Connect with us

EKONOMİ

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR

Yayınlanma:

|

Firmaların kredi kullanımda yaşadıkları sorunları ayrıntıları ile daha önce yazmıştım. Bankalar aracılığı ile Ticari Firmalara getirdiği yasaklar şirketleri finans kaynaklarına ulaşmakta zorlarken; hızlı bir şekilde faaliyetini yürütemez hale doğru gidiyor. Ticari firmalar popüler deyimler “şak” diye durursa şaşırmayın. Uyarması benden! Piyasa, “Kontrollü Ekonomi Modele” geçmiş durumda, bunun “sürdürülebilir olmadığı” dillendirilmiyor ama itiraz eden de yok!

Bu tespiti abartılı bulanlar için Ticari Yasakları sıralayalım o zaman:

TİCARİ YASAKLAR -1: Firma adına kredi ile binek araç için kredisi yasak. Kamyon, otobüs, kepçe alabilirsin. Patronlar yakında Kamyonlar ile işe gidip gelirse şaşırmayın.

TİCARİ YASAKLAR -2: Firma adına Gayrimenkul (Arsa, Fabrika) ve Araç alımı için Leasing dahil “döviz kredisi” yasak.

TİCARİ YASAKLAR -3: Firma faaliyeti için kullandığı -makine alımı krediler dahil- kredi alabilirsin ama kredilerin ödenmesi için kredi alamazsın. Kira ödemeleri için kredi alabilirsin ama Taksiti “kira ödemesi” olan Leasing taksitleri dahil ödemeleri kredi ile ödeyemezsin yasak. Kısaca, aldığın kredileri “Nasıl ödersen öde” diyor ekonomi yönetimi! Şu an firmalar için en sıkıntılı yasakların başında bu geliyor.

TİCARİ YASAKLAR -4: TCMB sürekli uyarmasına rağmen, bankalara kredinin bir kısmını vadesiz bloke ettirmeden kredi kullanımı yapamıyorsun.  İkinci defa uyarmasına rağmen yıllık kredilerde %4’lere varan komisyonlar, Dış Ticaret Paketi gibi ek paket ücretleri ve sigorta zorunluluğu havalarda uçuşuyor. Bunları kabul etmeden kredi kullanamazsın!

TİCARİ YASAKLAR -5: Dövizli çek yazabilirsiniz ama döviz ile tahsilatı yasak. 2022 yılı için her işlem için 118.500 TL’ye kadar para cezası var. Tekrarında 2 katı ceza. İçlerinde Kamu bankalarının da olduğu bazı bankalar “sorumluluk müşteriye ait” diyerek döviz çeklerini döviz olarak ödüyor. TCMB yasakta Bankaları cezada unutulmuş demek ki!

TİCARİ YASAKLAR-6: Vatandaşın ve Ticari firmaların yurt dışına 50.000 USD ve 10 milyon TL üzeri tutarlarda para transferi belgesiz yasak! Yok öyle kafana göre para gönderme. Aslında bankalar 50.000 USD üzeri transferleri MASAK’a raporluyorlardı ama TCMB üzerini çizerek bunu niçin vurguladı anlayan olmadığı gibi kafaları da karıştırdı. Yurtdışından Para girişlerinde açıklama, belge, bilgi vs gerek yok. Son yıllarda defalarca uzatılan “Varlık Barışı” devam ediyor, “nereden buldun” diye kaynağı sorulmuyor, getirilen paraya üstelik vergi de ödemiyorsunuz! Gri listeye girmemizde bu uygulamanın etkisi büyük oldu!

TİCARİ YASAKLAR-7: Ticari firmaların “faturasız” kredi kullanımı yasak. Buradaki sıkıntı bazı bankaların “proforma fatura” ile kredi kullandırmayıp illa faturanın kendisini istemeleri. Piyasadan o kadar uzaklar ki Faturanın ödeme yapıldıktan sonra kesildiğini bile bilmiyorlar, kredi kullanıp ödeme yapmadan fatura kestiremeyen firmadan fatura isteniyor karşı firma da ödeme almadan fatura kesmiyor. Tam bir yumurta tavuk hikayesi yaşanıyor şu an. İlla da fatura istenecek ise firmalara hatta 2-3 ay süre verilmeli öyle ticari mallar var ki ödemeyi yapsanız da malı 2-3 ay sonra alabiliyorsunuz. Tıpkı araçlar alımlarında yaşanan durum gibi. Sanayide bazı girdi mallar piyasada yok üstelik ödeme yapmanıza rağmen. Kısaca, “Firmalara önce fatura getir sonra kredi al” demek piyasalardan en kadar kopulduğunun da belgesi niteliğinde aslında. Dahi Döviz faturaları yasakladınız, faturada kur yazılmasını niye yasaklandı piyasa çözmüş değil. “Liralaşmanın psikolojik etkisi” savunma olamaz, zira özelikle makina ve kimya gibi ithalata dayalı ürünlerin döviz üzerinden fiyatlandığı herkes biliyor. Firmalar arası davalarda kur yazılmayan faturalar ciddi sorun olacak. Getirilen yasağın piyasada karşılığı yok. Uygulanmada da ciddi sorunlar yaşanıyor.

TİCARİ YASAKLAR-8: 10 tane firmanız da olsa 1’i Ticari kapsamına giriyor ise diğerleri KOBİ kapsamında kredi kullanamıyor! Önceden firma bazında olan yasaklar genişletilerek grup olarak değerlendirmeye başladı.

TİCARİ YASAKLAR-9: Ticari segment firmalar, NET İHRACATÇI ( ihracatı ithalatından en az %10 fazla ) değilse bankalardan TL kredi kullanamaz! Daha sonra Leasingler de dahil edildi! Yazmaya gerek yok ama aylardır İhracatı olmayan firma veya Net İhracatçı olmayan firma yeni Pazar bulsa da bunun için kredi kullanamıyor. Buradaki başka bir saçmalık sadece kullanım anında değil; bazı bankaların kredi vadesi boyunca NET İHRACATÇI olunacağı için Taahhütname istemeleri. İyi de İthalatın %80’ni hammadde olan bir ülkede firmaların zaman zaman pozisyonlarının değişebileceğini bile analiz edemediğinizi gösterir bu istek. Özellikle Sanayicinin, Döviz harcamadan döviz kazanamayacağı hala anlaşılmadı mı?

TİCARİ YASAKLAR-10: Eskiden rating notu düşük olana bankalar kredi vermezdi, şimdi “rating notunuz yüksek” diye vermiyor! Neymiş, rating notu en düşük ile en yüksek olan firmaya kredi verilmeyecekmiş. Düşük olanı anladım da yüksek rating firmaya kredi verilmemesinin mantığını anlamadım. Belli ki, piyasalardan uzak birileri bu firmaların rating notları yüksek olduğuna göre mali durumları da iyidir, likittir ödemeleri bünyeden yapsınlar gibi piyasada karşılığı olmayan bir düşünce içine girilmiş. Bu firmalar “önce ratingi düşüreceksin sonra kredi almayı hak edeceksin” demenin mantıksızlığını görmüş olduk. Bu yasak da, Piyasalardan iyice kopulduğunun belgesi niteliğinde. 25 yıllık bankacılık, 6 yıllık Piyasa deneyimim ile bu Mantığı hala çözemedim.

TİCARİ YASAKLAR-11: Aldığın kredi ile döviz alamazsın. İyi de Ticari firma Döviz ödemesini nasıl yapacak. Örneğin ödeme vadesi gelmiş döviz kredilerini nasıl ödeyecek? Akreditif ödemeleri için önceden döviz almak isterse buna nasıl engel olursunuz? İhracat bedeliniz geldi kafanıza göre kullanmanız yasak. Önce %40‘lık kısmını Merkez Bankası’na satış yapacaksınız. Tekrar döviz almak istediğinizde aradaki makas kadar zarar kaçınılmaz. Merkez Bankası Reeskont Kredisi kullanmışsanız durum daha da vahim; gelen İhracat bedelinizin %70‘ini bozdurma zorunluluğu var. Merkez Bankasına bozdurulan %40’a ek olarak %30’unu da piyasadaki bankalara bozdurmak zorunlu; üstelik bozdurulan para ile bir ay boyunca Döviz almak da yasak!

TİCARİ YASAKLAR-12 : Ticari firmanın Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan. Geçmesi halinde TL Kredi kullanmanız yasak!

Bu yasaklar ve buraya yazmadığım (bazı bankaların kafalarına göre ek taahhütname istemeleri, düzenlemeleri yanlış yorumlamaları gibi ) yan yasakları alt alta koyunca işin ne kadar vahim olduğu anlaşılıyor. Alıştıra alıştıra getirilen yasaklar sayesinde piyasa kredilerde kitlenmiş, firmalar arasında nakit akışları bozulmuş durumda, piyasalarda tam bir “kredi kaosu” hali var. Ticari firmalar, bankalarda “Kredi limitim” var diye güvenmiyor artık, zira bu günlerde krediniz hesaba geçene kadar hiçbir kredi kesin değil! Firma finans servisleri hiç bu kadar zorlanmamışlardı. Bankalar aracılığı ile konulan yasaklar piyasada işlerin canlı kalacağını düşünen var ise peşin peşin söyleyeyim bu durumun sürdürülebilir olmadığı da yakında deneylemiş olacağız. Firmalar, parite ile mi boğuşsun; kur belirsizliğinde nasıl pozisyon alacağına mı odaklansın; yurt dışı piyasasındaki daralmaya göre pozisyon mu alsın; maliyetlerdeki hızlı değişmeye mi kafa yorsun derken şimdi de “krediye ulaşamama sorunu” ile karşı karşıya. Sorun o kadar büyük ki diğer sorunların önüne geçmiş durumda! Durum firmaları “şak diye stop” ( teknik deyimle sudden stop ) noktasına doğru götürüyor, biline!

Farkında olmadan; Firmalar için ciddi “Stres Testi” yapılıyor. “Dövize talebi kısalım” derken, piyasanın nefesi kısıldı; yapılmaması gereken ne kadar hata varsa yapılıyor, bakalım “fırtına öncesi sessizlik” konulu filmin sonu ne olacak?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

Daha detaylı bilgi için referans yazılar:

SANAYİDE ‘sudden stop-ani duruş’ YAŞARSAK ŞAŞIRMAYIN! – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU – BankaVitrini

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EKONOMİ

Enerji Bakanı: “Fiyatlarda düşüş seyrederse elektrik ve doğal gazda Mart ayı içerisinde bir indirim olabilir”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enerjide Türkiye Yüzyılı Zirvesi etkinliğinde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, fiyatlarda düşüş devam ederse elektrik ve doğal gazda indirimlerin devam edeceğini söyledi.

Etkinlikte, küresel enerji fiyatlarındaki oynaklığın azaldığına dikkat çeken Bakan Dönmez, geçen hafta açıklanan sanayi için geçerli olan elektrikte %15’e kadar, doğal gazda ise %13-%16 arasındaki indirimi değerlendirdi ve “Fiyatlarda düşüş seyrederse Mart ayı içerisinde bir indirim olabilir” dedi.

“Umman’dan yıllık 1,4 milyar metreküplük gaz tedarik edeceğiz”

Enerjide dışa bağımlılığı azaltacak çalışmalara hız verildiğini belirten Bakan Dönmez, bu yıl Umman’dan doğal gaz temin edileceğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Buradan ilk kez ilan edeceğim yeni bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu an BOTAŞ Genel Müdürümüz ve heyeti Umman’da. Umman ile yeni bir gaz alım anlaşması imzalıyoruz. Umman’dan yıllık 1,4 milyar metreküplük gaz tedarik edeceğiz ve anlaşmamız 10 yıl geçerli olacak. Daha sonra yine uygun şartlar oluşursa anlaşmayı uzatma imkânımız da söz konusu. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın gaz tedariki sıkıntısı çektiği bir dönemde Türkiye, gaz ticaret merkezi olmak için bütün adımları atıyor.”

Necdet Erginsoy

Okumaya devam et

EKONOMİ

Finans bilimindeki temel faktör faizdir, onu da enflasyon belirler

Sürreal para politikasına geçildiği andan itibaren ekonomik dengelerin bozulacağını düşünen oyuncular toplarını alıp yavaş yavaş oyundan çekilmeye başladılar. Sistemde yeterli miktar top kalmayınca da oyunun keyfi kaçmaya başladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Eskiden mahalle aralarında top peşinde koşturup futbol oynamayan yoktur. Takımlar kurulur taştan kaleler yapılır, topu olan arkadaş gurur içinde oynayacağı takımını seçer ve kıyasıya bir rekabetle kuralları belli bu güzel oyunu oynardık. Bazen oyun tüm keyfiyle devam ederken dışardan iri yarı yaşça büyük ve mahallede çekinilen bir ağabey gelir, zorla bir takıma girer, kuralları kendine göre belirler, canı istediğinde değiştirir ve oyunun keyfini bozardı. Kafasına estiğinde topa da el koyar ve kimseyi oynatmazdı. Zaten oyunun keyfi kaçtığı için kimse de oynamak istemezdi.

2002 yılında dalgalı kur sistemine geçtiğimiz andan 2021 Aralık ayına kadar, döviz piyasası da birçok katılımcının olduğu, herkesin pozisyonuna, beklentisine göre alım ve satım yaptığı bir futbol sahası gibiydi. Kuralları ve otokontrolü vardı. En büyük otokontrol Merkez Bankasının belirlediği para politikası faiziydi ve TL’den vazgeçmenin bedelini enflasyonu kontrol altına almak ve fiyat istikrarını sağlamak üzere belirlenmiş bu faiz ile öderdi.

Sürreal para politikasına geçildiği andan itibaren ekonomik dengelerin bozulacağını düşünen oyuncular toplarını alıp yavaş yavaş oyundan çekilmeye başladılar. Sistemde yeterli miktar top kalmayınca da oyunun keyfi kaçmaya başladı. Zaten 2019 yılından beri oyunda olan ama kendisini çok hissettirmeyen Merkez Bankası oyunu devam ettirmek, sanki eski kurallar varmış gibi yaparak oyuna daha da çok dahil olmaya başladı.

Oyunun kurallarını her gün oyuncular aleyhine değiştirerek oyunu karmaşık bir hâle getirmeye başladı. Son zamanlarda oyuncuların ellerini, gözlerini, ayaklarını da birer birer bağlamaya başladı. Hareket edemeyen oyuncular topa bırakın vurmayı dokunamamaya başladılar. Hatta topları da koyduğu kurallarla toplamaya başladı. İhracatçıdan, turizmciden aldığı topları sahaya boca ederken eli kolu bağlı oyunculara sanki top oynamak serbestmiş izlenimi vererek dışardan kaş göz işaretiyle vurmamaları için uyardı. Oyunun saatlerini kısıtlayarak sahayı erken boşaltmaları konusunda da uyarılarda bulundu.

Elinde hâlâ top olanların toplarını almak, her an patlayabilecek bir topla değiştirmek için de cazibeli görünen ürünler sundu. Dikkatli okuyucunun Kur Korumalı Mevduattan bahsettiğimi hemen anladığını biliyorum.

Yapılan müdahaleler, arka kapıdan yapılan satışlarla oyun sahası tamamen Merkez Bankasına kalınca, bankalara sayısını kaçırdığımız miktarda düzenleme getirerek döviz mevduatları konusunda baskı yapılmaya başlanınca haliyle kur da bir yere kıpırdayamaz oldu. Asıl problem enflasyon bir köşede dururken, tasarruf eden ve mevduatta kalan tüm yatırımcılar para kaybetmeye başlayınca şikayetler gelmeye ve bu ürünün bir cazibesi olmadığı anlaşılmaya başlandı.

Bunun üzerine, üzerlerinde ceza baskısı olan bankalar düzenlemelerle belirlenen oranları tutturmak için KKM’yi ve TL’yi cazip hâle getirmenin yollarını aramaya başladılar. Zaman daraldıkça üzerlerindeki baskıyı hafifletmek ve cezadan kurtulmak için ya yüksek faizli mevduat almaya ya da KKM’yi cazip hale getirecek başka yöntemlere başvurmaya başladılar.

Finans bilimindeki temel faktör faizdir, onu da enflasyon belirler

Birbirleri ile yaptıkları rekabet TL faizlerini %30’lara kadar yükseltti. KKM yaptırmak için ise türev enstrümanlar kullanılarak getiriler artırılmaya çalışıldı. Hatta süslü sloganlar eşliğinde mevduat sahiplerine liralaşarak da yüksek getiri elde edilebileceği algısı yaratılmaya çalışıldı. “KKM’ye Teşvik Primi ile Liralaşma Uygulaması” bunlardan biri.

Biraz hesap kitap

Bankaların bir ay vadeli TL’ye verdiği faizlerin ortalamasını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından rahatça bulabilirsiniz.

  1. Seçenek (“KKM’ye Teşvik Primi ile Liralaşma Uygulaması”)

100 $’ınız var ve bu seçeneği seçtiniz. Çevrim kurunun 18.78 olduğunu düşünelim. Yani 100 $’ınızı TCMB’ye vererek karşılığında 1878 TL alıyorsunuz. 3 ay vadeli bağladığınız bu TL mevduatınızın faiz oranı bugünkü sınırlamalar nedeniyle %12. Teşvik primi de bir opsiyondan oluşuyor.

1.Seçenek
Toplam Dolar Tutarı 100
TL Faiz Oranı 12%
Vade (3 ay ) Gün 90
KKM Dönüşüm Kuru 18.78
Toplam TL Tutar 1878
Vade Sonu TL Tutar 1933.568
Başa Baş Kur 19.3356
Teşvik Primi 1.50%
USD Tutarı 1.5
TL Karşılığı (Vadede Ödeniyor) 28.17
Toplam elinize geçecek tutar 1961.738
Bunun Karşılık Geldiği Faiz 18.08%

Banka bu teşvik primini tabii ki bedava vermiyor. Vade sonunda alacağınız TL’ye karşılık gelen 19.3356 kurundan size vade sonunda 100 $ satma hakkı alıyor. Vade sonunda, yani 90 gün sonra piyasadaki kur 19.3356’nın üstündeyse banka hakkını kullanıp size dolar satmıyor ama TCMB kurun yükselişine karşı sizi koruyor. Normalde teşvik primini peşin almanız gerekirken ve üstelik bu primi dolar olarak ödemeleri gerekirken bunu vade sonunda ödüyor ve TL olarak ödendiği için de eğer servetinize dolar olarak bakıyorsanız ödenen teşvik primi için kur riskine maruz kalıyorsunuz.

Yapılan müdahaleler, arka kapıdan yapılan satışlarla oyun sahası tamamen Merkez Bankasına kalınca, bankalara sayısını kaçırdığımız miktarda düzenleme getirerek döviz mevduatları konusunda baskı yapılmaya başlanınca haliyle kur da bir yere kıpırdayamaz oldu.

Bu noktada başka bir durum var. Kur 90 gün sonra TCMB’nin hâlâ döviz satışı nedeniyle baskı altındaysa bu sefer 19.3356’dan Dolar almak zorunda kalıyorsunuz veya o gün piyasadaki kurla arasındaki fak hesaplanarak hesabınızdan alınıyor. Örneğin TCMB’nin kuru hâlâ dolar satarak baskıladığını ve spot piyasada kurun 19.00 olduğunu varsayalım. Bu takdirde (19.00-19.3356) * 100$ = 33.56 TL zarar ediyor ve bunu ödüyorsunuz. Unutmadan söylemekte fayda var. Bankanızın bu opsiyonu kullanıp size dolar satmasını zararı realize ettirmemesini isteyebilirsiniz.

  1. Seçenek (%24’le TL mevduat yapmak)

100$’ınızı bozdurup yukarıda belirtildiği kadar TL’nizi alıp düz mevduat yapıyorsunuz.

2.Seçenek
Toplam Dolar Tutarı 100
TL Faiz Oranı 24%
Vade (3 ay ) Gün 90
KKM Dönüşüm Kuru 18.78
Toplam TL Tutar 1878
Vade Sonu TL Tutar 1989.14
Başa Baş Kur 19.8914

Gayet basit bir hesaplama ile daha yüksekten bir faizle mevduat yaptığınız için başa baş noktanız tabii daha yüksek oluyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse Teşvik Primli KKM yapanın kuru 19.3356 olurken sizin başa baş noktanız daha yüksek, yani 19.8914 oluyor. Vade tarihinde spot piyasada kur 19.8914’ten yüksek ise daha az dolar alıyor yani zarar ediyorsunuz. Eğer kur yine TCMB tarafından baskılanmışsa ve yukarıdaki örnekteki gibi 19.00 olmuşsa bu sefer 104.69 $ alabilecek duruma geliyorsunuz. Yani yıllık dolar faiziniz %18.76’ya gelir.

Durun bitmedi. Mevduata koyduğunuz TL için yukarıdaki gibi bir ürünle mevduatınıza süslü bir slogan olan “teşvik” ile prim alabilirsiniz. Yani 19.3356’dan bankaya, size 100 $ satma hakkı verdiğinizde ilave %1.5 (yıllık %6) primi de alabilirsiniz. Ama spot kur 19.00 olursa bu seviyeden dolar alamaz 19.3356’dan almak zorunda kalırsınız. Üzülmeyin bu durumda da dolar faizi senelik %11.5 + %6 = %17.5’e gelir.

Yaklaşan fırtınayı görüyorsanız büyük balığı tutmak için denize açılmanın da büyük bir bedeli olacağını unutmayın.

Her şey bu kadar toz pembe değil tabii. Eğer TL, dolar karşısında değer kaybedip sizin başa baş noktanızın da üstüne çıkarsa dolar ana paranızdan kaybetme riski ile karşı karşıya kalırsınız.

Bana Risk Profilini Söyle Seçenek Sunayım…

Buraya kadar yapılan hesaplamalar sonrasında ne yapacağım diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Cevap yine sizde aslında yeter ki şu sorulara cevap verin.

  • TCMB kuru baskılamaya devam eder mi?
  • Benim vademe kadar dayanacak yeterli rezervi var mı?
  • Bankalar yeteri kadar TL aldıklarında bana hâlâ yüksek TL faizi verirler mi?
  • KKM’den çıkış geçtiğimiz iki haftada olduğu gibi hızlanıp kur hareketlenmeye başlarsa ne yaparım?
  • TCMB tüm dövizi alırken piyasanın kendisi olunca KKM’den para kazanma imkânım kalır mı? Tasarrufum enflasyon karşısında erimez mi?

Daha fazla sorular sorarak kafanızı karıştırmak istemem. O nedenle şimdiye kadar finansal anlamda hep ilke olarak belirlediğim şeyi söylemeyi uygun görüyorum. “Basit Güzeldir, Risk gördüğünüz yerde bu riski almak istemiyorsanız daima basit ürünleri tercih edin ve hiçbir şeyin yoktan var, vardan yok olmayacağını aklınızda tutun”. Bu söylediklerimin kesinlikle bir yatırım tavsiyesi olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.

Sonuç olarak yaklaşan fırtınayı görüyorsanız büyük balığı tutmak için denize açılmanın da büyük bir bedeli olacağını unutmayın.

Bazen yapmadığınız işlemler size para kazandırabilir.

Ömer R. GENCAL

Okumaya devam et

EKONOMİ

Erdal Sağlam yazdı: Ekonomi yönetiminin en büyük korkusu ne?

Seçim takvimi yaklaştıkça, ekonomi yönetiminden kritik adımlar geldi. İkili kur uygulaması ve KKM faizlerini serbest bırakmak ne anlama geliyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Merkez Bankası yıl başından bu yana artan döviz talebi ve bunun yarattığı kur baskısından çekindiği için, sürekli yeni önlemler alıyor. Bu korku nedeniyle Kur Korumalı Mevduattaki (KKM) faiz sınırını kaldırmak zorunda kalan Merkez Bankası, bununla birlikte yurda getirilecek ihracat dövizlerinin satın alınmasında prim uygulamasına geçerek, farklı kur uygulamalarına izin verilen “katlı kur” tartışmalarına neden oldu.

Bu kararlar hangi sonuçlara yol açar?

Bu kararlar Merkez Bankası’nın seçim öncesinde kurdaki baskının artacağından korktuğunu gösteriyor. Yüklü seçim ekonomisi ve kredilerin açılması nedeniyle canlanan tüketime bağlı olarak ithalatın artması kaçınılmaz. Bunun cari açığı yükseltmesi bekleniyor. Bununla birlikte önümüzdeki bir yılda ödenecek dış borçların toplamının 190 milyar dolara çıkması, içerideki döviz talebinin iyice artmasına neden olacak. Bu arada Rusya ile Suudi Arabistan ve Katar’dan geleceği söylenen dövizlerde de aksamalar yaşandığı görülüyor. Döviz rezervlerinin yeniden düşüş eğilimine girmesi nedeniyle Merkez Bankası, kuru tutabilmek için rezervlerin yetersiz kalacağı korkusuna kapıldı.

Tüm bu gelişmelere, ekonomi yönetimine güvensizlik eklendiğinde, yaklaşan seçimin de etkisiyle dövize talep artmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Seçime kadar kurları bu seviyelerde tutup enflasyonu düşüreceğiz” sözü veren Merkez Bankası yönetimi dövize olan talebin artmasıyla birlikte, seçime kadar kurlarda ani sıçrama yaşanıp tüm planların suya düşmesinden çekiniyor. İşte son alınan kararların altında yatan asıl sebep bu korkudan kaynaklanıyor.

Merkez yasakladığı şeye neden izin verdi?

Daha önce Merkez Bankası”nın artması için zorlayıcı şartlar uyguladığı KKM hacmini korumak adına, “Opsiyonlu KKM” gibi yöntemlere başvuran bankaların bu girişimi Merkez Bankası tarafından yasaklanmıştı. KKM hacminin azaldığını gören Merkez Bankası, yasakladığı bu yönteme yıl başının hemen ardından izin vermek zorunda kaldı. Buna rağmen KKM hesaplarında yeniden istenen artış sağlanamayınca bu kez dün açıklanan Enflasyon Raporu’yla birlikte yeni önlem geldi. Merkez Bankası bünyesindeki, yani dövizden bozularak oluşturulan KKM hesaplarındaki “kur farkı artı yüzde 3 faiz” formülünden vazgeçildi. Artı 3 sınırını kaldıran Merkez Bankası bankaların KKM’ye vereceği artı faiz oranını serbest bırakmış oldu. Normal TL mevduat hesaplarında faiz oranlarının yüzde 30’lara kadar çıkmasına göz yumulurken, KKM’deki faiz oranlarının artmasının da önü açıldı. Ziraat Bankası Genel Müdürü, KKM’deki faiz oranlarının yüzde 15-17’ye kadar çıkacağı tahminini kamuoyuyla paylaştı. KKM hacmini artırmak için ayrıca şirketlerin KKM hesaplarına uygulanan vergi muafiyeti genişletildi.

Katlı kur mu, üçlü kur mu?

Halbuki Merkez Bankası TL mevduat faizlerinin, yüzde 9’a indirdiği politika faizine yakınsamasına çalışacağını daha önceki enflasyon raporlarında belirtmişti. Buna karşılık bankacılar kurlar neredeyse sabit tutulurken TL faizlerine sınır konulması nedeniyle tasarrufçunun çaresiz kaldığını, dövize kaydığını söylüyorlardı. Kaynak maliyeti artıp kredi faiz oranları yükseleceği için önceleri buna izin vermek istemeyen Merkez Bankası, sonunda razı oldu. Bir başka deyişle uzun süredir üzerindeki kısıtlamaları artırdığı bankacılık kesiminin şikayetlerini dinlemek zorunda kaldı. Bunun kredileri olumsuz etkileyeceği için aynı zamanda “örtük sıkı para” anlamına geldiği konuşuluyor.

Döviz arzını önlemek için geçtiğimiz hafta, bankaların yurt dışında tuttukları dövizleri yurda getirmeleri halinde yüzde 5 faiz vereceğini duyuran Merkez Bankası, dün de ihracatçı ve turizmcilerin yüzde 40 döviz getirme şartının üzerinde döviz getirip TL’ye çevirmeleri halinde yüzde 2 oranında, “dövize dönüşüm desteği” vereceğini açıkladı. İhracatçılar bir süredir kurların sabit kalmasından yakınıp, rekabet için TL’nin değerinin mevcut düzeye göre yüzde 15 civarında değer kaybettirilmesini istiyorlardı. Şikayetler artınca Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu geçtiğimiz hafta ihracatçılarla bir toplantı yaptı. İşte bu toplantının ardından yüzde 2’lik fark uygulanması kararı alındı.

Bu uygulama “piyasada farklı kur uygulamaları” anlamına gelen “katlı kur” uygulaması olacağı için iktisatçılardan büyük tepki gördü. Tipik az gelişmiş ülke uygulaması olan bu yöntem, ülke içinde değişik kur uygulamalarını beraberinde getirip, tüm işleyişi bozan bir yöntem olarak biliniyor. İhracatçı dövizine yüzde 2 prim verilmesini “katlı kur uygulaması” olarak gören iktisatçılar olduğu gibi, buna tam olarak katlı kur denilemeyeceğini söyleyenler de var. Bankaların döviz alım ve satım arasında yüzde 2’ye varan komisyon uyguladığını hatırlatan bazı iktisatçılar, bunun bir anlamda banka aracılık kaybını karşılama anlamına geldiğini söylüyor ve prim oranı daha yüksek olursa katlı kur denebileceğini kaydediyorlar.

Bu arada bazı iktisatçılar ise yıl başından bu yana efektif talebinin artması nedeniyle Tahtakale piyasasında kur fiyatlarının daha yüksek olduğunu hatırlatıp bunun aynen devam edeceğini belirterek, “Zaten ikili bir yapı vardı, şimdi üçlü kur sistemi devreye girmiş oldu” yorumunu yapıyor.

Adına ne denilirse denilsin; yanlış ekonomi ve parasal politikaların sonucu hem dövize talebin durdurulamadığı hem de seçim öncesinde çeşitli kesimlerin şikayetlerini azaltmak için kur sisteminin bozulduğunu söylemek yanlış olmaz.

Erdal Sağlam – DW

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.