Connect with us

GÜNCEL

KKM’den, kriptodan çıkan borsaya hücum etti

Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı tarihte ilk kez 3 milyonu geçti ve neredeyse her gün binlerce yeni hesap açılıyor. Yüksek enflasyon ve yatay seyreden kurda KKM’den ve kayıp yaşatan kripto dünyasından çıkan yatırımcının da yeni adresi borsa oldu.

Yayınlanma:

|

Yüksek enflasyon ve düşük faiz politikası yatırımcıların tasarrufları için bir getiri arayışına itti ve bu arayışta Borsa İstanbul alternatifsiz olarak öne çıktı. Son 5 ayda yüzde 90 yükselen BİST100 endeksi yılbaşından bu yana ise yüzde 143,6 getiri sağladı. Yüzde 85,5 tüketici enflasyonuna karşı reel getiri sağlayan yatırım aracı olarak öne çıkan Borsa İstanbul son dönemde kur korumalı mevduattan ve kripto paradan aradığını bulamayan yatırımcıların da yeni adresi oldu. Borsa İstanbul’da her ne kadar geçen hafta yatırımcıların sürekli uyarı yaptığı kar realizasyonlarının eşliğinde düşüşlere şahit olunsa da borsanın mevcut politikalar karşısında rakipsiz olması seçime kadar yükselişin sürebileceği izlenimini yaratıyor. Yatırımcıya kulaktan dolma, sosyal medya yorumlarıyla yatırım yapmamasını ve yüksek boyutlu dalgalanmalara karşı hazırlıklı olunmasını öneren analistler mutlaka bir çıkış stratejisinin de olması gerektiğine dikkat çekti.

Merkezi Kayıt Kuruluşu verileri pay piyasalarında yatırımcı sayısının tarihte ilk kez 3 milyonu geçtiğini ortaya koyuyor. Toplam toplam bakiyeli hesap sayısı da 17 Kasım 2022 tarihi itibarıyla 7.66 milyon oldu bu 2021 sonunda 6.33 milyon seviyesindeydi. Toplam yatırımcı sayısı 29.42 milyona, toplam hesap sayısı ise 57.75 milyona yükseldi. Pay piyasalarında hesap ve yatırımcı sayısı hızla artarken KKM’de ise yeni girişler durma noktasına geldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 11 Kasım itibariyle KKM’de haftalık artış yüzde 0,06 ile neredeyse sabit kalırken kurdaki değişimlerin yatay seyri ve bankaların KKM mevduatlarına politika faizinin en fazla 3 puan üstü faiz uygulayabiliyor olması yatırımcının KKM tercihinin azalmasına neden oldu.

Kripto piyasalarında ise son aylarda sert düşüşler yaşanıyor. Özellikle geçen yıl kasımda 67 bin dolar seviyelerinde olan Bitcoin’in şimdi 16 bin dolarlara kadar gerilemesi bazı kripto paralarda yatırımcıların büyük zararlar etmesi bu piyasadan da çıkışı hızlandırdı. MKK verileri de yılbaşından bu yana Borsa İstanbul’da portföy büyüklüğü artışında 45-54 yaş aralığı öne çıkarken, rekorların üst üste yaşandığı ağustos-ekim döneminde 25-39 yaş aralığı portföy artışında ilk sırayı alan yaş dilimi olduğunu göstermesi de kriptodan çıkan paranın da borsaya girdiğini gösteriyor.

 

UZMANLAR BORSA İSTANBUL’DA BUGÜNÜ VE GELECEĞİ DEĞERLENDİRDİ

■ KKM DÖNÜŞLERİ TAZE LİKİDİTENİN KAYNAĞI

DenizYatırım Strateji ve Araştırma Bölüm Müdürü Orkun Gödek: Yakın zamanda geride bıraktığımız üçüncü çeyrek finansallarının araştırma bölümleri açısından en dikkat çekici detayı, uzun bir aradan sonra sektör ve şirketler nezdinde uzlaşının bu denli yüksek olmasıydı. Dönemsel olarak öne çıkan turizm, havacılık gibi sektörlerin yanında, bankaların da regülasyonların ilk etkilerini yansıtmaları açısından yakından izlendiği bir dönem oldu. 2022 başlangıcındaki “yüksek enflasyonist ortam” ve “getiri arayışı” temalarının yılın geneline yayılır şekilde devam ettiği bir süreçten geçiyoruz. Merkez Bankası’nın yeniden başladığı faiz indirim süreci ve muhtemelen tek hane politika faizine gidiyor olmamız da yerel varlıklarda hisse senetlerinin öne çıkışını destekliyor. Burada dikkat etmemiz gereken kısım şu; eylülde yaşanan yüksek volatilite ve sert değer kayıplarının ardından BİST’in moral tazeleyerek güçlü şekilde geri dönüş yapmış olmasını önemsemek gerekiyor. Bu tarz enflasyonist ve getiri arayışının arttığı ortamlarda hedef seviyelerden ziyade varlıklar arası geçişin sürdürülebilirliğine odaklanmak daha doğru bir yaklaşım oluyor. 2023’te mayıs ya da haziran aylarında gerçekleştirilecek olan seçimlerin de artık yavaş yavaş fiyatlamalar içerisine girmeye başladığını düşünebiliriz. Meşhur “seçim rallisi” kavramının hangi kısmında olduğumuz şu an için tartışmalı olabilir. Ancak, kuşkusuz daha ağır şekilde fiyatlamalarda hissedilecek. Emsallerimiz olan gelişmekte olan ülke piyasalarında seçim süreci fiyatlamaları genellikle 5-6 ay öncesinde başlar ve zaman aralığı daraldığında konsolide olma düşüncesi öne çıkar. Yine KKM dönüşlerindeki lira likiditesinin de nispeten yatay seyreden kur karşısında BİST’e yönelmesi yabancı yatırımcı oranının yüzde 29’lara gerilediği tarihi düşük seviyeler ortamında yerli kanalından taze likiditenin kaynağı olduğunu görüyoruz. Eylül sonundaki dip seviyelerden TL bazında endeksin yüzde 50’ye yakın hızlı toparlanışı kuşkusuz kar realizasyonu beklentilerini de destekliyor. Ancak, gerek VİOP cephesinde teminat tamamlama çağrılarının düşük seviyelerdeki seyri gerekse günlük bazda toplam işlem hacmine oranla yüzde 20’lere yaklaşan açığa satış oranlarına rağmen endeksin güçlü kalmaya devam etmesi ağırlıklı beklentinin tek yönlü, yükseliş tarafında şekillendiğini gösteriyor. Bu, aynı zamanda risk. Bir miktar realizasyonun hareketin devamı açısından da sağlıklı olduğunu düşünerek hisse senetlerinin yerel varlıklarda ön planda kalmaya seçim sürecinde en az 4-5 ay daha devam edeceğini değerlendiriyoruz. Sonrası sürece yönelik konuşmak için henüz erken olabilir. Yakın dönem içerisinde bankacılık sektörü hisselerinin ralliye katılımda tam olarak rol üstlenememeleri nedeniyle biraz daha öne çıkmaları beklenebilir. Henüz dış varlık fiyatlamalarını konuşmamız içerisine dahil etmemiş olmamız da olası her pozitif gelişmenin ek katkı sağlayacağı anlamına geldiğini eklemek isterim.

■ KULAKTAN DOLMA BİLGİ YERİNE FON YATIRIMI

Fortuna Capital CEO’su Dr. Altuğ Özaslan: Borsada yükselişin seviye olarak nereye gideceğini kestirmek zor ama en azından şubat sonuna kadar hatırı sayılır ölçüde bir yükseliş hareketinin devam etmesini bekliyorum. Arada sert düzeltme hareketleri olacaktır, bu hem yükseliş trendinin doğasında var hem de endeksteki yükselişinin önemli bir kısmının birkaç tane büyüme hissesi ile gerçekleşmesi sebebiyle bu düzeltmenin olmasını daha sağlıklı buluyorum. Yeni gelen 250 bin yatırımcının da Türkiye’nin ortalama finansal okuryazarlık seviyesinde ve ortalama yatırım bilinci seviyesinde olduğunu varsayarsak, hareketten ziyade hisse senedi seçimlerinin ve belli başlı hisse fiyatlamalarının sağlıklı olup olmadığı tartışılmalıdır. Ülkemizde, çok takdir ettiğim ve çok başarılı bulduğum hisse yoğun fonlar var, ben yatırımcıların kulaktan dolma bilgiler yerine bu fonlar aracılığıyla yatırım yapmalarını tavsiye ederim. TEFAS üzerinden bu tip fonları rahatlıkla bularak yatırım yapabilirler. Böylece de fonların hisse dağılımı dahilinde Borsa İstanbul’a yeni girişler de tabana yayılır ve bu yükseliş trendi daha sağlıklı hale gelir. Aksi takdirde üzücü sonun bir gün bazılarımız için kaçınılmaz olacağı aşikardır.

■ ÇIKIŞ STRATEJİSİNİ OLUŞTURARAK GİRİŞ YAPILMALI

İnfo Yatırım Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası Genel Müdür Yardımcısı Ergün Tekgül: Piyasanın yükselişi sağlıklı mı göreceli bir soru. Piyasada getiri arayışı rallisi var, enflasyon rallisi değil. Eksi reel faiz olduğu için yatırımcılar getiri arayışında. Yabancı oranı yüzde 30’un altına geldi ve yüzde 70’in üzerinde yerlinin hakimiyeti var. Yurtdışından tamamen kopuk borsa. Her şey borsanın arkasından esiyor, karşısında koşmamak gerekiyor bu rüzgarın. Bu trendin içinde olmak gerekiyor. Borsanın güç endeksi tek başına yeten koşul değil tabii ki ama 1 sene içinde üç defa bu bölgeden aşırı alım bölgesine geldik. Şimdi yine o bölgedeyiz. Bu sefer olur mu neresinden olur bilemiyorum. Risk algısı düşük olan yatırımcılar için ne olursa olsun belli oranlarda trendin içine kalıp ancak çıkışı belirleyerek pozisyonlarını sürdürmeleri gerekiyor. Bu önemli ralli kopmamak içinde olmak gerekiyor ama oluşabilecek sorunlara karşı da tedbirli olmak gerekiyor.

■ SOSYAL MEDYADAN YORUMLARLA İŞLEM YAPILIYOR

ÜNLÜ & Co Araştırma Bölümü Direktörü Tolga Kudaloğlu: Yüksek enflasyon ortamında alternatif yatırım araçlarının olası getirilerinin sınırlı görünmesi nedeniyle BİST’in yatırımcılar için cazibesini koruyacağını ve ön planda kalacağını tahmin ediyoruz. Bu doğrultuda yılsonuna kadar olan dönemde endeksin 5 binli seviyeleri görmesini, seçim öncesi dönemde ise 6 binli seviyelere doğru hareket edebileceğini tahmin ediyoruz. BİST’te yabancı payı tarihi dip seviyelerde. Dolayısıyla 2022 yılında getirisi %150’ye yaklaşan BİST’teki yükseliş, yerli yatırımcıların artan katılımıyla sağlanıyor görünüyor. BİST’e yeni katılan yatırımcıların piyasa ve şirketlerle ilgili bilgisinin nispeten sınırlı olduğu göz önüne alındığında, özellikle sosyal medyada yapılan yorumların dikkate alınması ve buna göre işlem yapılması, belirli hisselere olan ilginin yüksek kalmasına neden oluyor; ancak bunun sağlıklı bir yatırım kararı olmadığını düşünüyoruz. Gelecek dönemlerdeki beklentileri güçlü olan hisselere daha fazla ilgi olması normaldir ancak burada temel analize göre hesaplanan şirket değerlemelerinin de mutlaka göz önüne alınması gerektiğini düşünüyoruz. Borsanın mevcut politikalar doğrultusunda seçim öncesi dönemde rakipsiz görünmesi nedeniyle yeni yatırımcıların borsaya geliyor olması şaşırtıcı değil. Burada önemli olan yatırımcıların bir şirketin hisse senedini yatırım yaparken, o şirkete ortak olduklarını ve şirketin gelecek dönemlerdeki yatırım, büyüme, kar vs. beklentilerini satın aldıklarını mutlaka göz önünde bulundurarak, kısa süreli kazançlar yerine uzun vadeli yatırım mantığıyla hareket etmeleridir. Borsada volatilitenin arttığı dönemlerde kısa vadeli düşünen yatırımcılar zararlarla karşılaşabilir, ancak yatırım stratejisini uzun vadeli olarak belirleyen yatırımcılar daha düzenli bir gelir edebileceklerdir. Ayrıca bu noktada, finansal okuryazarlığın artması ve yatırımcıların yatırım yaptıkları şirketlerin raporlarını ve şirketlerle ilgili haber akışını takip etmeleri de sağlıklı bir yatırım stratejisi açısından önem taşımaktadır.

■ YATIRIM KARARLARI OLUŞTURULURKEN TEMKİNLİ OLUNMALI

Global Menkul Değerler Kıdemli Stratejist Muammer Demir: BİST100 endeksine teknik olarak bakıldığında, kısa vadede 4500 seviyesini önemsemeye devam ediyoruz. Bu seviye üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda, risk iştahının seyrine bağlı olarak, koşulların değişmemesi halinde, kısa vadede 4660- 4780 bölgesine doğru hareketlerin hız kazanabileceğini öngörüyoruz. Olası kar realizasyonları ya da düzeltmelerin gündeme gelmesi durumunda ise kısa vadede 4380-4300 destek bölgesi olarak izlenebilir. Son dönemde orta vadeli teknik göstergelerde güçlü görünüm devam etse de bazı kısa vadeli teknik göstergelerin aşırı alım bölgesinde seyretmesi kar realizasyonu ya da düzeltme riskinin yükseldiğini işaret etmeye devam ediyor. Özellikle, enflasyonist koşullarda yatırımcıların alternatif getiri arayışı söz konusu olabiliyor. Finansal enstrümanlar içerisinde bakıldığında, BİST100 endeksinin yıllık bazda enflasyon üzerinde getiri performansı sergilemesi yatırımcı/yatırımcı adayları arasında ilginin kısa vadede hisse senedi piyasasına yoğunlaşmasını destekliyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve Veri Analiz Platformu (VAP) tarafından derlenen verilere göre toplam bakiyeli hesap sayısı 17 Kasım 2022 tarihi itibarıyla 7,66 milyon oldu (2021 sonu: 6,33 milyon). Aynı tarih itibarıyla toplam yatırımcı sayısı 29,42 milyona, toplam hesap sayısı ise 57,75 milyona yükseldi. Pay senedi piyasasındaki yatırımcı sayısındaki artışın ilerleyen dönemde sermaye piyasasının gelişimi açısından önemli olabileceği kanaatindeyiz. Bununla birlikte, son dönemde fiyatlama davranışlarında yaşanan geniş dalgalanma ve yüksek volatilitede dikkate alındığında, yeni katılan yatırımcı/yatırımcı adaylarının yatırım kararlarını oluştururken daha temkinli/ihtiyatlı davranmaları gerektiğini öngörüyoruz. Bu bağlamda, yatırımcı/yatırımcı adaylarının çalıştıkları aracı kurumdan profesyonel destek alabileceklerini belirtmekte fayda var.

■ FONLARIN GETİRİSİ BİST100’Ü AŞTI

FonTurkey Kurucusu Onur Duygu: Yatırım tecrübeleri ve piyasa konusundaki uzmanlıklarıyla fon portföy yöneticilerinin BİST100 üzeri performans sağlayabildiğini geçmiş getirilerden görmek mümkün. Yılbaşından itibaren bakıldığında, BİST100 %134 getiri sağlarken aynı dönemde aktif olan 67 hisse senedi fonunun 42’si BİST100 üzerinde getiri sağladı ve tüm hisse senedi fonlarının getiri ortalaması %141 olarak gerçekleşti. Bu fonlar içinde aktif yönetilen fonların yanı sıra belirli bir endekse yatırım yapan (örn. BİST100, BİST30, Temettü25, Katılım) fonlar da mevcut. Yani yatırımcılar fonlar vasıtasıyla, farklı alternatiflerde hisse senedi yatırımı yapıp, çeşitlendirmeye gidebilir. Fonlar tarafında yatırımcılar için en büyük avantaj, sürekli ekran başında piyasa izleyip alım/satım kararının bilişsel yükünü çekmemek diyebiliriz. Fonlar günlük fiyat açıklayarak sürekli piyasa takibine ihtiyaç duymadan ve piyasa zamanlaması (hisse senedini yüksekten satıp düşükten almak) için strese katlanmadan hisse senedinden getiri elde etmenizi sağlıyor. Bir diğer önemli husus ise, fonlar içeriğinde birden fazla hisse senedi bulundurdukları için hangi hisse senedine yatırım yapılacağı ve riski dağıtma konusunda da yatırımcının işini kolaylaştırıyor. Son olarak hisse senedi alım/ satımında olduğu gibi hisse senedi fonlarında da elde edilen kazançlar için stopaj %0.

■ İLGİNİN TEMELİNDE YÜKSEK ENFLASYON YATIYOR

Marbaş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru: Geçen sene kasımda günlük ortalama 40 milyar TL olan BİST Tüm endeksi işlem hacmi bu sene kasım ayının ilk yarısı itibariyle günlük ortalama 118 milyar TL olarak gerçekleşti. Yatırımcı sayılarına baktığımızda MKK tarafından yayınlanan verilere göre 290.000 adet olan 100.000 TL üzeri bakiyeli pay senedi yatırımcı sayısı bu sene ekim itibariyle 610.000 kişiyi aştı. Önümüzdeki dönem için hızlanmasını beklediğimiz halka arz takviminin de yatırımcı sayısı bakımında piyasa ilgisini arttırmasını bekliyoruz. Bu ilginin temelinde ise 1 yıldır içinde olduğumuz hiper enflasyon ve tasarrufların değerlendirilmesi noktasında meydana çıkan alternatifsizliğin olduğunu düşünüyoruz. Borsanın alternatiflerine bakınca gayrimenkul piyasasına krediye erişim noktasında yaşanan sorunlar ve fiyat seviyelerinin geldiği nokta itibariyle erişim sorunu var. Döviz bir süredir sabit, KKM veya mevduat mevcut enflasyonda yatırımcıyı tatmin etmiyor, geriye bir süredir yatırımcısına enflasyon üzerinde kazandırabilmiş bir pay piyasası kalıyor, son dönemde erişim de kolaylaştı, insanlar akıllı telefonlarından hesap oluşturup dakikalar içerisinde işleme başlayabiliyorlar. Son 1 yıllık yükselişte sadece borsa konusunda tecrübeli olan yatırımcıların değil, piyasa yeni gelmiş finansal okuryazarlığı sınırlı olan yatırımcıların da para kazanabildiğini düşünüyoruz. Bu konuda daha önce regülatör kurumların yatırımcıların korunması kapsamında aldığı önlemlerin katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bu da yeni hesap sayıları noktasında kartopu etkisi oluşturuyor. Son 10 -15 yıl ortalama enflasyon %10 – %15 seviyesinde yaşandığı için piyasaların bu seviyede yükselmesine alışık değiliz ve bu yükseliş nereye kadar devam eder sorusunu çok alıyoruz. Cevabı için ise 90’lı yıllarda bakmak gerekiyor. 89 – 99 döneminde yıllık ortalama enflasyon %77 iken bu 10 yılda İMKB endeksi 1.300 kat yükselmiş. Yani hareketlere nominal değil reel bakmak gerekir. Mevcut makro kompozisyon içinde piyasadaki yukarı hareketin devamını ön görüyoruz.

■ MODA DİYE RASTGELE YAPILAN YATIRIM HÜSRANLA SONUÇLANIR

FODER YK Başkanı Attila Köksal: Geçmiş yıllarda mali sistem içindeki Türk hanehalkı yatırımlarının yaklaşık 1/3’ü Türk Lirası mevduatta, 1/3’ü döviz mevduatta, kalanı da altın, nakit, repo, bireysel emeklilik hesapları ve yatırım fonlarındaydı. 2021 yılı içinde başlayan düşük faiz-yüksek enflasyon süreci yatırımcıların Türk Lirası mevduat hesaplarındaki birikimlerinin büyük bir bölümünü önce döviz ve altına, daha sonra da kur korumalı mevduata ve bir miktar da hisse senetlerine yönlendirdi. Son dönemde kurların yatay seyretmesi kur korumalı mevduatın cazibesini azaltınca hisse senetlerine ilgi daha da arttı. MKK verilerine göre Borsa İstanbul’daki hisse senedi yatırımcısı sayısı 2022 yılı içinde 600 bin kişinin üzerinde artış göstererek yaklaşık üç milyon seviyesine geldi. Sermaye piyasasında yatırımcı sayısının artması memnuniyet vericidir ama bu artışın doğal yollardan değil de, yatırım alternatifi olmayışından kaynaklanıyor olması düşündürücüdür. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da yabancı yatırımcıların borsamızdaki paylarının tarihi düşük seviyelere gerilemiş olmasıdır. Yurtdışında faizlerin yükselmesi Nasdaq, S&P gibi endeksleri %30’lara yakın oranlarda düşürmüş iken ve birçok gelişmekte olan ülke piyasaları faiz yükselişinden olumsuz etkilenirken bizim piyasamızdaki bu yükseliş, özellikle bazı hisse senetlerinde gözlenen aşırı değerlenmeler uzmanları endişelendirmektedir. Seçim süreci içinde borsa “alternatifsizlikten dolayı” yükselmeye devam edebilir. Ancak bu sağlıklı bir yükseliş değildir. Sosyal medyada “temettü yatırımcılığı” ve “uzun vadeli yatırımcılık” çerçeveleri altında vatandaşları bir veya birkaç hisseden oluşan yatırımlara yönlendiren gruplar gözlemliyoruz. Uzun vadeli bir perspektifle sermaye piyasalarına yapılan yatırımlar olumlu sonuçlar doğurur ancak bunların belli bir plan çerçevesinde, sağlıklı bir varlık dağılımı ile yapılmaları gerekir. Günün modası olan hisse senetlerine, rastgele yapılan yatırımların genelde hüsranla sonuçlandığını tarih bize defalarca göstermiştir.

Şebnem TURHAN- ekonomim.com

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Erol Taşdelen

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU

Yayınlanma:

|

Yazan:

Merkez Bankası açıklamasına bakarsak, “2021 yılı Aralık ayında “liralaşma stratejisi” kapsamında yabancı para mevduattan Türk lirası mevduata dönüşümü desteklemeye başlamış ve Türk lirası mevduat tercihinin güçlenmesi yönünde önemli bir adım atmıştır. Devreye alınan bu uygulama neticesinde banka bilançolarındaki Türk lirası payı artarken, bankaların fonlama vadesi uzamış ve uygulama banka bilançolarını güçlendirerek finansal istikrarı desteklemiştir” şeklinde, bankaların Dövize talebin kısılması ve TL’ye dönülmesi için seri şeklinde yaptırımlar uygularken ana gerekçe %70’lere kadar ulaşan Dolarizasyonun önünün alınması olarak belirtiliyor. Kur Korumalı Mevduat – KKM’nin ana mantığı ve savunması da dolarizasyonun önüne geçmekti. Vergilerden Hazine aracılığı ile ve Merkez Bankasından ödenen tutarları göz ardı edersek kısmen başarılı oldu da!

Bankalara yaptırımla o kadar arttı ki “Serbest Piyasa Ekonomisinden” uzaklaşmak; “Kontrollü Piyasa” kurallarının uygulamaya konduğuna yönelik eleştiriler de kendiliğinden geldi. Bankaları temsil eden Türkiye Bankalar Birliği’nin yaptırımlara yönelik sesi çıkmayınca bazı banka CEO’ları da kişisel çıkış yapmaya başladı. Özellikle Kasım sonundaki iki Genel Müdür-CEO’ların söylemleri son dönemdeki yaratılan havanın bankalar üzerinde nasıl bir ortam yarattığı konusunda da ip uçları verdi.

Kasım ayı sonunda; Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın “TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini” sözleri ile rahatsızlığı dile getirdi. Aran sözlerinde, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler” ifadeleri de yer aldı.

Aynı günlerde; Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de benzer ifadeler kullandı. Ateş, son dönemde bankaların yurt dışından getirdiği döviz miktarında 69 milyar dolarlık devasa azalma yaşandığını belirterek, “Bizim bu dövize ihtiyacımız var. Sermaye hareketlerini asla kısıtlamayıp ferah bırakmak zorundayız” beyanında bulunarak; “Sermaye hareketlerinin Türkiye’de daima serbest olma zarureti vardır. Türkiye olarak sermaye hareketlerini asla kısıtlamayıp ferah bırakmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

TL MEVDUATI %50 ALTINA ÇEKEMEYEN BANKALARA CİDDİ CEZALAR GELDİ

Banka CEO’larını rahatsız eden durum TCMB’nin açıkladığı başta Döviz Mevduat ile ilgili cezai uygulamalar olduğu kesin.

TCMB nezdindeki zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında döviz olarak tutulan tutarlar üzerinden tahsil edilmek üzere yıllık %5 oranında belirlenen ve yıl sonuna kadar dönüşüm oranlarına göre farklılaştırılan komisyon uygulamasına 23 Aralık itibarıyla son verilmesine karar verildi.

Bankalar TL mevduat payı %50 altında kalırsa %8, %50-60 arasında ise %3, %60 üzerinde ise %0 komisyon ödeyecek.

Bankaların ayrıca TL mevduat payının toplam içindeki payına göre tahvil karşılığı ayırma yükümlülükleri de bulunuyor.

Bu düzenleme ile bankaların bugünkü koşullarda TCMB nezdinde 50 milyar TL civarında ek komisyon cezası ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Bankaların yılın on ayında 335 milyar TL Net Kar açıkladığı düşünüldüğünde; yıl sonu oluşacak tahmini 450 milyar TL’lik karlılığın %10’a yakın cezayı komisyon olarak ödeme durumu ile karşı karşıya kalmış durumdalar. Bankaların Vergilerinin % 20’den %25’e çıkarıldığı düşünüldüğünde ödenecek verginin yarısı kadar ceza komisyon ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaları CEO’lar özelinde bankaları ister istemez rahatsız ediyor.

Değişiklikler tesisi 6 Ocak 2023 tarihinde başlayan 23 Aralık 2022 hesaplama tarihinden itibaren geçerli olacak. Asıl rahatsızlıklardan biri de Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın belirttiği TL Mevduat hedefinin tutulması için müşterilere döviz bozulması için baskı yapılması yönünde, sahada karşılığının ağır olabileceği ve müşterilerin olası kur hareketliliğinde zarar edebilme potansiyeline aracı olma rahatsızlığı ciddi kaygı uyandırmış durumda.

TL MEVDUAT HEDEFİ TUTAN BANKA VAR MI?

Başta şunu belirtelim ki Toplam Mevduatının %60’ı  TL mevduat olup da hiç komisyon cezası ödemeyecek banka yok gibi. En azından aşağıda benim incelediğim bankalar arasında TL mevduat oranı %60’ın üzerinde yer alan banka yok. O zaman %50 üzerinde olup da %50-60 arasında yer alan bankalar %3 komisyon banko gibi. Asıl sorun %50  altında kalıp %8 komisyon cezası ödeyecek olan bankalar.  O zaman bankalarda daha yakından bakalım.

ÖZER YERLİ VE YABANCI SERMAYELİ BANKALARIN DURUMU NASIL?

TCMB, toplam mevduat içinde TL mevduatın payını %50’nin üstüne çıkaramayan bankaların zorunlu karşılıklarına %8 komisyon uygulayacak. Özel yerli ve yabancı sermayeli bankalara baktığımızda komisyon cezası potasına girmeyen banka nerde ise yok gibi.

Bankaların yayınladıkları 2022 üçüncü çeyrek ( 30.09.2022 ) mali verilerine göre; örneğin dört büyüklerden sadece YAPI ve  KREDİ BANKASI Toplam Mevduat içinde TL Mevduatın payı %50,8 burun ucu ile %8 cezadan kurtulup %3 komisyon cezası alırken; AKBANK’ın TL Mevduat oranı %45,1 olurken; GARANTİ BBVA % 44,3 seviyesinde; T.İŞ BANKASI ise % 38,7 gibi bir oranda TL Mevduata sahip.

Komisyon cezası ödememeye en yakın banka ise ANADOLUBANK. Zira ANADOLUBANK’ın TL Mevduat oranı %57 ve %60’lık orana en yakın banka konumunda. Orta ölçekli bankalardan TEB ise %53,4 orana sahip.

KATILIM BANKALARINDA DURUM NASIL?

2022 üçüncü çeyrek mali verilere göre; Katılım bankalarından ZİRAAT KATILIM %50 üzerinde TL oranı mevduata sahip tek banka konumumda ve %52,6 orana sahip. VAKIF KATILIM %44,8 orana sahipken diğer Katılım Bankaları %40 altında yer alıyor. En az TL Mevduat oranı %31,7 ile EMLAK KATILIM olurken; KUVEYT TÜRK’ün oranı %35,1 düzeyinde.

KAMU BANKAALRINDA DURUM NASIL?

Kamu bankaları diğer bankalara göre biraz daha rahat durumda. Fakat üç kamu bankası de TCMB’nin hedeflediği %60’lık TL Mevduat oranının altında yer alıyor. Kamu Bankalarından HALKBAK ve VAKIFBANK %52,8 oranda seyrederken %50’nin altında yer alan banka ise %46,9 ile T. ZİRAAT BANKASI oldu.

SEKTÖR ORTALAMASI NASIL?

BDDK’nın 2022 / 9.ay sektör verilere göre Bankalardaki Toplam Mevduatın %46,3’lük kısmı TL Mevduat olarak bulunurken onuncu ay olan Ekim ayında %1’lik artış ile %47,3’lük seviyeye yükselmiş durumda. Bu oranlar ise TCMB’nin liralaşma stratejisi”nde hedefi olan %60’ın oldukça gerisinde bulunuyor. Kur Korumalı Mevduat – KKM’deki artışın durması hatta kan kaybederek azalmaya başlaması ile Dövize oluşacak talebin, Borsa ve Altına yönelmesi için büyük gayret var. Zira, KKM’deki kur karının azalması hatta ortadan kalkması buradaki yatırımcıları da arayış içine itmiş durumda. KKM’de 2 Aralık itibarıyla biriken 1 trilyon 463 milyar TL’lik tutar döviz üzerinde ciddi tehdit oluşturuyor ki; 25 Kasım – 2 Aralık arasında KKM’de 7,8 milyar TL çıkış söz konusu.

KKM ile ucuz maliyetli para toplayıp faiz yükünü Hazine ve Merkez Bankası üzerine yıkan bankalar ses çıkarmazken iş cepten para çıkışa gelince rahatsız oluyorlar. Şu ana kadar Katılım Bankaları dahil Hazine aracılığı ile ödenen Kar Payını helalliği ile ilgili bir açıklama duymadık. Diyanetin bile KKM’lerde taraf olduğunu ibretlikle izledik. Faizsiz İslami Bankacılık Danışma Kurulu‘nun hangi gerekçeler ile Halkın vergilerinden geliri oluşan Hazine’nin ve Merkez Bankasının KKM hesaplarına yaptığı ödemeler için  “icazet belgesi uygunluğu”  verdiğini merak ediyorum, yayınlarlar ise sevinirim.

BANKALAR TL MEVDUATI ARTIRMAK İÇİN NELER YAPIYOR?   

TL mevduatta ciddi yığılma olan bankalardan İŞBANK gibi bankaların bizzat CEO ağzından, “müşterilere bu yönde baskı yapmayacaklarını ve müşteri tercihlerine saygı göstereceklerini”  belirtmesinden bu yönde bir çalışma için eğirmeyeceğini öğrenmiş olduk. Şubelerde müşterilere yönelik bu yönde bir baskı ve ikna konuşmaları da yok. Fakat diğer bankalarda durum bu kadar net değil. Başta Kamu ve Katılım Bankaları olmak üzere çoğu bankada Dövizden TL’ye dönülmesi için müşteriler üzerinde baskı yaratılmış durumda. Bu da genelde son bir yılda döviz kurlarının sabit kalması, fazla kar edilmemesi üzerinden yapıldığı gibi ağırlıklı KKM hesapları açılması yönünde müşteriler ile telefon trafiği artmış durumda. Ticari tarafta da “dövizi bozdurup KKM hesap acıkarak döviz tutarını garanti altına almalarına karşılık %11-12 oranlarında TL Kredi verilebileceği görüşmeleri artmış durumda” bunu yaparlarsa müşterilerin faiz giderini vergilerden düşeceği için vergi avantajı vs de kazanacağı dile getirilirken son aylarda olmayan bir yıl vadeli spot krediler de bu tür kredilerde sunulan seçeneklerden. Ticari müşteri bu sayede %11-12’den kredi kullanmış oluyor. KKM sayesinde Döviz Mevduat TL muhasebeleştirilerek bankaca kamufle ediliyor; müşteri ucuz ve bir yıl vadeli krediye ulaşıyor; KKM hacmi düşmediği için ( hatta arttığı için ) Hazine ve Merkez Bankası memnun oluyor. Bankanın TL mevduatı arttığı için ödeyeceği ceza komisyonu düşüyor. Oyunda mutlu son kısaca ama kağıt üzerinde bu; fiili olarak değişen bir şey yok aslında. Mevduatın yapayı olur mu oluyor işte!  Üstelik KKM yapmayacaksa TL mevduata %30’lara kadar faiz teklif edilebiliyor. TL mevduat faizlerin uçacağı; Döviz Mevduata eksi faiz uygulanacağı döneme girmek için köprüden önce son çıkıştayız biline. Mevduatta kampanya ayağına %29 ile cam kuleye ilk taş atıldı devamı gelir artık!

KREDİLERDE MERKEZ BANKASININ HEDEFİ AŞILDI

Merkez Bankası 20.08.2022 tarihli Resmi Gazete’nin 31929 sayısında yayınladığı 2022/23 nolu Tebliğ ile;“30 Aralık 2022 tarihi itibarıyla 29 Temmuz 2022 tarihine göre yüzde 10 kredi büyüme oranını aşan kredi tutarı kadar menkul kıymetin bir yıl boyunca tesis edilmesi” cümlesi bankalar için ciddi fren göreceği bekleniyordu ama bankalar, yukarıda anlattığım KKM’li nakit karşılıklı Krediler ile bu yaptırımı da aşmışlar gibi gözüküyor.

29 Temmuzda bankalardaki kredi hacmi 6 trilyon 494 milyar TL idi. Demek ki 2022 sonuna kadar 650 milyar TL kredilerde büyüme alanı vardı. 5 Aralık itibarıyla Kredi hacmi 7 trilyon 294 milyar TL ve bankalar 29 Temmuzdan sonra 800 milyar TL kredilerde büyümüş. Başka bir ifade ile bankalar yıl sonu hedefini kredilerde  150 milyar TL aşmış durumda. Piyasa kredi için iyice sıkışmışken bu yöndeki yaptırım nedeni ile bazı bankalarda Aralık sonunda kredilerde küçülme de yaşayabiliriz.

Erol TAŞDELENEkonomist, Bankacılık Uzmanı     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

ZİNCİR MARKETLER KİME AİT?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Zincir marketlerle ilgili yürütülen “fahiş fiyat” tartışması derinleşerek devam ediyor.

Hükümet yetkilileri ve Milliyetçi Hareket Partisi, bu tür marketleri ürünlerine çok sık zam yapmakla eleştirirken şirketler yüksek enflasyon oranlarına işaret ediyor.

Aslında tartışmalar yeni değil.

Örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Eylül 2021’deki ABD gezisinde, “Bu beş tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor” açıklamasını yapmıştı.

Konu son günlerde ise Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin zincir marketleri hedef alan açıklamalarıyla gündeme taşındı.

Bahçeli, 22 Kasım’daki konuşmasında “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Yaklaşık bir hafta sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu marketleri eleştirdi ve fiyat farklılıklarını gidermek için Fiyat İstikrar Komitesi kuracaklarını söyledi.

BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç ise Gıda Perakendecileri Derneği başkanlığı görevinden istifa etmeden önce eleştirileri reddederek üretimde maliyet enflasyonuna dikkat çekti.

Aykaç, Bahçeli’ye gönderme yaparak, “FETÖ örgütü ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler” dedi.

Son günlerde zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

Açıklama, MHP’nin tepkisini çekti.

Bu süreçte ŞOK Marketler’in, Galip Aykaç’ı dernek başkanlığından istifaya çağırdığına dair bir yazışma basına sızdı.

Galip Aykaç, 4 Aralık günü Gıda Perakendecileri Derneği Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Son günlerde farklı kentlerde bazı zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

6 Aralık’ta Rekabet Kurulu, zincir marketler hakkında, ‘Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri yönündeki iddialar üzerinden soruşturma başlattı.

7 Aralık’ta, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, zincir marketlere ilişkin yeni bir düzenleme geldi.

Bu yönetmelik değişikliğiyle 200’den fazla şubesi olan zincir marketlere fiyat takibi ve şube bilgilerine yönelik verileri Bakanlıkla paylaşma zorunluluğu getirildi.

Peki bütün tartışmaların odağındaki zincir marketlerle ilgili neler biliniyor?

BBC Türkçe, söz konusu marketlerden en büyük beşinin sahiplik yapısı, son dönemdeki kâr bilgileri ve piyadaki büyüklüklerini inceledi.

BİM

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

Kurucuları arasında Mustafa Latif Topbaş, Cüneyt Zapsu, Aziz Zapsu, Yasin Kadı gibi isimlerin olduğu BİM, 1995 yılında 21 mağaza ile faaliyete başladı.

Zaman içinde sermaye sahipliği ve yönetim kurulu yapısı değişti.

Şirketin internet sitesinde yer alan bilgilere göre grup, 2021 sonu itibariyle 9 bin 451 market sayısına ulaştı.

File Marketleri de BİM’in bir projesi olarak faaliyet gösteriyor.

File ile birlikte mağaza sayısı 9 bin 611.

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

BİM, yurt dışında Fas ve Mısır’da faal durumda.

Fas’ta 2021’de 578, Mısır’da ise 300 mağazası bulunuyor.

Türkiye, Fas ve Mısır’daki toplam mağaza sayısı 10 bin 489 yapıyor.

BİM sitesinde, 2021 yıl sonu itibariyle 3 bin 723’ü ofis, 6 bin 437’si depo ve 60 bin 37’si mağazalarda olmak üzere toplam 70 bazı 197 kişinin çalıştığını bildiriyor.

Kamu Aydınlatma Platformu’nun (KAP) verilerine göre BİM’in hisselerinin yüzde 15,15’i Merkez Bereket Gıda şirketine ait.

Naspak Gıda şirketi ise BİM hisselerinin yüzde 11,30’unu elinde tutuyor.

Bu iki şirket Topbaş ailesinin farklı üyelerinin yönetiminde bulunuyor.

BİM hisselerinin yüzde 71,03’ü halka açık, yüzde 2,52’si halka kapalı.

Yönetim Kurulu’nun başında Mustafa Latif Topbaş bulunuyor.

BİM, 2022’nin ilk dokuz ayında yaklaşık yüzde 109 oranında bir artışla, 4,8 milyar TL kâr elde etti.

A101

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.

2008 yılında kuruldu.

BİM’in kurucuları arasında yer alan ancak daha sonra BİM’den ayrılan Cüneyt ve Aziz Zapsu, A101’in kuruluşunda da önemli rol oynadı.

Turgut Aydın’ın kurucusu olduğu Aydın Grup’un 2009’da A101’e dahliyle yeni bir süreç başladı.

2014’te Aydın Grup A101 şirketindeki payını yüzde 79’a yükseltti.

Ağustos 2016’da, Gülen yapılanmasına finansal destek sağlama iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında, dönemin A101 Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Aydın ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Yaşar Aydın gözaltına alındı.

İş insanları kısa süre sonra serbest bırakıldı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre A101’in, 2021 yıl sonu itibariyle 11 binin üzerinde mağazası bulunuyor.

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.
 

Yine sitedeki bilgilere göre 61 binden fazla çalışanı ve 600’ün üstünde tedarikçisi var.

A101’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar Aydın, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ise Turgut Aydın.

Halka açık olmadığı, Borsa İstanbul’da işlem görmediği için A101’in mali verileri kamuya kapalı.

ŞOK Marketler

ŞOK Marketler zinciri, 1995’te 13 mağaza ile faaliyet başladı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre 2011 yılında 1.255 mağaza ve yedi depo ile Ülker ailesinin elindeki Yıldız Holding bünyesine katıldı.

2013’te Dia S.A., Onurex, Dim mağaza zincirini satın aldı ve 2014’te tüm mağazalar ŞOK mağazalarına dönüştürüldü.

Kurumsal sitesinde yer alan bilgiye göre, zincirin Türkiye’nin 81 ilinde 9 bin 523’ü aşan mağazası, 31 dağıtım merkezi ve 40 bini aşan çalışanı var.

ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.

KAP’taki bilgilere göre ŞOK Marketler zincirinin hissedarları ve sahip oldukları hisse yüzdeleri şöyle:

  • Turkish Retail Investments B.V: Yüzde 24,27
  • Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı: Yüzde 23,66
  • Small Cap World For Reconstruction and Develeopment: Yüzde 5,72
  • İstanbul Portföy Yıldız Serbest Özel Fon: Yüzde 5,13
ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.
 

ŞOK Marketler’in Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu.

Ali Ülker yönetim kurulu başkan yardımcısı, Murat Ülker ise yönetim kurulu üyesi.

Market zinciri, 2022 ilk dokuz yayında yaklaşık yüzde 282 artışla 1,8 milyar TL kâr elde etti.

Migros

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1954 yılında aldığı bir kararla İsviçre’deki Migros’a benzer bir organizasyon kurmaya karar verdi ve belediye kontrolünde gıda ve ihtiyaç malzemelerini seyyar satış kamyonlarıyla satan bir sistem kurdu.

Koç Grubu, 1975 yılında Migros’taki çoğunluk hisselerini aldı ve mağazalar İstanbul’dan Türkiye’ye yayılarak yaygınlaştı.

2005’te Migros, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesi olarak doğmuş olan Tansaş’ı bünyesine kattı.

Sitesinde yer alan bilgiye göre 2008’de hisselerin Moonlight Perakende ve Ticaret A.Ş.’ye devri tamamlandı.

2015’te ise Migros’un hisselerinin yüzde 40,25’ini Anadolu Endüstri Holding satın aldı.

Migros'un Türkiye'deki kuruluşu 1954'e uzanıyor.
 

KAP’taki verilere göre Migros Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Tuncay Özilhan.

Özilhan, Anadolu Grubu’nun da Yönetim Kurulu Başkanı.

KAP’ın verilerinde, sermaye yapısında yüzde 49,18 oranı ile “MH Perakendecilik ve Ticaret Anonim Şirketi” yüzde 50,82 ise “diğer” görülüyor.

Macrocenter da Migros Ticaret A.Ş. bünyesinde bulunuyor.

Sitesinde yer alan bilgiye göre şirket.; 2.714 Migros ve 131 Macrocenter olmak üzere yurt içinde 81 ilde 2.843 mağazayla hizmet veriyor.

2022’nin ilk dokuz ayında net dönem kârı, yüzde 282,8 artışla yüzde 1,4 milyar oldu.

CarrefourSA

Carrefour, çalışmalarına 1963’te Fransa’da başlamış ve dünya çapında faaliyet gösteren bir perakende zinciri.

Carrefour’un Türkiye’deki ilk marketi ise 1993’te İstanbul İçerenköy’de açılışını yaptı.

1996’da Sabancı Holding ile Carrefour Grubu’nun gerçekleştirdiği ortaklık sonucu CarrefourSA ismi doğdu ve bu isimle ilk market Adana’da açıldı.

CarrefourSA 1999’da Continent, 2005’te ise Gima ve Endi marketlerini satın alarak market ağını büyüdü.

2015 yılında CarrefourSA, İsmar ve 1e1 marketlerinden toplam 55 marketin yanı sıra Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ninyüzde 85 hissesini satın aldı.

CarrefourSA 2022’nin ilk dokuz ayını zararla kapattı.
 

Şirketin yönetim kurulu başkanı Nusret Orhun Köstem, yönetim kurulu başkanvekili ise Laurent Charles René Vallée.

KAP’ta yer alan sermaye payları şöyle: Hacı Ömer Sabancı Holding Anonim Şirketi (Yüzde 57,12), Carrefour Nederland BV (Yüzde 32,16), diğer (Yüzde 10,72).

Sitesindeki bilgilere göre CarrefourSA’nın bugün, 52 ilde 643 marketi ile dokuz deposu bulunuyor ve bu işyerlerinde 10 bin 500 kişi çalışıyor.

CarrefourSA, 2022’nin ilk dokuz ayını toplam yaklaşık 184 milyon TL net zarar ile kapamış durumda.

BBC

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Almanya’nın en büyük finansal skandalı olan Wirecard davası başladı

Almanya tarihinin en büyük finansal skandalı olarak bilinen Wirecard şirketinin iflasına ilişkin, eski yöneticilerinin yargılanması Münih Eyalet Mahkemesi’nde başladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Stadelheim Cezaevi’nin yakınında bulunan salonda yüksek güvenlik önlemleri altında başlayan duruşmada, Wirecard AG‘nin eski üst yöneticisi (CEO) Markus Braun ile şirketin eski iki yöneticisi yargılanıyor.

Savcılık, davanın ilk duruşmasında okunan iddianamede sanıkları, bir suç çetesi kurmak, şirket bilançosunda sahtekarlık yapmak ve şirkete kredi verenleri 3 milyar eurodan fazla dolandırmakla suçladı.

Tutuklu yargılanan Braun, hakkındaki iddiaları reddetti. Yine tutuklu sanıklardan Wirecard’ın Dubai’de kurduğu şirketin eski yöneticisi Oliver Bellenhaus‘un ise suçlamalarla ilgili savcılıkla işbirliği yapacağı belirtildi.

Davada 100 duruşmanın planlandığı aktarılırken, kararın 2024’ten önce verilmesi beklenmiyor.

ALMANYA’DA 1945’TEN BU YANA EN BÜYÜK FİNANSAL SKANDAL

Alman savcılar, ülkenin siyasi ve finansal kurumlarında şok dalgaları oluşturan Wirecard şirketinin iflasının ardından özel bir polis ekibi ile 450’den fazla kişiyi sorguladı, 40’tan fazla mülkte arama yaptı ve 42 terabayt veriyi taradı.

2020’de, birkaç yıl öncesine kadar “Alman finansal teknolojisinin geleceği” olarak addedilen Wirecard, şirketin bilançosunda 1,9 milyar eurodan fazla paranın kaybolduğunun ortaya çıkmasının ardından ülkenin 1945’ten bu yana en büyük finansal skandalının adresi olmuştu.

Şirket, 3,2 milyar euro borcunun ortaya çıkmasından sonra iflas başvurusunda bulunmuştu.

Skandal sonrasında Alman Federal Bankacılık Düzenleme Kurumu (BaFin), finansal teknoloji şirketini denetleme konusunda başarısız olduğu iddialarıyla karşı karşıya kalmış, kurum başkanı istifa etmişti.

2020’de dönemin başbakanı Angela Merkel ve o zamanki Maliye Bakanı, şimdiki Başbakan Olaf Scholz, şirketin gözetiminde yetersiz kalındığı için eleştirilmişti.

1999’da kurulan Wirecard’in hissedarları arasında The Goldman Sachs Group, Morgan Stanley, Societe Generale S.A, Bank of America Corporation ve Citigroup da bulunuyordu.

Skandal, Wirecard’in denetimini yapan EY’nin, şirketin 2019 hesaplarında 1,9 milyar eurodan fazla paranın kayıp olduğu gerekçesiyle bir önceki yılın finansal sonuçlarını onaylamamasından sonra ortaya çıkmıştı.

Wirecard AG’nin hisseleri, iflastan önce Almanya’nın en büyük şirketlerinin bulunduğu Dax 30 Endeksi’nde işlem görüyordu.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.