ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
KRİPTO PARALAR VE BORSALAR FIRSAT MI? TEHLİKE Mİ?
Eski Hazineci Erden Armağan ER, zaman değişse de yöntemler ve fırsatçıların ağına düşenlerin psikolojisinin değişmediğini, her dönemde nasıl oluyor da birbirine benzer vurgunlar yapıldığını, sistemin fırsatçılar ile niçin başa çıkamadığını, babalarını dinlemeyen Z Kuşağının zaaflarının nasıl kendilerini vurduğunu tüm açıklığı ile anlatan bir yazı hazırladı. İşte o yazı :
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
Erden Armağan Er
Sanırım yazılarımı takip eden bankavitrini.com okurlarının dikkatini çekmiştir. Bugüne kadar yazdıklarımda kah makro ekonomi, kah para ve sermaye piyasası araçları ile ilgili, kimi genel kimi detay analizler paylaşmaya gayret ettim. Her ne kadar “Yatırım Tavsiyesi” olarak algılanmaması için azami gayret sarf etsem de, neticede yazdıklarımın “Yol Gösterici” olması genel amacımdı. Yazılarım bir işe yarayacaksa, okurlar en azından para kaybedecekleri bir yola benim yüzümden sapmasınlar yeterlidir diye düşünüyordum. Bu süreç zarfında zaman zaman aldığım e-postalarda “Kripto Para”larla ilgili neden bilgi vermediğime ilişkin sorulara muhatap olsam da bu topa girmemekte epey bir inat ettiğimi söyleyebilirim.
Peki Neden İnat Ettim?
Elbette birçok neden vardı, bunları başlıklar halinde özetlersem;
1) Çok yeni olan “blokzincir” teknolojisine yeterince vakıf olmamak;açıkçası eskiden olduğu kadar aktif olmamaktan kaynaklı bilgi eksikliğim, bu piyasalarda işlem yapmak konusunda imtina etmemin başlıca sebebidir. Zira bir nevi “Titan Saadet Zinciri” olarak addettiğim kripto paralar ve temelini oluşturan “blok zincir teknolojisi” ne kadar anlamaya çalışırsam çalışayım bir türlü aklıma yatmadı. Genel olarak Kapitalist Sistem’in “Piyasa Mantığı” da aklıma yatmamakla birlikte, özellikle “Türev Araçların” önce spekülatif balonlar yaratması, ardından daha da sıklaşan “çöküşlerin” devletler eliyle manipülasyona evrilmesini çözmem, yatırım konusunda daha da temkinli ve tedbirli davranmama yol açtı. ( Zaten amaç birkaç kişi dışında sistemin özü bilinmesin bu sayede büyük sermaye grupları sürekli kazanan taraf olsuna dönmüş durumda…)
2) Nasıl bir değer alınıp-satıldığına ilişkin endişeler; Blok Zincir teknolojisi ve kripto paralar belli bir projeye ve hikayeye dayalı olmalı, örneğin “bitcoin”in projesi, ABD Doları’nın yerini almak ve dünyanın alışverişlerde kullandığı para birimi olabilmekmiş. Aynı şekilde “etherium”’un projesi de dünyanın en büyük bilgisayarı olmak ve akıllı kontratlara aracılık etmek diyebiliriz. En büyük iki kripto paranın hikayeleri bunlar, peki geriye kalan 5,498 alt coinin ( CoinMarketCap verilerine göre) hikayesi nedir biliyor muyuz? Açıkçası ben bilmiyorum. Dolayısıyla son dönemde özellikle Z Kuşağının zengin olma hayallerini süsleyen kripto paraların nasıl bir değer yarattıkları meçhul ve henüz emekleme aşamasında olan bu teknolojik paraların uzmanlarına göre de %90’ından fazlası “dijital çöp” olmaya mahkum. Aslına bakarsanız bizim çocukluğumuzda biriktirdiğimiz futbolcu kartları, spor otomobil kartları v.b. lerini çok andırıyor. (Malum şimdilerde bazı çizgi roman kahramanlarının bile internet dünyasında kartları çok revaçta inanılmaz fiyatlara alınıp satıldıkları söyleniyor.)
3) Türkiye’de Aracılık Faaliyetlerinin Belirsizliği; Dünyada da, ülkemizde de henüz bu kripto paralarla ilgili resmi düzenlemeler bulunmuyor. Devletler ve hükümetler hukuki olarak henüz bir çerçeve çizmiş değiller. Gerçi TCMB geçtiğimiz hafta yayınladığı yönetmelikle ““Kripto varlıklar, ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz” diyerek ilk adımını yasaklama yönünde attı, ama elbette bu bir düzenleme sayılamaz. Üstelik yürürlük başlangıç tarihini de ilginç bir biçimde 30 Nisan 2021 olarak belirledi. Önümüzdeki süreçte bu da çokça tartışılacak bir konu. Dolayısıyla “kripto para piyasası” şu an için denetimsiz ve suistimale açık vaziyette. ( Yakın zamanda Thodex isimli kripto Para Borsası’nın sahibinin 400 bine yakın hesap sahibinin tahminen 2 milyar dolar tutarındaki kripto paralarıyla yurtdışına kaçtığı iddialarını biliyorsunuzdur.) Daha Thodex’in şoku atlatılamadan peş peşe VeBitcoin ve Bitay isminde iki borsanın! daha adı geçiyor ki, sanırım bunlar daha başlangıç.
4) Saklama hizmetlerinin ulusal ya da uluslar arası güvenilirliği; Malum günümüzde Hisse Senedi, Tahvil, Altın gibi varlıkların saklama ve takas hizmetleri resmi borsalar, saklama kuruluşları ve bankalar tarafından yapılmaktadır. Ancak, kripto paraların teknolojisi ve mantığı dikkate alındığında bu tür hizmetlere gereksinim duyulmadığı söylenebilir. Aracısızlık ve merkeziyetsizliği ön plana alan kripto varlıklar adına “sıcak cüzdan” ve “soğuk cüzdan” denilen “USB” tarzında çalışan donanımlarda saklanıyor varlıklar. Her ne kadar kişisel olarak cebinizde taşıyabileceğiniz “dijital formata” sahip olsalar da, ödemelerde ve alım-satımlarda mutlaka bir “aracı” ya da “borsa” ya ihtiyaç duyulmasından dolayı yine de bu konularda “lisans” almış kurumların varlığı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumda da, regüle edilmemiş bir piyasada işlem yapmanın riskleri, ülkemizdeki örneklerinde olduğu gibi apaçık ortada.
5) Piyasanın “Merkeziyetsiz ve Denetimsiz” Oluşu; Finans işlerinden anlıyorsanız, iyi bir yazılımcıya sahipseniz ve de birazcık da paranız varsa, siz de hemen bir “kripto borsası” sahibi olabilirsiniz. Son yaşanan iki örnek de gösterdi ki, “iddia bayii” ya da liseden terk olmanızın bir sakıncası yok bu borsaları açabilmek için. Ben ve benim gibi uzun yıllar “portföy yöneticiliği” yapmış, çeşitli SPK Lisanslarına sahip, bu işlere 20 yıldan fazla kafa patlatmış olmak yasal olarak “serbest fon yöneticiliği” yapmaya yeterli olmazken, yüzbinlerce kişinin parasını alıp-satabilecekleri ve adeta finansal bir tsunami yaratma potansiyeli olan bu borsaları açmak neredeyse “bakkal dükkanı” açmaktan daha kolay görünüyor. Ne SPK, ne MASAK, ne de TCMB hala bu piyasayı nasıl düzenleyecekleri ya da en azından vatandaşların mağduriyet yaşamalarını önlemek adına hangi adımları atacakları konusunda harekete geçmiş değiller ve görünen o ki, daha çok insanımızın bu türden “Fırsatçılar” tarafından soyulmaları yüksek olasılık dahilindedir. Bundan birkaç yıl evvel FX piyasasında yaşanan çok daha küçük çaplı mağduriyetler, SPK’nın aracı kuruluşlar için getirdiği düzenlemeler sayesinde büyümeden önlenebilmişti. Ayrıca henüz dünyada da regülasyonlara ilişkin herhangi bir organizasyonun gelişmemiş olması, yurt içinde bu işlemlere aracılık yapanlar lehine bir durumu da beraberinde getiriyor. Falanca kripto borsasına üyeyiz, ya da filanca bizim “coin”imiz hakkında “tweet atacak” mealinden yöntemlerle tanıtım yaparak “müşteri” ya da amiyane borsa tabiriyle “keriz” toplamaya çalışıldığı aşikar.
6) Yatırımcılar Nerede Yanlış Yapıyorlar? Dikkat edilirse, kripto varlıklara en çok yatırım yapılan ülkeler sıralamasında üst sıralarda genellikle Az Gelişmiş ya da Gelişmekte Olan Ülke vatandaşlarının olduğu anlaşılıyor. Söz konusu ülkeler arasında Nijerya, Vietnam ve Filipinler’in ardından Türkiye 4. sırada. Gelir Dağılımındaki eşitsizlik, yüksek enflasyon, işsizlik bu ülkelerin ortak sorunları ve son 30 yılda uygulanan Neo liberal politikalarla “yoksulluk” tavan yapmış durumda. Çalışarak ve üreterek zengin olma ya da rahat bir yaşam sürme hayalleri gelişmiş ekonomilerde de azalmakla birlikte, Az Gelişmiş ve Gelişen Ülkeler grubunda tamamen yok olmuş durumda ve genç kuşak (Y ve Z Kuşağı), kurtuluş umudunu tamamen “kripto varlıklara” bağlamış görünüyor. Çevremde ve basında bu varlıklarla ilgili konuşulan tek şey ise; %500 mü yoksa %2000 mi kazandığından öte geçmemektedir. Son yaşananlar yatırımcıların “kripto varlıklar” hakkında çoğunlukla hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını, karşı karşıya oldukları risklerden bihaber sadece “kazanç” odaklı konuya yaklaştıklarını gösteriyor. Bundan bir ay kadar önce Zoom’da katıldığım bir “kripto varlık” pazarlama toplantısında şahit olduklarım ise, konunun ülkemizde ne kadar istismara açık olduğuna dair şüphelerimde hiç de haksız olmadığımı gösterdi. Varlığı pazarlayan kişi, sanki büyük bir “lütufta” bulunuyormuşçasına bir tavır içerisinde, “arz fiyatında” indirim olmayacağını söyleyerek, katılımcılara adeta “önce biz sizi söğüşleyeceğiz” sonrası “Allah Kerim” modunda idi. Önce varlık, piyasada “işlem hacmi” ile dikkat çekecekmiş, sonra bilmem kim “Tweet” atacakmış, sonra da 20-25 katına Çinli’lere satılıp çıkılacakmış, “Külliye de arkalarındaymış” gibi afaki bir senaryo ile söylemini devam ettirirken, benim “Projeniz Nedir? Okuyabileceğim bir Halka Arz İzahnamesi ya da başka bir dokümanınız var mı? Gibi sorularımın ardından geçiştirmeye yönelik bir iki yanıtın ardından toplantı sona ermişti. Belli ki, yatırımcıların izahname, sirküler v.b. açıklayıcı ve taahhüt içeren hiçbir dokümanı okumadıkları varsayımıyla rahat hareket ettikleri gayet açıktı.
Yeni Bir “BANKER” Faciası Kapıda: KRİPTOZEDELER
Y ve Z Kuşağı 1980’lerin başındaki “Banker Faciasını” bilmez. Benim gibi X kuşağına dahil olanların da çok az hatırladığı başka bir “Finansal Çöküş” hikayesidir. Neo Liberal Politikaların Türkiye’deki miladı sayılan meşhur “24 Ocak 1980” kararlarından sonra ( Ki mimarı da o kimsenin yere göğe sığdıramadığı, ekonomide bu güne kadar yaşadığımız yıkım sürecini başlatan Turgut Özal’dır ), liberalleşme adımları atılmaya başlanmış, ancak adımların istenen hızda gerçekleşmemesi üzerine askerlerin 12 Eylül 1980 darbesi gelmişti. 24 Ocak Kararları’nın etkisiyle enflasyon hızla yükselişe geçmişti. Ekonomiden Sorumlu Müsteşar Turgut Özal, Hazine Genel Sekreteri Kaya Erdem’di. Mevduat faizleri enflasyonun altında getiriye sahipti ve vatandaşlar birikimlerinin enflasyon karşısında erimemesi için aynen bugün olduğu gibi getiri arayışındaydı. Faizlerin serbest bırakılmasıyla birlikte bankalar arasında başlayan faiz yarışı o güne kadar Türkiye mali sisteminde kullanılmayan bazı enstrümanların da devreye girmesine neden oldu. Bu mali araçlardan en fazla yaygınlaşanı “hamiline yazılı mevduat sertifikası”ydı. Bankaların “sırdaş hesap” adı altında ihraç ettikleri mevduat sertifikaları, bankalara belirli bir vade ile yatırılan paralar karşılığında, hesap sahibinin kimliğini gizli tutan, bankadaki mevduatın tutarını ve vadesini göstermek üzere verilen, hamiline yazılı bir belgeydi. Türkiye’de faaliyette bulunan 30 civarında banka, hamiline mevduat sertifikası ihraç ederken, bu sertifikalar bir anda sayıları binin üzerine çıkan bankerler tarafından pazarlanmaya başladı. Enflasyonun yıllık yüzde 30’lar civarında seyrettiği bu dönemde irili ufaklı birçok banker gazetelere verdikleri ilanlarla “mevduata aylık yüzde 10” , “yüzde 15” faiz vermeyi vaat ediyor, tüm Türkiye yüksek faize hücum ediyordu. Sürekli yeni mevduat toplayarak oluşturulmuş, mevduatın faizini ödemeye dayanan bu sistem, mevduat toplama hızı düşmeye başlayınca bankerlerin tek tek batmasına neden oldu. Maliye Bakanı Kaya Erdem’in, 1981 sonbaharında bankerler ortadan kaybolmaya başlayınca, “Vatandaş üç-beş kuruş fazla kazanmak için kumar oynamıştır” açıklaması piyasadaki paniği daha da artırdı. Dönemin hükümetinin almakta geç kaldığı yasal önlemler nedeniyle 300’e yakın banker iflas etmiş ve halkın milyarlarca TL parası yok olup gitmişti.
Babalarını dinlemeyen Z Kuşağı yaşayarak öğreniyor
Şimdi yaşanan Thodex ve benzeri yapılanmalarla ne kadar birbirine benziyor öyle değil mi? Halkın parasının enflasyon karşısında erimesi, çare olarak bilinçsizce bankerlere koşması, bankerlerin daha çok müşteri mudi çekebilmek için yaptıkları şaşaalı reklamlar, devletin ya da hükümetin önlem almakta gecikmesi… Nereyse tıpa tıp aynı öyle değil mi? Sadece tek bir fark var, o günkü bankerler şimdikiler gibi baştan halkı dolandırma niyetinde değillerdi. “Banker Kastelli” olarak bilinen Cevher Özden’in intihar etmesi bunun en açık göstergesidir. Bugün ise, failler en baştan planlarını dolandırıcılık üzerine kuruyorlar. Devlet ve hükümet mi? O günkü gibi bugün de önceden önlem almak yerine yeni “Kriptozedelerin” miktarına göre adım atmayı tercih ettikleri açıkça ortada.
Bankalar Neden Hazine Bölümlerinde “Genç Trader” Çalıştırıyorlar?
Genellikle bankaların Hazine Bölümleri ve Yatırım Kurumları ile Portföy Yönetim Şirketleri sürekli “Genç ve Dinamik” personel istihdam etmeyi tercih ederler. Eminim bu konu “İşsiz” kalmış orta yaşlı traderların bile aklına gelmemiştir. İşin içindeyken ve sürekli geçim, hayat ve kariyer derdindeyken insanın aklına gelmez, kendimden bilirim. Ne zaman ki mesleği bırakma kararı aldım benim de ondan sonra “kafama dank” etti bu konu. Elbette yeni mezun gençlerin dinamizmi, enerjisi, heyecanı yıllar geçtikçe olgunlaşan personelde kalmıyor. Fakat bunların yerini başka özellikler almaya başlıyor, siz ister “birikim” deyin ister “tecrübe” …. Lakin yaş ilerledikçe ve sistemin açıklarını, inceliklerini, aksaklıklarını sorgulamaya başladıkça artık “sistemin” arzulamadığı bir personel olmaya başlıyorsunuz. Müşterilerinize daha temkinli ve tedbirli olmayı salık vermeye, yönettiğiniz fonların risklerini daha iyi yönetmeyi öğreniyorsunuz. Fakat “sistem” sizden bunu değil, daha çok işlem hacmini, daha çok komisyonu istediği için onlar için cazip olmaktan çıkıyorsunuz. Ama gençler öyle mi? Günde tek bir işlemde kazanılabilecek parayı 40 işlem yaparak kazanıyor ve daha çok komisyon kazancı getiriyorlar. Gözleri kara, yanlış bir pozisyon aldıklarında eğer iyi yetişmişlerse anında “stop loss” yaparak çıkabiliyorlar. Nasılsa sistem yeni ve doğru fırsatları her zaman vermeye muktedir öyle değil mi?
Ama yaşı 40’ların üzerine çıkmış personel daha az hatayla ve daha az işlemle aynı belki de daha fazla getiriyi elde etmeyi biliyor. Bu yüzden kurumun karlılığı için olumsuz bir özne olmaya başlıyor. Özellikle de bizim gibi Az Gelişmiş ya da Gelişmekte Olan Piyasalarda nasılsa alttan sürekli iyi yetişmiş fakat tecrübesiz gençler hem de daha ucuza çalışmaya hevesliyken, ne gerek var “tecrübe” ve “birikime”? Hem bu çocuklar “oyun hamuru” gibi istediğiniz gibi şekillendirilebilir.
Son söz; Gençlerimizin önünü her zaman açık tutmalıyız, ancak aynı zamanda onlara yaşadığımız tecrübeleri aktarabilmeli, bizim yaptığımız hatalara düşmemelerini öğretebilmeliyiz. Bunu yaparken paylaştığımız pastayı daha da büyütecek politikaları takip etmeliyiz.
Erden Armağan ER www.bankavitrini.com yazarı [email protected]
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı
Yayınlanma:
1 ay önce|
14/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.
Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.
Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.
Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.
Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.
Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.
Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
2 ay önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
2 ay önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Erdoğan'dan fon açıklaması: Ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak 21/10/2026
- Rusya'dan ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yola çıkıyor 21/10/2026
- Mercedes CEO'sundan 'Made in Europe' uyarısı 21/10/2026
- Elektrik piyasasında yeni teminat kuralları getirildi 21/10/2026
- Sigorta sektörünün prim üretimi 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı 21/10/2026
- Türkiye'nin en güvenilir markaları Global Marketing Summit'te açıklandı 21/10/2026
- Brezilya'nın kanatlı ihracatında virüs engeli 21/10/2026
- Çin Merkez Bankası'ndan sessiz faiz adımı 21/10/2026
- Deutsche Bank CEO'su Sewing: Yapay zekada balon görmüyorum 21/10/2026
- Eski Macaristan Merkez Bankası Başkanı gözaltına alındı 21/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







