Connect with us

Erol Taşdelen

BİR REKABETÇİ KUR HİKAYESİ

Yayınlanma:

|

“Rekabetçi Kur”dan bahsediyorsanız peşin peşin ülke para biriminin de olması gerekenden fazla diğer para birimleri karşısında değer kaybettiğini de kabul etmiş olursunuz.

Gazete, TV ve Sosyal Medya’da “Faiz lobisini ezeceğiz” başlıkları atarken sonucun ihracat, yatırım, istihdam, üretim artışı ile taçlanacağı dillendiriliyor. Lobiler savaşı var ise o zaman bu süreçte Döviz içinde yüzen “Döviz Lobicilerinden” niçin bahsedilmiyor! Anladığımız kadarı ile işin içine Dini motifler de eklenerek “faize savaş açılmış” durumda. Burada artık ekonomi konularında da fetvalar veren Diyanetten, “Faiz haram da kur farkı geliri helal mi?” sorusuna net cevap beklemek hakkımız doğuyor. Kendi parasına güvenmeyen Vatandaşın bankalardaki döviz mevduat oranı %60’ları geçen Dolarizasyon seviyesine ulaştı. Dikkatinizi çekerim, yastık altı hariç sadece banka mevduat oranı, bu durumu önceki yazımızda açıklamıştık.

“Faiz Lobisini ezelim” diyenlerin iddiası ne?

Faizlerin düşmesini savunanların en çok tekrarladığı senaryo “TL değersizleşince ihracatın artacağı” şeklinde, oysa geçmiş yıl deneyimlerimiz; değersiz TL dönemlerinde ilk 3-4 ay hariç bunun beklenen avantajı ana sektörlerde sağlamadığını gösteriyor. Turizm sektörü sizi yanıltmasın. Sanayiye, “Mal, hizmet ihracına bakın” derim. Reel anlamda İhracat mı artıyor sanıyorsunuz. Tam tersine başta sanayi olmak üzere çoğu hammadde girdisi döviz üzerinden fiyatlandığı için bir süre sonra maliyetler artmaya başlıyor. Türkiye’deki İthalatın dağılımına bakın %90’nı hammadde ve yarı mamul girdisi. Sonuçta artan döviz kurları ile birlikte dövize endeksli kömür, doğalgaz, elektrik, navlun giderleri, ana maliyetlerden olan hammadde maliyetleri de artıyor ve bahsedilen ihracat avantajı da zamanla ortadan kalkıyor. Bu günlerde piyasada fiyatı uçmasına rağmen kömür yok, çoğu sanayici çaresizlikten doğalgaza döndü veya dönmeye hazırlanıyor bilginizi var mı? Bu günler canlı örnek yaşayarak deneyimliyoruz. Şu an yüksek kur dönemde kimse maliyet hesabı yapamaz hale geldi. Vadeli satışlar durdu diye yazmıştım. Kasım sonunda USD/TL kuru 12-13 TL olduğunda peşin bile olsa TL satışlar da durdu biline! Olan satışlar da dövize bağlanmış durumda. Dövize talebi azaltalım derken “Yeni Normal” ek döviz talebi yarattı iyi mi! Bazen komuta merkezinde aldığınız kararlar cephe ile örtüşmez. Şu an da bu durum yaşanmakta. Faiz düşürelim niyetinin maliyeti yüksek çıkacağı gibi 2022’de daha da yüksek faiz ile karşı karşıya kalacağımızı şimdiden söylemek kahinlik olmayacaktır.

Faiz Enflasyon yaratır mı? 

Faiz karşıtlarının ana temalarından biri, “enflasyonun faiz nedeni ile oluştuğu“. Faizin enflasyona katkısı tabi ki var ama enflasyon ile direkt bileşik kaplar gibi birbirine bağlı olduğunu iddia edenler büyük yanlış içinde. Bir defa Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde TÜFE- ÜFE ( Tüketici Fiyat Endeksi / Üretici Fiyat Endeksi ) makası bu kadar açılmamıştı, bunu faize bağlamak ülke gerçeklerini bilmemek ile eş anlamlıdır. ÜFE %50’lere gelmiş durumda. Bu zamanla TÜFE üzerinde baskı yaratmaz mı; kesinlikle yaratır ve zamanla yansır. Sanayici ÜFE maliyeti ile yüksek fiyattan yeni malı piyasaya verdiğinizde TÜFE’ye olumsuz katkısı anında olur. Üstelik aynı ürünün piyasadaki satılmayan eski ürün fiyatlarını da otomatikman artırır. Yani ürün zaten yeni maliyetler eklenerek piyasaya verildiği için TÜFE etkisi kaçınılmaz olur. Bunun için ekonomist olmanıza gerek yok yaşayarak öğreniyoruz zaten.

Maliyetleri faiz mi, döviz kur farkı mı fazla etkiler?

Tespitler yaparak devam edelim. ÜFE’deki artışında önemli etkenlerden biri üreticiler için “hammadde” girdisidir. Faiz maliyetinin yer aldığı “Finansal Giderler toplam maliyetin içinde döviz kur artışı kadar tahribat yapmaz. Bunu görmemiz için sanayi firmaların gelir tablosuna bakmamız yeterli. Satışların Maliyeti ( SMM ) içinde Finansal Giderlerin maliyeti mi fazla yoksa söylendiği gibi değersiz kur nedeni ile döviz için katlanılan maliyet mi fazla. Sanayici olduğunuzu düşünün; piyasaları takip eden iyi bir Finans Kadrosuna sahipse; Kredilerinizin çoğu zaten taksitli ve spot olarak faiz oranlarını sabitlemiş ve yıllara yaymışsınız. Yatırımlarınızın çoğu Leasing olarak sabit faizli 60 ay vadelidir. Kısaca, Finansal kadrosu iyi olan firmalar için Faiz maliyeti yönetilemeyecek bir alan değildir. Ama hammaddeye kur farkından ödeyeceğiniz ek maliyet aynı gün size “maliyet artışı” olarak yansır. Hesaplar da burada şaşar zaten! Yoksa Türkiye’de 2021’de ÜFE %50’lere nasıl geldi sanıyorsunuz?  Dövize endeksli girdi ile imalat yapan ( ki sanayimizde bu oran %70’lerde ) bir firmaya sıfır faizli kredi verseniz ne olur; maliyeti çok düşer mi sanıyorsunuz? ISO 500 firmalarını inceleyin hepsinin maliyetleri artmış EBITTA düşmüş durumda. Açıklanan yüksek karları reel olarak hesaplayın örneğin döviz karşılığını hesaplayın bakalım ne çıkacak. Reel karlar yerle bir, nedeni hiç sorgulandı mı? Faiz maliyetinden kazandığının kat ve kat fazlasını hammaddeye kur artışı nedeni ile ödemede kaybediliyor da ondan. Bazı çok bilmişler hemen “Faiz giderleri her firmada Bilançoda Maliyetlerin içinde gösterilmiyor” diyecektir. O zaman da satışların maliyetlerine göre Faiz giderlerini oranlayın bakayım ne fark eder derim. Sonuçta Brüt Kardan maliyet olarak Finansal Giderler düşüyor. En iyisi sıcağı sıcağına bu günlerde sanayiciler ile görüşün “faiz artışında mı, yoksa kur artışında mı maliyetleri daha fazla artıyormuş” dinleyin. En iyi gözlemi cephede yaşayan Sanayici bilir. İdeali ikisinin de dengeli olmasıdır. Ana normal zamanlar değil ki yaşadıklarımız. Yoksa piyasada faizi başlı başına tüm günahlardan sorumlu “günah keçisi” haline getirerek sorunu çözeceğini düşünenlerin sahadan, sanayicinin sorunlarından hiç haberi yok belli ki. İmalatçı firmaların bilançolarını detaylı inceleyin; Satılan Maliyetin içinde yüksek kur nedeni ile maliyet mi fazladır, faiz giderleri mi? Sanayiden imalattan bu kadar uzaksanız imalatçının / sanayicinin tek maliyet ana giderinin faiz giderleri olduğunu var sayarsınız! Oysa iyi bir finansal yönetime sahip sanayici kullandığı kredi maliyetini yıllara yaymış ve sabitlemiştir zaten orayı yönetir. Kur maliyetini sanayici de finans ekipleri de yönetmekte zorlanıyor biline! İthalatçıların durumuna hiç girmeyeyim bu kurlar ile Forward yapıp Kur pozisyonu almamışsa yakında iflas bayrağını çekeceklere hazırlıklı olun.

TL değer kaybederken Sanayicinin kazançlı çıkma şansı yok

İmalatçı döviz kuru yükseldiğinde ne zaman avantaj sağlar söyleyeyim. Döviz kuru yükseldiğinde eldeki stokları kadar avantaj sağar. İşte “ihracattan çok kar edecekler” denilen kısım da bu kadardır. Stoklar bittiğinde kur avantajı da ortadan kalkar ki zaten belirsizlik ve kriz nedeni ile çoğu sanayici 1-3 ay stok ile imalat yapıyor. Pratikteki bu durum dışındaki söylemler gerçeklikten uzak, sanayi nakit akışını ve finansal yapısını bilmemektir. O nedenle TV’lerdeki çoğu yorumcunun söyledikleri ile saha birbirini tutmuyor. Tutmadığını da yaşayarak öğreniyoruz/öğreneceğiz zaten! Yoksa son haftalarda Ticaret Odaları, Sanayi Odaları niye peş peşe uyarı açıklamaları yapsın ki. Başına gelecekleri biliyor, geçmiş yıllarda benzer dayaklar yediler çünkü. Şimdi USD’yi 13 TL’den maliyet hesaplayarak ihracat yaptılar var sayalım bu para ne zaman gelecek altı ay sonra o zaman gelen parada kurunuz 11 TL olur ise tüm kar gittiği gibi zarar da eder. Piyasada “İstikrar” niçin lazım anladınız mı! Sanayici bu günlerde piyasayı takip etmekten işine odaklanamıyor! USD 13 TL olduğunda bankalar orta – uzun vadeli kredileri durdurdu bilmem farkında mısınız? Bir yıllık spot kredi nerede ise hiçbir banka vermiyor veririm diyeneler de faizleri %23 üzerine çıkardı. Merkez Bankası gösterge faizi düşürdü firmaların faiz giderleri de düşecek derken artmış durumda. Her kararda SWOT analizi şart. Bir şeyi düzeltirken nelere zarar verileceği de hesap edilmeli. Kısaca zamansız faiz indiriminden sanayici zararlı çıkıyor şu an için. “Faiz insin müteahhit konut satsın” derken arada sanayici dayak yiyor.

Çözüm : İhracatı artıralım ama İthal malları da biz üretelim artık!

Dış Ticaret açığını mı kapatacaksınız o zaman inandırıcı adımlar atalım. İthal girdi kullanan sektörleri elden geçirin; mesela Tekstil hammaddesini kendimiz üretelim derim. Tarım için gerekli gübreyi, ilacı biz üretelim. Tarımda yerli tohum yasağını kaldırın artık derim. Madencilik sektörüne daha ağırlık verelim derim. Hatta ilk Futboldan başlayın derim! Yurt dışına gönderdiğimiz futbolculardan ne kazanıyoruz; futbolcu almak için ödediğiniz döviz ne kadar? Oransal olarak en fazla açık verdiğimiz alan Futboldur. İthal ettiğimiz ürünleri yurt içinde üretemediğimiz sürece “Kur Avantajı” hikayeleri kulağa hoş gelebilir ama sahada karşılığı yok.

Değersiz Türk Lirası Sosyal Barışı da bozar

Kısa sürede geldiğimiz noktada; yastık altı hariç, Bankalarda 162 milyar USD karşılığı döviz bulunduran bir avuç zengini daha da zengin ederken; çalışanların nerede ise yarısını oluşturan asgari ücretliye verilecek maaş artışının daha eline geçmeden reel gelirin düşmesini sağlarsınız; sosyal huzursuzluk yaratırsınız sadece. Bir de üzerine niçin Avrupa’da çalışmak zorunda olduğunu açıklayamayan gurbetçiler gelir “Türkiye çok güzel nankörlük yapmayın” diyerek vatandaşın sinirleri zıplatır! Kısaca; gelinen noktada mevcut durum sorunları kar topu gibi büyütür; sürdürülebilir değil. Tünelin ucunda daha fazla enflasyon, yüksek faiz, daha fazla değersizleşen Türk lirası, yüzdürülen zombi firmalar, sıkışan bankacılık sektörü ile baş başa kalmakta var, konu o kadar öncelikli!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.banakvitrini.com  

BANKA HABERLERİ

AB Merkez Bankası Faiz Düşürmesi Ne Anlama Gelir?

Yayınlanma:

|

AB Merkez Bankası (ECB) politika faizini 5 yıl sonra %0,25 düşürdü. EURO bölgesi içinde bankalararası borçlanma maliyeti düşer, bu da kredi faizlerini de düşürür. Tüketicilerin ve ticari işletmelerin borçlanma maliyetleri düşer. Buna bağlı olarak tüketici harcamaları, iç talep, şirket yatırımları ve karlılıkları artırır.

Düşen faiz ile birlikte risksiz getiri oranı azalacağından işletmeler için yatırım yapmak cazip olur. Sonuç olarak ekonomik aktivite ve büyüme hızlanır.

Ayrıca, EURO’nun temel para birimlerine karşı değeri düşer, ithalat pahalılaştığı için azalır, EURO bölgesinde üretilen ürünlerin dış piyasalarda rekabet gücü arttığı için de ihracat artar. Dış ticaret dengesi ihracat lehine artar ve euro bölgesinin cari açığı düşürür.

Resim

Uzmanlar erken faiz adımlarına karşı uyardı

Dekabank’ın baş ekonomisti Ulrich Kater, “Enflasyonun önemli ölçüde sakinleşmesi göz önüne alındığında, bu haklı” dedi. Aynı zamanda, ECB’nin enflasyonla mücadelede hedefine henüz ulaşmadığına dikkat çekti: “Faiz oranı adımı aynı zamanda geleceğe yönelik bir değişikliktir: enflasyon hedefine henüz ulaşılmadı” ifadesini kullandı.

Alman Bankacılık Birliği BDB’nin Genel Müdürü Heiner Herkenhoff da benzer bir görüşü dile getirdi: “Hizmet sektöründeki ücretlerdeki ortalamanın üzerindeki artış, fiyat faktörü olmaya devam ediyor. Ve gelecekte, düşen bir euro döviz kuru da enflasyonun yükselmesine neden olabilir. Bu çerçevede, ECB’nin yoğun bir faiz indirimi beklentisini gündeme bile getirmemesi önemli” ifadelerini kullandı.

ECB Başkanı Christine Lagarde, para politikası açıklamasını okurken, “Büyüme riskleri kısa vadede dengelenir” dedi. Şimdiye kadar, ECB kısa ve uzun vade arasında bir ayrım yapmamıştı.

Maliye Bakanı Lindner faiz indirimini memnuniyetle karşıladı

Federal Maliye Bakanı Christian Lindner (FDP), Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kilit faiz indirimini olumlu değerlendirdi. FDP başkanı, kısa mesaj servisi X aracılığıyla yaptığı açıklamada, “ECB’nin faiz indirimi ekonomi için olumlu bir haber” dedi ve ekledi: “ECB’nin para politikası, istikrar odaklı bir maliye politikasıyla desteklenirse enflasyonla mücadele başarılı olur. Pes etmiyoruz – borç freni enflasyon üzerinde bir frendir” dedi.

ECB personeli 2024 ve 2025 için enflasyon tahminlerini biraz yükseltti

Euro bölgesi merkez bankalarının ekonomi personeli, 2024 ve 2025’te enflasyonun gelişmesine ilişkin tahminini bir miktar yükseltti. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) açıkladığı gibi, uzmanlar tüketici fiyatlarının 2024’te yüzde 2,5 artmasını bekliyor (Mart tahmini: yüzde 2,3). 2025 ve 2026 için yüzde 2,2 (2,0) ve 1,9 (1,9) enflasyon oranları tahmin ediliyor. Çekirdek enflasyon oranının şimdi yüzde 2,8 (2,6), 2,2 (2,1) ve 2,0 (2,0) olması bekleniyor. Euro bölgesi ekonomisinin yüzde 0,9 (0,6), 1,4 (1,5) ve 1,6 (1,6) oranlarında büyüyeceği tahmin ediliyor.

Ekonomistler de 2025 için yüzde 2,2 enflasyon beklerken; 2026 için de yüzde 1,9 bekleni hakim.

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK FENA TOSLADI!

Yayınlanma:

|

Son günlerde AKBANK müşterilerinden hesaplarını boşaltıldığı, kredi kullandırıp başka hesaplara aktarıldığı, bu işlemler yapılırken kendilerine herhangi bir bilgilendirme gelmediği yönünde şikayetler artmış durumda. Çoğu banka müşteri itirazlarında işlemi bloke ederken; 2023 Nisan’ında benimde benzer bir olay karşısında AKÖDE’yi aradığımda “bir şey yapamayacaklarını, mahkeme kararı getirmem gerektiğini” söylemişlerdi.  Bankanın-AKÖDE’nin hesap güvenliğinde gerekli özeni göstermediğinin ve MÜŞTERİNİ TANI ilkesine uymadığını,  ibretlik nitelikte kendi deneyimimi paylaşmak isterim. 30.04.2024 tarihinde CİMER aracılığı ile TCMB ve BDDK’ya aşağıdaki “görüş ve öneri”de bulundum. BDDK’nın cevabını ve AKÖDE’nin BDDK’ya gönderdiği sorular ile hiç ilgisi olmayan, geçiştirilmiş cevabını Sosyal Sorumluluk gereği aynen yayınlıyorum:

CİMER ÜZERİNDEN BDDK’YA İSTEK VE ÖNERİ BAŞVURUM

Banka ve AKÖDE ile yaptığım telefon konuşmaları sonuçsuz kalınca, BDDK’ya konuyu iletme gereği duydum, aşağıdaki başvuruyu yaptım.

BDDK, TCMB GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,

Sayıları 36’yı bulan “Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri” veren firmalar TCMB lisanlaması ile 6493 sayılı “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” kapsamında kurulmuş. Adalet Bakanlığı, İzmir Bölge, Banka Bilirkişisi olarak özellikle Dolandırıcılık Dosyalarına Bilirkişi Dosyaları hazırlamaktayım. Yaptığım tespitlere göre bu firmaların ilk hesap açılış ve işleyişinde Dolandırıcıların işini kolaylaştırıp Vatandaşın mağduriyetini artırıcı maddi manevi zarar görmesini sağlayan ciddi Dijital Güvenlik açığı mevcuttur. Söz konusu firmalardan AKBANK‘ın iştiraki olan AKÖDE Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş firmasını kamuoyunda bilinen adı ile TOSLA ürünündeki açıkları bir makale ile de Kamuoyu ile paylaştım ve önerilerimi de yaptım.

Bu tür hesaplarda 2 ana açık bulunmaktadır.

1- Elektronik Para ve Ödeme Hesapalrının ilk ortaya çıktığı 2015-20 arasında herhangi bir kişinin ismi-TC ve doğum tarihi bilgileri ile hespların açıldığı sadece telefon numarası ve email adresine teyit kodu ile aktifleştirildiği tespit edilmiştir. Özellikle yabancılar adına kayıtlı telefonlar ile dolandırıcılık yapılmış, bu kişilere ulaşamadığı için mahkemeler adına hesap açılan kişileri cezalandırmıştır. Bu firmalar mahkemelere kendiler uydurduğu banka literatüründe ve adliye litaretüründe olayan “BASİT USULDE DOĞRULAMA” diyerek elindeki kimlik bilgilerini bildirmiş fakat bu bilgilerin “şüpheye yer vermeyecek şekilde gerçek hesap sahibi olamayabileceği” bilgisini paylaşmamış bu durumda olayla hiç alakası olmayan insanlar yargılanıp cezalar almıştır.

2- Diğer taraftan Banka hesaplarına 3. kişilerin ATM Kartı veya Kredi Kartı bağlanamazken; bu hesaplara 3. kişilerin bilgisi ve onayı olmadan TOSLA gibi Elektronik Para ve Ödeme Hizmeti veren hesaplara ATM Kartı veya Kredi Kartı bağlanabilmektedir. Bağlanan kart ile bu hesaplara paralar aktarılabilmektedir ki dolandırıların da yaptıkları budur.

ÖNERİLERİM:

1- AKÖDE – TOSLA yeni hesap açılışlarnda Dijital Kimlik Doğrulama sistemine geçmiştir. NFC, “Yakın Alan İletişimi” doğrulama kontrolünü uygulamaya koymuş; Yabancı uyruklu, eski nüfus cüzdanı olan, kimliğinde fotoğrafı bulunmayan ve NFC destekli cihazı olmayan kişiler Tosla dijital kimlik doğrulamasını gerçekleştiremiyor ve hesap açamıyor fakat eski Dijital Güvenlik olmadan hesaplar halen AKTİF ve kullanımda. Bu hesapların gerçek kimlik doğrulama yapılana kadar PASİF hale getirilmesini öneriyorum.
2- Halen devam eden, bu hesaplara 3. kişilerin bilgi ve onayı olmadan ATM Kartının veya Kredi Kartının bağlanabilmesi yasaklanması gerekir.

Vatandaşın mağduriyetin gidermek için yukarıdaki 2 tedbirin acilen alınması için değerlendirmeye sunarım.
Saygılarımla

EROL TAŞDELEN-532 286 1886

Not: Yukarıda özetlediğim durum ile ilgili makalem www.bankavitrini.com sitemde detaylı yayınlanmış olup link aşağıda gibidir.
https://bankavitrini.com/dijital-dolandici-olarak-suclanabilirsiniz/

AKÖDE’NİN BDDK’YA CEVABI

Sayın Erol Taşdelen,

T.C Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na hitaben ilettiğiniz talebiniz incelendiğinde, şikayetin Bankamız iştiraki Aköde Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (“Aköde”)’nin “Tosla” markası ile sağladığı, ödeme ve elektronik para hizmetlerinin sunulduğu uygulamada yapılan işlemlere ilişkin kimlik tespiti süreçlerine ilişkin olduğu anlaşılmış, talebiniz AkÖde tarafından incelenmiş ve resmi kurumlara konuya ilişkin açıklayıcı cevap verilmiştir. Şikayet konusu hususlar doğrudan iştirakimiz Aköde ile ilgili olduğundan Aköde’den konuya dair iletilen yanıtlar aşağıda aynen iletilmektedir. Aköde Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlari Hakkında Kanun (“6493 sayılı Kanun”) ve ilgili düzenlemeleri kapsamında TCMB’den almış olduğu faaliyet izinleri çerçevesinde elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. Aköde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6493 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerine uygun şekilde faaliyette bulunmakta olup bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla. Akbank T.A.Ş. Sabancı Center 4.Levent, 34330 İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu : İstanbul Sicil Numarası : 90418

(Not: AKÖDE, Benzer cümleler ile mahkemelere de aynı cevabı gönderiyor, ki mahkemelerin asıl öğrenmek istediği siz bu işlemleiri nasıl yapıyorsunuz değil, mahkemeleri “bu işlemi yapan kişi kim, o bilgiler geröekten o kişiye mi ait?” bilgisini talep ediyor. AKÖDE ise, “kimliğini bildirdiği kişinin şüpheye yer vermeyecek şekilde hesap sahibi olduğunu teyit edemiyor, BASİT USULDE DOĞRULAMA(!) diye geçiştiriyor”, sorun da bu zaten! BASİT USULDE DOĞRULAMA derken MÜŞTERİNİ TANI ilkesine uyulmamış; hesap açılışında beyan edilen, teyit edilmemiş kimlik bilgileri demek istiyor. Bugüne kadar Bankacı Bilirkişiler ve Mahkemeler bunu sorgulamadığı için bildirilen isme direkt yargısal işlem yaptı…)

BDDK’NIN EK CEVABI

Başvurunuza ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür. Bilindiği üzere, Bankacılık Kanunu’nun ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca bankacılık hizmetlerinden alınan faiz, ücret ve komisyon belirleme yetkisi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmiştir. Bu nedenle, başvurunuzun TCMB’ye yapılması takdirlerinizdedir. Bilgi edinilmesi rica olunur.

KONUYU BDDK ANLAMAMIŞ, AKÖDE DE ALAKASIZ CEVAPLAMIŞ

Son günlerde AKBANK ile ilgili şikayetler artmış durumda. AKBANK eski müdürlerinden biri ve Adalaet Bakanlığı İzmir Bölge Müdürlüğüne bağlı Bankacı Bilirkişisi olarak ağırlıklı Dolandırıcılık dosyalarına Bilirkişi Raporu hazırlamaktayım. AKBANK ile ilgili Dolandırıcılık davalarında yukarıda bahsettiğim AKÖDE/TOSLA hesaplarındaki Dijital Güvenlik açığını daha önce detaylı yazmama ve CİMER üzerinden yaptığım başvuruda NET OLARAK belirtmeme rağmen AKÖDE’den gelen cevaba bakar mısınız. Sadece,”Aköde Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlari Hakkında Kanun (“6493 sayılı Kanun”) ve ilgili düzenlemeleri kapsamında TCMB’den almış olduğu faaliyet izinleri çerçevesinde elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. Aköde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6493 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerine uygun şekilde faaliyette bulunmakta olup bilgilerinize sunarız.” diyerek remen GEÇİŞTİRİLMİŞ. Ben ne sormuşum, gelen cevap ne? Ben, “siz nasıl ve hangi yetki ile faaliyet gösteriyorsunuz” diye bir soru yönetmedim ki! Aynı cevabı sürekli mahkemelere de gönderiyorlar. Soru ne, cevap ne? Hiç alakası yok! Resmen dalga geçiyorlar! Bankacılık temel kurallarından: MÜŞTERİNİ TANI ilkesi resmen ihmal edilmiş!

AKÖDE 2018’DE KURULUP 2019’DA TOSLA’NIN SUNUMU YAPILMIŞTI

AKBANK iştiraki olan AKÖDE, TOSLA uygulamasını 2018’de faaliyete geçirmiş, dönemin Genel Müdürü Hakan BİNBAŞGİL ve o dönem AKÖDE Genel Müdürü Sitare SEZGİN tarafından sunumu yapılmıştı.

AKÖDE YÖNETİMİ SORUNA DUYARSIZ, AKSİYON PLANLARI YOK, HATANIN DEVAMINDA BİR SORUN GÖRÜLMÜYOR

Mevcut Genel Müdür Emel Arsever ile yaklaşık bir saat yaptığım görüşmede ayrıntılı bilgi vermeme rağmen; yeni hesapların ne kadar güvenli olduğunu savunsa da eski hesapların aynı güvenlik sınırları içinde olup olmadığı konusunda “onlar da yeni hesaplar gibi güvenli” diyememekte, konuyu “yasal olarak kimlik doğrulama yapmak zorunda değiliz” gibi akla hayale sığmayacak sığlıkta bir cevap ile geçiştirte. Ama AKÖDE Mahkemelere BASİT USULDE DOĞRULAMA diye hesap sahibini bildirdiklerinde, “niçin o hesabın gerçekte o kişiye ait olamayabileceğini not olarak yazmadıkları, hesabın açılışında yeni hesaplar gibi gerçek kişi doğrula yapılmadığını” yazmadıklarını ise cevapsız bırakabilmekte Hukuk Servisini adres gösterecek kaçamak cevap vermektedir. Olay basit aslında empati yaptığınızda sizin adınıza hesap açılıp vatandaş dolandırılmakta, hiç ilginiz olmadığı halde hesap sizin adınıza olduğu için kendinizi yargılanırken bulabilmektesiniz. Çözüm de belli, GÜVENSİZ HESAPLAR gerçek kimlik teyidi alınana kadar PASİF HALE GETİRİLMESİ. Benim önerim de bu şekilde oldu zaten! Bu nasıl uygulanmaz, akıl alır gibi değil! AKÖDE, “komisyon kazanacak” diye sahte hesaplara göz göre göre nasıl izin verilir ve tedbir alınmaz, savunulur? Hiç bir banka geliri, göz göre göre güvenlik açığı nedeni ile bilgisi dışında açılması ve masum insanların yargılanıp dolandırıcılıktan hapis cezası almasını haklı çıkarmaz! İş Etik kurallarına duyarlı ve Vicdani duyguya sahip hiç bir banka yönetimi de bunu bile bile savunma yapamaz, arkasında duramaz! Sizin para hırsınız bir masum insanın bile hapis cezası alması, sabıkalı hale düşmesini haklı hale getiremez! Mahkemelerde süren binlerce dava varken ( o da şikayet edilenler ) yeni olayların olmaması için eski hesaplara Güvenik tedbiri alınmamasının gerekçesi olamaz!

AKBANK iştiraki AKÖDE’nin TOSLA hesaplarında detaylarını daha önce yazdığım yazıda da belirttiğim gibi resmen dolandırıcıların işi kolaylaştırılmış. Güvensiz (beyana tabi) hesaplar hala aktif! AKÖDE Genel Müdürü Emel Hn. ile yaptığım Nisan ayındaki telefon görüşmede bu konuyu “firmamız kimlik tespiti yapmaya zorunlu değildir” diye geçiştirdi. Yeni hesapların ne kadar güvenli olduğunu anlattı. Kısaca, eski ve halen akttif olan hesap sahiplerinin  şüpheye yer vermeyecek şekilde hesap ismi ve TC’ye ait olduğundan emin değiller. O nedenle BASİT USULDE DOĞRULAMA diye bir kavram uydurup mahkemelere de bu şekilde bildiriyorlar. Ben edeceğim komisyon gelirlerine bakarım, hesap başkalarının adına açılmış, vatandaş dolandırılmış umurumuzda değil konumuna banka kendini nasıl düşürür anlamakta zorlanıyorum. Mahkeme de bildirilen isimlerin şüpheye yer vermeyecek şekilde o kişilere ait olduğunu var sayıp yargılayıp hapis cezaları veriyor. Durum bu kadar vahim!

SORUNU DENEYİMLİ BANKACI CEO KAAN GÜR ÇÖZER

Mahkemeye TOSLA’nın güvenlik açığı ile ilgili gerekli bilgilendirme yaptım, bu iş BDDK ile değil Asliye Ceza Mahkemeleri ile çözülecek belli ki, geç çözülecek ama konunun vahametini anlayacak bir Mahkeme Heyeti mutlaka çıkacaktır. Adalete inancım tam. Hoş, “Bankalardaki BDDK murakıpları bu tür hesaplardaki Güvenlik açıklarını nasıl yakalayıp, tespit edip de müdahale etmezler” diye de düşünmüyor değil insan! Alt kadroların sorunun vahametini anlamama/anlamaya çalışmamaları, çözüm üretmemeleri beni şaşırtsa da, Banka Hesap Güvenliği konusunda hassas olan benin tanıdığım yeni CEO Kaan GÜR bu işe el atıp kısa sürece çözer! MÜŞTERİNİ TANI ilkesi sadece Bankaları değil, TCMB’nin izin verdiği Finans Kurumlarını da kapsar.  Bu işi savsaklamak hiç bir bankaya hele Dijital Bankacılığında Dünya 1.liği alan bankaya hiç yakışmaz! DİJİTALİN BANKASI AKBANK sloganı içi boş olmaması gerekir!

Erol TAŞDELEN– Ekonomist, Adalet Bakanlığı İzmir Bölge Bankacı Bilirkişisi (sc:48413)  

Not: Bugün, (29.05.2024) AKÖDE-TOSLA hesapları ile ilgili tespitlerimin ciddi olduğu kanaatine varan Bilirkişilik Görevi yaptığım Mahkemelerden biri TCMB ve BDDK‘ya ayrı ayrı yazı göndererek konunun incelenmesi ve sonucun Mahkemeye ulaştırılması için yazılar gönderdi.(E.T.) 

*************

EK OKUMA:

HEPİMİZ DİJİTAL DOLANDICI OLARAK SUÇLANIP YARGILANABİLİRİZ

Dijital dönüşüm ve Bankacılıkta Siber Güvenlik?

 

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YKB 2024 İLK ÇEYREK PERFORMANSLARI

Erol TAŞDELEN 2024/1Ç Mali verilerini ele alarak Bankacılık Sektörünü ve Türkiye’nin en büyük dört özel bankasını değerlendirdi. Yazı Bankacılık sektörünün Kamu bankaları dışında Amiral Gemilerinin 2024 ilk çeyreğine nasıl başladığını bilanço verileri ışığında göstermesi açısından 2024 stratejileri için de ip uçları içeriyor…

Yayınlanma:

|

2024 yılı bankacılık sektörü açısında çok sıkıntılı başladı. TCMB eski yönetimin Liralaşma Stratejisi  ile 2023 yılını sancılı geçiren sektör, 2024 yılına Ekonomi Kurmayların Sıkılaşma Para Politikası uygulamalarına paralel olarak rasyonelleşme ile Faiz oranların sert artması, Kredilerde daralma hedeflenip, özellikle Bireysel Talebi bastırarak Enflasyon ile mücadele edileceği dillendirildi. Yeni stratejisi ile sabit faizler ile verilen kredilerden bankalar zarar etmeye başlarken; dillendirilmiyor ama değişken faizli kredilerdeki kredilerdeki ani maliyet artışına yansıması nedeni ile de Reel piyasalarda zombi firma sayısı artmaya başaldı. “Talebi kısacağız” diye Tüketici Kredilerinde ve Kredi Kart faiz oranlarındaki artış bu kredilerde de gecikme oranlarını, yakın ve ön izleme hacimlerini hızla artırırken, kredi takip hacimlerinin de hızla artmasını yaşandığı bir girdabın içine girildi. Bazı bankalar takip dosyalarını Varlık Şirketlerine satarak bu süreci az zararla atlatmayı seçerken, ileriye yönelik kaygılar da artmış durumda. Seçimden önce ekonomi kurmayları Kur Korumalı Mevduatı merkeze koyarak mevduatta “Liralaştırma Stratejisi” uygularken;  Reel Piyasada da TCMB düzenlemeleri ve Bankalar aracılığı ile kendi deyimleri ile “Liralaşma stratejisi” uyguladıklarını iddia etseler de sonuçlar istendiği gibi olmayıp, sürdürülemez aşamaya geldiğinde seçim sonrası  sert bir  “U dönüşü” yaşandı. Faiz oranları sadece kredi faizleri ile sınırlı kalmadı TL sıkılaştırması, Mevduat Faiz oranlarının da hızlı artması bankaların bilanço yükünü iyice artırdı. Banka yönetimi hızlı değişen mevzuatlar içinde sıkışırken, normal olarak  genel Strateji kurgulamakta zorlanıp kısa süreli Taktikler ile süreci yönetme yolunu seçti. TL fazilerdeki hzılı yükseliş maliyetinden kaçmaya çalışan ağırlıklı Ticari Firmalar Döviz Kredilerine yönelirken, ileriye yönelik kur şoku yaşanması halinde bu firmaların kredileri yönetme sorunu da tehdit olarak kendilerini bekliyor. Firması ile Bireyseli ile nereden bakarsanzı bakın belirsizliklerle dolu bir tünelin içindeyiz. Firmalardaki  Konkordato patlaması ayrı yazı konusu olurken; Reel Piaysada Gayrimenkul, araç satışları; zararına mal satışları hayra alamet değil! Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile özdeşleşen “rasyonelleşme” dönemi için kısa vadede sonuç beklenmemesi gerektiği 2024’ün ikinci yarısında iyileşme süreci sinyalleri alınacağı ve 2026 yılında hedefe ulaşılacağı direkt yeni ekonomi kurmaylar tarafından dillendirildi. Tüm tedbirlere rağmen enflasyonun halen kontrol altına alınamaması ise piyasaları bekle/gör pozisyonuna sokmuş durumda.

Bu kısa özetten sonra; Bankacılık sektörünün üçte birini oluşturan dört özel bankayı değerlendirmek, sektörü de yakından ilgilendirdiği gibi ileriye yönelik stratejiler için de ip ucu veriyor. Zira doğru strateji uygulayan bankaların nasıl fark yaratarak öne geçtiğini de gösteriyor veriler.

2024 İLK ÇEYREKTE BANKACILIK SEKTÖRÜ NE YAPTI?

Bankacılık sektörü 2024 ilk çeyreğinde (1Ç) büyümeye devam etti. 2023 sonundaki 23,5 trilyon TL’lik Aktiflerini 2024/1Ç’de %10 büyüterek 25,8 trilyon TL üzerine çıkarmayı başardı. Sektör 11,6 trilyon TL olan brüt Nakdi Kredilerini %11 büyüterek 12,9 trilyona taşırken; 192 milyar TL’lik Kredi Takip hacmini ise 198 milyar TL seviyesine yükseldi. Bu rakamın içinde Varlık Şirketlerine satılan milyarlarca liralık takip dosyaları yok. Yapılandırılan Zombi firma kredileri ile birlikte takip krediler yanında öz izleme, yakın izleme kapsamındaki Sorunlu Kredi hacmi 1 trilyon TL, %15’ler seviyesine yaklaşması ise sektör açısından ciddi tehdit olarak ortada duruyor. Sektörün Özkaynaklarının 2024 ilk çeyreğinde 2,3 milyar TL düzeyinde olduğu dikkate alındığında Sorunlu Kredileri özkaynakların %40’lara ulaştığı görülüyor. 2023 sonunda 469 milyar TL olan Beklenen Zarar Karşılıkları; 2024 ilk çeyreğinde 480 milyar TL seviyesine çıktı.

Sektör 2023 sonunda 14,8 trilyon TL olan Mevduatını 15,5 trilyon TL seviyesine çıkarırken; Vadesiz Mevduat ortalamasını da %37 seviyesine çıkardı. Faizlerin yükseldiği dönemde vadesiz mevduat bankalar için bulunmaz nimet konumunda. 2023/1Ç’de 106 milyar TL Net Karlılık yakalayan sektör 2024/1Ç aynı dönemde %45 artış ile 153,5 milyar TL Net Karlılığı yakaladı. Net Faiz gelirinin sınırlı kaldığı sektör aradaki farkı Ücret ve Komisyon gelirlerini artırarak kapama stratejisi uyguladı.  Sektör Bankacılık Hizmet Gelirleri 2023 ilk çeyreğinde 50,6 milyar TL iken 2024 ilk çeyreğinde 170,2 milyar TL gelir elde etti. TCMB ve BDDK ücret komisyon sınırlamalarına rağmen bu artış Müşterilerden bu alanda gelen şikayetlerinin de boşa olmadığının kanıtı gibi.

DÖRT BÜYÜKLER NE YAPTI?

Kısa sektörel özetten sonra, değerlendirdiğimiz sektörün kamu bankaları dışında amiral gemileri konumdaki dört bankanın ( AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ )  2024 ilk çeyrekte açıkladıkları ve KAP’a bildikleri faaliyet raporları; mali veriler ve bilanço dipnotlarına göre karşılaştırmalı verilerine yakından bakalım.

Değerlendirmeye alınan dört büyük banka 8,8 trilyon TL Aktif Büyüklüğü ile sektörün %31’ini; 4,6 trilyon TL nakdi kredi hacmi ile sektörün %35’lik kısmını; 5,7 trilyon TL’lik mevduat hacmi ile sektörün %37’lik kısmını oluştururken; 59,8 milyar TL’lik Net Kar ile de sektör Net Karlılığının %40’ını oluşturuyor. Önemleri de buradan geliyor. Hadi ana kalemlerden yola çıkarak dört büyüklerin fotoğrafını çekelim:

AKTİF Büyüklükte İŞBANK liderliğe devam etti

Aktif büyüklükte dört büyükler ortalama %11 büyürken AKBANK (%10) ve İŞBANK (%9) ortalama büyümenin altında kaldı.

Dört büyükler arasında geçmiş yıllarda olduğu gibi İŞBANK Aktif Büyüklükte açık ara liderliği devam ediyor ve 2,7 trilyon TL büyüklüğü aşmış durumda. Dört büyüklerden 2 trilyon TL Aktif büyüklüğünü aşan ilk banka olmuştu. 2024 yılında 2 trilyon Aktif büyüklüğün altında kalan tek banka AKBANK oldu.  İŞBANK Aktif büyüklüğünü 212 milyar TL büyütürken en yakın rakibi olan Garanti BBBVA 2,1 trilyon TL Aktif Büyüklüğe sahip. YAPI KREDİ BANKASI 2 trilyon TL Aktif büyüklüğe ulaşırken, dört büyükler içinde 272 milyar hacimsel gelişme %16 ile en fazla büyüyen banka oldu. Dört büyükler arasında 1,9 milyar TL büyüklük ile AKBANK son yıllarda yerleştiği dördüncü sıradaki yerinden kurtulamazken, büyüme hacmi 170 milyar TL ile en düşük performansı gösteren banka da oldu. AKBANK’ta 13 yıldır Genel Müdürlük yalan Hakan BİNBAŞGİL döneminde başlayan kan kaybının sürdüğünü, 2024 kalan çeyreklerinde yeni Genel Müdür Kaan GÜR’ün daha agresif stratejiye geçip geçmeyeceği ise önümüzdeki dönemlerde netleşmiş olacak. Hakan BİLBAŞGİL’in son yıllarda rekabetin gerisinde kalması banka hissedarlarında huzursuzluk yaratmıştı.

 Toplam NAKDİ Kredilerde İŞBANK liderliğe devam etti

İŞBANK 1,3 trilyon TL’yi aşan brüt nakdi kredi hacmi ile ilk sıradaki yerini korudu. 2024/1Ç’de GARANTİ BBVA 1,2 trilyon TL; YAPI KREDİ    1 trilyon TL Kredi hacmine ulaşarak 1 trilyon seviyesine aşan bankalar grubuna girmiş oldular. Kredi Hacminde 1 trilyon TL’nin altında kalan tek banka ise AKBANK oldu. AKBANK brüt Nakdi Kredi hacmi 975 milyar TL’de kaldı. Nakdi Kredilerini 156 milyar TL artış ile GARANTİ BBVA en fazla artıran banka olurken; AKBANK aynı zamanda 105 milyar TL artış ile en az artıran banka oldu.

GAYRİ NAKDİ Kredilerde GARANTİ BBVA liderliği kaptı

Gayri Nakdi Kredilerde dört büyükler ortalama %13 büyürken %18 büyüme ile GARANTİ BBVA açık ara önde yer alırken; AKBANK (%11) ve İŞBANK (%9) ortalama büyümenin altında yer alan bankalar oldu.

GAYRİ NAKDİ Kredilerde bankalar arasında fark hızla kapanırken AKBANK Rekabetin oldukça gerisinde kalmış durumda. Son yıllarda sıralamayı lider olarak kapatan İŞBANK liderliği 472 milyar TL hacme ulaşan GARANTİ BBVA’ya bıraktı. GARANTİ BBVA ilk çeyrekte 70 milyar TL hacimsel artış ile rekabette en fazla gelişmeyi gösteren banka oldu. YAPI KREDİ 439 milyar TL hacme ulaşırken; AKBANK 264 milyar TL hacim ile dört büyükler arasında acık ara gerilere düşmüş durumda. Gayri Nakdi Krediler içinde önemli yer tutan Akreditif Kredilerde  İŞBANK 93,9 milyar TL hacim ile açık ara önde yer alırken; YAPI KREDİ 67 milyar TL ile ikinci sırada; GARANTİ BBVA 54 milyar TL hacim ile üçüncü sırada yer aldı. AKBANK ise 30 milyar TL Akreditif Krediler ile Rekabetin çok çok gerisinde yer aldı.

MEVDUAT sıralamada İŞBANK ilk sıra yerinde devam etti

Mevduatta dört büyükler ortalama %8 büyürken %12 büyüme ile YAPI KREDİ en fazla büyüme sağlayan banka oldu. AKBANK (%7) ve İŞBANK (%5) ortalama büyümenin altında yer alan bankalar oldu.

Dört büyüklerin Mevduat hacim sıralamasında 1 trilyon 748 milyar TL hacim ile İŞBANK ilk sıradaki yerini korurken; GARANTİ BBVA 1 trilyon 505 milyar TL Mevduat hacme ulaşarak farkı azaltmış durumda. AKBANK 1 trilyon 307 milyar TL ile üçüncü sırada yer aldı. YAPI KREDİ mevduat hacmi ise 1 trilyon 165 milyar TL seviyede kaldı.

Net Faiz Gelirinde YAPI KREDİ lider oldu

TCMB’nin gösterge faizine paralel bankaların kredi ve mevduat faizlerindeki sert yükselme bankalar arasında Net Faiz Gelirinde de farkların açılmasına neden oldu. YAPI KREDİ Bankası 8,8 milyar ve %64 artış ile en fazla artış performansı sergilerken İŞBANK Net Faiz Gelirini artıramayan tek banka oldu. Bunda İŞBANK’ın düşük faiz döneminde sabit faiz ile verdiği orta/uzun vadeli kredilerin etkisi olurken banka kaybı ücret ve komisyon gelirleri ile kapama stratejisi uyguladı.

 Net Ücret ve Komisyon Gelirlerinde İŞBANK lider, GARANTİ BBVA yakın takipte

2024 ilk çeyreğinde İŞBANK 19,3 milyar TL Net Ücret Komisyon Geliri sağladı. GARANTİ BBVA 18,7 milyar TL geliri elde ederken; YAPI KREDİ 15,5 milyar TL net gelir elde ederken; AKBANK 13,8 milyar TL net gelir ile en az net gelir elde eden banka oldu.

Bu alanda İŞBANK’a yakından bakmak gerekiyor. Net Faiz Gelirlerinde kayıp yaşayan İŞBANK buradaki gelir kaybını Ücret ve Komisyon Gelirlerini artırarak kapamaya çalıştı. 2023 aynı dönemde elde edilen 6,1 milyar TL Ücret Komisyon gelirini banka %215 artırarak 19,3 milyar TL seviyesine çıkardı.  Bankanın özellikle Ticari kredi kullandırırken müşterilere Sigorta koşulu dayatması; TCMB ve BDDK’nın bu yönde sınırlayıcı düzenlemelerini içeren 10.02.2020 tarihli 31035 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Tebliğlerine rağmen haksız alınan Ücret ve Komisyonların katkısı büyük oldu. TCMB ve BDDK murakıplarının haksız alınan bu gelirleri incelemesi yerinde olacaktır. (Örneğin, TCMB Reeskont Kredileri veya TİM Kredilerinde tüm bankalarda kredi koşulları belli ve aynı iken İŞBANK bu kredilerde bile müşterilerden ek sigorta, ücret ve komisyon almaktan geri durmadı; bakalım bunlarla ilgili banka nasıl savunma yapacak ben de merak ediyorum. CEO Bali zamanında bu tür ihlallere dikkat eden bankanın yeni CEO Hakan ARAN döneminde bu ihlallerin artması ise “Kurumsallıktan banka uzaklaşıyor mu” tartışmalarını da başlatmış durumda).

Net Karlılıkta da GARANTİ BBVA fark attı

Net Karlılıkta dört büyükler ortalama %15 karlılığını artırırken Net Karı düşen tek banka YAPI KREDİ oldu. Yapı Kredi bir yıl önceki aynı döneme göre %18 daha az karlılık açıkladı.

Net Karlılıkta 22,3 milyar TL ile en fazla karlılık açıklayan banka GARANTİ BBVA  olurken, rakiplere de fark attı. GARANTİ BVBA %42 artış oranı ile aynı zamanda bir yıl önceki aynı döneme göre en fazla karlılığını artıran banka oldu. GARANTİ BBVA’nın rakiplere göre Ticari İşlemlerlerdeki 7 milyar TL’lık Kambiyo Karlılığının yüksekliği dikkat çekti. Zira yılın ilk üç ayında YAPI KREDİ 17 milyar TL, İŞBANK 1 milyar TL’den fazla Kambiyo İşlemler zararı açıkladı.  İŞBANK’ın Türev İşlemlerden de  7,9 milyar TL zarar açıklaması ise Ticari İşlem zararını olumsuz etkileyen bir unsur olarak gikkat çekti. İŞBANK 14 milyar TL Net Karlılık ile ikinci sırada yer aldı. AKBANK 13,1 milyar TL kar ederken; YAPI KREDİ 10,3 milyar TL karlılık açıkladı.

AKBANK Üst Yönetim Ödemelerde açık ara önde 

Dört banka içinde 2024 ilk çeyreğinde Üst Yönetime 249 milyon TL ödeme yaparak AKBANK en fazla ödeme yapan banka olurken son yıllardaki üst yönetim ödeme liderliğini de korudu. İŞBANK 116 milyon TL ödeme yaptı. GARANTİ BBVA 102 milyon TL ödeme yaparken; YAPI KREDİ rekabete göre düşük kalarak 69 milyon TL ödeme yaptı. Banka üst yönetim ödemeleri son yıllarda bankalar arası fark oluştu; özellikle BDDK’nın da yakından takip ettiği giderler içinde yer alıyor. BDDK Bankalara “kar dağıtılmaması” yönünde tavsiyede bulunurken henüz Üst Yönetim ödemelerine yönelik uyarı yapmadı. Bankaların Üst Yönetim ödemelerinde ise belli bir standart bulunmuyor. Üst Yönetim Giderlerinni önemli bir kısmının Yönetim Kurulu Üyeleri için yapıldığı biliniyor.

 Banka genel performansları

Liralaşma Stratejisi kapsamında, TCMB ve BDDK’ın eleştirilere neden olan sektörel düzenlemeler teker teker iptal edilip Rasyonel zemine oturtulmaya başlanırken, geçmiş dönemdeki düzenlemelerin olumsuz etkisi hala sektörde kendini hissettiriyor.  Dört büyük bankanın 2024 ilk çeyreğinde hacimsel büyüklükleri, gelişme performansları, piyasaya verdikleri destek, profesyonel yönetim yapısı, personel memnuniyeti, müşteri hizmet kalitesi, Dijitalleşme, gelen şikayetlere çözüm odaklı hızlı geri dönüşleri dikkate alındığında dört banka arasında bir sıralama yapılır ise en başarılı Banka İŞBANK, sonra sırası ile GARANTİ BBVA, YAPI KREDİ ve AKBANK olarak kendini göstermekte. GARANTİ BBVA ve YAPI KREDİ‘nin yeni koşullara uyumlu, hızlı aksiyon aldığı bunun da hacimsel gelişime yansıdığı çok net.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

MERAKLISINA EKLER:

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.