SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
‘TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ kuruldu
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ mesajıyla duyurduğu ‘TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’nın ilk hedefine yönelik TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi oluşturdu. Komite, iklim Değişikliği, sürdürülebilirlik ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda ihracatçılara yol göstermek amacıyla çalışacak.
TİM Başkanı İsmail Gülle, “Burası Türkiye İhracatçılar Meclisi. Bizim işimiz ihracat. Ama ne pahasına olursa olsun ihracat değil. Vazgeçmediğimiz en önemli unsur; insanı, dünyayı merkezine koyan, bütün değerlere saygı duyan, çevreye zarar vermeyen üretim anlayışıdır” dedi.
“TÜRKİYE’Yİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ALANINDA MARKA ÜLKE HALİNE GETİRECEĞİZ”
İhracatçıların sürdürülebilirlik kavramını en iyi bilen neferler olduğunu söyleyen Gülle, “Bu yola çıktığımızda, iki önemli vazifemiz bulunuyordu. İlki, sürdürülebilir ihracatı başarmaktı. Hep birlikte bunu başararak ihracatımızı sürdürülebilir bir zemine bağladık. Şimdi ise vazifemiz, sürdürülebilir dış ticaret fazlası vermektir. Geçtiğimiz yıl, 148 ülkeye dış ticaret fazlası verdik. Bu başarıyı sürdürebilir kılmak ve dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke sayısını artırmak elimizde. Eylem Planı’mızdaki hedefleri bir bir gerçekleştirerek Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz” dedi.
61 ihracatçı birliği, 27 sektör ile 100 bin ihracatçının tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ihracat hedefine ulaşmak, ‘Made in Türkiye’ markasını güçlendirmek ve gelecek nesillere daha iyi bir Türkiye bırakmak amacıyla çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. TİM bu kapsamda ‘Her Alanda Sürdürülebilir Türkiye’ hedefine ulaşmak için başlattığı çalışmalarda ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ sloganıyla ‘TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’ hazırlamıştı. Eylem Planı’nın ilk hedefine yönelik ‘TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ oluşturuldu. Bilim Komitesi’nin ilk istişare toplantısı, TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde; iş insanları, rektörler, akademisyenler, İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulları temsilcileri, kamu ve özel sektörden ilgili paydaşların katılımıyla yapıldı. Komite üyelerine Eylem Planını aktaran Gülle, üyelerin görüş ve önerilerini dinledi.
“İHRACATÇILAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMINI EN İYİ BİLEN NEFERLERDİR”
Toplantıda yaptığı konuşmada ihracatçıların, sürdürülebilirlik kavramını en iyi bilen neferler olduğuna vurgu yapan Gülle “’Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ mottosuyla hazırladığımız TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı yol haritamızı 21 Haziran’da kamuoyu ile paylaştık. Burası Türkiye İhracatçılar Meclisi. Bizim işimiz ihracat. Ama ne pahasına olursa olsun ihracat değil. Vazgeçmediğimiz en önemli unsur; insanı, dünyayı merkezine koyan, bütün değerlere saygı duyan, çevreye zarar vermeyen üretim anlayışıdır. Bu yola çıktığımızda iki önemli vazifemiz vardı. Bunların ilki, sürdürülebilir ihracatı başarmaktı. Hamdolsun bunu hep birlikte başararak ihracatımızı sürdürülebilir bir zemine bağladık. Şimdi vazifemiz, sürdürülebilir dış ticaret fazlası vermektir” dedi.
“GEÇTİĞİMİZ YIL, 148 ÜLKEYE DIŞ TİCARET FAZLASI VERDİK”
Geçtiğimiz yıl 148 ülkeye dış ticaret fazlası vermeyi başardıklarına dikkat çeken TİM Başkanı Gülle “Bu başarıyı sürdürebilir kılmak ve dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke sayısını artırmak elimizde. Bu hedef için öncelikli hedefimiz, yüksek katma değerli ihracat. Ancak iklim değişikliği ve çevre konusunu sürekli gündeminde tutarak hareket eden bir ihracat. Çünkü; İklim Değişikliği, gelecek nesillere olan en öncelikli sorumluluğumuz olarak; bugün artık, hayatımızın her boyutunu doğrudan etkileyen en öncelikli küresel sorun haline gelmiş durumda. Dış ticaret fazlası verdiğimiz Avrupa Birliği’nin ısrarla karbon nötr kıta olma hedefini dile getirmesi, ihracatımız için oldukça önemli bir gelişme. Kimsenin kuşkusu olmasın, ihracatçımız Yeşil Mutabakat ile mutlaka sürdürülebilir değer fazlası vermeye devam edecektir. İnşallah, Eylem Planı’mızdaki hedefleri bir bir gerçekleştirerek Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz. Çalışmalarımızın sonucunda Dünyayı tüketmeden, dünya için üreten bir ülke olarak, hem sürdürülebilir kalkınma modeli sayesinde ihracatla yükselecek hem çevreye değer veren herkesin bir numaralı tercihi haline geleceğiz” ifadelerini kullandı.
“İLK ‘SEKTÖREL EYLEM PLANI’MIZI TEKSTİLDE AÇIKLADIK”
Gülle, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri ile sürecin başarıyla tamamlanabilmesi adına var gücüyle çalıştıklarını belirterek şunları kaydetti:
“Çalışmalarımıza yol göstermesi amacıyla TİM tarihinde ilk kez İklim Değişikliği Komitesi ve Kadın Konseyimiz bünyesinde “Sürdürülebilirlik ve İklim” başlıklarında alt çalışma komiteleri oluşturduk. Enerji Yoğun, Kaynak Yoğun ve Tarım Sektörü ana gruplandırması ile üç farklı “TİM Avrupa Yeşil Mutabakatı Farkındalık Toplantısı” düzenledik. İhracatçı Birlikleri bünyesinde görev yapan personelimizin iklim değişikliği konusunda yeterliliğini artırmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “İklim Değişikliği ve AB Yeşil Düzen Eğitimi” düzenledik. “Avrupa Katılım Öncesi Yardım Aracı IPA III Proje” çağrısını Yeşil Gündem ve Sürdürülebilirlik başlığında hazırladık. İSTKA proje çağrısı için, ihracatçılarımızın sınırda karbon düzenlemesine uyum sağlaması amacıyla “Sıfır Karbon Fasilitasyon Merkezi” proje başvurusunda bulunduk. COSME Programı “Avrupa Hafif Sanayisinde İnovasyon ve Teknoloji” çağrısı çerçevesinde ihracatçılarımızın dijital, teknolojik ve yeşil dönüşüm adımlarını hızlandıracak bir proje başvurusu yaptık. İlk Sektörel Eylem Planı’mızı 12 Temmuz’da tekstil sektörümüz özelinde açıkladık. TÜBİTAK Ağlara Üyelik Desteği kapsamında Avrupa İklim Ağına üyelik başvurumuz kabul edildi. Ayrıca “İklim Sohbetleri” serisine başladık. İlk programı AB Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Sn. Nikolaus Meyer-Landrut teşrifleriyle gerçekleştirdik. İhracatçılarımızın sektörel sorularını yanıtlamak amacıyla ALO TİM bünyesinde Yeşil Hat oluşturduk. Bu hattı tanıtmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye yoğunlaşacağız. Eylem Planımızdaki 12 ana hedefle çıktığımız bu yolda sürdürülebilirlik noktasında ülkemizi markalaştırarak, ‘Her alanda sürdürülebilir Türkiye’ hayalimizi gerçekleştireceğiz.”
“YIL SONUNDA ‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU’NU YAYIMLAYACAĞIZ”
Gülle konuya ilişkin açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
Sürdürülebilir bir dünya için, yeryüzünün nimetlerini tüm dünyanın kullanımına sunan ülke olarak, ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretmek’ mottosuyla hareket ediyoruz. TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’mızda ilk hedefimiz, TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ni oluşturarak ilk istişare toplantımızı yaptık. Cumhurbaşkanımızın desteği, Ticaret Bakanlığımız koordinasyonu ve ilgili kurumların katkılarıyla hayata geçirilen ‘Yeşil Mutabakat Eylem Planı’na gerekli tüm katkıları sağlayacağız. Sürdürülebilir ihracat stratejisi, sektörel eylem planı ve kamu istişare mekanizmasıyla aşama aşama tüm süreci yakından takip edeceğiz. Aynı zamanda Bilim Komitesi’ne bağlı sektör kurulları oluşturarak değerlendirme toplantıları gerçekleştirecek ve yıl sonunda Komite üyelerimizin de katkılarıyla “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayımlayacağız.”
EYLEM PLANI’NDAKİ DİĞER HEDEFLER
TİM Başkanı İsmail Gülle’nin komite üyelerine aktardığı diğer hedefler şöyle:
İKİNCİ HEDEF: Emine Erdoğan Hanımefendi himayesinde gerçekleştirilen “Sıfır Atık Projesi”ni ihracatımızdaki her sektöre taşıyacağız. Bu kapsamda, işletmelerin atık envanterinin oluşturulması ve ortak bir platformda birleştirilerek değerlendirilmesi; çıkarılan envanter doğrultusunda firmalara teknik destek sağlanmasına liderlik edeceğiz. Ayrıca atıkların minimize edilmesi, atıktan enerji elde edilmesi ve ihracatçılar için atık yönetimi iş modeli geliştirilmesine ilişkin mentorluk vereceğiz.
ÜÇÜNCÜ HEDEF: Sürdürülebilirlik Eylem Planı’mızın önemli projelerinden biri olan “TİM Dijital Mentorluk Programı” projemizi, İnovaTİM koordinasyonunda başlattık. Pilot firmalarımızı İhracatçı Birliklerimizle belirledik.Çok kısa süre içerisinde öncelikle 5 sektörden 122 firma başvurusu aldık. TİM Dijital Mentorluk Programı ile üniversitelerimiz ve ihracatçı firmalarımız arasında önemli bir köprü görevi görerek ihracatçılarımıza eğitim ve mentorluk vermeyi amaçlıyoruz. Dijital metnorluk programımızın bir benzerinin olmaması sebebiyle de, hem ulusal hem de uluslararası fonlarla altyapısının güçlendirilmesini çok önemli buluyoruz. Üniversitelerimizin ve akademisyenlerimizin katkılarıyla oluşturacağımız Ekolojik İhracat Akademisi çatısı altında, yıl içinde hem TİM ve İhracatçı Birliklerimizde görev alan proje uzmanları hem de ihracatçı olsun olmasın isteyen tüm firmalara yönelik pek çok eğitim almış durumdayız.
DÖRDÜNCÜ HEDEF: Kurumsal karbon ayak izi çalışmalarında, yeni bir sayfa açmak… Bu hususta, şirketlerin kurumsal karbon ayak izini bilimsel yöntemlerle ölçmesini teşvik edeceğiz.
BEŞİNCİ HEDEF: Sanayide döngüsellik ve ileri kazanımla beraber ekonomimize değer katmak… Bu başlıkta materyalleri tekrar kullanma, üretim içi atıkları ile kullanım ömrünü tamamlamış tüm malzemenin geri kazanımı gibi konularda eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştireceğiz.
ALTINCI HEDEF: Marmara Denizi’nde yaşanan tabloyla gündeme gelen kirliliğin önlenmesi adına ileri arıtma teknolojileri alanında bilim kurulu ve üniversitelerimizin atık değerlerini bertaraf etme konusunda somut projeler üretmeleri.
YEDİNCİ HEDEF: Tedarik zinciri yönetimini sürdürülebilir bir zeminde ele alma arzusundayız. Bu başlıkta, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uygulanan entegre çevre bilgi sisteminin yaygınlaştırılmasının takipçisi olacağız. Ayrıca değer zincirindeki tüm paydaşların davranış kalıplarını, düşünme ve çalışma şekillerini değiştirmek adına farkındalık çalışmaları gerçekleştireceğiz.
SEKİZİNCİ HEDEF: Standardizasyon… Bu konu, sadece sürdürülebilirlik alanında değil ihracatımızla ilgili her konuda en önemli başlıklarımız arasında. Çünkü standartlar, markalaşma noktasında da oldukça önem arz ediyor. Bu başlıkta, sektör kurullarında ihracatçı sektörlerimizin güncel uluslararası standartlara uygun çalışma yapmalarını ve finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Uluslararası standardizasyon ve sertifikasyon uygulamalarını takip edecek ve yaygınlaştıracağız.
DOKUZUNCU HEDEF: İhracatımızda sertifikasyon uygulamalarını daha da öne çıkaracağız. Burada uyguladığımız başarılı modelleri tüm sektörlerimizde kullanarak çalışmaları tüm ihracatçı sektörlerimize entegre edeceğiz.
ONUNCU HEDEF: Her alanda yenilebilir enerji kaynaklarına odaklanacağız. Yenilenebilir
Enerji Kaynak Garanti Sistemi için sertifikasyon süreçlerini uluslararası geçerliliği olacak şekilde teşvik edeceğiz. Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ve Avrupa Yeşil Mutabakatı odağındaki AB fonlarından ihracatçılarımızın daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacağız.
ON BİRİNCİ HEDEF: İşletmelerde yetkilendirilmiş kurumsal ve tedarik zinciri sürdürülebilirlik birimlerinin oluşmasını teşvik edeceğiz. Böylece üretim faaliyetlerinin, girişimciliğin, yenilikçiliğin ve kalkınma odaklı politikaların desteklediği ekonomik büyümeyi sağlayacağız.
ON İKİNCİ HEDEF: Dijital ürün pasaportu ve izlenebilirlik uygulamalarını geliştireceğiz. Bu minvalde, Sektörel Dijital Ürün Pasaportu uygulamalarının Blockchain teknolojisi ile yaygınlaştırılması adına teşvik alanları yaratılmasında öncü olacağız. Finansal ihtiyacın giderilmesi için Eximbank ve diğer yurtiçi teşvik mekanizmaları ile uluslararası finansman kaynaklarını güçlendireceğiz.
İlginizi Çekebilir
-
Erol TAŞDELEN yazdı: YILIN SON ÇEREĞİNE BANKACILIK SEKTÖRÜ VE 4 BÜYÜKLER NASIL GİRDİ?
-
TÜRKİYE’NİN NET-SIFIR YOLCULUĞU
-
ESG ve Sürdürülebilirlik Müşteri Memnuniyeti ile Başlıyor
-
TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR
-
BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU?
-
BANKALARIN NET KARLILIĞI 10 AYDA % 409 ARTTI
BANKA HABERLERİ
Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?
Yayınlanma:
1 gün önce|
02/06/2026Yazan:
Erol Taşdelen
bankavitrini.com haber analiz raporu
Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor
Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.
Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.
Pazarın lideri yine Ziraat Bankası
Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.
İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma
DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.
Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.
En hızlı büyüyen bankalar
Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:
| Banka | 2026/1 büyüme |
|---|---|
| Ziraat Katılım Bankası | %17,5 |
| Tarım Kredi Kooperatifleri | %15,7 |
| Ziraat Portföy / Tarım Finansman | %14,6 |
| Türkiye Ziraat Bankası | %12,5 |
| VakıfBank | %12,2 |
Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.
Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor
Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:
Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.
İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.
Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.
2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler
2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.
Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.
Bankacılık açısından riskler
Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.
Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:
| Risk alanı | Etki |
|---|---|
| Kuraklık ve iklim riski | Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi |
| Girdi maliyeti artışı | İşletme sermayesi ihtiyacı büyür |
| Ürün fiyat oynaklığı | Gelir tahmini zorlaşır |
| Destek ödemesi gecikmesi | Nakit akışı bozulur |
| Borç çevirme kredileri | Zombi tarım işletmesi riski yaratır |
Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir
Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.
Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
Gülbeyaz Gergün
Elektrikte Sessiz Devrim: Yenilenebilir Enerji Yüzde 62’yi Aştı
Yayınlanma:
6 gün önce|
29/05/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Güneş, Doğal Gazı Geride Bıraktı: Elektrikte Yeni Dönem Başlıyor
BANKAVİTRİNİ.COM | Haber Analiz
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Nisan 2026 verileri, Türkiye’nin enerji dönüşümünde tarihi bir eşiğe ulaştığını gösteriyor. Toplam elektrik kurulu gücü 125.410 MW’a yükselirken, güneş enerjisi ilk kez doğal gazı geride bırakarak hidroelektrikten sonra Türkiye’nin ikinci büyük elektrik kaynağı konumuna yerleşti.
Nisan 2026 Elektrik Kurulu Güç Dağılımı
| Kaynak | Kurulu Güç (MW) | Pay (%) |
|---|---|---|
| Hidroelektrik | 32.338 | 25,8 |
| Güneş | 26.769 | 21,3 |
| Doğal Gaz | 25.013 | 20,0 |
| Rüzgar | 15.075 | 12,0 |
| Yerli Kömür | 11.565 | 9,2 |
| İthal Kömür | 10.456 | 8,3 |
| Biyokütle | 2.396 | 1,9 |
| Jeotermal | 1.798 | 1,4 |
| Toplam | 125.410 | 100 |
Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Nisan 2026
Verilerin Anlattığı 5 Kritik Mesaj
1. Güneş Enerjisi Devrimi Yaşanıyor
En dikkat çekici gelişme güneş enerjisinde yaşanıyor.
2014 yılında yalnızca 40 MW seviyesinde bulunan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 başında 25 bin MW’ı aşmıştı. Nisan ayında ise 26.769 MW’a ulaşarak doğal gazı geçti. Bu artış son 12 yılda yaklaşık 650 katlık büyümeye işaret ediyor.
Bu durum Türkiye enerji tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir.
2. Yenilenebilir Enerji Artık Sistemin Hakimi
Hidroelektrik, güneş, rüzgar, biyokütle ve jeotermal toplandığında yenilenebilir kaynakların toplam payı yüzde 62 seviyesini aşmış durumda.
Bu oran;
- Avrupa ortalamalarının birçok ülkesinden yüksek,
- Enerji arz güvenliği açısından önemli,
- Cari açığın azaltılması açısından stratejik bir kazanım niteliğinde.
3. Doğal Gazın Önemi Devam Ediyor
Kurulu güç sıralamasında güneş öne geçse de doğal gaz halen sistemin “dengeleyici gücü” konumunda.
Çünkü:
- Güneş gece üretim yapamıyor,
- Rüzgar değişken üretim sağlıyor,
- Doğal gaz santralleri birkaç dakika içinde devreye alınabiliyor.
Bu nedenle doğal gaz santrallerinin sistemden tamamen çıkması kısa vadede mümkün görünmüyor.
4. Kömür Hâlâ Büyük Oyuncu
Yerli ve ithal kömür birlikte değerlendirildiğinde toplam kurulu güç içindeki payları yaklaşık yüzde 17,5 seviyesinde bulunuyor.
Bu tablo şunu gösteriyor: Türkiye yenilenebilir dönüşümü hızlandırsa da baz yük ihtiyacını karşılamak için kömür santrallerinden vazgeçmiş değil.
5. 2035 Hedefleri İçin Yolun Üçte Biri Tamamlandı
Enerji Bakanlığı’nın hedefi güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılında 120 bin MW seviyesine çıkarmak.
Bugün güneş ve rüzgarın toplamı 41 bin MW seviyesini aşmış durumda. Yani hedefin yaklaşık üçte biri tamamlanmış bulunuyor.
Bankacılık ve Finans Sektörü Açısından Ne Anlama Geliyor?
Bu dönüşüm yalnızca enerji sektörünü değil, bankacılığı da doğrudan etkiliyor.
Kazanacak Sektörler
- GES yatırımcıları
- RES yatırımcıları
- Enerji ekipmanı üreticileri
- Kablo ve trafo üreticileri
- Enerji depolama sistemleri
- Batarya üreticileri
- Finansman sağlayan bankalar
Risk Altındaki Alanlar
- Verimsiz doğal gaz santralleri
- Eski teknoloji kömür santralleri
- Karbon yoğun üretim yapan işletmeler
Özellikle yeşil finansman kredileri ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler önümüzdeki yıllarda bankaların en hızlı büyüyen kredi alanlarından biri olmaya aday görünüyor.
Reel Sektör İçin Sonuç
Elektrik maliyeti artık rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biri haline geldi.
Son iki yılda kendi GES yatırımını yapan sanayi kuruluşları:
- Enerji maliyetlerini düşürdü,
- Döviz riskini azalttı,
- Karbon düzenlemelerine karşı avantaj elde etti.
AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) dikkate alındığında, enerji dönüşümüne yatırım yapmayan ihracatçı firmalar önümüzdeki dönemde daha yüksek maliyetlerle karşılaşabilir.
Sonuç
Nisan 2026 verileri Türkiye enerji sektöründe sessiz ama çok önemli bir dönüşümün yaşandığını gösteriyor. Artık tartışma “yenilenebilir enerji büyür mü?” sorusundan çıkmış durumda.
Asıl soru şu: Güneş ve rüzgarın ağırlık kazandığı yeni enerji sisteminde depolama, şebeke yatırımları ve finansman altyapısı bu büyümeyi taşıyabilecek mi?
Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıllık enerji hikâyesi büyük ölçüde bu sorunun cevabına bağlı olacak.
GÜNCEL
Migros’tan 2 Milyarlık GES Yatırımı
Migros’tan Enerjide Sessiz Devrim: 2 Milyar TL’lik GES Hamlesiyle Elektriğinin %24’ünü Kendisi Üretiyor
Yayınlanma:
1 hafta önce|
26/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Türkiye’de perakende sektöründe enerji maliyetleri her geçen gün daha stratejik hale gelirken, Migros dikkat çekici bir dönüşüme imza attı. Şirket, son üç yılda gerçekleştirdiği 2 milyar TL’yi aşan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla toplam kurulu gücünü 105,3 MWp seviyesine çıkardı.
Bu yatırım sayesinde Migros, yıllık enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 24’ünü kendi ürettiği yenilenebilir enerjiyle karşılar hale geldi.
Perakendede Yeni Dönem: “Kendi Elektriğini Üreten Marketler”
Enerji maliyetlerindeki sert yükseliş, özellikle binlerce şubesi bulunan zincir marketleri ciddi şekilde etkiliyor. Soğutma sistemleri, lojistik merkezleri, depolar ve mağaza aydınlatmaları yüksek enerji tüketimi oluştururken, elektrik giderleri artık operasyonel kârlılık açısından kritik bir kalem haline geldi.
Migros’un attığı bu adım yalnızca bir çevre yatırımı değil; aynı zamanda finansal risk yönetimi hamlesi olarak da görülüyor. Çünkü şirketler artık sadece ürün maliyetleriyle değil; enerji fiyatlarındaki oynaklık, karbon vergileri ve sürdürülebilirlik baskısıyla da mücadele ediyor.
105,3 MWp Ne Anlama Geliyor?
105,3 MWp’lik kurulu güç, birçok organize sanayi bölgesinin enerji ihtiyacına yaklaşan büyük bir kapasiteyi ifade ediyor. Bu seviyedeki bir yatırım sayesinde:
- Elektrik maliyetlerinde uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanıyor
- Döviz bazlı enerji maliyetlerine karşı koruma oluşuyor
- Karbon ayak izi azaltılıyor
- ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) kriterlerinde şirketin puanı yükseliyor
- Yeşil finansman erişimi kolaylaşıyor
Özellikle Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri düşünüldüğünde, büyük ölçekli firmaların enerji bağımsızlığı artık sadece tercih değil, rekabet avantajı haline geliyor.
Şirketler Neden GES’e Yöneliyor?
Son dönemde sadece perakende değil; sanayi, lojistik, tekstil, çimento ve gıda sektörlerinde de GES yatırımlarında ciddi artış yaşanıyor. Bunun temel nedenleri şunlar:
1. Yüksek Elektrik Maliyetleri
Türkiye’de sanayi elektriği son yıllarda ciddi maliyet baskısı oluşturdu. Şirketler artık enerji faturalarını kontrol etmek için kendi üretim modellerine yöneliyor.
2. Finansmana Erişim Sorunu
Krediye ulaşmanın zorlaştığı dönemde, işletmeler maliyet düşürücü yatırımları önceliklendiriyor. GES yatırımları orta vadede kendini amorti ettiği için tercih ediliyor.
3. Avrupa’nın Karbon Baskısı
İhracatçı şirketler için “yeşil üretim” artık zorunluluk haline geliyor. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ileride ek vergilerle karşı karşıya kalabilir.
4. Kur Riskine Karşı Koruma
Enerji ithalatına bağımlı yapı nedeniyle elektrik maliyetleri dolaylı olarak dövizden etkileniyor. GES yatırımları bu riski azaltıyor.
Migros’un Hamlesi Ne Mesaj Veriyor?
Migros’un yatırımı, Türkiye’de büyük şirketlerin artık yalnızca satış büyümesine değil, operasyonel dayanıklılığa da odaklandığını gösteriyor.
Bu modelin önümüzdeki dönemde:
- AVM zincirlerinde
- Lojistik firmalarında
- Organize perakende şirketlerinde
- Büyük üretim tesislerinde
daha da hızlanması bekleniyor.
Özellikle enerji maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir dönemde, “kendi elektriğini üreten şirket” modeli finans dünyasında daha güçlü bilançolar anlamına geliyor.
Bankalar Açısından Ne İfade Ediyor?
Bankacılık sektörü açısından bakıldığında ise bu tür yatırımlar artık yalnızca enerji projesi değil; kredi riski azaltıcı unsur olarak değerlendiriliyor.
Çünkü:
- Enerji gideri düşen firmanın nakit akışı güçleniyor
- Faaliyet marjları daha öngörülebilir hale geliyor
- Kur ve enerji şoklarına karşı dayanıklılık artıyor
- ESG uyumlu firmaların uluslararası fonlara erişimi kolaylaşıyor
Bu nedenle birçok banka artık yeşil enerji yatırımlarına özel kredi paketleri hazırlıyor.
Enerjiyi Üreten Kazanacak
Türkiye’de yüksek faiz, kredi daralması ve maliyet baskısının yaşandığı yeni ekonomik düzende şirketler artık sadece satış yaparak değil, maliyetlerini kontrol ederek ayakta kalmaya çalışıyor.
Migros’un 2 milyar TL’yi aşan GES yatırımı da tam olarak bu dönüşümün simgesi niteliğinde.
Önümüzdeki dönemde “enerjisini kendi üreten şirketler” ile dışa bağımlı kalan şirketler arasındaki farkın bilançolarda çok daha net görülmesi bekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Euro Bölgesi'nde üretici fiyatları beklentilere paralel yükseldi 03/06/2026
- Ziraat Bankası’ndan dış ticareti desteklemek üzere uzun vadeli dış finansman 03/06/2026
- BOJ Başkanı'ndan faiz artışı sinyali 03/06/2026
- Euro Bölgesi'nde bileşik PMI Mayıs'ta 18 ayın en düşük seviyesinde 03/06/2026
- Vergi Konseyi'nin yeni yönetimi belirlendi 03/06/2026
- Mayıs'ta Türkiye'de en çok satılan otomobiller 03/06/2026
- Faktoring sektörü ilk çeyrekte 534 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştı 03/06/2026
- ABD'de hükümet 1,8 milyar dolarlık tartışmalı tazminat fonu planından vazgeçiyor 03/06/2026
- Hindistan Merkez Bankası'ndan altın satışı haberleri ile ilgili açıklama 03/06/2026
- İngiltere'de Google'a yapay zeka özetleri önlemi: Kontrol yayıncılarda olacak 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
