Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

KRİPTO PARALAR VE BORSALAR FIRSAT MI? TEHLİKE Mİ?

Eski Hazineci Erden Armağan ER, zaman değişse de yöntemler ve fırsatçıların ağına düşenlerin psikolojisinin değişmediğini, her dönemde nasıl oluyor da birbirine benzer vurgunlar yapıldığını, sistemin fırsatçılar ile niçin başa çıkamadığını, babalarını dinlemeyen Z Kuşağının zaaflarının nasıl kendilerini vurduğunu tüm açıklığı ile anlatan bir yazı hazırladı. İşte o yazı :

Yayınlanma:

|

Sanırım yazılarımı takip eden bankavitrini.com okurlarının dikkatini çekmiştir. Bugüne kadar yazdıklarımda kah makro ekonomi, kah para ve sermaye piyasası araçları ile ilgili, kimi  genel kimi detay analizler paylaşmaya gayret ettim. Her ne kadar “Yatırım Tavsiyesi”  olarak algılanmaması için azami gayret sarf etsem de, neticede yazdıklarımın “Yol Gösterici” olması genel amacımdı. Yazılarım bir işe yarayacaksa, okurlar en azından para kaybedecekleri bir yola benim yüzümden sapmasınlar yeterlidir diye düşünüyordum. Bu süreç zarfında zaman zaman aldığım e-postalarda “Kripto Para”larla ilgili neden bilgi vermediğime ilişkin sorulara muhatap olsam da  bu topa girmemekte epey bir inat ettiğimi söyleyebilirim.

Peki Neden İnat Ettim?

Elbette birçok neden vardı, bunları başlıklar halinde özetlersem;

 1) Çok yeni olan “blokzincir” teknolojisine yeterince vakıf olmamak;açıkçası eskiden olduğu kadar aktif  olmamaktan kaynaklı bilgi eksikliğim, bu piyasalarda işlem yapmak konusunda imtina etmemin başlıca sebebidir. Zira bir nevi “Titan Saadet Zinciri” olarak addettiğim kripto paralar ve temelini oluşturan “blok zincir teknolojisi” ne kadar anlamaya çalışırsam çalışayım bir türlü aklıma yatmadı. Genel olarak Kapitalist Sistem’in “Piyasa Mantığı” da aklıma yatmamakla birlikte, özellikle “Türev Araçların” önce spekülatif balonlar yaratması, ardından daha da sıklaşan “çöküşlerin” devletler eliyle manipülasyona evrilmesini çözmem, yatırım konusunda daha da temkinli ve tedbirli davranmama yol açtı. ( Zaten amaç birkaç kişi dışında sistemin özü bilinmesin bu sayede büyük sermaye grupları sürekli kazanan taraf olsuna dönmüş durumda…)

 2) Nasıl bir değer alınıp-satıldığına ilişkin endişeler; Blok Zincir teknolojisi ve kripto paralar belli bir projeye ve hikayeye dayalı olmalı, örneğin “bitcoin”in projesi, ABD Doları’nın yerini almak ve dünyanın alışverişlerde kullandığı para birimi olabilmekmiş. Aynı şekilde “etherium”’un projesi de dünyanın en büyük bilgisayarı olmak ve akıllı kontratlara aracılık etmek diyebiliriz. En büyük iki kripto paranın hikayeleri bunlar, peki geriye kalan 5,498 alt coinin ( CoinMarketCap verilerine göre) hikayesi nedir biliyor muyuz? Açıkçası ben bilmiyorum. Dolayısıyla son dönemde özellikle Z Kuşağının zengin olma hayallerini süsleyen kripto paraların nasıl bir değer yarattıkları meçhul ve henüz emekleme aşamasında olan bu teknolojik paraların uzmanlarına göre de %90’ından fazlası “dijital çöp” olmaya  mahkum. Aslına bakarsanız bizim çocukluğumuzda biriktirdiğimiz futbolcu kartları, spor otomobil kartları v.b. lerini çok andırıyor. (Malum şimdilerde bazı çizgi roman kahramanlarının bile internet dünyasında kartları çok revaçta inanılmaz fiyatlara alınıp satıldıkları söyleniyor.)

 3) Türkiye’de Aracılık Faaliyetlerinin Belirsizliği;  Dünyada da, ülkemizde de henüz bu kripto paralarla ilgili resmi düzenlemeler bulunmuyor. Devletler ve hükümetler hukuki olarak henüz bir çerçeve çizmiş değiller. Gerçi TCMB geçtiğimiz hafta yayınladığı yönetmelikle ““Kripto varlıklar, ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz” diyerek ilk adımını yasaklama yönünde attı, ama elbette bu bir düzenleme sayılamaz. Üstelik yürürlük başlangıç tarihini de ilginç bir biçimde 30 Nisan 2021 olarak belirledi.  Önümüzdeki süreçte bu da çokça tartışılacak bir konu. Dolayısıyla “kripto para piyasası” şu an için denetimsiz ve suistimale açık vaziyette. (  Yakın zamanda Thodex isimli kripto Para Borsası’nın sahibinin 400 bine yakın hesap sahibinin tahminen 2 milyar dolar tutarındaki kripto paralarıyla yurtdışına kaçtığı iddialarını biliyorsunuzdur.) Daha Thodex’in şoku atlatılamadan peş peşe VeBitcoin  ve Bitay isminde iki borsanın! daha adı geçiyor ki, sanırım bunlar daha başlangıç.

 4) Saklama hizmetlerinin ulusal ya da uluslar arası güvenilirliği; Malum günümüzde Hisse Senedi, Tahvil, Altın gibi varlıkların saklama ve takas hizmetleri resmi borsalar, saklama kuruluşları ve bankalar tarafından yapılmaktadır. Ancak, kripto paraların teknolojisi ve mantığı dikkate alındığında bu tür hizmetlere gereksinim duyulmadığı söylenebilir. Aracısızlık ve merkeziyetsizliği ön plana alan kripto varlıklar adına “sıcak cüzdan” ve “soğuk cüzdan” denilen “USB”  tarzında çalışan donanımlarda saklanıyor varlıklar. Her ne kadar kişisel olarak cebinizde taşıyabileceğiniz “dijital formata”  sahip olsalar da, ödemelerde ve alım-satımlarda mutlaka bir “aracı” ya da “borsa” ya ihtiyaç duyulmasından dolayı yine de bu konularda “lisans” almış kurumların varlığı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumda da, regüle edilmemiş bir piyasada işlem yapmanın riskleri,  ülkemizdeki örneklerinde olduğu gibi apaçık ortada.

 5) Piyasanın “Merkeziyetsiz ve Denetimsiz” Oluşu; Finans işlerinden anlıyorsanız, iyi bir yazılımcıya sahipseniz ve de birazcık da paranız varsa, siz de hemen bir “kripto borsası” sahibi olabilirsiniz. Son yaşanan iki örnek de gösterdi ki, “iddia bayii” ya da liseden terk olmanızın bir sakıncası yok bu borsaları açabilmek için. Ben ve benim gibi uzun yıllar “portföy yöneticiliği” yapmış, çeşitli SPK Lisanslarına sahip, bu işlere 20 yıldan fazla kafa patlatmış olmak  yasal olarak “serbest fon yöneticiliği” yapmaya yeterli olmazken, yüzbinlerce kişinin parasını alıp-satabilecekleri ve adeta finansal bir tsunami yaratma potansiyeli olan bu borsaları açmak neredeyse “bakkal dükkanı” açmaktan daha kolay görünüyor. Ne SPK, ne MASAK, ne de TCMB hala bu piyasayı nasıl düzenleyecekleri ya da en azından vatandaşların mağduriyet yaşamalarını önlemek adına hangi adımları atacakları konusunda harekete geçmiş değiller ve görünen o ki, daha çok insanımızın bu türden “Fırsatçılar” tarafından soyulmaları yüksek olasılık dahilindedir. Bundan birkaç yıl evvel FX piyasasında yaşanan çok daha küçük çaplı mağduriyetler, SPK’nın aracı kuruluşlar için getirdiği düzenlemeler sayesinde büyümeden önlenebilmişti. Ayrıca henüz dünyada da regülasyonlara ilişkin herhangi bir organizasyonun gelişmemiş olması, yurt içinde bu işlemlere aracılık yapanlar lehine bir durumu da beraberinde getiriyor. Falanca kripto borsasına üyeyiz, ya da filanca bizim “coin”imiz hakkında “tweet atacak” mealinden yöntemlerle tanıtım yaparak “müşteri” ya da amiyane borsa tabiriyle “keriz” toplamaya çalışıldığı aşikar.

 6) Yatırımcılar  Nerede Yanlış Yapıyorlar? Dikkat edilirse, kripto varlıklara en çok  yatırım yapılan ülkeler sıralamasında üst sıralarda genellikle Az Gelişmiş ya da Gelişmekte Olan Ülke vatandaşlarının olduğu anlaşılıyor. Söz konusu ülkeler arasında Nijerya, Vietnam ve Filipinler’in ardından Türkiye 4. sırada. Gelir Dağılımındaki eşitsizlik, yüksek enflasyon, işsizlik bu ülkelerin ortak sorunları ve son 30 yılda uygulanan Neo liberal politikalarla  “yoksulluk” tavan yapmış durumda. Çalışarak ve üreterek zengin olma ya da rahat bir yaşam sürme hayalleri gelişmiş ekonomilerde de azalmakla birlikte, Az Gelişmiş ve Gelişen Ülkeler grubunda tamamen yok olmuş durumda ve genç kuşak (Y ve Z Kuşağı), kurtuluş umudunu tamamen “kripto varlıklara” bağlamış görünüyor. Çevremde ve basında bu varlıklarla ilgili konuşulan tek şey ise; %500 mü yoksa %2000 mi kazandığından öte geçmemektedir. Son yaşananlar yatırımcıların “kripto varlıklar” hakkında çoğunlukla hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını, karşı karşıya oldukları risklerden bihaber sadece “kazanç” odaklı konuya yaklaştıklarını gösteriyor. Bundan bir ay kadar önce Zoom’da katıldığım bir “kripto varlık” pazarlama toplantısında şahit olduklarım ise, konunun ülkemizde ne kadar istismara açık olduğuna dair şüphelerimde hiç de haksız olmadığımı gösterdi. Varlığı pazarlayan kişi, sanki büyük bir “lütufta” bulunuyormuşçasına bir tavır içerisinde, “arz fiyatında” indirim olmayacağını söyleyerek, katılımcılara adeta “önce biz sizi söğüşleyeceğiz” sonrası “Allah Kerim” modunda idi. Önce varlık, piyasada “işlem hacmi” ile dikkat çekecekmiş, sonra bilmem kim “Tweet” atacakmış, sonra da 20-25 katına Çinli’lere satılıp çıkılacakmış, “Külliye de arkalarındaymış”  gibi afaki bir senaryo ile söylemini devam ettirirken, benim “Projeniz Nedir? Okuyabileceğim bir Halka Arz İzahnamesi ya da başka bir dokümanınız var mı? Gibi sorularımın ardından geçiştirmeye yönelik bir iki yanıtın ardından toplantı sona ermişti. Belli ki, yatırımcıların izahname, sirküler v.b.  açıklayıcı ve taahhüt içeren hiçbir dokümanı okumadıkları varsayımıyla rahat hareket ettikleri gayet açıktı.

Yeni Bir “BANKER” Faciası Kapıda: KRİPTOZEDELER

Y ve Z Kuşağı 1980’lerin başındaki “Banker Faciasını” bilmez. Benim gibi X kuşağına dahil olanların da çok az hatırladığı başka bir “Finansal Çöküş” hikayesidir. Neo Liberal Politikaların Türkiye’deki miladı sayılan meşhur “24 Ocak 1980” kararlarından sonra ( Ki mimarı da o kimsenin yere göğe sığdıramadığı, ekonomide bu güne kadar yaşadığımız yıkım sürecini başlatan Turgut Özal’dır ),  liberalleşme adımları atılmaya başlanmış, ancak adımların istenen hızda gerçekleşmemesi üzerine askerlerin 12 Eylül 1980 darbesi gelmişti. 24 Ocak Kararları’nın etkisiyle enflasyon hızla yükselişe geçmişti. Ekonomiden Sorumlu Müsteşar Turgut Özal, Hazine Genel Sekreteri Kaya Erdem’di.  Mevduat faizleri enflasyonun altında getiriye sahipti ve vatandaşlar birikimlerinin enflasyon karşısında erimemesi için aynen bugün olduğu gibi getiri arayışındaydı. Faizlerin serbest bırakılmasıyla birlikte bankalar arasında başlayan faiz yarışı o güne kadar Türkiye mali sisteminde kullanılmayan bazı enstrümanların da devreye girmesine neden oldu. Bu mali araçlardan en fazla yaygınlaşanı “hamiline yazılı mevduat sertifikası”ydı. Bankaların “sırdaş hesap” adı altında ihraç ettikleri mevduat sertifikaları, bankalara belirli bir vade ile yatırılan paralar karşılığında, hesap sahibinin kimliğini gizli tutan, bankadaki mevduatın tutarını ve vadesini göstermek üzere verilen, hamiline yazılı bir belgeydi. Türkiye’de faaliyette bulunan 30 civarında banka, hamiline mevduat sertifikası ihraç ederken, bu sertifikalar bir anda sayıları binin üzerine çıkan bankerler tarafından pazarlanmaya başladı. Enflasyonun yıllık yüzde 30’lar civarında seyrettiği bu dönemde irili ufaklı birçok banker gazetelere verdikleri ilanlarla “mevduata aylık yüzde 10” , “yüzde 15” faiz vermeyi vaat ediyor, tüm Türkiye yüksek faize hücum ediyordu. Sürekli yeni mevduat toplayarak oluşturulmuş, mevduatın faizini ödemeye dayanan bu sistem, mevduat toplama hızı düşmeye başlayınca bankerlerin tek tek batmasına neden oldu. Maliye Bakanı Kaya Erdem’in, 1981 sonbaharında bankerler ortadan kaybolmaya başlayınca, “Vatandaş üç-beş kuruş fazla kazanmak için kumar oynamıştır” açıklaması piyasadaki paniği daha da artırdı. Dönemin hükümetinin almakta geç kaldığı yasal önlemler nedeniyle 300’e yakın banker iflas etmiş ve halkın milyarlarca TL parası yok olup gitmişti.

Babalarını dinlemeyen Z Kuşağı yaşayarak öğreniyor

Şimdi yaşanan Thodex ve benzeri yapılanmalarla ne kadar birbirine benziyor öyle değil mi? Halkın parasının enflasyon karşısında erimesi, çare olarak bilinçsizce bankerlere koşması, bankerlerin daha çok müşteri mudi çekebilmek için yaptıkları şaşaalı reklamlar, devletin ya da hükümetin önlem almakta gecikmesi… Nereyse tıpa tıp aynı öyle değil mi? Sadece tek bir fark var, o günkü bankerler şimdikiler gibi baştan halkı dolandırma niyetinde değillerdi. “Banker Kastelli” olarak bilinen Cevher Özden’in intihar etmesi bunun en açık göstergesidir. Bugün ise, failler en baştan planlarını dolandırıcılık üzerine kuruyorlar. Devlet ve hükümet mi? O günkü gibi bugün de önceden önlem almak yerine yeni “Kriptozedelerin” miktarına göre adım atmayı tercih ettikleri açıkça ortada.

Bankalar Neden Hazine Bölümlerinde “Genç Trader” Çalıştırıyorlar?

Genellikle bankaların Hazine Bölümleri ve Yatırım Kurumları ile Portföy Yönetim Şirketleri sürekli “Genç ve Dinamik” personel istihdam etmeyi tercih ederler. Eminim bu konu “İşsiz” kalmış orta yaşlı traderların bile aklına gelmemiştir. İşin içindeyken ve sürekli geçim, hayat ve kariyer derdindeyken insanın aklına gelmez, kendimden bilirim. Ne zaman ki mesleği bırakma kararı aldım benim de ondan sonra “kafama dank” etti bu konu. Elbette yeni mezun gençlerin dinamizmi, enerjisi, heyecanı yıllar geçtikçe olgunlaşan personelde kalmıyor. Fakat bunların yerini başka özellikler almaya başlıyor, siz ister “birikim” deyin ister “tecrübe” …. Lakin yaş ilerledikçe ve sistemin açıklarını, inceliklerini, aksaklıklarını sorgulamaya başladıkça artık “sistemin” arzulamadığı bir personel olmaya başlıyorsunuz. Müşterilerinize  daha temkinli ve tedbirli olmayı salık vermeye, yönettiğiniz fonların risklerini daha iyi yönetmeyi öğreniyorsunuz. Fakat “sistem” sizden bunu değil, daha çok işlem hacmini, daha çok komisyonu istediği için onlar için cazip olmaktan çıkıyorsunuz. Ama gençler öyle mi? Günde tek bir işlemde kazanılabilecek parayı 40 işlem yaparak kazanıyor ve daha çok komisyon kazancı getiriyorlar. Gözleri kara, yanlış bir pozisyon aldıklarında eğer iyi yetişmişlerse anında “stop loss” yaparak çıkabiliyorlar. Nasılsa sistem yeni ve doğru fırsatları her zaman vermeye muktedir öyle değil mi?

Ama yaşı 40’ların üzerine çıkmış personel daha az hatayla ve daha az işlemle aynı belki de daha fazla getiriyi elde etmeyi biliyor. Bu yüzden kurumun karlılığı için olumsuz bir özne olmaya başlıyor. Özellikle de bizim gibi Az Gelişmiş ya da Gelişmekte Olan Piyasalarda nasılsa alttan sürekli iyi yetişmiş fakat tecrübesiz gençler hem de daha ucuza çalışmaya hevesliyken, ne gerek var “tecrübe” ve “birikime”? Hem bu çocuklar “oyun hamuru” gibi istediğiniz gibi şekillendirilebilir.

Son söz; Gençlerimizin önünü her zaman açık tutmalıyız, ancak aynı zamanda onlara yaşadığımız tecrübeleri aktarabilmeli, bizim yaptığımız hatalara düşmemelerini öğretebilmeliyiz. Bunu yaparken paylaştığımız pastayı daha da büyütecek politikaları takip etmeliyiz.

Erden Armağan ER www.bankavitrini.com yazarı [email protected]

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bitcoin ATM Devinin Çöküşü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı

ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.

Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti

Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.

Yeni düzenlemeler kapsamında:

  • İşlem limitleri düşürüldü,
  • Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
  • Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
  • Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
  • Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.

Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.

Gelirler Sert Düştü

Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:

  • Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
  • Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
  • Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.

Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.

Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?

Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:

1. Dolandırıcılık Vakaları

Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.

2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar

ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.

3. Yüksek Operasyon Maliyeti

ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.

4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi

Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.

“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”

Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.

Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.

Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:

  • Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
  • AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
  • “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
  • Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.

Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.

Sonuç

Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.

Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.

Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”

bankavitrini.com

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.

Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.

ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.

Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.

Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.

Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.

Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.

Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.

Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.

Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!

Altın

 17790785860e12cecae11f7771d601d831b09dca3b_1_1200.jpg

Gümüş

 17790785862bec64ce0c1f648c81ab9dd61a6bc750_2_1200.jpg

Son 10 gün, değişim

17790785875efc3bec198bb7d8bd02b7a598dc16b4_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.