BANKA HABERLERİ
KONKORDATO NİÇİN ALINIR, NELER YAŞANIR, SUİSTİMAL VAR MI?
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Konkordato, borçlarını ödemekte güçlük çeken bir şirketin, alacaklılarıyla belirli bir ödeme planı üzerinde anlaşmaya çalıştığı hukuki bir süreçtir. Konkordato, borçlunun iflasını önlemek amacıyla alacaklılara, borçlarının bir kısmını veya tamamını belirli bir süre içinde ödeyebilmesi için bir fırsat tanır. Bu süreçte, borçlu şirket, mahkemeye başvurarak konkordato talebinde bulunur ve mahkemece konkordato mühleti (süre) verilir. Bu mühlet boyunca, alacaklılar borçluya karşı fiili icra takibi yapamaz. Süreç iyi niyetli aslında. Ama burasının Türkiye olduğunu unutmayalım her süreçte olduğu gibi Konkordatolar da istismara açık haldedir.
Bu tanım ve ticaretin, hayatın içinde olan şeyler gibi dursa da uygulamada Türkiye’de ciddi istismar ve mağduriyetler yaratıyor. Türkiye’de 2022 yılında 1587 firmaya Konkordato için işlem yapıldı. 2023 yılında bu sayı 1516 oldu. 2024 ilk yedi ayında ise firma sayısı 1554 oldu. 2024 ve 2025’de Konkordato firma başvurusunun artacağını söylemek şimdiden mümkün.
YASAL DÜZENLEMEDE GEÇMEZ AMA KONKORDATODA NİYET ÖNEMLİ
Kitaplarda yazmaz ama, Türkiye şartlarında Konkordatoları alan firma ve ortaklarının BASİRETLİ TÜCCAR davranışı sergileyip sergilemedikleri; niyetleri ile yakından ilgili. Konkordato sürecini “İYİ NİYETLİ” ve “KÖTÜ NİYETLİ” olarak ikiye ayırmak gerekir. Ne demek bu? Her Ticari işlemlerde olduğu gibi Konkordato süreci de kötü niyetli davranışlara zemin hazırlamaktadır. Mahkemeler bunu bilemez ama kötü niyetle alınan konkardotalarda firma ortakları bunu fırsata çevirerek piyasaya ve bankalara olan borçları en az ödeme ile kapamak için kullanabilir. Konkordato sürecinde firmanın ödenmeyen çekleri yazılamamakta, fiili icra/haciz yapılamamaktadır. Bunu fırsat bilen kötü niyetli konkordato alan firma ortakları ödeme gücü olsa da piyasa, banka ve kamu ödemelerden kaçınabilmekte, mevcut borçlardan da ciddi indirim talep edebilmektedir. Özellikler mevduat faizlerinin %50’lerde olduğu bir dönemde ödemelerin ötelenmesi firma ve ortaklar için ciddi avantaj sağlamaktadır. Genel davranış alıcılar da faziden vazgeçer ana parayı kurtarmaya çalışır.
KİMLER KONKORDATO ALIYOR?
Verilere baktığımzıda, Reel Piyasada İnşaat ve Tekstil sektörü ilk sıralarda yer alıyor. Akaryakıt İstasyonları da 3. sırada. Tekstilde özellikle Gaziantep’teki halıcılar; Bursa’daki iplikçiler piyasadaki ani duruş sonucu gerçek mağduriyet yaşadı. Akaryakıt İstasyonları da kar majlarının aşırı düşmesinden sıkıntı yaşadı. Fakat İnşaat sektörüne ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Görebildiğim kadar özellikle kamuya iş yapan İnşaat firmaları kamu tarafından ödemelerin yapılmaması, hakedişlerdeki gecikme mağduru. Nerede ise kamuya iş yapıp da iflas noktasına gelmemiş firma yok gibi. AVM, Otel gibi firmalar ise Pandemi sürecindeki ani duruşun taşınamaması sonucu nakit sıkıntı yaşadı. Öteledikleri, yapılandırdıkları kredileri ödeyemez hale geldi. Bu grubun kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Asıl kötü niyetli kısım devletten ciddi hibe alan konkordatoya giden firmalar. Bunların nerede ise tamamı kötü niyetli. Özellikle tarım ve hayvancılık alanında bu yaşandı ve ciddi istismar edildi. Bizdeki teşvik sistemi üretene değil, “üreteceğim” diyene veriliyor, seçici davranılmıyor; o nedenle siyasi nitelikli verilen bu tip hibe şeklindeki teşviklerde ciddi istismarlar yaşanıyor.
KONKORDATO SÜRECİ NASIL İŞLER?
Konkordato için karar veren firma, Ticari Mahkemeye başvurarak Konkordato talebinde bulunur. Konkordato başvurusunda firmasının mali durumu hakkında detaylı bilgi vererek özellikle borcunu süre verilmesi halinde nasıl ve hangi kaynaklarla ödeyeceğini anlatan detaylı bir Rapor da sunar. Raporlarda genelde firmanın kısa süreli ödemelerde sıkıntı yaşadığını ve finansal olarak bu sürede ödeyemeyeceği fakat belli bir süre (bu genelde başlangıçta 3 aydır ) verilmesi halinde ödemeyi yapabileceği talebinde bulunulur ki bu süre genelde ilk konkordato kararının çıkarılması için belirtilmiş olup daha sonra ek süreler ile bu yıllara yayılabilecek bir sürece dönüşür. Ticari mahkemelerin buradaki hataları firmanın sunduğu raporu ikna olmasıdır ki bu da genelde firmadan alacaklıları mağdur duruma düşürmektedir, en azından bu süreçte mahkemenin bağımsız Bilirkişi Raporu talep ederek Konkordato talebimin yerinde olup olmadığı, ödeme gücünün gerçekçi olup olmadığı yönünde Bilirkişi Raporu talep etmesi yerinde olurken, bu genelde talep edilmez ve Ticari Mahkeme hayetinin tecrübesi ile doğru orantılı olarak karar verilir. Bazı firmalar kolay konkordato almak için merkezlerini başka illere taşıdıkları bilinen bir gerçektir. Her Konkordato talebinin olumlu sonuçlandığı yönündeki önyargı da doğru değildir. Konkordato talebi iflas kararı ile sonuçlanacAğı gibi red edilme olasılığı da vardır.
Konkordato türleri şunlardır:
- Adi Konkordato: Borçlu, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belirli bir süre içinde ödemeyi teklif eder.
- İflas İçi Konkordato: İflas eden bir borçlu, iflas sonrası bir ödeme planı sunarak konkordato talep edebilir.
- Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato: Borçlu, borçlarını mal varlığını devrederek öder.
Konkordato, borçluya finansal yeniden yapılandırma için zaman kazandırırken, alacaklılar için de belirli bir ödeme güvencesi sağlar. Ama pratikte alacaklı genelde mağduriyet yaşar. Konkordato süreci pratikte alacaklıyı değil borçluyu korumaktadır. Ciddi hukuksal eksiklikler mevcuttur.
KONKORDATO ALAN FİRMANIN HAYATINDA NELER DEĞİŞİR?
Konkordato kararı verilen firmaya mahkeme tarafından büyüklüğüne göre 1-3-5 kişiden oluşan Konkordato komser(leri) atar. Bu komser(ler) Konkordato alan firma ile alacaklılar arasında gerçekte hakem görevi görmesi gerekirken genelde Konkordato alan firma yanında tavır aldığı yönünde şikayetler fazla. Zira, maaşını mahkemeden alıyor gibi gözükse de o parayı da konkordato alan firma yatırmaktadır. Hal böyle olunca alacaklılar mağdurlar da komserleri suçlamakta. Konkordato Komİserleri genelde Mali Müşavirlerden seçilir. Mahkeme Komserleri Heyet halinde görevlendirirse yanına Avukat, Bankacı gibi ek uzmanlık gerektiren görevlilerden oluşan bir heyet de görevlendirir.
Firma Komser(lerin) onayı olmadan ödeme yapamaz, nakit akışında Mahkemenin atadığı Komser(lerden) onay almak zorundadır. Komser(ler) fiili olarak firmanın nakit akışında söz sahibi konumunda olur. Konkordato komserleri için de ciddi olumsuz iddilalar olsa da takip ve kontrolü mahkeme heyetine aittir. Bazı kişilerin onlarca firmaya Konkordato Komseri olarak ataması bu sorunlardan ve soru işaretlerinden biridir. Bazıları için Konkordato komseri olmakz zenginleşmenin aracı olmuş durumda. Bir kişinin birden fazla komser görevi ile görevlendirmesine acil sınır getirilmelidir. Bazı firmalarda Gelir devam etsin diye konkordato Komserlerin süreçleri uzattığı da bilinen gerçektir.
KONKORDATO ALAN FİRMANIN MÜLKLERİNE NE OLUR?
Konkardato alan firmaya kayıtlı tüm taşınır ve taşınmaz malların üçüncü kişilere devri, mahkeme ek karar verene kadar yasaklanmıştır. Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Kredi teminatı olarak ipotek verilen yerlerdeki teminat kayıtları aynen devam eder, teminat alacak sırasında banka ya da konkordatodan önce rehin koyanların haklarında kayıp olmaz. İflas halinde kamu alacaklarının öncelikli olduğu unutulmamalıdır.
Konkordato alan firma için her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmaması yönünde karar verilir. Yeni İcra ve İflas talebi yapılamaz. Dava açılsa bile süreç fiili icra ve rehin aşamasında iş kesici olur.
Konkordato alan firma adına alacaklılar müzakeresine katılması için genelde 7 gün süre içinde başvuru için çağrı yapılır; alacaklılar konkordatonun kabulü veya reddi yönünde oy kullanabilecekleri, toplantı zamanında gelmeyenler konkordato teklifini reddetmiş sayılır.
KONKORDATO ALAN FİRMAYA FAYDALARI
Konkordato alan firma ödeme baskısında kurtulur ki Konkordato talep etme ana nedeni de budur. Ne demek bu? Bir defa firmanın yazmış olduğu çekler kanuni takip için arkası yazılamamakta; “konkordato karar şerhi” düşülerek çeki veren müşteriye banka iade eder. Konkordato kararından önce yazılmış çekler için hukuki olarak icra, haciz yapılamamakta. Borçları için yapılandırma talep ederek ödemeyi zamana yayıp kısa vadede ciddi avantaj yakalamakta. Borcun ana parasına veya bir kısmına faizssiz taksitli ödeme gibi seçenekler sunabilmektedir. Yasal koruma her ne kadar borçluyu korusa da Türkiye’de maalesef alacaklıyı mağdur etmektedir.
KONKORDATO ALAN FİRMA ORTAKLARI BAŞKA FİRMA KURABİLİR Mİ?
Konkordato alan firma ortaklarının başka firma kurmaları önünde yasal engel yoktur fakat uygulamada konkordato aldıkları firmaya şahsi olarak da kefil oldukları için bu tercih edilmez. Genelde firma ortakları eş ve çocukları veya yakın akraba üzerine firma kurarak ticari hayatına devam eder. Bu genelde Konkordato alınan firmanın sürecinin uzayacağı veya iflasına gideceği öngörüldüğünde tercih edilen bir yöntemdir. Konkordato alınan firma iflas ederken firma ortakları yeni firma ile ticari hayatına devam eder.
KONKORDATO FİRMADAN ALACAĞI OLAN NE YAPAR?
Konkordato alan firmaya mal vermiş fakat tahsilatını yapamamış firmalar genelde zamana yaygın veya alacağının bir kısmından vaz geçerek tahsilatını yapar. Bu biraz da firmanın niyeti ile alakalı bir durum aslında. İyi niyetli Konkordato alan firmalar belli bir hakkaniyet ve karşı tarafı en az zarar verecek şekilde piyasa borçlarını öder; genel uygulamada banka ödemleri en sona bırakılır. Bu biraz da Piyasanın erken uyarı sinyallerini zamanında tespiti ile ilgili olur. Bankalar bu konuda piyasanın gerisinde kalır. Kötü niyetli Konkordato alan firmalar genelde hiç ödeme yapmayarak sürecin iflasa gitmesini sağlar bu genelde firmanın içinin daha önce boşaltılaması ve aşırı boçlandırılması yapan firmalarda gözlemlenir. Reel piyasa ise mafyatik yöntemler ile tahsilat yoluna gidebilir. Bu nedenle firmalar piyasa borçlarını öderken en sona bankaları bırakır. Konkordato alan firmadan Avans Çekleri bulunan firmalar malı henüz almadı ise bunu mahkemeye bildirerek bu çeklere işlem yasağı koydurabilir. Alacaklı Konkordato alan firmanın 3. kişilerdeki alacaklarına 89/1 olarak bilinen ihtar göndererek hatsilat yapabilir. Konkordato alması firmanın 3. kişilerden alacakalrına işlem yapılamayacağı anlamına gelmez, ki bankalar genelde mizanda çalıştığı firmalara bakarak veya firmanın çalıştığını bildiği bu firmalara noter aracılığı ile ihtar gönderir.
KONKORDATO FİRMALARINDA ERKEN UYARI SİNYALLERİ VAR MI?
Reel Piyasada Konkordato yoluna girecek firma aslında aylar önce sinyallerini vermeye başlar. Maaş, Elektrik, Foğalgaz gibi sabit ödemelerde aksama; çek vadesinde ek uzatma talepleri; banka kredilerinde gecikmeler yaşanması; çeklerinin yazılması; firma ortaklarının firma ve şahsı üzerindeki mülkleri satmaya ya da 3. kişilere devretmeye başlamaları; ortakların eşlerden kağıt üzerinde boşanma; sigortadan para almak için fabrikada yangın çıkarılması; ortaklar ve yönetm kurulu üyelerideki değişiklikler; banka teminattaki çeklerin sık değiştirilmesi; firmada kritik görevdeki personelin işten ayrılması gibi öncü göstergeler Konkordato alacak firmalarda gözlemlenen davranış şeklidir. Bankaların yeni dönemde aşırı Dijitalleşmesine rağmen bu erken uyarı sinyallerini yakalayamamaları ise ayrı bir konudur.
KONKORDATO ALAN FİRMAYA PİYASANIN YAKLAŞIMI NASILDIR?
Konkordato alan firmaya Reel Piyasa da sıcak davranmaz. Konkordato alan firmada alacağı yoksa yeni mal vermez. Alacağı olan tedarikçi firmanın niyetini yakından takip eder, firma faaliyetine devam edecek ise genelde piyasa borçlarını öder. Zamana yayar fakat öder. Hatta ödeme yapıp yarı parasını eski borçtan düşürür, yarısına da ek hammadde alabilir. Bu durumda zamanla hem firma faaliyetine devam eder hem de alacaklı tahsilatını yapmış olur. Konkordatolarda mağdurlar genelde Bankalar olur.
KONKORDATO ALAN FİRMAYA BANKALARIN YAKLAŞIMI NASILDIR?
Konkordato alan firmaların bazıları bankaların vadesi gelmemiş olan kredileri yenilememe, vadesinden önce çağırma, yeni kredi vermeme şeklide firmanın nakit akışını bozma şeklinde olabilmektedir. Özellikle 1-2 bankaya bağlı çalışan KOBİ tarzı firmaların bu bankalar ile ilişkisinde konkordato sürecini hızlandırabilmektedir. Konkordato alan firmalara bankalar genelde yeni kredi vermez, mevcut kredilerin de kapanması için çaba içine girer. Teminata alınan çekler tahsil olması halinde müşteriye ödeme yapılmadan kredi kapaması yoluna gidilir. Firmalar bunu bildiği için uygulamada bankalardaki çekler için genelde Avans Çeki gibi gösterip mahkemeden ödenmemesi için karar aldırırlar. Bankanın teminatında ipotek var ise Konkordato sürecinin sonunu bekler. Satışını isteyip tahsilat yapamaz. Konkordato firmanın 3. kişilerdeki alacağına 89/1 olarak bilinen ihtarlar göndererek tahsilat yapmaya çalışır. 3. kişi iyi niyetli ise ve bankaya ödemesi var ise bu ihtardan sonra bu ödemeyi bankaya yapar. Bnakalar açısından diğer bir sorun da Konkordato alan firmanın çekleri diğer firmalarda teminat olarak var ise bu çeklerin teminattan çıkması sorunu. Bu durumda bu çekleri teminat olarak gösteren firmalardan bu çeklerin değiştirilmesi eksik kadar çekler için yeni çekler talep edilmesi Konkordato alan firmaları da olumsuz etkilemektedir.
KONKORDATO ALAN FİRMAYA LEASING FİRMALARI YAKLAŞIMI NASILDIR?
Leasing işlemlerindeki krediler banka kredileri gibi değildir. Leasing firması makinayı kendi üzerine alır firmaya kiraya vermiş gibi olur. Bu duurmda taksitler bitince sembolik bir rakamla makinayı firmaya devreder. Dolayısı ile Konkordato alan firmadaki Leasing yapılmış makinalar Leasing firmasının sayıldığı için Leasing firması burada niyete bakar, firma kötü niyetli ise makinayı fabrikadan söker alır. Yok firmanın faaliyetine devam edip kiraları da aksatmadan ödeyeceğine kanaat getirir ise firmanın amkinaları kullanmasına izin de verebilir. Kısaca, Leasing işlemi yapılmış makinalarda inisiyatif tamamen Leasing firmasına aittir. Firma makinaları söküp başka bir yere kaçırması halinde Leasing hırsızlık için suç duyurusunda bulunabilir.
KONKORDATO ÇALIŞANLARI NASIL ETKİLER?
Mahkemeler genelde Komser maaşlarının yatmasına ve çalışanların haklarına hassas davranıyorlar. Aksamada Konkordato sürecini sonlandırabiliyorlar. Adi konkordato başvurusundan önceki bir yıllık ihbar ve kıdemm tazminatları ve konkordato ile işten ayrılanların alacakları imtiyazlı alacak oluyor. Maaş, İkramiye, prim ve fazla mesai alacakları imtiyazlı alacak. İmtiyazlı alacaklar hukuki takip yapabilir, mallara haciz koyabilir, malların satışını talep edebilir.
BORSADA İŞLEM GÖREN FİRMA KONKORDATO ALIR İSE NE OLUR?
Abana, Aktaş Elektrik, Alfa Menkul, Köytaş Tekstil, Lio Yağ, Mega Boya, Marmara Bank, Mensucat Santral, Mudurnu Tavukçuluk, Nergis Holding, Bimeks, Raks Elektrik, ÇBS Boya, Çukurova Elektrik, Sabah Yayıncılık… liste uzun ne mi bu firmalar. Borsada işlem görüp de batan firmalar en son MEGA POLİETİLEN Konkordato alınca Borsada işlem gören firmaalrın mali yapıları tekrar gündeme geldi. 2024 yılınd üç bono ihraç eden Ekovar konkordato sürecine girdiğini açıkladı. Son Bono ihracaından kısa süre sonra Konkordato alması, SPK’nın bu tür işlemlere uygunluk vermesi de sorgulanmıştı. Borsa’da işlem görüp Konkordato alan firmalarda da süreç aynı işler. Tedbir amaçlı Borsada işlem görmesi durdurulur. Fakat küçük yatırımcı ciddi zarar etmiş olur. Fabrikaları kilitli olup da halen BİST’de işlem görüp kağır üzerinde faaliyet gösteren firmalar var. SPK’nın bu kadar denetimden uzak olması ise küçük yatırımcıyı zarar etmesi için zemin hazırlıyor.
KONKORDATO’DAN ÇIKIŞ NASIL OLUR?
Konkordato alan firmaya zaman içinde borçlarını ödeyerek tekrar ayağa kalkar ya da süreç iflasa gider ve alacaklılar alacak oranına göre tahsilatlardan pay alma sürecini yaşar. Konkordato alan firmaların bu süreçten sağlıklı çıkma oranı %20’lerde, %80’ni iflas ile sonuçlanır. Başka bir ifade ile Konkordato alan 5 firmadan sadece 1’i bu süreci sağlıklı kapatırken, 4 firma iflas eder. İflas planı yapan konkordato alan firma kötü niyetli ise daha önce gerçek alacağı olmayan 3. kişilere senetler vererek yapay alıcı yaratarak gerçek alıcıların tahsilat yapamaması veya düşük tahsilat yapması ise sık rastlanan bir durumdur.
ZOMBİ SÜRECİ BİTTİ, SERİ KONKORDATO VE İFLAS SÜRECİ BAŞLADI
Bruno Albuquerque ve Roshan Iyer tarafından kaleme alınan “Yürüyen Ölülerin Yükselişi: Dünyadaki Zombi Firmalar” başlıklı makalede, Türkiye’nin zombi şirket oranında en üst sırayı tuttuğu ortaya çıktı. Makalede, 2000 yılından bu yana dünya genelinde halka açık olmayan zombi şirketler hakkında yeni bir veri setinin hesaplandığı ifade edildi. Hoş adamlar Halka açıkların da aynı seviyede olduklarını nereden bilsin! IMF tarafından hazırlanan şirket raporlarında da Türkiye Zombi firma sıralamasında ilk sıralarda yer alması tesadüf değil. IMF Türkiye’deki Zombi Firma oranını %13 olarak açıkladı. Ben ise bankalarda yapılan yapılandırma, yakın ve ön izleme kredilere bakarak; bu oranı %20‘lerde olarak hesaplıyorum. Zira, daha önce yazdığım gibi bankalarda ne kadar kredi yüzdürüldüğünü banka CEO’ları dahi bilmiyor.
KONKORDATO İLE İFLAS ARASINDA NE FARK VAR
BDDK uygulama değişikliği ZOMBİ Firmalarda yığılma yarattı
2008 yılından sora BDDK düzenleme ile bankalara kredili müşterilerin eski kredileri yapılandırma yetkisi verdi. 90 gün gecikmesi olan firmalar otomatikman takip yaratılırken daha sonra düzenlemede gevşeme yapılarak aynı firmayı 1’er yıl gibi ödemesiz dönemler koyalar defalarca yapılandırma hakkı tanıdı. Bankalar da takip oranını artırmamak için sürekli kredileri yapılandırarak gerçek batık firmaları sağlamış ve yüzdürmüş oldu. Geçmiş yıllara bakın özellikle Kamu Bankalardaki takip oranları beklenenin tersine özel bankalara göre çok düşük düzeyde seyretti. Süreç öyle ilerledi ki artık bu firmalar taşınamaz hale geldi.
Avusturyalı ekonomist Joseph Schumpeter’in (1883-1950) 20. Yüzyılın ortalarında ortaya koyduğu Yaratıcı Yıkım Teorisi, eski ve köhne üretim yöntemlerinin, iş modellerinin veya teknolojilerinin yerine; yenilikçi, verimli ve daha etkili olanların gelmesi olarak tarif eder. O nedenle her içine girilen yıkım süreci son demek değildir ama firma çöplüğü içinde, işsizlik olarak emekçiler bu enkazın altında kalır. Olan yine halka olur!
Erol TAŞDELEN-Ekonomist www.bankavitrini.com
************
EK OKUMALAR:
IMF Raporu: Yürüyen ölülerin yükselişi, Dünyadaki ZOMBİ firmalar
İlginizi Çekebilir
-
Konkordatoda Yeni Dönem: “Makyajlı Bilanço” Devri Bitiyor mu?
-
HİTİT SERAMİK’İ İFLASA GÖTÜREN SÜREÇ: BÜYÜK BİR SANAYİ DEVİNİN ÇÖKÜŞÜ
-
Bursa Alarm Veriyor: 10 Firma Daha Konkordato Listesinde!
-
35 yıllık HİTİT SERAMİK Konkordato aldı!
-
Erol TAŞDELEN yazdı: VATANDAŞ BORÇ BATAĞINDA ÇIRPINIYOR, BORÇ STRESİ BİRİKİYOR!
-
Yer DENİZLİ: KONKORDATO salgını Mermercilere de sıçradı
BANKA HABERLERİ
Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörüne sıkı denetim
Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörü için 2026–2030 yol haritası açıklandı
MASAK odaklı yeni strateji devrede: Finans sektörünü daha sıkı denetim dönemi bekliyor
Yayınlanma:
12 saat önce|
04/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Bankavitrini.com | Haber Analiz
4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı’nın 2026/7 sayılı Genelgesi ile “Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2026-2030)” yürürlüğe girdi.
İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de, belge aslında Türk finans sisteminin önümüzdeki beş yıl boyunca nasıl denetleneceğinin yol haritasını ortaya koyuyor.
Bu strateji yalnızca MASAK’ı değil;
- Bankaları
- Katılım bankalarını
- Elektronik para kuruluşlarını
- Ödeme kuruluşlarını
- Faktoring ve finansman şirketlerini
- Kripto varlık hizmet sağlayıcılarını
- Sigorta şirketlerini
- Aracı kurumları
- Noterleri
- Gayrimenkul sektörünü
- Kuyumcuları
yakından ilgilendiriyor.
Türkiye neden yeni bir strateji hazırladı?
Türkiye 2024 yılında FATF’in gri listesinden çıkmayı başarmıştı. Ancak gri listeden çıkmak, denetimlerin bittiği anlamına gelmiyor.
Aksine; Türkiye şimdi elde ettiği kazanımı kalıcı hale getirmek ve yeniden riskli ülkeler arasına girmemek için yeni dönemin stratejisini oluşturuyor.
Bu nedenle 2026-2030 belgesi; “Sadece yasa çıkarmak yetmez. Uygulama da aynı ölçüde güçlü olmalıdır” mesajını veriyor.
Belgenin ana amacı ne?
Strateji belgesi üç temel hedef üzerine kurulmuş durumda.
1) Suç gelirinin sisteme girmesini önlemek
Amaç yalnızca suçluyu yakalamak değil;
Parayı yakalamak.
Bunun için;
- para hareketleri izlenecek
- mal varlıkları araştırılacak
- şüpheli para transferleri incelenecek
- suçtan elde edilen kazançlara el konulacak.
2) Terör finansmanını engellemek
Yalnızca kara para değil;
- terör örgütlerine finansman
- yasa dışı para akışları
- uluslararası fon transferleri
çok daha yakından izlenecek.
3) Kurumların birlikte hareket etmesi
Belgenin en dikkat çeken yönlerinden biri de bu.
Eskiden;
- MASAK ayrı,
- savcılık ayrı,
- emniyet ayrı,
- bankalar ayrı süreç yürütüyordu.
Yeni dönemde; ortak veri paylaşımı, ortak analiz, ortak operasyon mantığı öne çıkıyor.
Finans sektörü açısından neler değişecek?
Belgenin en önemli etkisi finans kuruluşları üzerinde olacak.
1. KYC süreçleri sertleşecek
Bankalar artık müşterisini yalnızca kimlik gösterdi diye kabul etmeyecek.
Daha ayrıntılı şekilde;
- gelir kaynağı
- servetin kaynağı
- işlem amacı
- ortaklık yapısı
- nihai faydalanıcı (UBO)
- ticari faaliyet çok daha ayrıntılı sorgulanacak.
Bu durum özellikle;
- yüksek tutarlı işlemlerde
- yabancı müşterilerde
- karmaşık şirket yapılarında daha belirgin hale gelecek.
2. Şüpheli işlem bildirimleri artacak
MASAK’a yapılan ŞİB (Şüpheli İşlem Bildirimi) sayısında ciddi artış bekleniyor. Bankalar artık; “Acaba bildirmesem olur mu?” yerine; “Bildireyim, incelemeyi MASAK yapsın” yaklaşımını benimseyecek.
Bu nedenle; çok sayıda olağan dışı işlem raporlanabilecek.
3. İç kontrol sistemleri büyüyecek
Bankalarda;
- AML
- Compliance
- Uyum
- İç Denetim
- Risk Yönetimi birimleri daha fazla personel istihdam etmek zorunda kalabilir.
Yapay zekâ destekli işlem izleme sistemlerine yatırımlar hızlanabilir.
4. Dijital bankacılık daha fazla izlenecek
Özellikle;
- mobil bankacılık
- FAST
- EFT
- QR ödeme
- elektronik para
- fintech işlemleri gerçek zamanlı risk analizine tabi tutulabilecek.
Elektronik para kuruluşlarını neler bekliyor?
Son yıllarda en hızlı büyüyen alanlardan biri ödeme kuruluşları oldu.
Bu nedenle;
Papara,
Paycell,
Tami,
Sipay,
ve diğer elektronik para kuruluşları çok daha yoğun denetime tabi olabilir.
Özellikle;
- hesap açılışları
- kimlik doğrulama
- işlem limitleri
- para transfer zincirleri yakından izlenecek.
Kripto para işlemleri daha fazla mercek altında
Belge doğrudan kripto para demese de; FATF standartları nedeniyle;
- kripto borsaları
- cüzdan hizmetleri
- stablecoin transferleri
- uluslararası kripto hareketleri çok daha ayrıntılı analiz edilecek.
Travel Rule uygulamaları daha etkin hale gelebilir.
Şirketler açısından anlamı ne?
Artık yalnızca bankalar değil;
şirketler de;
- ortaklık yapısını,
- gerçek faydalanıcı bilgisini,
- ticari işlemlerini,
- para akışını çok daha şeffaf hale getirmek zorunda kalacak.
Özellikle;
- nakit yoğun sektörler
- ithalat-ihracat yapan firmalar
- döviz işlemleri yüksek şirketler daha fazla incelemeyle karşılaşabilir.
FATF neden bu kadar önemli?
FATF; kara para ile mücadelede dünyadaki en güçlü uluslararası organizasyonlardan biri.
Bir ülkenin;
- yatırım çekebilmesi
- bankalarının muhabir banka ilişkilerini sürdürebilmesi
- uluslararası fon bulabilmesi büyük ölçüde FATF değerlendirmelerine bağlı.
Dolayısıyla; Türkiye’nin bu belgeyi yayımlaması; yalnızca iç hukuk açısından değil, uluslararası yatırımcı güveni açısından da önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Bankalar için yeni risk alanları
Önümüzdeki dönemde özellikle şu başlıklarda denetimler artabilir:
- Yetersiz müşteri tanıma süreçleri
- Eksik şüpheli işlem bildirimi
- Gerçek faydalanıcı bilgisinin eksik alınması
- Yüksek riskli müşteri sınıflandırmaları
- Uluslararası para transferleri
- Kripto varlık bağlantılı işlemler
- Nakit yoğun müşteri portföyleri
- Yaptırım listeleriyle eşleşme kontrolleri
- Uyum programlarının etkinliği
- İç denetim raporlarının yeterliliği
Finans sektörüne olası etkileri
Yeni strateji;
Kısa vadede:
- Uyum maliyetlerini artıracak.
- Operasyonel süreçleri uzatabilecek.
- Müşteri kabul süreçlerini zorlaştırabilecek.
- Denetim sayısını artırabilecek.
Orta ve uzun vadede ise:
- Finans sistemine duyulan güveni artırabilir.
- Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarındaki itibarını güçlendirebilir.
- Yabancı yatırımcı açısından risk algısını azaltabilir.
- Bankacılık sisteminin şeffaflığını artırabilir.
Bankavitrini.com değerlendirmesi
2026–2030 Strateji Belgesi, yalnızca MASAK’ın çalışma planı değil; Türkiye’nin finansal sistemini uluslararası standartlarla daha uyumlu hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm programıdır.
Önümüzdeki dönemde bankalar, ödeme ve elektronik para kuruluşları, finansman şirketleri ve diğer yükümlüler açısından “uyum (compliance)” artık destekleyici bir fonksiyon olmaktan çıkıp, kurumların sürdürülebilirliği açısından stratejik bir yönetim alanına dönüşecektir.
Kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede risk temelli yaklaşım, gerçek faydalanıcının tespiti, müşterini tanı (KYC) süreçlerinin güçlendirilmesi, şüpheli işlem bildirimlerinin etkinleştirilmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı yeni dönemin temel unsurları olacaktır.
Bu stratejinin başarısı, yalnızca yeni düzenlemelerin yayımlanmasına değil; bankaların, finansal kuruluşların ve denetim otoritelerinin bu kuralları etkin, tutarlı ve teknolojik altyapıyla desteklenmiş şekilde uygulayabilmesine bağlı olacaktır.
Sonuç olarak, 2026–2030 dönemi Türk finans sektörü için “daha fazla şeffaflık, daha fazla gözetim ve daha güçlü uyum kültürü” dönemi olarak kayda geçmeye aday görünmektedir.

BANKA HABERLERİ
Varlık Barışı gerçekten kara para affı mı? Efsaneler ve hukuki gerçekler
Yayınlanma:
7 gün önce|
28/06/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Rol TAŞDELEN – Bankavitrini.com | Özel Haber Analiz Dosyası
Varlık Barışı gerçekten “kara para affı” mı? Kaynağı sorgulanmayan para ülkeye girebilir mi? İşte yasal gerçekler ve tartışmalar
Türkiye’de “Varlık Barışı” düzenlemeleri her yürürlüğe girdiğinde aynı soru gündeme geliyor: “İsteyen herkes kaynağı belirsiz parasını Türkiye’ye getirip aklayabilir mi?”
Bu iddia kamuoyunda sıkça dile getirilse de hukuki açıdan konu bundan daha karmaşıktır.
Yasal metinler, MASAK mevzuatı, uluslararası kara para aklama (AML) standartları, FATF tavsiyeleri ve bugüne kadar yapılan uygulamalar birlikte incelendiğinde oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Önce temel sorunun cevabı
Kaynağı sorgulanmıyor mu?
Kısa cevap: Hayır!
Ancak…
Varlık Barışı kapsamında;
- paranın vergisel kaynağı
- hangi yılda kazanıldığı
- hangi vergilerin ödenmediği
konularında önemli korumalar sağlanırken, bu durum kara para soruşturmasına karşı mutlak dokunulmazlık anlamına gelmez.
Bu iki konu çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.
Vergi incelemesi ile kara para soruşturması aynı şey değildir
En büyük yanlış anlaşılma burada.
Varlık Barışı;
✔ Vergi incelemesini sınırlar.
Ancak;
❌ MASAK incelemesini ortadan kaldırmaz.
❌ Savcılık soruşturmasını kaldırmaz.
❌ Suç gelirlerinin aklanması suçunu ortadan kaldırmaz.
❌ Terörün finansmanı incelemelerini kaldırmaz.
Bu ayrım hem mevcut düzenlemede hem de uluslararası yükümlülüklerde önemini koruyor.
Peki insanlar neden “kara para affı” diyor?
Bunun nedeni geçmiş uygulamalarda ortaya çıkan bazı özellikler.
Düzenlemelerde;
- servetin nasıl kazanıldığı ayrıntılı biçimde ispat edilmiyor
- geçmiş yılların vergi hesapları açılmıyor
- bildirilen varlık nedeniyle vergi tarhiyatı yapılmıyor
- geçmiş vergi kayıtları araştırılmıyor
Bu nedenle eleştirmenler, “Vergisi ödenmemiş paralar sisteme kolay giriyor” görüşünü savunuyor.
Bu eleştiri özellikle ekonomistler ve vergi uzmanları tarafından uzun süredir dile getiriliyor.
Peki kara para da gelebilir mi?
İşte kritik nokta burası.
Hukuken; Hayır!
Çünkü;
Türkiye’de;
- MASAK
- Bankalar
- Savcılıklar
548 sayfalık AML mevzuatı kapsamında; şüpheli işlem bildirimi yapmak zorundadır.
Yani, Varlık Barışı: “suç gelirlerini serbest bırakıyorum” anlamına gelmez.
Bankalar ne yapıyor?
Banka açısından süreç farklı işler.
Banka; müşteriye şu soruları sorabilir:
- Para hangi ülkeden geliyor?
- Hangi bankadan geliyor?
- Kim gönderiyor?
- İşlem amacı nedir?
- İş ilişkisi var mı?
- Riskli ülke mi?
- PEP (Politically Exposed Person) mı?
- Yaptırım listesinde mi?
Eğer risk görülürse; MASAK’a Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) gönderilebilir.
Bu yükümlülük Varlık Barışı ile ortadan kalkmaz.
Eğer para uyuşturucu geliriyse?
Varlık Barışı korumaz.
Çünkü; Suç gelirlerinin aklanması; Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız suçtur.
Vergi affı; ceza hukukunu ortadan kaldırmaz.
Eğer rüşvet parasıysa?
Yine korumaz.
Eğer terör finansmanıysa?
Yine korumaz.
Eğer dolandırıcılık parasıysa?
Yine korumaz.
O halde Varlık Barışı neyi koruyor?
Aslında hedef; şu tip paralar:
- yıllardır yurt dışında duran tasarruflar
- kayıt dışı kazanılmış fakat suç geliri olmayan servetler
- yastık altı altın
- offshore hesapları
- kayıt dışı döviz
- aile servetleri
- şirket ortaklarının kayıt dışı fonları
- şirketlere geri getirilecek sermaye olarak açıklanıyor.
Düzenlemelerin asıl amacı ne?
Resmî gerekçeler incelendiğinde hedeflerden bazıları şunlar:
1) Döviz girişini artırmak
Türkiye’nin rezervlerine katkı.
2) Finans sistemine likidite sağlamak
Bankacılık sistemine yeni kaynak oluşturmak.
3) Kayıt dışı serveti sisteme çekmek
Ekonomiye kazandırmak.
4) Sermayenin Türkiye’ye dönüşünü teşvik etmek
Özellikle yurtdışında yaşayan yatırımcılar.
5) Finans Merkezi hedefi
İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası sermaye çekme kapasitesini artırmak.
Peki eleştiriler ne?
Vergi hukukçuları ve ekonomistler yıllardır şu eleştirileri yapıyor.
1- Dürüst mükellef cezalandırılıyor
Vergisini zamanında ödeyenler; hiç avantaj elde etmiyor.
2- Ahlaki tehlike oluşuyor
Nasıl olsa birkaç yılda bir af geliyor düşüncesi oluşuyor.
3- Sürekli hale geliyor
2008’den bu yana birçok kez Varlık Barışı çıkarıldı.
Bu nedenle; “istisna” olmaktan çıktı, “beklenen uygulama” haline geldiği yönünde eleştiriler yapılıyor.
4- Uluslararası algı riski
OECD
FATF
AB
tarafından; kara para ile mücadele açısından uygulamanın dikkatle izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Özellikle gri liste deneyimi yaşamış ülkeler için denetim mekanizmalarının güçlü işletilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Gerçekte hangi paralar hedefleniyor?
Ekonomi yönetiminin beklentileri dikkate alındığında hedef kitlenin şu gruplar olduğu değerlendirilebilir:
- Yurt dışında tutulan bireysel finansal varlıklar
- Türk şirketlerinin offshore yapılarda bekleyen fonları
- Uluslararası yatırım portföyleri
- Aile ofisleri (family office) varlıkları
- Türkiye’ye dönmeyi planlayan girişimci ve yatırımcı sermayesi
- Yastık altındaki altın ve döviz tasarrufları
Bununla birlikte, suç gelirlerinin sisteme çekilmesinin amaçlandığını gösteren herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır; aksine bankalar ve yükümlüler açısından MASAK kapsamındaki kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi ve uyum yükümlülükleri devam etmektedir.
Varlık Barışı: Kara Para Affı değildir
Varlık Barışı, teknik olarak bir “kara para affı” değildir. Sağladığı koruma esas olarak vergisel sonuçlara ilişkindir; suç gelirlerinin aklanması, rüşvet, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık veya terörün finansmanı gibi suçlardan kaynaklanan varlıklar için ceza hukuku ve MASAK rejimi yürürlükte kalmaya devam eder. Bununla birlikte, kaynağın ayrıntılı biçimde ispat edilmesine ilişkin esneklikler ve düzenlemenin sık aralıklarla tekrarlanması nedeniyle, uygulama uzun yıllardır “ahlaki tehlike”, “vergi adaleti” ve “uluslararası itibar” ekseninde tartışılmaktadır. Türkiye’nin hem sermaye çekme ihtiyacı hem de kara para ile mücadeledeki uluslararası yükümlülükleri arasındaki denge, bu düzenlemelerin en kritik tartışma alanını oluşturmaktadır.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Adalet Bakanlığı Bankacı Bilirkişisi Sc:48413
BANKA HABERLERİ
Yabancı yatırımcıya dijital hesap dönemi
MASAK’tan yabancı yatırımcıya dijital hesap düzenlemesi: Bankalar ve kripto platformlarında yeni dönem
Yabancılar artık uzaktan banka hesabı açabilecek: MASAK Tebliği ne getiriyor?
MASAK’tan bankalara yeni AML kuralları: Uzaktan kimlik doğrulamada kapsam genişledi
Kripto platformlarına sıkı kimlik doğrulama: MASAK Tebliği sektörü nasıl etkileyecek?
Dijital bankacılıkta yeni dönem: MASAK’ın uzaktan kimlik düzenlemesi kimleri kapsıyor?
Yayınlanma:
7 gün önce|
28/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Yabancı yatırımcıya dijital hesap dönemi: MASAK’tan bankalar ve kripto platformları için yeni kimlik doğrulama kuralları
Bankavitrini.com | Haber Analiz
27 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan MASAK Genel Tebliği (Sıra No: 32), ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de; bankalar, elektronik para kuruluşları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları açısından oldukça önemli değişiklikler içeriyor.
Düzenlemenin temel amacı;
- Türkiye’de bulunmayan yabancı yatırımcıların dijital ortamda müşteri olabilmesini sağlamak,
- Kara para aklama (AML) ve terörün finansmanı (CFT) risklerini azaltmak,
- FATF standartlarına uyumu güçlendirmek,
- Dijital finansal hizmetleri yabancı yatırımcılar açısından daha erişilebilir hale getirmek.
Düzenlemenin en önemli yeniliği
Yabancılar artık pasaportla uzaktan müşteri olabilecek
Bugüne kadar uzaktan kimlik doğrulama uygulaması ağırlıklı olarak Türk vatandaşlarına yönelikti.
Yeni Tebliğ ile;
Türk vatandaşı olmayan kişiler de
- banka hesabı,
- yatırım hesabı,
- elektronik para hesabı,
- kripto platform hesabı
açabilecek.
Ancak bunun için sıradan pasaport yeterli olmayacak.
Kullanılacak pasaport;
✔ ICAO 9303 standartlarına uygun
✔ NFC (Near Field Communication) yani elektronik çip taşıyan
biyometrik pasaport olacak.
Görüntülü görüşme zorunlu
Kimlik doğrulama tamamen otomatik olmayacak.
Süreçte;
- eğitim almış personel,
- görüntülü görüşme,
- canlılık testi,
- yapay zekâ destekli yüz doğrulama
birlikte kullanılabilecek.
Böylece sahte pasaport veya sahte video ile hesap açılması zorlaştırılıyor.
Pasaport çipinin okunması şart
Belki de en kritik madde bu.
Pasaportun üzerindeki bilgiler yeterli görülmeyecek.
Elektronik çip (NFC) okunacak.
Çipteki bilgiler ile pasaport üzerindeki bilgiler birebir uyuşmak zorunda.
Uyuşmazlık halinde; hesap açılamayacak.
Adres doğrulaması zorunlu
Yabancı müşterinin verdiği adres de daha sonra doğrulanacak.
Doğrulama;
- ikamet belgesi
- elektrik-su-doğalgaz faturası
- resmi belge
- kamu veri tabanları
üzerinden yapılabilecek.
Adres doğrulanıncaya kadar;
- para transferi
- nakit çekim
yapılamayacak.
IP adresi ve cihaz bilgileri de incelenecek
MASAK artık yalnızca kimlik belgesine bakmayacak.
Risk analizinde;
- IP adresi
- cihaz kimliği
- coğrafi konum
- tarayıcı bilgileri
de değerlendirilecek.
Örneğin; Pasaport Almanya’ya ait, ancak sürekli yüksek riskli farklı ülkelerden bağlanılıyorsa sistem hesabı reddedebilecek.
Bu müşteriler otomatik olarak yüksek risk grubunda
En dikkat çekici maddelerden biri de bu.
Bu yöntemle edinilen yabancı müşteriler; yüksek riskli müşteri olarak sınıflandırılacak.
Bu nedenle;
- işlemleri daha sık izlenecek,
- olağandışı transferler analiz edilecek,
- gerektiğinde ilave belge istenecek.
İlk para transferi de kontrol altında
Yeni hesap açıldıktan sonra; ilk para, kişinin kendi adına kayıtlı banka hesabından veya kendi banka/kredi kartından gelmek zorunda.
Böylece; başkasının hesabından para gönderilerek hesap aktif hale getirilemeyecek.
Para transferlerine önemli sınırlama
Tebliğ oldukça sıkı bir kontrol getiriyor.
Bu yöntemle açılan hesaplara;
✔ sadece kişinin kendi yurt dışındaki hesabından para gelebilecek.
Gönderilecek para da;
✔ yine yalnızca kişinin kendi yurt dışındaki hesabına gidebilecek.
Üçüncü kişilere para transferi yapılamayacak.
Bu uygulama kara para aklama zincirini önemli ölçüde zorlaştırmayı hedefliyor.
Riskli ülke vatandaşlarına kapı kapalı
MASAK; yükümlülere, riskli ülkelerin vatandaşlarını bu yöntemle müşteri olarak kabul etmeme zorunluluğu getirdi.
Bu durum FATF listeleriyle uyumlu yeni bir uygulama olarak dikkat çekiyor.
Kripto platformları da kapsam genişledi
Bir diğer önemli değişiklik; uzaktan kimlik doğrulama hükümlerine artık Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları da açık şekilde dahil edildi.
Bu değişiklik; Türkiye’deki lisanslı kripto platformlarının MASAK yükümlülüklerini daha da artırıyor.
SPK lisansı ile faaliyet gösteren platformlar artık banka benzeri kimlik doğrulama standartlarına tabi olacak.
Bankacılık sektörü açısından ne değişecek?
Bankalar açısından;
Olumlu taraflar
- Yabancı müşteriye ulaşmak kolaylaşacak.
- Türkiye’ye fiziksel gelmeden hesap açılabilecek.
- Dijital bankacılık hızlanacak.
- Uluslararası yatırımcı kazanımı kolaylaşabilecek.
Zorluklar
- AML maliyetleri artacak.
- NFC altyapısı zorunlu hale gelecek.
- Yapay zekâ destekli doğrulama sistemlerine yatırım gerekecek.
- Operasyon ekipleri büyüyebilecek.
Türkiye neden bu adımı attı?
Düzenlemenin arkasında üç temel hedef bulunuyor:
1. FATF standartlarına tam uyum
- Kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede uluslararası standartların güçlendirilmesi.
2. Dijital finans merkezine dönüşme hedefi
- Türkiye’ye gelmeden yabancı yatırımcıların banka ve yatırım hesabı açabilmesini kolaylaştırmak.
3. Kripto piyasasının daha sıkı denetimi
- Bankalar ile kripto platformları arasında uyumlu bir uzaktan müşteri edinim standardı oluşturmak.
Bankavitrini.com Değerlendirmesi
MASAK’ın bu düzenlemesi, sadece teknik bir kimlik doğrulama değişikliği değil; Türkiye’nin dijital finans altyapısını uluslararası standartlara yaklaştıran stratejik bir adım niteliğinde.
Özellikle yabancı yatırımcıların uzaktan hesap açabilmesinin önü açılırken, aynı anda daha sıkı risk yönetimi, gelişmiş teknolojik doğrulama ve yüksek gözetim mekanizmaları devreye alınıyor. Bankalar, elektronik para kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları için müşteri edinim süreçleri kolaylaşırken, uyum ve denetim yükümlülükleri de önemli ölçüde artacak. Bu nedenle Tebliğ, hem finansal kapsayıcılığı artıran hem de finansal sistemin güvenliğini güçlendirmeyi hedefleyen dengeli bir düzenleme olarak öne çıkıyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.029)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.596)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (570)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.975)
- GÜNCEL (4.483)
- GÜNDEM (3.548)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.706)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.452)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (814)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (53)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Trump: İspanya iyi bir NATO üyesi değil 01/07/2026
- Elon Musk trilyoner statüsünü kaybetti 01/07/2026
- Resmi Gazete'de bugün (02.07.2026) 01/07/2026
- ABD'nin NATO Temsilcisi: Müttefikler Türkiye'yi örnek almalı 01/07/2026
- Rusya'da akaryakıt kuyrukları uzuyor, fiyatlar yükseliyor 01/07/2026
- Trump, USMCA anlaşmasını yenilememe kararı aldı 01/07/2026
- Vance: Trump mecbur kalmadıkça İran'a ordu göndermeyecek 01/07/2026
- İran: Doha'da ABD ile hiçbir görüşme yapılmadı 01/07/2026
- AB'nin yeni sınır sistemi kaosa yol açtı: Kuyruklar 5 saate ulaştı 01/07/2026
- Hazine yarın 2 doğrudan satış gerçekleştirecek 01/07/2026
SON YAZILAR
- Kara para ile mücadelede yeni dönem: Bankalar ve finans sektörüne sıkı denetim 04/07/2026
- Kredi freni ekonomiyi nereye götürüyor? Reel sektör alarm veriyor 03/07/2026
- Değerli TL politikası tam gaz devam ediyor, rekabet gücü eriyor 03/07/2026
- Fed’e bekleme alanı açan veri piyasaları rahatlattı; gözler TÜİK’te 03/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 02/07/2026
- Warsh şahin kaldı, gözler ABD istihdam verisinde 02/07/2026
- İşletme sermayesi neden eriyor? 30/06/2026
- Marksist kârlılık oranının düşme eğilimi tezi ne anlatıyor? 30/06/2026
- Şirketlerde teknik batıklık alarmı: Öz kaynaklar neden eksiye düşüyor? 29/06/2026
- Rekor sıcaklar, soğuyan petrol ve kırılgan piyasalar 29/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
