanması, patron satışlarının daha sıkı denetlenmesi ve yatırımcı lehine düzenlemelerin artırılması artık bir tercih değil zorunluluktur.

Aksi halde borsa, yatırımcıların servet oluşturduğu bir piyasa olmaktan çıkar; yatırımcının finanse ettiği ama kazanç elde edemediği bir sisteme dönüşür.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketler neden yanlış stok yapıyor?

Talep tahmininde yeni dönem: Satış verisi artık tek başına yetmiyor… Faiz, kur, hava durumu: Talebi asıl belirleyen görünmeyen değişkenler… Geleceği tahmin eden şirketler nasıl kazanıyor? Veri analitiğinin yükselişi… Prophet, ARIMAX ve yapay zekâ: Talep tahmininde hangi model öne çıkıyor?

Yayınlanma:

|

Bankavitrini.com İçin Analiz Raporu

Talebi Tahmin Etmek Geçmişi Okumak Değil, Geleceği Anlamaktır

Şirketler uzun yıllar boyunca talep tahminlerini yalnızca geçmiş satış verilerine bakarak yapmaya çalıştı. Ancak günümüzün karmaşık ekonomik yapısında bu yaklaşım çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.

Bir ürünün satışları artmış olabilir. Ancak bu artışın nedeni gerçekten talep artışı mıydı?

  • Bir kampanya mı yapıldı?
  • Rakip piyasadan çekildi mi?
  • Hava sıcaklıkları mı yükseldi?
  • Döviz kuru mu değişti?
  • Faiz oranları mı düştü?
  • Bayram veya tatil dönemi mi geldi?

İşte modern tahmin modelleri tam da bu noktada devreye giriyor.

Talep Tahmininde Kullanılan Modeller

1. Naive (Son Değer Modeli)

En basit yöntemdir: “Geçen ay 100 sattım, gelecek ay da 100 satarım.”

Avantajı:

  • Hızlı
  • Basit

Dezavantajı: Değişimleri yakalayamaz.

2. Hareketli Ortalama (Moving Average)

Geçmiş belirli dönemlerin ortalamasını alır.

Örneğin:

Ocak = 100

Şubat = 110

Mart = 90

Nisan Tahmini = (100+110+90)/3 = 100

Gürültüyü azaltır ancak ani değişimleri kaçırabilir.

3. Üstel Düzeltme (Exponential Smoothing)

Son verilere daha fazla ağırlık verir.

Perakende ve stok yönetiminde sık kullanılır.

4. Holt Modeli

Trend içeren serilerde kullanılır.

Örneğin:

  • Nüfus artışı
  • Elektrik tüketimi
  • İnternet kullanıcı sayısı

5. Holt-Winters

Trend ve mevsimselliği birlikte analiz eder.

Özellikle:

  • Turizm
  • Giyim
  • Tarım
  • Perakende

gibi sektörlerde oldukça başarılıdır.

6. ARIMA

Uzun yıllar boyunca finans dünyasının en çok kullanılan tahmin modeli olmuştur.

Kullanım alanları:

  • Döviz kuru
  • Faiz oranları
  • Hisse senedi hacimleri
  • Makroekonomik göstergeler

7. SARIMA

ARIMA’nın mevsimsel versiyonudur.

Örneğin: Her Kurban Bayramı öncesi kurbanlık satışlarının artması gibi düzenli tekrar eden döngüleri yakalar.

8. Prophet

Prophet: Meta tarafından geliştirilen Prophet modeli son yılların en popüler tahmin araçlarından biri haline geldi.

Prophet şu unsurları birlikte değerlendirir:

  • Trend
  • Mevsimsellik
  • Resmi tatiller
  • Özel günler
  • Kampanyalar

Örneğin:

Bir market zinciri için:

  • Ramazan
  • Kurban Bayramı
  • Black Friday
  • Okulların açılması

gibi olayların satışa etkisini analiz edebilir.

9. ARIMAX ve Regresyon Modelleri

Asıl oyun burada değişiyor.

Bu modeller dışsal değişkenleri sisteme dahil eder.

Örneğin klima satışı tahmin edilirken:

  • Hava sıcaklığı
  • Nem oranı
  • Elektrik fiyatı
  • Gelir seviyesi

aynı anda modele eklenebilir.

Bu nedenle birçok büyük şirket artık sadece satış verisine değil, çevresel verilere de bakmaktadır.

10. Yapay Zekâ Modelleri (XGBoost ve LSTM)

XGBoost ve Long Short-Term Memory karmaşık ilişkileri analiz edebilir.

Örneğin:

Bir otomobil satışını etkileyen;

  • Faiz oranı
  • Döviz kuru
  • Tüketici güven endeksi
  • Rakip kampanyaları
  • Sosyal medya trendleri

aynı anda işlenebilir.

Türkiye’de Sektörlere Göre En Kritik Dışsal Değişkenler

Bankacılık

En kritik değişkenler:

  1. TCMB politika faizi
  2. Enflasyon
  3. Kredi büyüme sınırları
  4. Döviz kuru
  5. Takipteki alacak oranları

Bir faiz kararı milyonlarca kredi talebini etkileyebilir.

Otomotiv

En kritik değişkenler:

  1. Taşıt kredisi faizleri
  2. ÖTV düzenlemeleri
  3. Döviz kuru
  4. Akaryakıt fiyatları

Türkiye’de otomobil talebinin en güçlü belirleyicisi çoğu zaman kredi faizidir.

Perakende

En kritik değişkenler:

  1. Asgari ücret
  2. Enflasyon
  3. Kampanyalar
  4. Bayramlar
  5. Okula dönüş sezonu

Turizm

En kritik değişkenler:

  1. Döviz kuru
  2. Jeopolitik riskler
  3. Savaşlar
  4. Hava durumu
  5. Ulaşım maliyetleri

Son yıllarda Orta Doğu’daki gelişmeler turizm rezervasyonlarını doğrudan etkileyebilmektedir.

Tarım

En kritik değişkenler:

  1. Yağış miktarı
  2. Sıcaklık
  3. Gübre fiyatları
  4. Enerji maliyetleri
  5. Döviz kuru

Tarım sektöründe hava durumu çoğu zaman tüm finansal göstergelerden daha güçlü etki yaratmaktadır.

Sanayi

En kritik değişkenler:

  1. Krediye erişim
  2. Enerji maliyetleri
  3. Kur seviyesi
  4. İşçilik maliyetleri
  5. İhracat siparişleri

Bugün Türkiye’de birçok sanayici için en önemli tahmin değişkeni satış değil, krediye erişimdir.

Büyük Hata: Sadece Geçmişe Bakmak

Birçok şirket halen şu yanlışı yapıyor: “Geçen yıl bu ay 1.000 adet sattık, bu yıl da 1.000 adet satarız.”

Oysa:

  • Yeni vergi gelmiş olabilir.
  • Faizler yükselmiş olabilir.
  • Rakip fiyat kırmış olabilir.
  • Kur şoku yaşanmış olabilir.
  • Savaş çıkmış olabilir.

Bu nedenle geçmiş veriler tek başına artık yeterli değildir.

Sonuç

Geleceği tahmin etmek için önce geçmişi değil, davranışı anlamak gerekir.

Başarılı tahmin yapan şirketler artık yalnızca satış rakamlarını değil;

  • Faizleri,
  • Döviz kurlarını,
  • Enflasyonu,
  • Hava durumunu,
  • Kampanyaları,
  • Sosyal eğilimleri,
  • Jeopolitik riskleri

aynı anda analiz etmektedir.

Bugünün dünyasında en doğru soru: “Geçen yıl ne sattık?” değil, “Talebi hangi değişkenler yönlendiriyor?” sorusudur.

Çünkü talep tahmini aslında matematikten çok, ekonomik ve davranışsal bağlamı doğru okumaktır.

Okumaya devam et

BORSA

Borsa Şirketlerin Kasası, Yatırımcının Zararı mı Oldu?

Borsa Finansman Aracı mı, Yatırımcı Tuzakları Pazarı mı? Küçük Yatırımcı Kaybederken Kim Kazanıyor? Sermaye Piyasalarında Güven Krizi Derinleşiyor… Yatırımcı Kaybediyorsa Bu Sistem Kimin İçin Çalışıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın Asıl Görevi Şirketleri mi, Yatırımcıyı mı Korumak?

Firmaların finansman ihtiyacını karşılamak için sermaye piyasalarını kullanması elbette hukuki bir haktır. Ancak bu durum, küçük yatırımcının sürekli değer kaybına uğradığı, sermayesinin eridiği ve piyasanın yalnızca şirketlerin finansman aracı haline dönüştüğü bir düzeni meşru kılmaz.

Sermaye piyasalarının temel amacı; şirketlere kaynak sağlarken yatırımcıyı da korumaktır. Eğer süreç yalnızca şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılayan, ancak yatırımcıların sürekli zarar ettiği bir yapıya dönüşüyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca şirketler değil, düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların işleyişidir.

Son dönemde bazı şirketlerde görülen sermaye piyasası işlemleri, bedelli sermaye artırımları, pay dönüşümleri, emanet hisse uygulamaları ve yatırımcıların yoğun tepki gösterdiği çeşitli finansal mühendislik yöntemleri; “Sermaye piyasaları kimin için var?” sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.

Küçük yatırımcı, şirketlerin ucuz finansman kaynağı değil; sermaye piyasalarının asli unsurudur. Yatırımcı güveninin zedelendiği bir piyasada ne sürdürülebilir büyümeden ne de sağlıklı sermaye piyasalarından söz edilebilir.

Bugün yatırımcıların sorduğu soru nettir: “Şirketler korunurken yatırımcı neden korunmuyor?”

Bu sorunun cevabını yalnızca şirket yönetimlerinin değil, piyasayı düzenleyen ve denetleyen kurumların da vermesi gerekmektedir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.