Connect with us

GÜNCEL

2024’te Teknoloji Trendleri

Yayınlanma:

|

Her yeni yıla girerken, gelişen yeni teknolojilerin hayatımıza nasıl etki edeceğine yönelik tahminler artış gösterir. Bu süreçte, öne çıkan trendlere ilişkin neyin kalıcı, neyin abartı olacağını da doğru değerlendirmek gerekir. 2024’e yaklaşırken, her ne kadar jeopolitik sorunlar, ekonomik istikrarsızlık ve iklim krizi orta ve uzun vadeli planlama yapmayı zorlaştırsa da yeni teknolojilerin yaşama, çalışma ve dünyayla ilişki kurma şeklimizi pek çok açıdan yeniden şekillendireceğinin de bilincinde olmamız gerekiyor. Bu doğrultuda bu yeni teknolojilerin etkilerini doğru analiz edip, onlardan nasıl yararlanacağımız üzerinde düşünmemiz oldukça önemli. 2024’te üretken yapay zekâdan sürdürülebilir teknolojilere; giyilebilir teknolojilerden, siber dayanıklılık ve uydu iletişimine kadar yeni teknolojiler alışık olduğumuz sınırları yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

Yeni teknolojiler özelinde tahminlerde bulunurken, geleceğimizi etkileyecek olanın yalnızca teknolojilerin etkileri ya da uygulamaları değil; aynı zamanda aşılması gereken etik ikilemler, belirlenmesi gereken standartlar ve savunulması gereken insani değerler olduğunun da bilincinde olmamız gerekiyor. Vaatleri ve tuzaklarıyla birlikte dijital çağ, bizi sadece seyirci ya da kullanıcı olmaya değil, aynı zamanda geleceği aktif olarak şekillendirmeye de davet ediyor.

Her yıl sonunda olduğu gibi, yeni yıla girmekte olduğumuz şu günlerde, ivme kazanacak ve daha da ön plana çıkacak teknoloji trendlerini, yararlandığım farklı kaynaklar ve araştırmalarım doğrultusunda iki bölüm olarak paylaşacağım.

2022 metaverse, 2023 üretken yapay zekâ yılıydı; 2024 de tartışmasız yapay zekânın ön planda olduğu bir yıl olacak.

Yapay zekâ dünyamızı şekillendirmeye devam ediyor ve 2024’e yaklaşırken, yapay zekânın benzeri görülmemiş bir hızla yaygınlaştığını gözlemliyoruz.  Öncelikle, şunun bilincinde olmamız gerekiyor: yapay zekâ yeni bir teknoloji değil ve kesinlikle yaklaşmakta olan bir teknoloji trendi de değil. Ancak, yapay zekâ; evrimi sürekli ve artarak devam eden modern teknolojideki en dinamik ve dönüştürücü alanlardan birini teşkil ediyor. Dolayısıyla, yapay zekânın yeteneklerini artıracak algoritmalar ve platformlar ile 2024 yılının yapay zekânın ön planda olacağı bir yıl olacağını söyleyebiliriz (IEEE tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırmaya göre de yapay zekâ 2024 yılında küresel olarak en önemli teknoloji alanı olacak). Her alanda işlerimizi kolaylaştıracak sanal asistanlar, kişiselleştirilmiş sağlık çözümleri, otonom araçlar ya da karar destek sistemleri günlük yaşamlarımızda çok farklı alanlarda karşımıza çıkıyor olacak.

Sunduğu sayısız fırsatın yanında, yapay zekâyla ilgili ciddi sorunların da bilincinde olmamız gerekiyor. Hep belirttiğimiz ancak yeteri kadar odaklanılmayan yapay zekâ etiğinin ve yapay zekânın topluma etkisinin de dikkate alınması gerektiği bir döneme giriyoruz. Fark edilmeyen önyargıların, adaptasyon zorluklarının ve yapay zekânın faydalarının nüfusun belirli kesimlerine eşit olmayan şekilde dağıtılıp, diğerlerinin zararına olabileceğinin farkında olmamız gereken bir zamandayız. Bu doğrultuda şirketlerin, hükümetin ve kanun koyucuların, bir an önce harekete geçerek gerekli düzenlemeleri gerçekleştirmesi gerekiyor.

Görünmez yapay zekâ

İşletmelerin, hâlihazırda çeşitli yapay zekâ uygulamalarını kullandığı alanlar arasında; müşterilerin bir şirket veya ürün hakkında ne hissettiğini anlamak için duygu analizinden yararlanmak, kulağa doğal gelen bir dilde otomatik müşteri hizmetleri sağlayabilen sohbet robotları sağlamak ya da tercihler doğrultusunda ek ürünler sunan öneri motorları gibi uygulamalar yer alıyor. Bu tarz uygulamalar o kadar yaygın hale geldi ki, bu sistemlerin çoğunun yapay zekâ tarafından desteklendiğini unutuyoruz ya da farkında olmadan kullanıyoruz.

Öte yandan yapay zekâ sağlık alanında yeni tedavi süreçlerini geliştirmek için de kullanılıyor. Birden fazla sensörden ve diğer kaynaklardan gelen veriler arasındaki korelasyonlara dayalı öngörü analizleri ile operasyonları iyileştiriyor ya da üç boyutlu hiper-gerçekçi avatarlar ya da dijital ikizler gibi metaverse uygulamalarını mümkün kılıyor. Hatta doğal afetlere yönelik erken uyarı sistemlerinde ya da performans veya güvenlikten ödün vermeden enerji tüketimini yönetmek ve azaltmak için de kullanılabiliyor.

IEEE tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, 2024’ün en öne çıkacak yapay zekâ uygulama alanları şu şekilde olacak:

• Gerçek zamanlı siber güvenlik açığı tespiti ve saldırıları önleme

• Tedarik zinciri ve depo otomasyonu verimliliğinin artırılması

• Yazılım geliştirmeye yardımcı olmak ve hızlandırmak

• Müşteri hizmetlerinin otomatikleştirilmesi

• Aday tarama ve işe alım sürelerinin kısaltılması

• Salgınların takibi ve ilaç keşfinin hızlandırılması

• Şebeke güç kaynaklarının otomatikleştirilmesi ve stabilizasyonu

Yapay zekâ karar destek algoritmaları ile daha doğru karar zekâsı

Yaşamımız boyunca pek çok kritik karar vermek durumunda kalıyoruz ve bazen bu kararlarımıza sonradan oldukça hayıflanıyoruz. Yapay zekâ, çok çeşitli, olası seçenekleri inceleyerek bunları belirli kriterlere göre daraltıp sınıflandıran karar destek sistemleri ile karar zekâsını artırıyor. Bu sistemler, satın alma kararlarında, sağlık tedavi seçeneklerinde ve hatta piyasa koşullarına yönelik fiyatlandırma stratejilerini belirlemede uygulanabilir. Yapay zekâ, maliyet analizi, sürdürülebilirlik, hedef kitle gibi birçok kritere göre seçenekler önererek, sizi rekabette öne çıkarabilir. Bununla birlikte Dünya Ekonomik Forumu tarafından gerçekleştirilen bir çalışmaya göre yakın zamanda, bu tarz karar destek sistemleri, yönetim kurulu kararlarında bile kullanılacak.

Yapay zekâ sanat, paradigmalarını değiştiriyor

Yapay zekânın üretmeye başladığı sanat eserleri sadece başlangıç. Geleceğin yapay zekâsı bir dizi gereksinimi karşılayarak mevcut ürünler için tamamen yeni tasarımlar ortaya çıkarabilir. Örneğin, yeterince geniş kriterlere sahip bir yapay zekâ, daha iyi bir araba tasarlamayı değil, ulaşım için tamamen yeni bir çözüm önermeyi tercih edebilir. Sürücüsüz araçlar ile drone teknolojisini birleştiren, paylaşım ekonomisine bambaşka bir soluk getiren ulaşım örneklerinde olduğu gibi…

Artırılmış iş zekâsı: İşbirlikçi yapay zekâ

2024’e girerken insan-makine etkileşimlerinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemin de başında bulunduğumuzun bilincinde olmamız gerekiyor. Yapay zekâ, çeşitli sektörlerde, önemli bir işbirlikçi ortak olarak işyerindeki insan-makine dinamiğini temelden değiştirecek. İnsanlar ve makineler arasındaki sinerji, en son teknolojiler ve yenilikçi yaklaşımların da etkisiyle yeni boyutlara ulaşacak.

Bu süreçte odak noktamız yalnızca verimliliği artırmak değil, aynı zamanda insanlar ve makineler arasında daha derin bir anlayış geliştirmek olmalı. Amaç, yalnızca duyarlı değil aynı zamanda empatik arayüzler oluşturmak ve teknolojinin günlük hayatımızın daha da ayrılmaz ve uyumlu bir parçası haline geldiği bir geleceğe öncülük etmek olmalı.

Yeni nesil çok modlu üretken yapay zekâlar

2022’nin sonlarına doğru Open AI tarafından piyasaya sürülen ChatGPT teknoloji dünyasını derinden sarsacak bir dönüm noktası oldu. Zamanla, gelişen yeni versiyonları ile ChatGPT ve diğer benzer üretken yapay zekâ platformları sürekli daha iyi performans sergilemeye başladı. Üretken yapay zekâ, 2023’ün açık ara en gündemde olan teknolojisiydi. Özellikle üretken yapay zekâ yazılımı, yaratıcılığın geleceğine dair tartışmalardan, okullarda kullanım tartışmalarına ya da aslında var olmayan yazarlar hakkındaki skandallara kadar manşetlerde yerini aldı.

İlk nesil üretken yapay zekâ araçları, metin yazma veya resim oluşturma gibi belirli yeteneklere odaklanmıştı. Önümüzdeki 12 ay boyunca, metin, görsel ve ses gibi çeşitli veri türlerini işleme ve sorunsuz bir şekilde entegre etme yetenekleriyle karakterize edilen çok modlu yapay zekâ sistemlerinin ortaya çıkışını göreceğiz. Bu, daha doğal ve sezgisel kullanıcı etkileşimlerini kolaylaştıracak ve çeşitli alanlardaki uygulamaları büyük ölçüde geliştirecek. Örneğin, bir makale yazıp ona eşlik eden bir görsel bulabilecek veya çok dilli senaryolar yazarken ilgili sahnelerin arka planını da oluşturabileceksiniz.

Bu sistemler, karmaşık sorgulara doğru şekilde yanıt verebilen gelişmiş sanal asistanlara da olanak tanıyacak. Duyguları ve niyetleri yorumlayabilen gelişmiş müşteri hizmetleri botları; yenilikçi eğitim araçları, sürükleyici eğlence deneyimleri ve engelli kullanıcılar için geliştirilmiş uygulamalar daha verimli şekilde desteklenecek.

Kuantum yapay zekâ: Yeni Sınır

Kuantum teknolojisi çok uzun süredir araştırılıyor ve büyük heyecana neden oluyor. Hâlâ tam potansiyeli ortaya çıkmasa da kuantum teknolojisi farklı şekillerde kullanılabiliyor. Bunlardan biri de yapay zekânın işlem gücünü artırmak.

Kuantum mekaniğinin ilkelerinden yararlanan kuantum yapay zekâ, klasik hesaplamanın ötesinde önemli bir atılımı temsil ediyor. Bu olağanüstü yetenek, kuantum yapay zekânın çok büyük, karmaşık veri kümelerini benzeri görülmemiş hızlarda analiz etmesine ve işlemesine olanak tanıyor. Kuantum teknolojisi, yapay zekânın geleneksel bilgisayarların yapamayacağı görevleri yerine getirmesini sağlayarak yapay zekâ potansiyelinin bir sonraki açılımını sağlıyor.

Kuantum yapay zekâ, 2024 yılında hızlı moleküler simülasyonlar yoluyla ilaç keşiflerini hızlandırabilir, iklim değişikliği modellerini daha doğru tahminlerle geliştirebilir ve gelişmiş finansal piyasa analizlerini gerçekleştirebilir. Bu teknoloji artık sadece bir moda değil, aynı zamanda işletmelere farklı fikir ve karar verme yetenekleri sağlayan, böylece veri odaklı stratejilerde devrim yaratan ve yenilik ve verimlilikte yeni sınırlar yaratan pratik bir araç olma yolunda.

Yapay zekâ’daki gelişmeler ve odak, pek çok işletme için CAIO (baş yapay zekâ sorumlusu) rolünü gerekli kılıyor.

Yapay zekânın platform olarak çalışanların kullanımına sunulması ve giderek daha fazla çalışanın bu araçlardan yararlanmaya başlayarak işlerine entegre etmesi; kurumlarda, bu teknolojilerin kullanımını denetlemek için bir yapay zekâ yöneticisi ihtiyacını ortaya çıkarıyor.

Bu yönetici, kurumunu veri sızıntısından veya güvenlik tehditlerinden korumak amacıyla yapay zekâyı kullanma konusunda politikalar geliştirmekten; iş gücünü eğitmeye, iş süreçlerini otomatikleştirmeye ve müşteri memnuniyetini artıracak kişisel hizmetler kurgulamaya kadar uçtan uca tüm yapay zekâ stratejilerinden sorumlu olacak ve bu stratejilerin uygulanmasını sağlamaktan yükümlü olacak.

Fikri mülkiyet ve telif haklarıyla ilgili yasal ortam ihtiyacı kendini gösteriyor.

Üretken yapay zekânın hızla yaygınlaşması, özellikle fikri mülkiyet ve telif hakkı konularıyla ilgili karmaşık yasal zorlukları artırdı. 2024’te bir diğer tartışma alanı sanat, müzik ve edebiyat eserleri de dahil olmak üzere yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklere yönelik hukuki karmaşıklıklar olacak. Bu tartışmalar, yapay zekâ ile yapılan eserlerin ya da çalışmaların, haklarının ve mülkiyetinin belirlenmesini; yapay zekânın içerik oluşturmadaki rolünü ele almak için yeni yasal çerçevelerin ve yönergelerin geliştirilmesini gerektiren incelikli bir yasal ortam ihtiyacını ortaya koyuyor.

Yapay zekâ mevzuatı: İnovasyon ve regülasyonların dengelenmesi

Sadece sanat ya da fikri mülkiyet açısından değil; yapay zekâ teknolojilerinin her yerde yaygınlaşması sağlam yasal çerçeveleri gerektiriyor. Yapay zekâ gelişmeye ve çeşitli sektörlerde giderek daha fazla kullanılmaya devam ettikçe, birçok ülke yapay zekâya yönelik yasaların ve mevzuatların hazırlanmasını hızlandırıyor.  Örneğin, Avrupa Birliği, ilk yapay zekâ düzenlemesini işaret eden yapay zekâ yasası üzerinde geçici bir anlaşmaya varırken, Çin, deepfake’lerin izinsiz üretilmesini kısıtlayan yasaları uygulamaya koydu.

2024’e girerken, kapsamlı ve uyumlu hale getirilmiş yapay zekâ düzenlemelerine yönelik bu eğilimin, küresel olarak daha hesap verebilir ve güvenli bir yapay zekâ ortamını şekillendirecek etik yapay zekâya vurgusuyla devam etmesi muhtemel.

İnsani değerlere uygun bir yapay zekâ

Times’a göre 2024’de yapay zekâ özelinde öne çıkacak konulardan biri constitutional (“anayasal”) yapay zekâ olacak. Yapay zekâ konusunda yanıtlanmamış en büyük sorulardan birini, yapay zekânın insani değerlerle nasıl uyumlu hale getirileceği oluşturuyor. Bu sistemler insanlardan daha akıllı ve daha güçlü hale gelirse, insan gelişimini merkeze koyan kurallarla sınırlandırılmadığı sürece türümüze zararlar verebilir.

OpenAI’ın ChatGPT’yi önceki modellerin ırkçı ve cinsiyetçi davranışlarını önlemek için kullandığı süreç iyi çalıştı. Bu süreçte “insan geribildirimiyle takviyeli öğrenme” olarak adlandırılan bir teknik aracılığıyla büyük miktarda insan emeğinden de yararlanıldı. Böylelikle, yapay zekâyı iyi olduğunda ödüllendirip kötü olduğunda cezalandıran uygulama, etkili ve nispeten zararsız bir sohbet robotu geliştirdi. Ancak, bu yöntem de büyük ölçüde insan emeğine dayandığından ne kadar ölçeklenebilir olduğu konusunda büyük bir soru işareti bulunuyor. Bununla birlikte, bireysel değerlendiricilerin önyargılarına veya hatalarına tabi olması soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor. Kural listesi ne kadar karmaşıksa, başarısızlığa daha yatkın hale geliyor.

İlk olarak Aralık 2022’de yayınlanan bir makalede açıklanan anayasal yapay zekâ, yapay zekâ sistemlerinin artık doğal dili anlayacak kadar yetenekli olduğu gerçeğinden yararlanarak bu sorunları çözmeye çalışıyor. Fikir oldukça basit. Öncelikle yapay zekânızın takip etmesini istediğiniz değerleri ortaya koyan bir “anayasa” hazırlanır. Sonrasında, yapay zekâyı, yanıtların anayasaya ne kadar uygun olduğuna göre puanlandırması için eğitirsiniz ve ardından modeli, daha yüksek puan alan yanıtlar üretmesi için teşvik edersiniz. Yani, insan geribildirimlerinden takviyeli öğrenme yerine yapay zekâ geribildirimlerinden takviyeli öğrenme kullanılabilir. Daha basit bir deyişle, yapay zekâyı denetlemek için yine yapay zekâdan yararlanmak mümkün. Tabii ki anayasal yapay zekânın, yapay zekânın kimin değerlerine göre oluşturulması gerektiği sorusuna yanıt bulması ve yapay zekâ kontrol sistemlerinin insanlarca denetleneceği bir sağlama mekanizması kurgulanması da gerekiyor.

Etik Yapay Zekâ – Koddaki eksiklik tamamlanacak mı?

Yapay zekânın iş dünyasında ve günlük hayatımızda kullanımının katlanarak büyümesi, şeffaflık, adalet, olası işten çıkarmalar ve yapay zekâ kontrolüne ilişkin belirsizlikler konusundaki endişeleri artırıyor. Yapay zekâ daha fazla alana yayılırken, işletmelerin sorumlu ve etik gelişime öncelik vermesi gerekiyor.

2024’te etik yapay zekâya daha fazla odaklanılmasını beklemeliyiz ve bunun takipçileri olmalıyız. Uygulama geliştiricilerin, topluma daha fazla katkıda bulunacak, sosyal sorumluluğa sahip yapay zekâya odaklanması gerekiyor.

Yapay zekâ sistemlerinde önyargının ortadan kaldırılması ve şeffaflığın sağlanması konusundaki çalışmalar bu sürecin başlangıcı olabilir. Şirketlerin, eğitim verileri ve algoritmalarında ırk, cinsiyet veya diğer önyargı sorunlarını proaktif bir şekilde ele alması gerekecek.

İleriye dönük olarak kurumların, sistemlerini değerlendirmek, hesap verebilmek ve modellerinin adil bir şekilde geliştirildiğini belgelemek için sağlam çerçevelere sahip olmaları da gerekiyor.

Yapay zekâyı kullanan insanlar, kullanmayanların yerini alacak.

2024’te üretken yapay zekâ neredeyse tüm kurumsal rolleri ve seviyeleri etkileyecek. Alışılmış, tekrarlanan görevleri gerçekleştirmek için günün her saatinde çalışan yapay zekâ botları, insanları daha yüksek değere sahip, stratejik işler yapmaya yönlendirecek.

Bundan dolayı, yaratıcılık (şirket liderlerinin 2025 yılına kadar en değerli olarak belirttiği yetkinlik), nitelikli karar verme ve empati gibi farklı insani özellikler daha da önemli hale gelecek. Ancak çalışanların başarılarını artırmak için yeni meslektaşlarına güvenmesi gerekiyor. Bu güveni geliştirmek, yalnızca yapay zekâ modellerinin etkinliği konusunda değil, aynı zamanda çalışanlara yeni beceriler kazandırılması ve eğitilmesi konusunda da titizlik gösterilmesini gerektiriyor.

Yapay zekânın gelişimi ile farklı sorunlarla da karşılaşacağımızın bilincinde olmalıyız.

Yapay zekânın gelişimi ile kendini gösteren sorunların başında işten çıkarmalar geliyor. Otomasyonun işlerin yerini alma ve sonuçta çeşitli sektörlerde işsizliğe yol açma potansiyeli gerçek bir endişe kaynağı. Elbette bu süreçleri tasarlamak, sonuçta yöneticilerin kararında olacak. Yine de yapay zekânın insanlar için bir tehdit haline gelmesinden ziyade, özellikle karmaşık problem çözme senaryolarında insan-yapay zekâ iş birliğinin faydalı olacağına ve daha yaygın hale geleceğine odaklanmak gerekiyor.

Öte yandan, yapay zekâ sistemlerinin eğitilmesini sağlayan verilerin güvenilirliği ve objektifliği de oldukça önemli.  Eğer veriler önyargılıysa yapay zekâ sistemi de önyargılı olacaktır. Bu durum belirli insan gruplarına adil olmayan muameleye yol açabilir. Yapay zekânın hep iyilik odaklı, topluma fayda sağlayacak kullanım alanlarını paylaşıyoruz. Ancak yapay zekâ sistemleri, otonom silahlar geliştirmek veya dezenformasyon gibi kötü amaçlar için de kullanılabilir ve kullanılıyor. Bu, ele alınması gereken ciddi bir sorun. Yapay zekâ sistemleri daha karmaşık hale geldikçe insanların bunları anlaması ve kontrol etmesi giderek zorlaşabiliyor. Bu, yapay zekâ sistemlerinin anlamadığımız veya kabul etmediğimiz kararlar almasına yol açabilir.

Yapay zekâ güçlendikçe daha önce hiç karşılaşmadığımız yeni ve kritik etik zorluklar da ortaya çıkacak. Örneğin yapay zekânın ölüm kalım sonuçları doğuracak kararlar vermesinin uygun olup olmadığına nasıl karar vereceğiz?

Bunlar, yapay zekânın 2024’te karşılaşabileceğimiz potansiyel zorluklarından sadece birkaçı. Bu zorlukların farkında olmak ve bunlarla nasıl başa çıkabileceğimizi düşünmeye başlamak önemli. Bunu yaparak yapay zekâyı zarar vermek için değil, iyilik için kullanılmasını sağlamaya yardımcı olabiliriz. Şunun da bilincinde olmalıyız: yapay zekânın gücünü insan yaratıcılığıyla harmanlayan kurumsal liderler, iş dünyasında yeni bir çağ başlatacak.

HBR-Ergi ŞENER

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.