Connect with us

EKONOMİ

Kritik hafta: ABD’de yarın ara seçimler, Perşembe enflasyon verileri açıklanacak

Yayınlanma:

|

  • Her ayın ilk Cuması ABD’de açıklanan resmî istihdam verileri, tahminlerimize paralel beraberinde büyük bir piyasa yansıması yarattı. ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, tarım dışı sektörde bordrolu çalışan sayısı 200 bin kişi artış kaydetmesi beklenirken gerçekleşme 261 bin kişi oldu. Yıllık maaş artışları (FED’in yakında takip ettiği enflasyon göstergesi) %4,7 ile beklentilere paralel sonuçlanırken, işsizlik oranının (beklenti %3,5) %3,7 seviyesine ykselmesi güvenli liman isteğinin azalmasına neden olurken, dolar geniş bantta değer kaybetti, geriye kalan var ne yok herşey değer kazandı.
  • Ayrıca, cuma günü sabah erken saatlerde kaleme aldığımız bültenimizde, Hong Kong borsa endeksi Hang Seng’in yaklaşık %6 değer kazandığını yazmış ama nedenini bulamamıştık. Cuma gününün ilerleyen saatlerinde, Çin’de gelen covid kapsamında önlemlerin azaltılacağı haberinin özellikle emtia piyasalarına alım getirdiğini gördük. Konuya biraz daha geniş açıdan yaklaşırsak, Çin’in “Zero Covid” politikasından çıkılması için adım atmaya başlaması, büyüme açısından önemli bir haber teşkil ederken, büyüyen bir ekonomide talebin de artacak olması, emtia fiyatları ve petrol için iyi bir haber olurken, enflasyon için kuşkusuz olumsuz bir haber.
  • Doların süper döngüsüne paralel 7 aydır peş peşe gerileyen altın, Cuma günü Çin’den gelen haberler ve akabinde ABD Tarım Dışı İstihdam verisinden de destek alarak uzun bir süredir dile getirdiğimiz 1,616 dolar seviyesinden sekerek 1,680 dolar seviyesine varan hızlı bir yükselişe imza attı. Altında ‘yükselişten’ söz edebilmek adına 1,685 dolar seviyesinin de üzerine çıkılması gerektiğini not edelim.
  • Altının cuma günü %3 değer kazandığı günde, gümüşün kritik bir direnç seviyesi olan 20,80 dolara kadar yükselmesi ve %7 değer kazanmasını da göz ardı etmemek gerekiyor. Özellikle, gümüş/altın rasyosunun gümüş lehine ilerlediğini not edelim. Bu minvalde, gümüşün 20,80 dolar seviyesi üzerinde iyice yerleşmesi durumunda, 22 dolar yatay destek seviyesinin çekim alanına gireceğini düşünüyoruz.
  • Kıymetli madenler aslında bildiğimiz önemli teknik seviyelerin kıyısında salınmaya devam ederken, sessiz sedasız aylardır 20bin dolar seviyesinin kıyısında salınan direnişin parası bitcoin, cuma günü sıkıştığı prangalarından yine beklentimize paralel kurtularak 2 ay sonra yeniden 21,400 dolar seviyesine kadar yükseldi.
  • 5 çeyrektir soluksuz bir şekilde yükselen doların piyasa kuru olan DXY, cuma günü piyasaların hızla risk-on moduna dönmesine paralel 111 seviyesinin altına gerileyerek mart ayından bu yana en büyük günlük düşüşü yaşadı. EUR dolar karşısında %2’den fazla değer kazanarak psikolojik ‘parite’ seviyesine yaklaştı. Son dönemlerin zayıf para birimi Sterlin bile haftayı 1,1380 seviyesine yükselerek tamamladı. Petrol fiyatları, cuma günü %5’ten fazla yükselirken, AB’nin Rusya petrolüne yönelik yaklaşan yasağı ve Çin’in bazı covid kısıtlamalarını gevşetme olasılığı piyasaları destekledi. Küresel durgunluk korkuları kazançları sınırlasa da, Brent ham petrolün vadeli işlemleri haftalık %3’e yakın kazançla varil başına 98 dolar seviyesine yükseldi.
  • Tüm bu olup biten yurtdışındaki ‘kargaşaya’ rağmen, USDTRY kuru kamunun da desteği ile 18,62 seviyesinin etrafında seyrini korurken, paritelerin dalgalanmasına paralel EURTRY ve GBPTRY kurlarında sert iniş ve çıkışlar görüyoruz. USDTRY kuru yatay seyretse de, ons altının yükselişine paralel cuma günü gram altın yeniden psikolojik 1,000 TL seviyesine kadar yükseldi. Lâkin, gram cephesinde fiyatın neredeyse son 5-6 aydır 960-1,030 arasına sıkışıp kaldığını da itiraf etmek gerekiyor. USDTRY kurunun sakin seyrine paralel Borsa İstanbul 100 endeksi dolar bazında 227 seviyesine dayanırken, TL bazında ise her yeni gün rekorlar kırmaya devam ettiğini görüyoruz. Enflasyondan kaçan yatırımcılar hisse senedi piyasasına âdeta hücum etmeye devam ediyor. Tahvil faizleri ise sürrealist derecede düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor.
  • Manşetimizde de belirttiğimiz üzere, bu haftanın gündemi oldukça yoğun ve önemli görünüyor.  ABD’de yarın düzenlenecek ara seçimlerde, Temsilciler Meclisinin tamamı, Senato’nun üçte biri yenilenirken 36 eyalet ve üç deniz aşırı bölgede valilik ve diğer kilit pozisyonların yeni sahipleri de belirlenecek. İki Başkanlık seçimi arasında yapılan Kongre ara seçimleri, Başkan’ın görev döneminin ortasına denk geldiğinden, seçmenin Başkan ve partiye yönelik memnuniyetinin ölçüldüğü bir referandum niteliği taşıyor. Demokratların Kongre’nin iki kanadından birini ya da ikisini de kaybetmesi durumunda Başkan Biden’ın işi çok daha zorlaşacak. Kongre’nin iki kanadında birden çoğunluğu kaybeden yönetimler, kendi başlarına yasa çıkarma işlevleri sekteye uğradığından “topal ördek” konumuna düşüyor. Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar 212’ye karşı 220, 100 sandalyeli Senato’da ise 50’ye karşı 51 üyeyle çoğunlukta olduklarını hatırlatalım.
  • Perşembe günü ABD’de açıklanacak TÜFE enflasyonu piyasalar açısında önemle takip edilecek. Daha doğrusu, ne FED ne de piyasalar enflasyon boynunu aşağıya çevirmeden rahat etmeyecekler. Bu minvalde, yıllık TÜFE artışının %8,0, çekirdek artışın ise %6,5 olması bekleniyor. Verinin beklentilerden daha iyi sonuçlanması, piyasaların yüzünü güldürecek; aksi ise satış baskısının (faiz artırımı devam edeceğinden) artmasına neden olacaktır.
  • ABD’de işsizlik oranının yükselmesi sonrasında haftanın son iş gününü %1,3 yukarıda tamamlayan ABD borsalarını takiben, yeni gün ve haftanın ilk iş gününde Asya piyasalarından da hava güneşli. Hang Seng borsası %3,5 , gösterge endeks Tokyo borsası ise %1,3 yukarıda işlem görüyor. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ise hafif de olsa kırmızılar gözümüz çarpıyor. Bu minvalde, cuma günü esen iyimserlik rüzgârları ardından bu sabah piyasaların temkinli bir şekilde güne başladıklarını görüyoruz.
  • Ortak para birimi EUR 0,9940 ; Sterlin ise 1,3340 seviyesine geri çekilirken, Bitcoin 20,800 seviyelerinde işlem görüyor. Dolar endeksi DXY 111 seviyesinin hafif de olsa üzerine yükselirken, altının ons fiyatı 1,670 gümüşün ise 20,50 seviyesine geri çekildiğini not edelim.
  • Mali piyasaların gündeminde bugün içeride hazine ihaleleri ve hazine nakit dengesi takip edilebilir.

>XAU

Altının ons fiyatı bültenimizde ön plana çıkardığımız aşağıda 1,616 ile yukarıda 1,685 dolar seviyeleri arasında geride bıraktığımız hafta sert dalgalandı. Teknik mânâda ön plana çıkan bu iki önemli seviyenin takip edilmesi ve geçildiği yöne doğru pozisyon alınması akıllıca duruyor. Alternatif olarak, $1,685 seviyesine yakın satıp yukarıya $1,695 dolara zarar kes (stop) veya aşağıda $1,620 dolar yakın alım, $1,605 dolara ise yine stop emri bırakılabilir.

166779797233e2382380b1f4e4536f5633a91de491_1_1200.jpg

>XAG

Risk-on modunda süratli şeridi kullanan gümüş cuma günü %7 değer kazanarak 20,80 dolar seviyesindeki direncine kadar ilerledi. Teknik mânâda 20,80 dolar seviyesi geçilmeden heyecan yapmak istemiyoruz. Geçilmesi durumunda yukarıda 22 dolar seviyesinin çekim alanına gireceğiz

1667797972d13428fc0c469f9d9028e405214a51f1_2_1200.jpg
iktisatbank

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

EKONOMİ

Konteyner navlun ücretleri salgın öncesine dönüyor

Çin’den ABD’nin batı kıyılarına konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 dolar altına ve Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ana deniz ticaret yollarındaki navlun fiyatları, yüksek enflasyonun tüketici talebini düşürmesinin ve artan stoklarla küresel tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesinin ardından konteyner fazlalığıyla düşmeye devam ediyor. Navlun piyasasındaki taşımacılık ücretlerinin göstergesi olarak bilinen ve küresel ekonominin öncü göstergelerinden olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), yıl başında 2 bin 200 puan seviyelerinde bulunurken, 24 Kasım itibarıyla bin 242 puan seviyesinde seyretti.

Küresel ticaretin 12 önemli deniz yolu şeridindeki konteyner navlun oranlarını ölçen Freightos Baltık Küresel Konteyner Endeksi’nin değeri ise (40 inç HC konteyner maliyeti) bu yılın başında 9 bin 293 dolar seviyesindeyken, 24 Kasım itibarıyla 3 bin doların altına indi.

Yine endekse göre, Çin’den ABD’nin batı kıyıları bölgesine konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 doların altına indi. Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi

halktv.com haberine göre; Denizcilik danışmanlık şirketi Drewry tarafından hazırlanan Dünya Konteyner Endeksi de 39 haftadır art arda düşüşünü sürdürüyor. Endeks bu hafta yüzde 7 düşerken, 24 Kasım’da 40’lık konteynerin spot navlun fiyatlaması 2 bin 404 dolar olarak belirlendi.

Deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük arz fazlası bekleniyor

Küresel olarak tüm malların yüzde 90’ından fazlası gemi ile taşınıyor ve bu nedenle konteyner taşımacılığı dünya ticaretinin can damarı olarak görülüyor.

COVID-19 salgınıyla dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner krizi” başlamıştı. Önce, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissedilmişti.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönememiş ve bu da arz sorununu derinleştirmişti. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için sırada beklemişti.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edememiş, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kalmıştı.

Küresel tüketici talebinde düşüşle konteyner depoları dolarken, deniz taşımacılığı sektöründe navlun alanı arz fazlası artıyor.

Uzmanlar, salgın döneminde yaşanan darboğazlardan sonra, 2023 ve 2024 gibi erken bir tarihte deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük bir arz fazlası bekliyor.

Uzmanlar, her şeyden önce değişen tüketici harcamalarını konteynerlere düşen talebin nedeni olarak görürken, Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği yüksek enflasyonun yol açtığı potansiyel bir küresel resesyon zemininin navlun fiyatlarını aşağı çektiğini belirtti.

Tüketim ürünlerine COVID-19 sonrası talep artışının yavaşlaması, yüksek enerji maliyetleri, perakendeciler ve üreticilerin de mallarını normalden daha erken tedarik etmesinin bu düşüşe katkıda bulunduğunu belirtti.

Deniz taşımacılığında kapasite fazlası artıyor

Avusturya merkezli uluslararası nakliye ve lojistik şirketi Gebrüder Weiss’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Hava ve Deniz Taşımacılığı Genel Müdürü Lothar Thoma, son birkaç ayın darboğazlarından sonra, deniz taşımacılığında artık kapasite fazlasının yeniden arttığını söyledi.

Thoma, navlun oranlarının son haftalarda önemli ölçüde düştüğünü ve şimdiden “korona öncesi seviyeye” geri döndüğünü belirterek, “Bunun nedeni öncelikle Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği küresel ekonominin soğumasıdır. Resesyon, kargo alanı fazlalığı ile karşılanan nakliye talebinin azalmasına yol açar. İyi haber ise tedarik zincirleri yeniden daha öngörülebilir ve güvenilir hale geliyor. Son iki yılda bizim ve müşterilerimizin hayatını zorlaştıran gecikmeler ve öngörülemezlikler çözüldü. Limanlarda boşaltılmayı bekleyen gemi kalmadı. Küresel ekonomi toparlanmadığı sürece, navlun oranlarının bu düşük seviyelerde kalması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladı

İlk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan Yapı Kredi, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine ihracat taahhütlü kredi kullandıracak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) teminatıyla kredi sunmaya başladı.

Yapı Kredi’den yapılan açıklamaya göre, ilk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan banka, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine, İGE teminatıyla ihracat taahhütlü kredi kullandıracak.

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, ihracatı destekleyici çözümleri müşterileri ile buluşturduklarını belirterek, ihracatçı firmalara sundukları çözümleri önemsediklerini ve önceliklendirdiklerini bildirdi.

Ekonomik gelişimin en önemli unsurlarından olan ihracat hedeflerine ulaşmak için ihracatın geniş bir tabana yayılması ve daha fazla firmanın ihracat yapmasının önemine işaret eden Erdoğan, ihracatçıların bu konudaki gelişiminde Yapı Kredi olarak katkılarını en üst düzeyde sağlayabilmek için çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bu kapsamda ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

‘Tüm bunların yanı sıra Yapı Kredi olarak konusunda uzman ve deneyimli kadrolarımızla nakit yönetimi ve dış ticaret alanında müşterilerimize, ürün ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek danışmanlık hizmeti de sağlıyoruz. Ayrıca, dijital kanallarımızdaki zengin dış ticaret menümüzle de ihracatçı müşterilerimizin iş hayatını kolaylaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de başta finansmana erişim ve bankacılık hizmetleri olmak üzere ihracatçı firmaların yanında olmaya ve sınırları kaldırmaya devam edeceğiz.’

– ‘İhracatın desteklenmesi için büyük adım’

İhracatı Geliştirme AŞ Genel Müdürü Kasım Akdeniz de iş birliğinin ihracatın desteklenmesi adına büyük bir adım olduğunu vurgulayarak, ‘Verdiğimiz kefaletlerle ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak, finansman hacmini artırmak ve çeşitlendirmek üzere çıktığımız bu yolda en önemli başarı faktörlerinden birisi bankalarımızın teknik entegrasyonlarını tamamlayıp finansman için kaynak ayırmasıydı. Yapı Kredi, bu süreçte öncü bankalarımızdan oldu ve projeyi başarılı bir şekilde tamamlayarak İGE kefaletiyle ihracat kredisi kullandırma uygulamasını başlattı. Yapı Kredi’yi bu başarılı çalışması için tebrik ediyor, iş birliğimizin ihracatın finansmanına yönelik yeni çalışmalara başlangıç olmasını diliyorum.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.