Connect with us

BANKA HABERLERİ

Ekonomi nasıl düzelir?

Yayınlanma:

|

Seçim oldu. Bayram bitti. Temmuz geldi. Bu arada Türk Lirası Amerikan Doları karşısında yüzde 30 değer kaybetti. Ama hala çocuklardan öğrendiklerini. Doğrusu ya elde edemeyeceğini bilmek, birleşme dövizinin kuruluşundan sonraki hareket konusunda yolumuzu aydınlatamıyor.

Türkiye bir süreden beri ekonomide akıl dışı (rasyonel olmayan) işler yapılıyor. Artık akılla buluşmaya karar verdi. Aklın yolunu bir kere bırakca o dönemden kalma kararlarının silsilesinden bir kere de çıkmak bile kolay değil. Onu da kabul etmek lazım.

Strateji yok hep taktiklerdendir ortadaki akılcı dışı önlemler manzumesi

Malum faiz inince kur patlamıştı. Sonra kurdaki patlamayı kontrol etmek için Kur Korumalı Mevduat (KKM) çıktı. Felaketimiz oldu. Bu arada, şirket belgelerinin kayıt altına alınması iten bir dizi yasak kararı çıktı. İthalattan ihracata tüm bir arada karıştı. TÜİK’in “İstatistikleri Ayarlama Enstitüsü” endeksleri ise Türkiye ekonomisi ile ilgili analiz yapmayı imkansız hale getirdi. Bilenler için Türkiye’de verimlilikten hata yapmadan bahsetmek imkansız hale geldi.

Ben ortadaki bu akıl dışı tutma manzumesine kıyafetlerini şu: Bir önlemi açıklıyorsun, her ne ise algıki, o bir şeyi bozuyor. O bozulan şey çok batı gözetleme odasındaki o şeylere neden olan baştaki tedbiri geri yöneticia, yalnızca başta görülen tedbirin bozduğu şeyleri elden çıkarmadan elde etmek için tamamen ilk tedbirden farklı bir başka tedbirden daha alıyorsunuz. Etti mi boyutu birbirinden farklı iki önlem.

Şimdi bu ikinci önlem de diğer bir göstergenin gözlemlediği biçimlere yol açıyor ve herkes bundan da yakınmaya başlıyor mu? Bu durumda ikinci gözetimi kontrola yol açan o ikinci her şeyi esastan bozan ilk kontrolü kaldırmaya gitmiyorsunuz. Ne almak? O diğer göstergenin cephesini düzeltecek ilk iki tedbirden tamamen farklı bir üçüncü tedbire daha alıyorsunuz. Oluyor mu birbirinde farklı üç önlem. “Strateji yok hep taktik” testleri bu işte akıl dışı yürütme manzumesinden bahsederken.

Akıl dışı bakım manzumesinden şipın işi kurtuluş yok

Ortadaki akıldışı koruma manzumesi temelde hep bir önceki denetimin neden olduğu semptomu tedavi etmek için kurulan yeni düzenlemeden oluşur. Sonunda ortaya bir keşkeşmeş çıkıyor. Siz “Yahu kısıtlamaları olarak işi nasıl iyi götürüyoruz?” diye bakıyorsun. Ama yol açtığınız kesmeş işletmeleri, bankaların ve diğer finansal merkezlerin kendi yöntemlerini yönetmelerini imkansız hale getiriyor. Ekonomiyi kontrol etmek ise iyice zorlaşıyor.

Şirketler aynı 1970’lerdeki gibi davranmaya başlıyor doğal olarak. İthalat faturaları yükseltiliyor. İhracat faturaları küçültülüyor. Hep ülke dışında döviz varlığını bulundurmak için. Neden? Bir asırda biriktirdiğinizi, iki kazı gütmemiş üç bürokratın akıl dışı çalıştırma manzumesine yem mi edebilir? Hayır doğal.

Şimdi bunların hepsi aynı anda düzeltilebilir mi? Hayır. O zaman işler iyice çığırından çıkar doğruları. KKM’de duran Türk Lirası mevduatı, her dövize gitme isteğinde bulunabilir. Ortada kapsamlı bir program yokken KKM ile ilgili adım atmakta fayda var. Ama bu durumda da bütçeye yükümlü görünüyor. Geçenlerde bu işleri bilen bir dost “Memleketi düşman işgalinden kurtarıp toparlayacak olsan ortada bu kadar hasar evi” diye anlatıyordu. Haklı. İleriye yönelik bir dizi söz var sistemi içinde hala.

Bu durumda, tedrici çalışmasına ihtiyaç olduğu açık bir şekilde. Ama abartmayalım. Kapsamlı bir program çerçevesi ve kapsamına yönelik güçlü bir anlatım olmadan, böyle akıl dışı bir kapsama manzumesini adım adım hedeflemeyi gerçekleştirmek de kolay değil elbette.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılın anlatısı nedir?

Demek ki neymiş, bizim bu akıl dışı düzenleme manzumesinden kaçınmak için öncelikle etrafa yönelik güçlü bir anlatıya (anlatı) sahip olmamız gerekirmiş. Peki, nedir Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılın anlatısı? Doğrusu ben ortada güçlü bir anlatı çerçevesini deneyin. Bugün size anlatmaya başlayayım ki, asıl daha nerelerde ne problemlerimiz olabilir onlardan da görün.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu 29 Ekim 1923’te daha ilansızken kurucu atalarımız 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi’ni toplamışlardı. İmparatorluğumuz dağılmış, eski hükümranlık hayat damarları parçalanmış ve daha yeninin ne olduğu belli değildi.

Nasıldı? Birinci savaştan sonra dünya yeniden kuruluyordu. Eski hal sona ermişti. Yeni hal tanımı daha fazlalanmamıştı. Neyin olmayacağı belli olmuştu ancak daha fazla olacağı belli değildi. İşte o şartlar altında, yeni ulus hükümranlığı hükümlerine ilişkin bir anlatı çıktı İzmir İktisat Kongresi’nden.

Şimdi de benzer bir küresel yeniden yapılanma döneminin için koruma altındayız. Saflar yeniden çiziliyor, bölgede yerlerini nasıl alacaklarını belirlemeye çalışıyorlar. Dünyanın alıştığımız damarları parçalanıyor, küresel değer zincirleri yeniden yapılıyor. Nedir? Şubat 1923’te olduğu gibi bir durum değerlendirmesini gerçekleştirme ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını için bir anlatı koymanın tam zamanıdır.

Doğrusu ya, ben, Yeşil Yeni Mutabakatla birlikte küresel düzeyde bir teknolojik rekabet döneminin içinde yeni oluştuğunu düşünüyorum. Pandemi deneyimi bu tür ulus ötesi tehditleri kontrol etmeye yönelik yeni ekonomik güvenlik çerçevesini de şekillendirdi.

Bu küresel gündem yalnızca küresel değer zincirlerinin yapılanmasını değil aynı zamanda bölgemizin de yeniden yapılandırılmasını yürütür. Bölgemizde ağırlıkla iş modeli değiştirmek zorunda kalmak için dönüşmek zorunda olan ülkeler var. Bakın çevreleyena her ülkedeki birleştirme programı zaten, Bahreynden Azerbaycan’a. Türkiye’ye burada düşen nedir?

Düne kadar Çin bir başkaydı

Çin eskiden Deng Şiao Ping’ten kalan “ışığını sakla zamanını bekle” yaklaşımındaydı. Başkan Şi ile birlikte artık zamanının geldiğine karar verdi. O vakitten beri, Çin’e ikinci savaştan sonra Almanya ve Japonya’ya davrandığı gibi davranan ABD yaklaşımını kabul ediyorum.

Çin’in artık güvenliğini yaygınlaştırdığı bir güvenlik sistemine de sahip olması. Almanya ve Japonya’nın gelişimi böyle bir süreç değildi. Bölgesel iş birimlerinin kapsamı aynı zamanda değişiyor, bunu da not etmek lazım.

Rahmetli Özal bundan yıllar önce “21. asır Türk asrı olacaktır” demişti. Şimdi eski Sovyet coğrafyasında hala Rusya’ya ekonomik olarak bağlı kalan ülkelerin kendi ayaklarının üzerinde duracağı bir yeni sürecin başındayız. Türkiye, eski Sovyet coğrafyasında rekabet gücünü sürekli gerileyen bu ülkenin küresel ekonomiye yarışında önemli bir ülke. Çin ile Türkiye arasındaki İpek Yolu bağlantısı hem tasarruf olarak hem de bölge güvenlik açısından bu ülkelerle birlikte biçimlendirilecek. Bunu da akılda tutmak lazım.

Türkiye yeşil dönüşümünde duraklama devrini geride bırakmalı

Türkiye yeşil dönüşümünde duraklama devrini geride bırakmalı. Benim dosyalarım Şarm El Şeyh’teki COP27’ye heyecansız bir NDC ile gittik. Sonra enerji konusunda bilgilendirici plan daha da kötüydü. Kömürden çıkmak yerine termik santral lisanslarından bahseden bir kötü adım attı Enerji Bakanlığımız. Sanki Paris İklim Anlaşması yokmuş gibi.

Enerji Bakanlığı’nın kendi açıkladığı 2053 net sıfır yılı taahhüdünü unuttu. İklim kanunu hazırlık süreci tavsadı. Karbon fiyatlandırma konusunda hala adım atılmadı. Kömürden çıkışı geciktirdikçe herkes, tüm sanayinin ödeyeceği karbon fiyatı ve vergisi bir boğum daha artacak yalnızca. Bakın bunları tartışmaya daha başlamadık.

Çok iş var çok

Yalnızca Türkiye’nin kendi akıl dışı kaplama manzumesinin ortaya çıkması yeterli değil. O, olmayacak somutlaştıracak. Ama sonraki görünümleri belirlemede hadisenin kapsamını hızla genişletecek.

Dünya yeniden yapılırken Türkiye’nin acilen bu yeni teknolojik rekabet döneminde ne yapacağını belirlemesi gerekiyor. Daha bağımsız kural hakimiyetinden mahkemelerin durumuna bir sürü işlemi var aşırılık.

Koordinasyon sistemi ise ortada. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kapsamı bir denetim olmadan, müsteşarlıklar benzeri bir koordinasyon ortamlarında olmaz. Hadise Hazine ve Maliye’nin boyutlarını aşıp, Sanayiden Dışişlerine, Milli savunmadan ticaret bakanlığına hepsi ilgileniyor. Enerji Bakanlığı gibi zaten kayıp durumunda halka olan idareler de var bu arada.

Bu uzunlukta, ne yönlendirme belirleme işi sandığınızdan daha zor olabilir. Meclis aritmetiği de karışmışken ben boşuna meşveret dönemi demiyorum. Yeni dönem yeni Meşveret Meclisi Ekonomik ve Sosyal Konsey’i yeniden hatırlatmış olayım.

Peki, işin daha başında Mehmet Şimşek başarısız olursa ne olur? Türkiye, Arjantin olur. Şimdiki Arjantin değil, 2001’de ilk kez borçlarını ödeyemeyen Arjantin gibi olur. Kendi çukurunu kazar. Türkiye Arjantin olursa, IMF olmadan kazdığı çukurdan çıkamaz. Söyledim ve ahiretimi kurtardım.

Blog/Güven SAK

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan Bank Mellat için faaliyet izni kaldırıldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

İran merkezli Bank Mellat’ın İstanbul Türkiye Merkez Şubesi’nin faaliyet izni, BDDK kararıyla kaldırıldı. Karar, 19 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İran merkezli Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi hakkında önemli bir karar aldı. BDDK’nın 18 Eylül 2026 tarihli ve 11572 sayılı Kurul Kararı ile bankanın Türkiye’deki faaliyet izni kaldırıldı.

Karar, 19 Eylül 2026 tarihli ve 33375 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyuruldu.

Dayanak: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71/b maddesi

Resmî Gazete’deki kararda, faaliyet izninin kaldırılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.

Söz konusu hüküm, bir bankanın faaliyetine devam etmesinin mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ile mali sistemin güven ve istikrarı açısından tehlike oluşturduğunun ortaya çıkması halinde BDDK’ya faaliyet iznini kaldırma yetkisi veriyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

BDDK’nın yayımladığı Bank Mellat kararında, faaliyet izninin kaldırılmasına yol açan somut tespitler ayrıca açıklanmadı. Kararda yalnızca 18 Eylül tarihli yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiği belirtiliyor.

Bank Mellat Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteriyordu

Bank Mellat’ın Türkiye yapılanması, BDDK’nın banka kuruluşları listesinde “Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi” olarak yer alıyordu. Bankanın İstanbul merkezinin yanı sıra Ankara ve İzmir şubeleri de bulunuyordu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD’nin yaptırım uyguladığı banka TMSF’ye geçti

Golden Global Yatırım Bankası’nda TMSF dönemi: Yüzde 99,98’lik ortaklık hakkı Fon’a geçti

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’nin yaptırım kararının ardından BDDK’dan kritik adım… Golden Global Yatırım Bankası’nın yüzde 99,98’lik payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık hakları TMSF tarafından kullanılacak. TMSF, bankanın yönetim kuruluna da atama yaptı.

Türkiye bankacılık sektöründe dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Golden Global Yatırım Bankası A.Ş.’nin yüzde 99,98 oranındaki payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verildi.

Karar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 16 Eylül 2026 tarihli ve 11569 sayılı kararıyla alındı. BDDK, işlemin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı.

Üç ortağın yüzde 99,98’lik payı TMSF kontrolünde

BDDK kararında TMSF tarafından kullanılacak ortaklık hakları üç ana hissedarı kapsıyor.

Ortak Pay
Emir Kaya %53,98
Salih Berberoğlu %32,00
Recep Kaba %14,00
Toplam %99,98

Dolayısıyla karar, bankanın neredeyse tamamını temsil eden ortaklık paylarının temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasını öngörüyor.

Burada hukuki açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kamuoyunda “TMSF bankaya el koydu” şeklinde ifade edilse de BDDK’nın resmi kararındaki teknik ifade, hisselerin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verilmesi şeklinde.

TMSF yönetim kuruluna da atama yaptı

BDDK kararının ardından süreç bir adım daha ilerledi. TMSF, 17 Eylül 2026 tarihli Fon Kurulu kararıyla Golden Global Yatırım Bankası’nın yönetim kuruluna atamalar gerçekleştirdi. Böylece TMSF’nin sadece ortaklık haklarını kullanması değil, bu hakların kullanılması doğrultusunda bankanın yönetim yapısında da fiili bir değişiklik yapılmış oldu.

Bu gelişme, Golden Global açısından yönetim ve ortaklık yapısında önemli bir dönüm noktası niteliğinde.

Sürecin arkasında ABD yaptırımı var

Golden Global’deki gelişmenin hemen öncesinde ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC, 4 Eylül 2026 tarihinde Golden Global Yatırım Bankası ile iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine almıştı.

Yaptırım kapsamına;

  • Golden Global Yatırım Bankası,
  • Golden Global Portföy Yönetimi,
  • Golden Global Varlık Kiralama alındı.

ABD makamları, kuruluşların İran bağlantılı finansal işlemleri kolaylaştırdığını ve Çin-İran arasındaki bazı finansal akışlarda rol oynadığını ileri sürdü.

Reuters’ın aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile bağlantılı finansal işlemlerin kolaylaştırılmasında rol oynadığını iddia etti. Golden Global ise suçlamaları reddederek yaptırım kararına konu edilen kişi ve kuruluşların müşterileri olmadığını ve söz konusu taraflarla doğrudan veya dolaylı işlem ilişkisi bulunmadığını açıkladı.

Golden Global ne demişti?

Banka, 4 Eylül’deki gelişmenin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada OFAC’ın iddialarını kabul etmediğini belirtti. Banka ayrıca yaptırım kararında adı geçen kişi ve kuruluşlarla müşteri ilişkisi bulunmadığını ve bu taraflarla herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini açıkladı.

Dolayısıyla ABD’nin iddiaları ile bankanın savunması birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken hususlar olarak ortaya çıkıyor.

Neden önemli?

Golden Global dosyasını önemli hale getiren temel unsur, ABD’nin finansal yaptırımı ile Türkiye’deki bankacılık otoritesinin aldığı kararın kısa bir zaman aralığında gerçekleşmesi.

Ortaya çıkan kronoloji şöyle:

4 Eylül 2026
ABD Hazine Bakanlığı/OFAC, Golden Global ve iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine aldı.

16 Eylül 2026
BDDK, bankanın üç büyük ortağına ait toplam %99,98 oranındaki paylara ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verdi.

17 Eylül 2026
TMSF, bankanın yönetim kuruluna atamalar yaptı.

Bu nedenle Golden Global dosyası yalnızca bir banka ortaklık değişikliği olarak değil, uluslararası yaptırım riski ile ulusal bankacılık denetiminin kesiştiği bir vaka olarak da dikkat çekiyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, takipteki krediler portföyünde yer alan 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki alacağını, 627 milyon 850 bin TL bedelle 8 varlık yönetim şirketine devretti. Satışta bankanın tahsilat beklentisi ile alacağın nominal değeri arasındaki fark dikkat çekti.

Türkiye İş Bankası, tahsili gecikmiş alacak portföyündeki bir başka büyük satışı daha gerçekleştirdi. Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, yapılan ihaleler sonucunda 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki takipteki alacak portföyü, 627 milyon 850 bin TL satış bedeli karşılığında varlık yönetim şirketlerine devredildi. Satış bedelinin nakden tahsil edildiği bildirildi.

8 varlık yönetim şirketi aldı

Satış kapsamında söz konusu alacaklar;

  • Dünya Varlık Yönetim A.Ş.
  • Novatra Varlık Yönetim A.Ş.
  • Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.
  • Emir Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birikim Varlık Yönetim A.Ş.
  • Ortak Varlık Yönetim A.Ş.
  • Sümer Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.

olmak üzere toplam 8 varlık yönetim şirketine devredildi.

3,8 milyar TL’lik alacak 627,8 milyon TL’ye satıldı

Satışın en dikkat çekici tarafı, alacağın nominal tutarı ile satış bedeli arasındaki yüksek fark oldu.

3,801 milyar TL nominal alacak → 627,85 milyon TL satış bedeli

Buna göre varlık yönetim şirketlerinin ödediği bedel, nominal alacağın yaklaşık %16,5’i seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle portföy, nominal değer üzerinden yaklaşık %83,5 iskonto ile devredilmiş oldu.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu oran, bankanın alacağı için daha önce bilançoda ayırdığı karşılıklar ve söz konusu portföyün gerçek tahsilat potansiyeli dikkate alınmadan doğrudan “bankanın zararı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü takipteki alacak satışlarında nominal alacak tutarı ile bankanın bilançosundaki net taşıma değeri aynı şey değildir.

İş Bankası 2026’da takipteki alacak satışlarını artırıyor

Bu satış, İş Bankası’nın 2026 yılı içerisindeki tahsili gecikmiş alacak satışları açısından da dikkat çekici.

Banka mart ayında 3 milyar 776,2 milyon TL tutarındaki takipteki alacağını 671 milyon TL bedelle beş varlık yönetim şirketine devretmişti.

Haziran ayında ise 3 milyar 936 milyon TL tutarındaki başka bir portföy 727,1 milyon TL bedelle dokuz varlık yönetim şirketine satılmıştı.

Eylül ayındaki son satış da eklendiğinde, yalnızca bu üç işlemde İş Bankası’nın satışa konu ettiği takipteki alacakların nominal büyüklüğü yaklaşık 11,51 milyar TL, toplam satış bedeli ise yaklaşık 2,03 milyar TL seviyesine ulaşıyor.

Bu üç işlemin ortalama satış oranı yaklaşık %17,6 seviyesinde bulunuyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.