Connect with us

Erol Taşdelen

Kredi Kartı ile THODEX’den işlem yapanların paralarını bankalar iade etmeli

Modern Korsanlık dönemindeyiz. Thodex; Vebitcoin, GoldexCoin, Sistemkoin birer birer ortadan kaybolurken binlerce insanın ellerinde ne varsa uçtu gitti. Devlet denilen yapı olanlara vatandaş gibi seyirci kalamaz; müdahalede geç de kalamaz. Devletin görevi enkaz temizlemek değil vatandaşına pusu kuranları bulup ortaya çıkarmaktır. Finansın teröristlerini imha etmek öncelikli ve beka işlerdendir.

Yayınlanma:

|

Görünen o ki nur topu gibi binlerce THODEX’zedelerimiz oldu. İşin ilginç tarafı bankalar bu olayın neresinde hiç dillendirilmiyor, yazılmıyor. Henüz bu tip yapıların yasal zemini olmamasına rağmen Bankalar bu firmalara bal gibi hizmet veriyorlar. Bankalar ise işin içinde tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmaya çalışıyor. Bugüne kadar bankaların sorumlulukları ile ilgili bir yazıya denk gelmedim. Bankalar işlemlerin dışında değil tam da göbeğinde. Adam, “mankenler ile şov yaparken; gel vatandaş Porsche vereceğim” diye zemini hazırlarken bizim bankalar kova kova değirmene su taşımış. Hukuk doğru ve zamanında işler ise Bankaların Kredi Kart aracılığı ile Kripto para alan müşterilerin sorumluluğundan kurtulma şansları yok. Nasıl mı? Anlatmaya başlayalım o zaman.

Thodex: Kripto para borsası hakkında soruşturma başlatıldı, MASAK şirketin  hesaplarına bloke koydu - BBC News Türkçe

Bankalar Kripto para işlemlerin neresinde?

2019 Nisan’ında kaleme aldığım ( Türkiye’de Kripto Para alım satımı yasal mı? – BankaVitrini ) yazımda Kripto para işlemleri yapan firmaların yasal zemini olmadığı, müşteriler ile yaptıkları sözde “alım satım aracılık” sözleşmelerin hukuki olarak çok zayıf ve aracı kurumların sorumluluk kabul etmeyecek şekilde hazırlandığını belirtmiştim. İleride vatandaşın mağdur olacağı yönünde de uyarılarda bulunmuştum. İki yıl sonra ne yazdıysak çıktı. Şüphelerimizde haklı çıkmak istemezdik açıkçası. O nedenle bugünlerde şimdilik THODEX ile başlayıp Vebitcoin ile devam eden kasırga erken uyarı sinyallerine dikkat çekmiştim. Bankalar ise kenara çekilmesin yapılan işlemlerin tam göbeğinde. Bir defa para trafiği bankalar üzerinden ilerliyor. Bankalar bu kurumlara destek verirken gerekli güvenirlik, yetki belgelerinin olup olmadığı, işlem yapma yeterliliklerin olup olmadığını yeterince incelediklerini düşünmüyorum. Bankaların tek gördükleri üzerlerinden yürüyecekleri milyarlarca lira para trafiği ve mevduatlarda kalacak paralar, işlemlerden alacakları komisyon geliri.

BDDK Bankaları da incelemeye almalı

BDDK başta THODEX gibi kurumların para trafiğinde aracılık eden bankalara da soruşturma başlatmalı. Bu kurumlar ile bankalar arasında yapılan aracılık işlemlerin hangi hukuksa altyapıya göre yapıldığı, bankaların bu tür işlemlerde yetkisi olup olmadığı incelenmeli. Öyle ya müşterileri ile bu kurumlar arasındaki köprü görevini bankalar sağladı yıllardır. Bankaların özenli çalıştıklarını düşünmüyorum. Bankaların özensiz çalıştıklarını nereden mi biliyorum İSTANBUL Merkezli herkesin bildiği bir BİLİŞİM firması piyasayı dolandırdı. Bankalar da POS satış desteği verdi. Binlerce insan mağdur oldu. İnternet üzerinden aldıkları ürünler teslim edilmedi. Bu firma kapanmadan dört ay önce bankaları arayarak uyardım “vatandaş mağdur oluyor, POS desteğinizi sonlandırın” diye. Bana verilen cevap “mahkeme kararınız var mı nerden biliyorsunuz dolandırıcı olduklarını” şeklinde oldu. İyi de kardeşim hani sizin erken uyarıları hızlı algılayan istihbarat servisiniz vardı, nerede piyasada kuş uçsa haberi olan Bölge Müdürleriniz? Sonrası mı, son güne kadar bu dolandırıcı Bilişim firmasına POS desteği verildi, binlerce yeni mağdur parasını ödediği halde ürünü alamadı. Bankalar da pişkin pişkin parasını geri isteyen müşterilerin parasını iade etmedi. Hala mahkemesi süren yüzlerce mağdur var. Bu Kurumlardaki para transferlerinde de aynısı yaşanıyor.

Bankalar “sorumluluğumuz yok” diyerek kenara çekilemez!

Binlerce insan, “Kredi Kartı ile ürün alıp da o ürün kendisine teslim edilmedi ise bankaya itiraz ederek” parasını geri alabilir. KRİPTO PARA piyasasında da bu kural geçerlidir. Bankaların Kredi Kartı ile KRİPTO PARA alan bir vatandaş bu kripto para kendisine teslim edilmedi ise banka parasını iade etmek zorundadır. Mağdurların Avukatları bankalardan kredi kartı ile kripto para alanlar için para iade sürecini de başlatmaları gerekir.

Para iade süreci nasıl işleyecek

Müşteri / mağdur önce Kredi Kartı veren bankasına bu harcama ile ilgili bir “iptal / iade talebi” yapsın. İptal / İade talebi olumlu sonuçlanmaz ise İl ve İlçelerdeki Tüketici Hakem Heyetlerine ve BDDK’ya veya CİMER üzerinden şikayet talep süreci başlatılsın. Bu süreçten de olumlu geri dönüş olmaz ise geriye Mahkeme Süreci başlatmak kalıyor, tüm belgeleri ile mahkemeye başvurulsun. Bu paraları bankalar iade etmek zorunda. Bankalar yaptıkları sözleşmeleri iyi okusun! BDDK’da süreci yakından takip edip toplu iade edilmesi için bankalara uyarı yapmalı. Bir daha da bu tür işlemlerde dikkatli davranmaları için gerekli cezai işlemleri uygulamalı.

Ortada Kripta ürün yok, Vatandaşın Kredi Kart işlem iptal ve iade isteme hakkı doğdu

Vatandaş Kredi Kartı ile ürün almış ama ortada ürün yok. Bu durumda bankalarda iş akışı net ve tartışmasız. Kredi kartı sözleşmelerinde “kart ile mal ve hizmet alımlarında tüketici mal ve hizmeti almadığını iddia ederse banka döner satıcıdan belge ister eğer belge yoksa banka ilgili tutarı tüketiciye öder satıcıya da chargeback eder” maddeleri var. Maddeler net iadeni yap sonra hizmet verdiğin müşteriden almaya çalış. Yok öyle komisyonları alıp kenara çekilmek. Vatandaşım mağduriyeti bir an önce giderilmeli.

Bankalar kendi hazırladıkları sözleşmelere ters davranamaz, kurallar açık, tartışmasız

Dayanağımız belli. Banka ile müşteri arasında yapılan Kredi Kart sözleşmesi. Kart hamilleri hangi nedenler ile ters ibraz ( Chargeback ) talebinde bulunabilir? Ters ibraz talepleri genelde şu nedenler ile gerçekleşmektedir;

  • Belge talepleri
  • Kart hamilinin işlemi hatırlamaması
  • Kart hamili onayı dışında gerçekleşen işlemlere itirazlar (Dolandırıcılık İtirazları)
  • Süreç hatası itirazları (Mükerrer işlem, İşlem tutarında farklılık, vb.)
  • İptal/İade işlem itirazları
  • Ürün/Hizmet temini itirazları
  • Satın alınan ürün/hizmetin hasarlı/kusurlu/tarif edildiği gibi olmadığı itirazlar
  • Provizyon hatası itirazları

Bankalar işin kaymağını yerim bulaşıkları müşteri yıkasın diyemez. Kazanırken iyi ise sorumluluklarını da yerine getirsinler bir zahmet. Yoksa soygunun işbirlikçisi olma suçlamasından kurtulamazlar. Bizden durum tespiti. Gerisi vatandaşın hakkını araması, Tüketici Hakem Heyetlerini ve Ticari Mahkemelerin hakkaniyet kararlarına kalmış. Bu ülkede Hukuk var ise durumu yukarıda özetlediğim gibi Kredi Kartı ile kripto para alıp da dolandırılan müşteriler paralarını kuruşuna varana kadar bankalardan iade alır. Yoksa ülke olarak bu hukuksuzluğun altından kalkamayız.

KRIPTO İşlem yapan firmaların hesaplardaki paralar ne olacak?

THODEX tarzı firmaların bankalarda el konulan paraların akıbeti de merak konusu oldu. Özel bankalarda olan paralar için bu bankalar, “ne güzel vadesiz hesaplarda yıllarca blokede kalacak para” diye şu an el ovuşturduğunu görür gibiyim. Öncelikle bu paralar özel bankalarda kalmamalı açılacak “THODEX’zede mağdurları hesabı” olarak Kamu Bankasında veya TCMB hesaplarında durmalı. Zira bu paralar vadesiz hesaplarda bırakılıp aylar / yıllar sürecek sürede değer kaybetmeyecek şekilde değerlendirilmeli. Burada önemli olan hızlı davranan ve hukusal süreci öncelikli başlatan yatırımcılar öncelikli tahsilat yapar. Medyaya yansıyan 30 milyon TL üzerinde bankalarda para olduğudur. Bu ve yeni tespit edilecek paraları kim önce dava açıp hızlı davranır ise o yatırımcı alır.

Bir ülkede ne kadar çok dolandırıcılık olayı var ise o kadar Hukuk Sistemi zayıf demektir. Devlet dediğimiz sistemin de tam anlamı ile ana aygıtı da Hukuk Sistemidir. “Türkiye köklü bir devlettir” demek yetmez, yaşadıklarımız köklü bir Hukuk Sistemi kuramadığımızın kanıtıdır, tarihimize yakışmıyor! Devlet denilen aygıtlar bütünü olacakları önceden öngörüp Hukuksal altyapıyı günün şartlarına göre hazırlar. Yoksa vatandaş daha çook dolandırıcılardan dayak yer! Önemli olan testi kırıldıktan sonra parça toplamak değil, kırılmamasını sağlamaktır!

TAKASBANK nasıl kuruldu, unutuyoruz

O zamanki ismi İMKB olan ( BİST ) döneminde borsalar tatlı kar merkezi olurken, 1990’larda bugünkü gibi evini arabasını satanlar borsaya koştu. Aracı kurumlar “hamiline” yazılı hisse senetleri gidip İMKB’den müşteriler adına fiili olarak alıyordu. Hatırlayın Karaköy sahilinde tezgahlarda Hisse Senedi satılıyordu. Baya baya domates patates alır gibi verip parayı şirketlerin Hisse Senetlerini alıyordunuz. Ne zaman ki çoğunun aracılık yapmaya lisansının dahi olmadığı sonradan anlaşılan kıyıda köşede aracı kurumlar vatandaşın Hisse Senetlerini alıp kaçtı, o zaman buna bir çözüm bulalım dendi. Bizde adettir erken uyarı sinyalleri iş başa gelince çalışır. Hisseler aracı kurumda bulunmasın müşteri adına bir kurumda saklayalım dendi ve TAKASBANK kuruldu. O günden sonra da bu tür dolandırıcılık / hırsızlık yaşanmadı. İstenir ise çözüm bulunur. Yoksa daha çok gidenin arkasından mendil sallarız. Devlet denilen aygıt suçun işlenmesini beklemez, oluşabilecek suçlara karşı önceden önlem alır. Türkiye’de Emniyet ve MASAK içinde olası finansal suçları önceden önleme birimi daha donanımlı olmalı. Sektörün içinden gelen deneyimli personel ile takviye edilmeli, karşımızdaki insanların profesyonel olduğunu unutmamak lazım, beli ki yeni finansal ürünlerde yeterli tedbirleri zamanında alamıyoruz. Hukuksal düzenlemeler dijital çağda onlarca yıl sürmemeli.

UYARI : Bir uyarı da şikayetlerin ardı arkası gelmeyen “vatandaştan faizsiz ev araba sahibi yapacağız” diye 30 yıldır para toplayan firmalar ile ilgili. Onlarda da fırtına koptu kopacak. Öğrendik ki 30 yıldır hiçbir hukuksal altyapısı olmadan vatandaştan paralar toplanmış. Bazılarında ortada ne vaat edilen araba var ne de ev!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com yazarı

Meraklısına detaylı bilgi :

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

EKONOMİ

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı

Yayınlanma:

|

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı: Reel Sektörün En Büyük Sorunu Artık Talep Değil, Finansmana Erişim

Türkiye ekonomisinde uzun süredir uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele açısından önemli bir araç olarak görülse de, bu politikanın reel sektör üzerindeki yan etkileri artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı.

Bugün sanayicinin en büyük problemi sipariş eksikliği kadar, hatta ondan daha fazla nakit akışını yönetememesi haline geldi. Finansmana erişimin zorlaşması, ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi ve işletme sermayesinin hızla erimesi, üretim yapan şirketleri tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakıyor.

Kriz Dönemlerinde “Nakit Kraldır”

Finans dünyasının en bilinen sözlerinden biri olan “Cash is King” (Nakit Kraldır) ifadesi bugün Türkiye sanayisi açısından hiç olmadığı kadar anlam kazanmış durumda.

Normal dönemlerde şirketler;

  • satış yaparak,
  • stoklarını yöneterek,
  • bankalardan uygun maliyetli kredi kullanarak,
  • tedarikçi vadeleri ile müşteri vadeleri arasında denge kurarak

işletme sermayelerini çevirebilirler.

Ancak bugün bu mekanizmaların neredeyse tamamı aynı anda bozulmuş durumda.

Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı politikaları sonucunda kredi büyümesinin ciddi biçimde sınırlandırılması, bankaların ticari kredi kullandırmakta son derece seçici davranmasına neden oldu.

Sonuç olarak birçok firma krediye ulaşamıyor, ulaşabilenler ise sürdürülebilir olmayan maliyetlerle borçlanabiliyor.

Nakit Akışı Bozulunca Bütün Finansal Sistem Çöküyor

Bir şirketin finansal sağlığı sadece bilançosuna bakılarak anlaşılmaz.

Asıl kritik gösterge nakit akışıdır.

Bugün birçok firma;

  • üretmeye devam ediyor,
  • satış yapıyor,
  • cirosunu artırıyor,

ancak kasasına zamanında para girmediği için faaliyetlerini finanse edemiyor.

Nakit döngüsü uzadıkça;

  • tedarikçi ödemeleri gecikiyor,
  • maaş yükü ağırlaşıyor,
  • vergi ödemeleri baskı oluşturuyor,
  • kredi geri ödemeleri aksıyor.

Sonrasında ise domino etkisi başlıyor.

Maliyet Hesabı Yapmak Neredeyse İmkânsız Hale Geldi

Sanayicinin ikinci büyük sorunu ise maliyet yönetimi.

Yüksek enflasyon ortamında;

  • enerji fiyatları,
  • işçilik maliyetleri,
  • kira giderleri,
  • finansman maliyetleri,
  • kur hareketleri,
  • hammadde fiyatları

aynı anda değişiyor.

Bu nedenle bugün verilen bir fiyat teklifinin maliyeti birkaç hafta sonra tamamen değişebiliyor.

Artık birçok sanayici ürününü satarken gerçek maliyetini bile tam olarak hesaplayamıyor.

Muhasebe kârı ile ekonomik kâr arasındaki fark her geçen gün açılıyor.

Vadeli Satışlar Kâr Değil, Zarar Yazdırıyor

Geçmiş yıllarda rekabet avantajı sağlayan uzun vadeli satışlar bugün birçok sektör için ciddi bir risk unsuruna dönüştü.

90, 120 hatta 180 gün vadeli yapılan satışlarda;

  • enflasyon,
  • finansman maliyeti,
  • kur değişimi,
  • işletme giderleri

satış anındaki hesapları tamamen geçersiz hale getiriyor.

Tahsilat günü geldiğinde firma nominal olarak para kazanmış görünse bile reel olarak zarar etmiş olabiliyor.

Bu durum özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek sektörlerde daha da belirgin hissediliyor.

Ticari Kredi Faizleri Yönetilebilir Seviyenin Üzerinde

Bugün ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi birçok yatırımın finansal fizibilitesini ortadan kaldırıyor.

Bu seviyelerde kullanılan krediler;

  • yatırım finansmanını,
  • işletme sermayesi yönetimini,
  • kapasite artırımlarını,
  • ihracat hazırlıklarını

ciddi biçimde zorlaştırıyor.

Üstelik krediye erişim de kolay değil.

Birçok firma için sorun artık faiz oranı değil; kredi bulabilmek.

Sanayici Belki de Hiç Bu Kadar Çaresiz Hissetmedi

Türkiye sanayisi geçmişte;

  • 1994 krizini,
  • 2001 finans krizini,
  • 2008 küresel krizini,
  • pandemi dönemini,
  • büyük kur şoklarını

atlattı.

Ancak bugünkü tabloyu farklı kılan unsur, aynı anda birçok riskin üst üste gelmiş olmasıdır.

Şirketler;

  • yüksek faiz,
  • düşük talep,
  • finansmana erişim sorunu,
  • artan maliyetler,
  • bozulan nakit akışı,
  • belirsiz fiyatlama ortamı

ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu nedenle birçok sanayici kendisini önceki krizlerden daha kırılgan hissediyor.

Açıklanan Kredi Paketleri Neden Yeterli Olmuyor?

Son dönemde açıklanan çeşitli kredi destek paketleri piyasaya moral vermekle birlikte, reel sektörün toplam finansman ihtiyacı düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.

Sorun sadece yeni kredi verilmesi değildir.

Asıl ihtiyaç;

  • işletme sermayesini güçlendirecek uzun vadeli finansman,
  • üretime yönelik seçici kredi mekanizmaları,
  • ihracatçıya uygun maliyetli kaynak,
  • yatırım kredilerinde öngörülebilir faiz yapısı,
  • KOBİ’lere hızlı erişilebilir finansman modelleri

oluşturulmasıdır.

Aksi halde açıklanan paketler yalnızca belirli firmalara kısa süreli nefes aldırırken, sektörün genelindeki finansman sorununu çözmeye yetmeyecektir.

Sözün özü

Enflasyonla mücadele, makroekonomik istikrar açısından vazgeçilmezdir. Ancak üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği de aynı derecede önem taşımaktadır.

Bugün reel sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca yüksek faiz değildir; işletme sermayesinin erimesi, kredi kanallarının daralması, maliyet hesaplarının öngörülemez hale gelmesi ve nakit akışının bozulmasıdır.

Ekonomide üretim kapasitesini koruyacak, yatırım iştahını canlı tutacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak daha dengeli politikalar oluşturulmadığı sürece, sadece enflasyon göstergelerindeki iyileşmeye odaklanmak uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir.

Bugün sanayicinin talebi ayrıcalık değil; üretmeye devam edebileceği öngörülebilir, erişilebilir ve sürdürülebilir bir finansman ekosistemidir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.