Connect with us

BANKA HABERLERİ

KARA PARA TRAFİĞİNDE BANKALAR SINIFTA KALDI

Yayınlanma:

|

Uyuşturucu Trafiği, Kara Para Trafiği son aylarda gündeme geldi ama özellikle bankacılık sektörünün içinde olup da mevduat hedefini bu paralar sayesinde tutturan bankalar hiç dillendirilmiyor. Sözde bankalar Şüpheli İşlemleri Şüpheli İşlem Bildirim ( ŞİB ) formu düzenleyerek MASAK’a ONLINE olarak bildiriyor ( 25.08.2014 tarihli, 29099 sayılı RG, Maliye Bakanlığı – Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ) ve her bankada bu bildirimleri yapan MASAK Sorumlusu var ama belli ki sistemde sorgulanması gereken ciddi açıklar var. Bunu nereden mi biliyoruz, suç şebekeleri ortaya saçılmadan bankalar bu para trafiği içinde olmasına rağmen niçin önleyemiyor. Bakıyoruz para trafiği listeleri yayınlanıyor benzer bankalar ve o bankaların aynı şubelerinde yoğunlaşma var, bu kadar tesadüf olma ihtimali için çok zorlama iyimser olmamız lazım. Bana göre acı ama bazı bankalar mevduat yakalamak için özellikle bu paraların peşinde koşuyor! ( Bankalar “biz bildiriyoruz MASAK işlem yapmıyor” der ise işin şekli değişir. Ama bu mazeret bile “şüpheli bulduğun müşteriler ile çalışmaya niçin devam ettin” sorusunu bankaya sorulmasını engellemez. )

Banka bildirimleri niçin düşük

Normal şartlarda şüpheli işlemleri yapan banka şubeden başlayarak yukarıya doğru MASAK’a uzanan bir hiyerarşide bildirimler yapılması yasal zorunluluk. Tabi çoğu işlem  Ticari İşlemler altında yapıldığı için acemi bir bankacının ya da ezbere verilen işlemleri sorgulamadan yapan personelin bunu yakalaması çok zor. Diğer bir zorluk; Bankalar maliyetleri düşürmek için tecrübeli eski personeli yeni çalışanlar ile değiştirdi. Yeni kuşak bankacılar sürekli HEDEFLEME MODELİ ile baskı altına alındığı için gelen mevduatı bırakın kaynağını sorgulamak sürekli mevduat bulduğu için övgü alınan bir sistem oluşturuldu. Bankacılık sektöründe bu ortamda şüpheli işlem tespiti nerede ise imkansız hale geldi. Her gün her saat bölgeler ”mevduat bulun” diye şubeyi mail trafiğine, tele-konferans  baskıları içinde mobbing düzeyine gelmiş durumda olan “MEVDUAT BULUN!” koşullarında kimse paranın kaynağını sorgulayacak durumda değil. Hatta şubesindeki hesaplarda kara para tespit edilip mahkeme kararı ile bloke eden banka yöneticileri “yaşasın belki de yıllarca bu para blokede kalacak mevduatım düşmeyecek” diye zil çalıp oynayacak duruma gelmiş. Bu ortamda kimse bankalardan Kara Para Bildirimi beklemesin. Bunu yapacak ellerinde ne tecrübeli personel, ne de sorgulayabilecek davranış modeli kaldı. Varsa yoksa “MEVDUAT BUL, ÜRÜN SAT” modeli içinde Kara Para Trafiğini yakalanması mümkün değil. ( Bankaların günlük işlem yapılan tutarları MASAK’a geçmeleri ayrı bir olay; somut olarak “bu işlem şüpheli, kaynağı belli değil” demek ayrı olay. Sorun ilkinde değil, ikinci kısımda gibi gözüküyor.)

Kara Para Aklama, Para, Euro, Çamaşırhane, Aklama

ABD ve AB’de Bankaların işbirliği daha yaygın

Başta ABD olmak üzere AB ülkelerinde Bankalar Mali Polis ve Kara Para Trafiğini takip eden birimlerin sorgu, denetim ve yaptırım modeli fazlaca gelişmiştir. Bazı bankalar suçüstü yakalanmış milyarlarca dolar ceza almaktan kurtulamamıştır. Bazı bankalar derken ismi duyulmamış kıyıda köşede olan bankalar değin bu kara para / kirli para trafiğine yakalanan bankalar uluslararası alanda faaliyet gösteren onlarca ülkede şube ağı olan bilindik bankalar suçüstü yakalandı. Yargı da gereğini yaptığı gibi işbirliğini tespit eden  CEO seviyesindeki bankacılar dahi tutuklamaktan çekinmediler. Yabancı ülkelerde “benim haberim yok şube personeli yapmış” kolay savunmasını yargı yemiyor. “O şartları sonuçta siz sağladınız, niçin kontrol sistemi kurmadınız” diye yakasına yapışıyor.

2000’lerden sonra ciddi tedbirler alındı

Karapara Aklama ve Terörizmin Finansmanını Önleme Standartlarını Değerlendirme Metodolojisi (Methodology For Assessing Compliance with Anti Money Laundering and Combating The Financing of Terrorism Standards – AML/CFT), ülkelerin kara para aklama ve terörizmin finansmanının önlenmesine yönelik olarak kabul ettikleri ve uyguladıkları hukuki, finansal, operasyonel ve uluslararası işbirliği kapsamındaki tedbirlerin değerlendirilmesinde kullanılmak amacıyla Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force – FATF) tarafından Şubat 2004 de yayınlandı. Merak eden bu kriterleri TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ – TBB sitesi başta olmak üzere her yerde olan bu bilgileri  araştırır kolayca ulaşır. Bu kriterleri en iyi bilmesi gereken bankacıların bile buna hakim olduklarını düşünmüyorum. Kağıt üzerinde bakarsanız bankalar tüm personele bu konuda eğitim vermiştir; o zaman “bu kadar kara para trafiği nasıl göz yumuluyor” cevabını bankalar bir zahmet verip kamuoyunu ikna etsinler. Yurt içinde kara para trafiğinde aracılık yapmaktan ceza alan banka hatırlamıyorum oldu ise de bu kamuoyuna açıklansın da bilelim vatandaş da ona göre çalıştığı bankayı değerlendirsin.

En basitinden başlayalım : Müşterini Tanı

Metodolojide finansal kuruluşlar için getirilen yükümlülüklerin en önemlilerinin başında “müşterinin tanınması” yükümlülüğü gelmektedir. Müşterinin tanınması, sadece hesap açma esnasında kimlik tespiti yapılması ve kimlik bilgilerinin muhafazası ile sınırlı bir yükümlülük değildir.

Bu yükümlülük; müşteri kabul politikalarının belirlenmesi, müşteri tanımlama programı hazırlanması, bunlara bağlı risk alanlarının tespiti ve gerektiğinde, şüpheli işlem bildirimleri için kriterler oluşturulmasını da içeren geniş bir tedbirler bütününü kapsamaktadır.

Bu cümleler TBB sayfasından alınma. Hangi banka sizce bu basit, temel ve ana kurala uyuyor sanıyorsunuz. Hepimiz bankalarda hesap açtı, hiç zorluk yaşadık mı veya bu yönde sorgulandık mı? Çanta çanta para götürdüğümüzde hangi bankacı bunu nereden buldunuz; kaynağı ne diye sordu mu? Sormadığı gibi siz şubeden çıkar çıkmaz ilk işi bölgeye genel müdürlüğe “şu kadar TL/USD yeni mevduat girişi oldu” diye mesaj çeker çekmez her taraftan tebrikler gelmedi mi; diğer şubelere “bakın yapan nasıl yapıyor” diye hakaret içeren mailler atılmadı mı sanıyorsunuz? Her ay en fazla mevduat girişini sağlayan personeller CEO ile kahvaltılara davet edilip fotoğraflar banka içinde paylaşılmadı mı? Hepsi yapıldı! Ama işler terse gidince bankadan ilk çıkarılan bilin ki alkışlanan o personel oldu! Sokaklarda ayakkabı boyarken nasıl oluyor da milyon dolarların havada uçuştuğu servetler ediniliyor kimse sorgulamıyor. Belli ki; herkes yağarken biz de pay alalım telaşı içine düşmüş. Kara Para Trafiğine yakalanan hangi banka/bankacı sorgulandı bu ülkede. Hangi CEO “senin bankanda kara para trafiği niye fazla” diye sorgulandı ya da görevinden alındı. Bunlar yapılanmadığı için ‘Kara Para’da Bankalar nerede diye soranlara cevabım net tam da göbeğindeler! Hazır lüks otel tatilcileri teşhir edilirken Bankacılar da açıklansa neler çıkar neler! İşler iyi giderken herkesin yüzleri güler ama rüzgar tersine döndüğünde herkes birbirini suçlayacağını tahmin temek zor değil.

POS TRAFİĞİNİ TAKİP ET KARA PARAYA ULAŞIRSINIZ?

Nerden mi başlanmalı bence önce Üye İşyeri -POS işlemlerinden başlanmalı. Buradan yola çıkarak işin içinde olan firmalar da, şahıslar da bankalar da kolayca tespit edilir. Bankaların POS komisyonlarının nereleden geldiğini tespit etmek yetmez, kara para işlemleri içinde olan tüm POS komisyonlarına da el konmalı. Bugüne kadar uygulandı mı:  HAYIR! Uygulanamlı mı, kesinlikle: EVET! POS komisyonlardan milyarlarca lira gelir elde eden bankaların bu işin içinde olmadığını iddia etmek ancak sektörün içinde olmayan insanları ikna eder! Bu işin üzerine gidilecek ise ana merkezlerden biri Kapalıçarşı olmalı! Altın trafiği incelenmeden Kara Para ile mücadele ciddiye alınmaz! Otel harcamaları; Kredi Kart Trafiği incelenmeden mücadele söylemi havada kalır! Hiç bir ticari geçmişi olmayan sıradan insanlar nasıl oluyor da milyonlarca dolar içinde yüzüyor! Kimse “normal” demesin!

Kadın, Dizüstü Bilgisayar, Para, Gelir, Dolar, Fatura

Kısaca; Bankacılık Sistemine bu yönde ciddi sorgulama; gerçekçi denetim ve yaptırım getirilmeden Kara Para da bitmez. Kara Para Trafiğinden direkt CEO ve Yönetim Kurulunu sorumlu tutmadan bu trafik bitmez! Uyuşturucu ticareti de terör finansmanı da bitmez! Bu işlere nereden başlayalım diyenlere cevabım net: Bankalardan başlayın! Banka CEO’larından başlayın! Yoksa Netflix – Kirli Para Belgeselinin yeni sezonunda kendimizi seyrederiz. Temel kurallardandır; “kötü para iyi parayı kovar“. Kara parayı kurtarıcı görürseniz, sıcak parayı tutamazsınız! Kara paranın bırakın piyasaya katkısını olanı yıkar geçer. Ne hukuk bırakır, ne iş ahlakı ne de sosyal barış. Çalışma yerine kolay paraya kazanma peşinde koşan bir halk oluşturursunuz. Kripto para pazarında Avrupa’da birinci dünyada dördüncü olmayı nasıl başardık sanıyorsunuz?

Erol TAŞDELEN – Bağımsız Ekonomist

www.bankavitrini.com yazarı

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.