Connect with us

ŞİRKETLER

Yurt Dışında İş Bulma Garantili 10 Yöntem

Yayınlanma:

|

Kariyerinizin her aşamasında yurt dışından hayalinizdeki teklifi alabilmeniz için, denenmiş ve başarılı olmuş 10 yöntemin neler olduğunu bilmek ister misiniz? Experis’in anketine göre  Birleşik Krallık’taki her 4 firmadan 1’i, özellikle bilişim alanında, ülke dışındaki adaylarla ilgileniyor. Silikon Vadisi Bölgesel Çalışmalar Enstitüsü’nün hazırladığı rapora göre ise  Silikon Vadisi’ndeki bilişim, matematik, mühendislik ve mimarlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 60’ı yurt dışı doğumlu. Uluslar arası ve kültürler arası kapsayıcılığın entegre olduğu  işe alım süreçleri global bir trend halini aldı bile. Bu trend bir yandan ülke içerisinde yurt dışı deneyimini zorunlu kılarken diğer yandan da yurt dışında iş bulmayı kolaylaştırıyor.

Türkiye’deki Firmaların Bakış Açısı

Mercer Türkiye İnsan Kaynakları Danışmanlığı ve Araştırmaları Direktörü Işın Mengenli Türkiye’den yurt dışına giden expat sayısının son 10 yılda arttığını vurguluyor ve “Kariyer yolunda tepe pozisyonlara çıkmak isteyen çalışanlar bu yoldan geçmek zorunda.” diyerek bunu destekliyor.

Global 50 Türk Lider Anketine (2018) katılanların profili de bunu doğrular nitelikte. Üniversite eğitimini yurt dışında tamamlayan global liderlerin mezun oldukları okullar arasında Columbia, Princeton, Cornell, Harvard Business School, California Berkeley ile Almanya, Fransa, Avusturya ve İsviçre’deki okullar ilk sıralarda yer alıyor. Liderlerin yüzde 31’i 7-10 yıllık global deneyime sahip. Yüzde 28,6’sı 15 ve daha fazla süredir yurt dışında kariyerlerini sürdürüyor. Yüzde 19’u ise 5-7 yıldır yurt dışı kariyeri deneyimliyor.

Yurt Dışındaki Firmaların Bakış Açısı

McKinsey Global Institute raporunda, 2030 yılında global işgücünün 3.5 milyara çıkacağı öngörülüyor. Yetenek havuzlarını genişletmek isteyen firmalar global çalışanları istihdam etmede oldukça istekli.

Linkedin’in hazırladığı 2015 Global Recruiting Trends raporundaysa firmaların organizasyonel öncelikleri incelendiğinde hem büyük hem küçük çaplı firmalarda hâlâ en önemli konunun kaynak bulmak olduğu göze çarpıyor. Ancak büyük firmalar işe alımlarda çeşitliliği artırma hedefleri noktasında farklılaşıyor. Bu firmalar özellikle, 0-3 yıl deneyime sahip genç profesyonelleri istihdam etmeyi hedefliyor.

Michael Page’in İngiltere, Kuzey Amerika ve Orta Doğu Yönetim Müdürü Oliver Watson’ın “Pek çok ülkede faaliyet gösteren global firmalar için; çalışan, firmaya ne kadar çok dil ve kültür tecrübesi getirirse firmanın global erişimini genişletmesine o kadar yardımcı olur.” sözleri de bu araştırmayı destekler nitelikte.

Çalışanların Bakış Açışı

2014 yılında Amerika’da yapılan bir araştırma uluslar arası tecrübeye sahip yeni mezunların yıllık ortalama maaşlarının 7.000 dolar daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Bu farkın nedeni işe alımcıların yüzde 80’inin yurt dışı tecrübesine sahip adayların farklılıklara saygı gösterme, belirsizlikle başa çıkma, iletişim becerileri ve adaptasyon konularında daha tecrübeli olduklarına dair ortak inancı. Fakat yabancı çalışan açısından tek fark ücret değil. Sosyal bilim çalışmaları gösteriyor ki uluslarası deneyimler yaratıcılığı zenginleştiriyor, gruplar arası ön yargıları azaltıyor ve kariyer başarısını destekliyor; dahası kişinin benliğine dair olan farkındalığını artırıyor.

Yurt Dışında İş Bulmak İçin 10 Sihirli İpucu

Türkiye’den yapılan başvurularda en önemli zorluk olarak çalışma vizesi öne çıkıyor. Ancak bu ve buna benzer tüm engelleri aşağıdaki yöntemler sayesinde adım adım aşabilir, firmaları size sponsor olmaya ikna edebilirsiniz.

1. İdeal adayın siz olduğunuzu söylemeyin, gösterin. 

HR Dive’dan Tess Taylor yurt dışından işe alım yapılacak ideal adaylarda olması gerekenleri şöyle sıralıyor:

  • Zihinsel ve duygusal olarak stabil olmak, değişime istekli ve farklı kültürlere karşı hassas olmak.
  • Güçlü sosyal becerilere sahip ve farklı fikirlere saygılı olmak.
  • İyi bir espri anlayışına sahip olmak.

Bu beklentiler aslında hemen hemen tüm firmaların ortak beklentileri. Bunların hepsi sizde olabilir. Ancak, görüşmeye davet edilebilmeniz için işe alımcının bunlara sahip olduğunuzu anlaması gerekior. Bunun için, sizin hakkınızda bir fikir sahibi olabileceği özgeçmişinizi, ön yazınızı ve sosyal medya profilinizi somut örneklerle bu doğrultuda düzenlemelisiniz.

2. Özgeçmişinizi ve ön yazınızı firmaya göre özelleştirin.

Özgeçmişinizi ve ön yazınızı hazırlarken en temelde dikkat etmeniz gereken iki kriter; başvuracağınız pozisyon için aranan özellikler ve firmanın sahip olduğu vizyon. Bu ikisini bir araya getirerek elinizdekileri yeniden yazmalısınız.

İşe alımcılar, toplamda birkaç sayfa olan özgeçmişinizde ve ön yazınızda gramer ya da yazım hatası görmeyi hoş karşılamayacaktır. Bunun yanı sıra, daha sofistike kelimeler seçmeli ve aynı kelimeleri çok kez tekrarlamak yerine başvurunuza göre anahtar kelimeler kullanmalısınız. Çünkü iş verenlerin yüzde 40’ı ATS (Applicant Tracking System) denen ve iş ilanındaki anahtar kelimelerle sizin özgeçmişinizi eşleştiren bir yazılım kullanıyorlar ve özgeçmişlerin yüzde 75’i hiçbir zaman gerçek bir insan tarafından görülmüyor.

Eğer daha önce hiç bu şekilde bir özgeçmiş ve ön yazı hazırlamadıysanız ya da kontrol ettirmediyseniz profesyonel bir destek almanızı öneririm. Çünkü, görüşmeye davet edilebilmeniz için elinizdeki en sağlam araçlar bunlar olacak.

3. Bağlantılarınızı harekete geçirin.

Yapılan yeni bir araştırma pozisyonların yüzde 85’inin bağlantılar yoluyla kapandığını gösteriyor. Fakat şunu anlamak gerekiyor: Bağlantı kurmak çok insanla tanışmak anlamına gelmez. Bağlantı kurmak, çok iyi bağlantıları olan ve sizi çok iyi bağlantıları olan diğer kişilere referans göstermeye istekli kişilerle tanışık olmak demektir.

Şu an firmaların yüzde 63’ü Çalışan Referans Sistemi kullanıyor. İşe alımcılar bu sistem üzerinden gelen başvurular sayesinde işe alım süresini yüzde 50 oranında azaltıyor. Ayrıca, çalışmalar referans sistemi üzerinden işe alınan adayların istifa etme oranının yüzde 23 daha az olduğunu gösteriyor (“4 Reasons Why an Employee Referral Program May be Your Best Recruiting Tool”). Bu sebeplerle firmalar çalışanlarını bu sistemi kullanmaları için teşvik ediyor hatta ödüllendirmeye bile gidiyor. Tüm bunlardan ötürü, eğer özgeçmişiniz referans yoluyla firmaya ulaşırsa dikkat çekme ihtimaliniz çok daha yüksek.

Şu an dünya üzerindeki işlerin yüzde 77’si Linkedin üzerinden ilan ediliyor. İş başvurusu yaptıktan sonra işe alımcıya mesaj göndererek başvurunuz hakkında kısaca bilgi vermek de sizin başvurunuzu daha görünür kılacaktır.

4. Firmaların Global Yeni Mezun Programlarına katılın.

Pek çok global firma, çalışanlarını lider olarak yetiştirmek ve onlara daha geniş bir bakış açısı sunmak için birkaç yıllık yeni mezun programları oluşturmuş durumda. Bu program dahilinde çalışanlar, çalışmanın bir kısmını Türkiye’de bir kısmını firmanın başka bir ülkedeki ofisinde tamamlıyorlar. Şu an Daikin’in Belçika ofisinde Ürün Sorumlusu olarak çalışmakta olan Ömer Adışen kariyer yolculuğuna bu tür bir programla başlamış:

“Daikin Türkiye, Daikin Avrupa genel merkezine gönderip yetiştirmek üzere management trainee programı başlatmıştı. 4 ay süren sürecin son aşamasında Daikin Avrupa, Daikin Türkiye ve bazı diğer şirketlerin üst düzey yöneticilerinin oluşturduğu jüri karşısında sunum ve mülakattan sonra yurt dışına gönderilecek 2 kişiden biri olarak seçildim.”

Adışen, programı tamamladıktan sonra da oradaki pozisyonları değerlendirmiş ve Belçika’da çalışmaya devam etmiş.

5. İngilizceniz akıcı olmazsa olmaz.

Adışen  “Çok iyi derecede İngilizce olmazsa olmaz, çoğu zaman yerel dili bilmek işe alınmanızda avantaj sağlayabilir, bazen de bu zorunlu olabilir. Brüksel’de 2 resmi dil konuşulduğu için, AB kurumları ile çalışan şirketler veya Avrupa genel merkezi olan şirketler dışında, İngilizce’nin yanında Fransızca ve Felemenkçe’den en az birini bilmeden işe girebilmek çok zor.” diyor.

“Programın ilk etabında Belçika’nın küçük bir şehri olan Ostend’deki fabrikada çalışırken Felemenkçe bilmediğim için biraz sıkıntı çektiğimi söyleyebilirim. Çünkü çalışanların yüzde 90’ı yerel halktandı. Şu an Brüksel ofisinde 30’dan fazla milletten insanın çalıştığı bir ortamda bulunduğumdan problem yaşamıyorum. Farklı kültürlerden insanlarla çalışmak eğlenceli ve ufuk açıcı.”

Eğer farklı diller biliyorsanız iş arayışınızı bu diller üzerinden özelleştirerek yaparak şansınızı artırabilirsiniz. Linkedin’e alternatif olarak https://www.toplanguagejobs.co.uk/  özellikle farklı diller arayışında olan firmaların ilanlarının yayınlandığı bir web sitesi. Buradan arama tercihleri oluşturup uygun ilanlar çıktığında mail üzerinden bildirim alabilirsiniz.

6. Yurt dışında eğitim alın.

QS Global Employer Survey Report’a göre, dünyada her 10 işverenden 6’sı uluslarası öğrencilik deneyimine ekstra önem veriyor ve yüzde 80’i özellikle yurt dışında okumuş olan aday aradıklarını söylüyor.

H&M’in İsveç ofisinde Proje Kontrolörü olarak çalışan Fahri Burak Aydın öğrenciyken Uppsala Üniversitesi’nde Erasmus programına katılmış. Lisanstan sonra ise Uppsala Üniversitesi’nde İş ve Yönetim yüksek lisansına kabul almış. “Mezun olduktan sonra iş bulmak için yüksek lisans yeterli oldu.” diyor. “Okul bittikten hemen sonra iş buldum. Fakat iş aramaya okul bitmeden önce başladım. 4 ay boyunca belki 100 şirkete başvurdum.”

Google’ın New York ofisinde Kıdemli Yazılım Mühendisi olarak çalışmakta olan Alper Güngörmüşler, Trinity College’da Bilgisayar Bilimi üzerine yüksek lisans yapmış. Tezini yazarken danışmanı aracılığıyla küçük bir start-up firmasında çalışmaya başlamış. Güngörmüşler “Bu işte çalışmamı sağlayan, yüksek lisans sayesinde hak kazandığım bir yıllık ekstra vize oldu.” diyor. Kısa bir süre sonra Google bu start-up firmasını satın almış ve o da Amerika ofisinde çalışmak üzere Google’da işe alınmış.

“İş bulmanın en sıkıntılı kısmı çalışma vizesi mevzusu. Transfer vizesi alana kadar 1 yıl İrlanda’daki Google ofisinden çalışmaya devam ettim.” diyor.

7. Nokta atışı: Niş alanlarda uzmanlaşın.

Güngörmüşler, 3D ses üzerine çalışıyor ve firmaların vize ve çalışma izni konusunda sponsor olmaları için adaylara niş bir alanda uzmanlaşmayı öneriyor:

“Google’da işe alınmamda yeterince niş bir markette olmamın etkisi olmuş olabilir. 3D ses yapan sayılı yer vardı o zamanlar, hâlâ öyle. Spesifik skillset olduğu için çok fazla ilgilenen kişi de yok bu alanla. Klasik işlerle uğraşanların hepsi özellikle başlangıçta aynı oluyor. Öyle olunca, yurt dışından bir firmanın seni getirmesi için özel bir nedeni olmuyor.”

Groupon’un İrlanda ofisinde Veri Analisti olarak çalışan Eda Emeklioğlu adaylara benzer bir tavsiyede bulunuyor: “Birkaç farklı sektörde iş deneyimindense tek bir şey üzerinde uzmanlaşın. Hatta mümkün olduğunca niş bir alan seçin. İnternet sektöründe veri analizi, ilaç sektöründe pazarlama gibi.”

“İrlanda’da yaşayan birini değil de beni tercih etmelerini başvurduğum alanla ilgili olan deneyimime ve yüksek lisansıma bağlıyorum. Başvurduğunuz ülkede kolay bulamadıkları bir yeteneğin olmalı. Örneğin Türkçe isteyen ilanlar yurt dışında niş bir alana giriyor. Adaylara Türkçe bilgilerini kullanacakları, Türk pazarında çalışılan işlere başvurmalarını tavsiye ediyorum.”diye ekliyor.

8. Reddedilmeye alışın.

Mümkün olduğunca çok ilana başvuru yapmanız gerekeceği için çok sayıda “We regret to inform you that…” ile başlayan mail alacaksınız. Bu moralinizi bozmasın çünkü kesinlikle yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Belki o pozisyon için o ülkede yaşayan ya da şirket içinden birini düşünüyorlardır. Emeklioğlu “Mezun olduğumdan beri düzenli olarak yurt dışı iş imkânlarına bakıyordum fakat ilk birkaç sene başarılı olamadım çünkü yeni mezun olarak beni almaları için yeterince ikna edici olamıyordum.” diyor. “Benzer sektörde 3-4 senelik deneyim ve yine aynı alanda yüksek lisanstan sonra buldum. Başlardaki reddedilmeler can sıkıcı olabiliyor ancak onlar da mülakat deneyimi sağladı.”

Groupon’dan önce Almanya’dan da bir teklif almış ve teklifi kabul etmesine rağmen firma çalışma izni çıkarmayı başaramadığı için iptal olmuş. Sabırlı olmak ve motivasyonunuzu yitirmemek bu süreçte çok önemli. Emeklioğlu adaylara şunu tavsiye ediyor: “İlanlara başvurmaktan ve mülakatlardan korkmayın. Birçok insan yetersizim diye başvurmuyor, çok seçici oluyorlar. O ilana başvuran insanların çoğunun yetenekleri sizden eksik olabilir, mümkün oldukça çok başvuru yapmaktan çekinirseniz iş bulamazsınız, bırakın onlar sizi elesin, siz kendinizi elemeyin.”

9. Global firmalarda çalışın.

PwC’nin “Global Mobility 2020” raporuna göre, yıllık uluslarası görevlendirmeler 2020’ye dek yüzde 50 artacak. Son 10 yıldaysa yüzde 25 artmış durumda.

SONY firmasının EMEA Ücret ve Ödüllendirme Müdürü olarak eş zamanlı İsveç ve İspanya ofislerinde çalışan Hakan Şahin, Türkiye ofisinden 2015’te transfer olmuş. Transfer olmayı düşünenler için öncelikle global bir firmada ve mümkünse direkt yöneticilerinin yabancı olduğu bir organizasyonda çalışmalarını öneriyor ve “Sonrası network.” diyor:

“Daha önce Kanada’da Exchange programına katılmıştım. Türkiye’deki aşırı stresli iş hayatı ve İstanbul trafiği zamanla tekrar yurt dışını düşünmeye yönlendirdi. Karar verdikten sonra tavsiyelere uyup global bir firmada iş aramaya başladım ve Sony İstanbul ofisinde iş buldum. Herkesin dediği şey aslında çok doğru, yurt dışında çalışmak istiyorsanız en kısa yol aynı şirket içinde yurt dışına transfer.”

Transfer için beklemeniz gerekebilir. Bu süreçte uygun pozisyonun açılmasını beklemek yetmiyor. İletişim ağınızı genişletmeli, yurt dışı süreçlerinde de aktif rol oynamalı ve görünür olmalısınız. Şahin, yaklaşık 2,5 yılın sonunda transfer olmuş:“ Benim pozisyonumun neredeyse aynısı yurt dışında açıldı. Transfer olurken aynı zamanda yurt dışında bir ekip de kurdum. Bu sebeple henüz çalışma iznim tam çıkmamışken bile İspanya’ya gidip ekip için adayları mülakata aldım.”

Şahin, transfer konusunda yaşadığı zorluklardan bahsederken, en zor olanın eşyaları taşıma konusundaki bürokratik işlemler olduğunu söylüyor. Ayrıca İspanyolca bilmemekten kaynaklı vergi dairesinde vücut dili ile bazı doküman işlerini halletmesi gerekmiş.

10. Mülakata çok iyi hazırlanın.

Adışen “Türk vatandaşı olarak yurt dışında çalışmak için çalışma izini almamız gerektiğinden CV’nizin ve mülakat performansınızın üst düzey olması gerekiyor ki sizi işe almak isteyen şirket çalışma izni sürecini göze alıp sizi diğer adayların arasından seçsin.” diyor.

Mülakat teklifi aldığınızda öncelikle yapmanız gereken şirket kültürüne dair sosyal medya üzerinden iyi bir araştırma yapmanız ve buna hazırlıklı olmanız.

Call to Carrer’ın kurucusu ve kariyer koçu Cherly Palmer, asıl mülakattan önce arkadaşınızla pratik yapmanızı ve bunu kayda almanızı öneriyor (“7 Tips To Nail A Skype Interview” son güncelleme 9 Nisan, 2013). Ben bu mülakat simülasyonunu bir kariyer danışmanı ya da İK profesyoneliyle yapmanızı öneriyorum, en azından bir kez.

Teknik aksaklık yaşamamak için ekipmanlarınızı birkaç saat önceden kontrol edin ve görüşme esnasında bir sorun olursa bunu hemen belirtin. Özgeçmişiniz, sormak ve söylemek istedikleriniz önünüzde açık olsun. Tabii olduğu gibi kağıttan okumayın.

Arka planınızın sade olmasına dikkat edin. Giyim konusundaysa tıpkı yüz yüze bir mülakata hazırlanır gibi hazırlanın.

Mülakat sonrası 24 saat içinde işe alımcıya kendinizi hatırlatmak için mail atın ve görüşmede söz ettiği hangi noktalarda kendinizi pozisyona uygun gördüğünüzü yazın ve teşekkür edin.

BONUS: Yurt Dışından Gelen Bir Teklifi Kabul Etmeden Önce İşverene Sormanız Gerekenler:

  1. Maaş beklentiniz sorulduğunda öncelikle yaşam giderlerini gösteren bir tablo isteyin.
  2. Brüt maaş üzerinden teklif alıyorsanız vergi oranını sorun.
  3. Taşınma yan hakkı olup olmadığını sorun. Yoksa bu süreçte destek rica edin.
  4. Çalışma vizesi sponsorluğu konusunda bilmeniz gerekenlerin neler olduğunu sorun.
  5. Sağlık sigortanızın kapsamını ve ne zaman aktif olacağını öğrenin.

Hayatınızın bir noktasında yurt dışı tecrübesi edinip geri dönmek istiyorsanız bu tavsiyerin işinize yarayacağına inanıyorum. İyi Şanslar!

HBR – Fatma Kahraman

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM!

Yayınlanma:

|

Ticaret Bakanlığının yönetmelik değişikliğiyle taksitli satışlarda genel 12 ay sınırı kaldırıldı. Ancak kredi kartıyla yapılan alışverişlerde bütün taksit sınırları ortadan kalkmış değil. Yeni dönemde gözler BDDK’nın kararlarında.

BANKAVİTRİNİ.COM | EKONOMİ

Taksitli alışverişte yeni dönem başladı. Ticaret Bakanlığının hazırladığı yönetmelik değişikliği, 15 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle konut satışları dışındaki taksitli mal ve hizmet satışlarında taksit sürelerini belirleme ve ilave sınırlamalar getirme yetkisi Ticaret Bakanlığına verildi.

Düzenleme, perakende sektöründe uzun süredir uygulanan taksit sınırlarının yeniden belirlenmesinin önünü açarken kredi kartı kullanıcıları açısından da yeni bir tartışma başlattı: Kredi kartıyla alışverişte 12 ay taksit sınırı tamamen kalktı mı?

Ticaret Bakanlığının açıklaması, bu soruya temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.

Kredi kartlarında bütün sınırlar kalkmadı

Taksitli satışlara ilişkin düzenlemelerde iki ayrı yetki alanı bulunuyor. Kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansmanı yoluyla gerçekleştirilen satışların taksit süreleri BDDK tarafından belirleniyor. Bu yöntemlerin dışında kalan senetli satışlar gibi taksitli satış yöntemleri ise Ticaret Bakanlığının düzenleme alanında bulunuyor.

Yeni yönetmelik değişikliği, Bakanlığın kendi yetki alanındaki satış yöntemlerini BDDK kararlarıyla uyumlu biçimde düzenlemesini amaçlıyor.

Bu nedenle yönetmelikteki genel 12 aylık sınırın kaldırılmasını, kredi kartıyla yapılan bütün alışverişlerde sınırsız taksit uygulamasının başladığı şeklinde yorumlamak doğru değil. Elektronik eşya, beyaz eşya, mobilya, turizm, taşıt ve kuyum gibi ürün gruplarındaki kredi kartı taksit sınırları bakımından BDDK düzenlemeleri önemini koruyor.

Cep telefonlarında dikkat çeken değişiklik

Yeni düzenlemeyle cep telefonu alımlarında da taksit koşulları güncellendi.

  • Sıfır cep telefonları: 40 bin TL ve altındaki telefonlarda 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
  • 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlar: 3 aylık vade sınırı korunuyor.
  • Yenilenmiş cep telefonları: Herhangi bir tutar sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit imkânı getirildi.

Buna karşılık elektronik eşya, tablet, televizyon, elektrikli ev aletleri, mobilya, yurt içi turizm ve seyahat, taşıt ve kuyum satışlarında mevcut taksit tutarı ve vade sınırlarında değişikliğe gidilmedi.

Taksit süresinin uzaması tüketimi artırır mı?

Taksitli alışverişte vade seçeneklerinin genişlemesi, tüketicilerin yüksek tutarlı ürünlere erişimini kolaylaştırabilir. Perakende işletmeleri açısından da satışları destekleyebilecek bir esneklik oluşturabilir.

Ancak Türkiye’de yüksek faiz oranları, kredi kartı borçlarının maliyeti ve hane halkının satın alma gücü dikkate alındığında, taksit sayısının artırılması tek başına tüketimi canlandırmaya yetmeyebilir.

Tüketicinin aylık taksit tutarına odaklanırken toplam ödeme miktarını, varsa vade farkını ve bütçesi üzerindeki yükü de hesaplaması gerekiyor.

Gözler BDDK’nın yeni kararlarında

Ticaret Bakanlığı, BDDK tarafından alınacak yeni kararların ardından gerekli düzenlemelerin hızlı biçimde hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Bu durum, taksitli alışverişte yeni değişikliklerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor; ancak kredi kartlarında bütün ürünler için 12 ay sınırının kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

Bankavitrini.com’un değerlendirmesi: 12 aylık genel taksit sınırının kaldırılması, perakende satışların düzenlenmesinde önemli bir değişiklik. Ancak tüketicilerin kredi kartıyla alışverişte daha uzun vadeli ödeme yapabilmesi, ilgili ürün grubu için geçerli BDDK düzenlemesine bağlı. Yeni dönemin asıl etkisi, mevzuattaki yetki değişikliğinin kredi kartı uygulamalarına nasıl yansıyacağıyla netleşecek.

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 15 Ekim 2026 tarihli açıklamaları ve Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Teknoloji devleri kâr rekorları kırarken, borç cephesinde alarm zilleri çalıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapay zekâ yatırımlarında yaşanan patlama, teknoloji dünyasında daha önce görülmemiş kâr rakamlarını da beraberinde getiriyor. Bu sabah haber akışında Güney Kore devi Samsung’un üçüncü çeyrekte faaliyet kârının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 9 kat artarak 80 milyar dolara ulaşmasını beklediğini okuduk. Bu rakamın, bir teknoloji şirketinin tek çeyrekte elde ettiği en yüksek faaliyet kârı olarak tarihe geçeceğinin altını çizmek isterim. Yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan bellek çiplerine yönelik güçlü talep kâr beklentisinin arkasında yatarken, üretimin talebe yetişememesi nedeniyle fiyatların da hızla yükseldiğini görüyoruz. Samsung ve Micron, çip piyasasındaki arz sıkıntısının 2028 yılına kadar devam edebileceğini öngörüyor.

Samsung’un rekor kâr beklentisine rağmen hisselerinin haziran ayındaki zirvesinden %25’in üzerinde gerilemiş olması ise dikkat çekiyor. Yatırımcılar artık yapay zekâ yatırımlarının ne kadar hızlı büyüdüğünden ziyade, bu büyümenin ne kadar sürdürülebilir olduğunu sorgulamaya başladıklarını pek çok kez bültenlerimizde işlemiştik. Yükselen maliyetlerin Samsung’un akıllı telefon bölümünü de olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bir tarafta yapay zekâ sayesinde rekor kârlar, diğer tarafta bu kârların sürdürülebilirliğine ilişkin artan soru işaretleriyle teknoloji hisselerinde bu sabah satıcılı bir havanın egemen olduğunu görüyoruz.

Japonya’nın Nikkei endeksi %1 gerilerken, Güney Kore borsası %1,3 düşüşle başı çekiyor. ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamlamasının ardından bu sabah vadeli endekslerde de hafif de olsa kırmızı renk gözüme çarpıyor. Yapay zekâ yatırımları için şirketlerin daha çok borçlanması da faiz oranlarını daha da yukarıya iterken, Broadcom’un 50 milyar dolar, SpaceX’in ise 40 milyar dolar civarında kaynak sağlamaya hazırlandığını okuyoruz. Bu kaynakların önemli bölümü Nvidia çiplerinin satın alınmasında kullanılacak. Yapay zekâ yatırımlarından beklenen gelirler henüz gerçekleşmeden şirketlerin borç yükü ise devamlı bir şekilde artıyor. Yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi, bu yatırımların ne zaman meyve vereceğine yönelik endişeleri artırmaya başladı. Uzun bir süredir borsaları yukarıya taşıyan rüzgâr olan yapay zekâ temasının büyük bir hikâye olduğunu kabul etsek de, yatırımcıların sabrının zorlanmaya başladığını da not etmemiz gerekiyor.

Yapay zekâ tarafından artan borçlanma ihtiyacı, zaten yüksek kamu borçları ve enflasyon endişeleriyle baskı altında olan tahvil piyasası açısından da büyük önem arz ediyor. ABD ve Avrupa devletleri artan bütçe açıklarını finanse etmek için yoğun şekilde borçlanırken, kervana büyük teknoloji şirketlerinin de katılması, borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Biraz daha geniş açıdan bakmak gerekirse, küresel borç stoku 366 trilyon dolara ulaşırken, bu rakam dünya ekonomisinin bir yılda ürettiği toplam mal ve hizmetin yaklaşık 3,1 katına denk geliyor. Başka bir ifadeyle, dünyada yıllık her 1 dolarlık üretime karşılık 3,1 dolarlık birikmiş borç bulunuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de de durum pek farklı değil. Kamu borcu 40 trilyon doları aşarken, devletin topladığı her 5 dolarlık verginin yaklaşık 1 doları artık borç faizlerinin ödenmesine gidiyor. Üstelik tahvil faizleri yükseldikçe mevcut borçların yeniden finansmanı da giderek pahalılaşıyor.

Amerikan 30 yıllık tahvil getirisi dün gün içerisinde %5,73 seviyesine yükselerek son 24 yılın zirvesini bir adım daha yukarıya taşıdı. Yatırımcıların tahvil riskini üstlenmek için daha yüksek getiri talep ettiğini görüyoruz. Bu gelişmelere ilaveten, Avrupa’da artan siyasi belirsizlikler ve Fransa’nın mali sorunlarının İtalya ve Yunanistan gibi borçlu ülkelere de sirayet edebileceği endişesi, ortak para birimi euro üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. EURUSD paritesi dün sabah saatlerinde bir miktar soluklanmasının ardından bu sabah yeniden 1,12 seviyesinin altına sarktı. Dolar endeksi 102,50 seviyesinin kıyısında ve son altı ayın zirvesinde yer aldığını da not edelim. Dün gün içerisinde altının ons fiyatı 4,065 dolar seviyesine kadar gerilerken, gümüş de 59 dolar seviyesinin altını test etti. Dün gece düzenlenen ABD 10 yıllık tahvil ihalesine endişe edilenin aksine alım gelmesiyle, bu sabah kıymetli metaller soluklandı: altının ons fiyatı 4,140 dolar, gümüşün ise 60 dolar seviyelerine yükseldi.

Yemen’deki İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanını hedef almasıyla üç kişi hayatını kaybederken, 36 kişi yaralandı. Husiler ayrıca Yemen’in Aden Havalimanı’na füze ve İHA’larla saldırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise misilleme olarak Yemen’de 80’den fazla Husi askerî hedefini vurduğunu açıkladı. Çatışmaların özellikle Bab el-Mandeb Boğazı çevresinde yoğunlaşması dikkat çekiyor. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığı zaten aksarken, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli geçiş noktalarından Bab el-Mandeb’in de tehdit altında olması küresel enerji arzı ve taşımacılık maliyetleri açısından riskleri yukarıda tutuyor.

Çatışmaların Yemen ve Suudi Arabistan sınırlarını aşarak bölgesel bir boyut kazanmaya başladığını görüyoruz. Reuters haberlerinde, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ağırlıklı olarak savunma ve teknik destek sağladığını okuyoruz. Bir taraftan ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslar sürerken, diğer taraftan Yemen cephesinde çatışmaların genişlemesi jeopolitik riskleri artırıyor. Enerji üretim tesislerinin yanı sıra petrolün dünyaya taşındığı kritik geçiş noktalarının da tehdit altında olması, petrol fiyatlarının yüksek kalmasına ve küresel enflasyonla mücadelenin zorlaşmasına neden olabilir. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselişle yeniden 102 doların üzerine yükseldi.

Jeopolitik riskler ve yapay zekâ tarafındaki gelişmeler yatırımcıların odağında bulunurken, Fed’in dün gece yayımlanan 15-16 Eylül toplantı tutanakları da yakından takip edildi. ABD Merkez Bankası’nın eylül ayında yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımına tüm üyelerin destek verdiğini, ancak bu kararın arkasındaki gerekçelerin farklılaştığını görüyoruz. Bazı üyeler enerji fiyatları ve gümrük tarifelerinden kaynaklanan enflasyonist baskıların kalıcı hâle gelmesini önlemek amacıyla faiz artırımını gerekli görürken, diğerleri güçlü iç talebin de enflasyonu beslediğini ve daha sıkı bir para politikasına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Tutanaklarda asıl dikkat çeken nokta ise üyelerin çoğunun yıl sonuna kadar bir faiz artırımını daha uygun görmesi oldu. Bu sabah itibariyla, ekim toplantısında faiz oranlarının sabit bırakılacağına yönelik beklenti %81 seviyesinde bulunurken, aralık toplantısına yönelik artırım beklentisi ise %88 seviyesinde fiyatlanıyor. Son dönemde beklentilerin altında kalan istihdam ve enflasyon verilerinin ardından Fed’in aralık ayında nasıl hareket edeceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Türkiye cephesinde ise fon krizi yakından takip edilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomi yönetiminin gerekli adımları attığını ve sürecin sonunda sermaye piyasalarının daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Erdoğan, “Meselenin idari ve siyasi cephesinde yük bizlerin omzunda; ne gerekiyorsa yapılacak” derken, “Biz neler gördük neler, bizim için bu çözülemeyecek bir sorun değildir” ifadelerini kullandı. Fon krizinin yansımalarına paralel sorunlu şirketler tahvil ödemelerini yapamazken, zorlu tasfiye süreci hisse senetleri üzerinde baskı kuruyor. En gözde şirketlerin yer aldığı BİST30 endeksi dün günü %2,4 düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %2 geriledi. USDTRY kuru yarın valörlü işlemlerde 49,22 seviyesine yükselirken, TCMB’nin net yabancı pozisyonu 6 Ekim valörlü işlemlerde 3,9 milyar dolar gibi şaşırtıcı bir artış kaydetmiş! CDS risk primi ise 251 baz puan ile düne nazaran önemli bir değişim göstermezken, ABD tahvil faizlerinin seyrine istinaden, Türkiye’nin 10 yıllık eurobond verimi %8 eşiğinin kıyısında seyretmeye devam ediyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.