ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
2025 yine TL’nin yılı olmaya aday görünüyor. Borsa İstanbul’da dipten dönüş…
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Geride bıraktığımız hafta küresel mali piyasalarda hâkim olan Trump rallisinin bir nebze de olsun güç kaybettiğine şahit olduk. Trump’ın ikinci kez seçilmesi ve Cumhuriyetçilerin Kongre’de de kontrolü sağlaması piyasaları başlangıçta canlandırsa da, FED Başkanı Powell’ın faiz oranlarını düşürmekte aceleci olunmayacağı yönünde sürpriz çıkışı haftanın son iş günü hisse senetleri üzerinde baskı kurdu. En geniş tanımlı ya da en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500 endeksi bu yıl %23 yükselmesine rağmen, geçen haftanın genelini %2 düşüşle tamamladı. Daha neredeyse birkaç ay önce yangından mal kaçırırcasına 50 baz puan (jumbo) faizi indirimine soyunanan FED’in bir anda söylem değişikliğine gitmesi de beraberinde kredibilite sorunu getirdi.
Piyasa vadeli kontratlarına göre, 18 Aralık olağan FED faiz toplantısında faizlerin sabit tutulmasına %40 ihtimal tanındığını görüyoruz. Piyasalar bir tarafta Trump’ın ekonomi politikalarına ve yeni kabine seçimlerinin olası etkilerine odaklanırken, FED’den gelen çıkışı pek de anlamlandıramadığımızı not etmek gerekiyor. Bu bağlamda, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi haftayı %4,45 seviyesinden kapatırken, doların piyasa kuru olan ve bir dizi para birimine göre doların sepet bazında değerini gösteren DXY de son bir yılın zirvesine yükseldi!
Avrupa’nın büyüme motoru Almanya’nın sanayisizleşme riski ile karşı karşıya kalması ve beraberinde hatta patlak veren siyasi kriz, bunu yanı sıra genel hatları ile bakıldığında oldukça zorlu bir patikadan geçen Kıta Avrupasını canlandırmak adına ECB’nin faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi (FED’den daha süratli) ortak para birimi EUR’yu son bir yılın en düşük seviyesi olan 1,05 seviyesinin diplerine kadar itti. Teknik bir bakış açısı ile 1,0450 seviyesinin altında parite (eur = usd) seviyesi yeniden konuşmaya başlayabileceğimizi düşünüyoruz. Kraliyet aslanı sterlin ise geride bıraktığımız hafta dolar karşısında son altı ayın en düşük seviyesini test ederek 1,26 seviyesinin altını gördüğünü not edelim. Tıpkı EUR’da olduğu üzere, GBPUSD paritesinde de 1,2550 seviyesini dikkatli bir şekilde takip edeceğiz. Kıymetli metaller geçen hafta güçlü dolar temasına boyun eğerken, son beş iş günüdür mütemadiyen gerileyen altının da aşırı satım bölgesinde geldiğini görüyoruz! Bitcoin ise kulvar değiştirmesi ardından yoluna emin adımlarla devam ederken, sırası ile 68,500 sonrasında 91bin hedeflerimize ulaşan Bitcoin’de bir sonraki hedef seviyesinin 104bin devamında ise 125-130bin dolar olacağını düşünüyoruz.
Lâkin, Trump 2.0 dönemini piyasaların fazlası ile abarttığını da düşünmüyor değiliz! Şöyle ki, ABD seçimi sonrasında yaşanan volatilitede yukardaki paragraflardan da anlaşılacağı üzere dolar (DXY) ve bitcoin güçlenirken, tahvil faizleri yukarı, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler ise aşağı yönlü seyir izliyor. Tüm bu senaryonun da arkasında yatan yegâne düşünce, Trump politikalarının enflasyonist olacağı, vergi indirimlerinin ise bütçe açığını daha da artıracağı endişesi olarak ön plana çıkıyor. Hatırlanacağı üzere bültenlerimizde bu riski uzun bir süredir ön plana çıkararak merkez bankalarının altına hücûm ettiğini söylemiştik. Acaba ne değişti? Trump, diğer siyasetçiler gibi yüksek enflasyonun kendisi için de büyük bir tehdit olacağını ön göremeyecek kadar miyop olabilir mi? Rahmetli Demirel’in boş tencere metaforunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz! Bu bakış açısı ile, abartılı fiyat davranışının bir noktada normalleşeceği düşüncesinden hareketle, yukarıda sıraladığımız hırpalanan finansal enstrümanları alıcı gözle takip etmenin fayda olacağını düşünüyoruz. Bu kadar güçlü doları Trump bile arzu etmeyecektir!
ABD seçimleri sonrası Türk mali piyasalarında başlayan iyimserlik haftanın son iş günü de korundu. Bu bağlamda, son sekiz iş gününde BİST100 ana endeksi neredeyse %10 yükselirken, BIST Banka endeksinde ise artış %17 seviyesinde gerçekleşti. Teknik olarak yönün de artık yukarı döndüğünü iddia edebiliriz. Trump’ın kabinesi şekillenirken, atamaları pek de Türk-Amerikan ilişkilerini ileriye taşıyacağı yönünde yorumlamadık. Bu bağlamda, Türk hisse senetlerinde var olan itici gücün TCMB’den beklenen faiz indirimi olduğunu düşünüyoruz. Her hafta perşembe günü açıklanan haftalık TCMB ve BDDK bültenlerine göre, yabancı para mevduatın toplam mevduat içinde payının (dolarizasyon) son yedi yılın en düşük seviyesinde olduğunu da not etmemiz gerekiyor.
TCMB’den beklenen faiz indiriminin de TL’ye olan ilgiyi bir miktar daha da artıracağını düşünüyoruz. TCMB’nin eksi 76 milyar dolar olan swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervlerinin artı 33 milyar dolara kadar yükseldiği de düşünülürse, TL’nin önümüzdeki sene de reel anlamda değerli olma fikrine çok da uzak değiliz. Bu bağlamda, sene başında bilanço çalışma kuru olarak belirlediğimiz USDTRY 40,00 seviyesinin oldukça gerisinde seneyi artık tamamlayacağımızı görüyoruz. Piyasa katılımcıları anketinin Kasım ayı sonuçlarına göre de (sene başı 40 olan beklenti) 2024 sonu için 35,72 seviyesine gerilemiş. Hatta 12 ay sonrası için kur beklentisinin de 42,74 seviyesinde yataylaştığını görüyoruz (bakınız grafik). Bu bağlamda, yerel seçimler ardından Mayıs başı açtığımız TL uzun pozisyonlarımızı 2025 yılında da devam ettirme niyetindeyiz!
Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında karmaşık bir seyir görüyoruz. ABD borsalarının cuma gecesini teknoloji hisselerinin önderliğinde düşüşle kapatması ardından bu sabah Tokyo borsası gerilerken, ilaç üreticisi hisseleri, ABD’de aşılar hakkında yanlış bilgi yayan çevre aktivisti Robert F. Kennedy Jr., Amerika Birleşik Devletleri’nin en üst düzey sağlık kurumu olan Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’nın başına getirilmesi sonrası geriledi. Öte yandan, Reuters haberine göre, Başkan Biden yönetiminin Ukrayna’nın ABD yapımı uzun menzilli füzeleri Rus topraklarında kullanma izni verdiğini okuyoruz. Bu gelişmeyi Washington’un Ukrayna-Rusya ihtilafına ilişkin politikasında önemli ölçüde tersine çevirdiğini söyleyebiliriz. Zaten sabah erken saatlerde, jeopolitik risk kapsamında altının ons fiyatının da güne %1’in üzerinde yükselişle başladığını not edelim!
G20 Zirvesi Rio’da başlıyor. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Zirve’de olacak. Çin Devlet Başkanı Xi, hafta sonu Başkan Biden ile siber suçlardan ticarete, Tayvan’dan Güney Çin Denizi’ne ve Rusya’ya kadar uzanan çatışmalar hakkında son görüşmelerini yaparken Trump ile birlikte çalışacağına söz verdi. Bu hafta Türk mali piyasaları açısından en önemli gündem maddesi Perşembe günü düzenlenecek TCMB’nin olağan PPK kararı olacak. Faizlerin sabit tutulmasına kesin gözüyle bakılırken, ileriye dönük rehberlik karar metninin satır aralarında dikkatle takip edilecek. Cuma günü Sn. Bakan Şimşek’in Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefiyle uyumlu belirleneceğini açıklaması dikkatimizi çekti. Yeni yıla girerken birçok fiyat yeniden değerleme oranı kadar artırılır. Bu oran da 2025 yılı için %43,93 olarak belirlendi. Bakan Şimşek’in açıklamalarını enine boyuna düşününce, 2025 yılı için kullanılacak yeniden değerleme oranının, bütçenin imkân verdiği ölçüde 2025 yılı enflasyon hedefi ile kullanılacağını anladık.
Trump’ın atamaları sürerken gözler Hazine Bakanı pozisyonuna çevrilse de, piyasalar bir diğer taraftan yapay zekânın ağır sikleti Nvidia’nın Çarşamba günü açıklayacağı çeyrek dönem sonuçlarını büyük bir merakla takip ediyor. Şirketin son dönemlerde sergilediği güçlü performans, yalnızca teknoloji hisselerine olan yatırım iştahını değil, aynı zamanda S&P500 ve Nasdaq100 gibi büyük endekslerin de genel seyrini etkilediğini unutmamak gerekiyor.
Piyasa Katılımcıları Anketi
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti
Yayınlanma:
1 gün önce|
03/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, son günlerde sık sık dile getirdiği İran’a yönelik yeni askerî operasyon ihtimalini şimdilik rafa kaldırdı. Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak ve savaş nedeniyle büyük ölçüde kapanan Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası deniz trafiğine açacak bir anlaşmanın kısa sürede sağlanabileceğini düşündüğünü belirtti. Trump, İran ile görüşmelerin bugün başlayacağını da açıkladı. Görüşmelerin nerede yapılacağı ve kimlerin katılacağına ilişkin bilgi paylaşılmazken, olası bir anlaşma için herhangi bir süre sınırı da verilmedi. Hafta sonu İran’a yönelik yeni bir askerî operasyonu erteleyen Trump’ın bu adımı, tarafların diplomatik çözüm arayışına bir kez daha şans tanıdığı şeklinde değerlendirildi. Masadaki en önemli başlıklar İran’ın nükleer programı ile Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanması olacak. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin hafta sonu Suudi Arabistan ve Pakistanlı yetkililerle temaslarda bulunması da diplomatik trafiğin hız kazandığını gösteriyor
Haber manşetlerini ise bu sabah Japonya’nın süslediğini peşinen belirtelim. Japonya, 1986’dan bu yana en düşük seviyesine gerileyen para birimi yen için ABD ile birlikte döviz piyasasına müdahâle ettiğini resmen açıkladı. Böylece iki ülke, 2011’den bu yana ilk kez koordineli döviz müdahâlesi gerçekleştirmiş oldu. Japonya Maliye Bakanlığı, gerekmesi hâlinde ABD ile birlikte yeniden müdahâleye hazır olduklarını da duyurdu. Ortak müdahalenin arkasında yalnızca yenin değer kaybı bulunmadığının da altını çizmek isteriz. Japon yenindeki zayıflığın Japon tahvillerinde satış baskısını artırması, bunun da ABD tahvil faizlerini yukarı taşıma riski yaratması ABD’yi de sürecin içine çekti.
Daha da basit bir anlatımla, Japonya’nın yeni desteklemek amacıyla elindeki ABD tahvillerini satarak dolar likiditesi yaratması, zaten yükseliş eğiliminde olan ABD tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabileceği için ABD Hazinesi de sürece destek verdi. Öte yandan Japonya’nın Fed’in repo imkânı üzerinden dolar likiditesine erişebilecek olması, tahvil satışı ihtiyacını azaltarak hem tahvil hem de döviz piyasalarındaki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir. Diğer bir deyişle, Japonya, müdahâlelerde ihtiyaç duyduğu dolar likiditesini elindeki ABD tahvillerini satmadan sağlayabilecek. Müdahalenin ilk etapta başarılı olduğu görülüyor. Müdahale öncesinde 164 seviyesine kadar yükselen USDJPY paritesi bu sabah 156’lı seviyelere kadar geriledi. Lâkin hiçbir otoritenin piyasayı yenecek gücü olmadığının alını kalınca çizmek isteriz! Gelişmeler ardından gözlerin üzerine çevrilmiş olduğu ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi ayı %5,28 seviyesinden kapatarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etmesi sonrası yeni ay ve haftaya %5,23 seviyesine gerileyerek başladı.
Trump’un ilk önce çok sert vuracağız yönünde açıklamasının ardından alışık olduğumuz üzere geri adım atmasıyla petrolün varil fiyatı geçen hafta içinde test ettiği 102 dolar seviyelerinden bu sabah 83 dolar seviyelerine kadar geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %0,6 civarında artılar dikkatimizi çekerken, yeni ay ve hafta başlangıcına ise Asya genelinde hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. KOSPI endeksinde sekiz yüzden fazla hisse senedi olmasına rağmen endeksin neredeyse yarısını Samsung ve SK Hynix’in oluşturuyor. Bu sabah KOSPI %5’e yakın gerilerken, Temmuz ayında yaşanan %22 düşüş ardından kan kaybının devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, gösterge endeks Tokyo borsası son 12 yılın en güçlü PMI verisine rağmen %1’e yakın değer kaybetti. Genellikle havanın iyimser ve teknoloji hisselerinin alımlarla karşılaştığı günlerde teknoloji ağırlıklı endeksler sert bir şekilde yukarıya giderken, aksi durumda ise sert bir şekilde gerileyebiliyorlar. Bu sabahın hikâyesi ise biraz farklı: ABD vadeli endeksleri, İran ile müzakerelerin başlayacağı ve petrol fiyatlarının sert gerilediği haberleriyle yükselirken, Japonya’da ortak döviz müdahâlesi sonrası güçlenen yen ihracatçı şirketlerin hisseleri üzerinde baskı kurdu.
Fed’in faizleri sabit bırakmasına rağmen şahin mesajlar vermesi, Orta Doğu’da devam eden jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki sert dalgalanmaların ardından yeni haftanın gündemi oldukça yoğun görünüyor. Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de Temmuz ayı tarım dışı istihdam verisi yakından takip edilecektir. Piyasa beklentisi Temmuz ayında 83 bin kişilik istihdam edildiği ve işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde kalması yönünde. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir veri, Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentilerini güçlendirebileceği gibi, son aylarda olduğu üzere zayıf bir veri ise beklentileri daha da zayıflatabilir. Her ne kadar Fed’in faiz artıracağı ihtimalini en başından beri düşük görsek de, piyasanın fiyatladığı beklentileri aktarmakta fayda görüyoruz. Bu sabah vadeli kontratlar yıl sonuna kadar Fed’den 35 baz puan faiz artırımı beklerken, Eylül toplantısına yönelik beklenti ise %67 artırım yönünde.
Fed Başkanı Warsh’ın, tabir caizse “Trump’ın adamı” olarak görünmek istememesinin de etkisiyle, kamuoyu önüne çıktığı hemen her ortamda oldukça şahin bir üslup benimsediğini görüyoruz. Bu söylem, piyasa faizlerini yukarı iterken, geçen hafta sonuçlanan Fed toplantısında faiz artırımı yönünde oy kullanmaması ise dikkat çekici bir ayrıntı oldu. Öte yandan, ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon doları aşmış durumda. Artan borç stoku, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesi anlamına gelirken, yüksek faiz ortamında bu borcun çevrilmesinin giderek zorlaşacağını da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu nedenle yükselen ABD tahvil faizleri yalnızca ABD ekonomisi açısından değil, küresel finansal koşullar, hisse senetleri, kıymetli metaller ve gelişmekte olan ülke piyasaları açısından da yakından izlenmesi gereken en önemli risklerden biri olmayı sürdürüyor.
Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı bir ortamda 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın da en yüksek seviyesine ulaştı. Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar da (DXY) değer kaybetti. DXY uzun bir aradan sonra tehlikeli sular olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerileyerek ayı ve haftayı da 99,91 seviyesinden kapattı. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,1527 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesine geldi. Faiz getirisi olmayan altın 4 aydır devam eden düşüş serisine son vererek Temmuz ayını hafif de olsa yükselişle tamamlarken, bu sabah ilk işlemlerde 4,060 seviyesine hafif de olsa toparladı. Gümüşün ons fiyatı ayı 57,63 dolar seviyesinden tamamlaması ardından 58 seviyesinin üzerine yükselirken, kripto cenahında amiral gemisi Bitcoin ise son zamanlarda sıkıştığı banttan kurtulamayarak 63 bin dolar seviyelerine hafif de olsa geri çekidi. Henüz kıymetli metaller cephesinde bizi heyecanlandıracak teknik bir kırılım göremiyoruz bu nedenle kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Her ne kadar gözler Fed’in faiz kararında önemli bir yer tutan istihdam raporunda çevrilse de, şirket bilançoları da piyasaların yönü açısından belirleyici olacağı bir haftaya başlıyoruz. S&P 500 şirketlerinin yaklaşık dörtte biri sonuçlarını açıklarken, AMD, Eli Lilly, Palantir, Caterpillar ve Merck gibi dev şirketler ile SpaceX’in halka arz sonrası ilk çeyrek finansalları yakından takip edilecektir. Hatırlanacağı üzere geçen hafta açıklanan Microsoft’un güçlü bilançosu AI temasına desteğini sürdürürken, Meta’nın zayıf nakit akışı yatırımcıları temkinli olmaya yöneltti. Bu hafta açıklanacak bilançolar, AI temasının gücünü koruyup koruyamayacağı konusunda önemli sinyaller verecek.
Türkiye cephesinde ise döviz kurunun bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketi devam ederken, yeni ayın ilk kotasyonları 47,54 seviyelerinden eşleşiyor. EURUSD paritesinde yaşanan yükselişin de yardımıyla EURTRY kuru 55 seviyelerine doğru adım adım ilerliyor. Hisse senetlerini cephesinde ise bankacılık endeksi ayı %16,50 oranında ciddi bir düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %5’e yakın değer kaybetti. Bir tarafta NATO Zirvesi sonrası yeşeren umutların zayfılamsı, öte yandan endekse yönelik kredibilite kaygıları ve devam eden jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde petrol fiyatlarının dalgalı seyri, TCMB’nin de elini kolunu bağlıyor. Her ne kadar TCMB üzerine düşen görevi fazlasıyla yaparak ekonominin soğuması, iç talebin yavaşlaması, liralaşma stratejisini yerine getirse de, tüm hastalığı tek başına tedavi etmesi, hele hele başı ucunda devam eden savaşın gölgesine pek de kolay görünmüyor. Yüksek faizler sanayi çarklarının yavaşlamasına neden olurken, hisse senetlerinin performansını da bir yere kadar anlayabiliyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ayı %42,11 seviyesine yükselerek tamamlarken, CDS risk primi ise 240 baz puan seviyesinde salınmaya devam ettiğini görüyoruz.
Türkiye cephesinde bugün gözler TÜİK’in açıklayacağı resmî enflasyon verisinde olacak. Piyasa beklentileri aylık enflasyonun %2’nin hemen altında gerçekleşeceğine işaret ederken, hafta sonu İTO tarafından açıklanan İstanbul enflasyonu aylık %2,06, yıllık ise %35,20 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerde, giyim ve ayakkabı grubu dışında kalan tüm ana harcama gruplarında fiyat artışı görülürken, en sert yükseliş %9,77 ile sağlık grubunda kaydedildi. Bugün açıklanacak TÜİK verisinde manşet enflasyon kadar çekirdek göstergeler de yakından izlenecek. İTO verisinin ardından, resmî enflasyonun da piyasa beklentilerinin bir miktar üzerinde gerçekleşme ihtimalini göz ardı etmiyoruz.
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta, Avrupa’nın son yıllarda gördüğü en büyük düzensiz göç dalgalarından birine sahne oldu. Yaklaşık 60 bin kişinin sınırı aşmaya çalıştığı olaylarda en az 72 kişi hayatını kaybederken, İspanya sınır güvenliğini artırmak için bölgeye asker sevk etti, deniz bariyeri kurmaya başladı ve göçmenlerin büyük bölümünü kısa sürede Fas’a geri gönderdi. Kriz, Avrupa’da göç politikaları ve Schengen rejimine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, 22 AB ülkesi dış sınırların korunmasına yönelik acil koordinasyon çağrısında bulundu. İspanya hükûmeti insan kaçakçılığı şebekeleri ile sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin kitlesel hareketi tetiklediğini belirtirken, olayın arkasında farklı bir organizasyon bulunduğuna dair şu ana kadar resmî ve doğrulanmış bir bulgu paylaşılmadı.
Ceuta’da hareketli seyir herkesin dikkatini çekerken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 16 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ziyaret, somut bir çözüm üretmese de tarafların yeni bir 5+1 konferansı düzenlenmesi konusunda prensipte uzlaşmasıyla diplomatik sürecin yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Ancak Guterres, yeni bir konferansın ancak güven artırıcı önlemler ve temel konularda ilerleme sağlanması hâlinde yapılacağını vurguladı. KKTC, ziyareti ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılarken, Türkiye, çözümün Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği temelinde mümkün olduğunu yineledi. BM ise iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelini korumaya devam ederek taraflar arasındaki temel görüş ayrılığının sürdüğüne işaret etti.
Mali piyasaların gündemin bugün Türkiye cephesinde resmî enflasyon verilerin yanı sıra, büyümenin öncü göstergesi olan PMI verilerinin de bulunduğunu not edelim. Yurt dışında ise Almanya PMI verileri ve perakende satışların yanı sıra, Euro bölgesi ve ABD’de PMI verileri ile ABD ISM imalat endeksi de yakından takip edilecektir.
Emre Değirmencioğl
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti
Yayınlanma:
4 gün önce|
31/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasalarda Fed toplantısı ardından önemli gelişmeler yaşanıyor. Fed’in faiz artırımına gidememesi, dahası Başkan Warsh’un söylemlerinin şahin görünmesine rağmen faiz artırma konusunda çok da istekli görünmemesi, dolar üzerinde baskı kurdu. Toplantı ardından düzenlenen basın toplantısında, Başkan Warsh’un politika faizinde artışa gitmeye ihtiyaç kalmadığını, keza piyasa faizlerinin yukarıya gittiğini de söylemesi piyasaları biraz da olsa şaşırttı. Merkez bankaları kısa vadeli faiz oranlarını artırarak piyasalara yön vermek suretiyle uzun vadeli faizleri etkilemektedir. Fed’in beklentileri doğru şekilde çıpalayamayan ve uzun vadeli faizleri aşağı çekmekten uzak kalan dünkü duruşu piyasalarda hayal kırıklığı yarattı.
Dahası, ABD’de dün açıklanan ve Fed’in favori enflasyon göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları verisi (PCE) %3,5 olan beklentinin altında kalarak (%3,4) aslında korkulduğu kadar önemli bir enflasyon endişesi olmadığını da gösterdi. Fed faiz artıramayınca, piyasa kendi fiyatlamasını kendisi yapmayı tercih etti: 30 yıl vadeli tahvilin faizi %5,2 seviyesine yükselerek 2007 yılından bu yana ya da son 19 yılın zirvesine gelirken, doların piyasa kuru olan DXY sert bir şekilde değer kaybetti. Fotoğrafın oldukça tanıdık geldiğini düşünüyorum. Piyasa yön teşkil etmesi gereken politika faizi artırılamayınca, para birimi de değer kaybetti!
Farkındaysanız çok uzun bir süredir doların geldiği yeri sorguluyoruz. ABD’nin yüksek kamu borcu, devam eden savaşlar ve bunların maliyetini düşündüğümüzde, tüm bunların cereyan ettiği bir ekosistemde faiz artırmak çok da kolay bir seçenek değil. Dahası, IFF (Uluslararası Finans Enstitüsü) verilerine göre dünyada her birim gelire karşı üç birim borcun da olması, faiz hadlerinin artması noktasında tüm ülkeleri zorluyor. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde, borç servis maliyetinin artması (kamu ve özel sektör) ise herkesi zorluyor. Savaşın her geçen gün nitelik ve nicelik olarak farklı bir noktaya evrilmesi, tedarik zinciri sorunları ve enflasyon riski gibi meselelerin çözümünü de zorlaştırıyor.
Fed Başkanı Warsh’un 50 aydır enflasyon hedefin üzerinde seyrediyor diyerek biraz sabır talep etse de, piyasaların pek de toleranslı davranmadığını görüyoruz. DXY dün günü sert bir değer kaybıyla tamamladı. Hatta, bir süredir teknik bir bakış açısıyla önemli gördüğümüz ve bizi huzursuz eden 100,50 seviyesinin de altına sarktı. Bu bağlamda, DXY sepetini içerisinde yer alan ağır siklet EURUSD paritesi 1,1535 seviyesini test ederek son altı haftanın zirvesine yükseldi. Bu gelişmeler bizi çok da şaşırtmadı keza dolar cephesinde büyük resimde devam etmesini beklediğimiz değer kaybı, savaşın uzaması ve dolar likiditesinin azalması nedeniyle sekteye uğramıştı. Biz hâlen daha doların değer kaybetmeye devam edeceğini, bunun da bir gereklilikten ziyade zorunluluk olduğunu düşünüyoruz.
Fiat para sistemine (kâğıt ve mürekkep) başkaldırının da bir noktada tekrar başlayacağını, Orta Doğu’da hâlen devam eden savaşın bir noktada bitmesi durumunda, dolara karşı kıymetli metallerin, fiziksel değeri olan gayrimenkulden tutun, yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketen kripto paralardan arkasında değer yaratan hisse senetlerine kadar talebin yeniden başlayacağını düşünüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi sert alımlarla tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %2,8 artış kaydederken, haftanın son işlem gününe Asya piyasalarının da âdeta kükreyerek cevap verdiklerini görüyoruz. Microsoft ve Amazon’un beklentileri aşan bilançoları ile yapay zekâ yatırımlarının karşılığını vermeye devam ettiğine yönelik mesajlar, hafta başında teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışların abartılmış olabileceği düşüncesini güçlendirirken, bu sabah son dönemlerde roller coaster tarzında bir görünüm sergileyen Güney Kore borsası KOSPI’nin %15 prim yapmasına zemin hazırladı. Bugün güçlü yükselmesine rağmen, KOSPI’nin ayı yaklaşık %25 düşüşle tamamladığını da not edelim. Gösterge endeks Tokyo borsası %4, Tayvan borsası ise %7 yükselişle teknoloji hisselerinde toparlanmaya eşlik etti. Yapay zekâ coşkusu ara ara sorgulansa da ve sert satışlar yaşansa da, havanın iyimsere döndüğü ilk anda piyasaların yine teknoloji cephesine akın ettiğini görüyoruz.
Hazır Asya’dan söz etmişken, Japonya ve Güney Kore’nin döviz piyasasına müdahale ettiği yönündeki beklentiler sonrası yen, son 40 yılın en zayıf seviyelerinden toparlanırken, az önce sonuçlanan Japonya Merkez Bankası (BOJ) olağan faiz toplantısında beklendiği üzere politika faizi %1 seviyesinde sabit tutuldu. Artan enflasyon risklerine karşı gerektiğinde faiz artırımlarına devam edeceği mesajını yinelenirken, 9 üyeden sadece bir kişi faizin %1,25 seviyesine yükseltilmesini talep etti.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, doların değer kaybetmesinin de yardımıyla ya da Ortadoğu’daki düşük dozda devam eden jeopolitik risklere paralel son iki gündür gerileyerek 88 dolar seviyesinin altını test etti. Risk iştahının bir miktar da olsun toparlanmasının da yardımıyla, altının ons fiyatı dün bir kez daha 4,120 dolar seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı 59,30 dolar seviyelerini test etse de, hafta sonu riski almak istenmemesi nedeniyle bu sabah bir miktar da olsun kâr satışları yaşanıyor. Hafta sonu kapanışını da görerek hafta başı daha sağlıklı yorum yapmaya çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 64 – 65 bin dolar civarında bir sonraki hamlesi için güç biriktirdiğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise son günlerde özellikle de hisse senetleri cephesinde hâkim olan limoni hava dün de korundu. BIST100 ana endeksi %1,6 oranında gerileyerek düşüş serisini altıncı güne taşırken (son dokuz haftanın en düşüğü), teknik mânâda haftayı da önemle takip ettiğimiz 13,900 endeks seviyesinin altında tamamlamaya aday görünüyor. Bankacılık hisselerinde ise kan kaybı daha da şiddetli bir hâl aldı: XBANK endeksi dün günü %2,4 oranında düşüşle tamamladı. NATO Zirvesi öncesi yeşeren ümitlerin henüz karşılık bulmaması ve endekste kredibilite kaygıları hisse senetleri üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi 240 baz puanın hemen üzerinde yatay seyrini korurken, USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisiyle pazartesi valörlü işlemlerde 47,50 seviyelerine gelirken, değer kazanan EURUSD paritesinin de yardımıyla EURTRY kuru ise salı günü valörlü işlemlerde 54,70 seviyesine yükseldi.
Her Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini enine boyuna irdeledik. En güncel veriye göre, TCMB’nin net YP pozisyonu 29 Temmuz valörlü işlemlerde 40 milyar dolar seviyesine yükselerek savaş sonrası dönemin en yüksek seviyesine geldi. Altın fiyatlarındaki zayıf seyir, altın rezervlerinin dolar bazındaki değerini aşağı çekerek rezervler üzerinde negatif değerleme etkisi yaratmaya devam etti. Son haftalarda özellikle de tüzel kişilerin döviz mevduatlarında yükseliş isteği dikkatimizi çekiyor! Bu bağlamda, 24 Temmuz ile sona eren haftada, parite etkisinden arındırılmış seriye göre tüzel kişilerin DTH bakiyesi 2,4 milyar dolar daha artış gösterdi. Son üç haftanın toplamı 8,3 milyar dolar artışa işaret ediyor. Bu eğilimin devam edip etmeyeceğini yakından takip edeceğiz. Yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet pozisyonu ise net anlamda 1,2 milyar dolar daha artış kaydetmiş. Son haftalarda yabancının TL cinsi yatırım araçlarında ilgisinin artmaya devam ettiğini görüyoruz.
Türk-İş’in hazırladığı Temmuz ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre, mutfak enflasyonu Ankara’da bir önceki aya göre %3,3 oranında ciddi bir artış göstermiş. Temmuz ayında gıda fiyatlarının bu kadar yüksek artması bizi bir miktar da olsun bizi endişelendirdi. Dört kişilik bir aile için açlık sınırı 36,940 TL olurken, asgari ücretin 28,075.50 TL olduğunu not edelim. Türk-İş verileri satın alma gücü erimesinin sürdüğünü gösteriyor. İstanbul için enflasyon rakamları İTO tarafından hafta sonu, resmî rakamları ise TÜİK tarafından pazartesi günü açıklanacak. Enflasyonun bir miktar yukarı yönlü sürpriz yapacağını düşünüyoruz.
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Jeopolitik yine gergin
Yayınlanma:
6 gün önce|
29/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Güne yine yapay zekâ (AI) haberleri ile başlıyoruz. Sektörün ağır sikleti SK Hynix, rekor düzeyde kâr açıklamasına rağmen piyasanın yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseleri yaklaşık %10 değer kaybetti. Şirket, AI sunucularında kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine yönelik talebin güçlü kalmaya devam ettiğini, büyük müşterilerle uzun vadeli tedarik anlaşmaları imzaladığını ve yatırım harcamalarını artıracağını açıklasa da, piyasalar artık güçlü sonuçlardan ziyade beklentinin ne kadar aşıldığına odaklanmayı tercih ediyor. Piyasa aktörlerinin rekor kâr açıklanmasına rağmen satışa yönelmesi, artık AI hisselerinde çıtanın ne kadar yükseldiğini açıkça gösteriyor.
SK Hynix’in beklentilerin altında kalan sonuçları, yapay zekâ temasına ilişkin soru işaretlerini daha da artırırken, satış baskısı kısa sürede Asya geneline yayıldı. AI çip üreticilerinde başlayan kâr realizasyonu teknoloji hisselerini aşağı çekerken, son dönemlerde volatilitesi Bitcoin’i de geçen Güney Kore borsası KOSPI dün %10,5 değer kaybetmesinin ardından bu sabah da bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %12’nin üzerinde geriledi. Son 40 günde tepeden %44 gerileyen KOSPI teknik mânâda önemli bir gösterge olan 200 günlük ortalamasının altını test etmeye başladı. KOSPI’nin tahterevalli tarzında sergilediği performansın yanı sıra, gösterge endeks Tokyo borsası %3 gerileyerek son 9 haftanın en düşük seviyesine gelirken, Tayvan borsasında da satışların sertleştiğini (-%5) not edelim.
ABD borsaları dün geceyi ılımlı bir seyirle kapatarak bu akşam saat 21.00’de sonuçlanacak olağan Fed FOMC toplantısını beklerken, sabah saatlerinde vadeli işlemlerde çok şiddetli olmasa da kırmızı renk dikkatimizi çekiyor (Nasdaq vadelisi -%0,75). Fed’in yanı sıra bu akşam açıklanacak Microsoft ve Meta bilançoları da, yapay zekâ yatırımlarının hız kesip kesmediğini gösterecek kritik bir sınav olarak görülüyor. Geçtiğimiz hafta Alphabet ve Tesla bilançolarının ardından artan endişeler nedeniyle piyasalar artık güçlü büyümeden çok, bu büyümenin sürdürülebilirliğine odaklanmış durumda. AI hikâyesi artık ilk kez ciddi biçimde sorgulanıyor.
ABD ile İran arasında diplomasi umutlarının güçlenmesiyle geride bıraktığımız hafta Perşembe günü 102 dolar seviyesini test eden Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, dün 84 dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Bu sabah Brent’in %4 yükselişle 87 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. ABD ordusu, İran’ın Orta Doğu’daki ABD güçlerine yönelik balistik füze saldırısının hava savunma sistemleri tarafından başarıyla engellendiğini açıklarken, İran ise Ürdün’deki ABD üssünü hedef aldığını duyurdu. Ardından ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’ta İran destekli milis gruplarına yönelik ortak operasyon düzenlemesi, jeopolitik risk algısını yeniden yükseltti.
Bu gelişmelerin yanı sıra, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin üzerinde azalması ve OPEC+ grubunun Ekim ayından itibaren üretim artışlarına üç ay ara verebileceği yönündeki haberlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. Jeopolitik tarafta her ne kadar temkinli iyimserlik korunsa da ABD Başkanı Trump, İran ile görüşmelerin olumlu seyrettiğini belirtse de, müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda yeniden askerî seçeneğin masada olduğunu da söyledi. İran ise bu açıklamaları doğrulamadı. Öte yandan, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini normalleştirmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı haberleri de olumsuz ortamı kısmen de olsa sakinleştirebileceğini düşünüyoruz. Petrol piyasasında jeopolitik gelişmeler yön belirlemeye devam ederken, arz tarafına ilişkin her haber fiyatlarda sert dalgalanmaları da beraberinde getiriyor. Hatırlayacağınız üzere son günlerde mütemadiyen yüksek volatilitenin artık yeni normal olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.
Enerji fiyatlarında yaşanan tahterevalli tarzı hareket hâliyle enflasyon endişelerini de canlı tutuyor. Bu tablonun gölgesinde piyasalar dün başlayan ve bu akşam sonuçlanacak Fed’in olağan FOMC toplantısı öncesinde temkinli duruşunu korumaya çalışıyor. Her ne kadar bu akşam için faiz oranlarının sabit bırakılması ana senaryo olmaya devam etse de, olası bir faiz artışı ihtimali de tamamen göz ardı edilmiyor. Bu bağlamda, Fed vadeli faiz kontratlarına göre, bu akşam 25 baz puan faiz artışına %31 ihtimal tanırken, yıl sonuna kadar ise 42 baz puan (neredeyse iki kez 25 baz puan) artırım fiyatlanıyor. Petrol fiyatlarında geçen haftaya nazaran yaşanan geri çekilme kısa vadede piyasalara nefes aldırsa da, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında görülen yüksek oynaklık ve bunun kontratlar üzerinden gecikmeli yansıması, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri maalesef canlı tutuyor.
Fed’in karar metni ile Başkan Warsh’un 21.30’da başlayacak basın toplantısında vereceği mesajlar da bu akşam piyasalar açısından büyük bir merakla takip edilecektir. Dün de belirttiğimiz üzere, küresel finansal sistemi bir uçağa benzetirsek, kokpitte Fed başkanı Warsh oturuyor. Ancak yeni başkanın (pilotun) kredibilitesini tesis etmek adına şahin bir duruş sergileme isteği ile para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin belirsizlik, zaten kırılgan olan piyasa algısını daha da zorluyor. Daha basit bir anlatımla, uçağın rotasını bu aşamada kestiremediğimiz gibi, Warsh’un da şahin söylemleri piyasaları huzursuz ediyor. Biz şahin duruşu beklenti yönetiminin bir parçası olarak yorumlarken, devamının agresif bir faiz artırımı döngüsüne dönüşmeyeceğini düşünüyoruz. Faizlerin yükselmesi, 348 trilyon dolar küresel borcun servis edilmesini daha da güçleştireceği gibi, Başkan Trump’ın faizlerin düşürülmesine yönelik baskısını da göz ardı etmek kolay görünmüyor.
Bu sabah doların piyasa kuru (DXY) hafif de olsa gerileyerek 101,30 seviyelerinden işlem görürken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta test ettiği %4,70 seviyelerine göre %4,61 seviyesine geri çekildi. Riskten kaçışın hızlandığı günlerde güvenli liman kimliğini unutan kıymetli metaller yatırımcısını mutlu etmekten uzak bir performans sergilemeye devam ediyor. Bu bağlamda, altının ons fiyatı hafta başı test ettiği 4,115 dolar seviyesinden bu sabah 4,020 dolar seviyelerine geri çekilirken, benzer bir şekilde 60 doların üzerini test eden gümüşün ons fiyatı da 57 dolar seviyesinin diplerinde işlem görüyor. Kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin ise olumsuz havanın etkisiyle 64 bin dolar seviyesinin altına gerilediğini görüyoruz.
Çip sektörüne yönelik kaygılar tırmanırken, buna Fed’in faiz artırma ihtimalinin de eklenmesi küresel mali piyasaları âdeta diken üstünde tutuyor. Dün Türk mali piyasaları da yurt dışındaki temkinli havaya paralel limoni bir seyir izledi. USDTRY kuru, kamunun da desteğiyle, bir başka ifadeyle bebek adımlarıyla ve enflasyonun altında artmaya devam ederek reel anlamda değer kazanmaya devam ederken, bu sabah 43,39 seviyesine kadar yükseldi.
TCMB, talebi yavaşlatıp kredi kanallarını sıkılaştırarak ve liralaşma stratejisini güçlendirerek üzerine düşen görevi yerine getiriyor. Ancak bebek adımlarıyla ilerleyen kur politikasından nasıl ve hangi noktada çıkılacağı sorusunun cevabını biz de henüz bilmiyoruz. Seçim atmosferi giderek yaklaşırken, reel değerlenmeye dayalı mevcut kur stratejisinin seçimlere kadar korunacağını, sonrasında ise bebek adımlarının yerini daha uzun adımların alacağını düşünüyoruz. Eğer piyasa da benzer bir beklenti içindeyse, seçim öncesinde döviz talebinin artması yeni bir kırılganlık yaratabilir. Bu önemli başlığı ise başka bir gün daha enine boyuna değerlendireceğiz.
Türk hisse senetleri düşüşünü dün itibariyle dördüncü güne taşırken, son yedi haftanın da en düşük seviyesine indi. Her ne kadar endeks mühendisliği ana performansı zaman zaman gölgelse de, teknik bir bakış açısıyla BIST100 endeksinde 13,885 seviyesinin altında haftalık kapanışta dikkatli olmak gerektiğini hatırlatalım (bakınız grafik). CDS risk primi 241 baz puan seviyesine gerileyerek hafif de olsa toparlanırken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ise petrol fiyatlarının da yardımıyla %41,41 seviyesine kadar geriledi. Türkiye’de Temmuz ayı resmî enflasyon rakamları Pazartesi günü açıklanacak. Anketlere göre aylık TÜFE artışının %1,87 olması beklenirken, bu sonuçla yıllık enflasyon %31,86’ya gelecek. TCMB’nin bir sonraki hamlesi için gözler çekirdek verilerde olacaktır.
Bültenimizi bitirmeden, biraz da bizim taraftan haber vereyim. Sizlerin de takip edeceği üzere Kıbrıs’ta diplomasi yeniden hareketlendi. BM Genel Sekreteri Guterres, 2017’den bu yana çıkmaza giren çözüm sürecini yeniden canlandırmak amacıyla adada Rum lider Nikos Hristodulidis ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile ayrı ayrı görüştü. Bugün iki lideri BM ara bölgesinde bir araya getirecek olan Guterres, ortak bir müzakere zemini ararken, tarafların çözüm modeli ve siyasi eşitlik konularındaki temel görüş ayrılıklarının ise devam ettiği görülüyor.
Benim dikkatimi çeken asıl nokta ise, henüz somut bir çözüm beklentisi oluşmamış olsa da, 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde sonuçsuz kalan Kıbrıs Konferansı’nın ardından yaklaşık dokuz yıldır ilerleme kaydedilemeyen müzakere sürecinin yeniden gündeme taşınması oldu. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda garantör ülkelerin de katılımıyla daha geniş formatlı bir toplantının düzenlenebileceği beklentisi canlılığını koruyor. Bununla birlikte, adadaki genel kanaat bu girişimin de önceki denemeler gibi kalıcı bir sonuç üretmekte zorlanacağı yönünde.
Borsa İstanbul 100 endeksi
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (583)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.544)
- GÜNDEM (3.560)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.727)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.469)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- 40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor? 04/08/2026
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 30/07/2026
- Jeopolitik yine gergin 29/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


