BANKA ANALİZLERİ
Modern Haçlılar Soros Çocukları Out, McKinsey Çocukları In
Türk bankaları yerli aileler tarafından yönetilirken, nasıl oldu da bir anda yabancılaştı.
Yayınlanma:
7 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye o yıllardaki şartlar gereği dışa kapalı, kendi imkanları ile yetinmeye çalışan bir ülke konumundaydı. Emperyalist istilacılara başkaldırmış, işgalcileri ülkesinden kovup Ulusal bir devlet kurmuş, kendi ayakları üzerinde durup ezilmiş uluslara örnek olmuştu. Dünyada kendi ürettiği tarımsal ürünle ile halkını besleyen 7 ülkeden biriydi. Kendi temel ihtiyaçlarını giderecek sanayisini kurmuştu. İdealist eğitimciler sayesinde ülke tekrar ayaklarının üzerine dikildi. Siyasilerin ana amacı ağır sanayi de kuralım, millete aş iş yaratalım düsturu idi. 1950’lerden başlayan Kapitalist Sisteme entegrasyon süreci 1980’lerden çıta yükseltti, 1990’larda 2. Aşamaya geldi, şu an 3. Aşamaya geçiş sürecindeyiz. Bu nasıl oldu bir bakalım.
İstilaya zemin nasıl hazırlandı
1990’lı yıllar “çift kutuplu” dünya SSCB’nin çözülmesi ile sona erdi. “Globalleşme”, “Yeni Dünya Düzeni”, “Özelleştirme” lafları pek moda oldu. Kapitalizm zaferini “Tarihin Sonu” olarak ilan etti. Bu cümle tabi Tarih, Sosyoloji, Felsefe, Ekonomi gibi disiplinlere tersti ama o günlerde medyanın da etkisi ve rüzgar ile bunu kimse düşünecek halde değildi. Ülke ekonomik olarak zaten yıllar önce Özal zamanında sınırlar iyice açılmış savunmasız hale getirilmiş uluslararası aktörlerin saldırısına zemin hazırlanmıştı. Oyun büyüktü. Aş ve İş derdine düşmüş halkın oyunu görmesi, düşünmesi mümkün değildi. Çaresizlik içinde olanları izliyordu. Din, TV, Sosyal medya ile uyuşturulup Angut Kuşu haline getirilmişti çoktan.
Ülke nasıl istila edildi
Modern haçlı seferi çoktan başlamıştı. Sol literatürde “Komprador” diye bir kavram vardır. Yerli işbirlikçileri kasteder. Yabancı istilaya ilk sarılan bu Komprador kesim oldu. Ülke ithal ürün furyasına uğradı. Ucuz adi Çin ürünleri ülkeyi sardı sarmaladı. Her mahallede o zaman 6 sıfır atılmadığı için 1 milyoncu mağazalar ( bugünkü 1.-TL ) türedi. Sadece ucuz ve adi ürünler olmadı tabi. Bir anda markalar saldırısı başladı McDonald’s kültürü yayılmaya başladı. Bizim kuşağa öğretilen “Yerli Malı Kullan”, “Tutumlu ol” gibi kavramlar çağ dışı sayıldı. “Kullan At” moda oldu. Bu insan ilişkilerine de yansıdı. Diziler ile Türk Aile yapısı sorgulanır oldu. Mahrem konular bile ortalıkta konuşulur oldu. Pandora’nın kutusu açılmıştı. Uyarı yapmaya kalkanlar “çağ dışı” ilan edilip linç ediliyordu. Ortam hazırdı.
Uluslararası Sermaye boş durmadı
Çözülme sürecinde sermaye boş durmadı. Birden bire Uluslararası fonların karlı bölgesi oluverdik. Faiz oranları uygun kur sabit düzeyde kalması yabancı fonların istediği ortamdı. Finans Sektörüne borç vermek yetmez ele geçirilmesi gerekirdi. Bir anda Borsa kurgulandı evini arabasını satan borsaya girdi. Büyük oyuncular uluslararası fonlardı. Borsa endeksi tepe noktasına gelince ilk boşaltıp paralarını alanlar da bunlar oldu, evini satan adamın elinde kapı kolu kadar para, arabasını satan adamın elinde bir teker alabilecek kadar para kaldı.
Bankalarda durum ne oldu
Yerli sermayeli bankalar da kuralları yeni öğreniyordu. Sonuçta çoğu aile şirketi gibi idi. Nerede ise her Holdingin bankası vardı. Sendikasyon kredileri ( bankaların yurt dışından aldıkları döviz cinsinden krediler ) havada uçuştu. Yabancı para kredi alıp TL iç piyasalara satıyorlardı. 2001’de devalüasyon olunca açık pozisyona düştüler hepsi battı. Yabancı sermaye hiçbir ülkede borç verdiği parayı bırakmaz. Ülke batıyor nidaları içinde yıllardır Dünya Bankasında devşirilmiş Kemal Derviş kurtarıcı İsa modunda gelip ilk işi bu batan bankaların Sendikasyon kredilerine geriye yönelik Hazine Garantisi verilmesi oldu. O dönem 20 milyar USD’yi geçen para bu vergilerimiz ile ödendi iyi mi. Baktılar yerli bankalardan tokat yiyorlar bu işi biz yapalım dediler. Bir anda yerli bankaların bir kısmı tamamen, bir kısmı ortaklıklar şeklinde yabancıların eline geçti. Öyle ya kar tatlı kendi ülkelerinde bu kadar karlı sistem yoktu. Zaten halk da bilinçsiz vur eline al parasını, uyduruk masraf, komisyon, ücret, sigortalar havada uçuştu. Yüzlerce ürün uydurulup bunlar Bankacılara hedef olarak verildi yasal soygun sistemi kitabına uydurulmuştu. Hatırlayın Konut Kredilerinde, Tüketici Kredilerinden, Kredi Kartlarında alınan masrafları geri almak için Tüketici Mahkemeleri, Tüketici Hakem Heyet başvuruları milyonları buldu.
Rating Firmalarının rolü
Borç verenler korkaktır aynı zamanda. Sermaye ürkektir. Kendini güvende hissetmek ister. Bunun için kullandığı ajanlardan biri de Rating firmalarıdır. Öyle ya milyarlarca dolar verdikleri ülkenin gidişatını bilmek isterler. Bir tehlike hissederler ise önceden paralarını kurtarmak isterler. Bu firmalar ülkenin en iyi siyasilerini, ekonomistlerini, gazetecilerini kendilerine danışman yaparlar raporlar hazırlatırlar. Karşılığında da iyi maaş ve rapor bazında iyi bedeller alırlar. Sol eğilimli aydınların bu kervana katılma nedeni de budur. Duygusal yani! Kapitalist sistemi en iyi analiz edenler sol eğilimli akademisyenlerdir. Beslendikleri literatür tamamen Kapitalist sistemi analiz üzerinedir çünkü. Kapitalizmin en iyi kriz analizlerini de sol literatürden beslenen kişiler tarafından yapılaması tesadüf değildir.
Yabancı Danışman Şirketler
Bu süreçte ana aktörlerden biri de “Yabancı Danışman” firmalar oldu. Bunların çeşitli görevleri vardı. Bir kısmı fonların ülkeye girmesi için ilgili bağlantıları yapmak üzerinedir. Bir kısmı ülkedeki başta Sanayi tesisleri olmak üzere yabancılara satılması için aracılık yapmak üzerinedir. Ülke üzerinde kendilerine göre başarılı işlemlere de imza attılar. Adamlar alanında profesyonel kimi hangi firmayı nasıl ikna edeceklerini biliyorlar. Bu kadar kompleks bir yapıyı vatandaşın anlaması mümkün değil vatandaş işin görünen tarafı ile ilgilenir. Görünen taraf da makyajlı olduğu için algılaması mümkün değil hele bu eğitim düzeyinde imkansız.
Yabancı Danışman Firmalar Bankalara ne yaptı
Yabancı Danışman firmalar önce Rating firmaları için banka özelinde raporlar hazırlayıp rating notlarını sendikasyon kredisi alabilir hale getirdiler. Uluslararası sermayeden sendikasyon kredisi sağlarlarken de içinizde “bizden biri” bulunmalı diyerek nerde ise her bankaya GM, GMY olarak yada Yönetim Kuruluna aslında Banka kökenli olmayan bu danışman firmalarında çalışan insanlar yerleştirdiler. Öyle ya parayı bulan kuralı koymalı idi. Bu durum banka hissedarlarına da ters değildi, yeni bankacılık sistemi bunun üzerineydi çünkü. 2013 yılına gelene kadar bu sistem çok iyi işledi. Bu tarihten sonra ülkede bazı şeyler ters gitmeye başladı. Rating notları düşmeye, Sendikasyon kredilerin vadeleri kısalıp faiz oranları yükselmeye başladı. Danışman firmalarının kurguladığı oyunda aksamalar başladı. 2018 yılına geldiğinde tam bir patlama idi yaşadığımız enflasyon, döviz ve faizin aynı anda arttığı kriz ortamının tek sorumlusu bu firmaların kurduğu finansal oyun sitemidir. Biline!
Danışman firmalar ile bağlantılar koparılmalı
Kapitalizm sisteminin iyi işlemesi için kurulan ana kurumlarından biri olan Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, Davos 2019’da yapılan 49. Dünya Ekonomik Formu ( WEF )’de yoksul ülkelere çağrı yaparak “McKinsey ve Boston Consulting Group gibi uluslararası danışmanlık firmalarına kalkınma stratejileri hazırlatmaktan vazgeçin, bu tür danışmanlık firmalarına yapılan ödemeler verimsiz” dedi. Biz de yıllardır farklı bir şey demiyoruz, ülke gerçeklerinden uzak, halka yabancı, kasalarını doldurmaktan başka amaçları olmayanların varlığı sorgulanmalı. Aynı toplantıda George Soros ne diyordu : “ABD – Çin arasındaki soğuk savaşın, sıcak savaşa dönüşebilir” diyerek tehditler savuruyor, Çin’in uygulamaya koyduğu “Kuşak ve Yok” stratejine karşı hamle yapılmadı gerektiğini belirtiyordu. Sanki Dünya sadece kendilerine ait.
Acı reçetedeki ilaçları tekrar içeceğiz gibi
Bugün gelinen noktada acı bir reçete yazıldı bile. Tedavi ilaçları belli. Nisan 2019’dan itibaren hazırlıklı olun ve izleyin. Yeni bir Haçlı Seferi ile karşı karşıya kalacağız. Bunu ya IMF aracılığı ile ya da içerdeki devşirme Truva Atı askerleri ile yaptıracaklar. Elimizde kalan 3-5 sanayi kuruluşunu, kalan limanları, enerji tesislerimizi, tarım alanlarımızı almaya çalışacaklar. Tarımı zaten bitirdiler. Masraflar kısılsın denecek. Sosyal yardımlar kısılır mı evet. Yatırımlar ertelenir mi evet. Kamu yatırımları düşer mi kesinlikle. Milletçe faizleri yükselen bankalara çalışacağız. Şahıslar ve firmalar çok borçlu ve bu sefer farklı çünkü. Gelirimizin önemli bir kısmı bankalara gidecek tekrar. Yerli sermayeli banka zaten bir avucun parmakları kadar kaldı. Ağırlıklı yabancılara kaptıracağız gelirimizin önemli bir kısmını. Zaten yediğimiz içtiğimiz evde kullandığımız eşyalar kısaca tükettiğimiz her şey ithal. Lüks düşkünü, üreten değil tüketen bir toplum yaratıldı mı ? Kesinlikle !
Böyle olur modern zaman sömürüsü zaten! Komprador kalıntıları, kendini Lejyoner konumuna düşüren devşirme kravatlı, modern Soros Çocuklar, Mckinsey oğlanları bu yazıya kızacak biliyorum, kızabilirsiniz çünkü suçüstü yakalandınız, suçunuzu bildiğiniz için kaçacağınız ülkeleri şimdiden ayarlayan, ikinci vatan arayan bizler değil sizlersiniz.
Yaşananları hak ettik mi? Kesinlikle! Kendi geleceğini kurgulamaktan aciz toplumlar başkalarının dayattığı hayatı yaşar. Sen “Kılavuz” olarak Soros Çocuklarını, McKinsey oğlanlarını / kızlarını kendine Kaptan yaparsan gemini kayalıkların arasında sağa sola çarparken bulursun. Modern sömürge ülkesi olursun da ruhun duymaz. Olduk mu? Hadi geçmiş olsun !
Ne demişti bu toprakların ulu ozanı Ahmet Arif,
Vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada,
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki.
Erol TAŞDELEN
Ekonomist
[email protected]
İlginizi Çekebilir
-
Reeskont Kredisi mi, Teminat Yükü mü?
-
SASA POLYESTER: SAVAŞIN GÖLGESİNDE STRATEJİK ANALİZ
-
Yüksek Faiz – Kredi Daralması – Kur Kısıtı: Sanayici Kıskacı
-
Borç Kıskacında Sanayi: Kârlılık Erozyonu Derinleşiyor
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YKB 2024 SON ÇEYREĞİNE NASIL GİRDİ
-
DOLANDIRICILARIN SIK KULLANDIĞI İKİZ KART NEDİR?
BANKA ANALİZLERİ
Enflasyon ile mücadelede yanlış teşhis, boşa tedavi
Enflasyon ile mücadelede Hatalar Zinciri neydi? Kur Korumalı Çözüm mü, Risk mi?. Talep Kısarak Ekonomi Durdurulur, Enflasyon Değil. Politika Faizi Düşerken Enflasyon Nasıl Yükseldi? Para Politikalarında niçin ısrar ediliyor? Faiz Enflasyonun Sebebi mi, Aracı mı?
Geçmişin hatalarıyla geleceği yönlendiremeyiz!
Çözüm: Enflasyonu Düşürmek için Üretmek Gerekir!
Yayınlanma:
4 ay önce|
02/04/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye ekonomisi son yıllarda tarihinin en yüksek enflasyon oranlarını yaşadı, enflasyon sarmalı kaygıları da artmaya başladı. Enflasyonla mücadele adına pek çok düzenleme yapıldı; ancak bu düzenlemelerin büyük kısmı sonuç vermedi, hatta bazıları enflasyonu daha da tetikledi. Peki, bu süreçte hangi adımlar atıldı, hangileri yanlış yönlendirildi ve neden istenen başarı sağlanamadı?
1. Faiz Düşürme Politikası: Nedeni Değil, Sonucu Etkiledi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2021 yılından itibaren faizleri düşürerek enflasyonu kontrol altına alabileceği yönünde politikalar benimsedi. Bu yaklaşım “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” söylemiyle meşrulaştırıldı. Faiz %19’dan %8,5’e kadar düşürüldü (2023 başı itibarıyla). Ancak düşük faiz ortamı dövize talebi artırdı, kur şoklarını tetikledi ve enflasyon oranları tarihi zirvelere ulaştı. Enflasyon tek haneden %85 seviyelerine çıktı (Ekim 2022). Politika değişmeden başarı sağlanamadı.
Sonuç: Enflasyon düştü mü? Hayır. Kur yükseldi, ithalat pahalandı, enflasyon hızlandı.
2. Kur Korumalı Mevduat: Çözüm mü, Geciktirilmiş Risk mi?
2021 sonunda devreye alınan KKM sistemi, TL’nin cazibesini artırma hedefiyle tasarlandı. Ancak dövize olan güveni azaltmak yerine dövize endeksli yeni bir sistem doğurdu. Kamuya yüklenen kur farkı ödemeleri, bütçeye ciddi zarar verdi. KKM, kamuya büyük yük bindirdi (2022’de sadece Hazine tarafı 92 milyar TL üzeri maliyet yıllar itibarıyla artarak devam etti).
Fatura ödemeyi yapan Hazine ve TCMB üzerinden halka çıktı. Vergilerden elde edilen gelir KMH ödemeleri için de kullanıldı. Bütçede yeri olmadığı için ek bütçe içinde geçirildi. Maliyet artıp eleştiriler yükselince tüm yük TCMB’ye yüklendi. TL yerine dolara endeksli bir sisteme dönüştü, dövize bağımlılık azalmadı. Kısa vadeli kur stabilizasyonu sağlandı ama yapısal çözüm olmadı.
Sonuç: Kur geçici olarak sabitlendi ama yapısal riskler büyüdü.
3. Vergi Artışları: Enflasyonu Azaltmak Yerine Artırdı
2023’te yapılan KDV ve gelir vergisi artışları, kamu gelirlerini yükseltse de tüketici fiyatlarına doğrudan yansıdı. Özellikle gıda ve temel tüketim ürünlerinde vergi artışlarının zincirleme fiyat etkisi oldu. KDV oranları %18’den %20’ye, indirimli oran %8’den %10’a çıkarıldı (2023). Gelir ve kurumlar vergisinde üst dilimler artırıldı.
Sonuç: Tüketici enflasyonu baskılanmak istenirken maliyet enflasyonu körüklendi.
4. Market Denetimleri ve Fiyat Baskısı: Geçici Psikoloji
Fiyat artışlarının “fahiş kâr” üzerinden açıklanması, market zincirlerine ceza uygulamaları, sorunun kaynağını göz ardı etti. Enflasyonun temel nedenleri olan üretim maliyeti ve para arzı yerine, sonuçlara odaklanıldı. Ceza, vergi, asgari ücret artışı, elektirik gibi ek maliyet Tüketici fiyatlarına doğrudan yansıdı. Enflasyonun temel nedeni maliyet ve para arzı iken, sonuçla mücadele edildi. Serbest piyasa işleyişine müdahale edildi, yapısal değil geçici çözümler üretildi.
Sonuç: Kısa süreli psikolojik etkiler, uzun vadede faydasız müdahaleler.
5. Kredi Kısıtlamaları ve Zorunlu Karşılıklar: Üretimi Boğdu
Kredi hacmini kısmaya yönelik makroihtiyati tedbirler, enflasyonu dizginlemek için kullanıldı. Ancak bu yaklaşım, özellikle reel sektörü finansal olarak daralttı ve üretimi düşürdü. Kredilere ulaşım zorlaştı, özellikle KOBİ’ler olumsuz etkilendi. Üretim yerine finansman daraltılarak talep kısılmaya çalışıldı.
Sonuç: Talep kısmaya odaklı tedbirler, Ekonomiyi yavaşlattı, arzı daralttı, enflasyonu düşürmedi.
6. Rezerv Satışlarıyla Döviz Müdahaleleri: Tükenmiş Güven
TCMB, döviz kurunu sabit tutmak için net rezervlerini harcadı. Rezervlerin tükenmesi ise piyasa güvenini zedeledi. Kur üzerindeki baskılar geçici oldu, temel sorunlar ise yerinde kaldı. Ekonomi daha kırılgan hale geldi. Yurtdışından Doğrudan yatıırm çekilemedi, gelen sıcak para kısa sürede çıkabilecek yapıya büründü. CDS düşmesine rağmen Rating Firmaları ülke notunu “yatırım yapılabilir ülke” seviyesine çekmedi.
Sonuç: Güven kaybı, döviz bağımlılığı ve kırılganlık arttı, kur istikrarı sürdürülemedi.
Kalıcı Sonuçlar Alınamamasının Nedenleri:
| Neden | Açıklama |
|---|---|
| Para politikası gecikti | Faiz-enflasyon ilişkisi göz ardı edildi, geç kalındı. |
| Yapısal reform eksikliği | Tarım, enerji ve sanayide arz artırıcı politikalar uygulanmadı. |
| Güven kaybı | Kurumlara olan güven zedelendi, beklentiler yönetilemedi. |
| Dışa bağımlılık | Enerji, ara mal ithalatı maliyetleri enflasyonu tetikledi. |
Enflasyonla mücadelede yapılan hataların ortak noktası, nedenlerle değil, sonuçlarla mücadele edilmesiydi. Talep kısılarak enflasyon kontrol altına alınamaz. Kalıcı başarı, ancak üretimin artırılması, para politikasında istikrar ve öngörülebilirlik ve kurumlara duyulan güvenin yeniden tesisi ile mümkündür.
Şu ana kadar yapılan birçok düzenleme gecikmeli, yanlış hedefli ya da geçici etkili olduğundan, kalıcı başarı sağlanamamıştır.
Son Söz:
Ekonomi; popülist söylemlerle değil, bilimsel temellere dayanan, akılcı politikalarla yönetilebilir. Enflasyonun düşmesi için atılan her adım, sadece rakamları değil, vatandaşın mutfağını da iyileştirmeli.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA ANALİZLERİ
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2025 PERFORMANSLARI
Yayınlanma:
5 ay önce|
08/02/2026Yazan:
Erol Taşdelen
2025 YILINDA BANKACILIK SEKTÖRÜ NE YAPTI?
Bankacılık sektörü 2025 yıl sonu mali verileri incelendiğinde ilk dikkat çeken veri, Sektör 2024 yılına göre bilançoyu %44 büyütürken; Net Karlılık ortalamada %38 büyüdü. Yerli Özel Bankaların toplam karlılığı % 43 yükselirken; Yabancı Ortaklı Bankalar %27, Kamu Bankaları %57 büyüttüğü görüldü. Buna rağmen Enflasyona göre realize edildiğinde gerçekte sektörün karlılığını koruyabildiğini söylemek yanlış olmayacak.

SEKTÖRDE BİLANÇO BÜYÜMEYE DEVAM ETTİ
2024 sonunu 32,6 trilyon TL bilanço büyüklüğü ile kapatan Bankacılık Sektörü 2024 yılında %44 büyüme ile 46,9 trilyon TL hacme ulaştı. Kredilerdeki büyümenin sınırlı kalmasında, Makro İhtiyati Tedbirler stratejisi kapsamında TCMB’nin kredi büyümeye getirdiği aylık sınırlama yaptırımının etkisi büyük oldu. Buna rağmen 2024 yılını 16 trilyon TL Kredi hacmi ise %44 büyüyerek 23 trilyon TL seviyesini aştı. Buna karşılık 293 milyar TL’lik Takipteki Alacaklar %103 büyüme ile 594 milyar TL hacmine ulaşmış durumda. Bu tutar içinde yıl içinde Takip Tahsilat ve Varlık Yönetim Şirketlerine devir yapılan 15 milyar TL seviyesinde alacaklar düşünüldüğünde sektörün gerçek takip tutarı açıklananın üzerinde oldu. 2025’de özelikle Tüketici ve Kredi Kartlarındaki takiplerin artışı bankaları zorladı. Sektör 2024 yılında Beklenen Zarar Karşılılarına 541 milyar TL ayırırken, 2025 yılında %50 artışla 810 milyar TL hacmini aşmış durumda. Bankaların çoğu Ticari İşlemlerden Zarar ederken, özellikle Türev ve Kambiyo İşlemler buradaki zararı artırdı; bu alanda karlılığını artıran banka yok gibi… Sektör 89 milyar TL’si Kambiyo Net Zararı olmak üzere Faiz Dışı İşlemlerde Nette 124 milyar TL zarar yazdı.
2024 sonunu 18,9 milyar TL Mevduat hacmi ile kapatan sektör, 2025 yılında %44 büyüme ile 27,2 trilyon TL Mevduat hacmine ulaştı. Toplam Mevduatın %37,4’üne denk gelen 10,2 trilyon TL’lik kısmı ise vadesiz mevduattan oluştu. 2024 sonunda 2,9 trilyon TL olan Özkaynaklar da %43 artış ile 4,1 trilyon TL seviyesine yaklaşmış durumda.
DÖRT BÜYÜKLER NE YAPTI?
Kısa sektörel özetten sonra, değerlendirdiğimiz sektörün kamu bankaları dışında amiral gemileri konumdaki dört özel bankanın ( AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ ) 2025 yıl sonu için açıkladıkları ve KAP’a bildikleri faaliyet raporları; mali veriler ve bilanço dipnotlarına göre karşılaştırmalı verilerine yakından bakalım. Dört büyük bankanın 14,9 trilyon TL bilanço büyüklüğü ile sektörün aynı zamanda üçte bir hacmine sahip olması ile sektöre yön verme kapasitesine sahip; önemleri de buradan geliyor.
Değerlendirmeye alınan dört büyük banka 10,8 trilyon TL Aktif Büyüklüğü ile sektörün %32’sini; 8,2 trilyon TL nakdi kredi hacmi ile %36’lık ve 6,8 trilyon TL’lik mevduat hacmi ile sektörün %35’lik kısmını oluştururken; 282 milyar TL’lik Net Kar ile de sektör Net Karlılığının %31’ini oluşturuyor. Hadi ana kalemlerden yola çıkarak dört büyüklerin 2025 yılı fotoğrafını çekip dört büyük banka performansına daha yakından bakalım:
AKTİF Büyüklükte İŞBANK farkı açarak liderliğe devam ediyor
Aktif büyüklükte dört büyükler ortalama %38 büyürken GARANTİ BBVA ikinci yarıdaki atağı ile Aktif büyüklünü (%47) en fazla artıran banka oldu. AKBANK ve YAPI KREDİ %33 büyüme ile ortalama büyümenin altında kaldı. Aktif büyüklüğünü en fazla artıran banka ise 1,3 trilyon TL ile İŞBANK oldu.

Dört büyükler arasında geçmiş yıllarda olduğu gibi İŞBANK Aktif Büyüklükte açık ara liderliği devam ediyor ve 4,6 trilyon TL büyüklüğü ulaşmış durumda. İŞBANK aynı zamanda dört büyüklerden 4 trilyon TL Aktif büyüklüğünü aşan ilk banka oldu.
Toplam NAKDİ Kredilerde İŞBANK liderliğe devam etti
İŞBANK 2,3 trilyon TL’yi aşan brüt nakdi kredi hacmi ile ilk sıradaki yerini korudu. 2025 yıl sonunu GARANTİ BBVA 2,2 trilyon TL; YAPI KREDİ ve AKBANK 1,8 trilyon TL Kredi hacmine ulaştı. İŞBANK son çeyrek atağı ile 724 milyar TL kredi artışı ile kredi hacmini en fazla artıran banka oldu.

GAYRİ NAKDİ Kredilerde İŞBANK tekrar lider
Gayri Nakdi Kredilerde dört büyükler ortalama %50 büyürken, %56 büyüme ile AKBANK önde yer aldı. GARANTİ BBVA %48, İŞBANK %43 artışa rağmen ortalama büyümenin altında yer alan bankalar oldu.

Gayri Nakdi Kredilerde ilk üç sırada yer alan bankalar arasında fark hızla kapanırken, AKBANK yüksek büyüme artışına rağmen Rekabetin oldukça gerisinde kalmış durumda. İŞBANK 896 milyar TL hacim ile liderlik koltuğuna tekrar oturdu. GARANTİ BBVA 811 milyar TL; YAPI KREDİ 776 milyar TL hacme ulaşırken; AKBANK 545 milyar TL hacim ile dört büyükler arasında acık ara rekabette gerilere düşmüş durumda.
İŞBANK 3 trilyon lira mevduatı aşan ilk özel banka oldu
Mevduatta dört büyükler ortalama %40 büyürken %46 büyüme ile İŞBANK en fazla büyüme sağlayan banka oldu. İŞBANK aynı zamanda 971 milyar TL mevduat artışı ile toplamda 3 trilyon 99 milyar TL mevduat hacmine ulaştı. AKBANK %33 ile ortalama büyümenin altında yer alan tek banka oldu.

Net Faiz Gelirinde GARANTİ BBVA liderliğini korudu
2025 yılın ilk aylarında Mevduat ve Kredi faizlerinde düşme beklentisi artarken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının ve onlarca belediye çalışanının tutuklanması ile tüm beklentiler tersine döndüğü gibi faiz oranlarında da sert yükselme yaşandı. Örneğin %45’lere kadar düşen Ticari Kredi faiz oranları %60’lara kadar çıktı. Bu durum ister istemez Net Faiz Gelirlerinde bankalar arası fark oluşturmaya başladı. GARANTİ BBVA 165 milyar TL ve %65 artış ile en fazla artış performansı sergilerken; 2024’e göre %181 artış ile İŞBANK Net Faiz Gelirini en fazla artıran banka oldu.

Net Ücret ve Komisyon Gelirlerinde GARANTİ BBVA liderliğini korudu
2025 yılında GARANTİ BBVA 143 milyar TL Net Ücret Komisyon Geliri sağladı. İŞBANK 134 milyar TL Net getiri elde ederken; AKBANK 114milyar TL; YAPI KREDİ 110 milyar TL net getiri sağladı.

Net Karlılıkta da GARANTİ BBVA açık ara önde
2025 yılında Net Karlılıkta Bankacılık sektörü %38 büyüdü. Dört büyüklerin ortalaması da sektör ortalamasına yakın seyrederek %35 oldu. Net Karlılığını 100,6 milyar TL’ye taşıyan GARANTİ BBVA dört büyükler arasında açık ara önde yer aldı. İŞBANK 67,4 milyar TL Net Karlılık ise ikinci sırada yer alırken; AKBANK 57,2 milyar TL, YAPI KREDİ 47 milyar TL karlılık yakaladı.

Üst Yöneticilere Yapılan ödemeler
2025 yılında banka Üst Yöneticilere %47 artış ve 837 milyon TL ödeme ile AKBANK en fazla ödeme yapan banka oldu. Banka bu durumu “bizde brüt ödeme, diğer bankalarda Net Ödeme o nedenle biz yüksek gözüküyor” şeklinde açıklamaya çalışsa da banka Raporlarında böyle bir açıklaya yer almadığı için teyit edemedik. Bu konuda belirsizlik var ise BDDK’nın bu konuda Raporlara standart getirmesi faydalı olacaktır.

YAPI KREDİ 786 milyon TL ile ikinci sırada yer alırken; GARANTİ BBVA 728 milyon TL ödeme yaptı. İŞBANK ise 380 milyon TL ile Üst Yönetime en az ödeme yapan banka oldu. Bankaların performansları ile Üst Yönetim ödemelerinin orantılı olmadığı dikkat çekti.
Banka genel performansları
Liralaşma Stratejisi kapsamında, TCMB ve BDDK’ın eleştirilere neden olan sektörel düzenlemeler teker teker iptal edilip Rasyonel Zemine oturtulmaya başlanırken, geçmiş dönemdeki düzenlemelerin olumsuz etkisi 2025 yılında sektörde kendini hissettirdi.
KKM Hesapların sonlandırılması; Ticari Dövizli ödemelerin tekrar serbest bırakılması; İhracat Bedellerine Destek Kurunun %2’den %3’e çıkarılması; TCMB Reeskont Kredilerindeki “döviz almama yasağının” kalkması Reel Sektörü olumlu etkilerken; TCMB’nin TL ve Döviz Kredilerdeki kısıtlamanın devam ettirdiği gibi daha da kısılarak nerede ise durma noktasına getirmesi; Yüksek Kredi faiz oranının devam etmesi; Kredilerde takip hacimlerinin artması; Siyasi gerilim ortamının devam etmesi Bankacılık Sektörü ve Reel Piyasanın belirsiz ve kaygıları 2026’ya miras olarak taşımız durumda.
Dört büyük bankanın 2025 yılında hacimsel büyüklükleri, gelişme performansları, piyasaya verdikleri destek, profesyonel yönetim yapısı, personel memnuniyeti, müşteri hizmet kalitesi, Dijitalleşme, gelen şikayetlere çözüm odaklı hızlı geri dönüşleri dikkate alındığında dört banka arasında bir sıralama yapılır ise en başarılı Bankalar İŞBANK ve GARANTİ BBVA olarak kendini göstermekte.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
*******************
MERAKLISINA EKLER:

BANKA ANALİZLERİ
2026 Yılında Türk Bankacılık Sektörünü Neler Bekliyor?
Yayınlanma:
7 ay önce|
16/12/2025Yazan:
Erol Taşdelen
2026, Büyüme Yılı mı Yoksa Ayıklanma Dönemi mi?
Türk bankacılık sektörü, 2025 yılında yüksek enflasyon, sıkı para politikası, kredi büyüme sınırları ve artan regülasyon baskısı altında faaliyet gösterdi. 2026’ya girerken temel soru şudur: Bankalar yeniden büyüme eksenine mi dönecek, yoksa risk yönetimi merkezli “kontrollü bilanço” dönemi mi sürecek?
Mevcut göstergeler, 2026’nın hızlı büyümeden ziyade seçici kredi, aktif kaliteyi koruma ve teknolojik dönüşüm yılı olacağına işaret ediyor.
1. Makro Çerçeve: Enflasyon Düşüyor, Risk Tam Olarak Bitmiyor
2026’da:
-
Enflasyonda düşüş eğiliminin devam etmesi,
-
Ancak fiyat istikrarının henüz “kalıcı” hale gelmemesi,
-
Para politikasında erken gevşemeden kaçınılması,
bekleniyor.
Bu durum bankalar açısından iki kritik sonucu beraberinde getiriyor:
-
Kredi büyümesi serbestleşmeyecek, kontrollü kalacak
-
Faiz–kredi makası eski seviyelerine dönemeyecek
Dolayısıyla 2026, bilanço şişirme değil bilanço kalitesini koruma yılı olacak.
2. Bankalar 2026’da En Fazla Hangi Alanlara Odaklanacak?
2.1. Seçici Kredi Politikası ve Portföy Temizliği
2026’da bankaların ana refleksi:
-
Yeni kredi vermekten çok
-
Mevcut kredi riskini yönetmek
olacak.
Öne çıkan başlıklar:
-
Sektörel bazda kredi daraltma (tekstil, inşaat, enerji yan sanayi gibi kırılgan alanlar),
-
Nakit akışı güçlü, ihracatçı ve döviz geliri olan firmalara öncelik,
-
Yeniden yapılandırma, vade uzatma ve teminat revizyonları.
Bu yaklaşım, “kredi hacmi” yerine “kredi kalitesi” dönemine girildiğini gösteriyor.
2.2. Dijitalleşme Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk
2026, Türk bankacılığı için dijital dönüşümde ikinci kırılma noktası olabilir.
Bu kez dönüşümün odağı:
-
Mobil bankacılık değil,
-
Operasyonel verimlilik ve maliyet azaltımı
Şu alanlar öne çıkıyor:
-
Şube sayılarında azalma,
-
Arka ofis süreçlerinin otomasyonu,
-
Manuel kredi ve operasyon süreçlerinin kısaltılması.
Ama asıl farkı yaratacak alan: Yapay zekâ ve NLP tabanlı sistemler.
3. 2026’da NLP ve Yapay Zekâ Bankacılığı Nasıl Dönüştürecek?
Sorunun net cevabı şu: Evet, NLP ve yapay zekâ kullanımı ciddi biçimde artacak.
Ancak bu artış “reklam” değil, zorunlu verimlilik aracı olarak karşımıza çıkacak.
NLP’nin öne çıkacağı alanlar:
-
Müşteri şikâyet ve talep metinlerinin otomatik analizi,
-
Çağrı merkezi konuşmalarının risk ve memnuniyet analizi,
-
Hukuki metin, sözleşme ve kredi dokümanı taraması,
-
Şüpheli işlem ve dolandırıcılık metinlerinin ön analizi.
Özetle: 2026’da bankalar insan kaynağını artırarak değil, metni ve veriyi anlayan sistemler kurarak büyümeye çalışacak.
4. En Kritik Soru: 2026’da Takipteki Krediler (NPL) Artar mı?
Bu başlık 2026’nın en hassas alanı.
Kısa cevap: Evet, sınırlı ama kontrollü bir NPL artışı riski var.
Neden?
-
2024–2025’te ötelenen kredi sorunları,
-
Yeniden yapılandırılmış ama kalıcı toparlanma sağlayamamış firmalar,
-
Artan konkordato ve iflas dosyaları.
Ancak önemli bir fark var:
🔹 Bu kez bankalar hazırlıksız değil
🔹 Erken uyarı sistemleri daha güçlü
🔹 Teminat ve karşılık politikaları daha sıkı
Dolayısıyla 2026’da “sert NPL patlaması” değil, “yavaş ama yönetilen NPL artışı” senaryosu daha olası.
5. Bankaların 2026’da En Çok Zorlanacağı Alanlar
5.1. Net Faiz Marjı Baskısı
Faizlerin düşmesi bankalar için otomatik olarak kârlılık artışı anlamına gelmiyor.
-
Mevduat maliyeti yüksek kalmaya devam edecek,
-
Kredi faizleri regülasyonlarla sınırlı olacak,
-
Marjlar eski seviyelere dönmeyecek.
5.2. Reel Sektör Baskısı
Bankalar 2026’da:
-
Daha fazla yapılandırma talebi,
-
Daha fazla kredi erteleme baskısı,
-
Daha fazla “bankalar firmaları sıkıştırıyor” algısı
ile karşı karşıya kalacak.
Bu da bankacılık–reel sektör ilişkisinde zor bir denge yılı anlamına geliyor.
6. 2026, Bankalar İçin Nasıl Bir Yıl Olacak?
2026;
-
Hızlı büyüme yılı değil,
-
Kredi patlaması yılı değil,
-
Popülist bilanço yılı hiç değil.
2026;
✔ Riskin daha iyi ölçüldüğü,
✔ Kredinin daha seçici verildiği,
✔ Teknolojinin maliyet azaltma aracı olarak kullanıldığı,
✔ NPL’nin yönetildiği ama inkâr edilmediği
bir geçiş yılı olacak.
Kısa özetle:
2026, Türk bankacılığı için “büyümek” değil, ayakta kalmayı ve doğru bilanço kurmayı başaranların yılı olacak.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.038)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.521)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
- Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
