Connect with us

Erol Taşdelen

Nedir bu tükenmişlik sendromu?

Tükenmişlik Sendromu genelde İş Hayatında görülüyor. Enerji kaybı yaşanıyor, motivasyon düşüyor, çevreye karşı negatif tutum veya kendini geri çekme şeklinde ortaya çıkıyor. Depresyonla ile aynı şey değil.

Yayınlanma:

|

Tükenmişlik Sendromunda insanın “İç Enerjisi” bitme noktasına gelir. Ruhsal çöküntü zamanla Fiziksel çöküntüyü de birlikte getirir. Stres, umutsuzluk, yalnızlık hissi, çaresizlik, sıkışmışlık duygusu Tükenmişlik Sendromunun göstergelerindendir.

Tükenmişlik Sendromu
İngiliz Edebiyatçı Graham Greene’nin “Bir Tükenmişlik Olayı ( A Burnt-Out Case )” romanı, Psikolojik olarak çöken bir mimarın işini bırakıp Afrika Ormanlarına kaçışı konu edinir. Roman, aşırı bıkkınlık, tükenmişlik, yorgunluk duygusunun, işi için öfkeye nasıl dönüştüğünü, işinden nefret eder hale bireyin nasıl geldiğini anlatır. Bankacılar için ne kadar tanıdık değil mi. Belki Afrika hayalimiz yok ama Ege Sahilleri her bankacının hayali.
Tükenmişlik Sendromunda insanın “İç Enerjisi” bitme noktasına gelir. Ruhsal çöküntü zamanla Fiziksel çöküntüyü de birlikte getirir. Stres, umutsuzluk, yalnızlık hissi, çaresizlik, sıkışmışlık duygusu Tükenmişlik Sendromunun göstergelerindendir.
Baş sorumlular sistem uygulayıcısı Mobbingçiler
Yaratılan vahşi ortamda, Tükenmişlik Sendromu yaratan Mobbingi Psikologlar, “Psikolojik Şiddet” olarak tanımlarlar. Tükenmişlik Sendromunu yaratanların baş sorumlusu Mobinçiler olarak gösteriliyor. Psikologlar,  Mobingçileri ise; “ilgi açlığı çeken, övgüye aşırı muhtaç, şişirilmiş benlik algısı içinde olan, narsist, kendi eksikliklerinin telafisi için yıldırmaya başvuran güçsüz, güvensiz, korkak ve önyargılı kişilikteki insanlardır” olarak tanımlıyor. Ayrıca; mobbingçiler, kötü bir çocukluk geçirmelerinin, toplum ve aile baskısı yaşamalarının veya başa çıkamadıkları çeşitli olayların kurbanı olmalarının da mobbing davranışları sergilemelerinde etkili olduğu ifade edilebilir. Bir bakıma mağdur eden de çocukluktan mağdur aslında.
Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri
Tükenmişlik Sendromu yaşayıp yaşamadığınızı, benzer belirtiler olup olmadığına bir bakalım. Bu belirtilere bakalar Tükenmişlik Sendromu tehdidi altında olup olmadığımızı test edebiliriz.
Duygusal olarak; kaygı, hüzün, karamsarlık halidir. Çalışan endişeli ve gergin olur. Gelecek ve İş kaygısı yaşar. Hizmet verdiği kişilere nesle gözü ile bakmaya başlar. Hizmet verdiği kişiler ile duygusal bağ azalır. Söyleneni yapma, ürün odaklı çalışma başlar. Karşı tarafın ihtiyacı olup olmamasının artık bir önemi yoktur. Başkalarının haz ve duygularının önemi yoktur artık.

Zihinsel olarak; düşünme ve hareketlerde yavaşlama görülür. Çok yönlü düşünemez olur, Analitik Düşünme yeteneğinde kayıplar olur. Sık hata yapmaya yatkın hale gelir. Becerileri körelir. Robotik davranış kalıpları gözlemlenir. Rutin içine hapsolur. Bağımsız karar verme becerilerinde gerileme görülür. Tüm çabasına rağmen bunun görülmediği, takdir edilmediği hissi yaşar. Mesleki beklenti kaybolur.
Fiziksel olarak; Baş ağrısı, eklem ağrısı kendini gösterir.  Vücut direnci düşer, sık hastalanma halleri görülür. Boğaz kuruluğu, nefes darlığı, iştah kaybı, kilo kaybı, uyku bozuklukları kendini gösterir. Mide, Bağırsak, Kalp rahatsızlıkları başlar.  Solunum ve Şeker hastalıkları gibi hastalıklar kendini gösterir. Kalp Çarpıntısı, tansiyon problemleri ortaya çıkar. Terleme ve deri hastalıkları başlar.
Davranışsal olarak; dikkat dağınıklığı başlar. Kararsızlık kendini gösterir. Alkol ve Sigara bağımlılığı artar.  Dengesiz beslenme, sakarlık başlar. Kişiler arası ilişkilerde bozulma kendini gösterir. Öfke, saldırganlık davranışları gözlemlenir. Tahammül sınırı daralır. İşte gösteremediği tepkileri ailesine ve yakın çevreye göstermeye başlar. Yalnızlaşmaya başlar. Mekanik mesafeli, duygudan yoksun davranış değişiklikleri başlar. Sözel iletişimde kırıcı hal almaya başlar. Motivasyon Düşer. İş sadece ekonomik ve sosyal güvence için sürdürülür hale gelir. İş zorunluluk halinden başka bir şey değildir artık.
Motivasyon olarak; eski seri, iş bitirici, çözüm odaklı çalışma alışkanlıklarında olumsuz değişimler görülür. Şaşkınlık, Hayal kırıklığı hali görülür. İleriye yönelik kariyer planı yapamaz hale gelir. Yeni durumlara uyumda zorluklar yaşanır. İş ortamından şikayetler artar. İşe gelme isteği azalır. İşe odaklamada zorluklar başlar. Sadece “sorgulanan” işe odaklanılır, sorgulanmayan iş ile ilgilenilmez. Dayanışma, yardımlaşma duygusu azalır.
Ya aile
Tükenmişlik Sendromuna giren kişilerin sadece iş ortamında performansları düşmez. Sadece iş arkadaşları ile sorunlar yaşamaz. Bu olumsuz durumdan en çok etkilenen ise kişinin ailesidir. Sevgilisine, eşine, çocuğuna, anne, babasına ters davranmaya başlar. Mutsuzluk hali görülür. Aile bireyleri, sorunun kendisinden kaynaklandığını düşünerek gereksiz vicdan azabı çeker. Her iki kesimde de suçluluk duygusu ilişkileri iyice çekilmez hale getirir.
Tükenmişlik Sendromu tedavisi var mı?
Her hastalıkta olduğu gibi Tükenmişlik Sendromunun da hiç kuşkusuz klinik tedavisi mümkün. İlk çözüm telkin ve ilaç ile oluyor genelde. Köklü çözüm de bulunulan ortamdan ve tehdit unsurlarında uzaklaşmak ile oluyor. İşten ayrılanların kuş gibi hafiflemeleri bundandır. Bankacılıkta ileri sürülen Performans Düşüklüğü neden değil sonuçtur. Hiçbir kurum ise bunun nedenleri hakkında ne bir araştırma yapar, ne de sorgular kapasitede değil maalesef. Avrupa Almanya öncülüğünde, Sosyal Piyasa ekonomisini yakaladı. Bizde ise hala, “Vahşi Kapitalizm” ölmedi, şekil değiştirdi sadece, “Kullan at” modeli şu an uygulanan. Hobbes’un “insan insanın kurdudur” teorisi hale geçerli. Adam Smith’in “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, dünya kendi kendine gider” tekerlemesi hala geçerli. Makina vidası aşındığında nasıl tamir ile uğraşmıyorlar yenisi ile değiştiriyorlar ise bugün Bankacılık sektöründe de aynı model geçerli. Organize olup, örgütlenip ses çıkarmadığımız sürece bu sistem de, vahşi özgüveni ile uygulamalarına devam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
Acılar evrenseldir, ne demişti Alman şair Bertolt Brecht;
kim mi alacak öcünü yenilmiş adam
vurulmuşsun madem 
gel yaralıların yanına
gerçi biz zayıfız kardeş 
zayıfız, yaralıyız ama 
alırsak biz alırız öcünü senin

ya hep beraber ya da hiç birimiz 
kurtulmak yok tek başına yumruktan ve zincirden 
ya hep beraber ya da hiç birimiz

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Siyaset Bilimci

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: VATANDAŞ BORÇ BATAĞINDA ÇIRPINIYOR, BORÇ STRESİ BİRİKİYOR!

Yayınlanma:

|

BDDK tarafından yayınlanan 2023 yıl sonu banka kredi verileri vatandaşın tam anlamı ile borç batağına battığını; hareket edemez hale geldiğini de ortaya çıkardı. Vatandaşın, fırında ekmek alırken bile kredi kartı kullanıldığını biliyoruz. Bazen ödemelerin 2-3 kart ile parça parça ödendiği veya kart puanı ile ödemek zorunda kalındığını; kart limitlerin doluluğundan dolayı kasada poşeti bırakıp marketten çıkan vatandaş görüntülerini hiç yadırgamıyoruz artık. Bu görüntüler normal olmadığı gibi vatandaşın ne hale geldiğinin de net fotoğrafı aslında! Vatandaşta sonu nereye gideceğini tahmin etmenin zor olduğu “borç stresi” yükleniyor biline! Sektörün kredi verileri de bunun nedenlerini açıklar nitelikte.

Kredi Kart borcu taşınabilir boyutu aştı!

2022 sonunda vatandaşın kredi kart borcu 452,5 milyar TL iken; 2023 yıl sonunda bir yılda %155 artarak 1 trilyon 155 milyar TL seviyesine ulaştı. Kredi kartlarındaki artış tutarı son bir yılda 702 milyar TL seviyesini aşarken ortaya çıkan rakamların vatandaşın özellikle kredi kart borç batağına saptandığı ve buradan çıkmasının zor olduğunu, çırpındıkça da daha fazla borç batağına battığını gösteriyor. Bu durum Vatandaşın Enflasyon etkisi ile ortaya çıkan reel gelir kaybı açığının da kredi kartlar aracılığı ile kapatılmaya çalışıldığının belgesi niteliğinde aslında. (Vatandaşın Reel Gelir kaybından dolayı başta TÜİK ve ekonomi kurmayları eseri ile övinebilir). Vatandaşın 2024 Ocak ayı sonundaki Kredi Kart borcu ise bir ayda 92 milyar TL artarak 1 trilyon 247 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. Kısaca, 2024’de de Bireysel Kredi türbülansı devam ediyor.

Kredi Kart kullanımının ani kısılması felaket olur

POS’lardaki anormal durumu daha önce yazmıştım. Son günlerde enflasyon ile mücadelede “emekli ve ücretli maaş artışları yanında, kredi kartlardaki harcama artışın” nedenleri arasında sayılması ve alınan/alınacak tedbirler ise vatandaşı zor durumda bırakıyor/bırakacak. Baştan söyleyeyim Kredi Kartlar ile ilgili öngörülen Tespit ve Çözüm kesinlikle yanlış; sonucu tahmin ötesi vatandaşda da piyasada da yıkıcı olur! Zira, enflasyonun asıl nedeninin “maliyet enflasyonu” olduğunu kabul etmeyen, bu yönde tedbirler almayan ekonomi kurmayları bunun yerine çözümü talebi kısacak mücadeleye çevirmesi, başta TÜİK aracılığı ile gerçekçi olmayan enflasyon rakamları ile reel maaş artış oranları düşürülürken diğer taraftan talebi kısmak için kredi kartlarına yapılan faiz oranları artışı; asgari ödeme oranının şimdilik %40’lara yükseltilmesi, taksitlerin kapatılması, limitlerin düşürülmesi gibi tedbirler vatandaşı iyice zorlamaya başladı. Bankalarca ertelenen Kredi Takip dosyaları 2024’de hızla artmaya devam ediyor. Bunun yanında bankalar özellikle biriken kredi kart borçlarını yüksek faiz ile ertelemesi; kredi kart borçlarının tüketici kredisine çevirmesi gibi yöntemler vatandaşın kredi maliyetini artırırken; borç çevirme koşullarını ağırlaşmaya da başladı . Bankaların bu yöndeki geçici çözümleri ise sadece sorunların büyüyerek ertelenmesine neden oluyor. 35,8 milyon Kredi Kart müşterisi; 111 milyon adetten fazla Kredi Kartı, 84 milyon Ön Ödemeli Kart; KMH Kredilerinin de tanımlı olduğu 194 milyon Banka Kartı olduğu düşünüldüğünde başka banka kredi kartından çekilerek borcu borç ile kapama yöntemi kısıtlamalar sonucu “ani çöküş” riski ile karşı karşıya kalınmış durumdayız biline! Kredi kartlarına yapılacak kısıtlamanın ekonomiye/esnafa vereceği hasarı merak edenler kart ile yapılan harcama tutarını, GSYH içindeki harcama payını  incelemeleri yeterli olacaktır. Kredi Kartlarını takside açıp vatandaşı borç batağına sokan bankacılık sektörünün hiç suçu yok mu da faturayı sadece vatandaşa ödetmeye kalkışılıyor. Bir bedel ödenecekse bu bedel tarafların tamamına ödetilmelidir! Özellikle Kredi kartlarının sabit ve makul faiz ile vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde yapılandırılabilmesi için acil düzenleme kendini dayatmaktadır. Aksi halde bu borçlar ile pimi çekilmiş bomba gibi vatandaşın eline kartları tutuşturup bankalar ile başbaşa bırakıp; “ne halin varsa gör” demek büyük insafsızlık olur!

Kredi kartlarından sonra, en fazla İhtiyaç kredileri arttı

2023 yılında kredi kartlarından sonra en fazla artış İhtiyaç kredilerinde olması vatandaşın borç ile döndüğünün diğer kanıtı. Her ne kadar bankalar tüketici kredi gerekçesine sistemlerine ‘eşya alımı, ev tadilatı’ gibi klasik kullanma nedenleri olarak girse de, vatandaşın asıl Tüketici kredi kullanma nedeninin kredi kart ödemesi gibi borç ödeme olduğunu sektörün içinde bulunanlar da biliyor. 2022 sonunda 674,8 milyar TL olan İhtiyaç kredileri 2023 sonunda %45 oranda 304,8 milyar TL artış ile 979,6 milyar TL’ye yükseldi. Taşıt kredileri ise 49,6 milyar TL’den %93 artış ile 95,8 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. 2023’de Konut kredi artış oranı ise sadece %22 oldu. 2022 sonunda 360 milyar TL olan  Konut kredileri 78,4 milyar TL artış ile 2023 sonunda 438,4 milyar TL seviyesine ulaştı.

Bankalar Krediler ile Tüketimi teşvik etti

Bireysel kredilerdeki oransal dağılıma baktığımızda Toplam 2,6 trilyon TL kredinin %43’ünü ( 1,1 trilyon TL) oluşturan payın Kredi Kart borçlarından oluştuğu gözükürken; %37’lik ( 979 milyar TL)  kısmı İhtiyaç Kredi borçlarından oluşuyor.  Başka bir ifade ile bankaların vatandaşa verdiği kredilerin %80’lik ( 2,1 trilyon TL) kısmını Kredi Kart ve İhtiyaç Kredilerinden oluştuğu görülüyor. Gerek kısa vadeli olması gerekse faiz oranlarında oynaklık esnekliği neden ile bankaların Kredi Kartları ve Tüketici kredilerini tercih ve teşvik ettiği; Konut ve Taşıt gibi uzun vadeli kredilere aynı yaklaşımı sergilemedikleri görüldü. Kriz ve belirsizlik dönemlerinde bu tercih ise bankacılık mantığına göre gayet normal. Zira; 2005-2009 ile 2016-2017 yıllarında Konut kredilerinin Tüketici Kredilerinden fazla olması da bu tezi ispatlar niteliğinde. Bankaların verdiği İhtiyaç Kredilerin %25,7’lik oran ile İstanbul ilk sırada yer alırken; Ankara %8,9; İzmir %7,3; Bursa %4,5; Antalya %4; Kocaeli % 3,2; Adana %2,6; Mersin ve Gaziantep %2; Tekirdağ  %1,9 hacimsel orana sahip iller arasında yer aldı.

Kredi takip oranları Kartlarda uçarken Konut kredi borcuna vatandaş sadık kaldı    

BDDK verilerine göre 2022 sonunda 29,7 milyar TL olan Bireysel Kredi ve Kredi Kart Takip tutarı 15,1 milyar TL %51 artış ile 44,8 milyar TL seviyesini aştığı görüldü. Takipteki kredilerde 21,6 milyar TL’den %33 artarak 28,8 milyar TL seviyesine ulaşan Tüketici kredileri olurken; en fazla artış oranı 7,3 milyar TL’den 15,4 milyar TL’ye iki kattan fazla 8 milyar TL ve  %110 artan Kredi Kart borç takip dosyaları oldu. Oransal ve hacimsel olarak Konut kredilerinda düşüş oldu. Konut Kredilerinde en fazla tasfiye oranı %0,3 ile Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Gümüşhane, Siirt, Kırıkkale, Sakarya, Antalya, Amasya illeri oldu.

Takip hacim ve atış oranlarını tahmin edilenin altında kalması sizi yanıltmasın bu rakamların içinde bankaların Varlık Şirketlerine sattığı milyonlarca liralık dava dosyaları silinmiş hali. Üstelik bankaların henüz hukuki işlem başlatmadığı; 1 yıl ödemesiz dönemler koyarak defalarca yapılandırıp yüzdürülen krediler de bu takip rakamlarının içinde yer almıyor. Mahkemeden tahsil edilerek kapanan krediler de bu rakamların içinde değil. Dolayısı ile sorunlu Bireysel krediler aslında nokta bakiye verilen rakamların çok çok üstünde aslında!

Milyonlarca vatandaş mahkeme kapısında

2023 Kasım ayı itibarıyla 1.597.090 vatandaş Yasal Takip Sürecinde Bireysel Kredilerden dolayı mahkemede dosyası açılmışken; 1.404.166 vatandaş da Kredi Kartlarından dolayı mahkemelik olmuş durumda. Bireysel ve Kredi Kartlarından toplam 2.337.292 vatandaş bankalar ile halen mahkemelik. Bitmedi; bankaların Varlık şirketlerine sattığı Takipteki dosyalardan dolayı süren dosya sayısı da 2.109.051 adet. Banka ve Varlık Şirketlerini birlikte değerlendirdiğimizde BDDK verilerien göre 3.830.149 tekil kişi Banka borçlarından dolayı davalar ile boğuşmakta. Kapanan dava dosyalarını da eklendiğimizde Bankalar ile çalışan vatandaşlardan %15’i davalık olmuş durumda.

Tasfiye Olacak Alacaklarda Doğu iller ilk sırada

BDDK 2023 Kasım ayı verilerine göre; Bankalarca gerçek kişilere kullandırılan bireysel kredi kartı, kredili mevduat hesabı, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve taşıt kredisinden kaynaklı tasfiye olunacak alacaklar toplamından oluşan Tasfiye Olunacak Alacaklar’da ilk sıralarda doğu illeri yer aldı. %5,6 ile Diyarbakır ilk sırada yer alırken; Mardin %4,2; Şanlıurfa %4; Batman %3,8; Adana %3,7; Şırnak % 3,2; Hakkari %2,8; Mersin %2,5; Ağrı %2,5; Kırıkkale %2,4 ile en yüksek sorunlu bireysel kredileri olan iller arasında yer aldı.

Kredi Kart borcu en fazla artan İl Şanlıurfa oldu

Kredi kart borcu % 210 artış oranı ile ne fazla Şanlıurfa oldu. Diyarbakır %208,6; Batman % 205,4; Gaziantep %201,8; Mardin %198,7; Adana %197,9; Hakkari % 196,2; Şırnak ve Van %191,3; Düzce %189,9 artış ile kredi kart borcu en fazla artan on İl arasında yer aldı. Kredi Kart borçlarının %27,8’lik kısmı İstanbul ilk sırada yer alırken; %9,3 ile Ankara; %6,6 ile İzmir; %3,9 ile Bursa; %3,7 ile Antalya; %3 ile Adana; %2,7 ile Kocaeli; %2,3 ile Konya; %2,2 ile Gaziantep ve %2,1 oran ile Mersin ne fazla Kredi Kart borcu artan iller arasında yer aldı.

2024’de Kredi Takip tam gaz devam ediyor 

BDDK’nın 2024 Ocak sonu Kredi verileri de durumun ne kadar vahim olduğunu ve sorunun artarak devam ettiğinin kanıtı niteliğinde. Zira; 2023 sonunda takip oranı düşen tek kredi grubu 1 milyon TL düşüş ile Konut kredileri oldu. 2024 Ocak ayında Taşıt kredileri 7 milyon TL; Tüketici Kredileri 2,2 trilyon TL artarken en fazla artış 2,4 trilyon TL artış ile Kredi Kartlarında oldu. Tüketici Kredileri bir ayda %8 artarken; Kredi Kartlarındaki aylık Takip artış oranı %16 oldu.

2023 sonunda 44,8 trilyon TL olan Bireysel Krediler ve Kredi Kartlarındaki toplam Takip hacmi de bir ayda %11 ve 4,7 trilyon artarak 49,5 trilyon TL‘yi aşmış durumda. Bu öncü veriler ışığında Kredi takip sorununun 2024 yılında artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil. Alınması gereken (alınacak ise) tedbirlerin aciliyeti de bundan kaynaklanıyor zaten!

Bireysel İflas Yasası Şart

Firmalar Konkordato, İflas gibi borç yapılandırma zaman kazanma gibi yasal haklara sahipken; vatandaşın maalesef bu yönde bir yasal koruması yok. Vatandaşın borç batağına saplanmasını bizim yasalar kişinin kendi tercihi olarak görürken borçlu vatandaşa daha fazla borç içine girmesini sağlayan; haksız gecikme/temerrüt faiz; ücret ve komisyon ile vatandaşı boğan bankacılık sistemini sorgulayacak bir sistemimiz yok.

Bankacılık Kanununa; TCMB ve BDDK düzenlemeleri ile Bireysel Kredi ve Kredi Kartı veren bankalar iş takip aşamasına gelince imzalanan tüm sözleşmeleri bir tarafa atarak sanki borç kişiler arasında sözleşmeye bağlı olmayan Adi Borç ilişkisi gibi 6098 Sayılı Borçlar Kanunu uygulanıyor ki; bu konuda yetersiz olan Avukat ve Bilirkişilik uygulaması; Asliye Hukuk Mahkemeleri de bu ayrımı anlamadan %100 faiz artışı uygulayarak vatandaşı daha fazla mağdur etmektedir. Biriken borç dağına ne tedbir alının bilmiyorum ama benim önerim; Vatandaşı bankalar karşısındaki bu tarz mağduriyetlerini koruma altına almak için ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “Bireysel Konkordato”, “Bireysel İflas” gibi hukuk düzenlemeleri acil yapılmalıdır.

En azından banka kredilerinde takip aşamasında imzalanan sözleşmeler ile sınırlandırılması, müşterinin imzalamadığı diğer düzenlemelere tabi tutulmaması gerekir. Kredi sözleşmeleri her sadece bankaları koruma niteliğinden çıkarılıp; iki tarafın menfaatlarını koruyacak şekline getirilmelidir. Örneğin; TCMB ve BDDK’nın tüm uyarı ve düzenlemelerine rağmen halen çoğu banka taksitli kredilerde bilinçli olarak Temerrüt Faiz oranını yazmamakta ısrar ediyor. Bu sayede takip aşamasında temerrüt/gecikme faiz belirsizliği yaratarak Borçlar kanununa göre %100 fazlası ile takip işlemleri başlatabilmektedir. Diğer bir örnek; Takipte ilk ödemeler ana para yerine önce biriken faiz, masraf tahsilatı yapılarak; müşterinin mağduriyetinin devamlılığı sağlanmak; BDDK gibi kurumlar da yıllardır bu mağduriyetleri seyretmektedir. Kısaca, Vatandaş bankalar karşısında tek taraflı bankanın menfaatini koruyacak şekilde düzenlenen sözleşmeler karşsında çok korumasız kalmakta. Acil vatandaşın bankalar karşısındaki hukuksal koruma yollarındaki eksiklikler giderilmedilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist         www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Hocaların hocası Prof.Dr. NİHAT FALAY hayata veda etti

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nihat Falay yaşamını yitirdi.

Yayınlanma:

|

1969-2008 yılları arasında İstanbul Üniversitesi öğretim görevlisi olarak hizmet veren Prof. Dr. NİHAT FALAY hocamızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde binlerce öğrencinin yetişmesine onlarca öğrenciye Yükseklisans ve Doktora programlarında danışmanlık yapan hoca İstanbul Üniveristesi hamurunda suyu olan değerlerinden biri idi.

Kitabını tamamlamadan gitmedi

En son 2023 Haziran’ında “yazmadan gitmeyeceğim” dediği İSTANBUL ÜNİVERSİTESİNİN YABANCI AKADEMİSYENLERİ kitabı ile İstanbul Üniversitesine emeği geçen arkadaşlarına son görevini de yaparak bu dünyadan ayrıldı.

Arkasında onlarca kitap, yüzlerce makale, sayısız konferans, sunum bir hoş-seda bırakarak ayrıldı hocamız…

Üzerimizde büyük emeği olan hocamızın Nur içinde yatmasını, sevenlerine başsağlığı ve  sağlıklı uzun ömür dileriz.

Prof. Dr. NİHAT FALAY kimdir?

1941 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlkokulu Diyarbakır’da okuduksan sonra İstanbul’da Karagümrük Ortaokulu’nu ve 1961’de Vefa Lisesini tamamladı.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde 1965’re mezun olan Falay, 1969’da aynı fakültede Maliye Enstitüsünde öğretim üyesi yardımcılığı yaptıktan sonra, 1974’te “Kamu Kesiminde Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi ve Türk Program Bütçe Modeli” adlı tezi ile Doktor unvanı aldı. 1980 yılında “Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Tarihsel Gelişimi ve Maliye Sorunları” konulu tezi ile Doçent oldu. 1988 yılında da “Doğu Batı Toplumlaırnda Mali Sistemlerin Gelişimi ve Özellikleri” adlı tezi ile Profesörlüğe yükseldi.

2008 yılında yaş sınırından dolayı Üniversiteden emekli oldu. Prof.Dr. Nihat Falay hocamızın cenazesi, Cuma (yarın 9.2.2024) ikindi namazına müteakip İstanbul’da Merkez Efendi Camiinden kaldırılacaktır.

Kitapları

  • Türkiye Ekonomi Bibliyografyası, Met/Er Matbaası, 1977
  • İbn-i haldun’un İktisadi Görüşleri, İ.Ü. İktisat Fakültesi, 1987
  • Program Bütçe ve Sıfır-Esaslı MBütçe Sistemleri, İ.Ü. 1987
  • Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi ve Türk Program Bütçe Modeli, Filiz Kitapevi, İstanbuli 1998
  • Maliye Tarihi, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2000
  • İstanbul Üniversitesinin Yabancı Akademisyenleri, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, İstanbul, 2023

Prof.Dr. Nihat Falay’ın son ropörtajlarından birinde hayat hikayesini, yaşam felsefesini de anlatmıştı.

-EK

https://www.k24kitap.org/kritik/iki-konferans-bir-kitap-vesilesiyle-darulfunundan-bogazicine-universitelerarasi-goc-4460

 

Banka Vitrini

Erol TAŞDELEN – Editör

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: BANKACILIK SEKTÖRÜ-2023

Yayınlanma:

|

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU – BDDK Bankacılık sektörü 2023 yıl sonu mali verileri açıkladı. 2022’de 431,6 milyar TL Net Karlılık açıklayan sektör; 2023 sonunda karlılığını %40 artırarak 603,6 milyar TL Net Karlılık açıkladı. Açıklanan karlılık bankacıları memnun etmezken; bankalar arasında da ciddi karlılık artış farkı olduğunu tahmin etmek zor değil! 2022 yılında sektörün kar artış oranı % 366 idi.

2021 Aralık aylık bazda 44,4 milyar TL Net kar yapan sektör, 2023 Aralık ayında ise %53 artış ile 68,1 milyar TL Net Karlılığı yakaladı.

Bilanço büyümeye devam etti

2022 yıl sonunu 14,3 trilyon Aktif Büyüklük ile kapatan sektör 2023 yılında %64 büyüme ile 23,5 trilyon bilanço büyüklüğüne ulaştı. 2022 sonunda 7,6 trilyon TL olan Nakdi Krediler ise %54 artış ile 11,7  trilyon TL seviyesine yükselirken;  Takipteki Krediler 29 milyar TL artışla 192 milyar TL ( 6,5 milyar USD ) seviyesine ulaştı. Bununla birlikte 2023 Ekim verilerine göre yakın izlemedeki kredi miktarı önceki yıla göre yüzde 35 artarak 844 milyar TL ( 28,1 milyar USD) ulaştığı dikkate alındığında; karşılık ön izleme, yakın izlemede, takip edilip; yapılandırılan kredilerden oluşan Sorunlu Krediler 2023 sonunda 1 trilyon TL’yi geçmesi; yığılan Zombi firmalar Sektörün yumuşak karnı olarak kendini gösteriyor. 2022 yılında Beklenen Zarar Karşılıkları da 370 milyar TL’den 2023 sonunda 469 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda.

Mevduatın üçte biri vadesizde

2022 sonunda 8,8 trilyon TL olan Mevduat toplamı da %68 artış ile 2023 sonunda 14,8 Trilyon TL seviyesine ulaştı. Bankalarda bulunan Mevduatın %33,2’sine denk gelen 4,9 trilyon TL ise vadesiz mevduattan oluşuyor. Vadesiz oluşturulmasında her ne kadar Ekim sonuna doğru TCMB uyarsa da Ticari kredilerin %25-30’luk kısmının kredi vadesince vadesizde tutma koşulu sonucu kredilerden yaratılan mevduatın etkisini BDDK murakıpları dışında hesaplamak çok zor. Zira, Enflasyon ve yükselen faiz oranları sürecinde bankalardaki vadesiz mevduatın bu seviyede olması doğal değil! Banka mevduatlarının %76’sı 1 milyon TL üzerindeki yüksek montanlı müşterilerde yoğunlaşmış durumda.

Net Karlılık %40 artış ile enflasyonu altında kaldı 

Bankacılık sektörün karlılık artış oranı  bilanço büyümesinin altında kaldı. 2022 yılında %366 net karlılığını artıran sektör; 2023 de aynı performansı gösteremediği gibi %40 artış ile enflasyonun altında bir karlılık gerçekleştirdi. 2022 yılında 764 milyar TL Net Faiz Gelir sağlayan sektör; 2023 yılında 718 milyar TL seviyesine kalabildi ve bir yıl önceye göre %-6 kayıp yaşayarak 718 milyar TL Net Faiz Geliri elde edebildi. Bunda KKM hesaplarında faizlerin sabitlenmesinin olmsuz yansıması olurken; bankalardaki mevduat/kredi dengesindeki bozulma ve bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasının da etkisi büyük oldu. Zira, bankalardaki tasarruf mevduatlarının üçte biri KKM’ye dönmüş  yıl sonunu kısmi düşüş ile 2,5 trilyon TL seviyesinde kapamış durumda. Bankaların elinde bulunan düşük faiz ile alınan Devlet Tahvilleri ise faizlerin yükselmesi nedeni ile karlılıkta önemli kayba neden oldu. Bankalar Net Faiz gelirlerindeki kaybı kapamak için faiz dışı gelir gruplarına odaklanarak bu alanda ciddi kar artışı sağladı. 2022 yılında 313 milyar TL Faiz Dışı Gelir elde ederken; 2023 yılında bu gelirini %132 artırarak 725 milyar TL seviyesine yükseldi.  Sektör Sermaye Piyasaları İşlemlerden de 86 milyar TL Net kar sağlaken; 123 milyar TL Net Kambiyo Karlılığı sağladı.

Diğer faaliyet dışı gelirlerin artmasında; kredi koşullarında dış ticaret paketi, sigorta, masrafsızlık paketi gibi komisyon gelirleri artıracak koşulların krediye bağlanmasının da etkisi büyük oldu. Son dönemde POS bloke çözümde ek komisyon ve mevzuata aykırı vadesiz bırakma koşulu getirilmesi yoluna sapan bankaları BDDK’ın dikkate sunmak isterim. Bankacılık sektörü sermaye yeterliliği standart rasyosu ise %18,85’e çıktı.

YERLİ SERMAYELİ ÖZEL BANKALAR 2023’DE NE YAPTI?

2023 sonunda Yerli Sermayeli Özel Bankalar bilanço büyülüğünü %64 büyüterek 6,9 trilyon TL’ye yükseltti. Kredi hacmi %50 büyüme ile 3,2 trilyon TL’ye yükselirken; Mevduat %61 artış ile 4,1 trilyon TL seviyesine yükseldi. Net Faiz Gelirleri %-10 kayıt ile 242 milyar TL seviyesinde kalırken; Faiz Dışı Gelirleri %103 artış ile 266 milyar TL seviyesine yükseldi.  Yerli Sermayeli Özel bankalar 2022 yılına göre karlılıklaırnı %21 artırarak 242 milyar TL Net kar açıklarken kar artış oranı sektör ortalamasının (%40) yarısı kadar olabildi.

YABANCI SERMAYELİ BANKALAR 2023’DE NE YAPTI?

2023 sonunda Yabancı Sermayeli Bankalar bilanço büyülüğünü %65 büyüterek 5,9 trilyon TL’ye yükseltti. Kredi hacmi %54 büyüme ile 2,8 trilyon TL’ye yükselirken; Mevduat %62 artış ile 3,7 trilyon TL seviyesine yükseldi. Net Faiz Gelirleri Kamu ve Yerli bankaların tersine %3 artırarak 212 milyar TL seviyesine yükseltirken; Faiz Dışı Gelirleri %133 artış ile 224 milyar TL seviyesine yükseldi.  Yabancı Sermayeli bankalar 2022 yılına göre karlılıklarını %65 artırarak 211 milyar TL Net kar açıklaken kar artış oranı sektör ortalanmasının ( %40 ) çok üzerinde olması dikkat çekti.

KAMU BANKALARI 2023’DE NE YAPTI?

2023 sonunda Kamu Bankaları bilanço büyülüğünü %64 büyüterek 10,7 trilyon TL’ye yükseltti. Kredi hacmi %56 büyüme ile 5,6 trilyon TL’ye yükselirken; Mevduat %75 artış ile 7 trilyon TL seviyesine yükseldi. Net Fazi Gelirleri 264 milyar TL seviyesinde kalırken; Faiz Dışı Gelirleri %173 artış ile 235 milyar TL seviyesine yükseldi.  Kamu bankaları 2022 yılına göre karlılıklarını %45 artırarak 151 milyar TL Net kar açıklarken, kar artış oranı sektör oratlanmasının ( %40 ) üzerinde gerçekleşti. Kamu Bankaları 2023’de Aktif Büyüklükte sektörün %45’ini; Kredilerin % 38’ini; Toplam Mevduatın %47’sini oluşturur hacme ulaşmış durumda.

2023 yılında TCMB ve BDDK’nın Serbest Piyasa Ekonomisine aykırı yasal düzenlemeler bankaların hareket alanını daraltırken; sektör bilançosunu % 65 büyütmesine rağmen aynı başarıyı karlılık artışına yansıtamadığı görüldü. Sektör 2024 yılına biriken ön izleme ve yakın izleme kredilerin baskısı altında girerken özellikle kredi kartlarında ve tüketici kredilerindeki takip hacminin artışı sektörü tehdit etmeye başladı. Zombi Firmalarda başlayan Konkordato süreçleri sektörde sık konuşulur hale gelirken alınan konkordato sayıları da hızla artmaya başladı. 2022 yılında 404 olarak gerçekleşen konkordato alan firma sayısı; 2023 yılında 519’e yükselirken 2024’de bu sayının artması şaşırtmayacak!

Sektörüde 2023 sonunu 191,4 milyar TL kanuni takip kredi hacmi 2024’ün ilk üç haftasında 2,8 milyar TL artarak 194,2 milyar TL’ye yükseldi. 2024’te daha Ocak ayı bitmeden Bireysel Krediler ve Kredi Kart toplam takip hacmi 3,1 milyar TL %7 artış ile 48 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Kredi kartlarındaki takip hacmi 2023 sonunda 15,4 milyar TL iken % 10 artış ile 17 milyar TL seviyesini aşmış durumda.

Kredi Takip oranlarındaki artış beklentisi -yeterli deneyime sahip sektör tarafından- şimdiden kabullenilmiş gözükürken; 2024’de sektör için kredi risk yönetiminin daha çok gündemde olacağını tahmin etmek kahinlik sayılmamalı. Sektör 2023’de 88 şube azaltırken şube sayısındaki azalmanın  2024’de de devam etmesi bekleniyor. Sektörün personel gideri 2023’de %118 artarken bazı bankaların Üst Yönetime yaptığı anormal ödemeler de dikkat çekti.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.