Connect with us

BANKA HABERLERİ

2020 yılında Bankaların ortalama personel maliyetleri ve şube başına karlılıkları ne oldu?

Yayınlanma:

|

Bankalar maliyet düşürmek için buldukları ilk çözüm personel çıkarmak olurken, Pandemi sürecinde Personel çıkarmanın yasaklanması bankaları fazladan personel çalıştırma durumuna düşürdü. Bu durum personel çıkarma hızlarını düşürürken bankalar arası maliyet farkının da açılmasında etkili oldu.

Kamu Bankaları ve T. İŞ BANKASI gibi bankalar hariç CEO’ların tasarruf denince ilk akıllarına gelen şube kapama ve personel çıkarma oluyor

CEO’lar ve İK ekipleri ( son dönemde unvanlarına ne alaka ise yeni moda “Kültür” de eklendi ) kendi maliyetlerini azaltma yerine, tasarruf denince ilk akla şube kapama ve personel çıkarma gelir. Çok yaratıcı! Yönetim Kurulları da “gelirleri arttığı için” bu uygulamaya onay verirler. En çok iş etik kurallarından bahseden ne kadar kurumsallaştıklarından ve yeni KÜLTÜR oluşturduklarından bahseden banka var ise bilin ki orada mutlaka daha fazla “anti personel iyileştirmesi” vardır. Çalışanlar en iyi şahitlerimiz. Bizim gibi bir avuç insan dışında sorunları dillendiren dahi yok. Yeni küflü Kültür bankalar banka çalışan sorunlarını “Dillendiriyormuş” gibi görünen omurgasızları da satın alıp kendilerini kutsallaştırdılar. Örneğim Körfez Sermayeli banka Yönetim kurulu üyesinin “duayen ve ilah” ilan edilmesini ibretlikle dinledik, okuduk. Bazıları duyduğunu yazdı, bizler yaşadıklarımızı. Sözde bazı banka artık “hedef odaklı değil İnsan odaklı” çalışıyormuş. Duyan da inanacak. Yalanınız tam da size yakıştı. Tahta Pinokyo’nun bile yalan söyleyince burnu uzar, bunlarda o da yok ya da yüzde uzayacak burun da kalmamış. Kimin samimi ve yol gösterici olduğuna okuyucu karar veriyor zaten. Konuyu takip edenler bazı bankaların personel çıkarırken ne kadar “delikanlıca davrandığını” dahi duydu, ötesi yok artık! Görmek isteyen görür. Hala bazı şeylerin belgesini görmek isteyenler var. Sen üç maymunu oynuyorsan biz ne yapalım. Belli ki kendi sitelerinde çıkan yazıları, kılavuzlarının yazdıklarını dahi okumuyorlar. Bir yandan Katar Sermayeli grupları “yağ sektörünü” ele geçirmekle suçlayacaksın, diğer yandan aynı yağı alıp vıcık vıcık nemalandığın bankalara / bankacılara süreceksin. Tek kelime ile iğrençlik! O yağlar paslanan ruhunuzu kurtarmaz bu saatten sonra. Yolunuz da, yağcılığınız da hayırlı olsun, herkes kendine yakışanı yazar ve yaşar! Özünü demirden olduğunu söyleyenler kendilerini çürüttü ise yapacak bir şey yok, “çürümeniz bize bulaşmasın” diye ortamlarından uzaklaşırız o kadar. Kendi adıma inanılmaz deneyim oldu. Öyle ya herkes aksi kanıtlanana kadar mükemmeldir. Kimse de sonsuza kadar rol yapamaz. Allah sonlarını hayır etsin! Yazdıkları yazıları madalya olarak boyunlarına assınlar, pek yakışır. Yolumuz Yunus’un yoludur : “Sen doğru dur, eğri belasını bulur!”. İçimizdeki vicdan ve Sosyal Sorumluluk gereği yolumuza devam ederiz.

Adam, Para, Madeni Para, Açgözlü, Bankacı, Cimri
Ruhu paslanmış insanlar, “her şeyin para olmadığını” bir gün anlayacaklardır.

Konumuza dönelim, daha önce de yazdığım gibi; TBB verilerine göre bankalar 2020 yılında 258 şube kapadı. Yasağa rağmen; Özel bankalar 1.548 personel azaltırken; Yabancı sermayeli bankalar 1.844 personel azalttı. Kamu dışındaki bankalar toplamda 3.392 personel azaltırken, Kamu bankaları 1.227 personel artış yapması sayesinde sektör 2.170 çalışan azalması ile yılı kapamış oldu. Yasakların kalkması ile benim tahminim sektördeki iş kaybı on bin çalışanı bulacak; çoğu bankada listeler hazır biline.

Karşılaştırılan 9 banka arasında personel başına en yüksek maliyet HSBC olurken en düşük maliyet de DENİZBANK olduğu ortaya çıktı. Son yıllarda AKBANK gibi bankalar Güvenlik ve Hizmetli Kadroyu Taşerona devrederek maliyetleri düşürmeyi tercih ederken; ING, QNB Finansbank gibi bankalar şubelerden operasyon servislerini kaldırarak merkezi operasyona geçti.

Siz 3’ü 1 aradayı sadece kahve mi sandınız, Bankacılıkta da var  

Şubelerde üçü bir arada personel istihdamları başladı. Üçü bir arada personel uygulamasında Gişe yaptığı iş dışında operasyonel işlemeler ( tahsil /teminat çek alımı, sisteme girişi ) yanında ATM / BTM işlemlerini de yapar halde çalışıyor. Ticari  /KOBİ MİY’ler de müşteri ziyaretleri yanında, kredi teklif girişleri, kredi kullandırım operasyonel işlemler, müşterilerin talimat ile ilettikleri Havale / ETF gibi işlemlerin sistemsel girişlerini yapıyor. 

Banka personel maliyet sırası nasıl oldu ?

Karşılaştırılan bankalar arasında özellikle dört büyüklerden GARANTİ BBVA ortalama maliyetin altında kaldı. Personel başına en fazla kar yaratan AKBANK maliyetlerde ise HSBC’den sonra 2. Sırada yer aldı. İŞBANK üçüncü sırada yer alırken YKB dördüncü sırada yer aldı. 2019’da en fazla personel çıkaran bankalardan olan ING ise personel azaltmasına rağmen 2020’de maliyetlerde ortalamanın üzerinde kaldı.

2020 yılında 976 personel azaltılması ile en fazla personel azaltan banka olan QNB Finansbank ise maliyetleri düşürmüşe benziyor. QNB Finansbank en düşük maliyete sahip olan DENİZBANK’ın üzerinde yer aldı. TEB ise ortalama maliyetlerin altında yer alan bankalardan oldu.

Karşılaştırılan bankalar arsında fark niçin var?

Bankacılık sektörünün personel maliyetlerini düşürmesinde en önemli etken hiç kuşkusuz personel çıkarmalar oldu. AKBANK gibi bankalar 15-20 yıllık personelin çoğunu görünürde “Performans” gerekçesi ama aslında maliyet hesabı ile son beş yılda çıkarırken, yaptığı teknolojik yatırımlar ile tecrübe farkının kapatılacağını düşündü. Gelen krizde tecrübesiz personelin üzerine pandemi süreci de eklenince bu mantık ile hareket eden bankalarda sorunlu kredilerin artması bu stratejinin aslında doğru olmadığı başka bir maliyet olarak bankaların karşısına çıktığı ortaya çıktı. Tecrübeli personeli maliyet olarak görüp çıkarak bankalardaki sorunlu kredi oranları % 20-25’e çıkmış durumda. Kar edeyim derken kısa vadede kazanılan kazanç uzun vadede kat ve kat maliyet olarak karşılarına çıkmış durumda. Bu tip bankalarda Üst yönetim bu strateji yanlışı kabul etmezken farklı mazeretler üreterek gerçekleri saklama yöntemi seçiyor. Personelini T.İŞ BANKASI gibi bankalar Taşerone devretmeyerek tüm çalışanlarına sahip çıkarken; AKBANK gibi bankalar Taşeronlaşma ile birlikte Bankacılıkta çok önemli olan EKİP RUHU’nu da kaybetmiş gözüküyor. Öyle ya maaş aldığın kurum ile çalıştığın kurum farklı, üstelik çalışma koşul ve maaş düzeyi olumsuz etkilenirken Taşeronda çalışan personelin ekip ruhu ile çalışmasını bekleme zorlama iyimserlik olur. 

Bazı bankalar Pandemi sürecinde personel azaltmada hile-i şeriyye  yaptı

Pandemi sürecinde başta QNB Finansbank olmak üzere personel çıkarma yasağını delerek personeli İKALE Yöntemi ( karşılıklı anlaşma ) ile personeli istifaya zorlayarak personel azaltma yöntemine başvurdu. Başka bir ifade ile hile-i şeriyye yöntemi uyguladılar. Rekabet Kurumu, SPK, TBB, BDDK ve Çalışma Bakanlığı’ndan tepki gelmemesi de bu yönteme göz yumulduğu olarak yorumlandı. AKBANK gibi bankalar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya başlarken gelen tepkiler üzerine bu uygulamasından vaz geçti. Bankaların Pandemi sürecinde personele yaklaşımı da personele verilen önemi ortaya çıkmış oldu.  Çoğu banka başta operasyon servisleri olmak üzere “evden çalışma” modeline geçiyor. Bu sayede Servis, Ofis, Yemek, Mesai maliyetlerinden de kurtulmuş oluyorlar.

Şube başına karlılıkta dört büyükler ilk sıralarda yer aldı

2020’de 56 şube ile en fazla şube kapatan banka olan AKBANK Şube başına karlılıkta ne yüksek karlılık ile birinci sırda yer aldı. AKBANK Net karlılıkta şube başına ortalama 8,7 milyon TL Net Kar yaparken; GARANTİ BBVA ortalama 7 milyon TL Net kar yaptı. 2020’de en yüksek net kar artışı yapan YKB 6 milyon TL Şube başı ortalama kar ile dördüncü sırada yer alırken; karşılaştırılan bankalar arasında 1.205 şube ile en fazla şube ağına sahip T. İŞ BANKASI 5,6 milyon TL ortalama kar yaptı.  

HSBC, QNB Finansbank, ING BANK, TEB karşılaştırılan bankalar arasında ortalama karlılık olan 5,5 milyon TL karlılık altında kalırken şube başına ortalama en düşük karlılığı DENİZBANK yaptı.

Personel başına en yüksek kar AKBANK yaptı

Daha önce de yazdığım için özet geçeyim; Personel başına en yüksek net karlılık AKBANK yaparken; GARANTİ BBVA ve YKB ilk üç sırada yer aldı.

İŞBANK dördüncü sırada yer alırken değerlendirilen dokuz bankadan aktif büyüklüğü en fazla olan dört banka aynı zamanda personel başına ortalama karlılıkta da ilk dört sırayı paylaştı. Personel başına en düşük karlılık da HSBC, ING BANK, DENİZBANK ve TEB oldu.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist [email protected]

BANKA HABERLERİ

Refet Gürkaynak: Bağımsız, Güvenilir Bir Merkez Bankasına İhtiyacımız Var”

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP, bugün Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması düzenledi. Prof. Dr. Refet Gürkaynak, burada şöyle konuştu:

“ENFLASYONUN BU KADAR YÜKSEK OLMASI, ADININ TÜRKİYE OLMASINDAN KAYNAKLANMIYOR”

“Türkiye’nin durumundan bahsederken maalesef içimizi karartmadan konuşmak kolay değil. İktisadi durumumuz kötü. Bunu bilmek için benden duymaya ihtiyacınız yok. Öte yandan sadece iyi niyetle, ümitperverlikle değil uzmanlıkla bunun daha iyisinin mümkün olduğunu söylemek isterim. Daha iyisi elbette mümkün. Çok daha iyisi elbette mümkün. Bizim için, Türkiye’nin refahı için mümkün olan iyilikler yakın ya da uzak geçmişimizle görmüş olduğumuz şeylerle sınırlı değil. Bizim görmediğimiz kadar iyisi olmamız da gayet mümkün.

Bazen Türkiye’de olup biten şeyleri dünyanın bize bir tezahürü gibi anlatmaya çalışıyoruz ya da çalışıyorlar. Yani Türkiye’de enflasyon niye bu kadar yüksek? Bütün dünyada yüksek olduğu için, petrol fiyatları yüksek olduğu için, Amerikan Merkez Bankası şöyle yaptığı için, buğday fiyatı yüzünden. Bunlar bize ‘Enflasyon veyahut fakirlik Türkiye’ye olan şeyler’ deme yolları. Bu sorumluluğu bizden atıyorlar, belki biraz içimizi rahatlatıyor. Bir yandan da bunu değiştirme yetkisini de elimizden alıyor. Eğer bunlar bize olan şeyler ise ‘Bunu değiştiremiyoruz zaten’e geliyor. Halbuki böyle değil.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE İŞE YARAMAYACAK POLİTİKALAR TÜRKİYE’DE DE YARAMIYORLAR”

Enflasyonun bu kadar yüksek olması, adının Türkiye olması, şu veya bu enlemde olmasından kaynaklanmıyor. Şu tabii ki aşikâr. Biz bu gezegende bir ülkeyiz. Dünyada olup biten bizi de etkiliyor.

Bu ülkede ne olup bittiğine dair bu ülkenin insanları olarak söz sahibiyiz. Bunun sorumluluğunu almak zorundayız. Bu enflasyon bizim yaptığımız bir şey. Dünyanın her yerinde olduğu gibi kötü politikalar kötü sonuçlar doğruyor. İyi politikalar iyi sonuçlar doğuruyor. Ülkelerin birbirlerinden farklılıkları var. Birtakım ülkelerin birtakım özellikleri var.

Ama, dünyanın hiçbir yerinde işe yaramayacak politikalar Türkiye’de de yaramıyorlar. Bundan da şaşırmamak lazım. Dünyanın her yerinde enflasyonu kontrol etmiş politikalar Türkiye’de de edebiliyorlar. Buna da şaşırmamak lazım.

“UMARIZ UGANDALI DOSTLARIMIZ DA ‘BURASI TÜRKİYE Mİ?’ DİYE BİZİMLE ALAY ETMİYORLARDIR”

2000’lerin başında enflasyon Türkiye’de kuvvetle düşerken, petrol fiyatları görülmedik hızla artıyordu. Bunu yapmayı başardık, yapabiliyoruz. Bugün Türkiye’de enflasyonun artmasının nedeni petrol fiyatları değil. Enflasyon dünyanın her yerinde olsaydı eğer, dünyanın her yerinde birden görmeyi beklerdik tanımı gereği. Buradaki gri bant, birçok gelişmekte olan ülkenin enflasyon oranlarını içine alan bir bant. En sonda zincirlerini kırıp uzaya gitmeye çalışan çizgi de Türkiye’nin enflasyon oranı. Buna aktığınız zaman, ‘Her yerde enflasyon’ diye başlayan bütün cümlelerin bizim aklımızla alay etmek olduğunu görüyorsunuz.

Uganda’nın enflasyonu ile Türkiye’nin enflasyonu. Görüyorsunuz, 90’larda Uganda da yüksek enflasyondan mustaripken enflasyonunu düşürmüş ve tekrar yükseltmemiş. 2020 sonrasına baktığımız zaman bizim Uganda ile alay edecek bir şeyimiz olmadığını açık açık görebiliyoruz. Umarız Ugandalı dostlarımız da ‘Burası Türkiye mi?’ diye bizimle alay etmiyorlardır.

“ENFLASYON, FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİR”

Enflasyon, genel bir kötü yönetim göstergesidir. Ama bir taraftan da enflasyon bir vergi, birilerinden alıp birilerine veriyor. Bu bakımdan da en adi, en aşağılık ve en korkunç vergilerden biri. Fakirden alıp zengine verir ve çaktırmadan yapar. Bir zamanlar konuşulan ve Türkiye’de de hâlâ bahsedilen ‘Enflasyonu göze aldık, çünkü biz büyümek istiyoruz’. 1970’lerde bütün dünya bunu denedi ve bütün dünya bu işte çuvalladı. Biz de deneyip daha önce başarısız olduk zaten. Bunun neden olmadığını da biliyoruz. ‘Enflasyonu yükselteyim ama büyüyeyim’ böyle bir şey yok, hiç olmadı. Türkiye’de de olmadığını görüyoruz. Bir kere daha görmemize gerek yok. 90’larda da gördük bunu. Anlamak için de bir işi bir kere yapmış olmak da yeterli aslında. Enflasyonunuz ortalamada yüzde 2 ise, 1-3 arasında, 0-5 arasında gidiyor geliyor, enflasyonu eğer ıskalıyorsanız ve beklemediğiniz gibi olduysa hatanız yüzde 2. Yaşarsınız o zaman. Ortalama enflasyonunuz yüzde 30 ise eğer, o enflasyon yüzde 15-60 arasında gidip geliyordur. Orada yaptığınız tahmin hatası artık çıkarılamaz, şirketleri batırıyor. Böyle olacağını insanlar önden görüyorlar zaten. 2 ay sonrasında vadeli işlem yapılamayan ülkede 2 sene sürecek yatırım işini kimse yapmıyor. Bu yatırımı yapmıyorsunuz, büyümüyorsunuz da. Enflasyon, büyümenin önünde büyük bir engel. Bu nedenlerle enflasyonu düşürmek zorundayız.

“BAĞIMSIZ, GÜVENİLİR MERKEZ BANKASI’NA İHTİYACIMIZ VAR”

Enflasyonu düşüreceğiz diye yola çıkmak Türkiye’yi birleştiren bir şey. Zor olan birçok şeyi yapabilir hale getiriyor. Bunu yapmak için neye ihtiyacımız var? Hepimizin bildiği, bağımsız, güvenilir Merkez Bankası. Bu ezber yanlış değil, Gerçekten bu şart. Bu şartı yerine getirmek de zor değil. ‘Türkiye’de sadece şu ankinden daha iyi merkez bankacılar vardır’ demek zorunda değiliz. Dünyanın en iyi merkez bankacılarından bazıları Türkiye’de. Bunlardan birinin konuşmasını az önce dinledik.

“TÜRKİYE’DE SADECE MERKEZ BANKACILARI DEĞİŞTİREREK BEDAVAYA ENFLASYONU DÜŞÜREBİLECEĞİNİZE DAİR KENDİMİZİ ALDATMAMAMIZ GEREKİYOR”

Merkez Bankası idaresinin güven vermesi lazım. Merkez Bankacılığı bir güven işidir. Ama bu güveninin siyasetten bağımsızlıkla, kendi başına enflasyonu düşüreceğine dair kendimizi de aldatmamamız lazım. Çünkü aklı başında bir Merkez Bankacı yaptığı işlerin sonuçlarının ne olduğunu düşünecek. Bu sonuçlar eğer ‘Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey hazineyi batırır. Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey mali sektörde kriz yaratır’ ise yine iş yapamaz hâle geliyorsunuz. Bunun için de bütünsel bir değişiklik ve bir koordinasyon elzem. Bu bakımdan Türkiye’de sadece Merkez Bankacıları değiştirerek bedavaya enflasyonu düşürebileceğinize dair kendimizi aldatmamamız gerekiyor.

Merkez Bankası’nın SWAP hariç net rezervleri nereden baktığınıza ve ne zaman baktığınıza bağlı olarak eksi 20 milyar dolar ile eksi 60 milyar arasında gidip geliyor. Uluslararası konferanslarda bu konuları iyi bilen iktisatçılarla bunun nasıl negatif olabildiğini konuşmak iktisatçı olarak eğlenceli, vatandaş olarak hicap verici bir şey. Neden böyle? Neden bu rezervler buraya geliyorlar?

Ya sonuçları beğenmiyoruz, beğenmediğimiz sonuçları politikaları düzeltmek yerine bu sonuçları doğrudan baskılayarak düzeltmeye çalışıyoruz. Kuru yükselten politikaları değiştireceğimize bu politikaları koruyup, kuru tutmak için rezervlerinizi satarsanız ortaya bu sonuç çıkıyor. Bunu beğenmeyip, ‘Bu insanlar bu rezervleri niye alıyorlar? Ellerine nereden geçiyor? Krediden geçiyor. O zaman kredileri köstekleyelim’ derseniz, doğrudan bankalara müdahale etmeye başlıyorsunuz. Türkiye’de hemen her alanda bu şekildeki müdahaleleri görüyoruz.

Türkiye’nin şu an gittiği komuta ekonomisi yolundan düzenlenmiş bir piyasa ekonomisine tekrar dönmesi gerekiyor.

Devlet dediğiniz şey, devlet kapasitesi biber gazı sıkmak değil. Hakikaten geliri tahkim edebilmek mesela, kendi aldığı kararı uygulayabilmek. Bunu yaptığımız zaman, Hacer hanımın bahsettiği gelir aktarımlarını doğru yapabilir hâle geleceğiz. Çünkü kim gerçekten ihtiyaç sahibi, kim havadan ‘Bana da’ diyor, anlar hâle geleceğiz. Bunlar bizim elzem şeyler. Bunları yaptığımızda, Merkez Bankası’na ‘Sen de işini doğru düzgün yap. Enflasyon düşsün’ diyebiliyoruz.

“İYİ İKTİSAT POLİTİKASI YAPMAK TÜRKİYE’DE HÂLÂ MÜMKÜN”

Türkiye gerçekten iktisat politikası uzmanlığı çok olan, uzmanı çok olan, beşeri sermayesi yüksek olan bir ülke. Para politikasında özellikle böyle. Tam da bu bakımdan varlık içinde yoklukla yaşıyoruz. Bu kadar uzmanlığın, bilginin, uygulama kültürünün olduğu bir ülkede bir kere daha bunları yapmıyor olmalıydık. Bu insanlar hâlâ hayattalar ve bu ülkedeler. İyi iktisat politikası yapmak Türkiye’de hâlâ mümkün.

Türkiye’de enflasyonu düşüren politika, sadece enflasyonu düşürmeyecek. Birçok şeyi birden ıslah edecek. Bu bedava değil. Bunun bir maliyetini ödeyeceğiz. O maliyet bir defa ödenecek. Sonra faydası, nesiller boyu… Şu anda çektiğimiz eziyeti biliyoruz. Uzmanlıkla, Türkiye’de enflasyon düşer ve bu ülkede enflasyon düşecek, diyebiliyorum. Bunun nasıl yapılacağını biliyoruz. Zor değil. Türkiye’de bunu çok iyi bilen insanlar mevcut. İhtiyacımız olan şey bunu yapacak niyet ve irade. Baştaki maliyetini kaldıracak olan toplumsal mutabakat. Bunu yapacak bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Nihayetinde, dönüp bakıp; Türkiye’de enflasyon düştü, gelir dağılımı düzeldi, büyüme arttı, gitmiş olan insanlar bu ülkeye tekrar mutlulukla geri geldiler dediğiniz zaman; bu dünya değiştiği için olmayacak. Biz böyle yaptığımız için olacak.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

The Banker’den İş Bankası’na “Yılın Bankası” ödülü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, The Financial Times bünyesinde yayımlanan The Banker Dergisi tarafından ‘Türkiye’de Yılın Bankası’ ödülüne layık görüldü.

İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılında 100. yılını kutlayacak olan bankanın bu ödülü almasında; güçlü finansal performansı ile birlikte dijitalleşme ve inovasyon alanında müşteri için değer yaratma odaklı yenilikçi hizmet anlayışını sürdürmesi ve topluma dair üstlendiği inisiyatifler etkili oldu.

Ödülü, Londra’da düzenlenen törende İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın aldı.

‘Yılın Bankası’ ödülü, uzman bankacı ve analistlerin görüşlerine dayanarak dünyanın birçok ülkesindeki bankaların değerlendirilmesi sonucunda belirleniyor.

120 ülkeden binin üzerinde başvuru yapılan ödülü kazananlar, alanında uzman jüri üyeleri tarafından seçiliyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ATO MECLİS BAŞKANI DERYAL: “Bankalar krediye erişimi büyük oranda zorlaştırıyor”

Küresel durgunluk riskine işaret eden ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını söyledi. Deryal sermayenin korunması için enflasyon muhasebesinin de önemli olduğunu vurguladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Deryal, küresel durgunluk işaretlerinin arttığını, bunun Türkiye’yi de etkilemesinin mümkün olduğunu söyledi. Durgunluğun önemli bir risk unsuru olduğunun altını çizen Deryal, “Her dönem zorluklar vardır. Bu gibi dönemlerde önemli risk unsuru ise durgunluk. Eğer iş devam ediyorsa, ekonomik canlılık varsa iniş çıkışlar olsa da durgunluğu aşabilir, işi yönetebilirsiniz” dedi.

EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını, “bankaların kredi vermemek için uğraştığını” belirterek, bunun da ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Deryal, vergi döneminin yaklaştığını hatırlatarak, enflasyon muhasebesi uygulanmaması halinde, sanayicilerin fiktif olarak artmış rakamlardan kaynaklı olarak normalde eline geçmeyen bir karın vergisini ödeyerek sermaye kaybına uğrayacağını söyledi. Mustafa Deryal, enfl asyonun ekonomiyi çok çeşitli kanallardan olumsuz etkilediğini kaydederek, hem işlerin devamı açısından, hem de vatandaşların alım gücünün korunması için enflasyonun düşürülmesine yönelik mutlaka bir program uygulanması gerektiğini kaydetti. Küresel gelişmelerden Türkiye’nin göreli olarak daha az etkilendiğini hatta bazı fırsatların doğabileceğini belirten Deryal, orta vadede, Suriye, Irak, Ukrayna gibi bölgelerdeki savaşın bitmesiyle oluşacak yeniden yapılanmada Türkiye’nin pay alabileceğini hatırlattı.

Deryal, bu sürece kadar inşaat sektörü başta olmak üzere sektörlerin canlandırılması ve krediye erişimin sağlanması gerektiğini kaydederek, “2001, 2008 krizlerini atlattık. Bu hem ülkemizin, hem de iş dünyasının başarısıdır. Her dönemin zorluğu var ama böyle dönemlerde en büyük tehlike durgunluktur. İş devam ettiği sürece sorunları çözebilirsiniz ama durgunluk olunca yönetmek zorlaşır. Diğer yandan, ticari hayat dikensiz gül bahçesi değil. İş dünyası da mücadele etmeli. İş dünyasının deneyimli olduğunu düşünüyorum. Günün konjonktürüne uygun olarak kendini yenileyerek, çeşitlendirerek mücadele etmeli” diye konuştu.

“Olumsuz ortam giderilmezse yeniden inek ithali gerekecek”

Mustafa Deryal, salgında tedarik zinciri kopmaları, hammadde fiyat artışları yanında, tarımın öneminin de ortaya çıktığını vurgulayarak, Türkiye’de son dönemde süt ineklerinin kesime gitmesiyle ortaya çıkan durumun da telafisi gerekeceğini kaydetti. Süt üretimine yönelik ilave destekler gerektiğini kaydeden Deryal, süt ineklerinin önemli bir bölümünün ithal olduğunu, mevcut olumsuz ortam giderilmemesi halinde yeniden inek ithalinin gerekeceğini hatırlattı. Deryal, kısa vadede “emeklilikte yaşa takılanlar” sorununun çözümüne yönelik atılacak adımlarda, işverene ilave ve birden çıkacak tazminat yükü konusunda endişeleri bulunduğunu, zamana yayılarak bir çözüm üretilmesini talep ettiklerini. Enflasyon muhasebesi uygulanmamasının da yakın gelecekte fiktif olarak oluşmuş kârlarda, elde edilmemiş gelirden vergi ödenmesinin söz konusu olacağını vurgulayarak, enflasyon muhasebesi talep ettiklerini kaydetti.

Maruf BUZCUGİL

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.