Connect with us

BANKA HABERLERİ

Yeşil dönüşüm, bankaların işini zorlaştıracak

Yayınlanma:

|

Dünyanın böyle olacağını düşünür müydünüz? Bundan çok değil, yirmi yıl önce iklim değişikliği birkaç çevre aktivistinin meselesiydi. Greenpeace gösteri yapar, güvenlik birimleri heyecanlanırdı. İklim değişikliği, artık, IMF’nin merkez bankalarının, uluslararası finans kurumlarının ve güvenlik birimlerinin temel gündemi. Nereden nereye?

Artık, iklim değişikliği kaynaklı finansal risklerin, finansal istikrarı nasıl olumsuz etkileyebileceği tartışılıyor. İklim değişikliği kaynaklı güvenlik risklerinin olası etkileri değerlendiriliyor. Hadise artık gündemin çevresinden merkezine gelip yerleşti dediğim bu işte. Şimdi öyle anlaşılıyor ki, kısa vadede, merkez bankalarının blockchain teknolojisi ile türeteceği dijital parayla da tanışacağız. Bu bitcoin değil. O ayrı…

Çok geçmeyecek… Bahamalar ilk deneye başladı bile geçen yıl. Biz burada, her konuda olduğu gibi, merkez bankacılığı ve bankacılık konusunda da geçen yüzyıla takılmış duruyoruz ama dünya öyle değil.

Havada yeni bir Bretton Woods kokusu var

Geçen hafta IMF başkanı Kristalina Georgieva’yı Amerikan Council of Foreign Relations toplantısında dinlerken dikkatimi üç husus çekti. Georgieva’nın üniversite eğitimini Bulgaristan’da adını Karl Marx’tan alan bir üniversitede tamamlamış olmasından mı, yoksa zamandaki değişimden mi kaynaklanıyor tartışılabilir ama pek farklı bir IMF Başkanı var. Benim gördüğüm, yeşil gündemin merkeze gelmesi, yeşil-dijital dönüşüme dayalı bir yeni Bretton Woods ihtimalini güçlendiriyor doğrusu. Anlatmaya çalışayım.

Öncelikle konuşmasının içinde sürekli olarak, virüs döneminde işini kaybeden ve gelir akımları kesilenlere maliye politikası kanalıyla destek olunmasının önemini vurguladı IMF Başkanı. Bu çerçevede, Biden’ın mali destek paketlerini boyutu nedeniyle, “enflasyona yol açabileceği için” eleştirenlere, “bu tür tartışmaların daha erken olduğunu” açıklıkla ifade ederek cevap verdi. Malum, Amerika’nın ihtiyaç sahibi Amerikalılara dağıttığı destek tutarı Amerikan milli gelirinin yüzde 27’sine ulaştı. İhtiyaç sahibi Türklere sağlanan destek tutarının ise Türk milli gelirinin yüzde 1,5’i bile değil. IMF, genişletici para politikası yanında, hedefe odaklı maliye politikasına desteğini sürdürdü. Para politikası yaraları sarmaya yetmez dedi, bir nevi.

İkincisi, virüs sonrası dönemde, yeşil-dijital toparlanmanın küresel öneminin altını kalın kalın çizdi Georgieva. İklim değişikliği tehdidini vurguladı. Yeni teknolojilerin mevcut sektörleri hızla dönüştürmesinin hem büyüme hem de istihdam için olası faydalarına değindi. Bu arada, virüs dönemi ile birlikte artan dijitalleşmenin, virüs sonrasında ortadan kalkmasını beklememek gerektiğini de vurguladı.

Üçüncüsü ise, merkez bankaları ve bankaların yeşil-dijital dönüşümdeki rolüne ilişkindi. En büyük vurgunun merkez bankası dijital parası üzerine olduğunun altını çizeyim. Merak edenler bankanın Bahar Toplantıları için hazırladığı notlara bir göz atabilir doğrusu.

Doğrusu ya, ben bir Bretton Woods kokusu aldım havada. Malum, 1944’te Bretton Woods’ta toplanan “Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı”nda biçimlenen anlaşma, bugüne kadar işleyen “kurala dayalı uluslararası sistem”in temeliydi. O bitti. Şimdi yenisi lazım.

Georgieva, iki Roosevelt alıntısı yaptı, konuşmasının başında ve sonunda. Her iki alıntıda zamanın Amerikan Başkanı Roosevelt’in 1945’te Bretton Woods Anlaşmasını Kongreye sunarken yaptığı konuşmasından alınmaydı. Zamanlama manidar geldi doğrusu.

Nisan ayının 22’sinde Başkan Biden’ın yüksek düzeyli iklim değişikliği zirvesi, yeni bir Bretton Woods sürecinin başlangıç noktası olabilir mi? Neden olmasın? Hazırlıklı olmakta fayda var.

Siz hiç bankamatiklere nasıl para yüklendiğini izlediniz mi?

Şimdi geleyim şu dijital para işine. Dediğim gibi, bu bitcoin değil. Bitcoin, yatırımcıların güven duydukları için satın aldıkları bir yatırım aracı. Blockchain teknolojisi ile el değiştiriyor. Merkez bankalarının aynı blockchain teknolojisi ile üreteceği dijital para, bildiğimiz paranın elektronik versiyonu aslında. Peki, ama neden?

Kâğıda basılmış para kullanmanın lojistik maliyetini hiç düşündünüz mü? Şimdi hemen, “işim yok, tabii” diye sinirlenmeyin. Bir tasavvur etmeye çalışın. Kâğıt parayı bütün bankamatiklere, ülke sathına dağıtacaksınız, mesela. Hiç bankamatiklere para eklenmesine şahit oldunuz mu? Zırhlı bir araç bankamatiğe yaklaşıyor. Araçta hep bir şoför, parayı ekleyecek gişe görevlisi ile bir veya birkaç güvenlik görevlisi oluyor. Güvenlik görevlisi tertibat alıyor, parayı ekleyecek gişe görevlisi işe başlıyor. Şoför arabada bekliyor. Farklı versiyonları olabilir, ama böyle işte.

Şimdi bu operasyonun ülkenin her tarafında, bütün bankamatiklerde aynı anda gerçekleştiğini bir gözünüzün önüne getirin. İşte lojistik maliyet dediğim bu.

Hadi yeşil dönüşümü unutalım, normal şartlarda bir bankanın ödeme hizmetleri için neden komisyon alması gerektiğinin nedeni belli değil mi? Ya müşterilerinize verdiğiniz hizmetler için artan oranda bir komisyon alacaksınız ya da şube ve bankamatik sayısını azaltarak müşteriye cebinden para çıkarmasına yol açmadan bir tür arama maliyeti yaratacaksınız. Her durumda, bir intibak gerektiği açık.

Otoyol gişelerinde başlangıçta bir gişe görevlisi vardı. Şimdi artık iyice azaldı. Yakında hiç olmayacak. Peki, aynı durumun para söz konusu olduğunda olabilmesi için ne lazım? Dijital para. Artık banka hesabından çekip harcadığınız parayı, akıllı telefonunuzdaki dijital cüzdandan kullanacaksınız. Kâğıt para çalınabilir, dijital para takip edilebilir olacak.

Bunun gerektirdiği büyük dönüşümü, ek maliyetleri ve maliyet tasarrufunu düşünebiliyor musunuz? Şimdi mesela Türk bankalarının durumuna bir bakın. Bankalarımızın kar/öz kaynak oranı nominal olarak baktığınızda yüzde 9’lara doğru gerilemiş bulunuyor artık. Nedeni açık değil mi? Banka, bilançosunun aktifinde ekonomi canlansın diye aktif rasyosu zoruyla kendisine dağıttırılan düşük getirili kredi portföyünü taşıyor. Hâlbuki bilançonun pasifi yüksek ve sürekli artan bir maliyetle fonlanıyor. Bir süre önce, “Bankanın sahibi elindeki parayı yandaki bankaya mevduat diye yatırsa daha çok getiri elde eder.” dediğim buydu işte. Hayaldi, gerçek oldu. Sonuç: Banka sermayeleri artık durduğu yerde eriyor. Bu ne demek? Türkiye’de yeşil-dijital dönüşüme intibak daha kolay değil, daha zor olacak demek bir taraftan. Öte taraftan ise, lojistik maliyetleri azaltmaya en çok bizim ihtiyacımız var.

Kömüre dayalı termik santral kredisi faizi daha yüksek, güneş enerjisi paneli kredisi faizi ise düşük olur

Şimdi isterseniz, bankamatik operasyonuna daha geniş bir açıdan bakalım. Böyle bir lojistik operasyonun bankanın karbon ayak izi üzerine olası etkisini de düşünün derim aynı zamanda. Bundan böyle, bu husus önemli olacak. Portföyün bir bölümünün faiz oranı, diğer bölümüne oranla daha düşük olacak. Nasıl?

Malum bu aralar, karbon ayak izi daha küçük olan ve portföyünde karbon ayak izi küçük işletmeleri destekleyen bankaların merkez bankası fonlama maliyetlerinin daha düşük olması gerektiği tartışılıyor ciddi ciddi. Paris Anlaşması ile kurulan, 39 ülke merkez bankasının katıldığı “Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı”nın 24 Mart’ta açıkladığı rapor bu yönde doğrusu. Bu arada, TCMB yok bu 39 banka arasında.

Bu ne demek? Kömüre dayalı termik santral ile elektrik üretmek üzere bir proje hazırlar ve finanse etmek isterseniz, banka size daha yüksek bir faiz oranından kredi teklif edecek. Neden? Termik santral yatırımı ülkenin karbon ayak izini büyüterek, ihracat potansiyelini olumsuz etkileyeceği ve daha baştan bir nevi “batak” yatırım olarak kabul edileceği için elbette. Banka projeye bakacak, “bunun normal ömrünü tamamlamasına kamu otoritesi asla izin veremez.” diyecek haklı olarak. Nedir? İklim kaynaklı riskler işte.

İsveç Merkez Bankası, 2021’de virüs kaynaklı parasal gevşeme çerçevesinde satın alacağı senetlerin karbon ayak izi küçük şirketlere ait olmasını tercih ettiğini açıkladı. Ne demek? Karbon ayak izi büyük olanı kamu politikası olarak uygun bulmuyoruz demek için elbette. İklim değişikliği metrikleri ile kredi dağıtmak diye anılacak bir yeni döneme giriyoruz. Dış finansman ararken bankalarımız bir de bunu düşünmek zorunda kalacaklar bundan böyle sanırım. Adapte olamayan daha da riskli olacak.

Zaten CDS risk primimiz evvelki hafta, “her an her şey olabilir” bir gece yarısı operasyonu ile yüzde 50 artarak 450’yi aşmıştı. Şimdi daha da artabilecek, iklim değişikliği metrikleri devreye girince, iklim riskleri nedeniyle. Söylemiş olayım.

Bahama doları, geçen yıl dijitalleşip Sand dolar oldu

Demem o ki, yeşil dönüşüm süreci, herkes gibi bankaları da merkez bankalarını da içerecek. Yeni teknolojiler, tüm sektörleri dönüştürecek derken finansal sistemin bunun dışında kalmasını beklememek gerekiyor. Eskiden yeşil dönüşüm denince, aklımıza bir tek elektrifikasyon gelirdi. “Şimdi nasıl elektrik üretilecek?” diye daha çok enerji geçişi düşünülürdü. Çok değil, üç yıl önce. Şimdi artık ekonominin bütünüyle yeşil-dijital dönüşümü söz konusu.

Dünya Bankası, EBRD, diğer uluslararası finans kurumları, bu çerçevede, karbon ayak izini küçültene, küçültmek için çaba harcayana destek verecek yakın gelecekte. Tam da bu nedenle, zaten, Paris İklim Anlaşması’nı imzalamak, Türkiye’nin yeşil-dijital dönüşüm için finansman imkanlarını daraltır diye düşünmek külliyen yanlış. Tam tersine, yeni Bretton Woods sisteminin temeli, Paris İklim anlaşması olacak. Dünya Bankası ve EBRD için, ülkelerin kendi tercihlerine göre açıkladıkları karbon emisyonu azaltma niyet beyanı belgeleri (INDC-intended nationally determined contributions) belirleyici olacak. “Şimdi bu proje, o niyet beyanına uygun mu, değil mi?” diye bakacaklar. Peki, INDC yoksa? Olmaması zaten mümkün olmayacak yeni düzende.

Bu arada, Merkez bankası dijital parası konusunda ilk deney zaten geçen yıl Bahamalar Merkez Bankası tarafından başlatıldı demiştim. Bahamalar yaklaşık 700 adadan oluşan bir devlet. Orada kâğıt parayı adadan adaya dağıtmak gerekiyor, lojistik problem daha farklı. Ama internet kullanımı yüzde 90 seviyesinde.

Şimdi artık kâğıt para Bahama dolarının yanında dijital Sand dolar var bir de. Bu arada, bu yıl, Mastercard’ın Bahama Merkez Bankası dijital parasına dayalı ilk kartını çıkardığını da söylemek lazım sanırım. Merkez bankası dijital parası kullanımı Fintek çözümleri ile çeşitlenip yaygınlaşacak dedikleri bu olsa gerek.

 Türkiye’nin artık bu geçen yüzyıldan kalma gündemi bırakıp, bugünün risklerine odaklanması gerekiyor. Geçen yüzyılın, ne olduğunu ancak sayıları giderek azalan ihtiyarların bildiği, gündemi içinizi sıkmadı mı artık? Yetti, yahu!

Güven SAK – Dünya

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORULTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.