Connect with us

BANKA HABERLERİ

Sabancı’da uzaktan çalışma kalıcı hale geliyor

opluluk bünyesinde 2 yıl önce başlatılan ve salgın döneminde yaygınlaşan uzaktan çalışma yaklaşımları salgın sonrası kalıcı hale gelecek. “Tamamen uzaktan” ve “karma uzaktan çalışma” olarak iki ayrı planda tanımlanan modelle, Topluluk bünyesindeki beyaz ve gri yaka çalışanların yüzde 75’i uzaktan çalışma kapsamında olacak.

Yayınlanma:

|

Sabancı Holding’in 2021-2025 stratejisi kapsamında odaklandığı 5 ana başlıktan biri olan “İşin Geleceğine Uyum” konusunda çevrim içi toplantı düzenlendi.

Toplantıda verilen bilgiye göre, Sabancı Holding’in, Boston Consulting Group (BCG) Türkiye iş birliğiyle hazırladığı planın yol haritaları kapsamında, 2 yılda çalışanlara yönelik 200 milyon TL’nin üzerinde yatırımın hayata geçirilmesi planlanıyor.

Bin 500 maddelik eylem planıyla hazırlanıyor

Verilen bilgiye göre, Sabancı Holding, 2021-2025 stratejisi kapsamında odaklandığı 5 ana başlıktan biri olan “İşin Geleceğine Uyum” konusuna bin 500 maddelik kapsamlı bir eylem planıyla hazırlanıyor. Sabancı Holding’in, BCG Türkiye iş birliğiyle hazırlayarak uygulamaya geçirdiği plan, Topluluk bünyesindeki tüm şirketleri kapsayacak ve toplam 7 ana başlık altında uygulanacak.

“Uzaktan çalışma”, “zihinsel ve fiziksel sağlık”, “esnek iş gücü ve yüksek performans”, “yetenek ve beceri yönetimi”, “geleceğin liderliği”, “amaç odaklı organizasyon ve kültür”, ‘dijital, veri odaklı ve çevik organizasyon” başlıkları altında her bir şirket için ayrı bir yol haritası oluşturulacak. Tüm aksiyonlar tamamlandığında, Sabancı Topluluğu şirketlerinin “işin geleceği” alanında, kendi sektörlerinin dünyadaki en iyi örnekleri arasında olması hedefleniyor. Hazırlanan yol haritaları kapsamında 2 yılda çalışanlara yönelik 200 milyon TL’nin üzerinde yatırımın hayata geçirilmesi planlanıyor.

İş tanımı uygun herkes uzaktan çalışacak

Söz konusu plan dahilinde öne çıkan uygulamalara bakıldığında, iş tanımı uygun herkes uzaktan çalışacak. Topluluk bünyesinde 2 yıl önce başlatılan ve salgın döneminde yaygınlaşan uzaktan çalışma yaklaşımları salgın sonrası kalıcı hale gelecek. “Tamamen uzaktan” ve “karma uzaktan çalışma” olarak iki ayrı planda tanımlanan modelle, Topluluk bünyesindeki beyaz ve gri yaka çalışanların yüzde 75’i uzaktan çalışma kapsamında olacak.

Sabancı çalışanlarının farklı Sabancı şirketlerine ait lokasyonları ortak kullanabildikleri, çalışma zamanlarını kendi belirledikleri esnek saatlerle çalışabildikleri “freelanc” ya da “part-time” çalışma opsiyonlarının sunulduğu çok sayıda uygulama hayata geçirilecek ve yaygınlaştırılacak.

Çalışanlara sunulan destekler artırılacak

Uzaktan çalışanlara verilen destekler de çeşitlendirilecek. Bazı sabit gider (internet, yemek, elektronik iş araçları ve benzeri) desteklerinin yanında ergonomik ihtiyaçlara yönelik destekler de (çalışma masası, sandalyesi ve benzeri) kapsamın içinde yer alacak. Bunlara ek olarak İş-Özel Hayat Destek Uygulamaları (toplantısız saatler, iletişim kuralları), Uzaktan Çalışma Eğitimleri gibi pek çok destek de yaygınlaştırılarak devam edecek.

Tüm çalışanları kapsayan çalışan destek programları, bedensel, ruhsal, zihinsel ilave sağlık destek paketleri ile zenginleştirilecek. Bu paketler kapsamında, kaygı ve stres yönetimi, ebeveyn-çocuk ilişki destekleri, spor-fitness-diyetisyen destekleri, çalışanlar ve aileleri için online psikolog ve rehberlik seansları da yer alacak.

“Ülkemizde bir işaret fişeği yakmak istiyoruz”

Toplantıda konuşan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, son yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan dönüşümün, iş yapış şekillerini de baştan aşağı değiştirdiğini ve teknolojik gelişmelerin her geçen gün hızlandığı günlerde, artık iş kollarını, iş gücünü ve iş alanlarını, eski dünyanın kurallarına göre organize etmenin imkansız olduğunu vurguladı. “Yeni Neslin Sabancı”sı olarak, bu dönüşümü uzun süredir takip ettiklerini aktaran Alper, bu doğrultuda, son yıllarda hayata geçirdikleri proje ve uygulamalarla çalışma hayatına yenilikçi bir bakış açısı kazandırmanın, işin geleceğine uyum konusuna Türkiye’de öncülük etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

Sabancı Holding’in dijital altyapısı sayesinde Türkiye’de uzaktan çalışmaya geçen ilk topluluklardan biri olduğunu belirten Alper, “Biz Topluluk bünyesinde bu çalışmalara pandemi öncesinde başladık. Şimdi ise yeni normalin oyun kurucu şirketlerinden biri olarak, gelecekte bizleri bekleyen iş yapış şekillerine hazırlıklı olabilmek, bizleri bugünlere getiren, başarılarımızın gerçek sahipleri olan çalışanlarımızı da bu geleceğe en iyi şekilde adapte edebilmek için çok kapsamlı bir planla yeni bir yola çıkıyoruz.” dedi.
“İşin Geleceğine Uyum” konusunun sadece iş yaşamını değil, toplumsal yaşamı da yakından ilgilendiren bir konu olduğunu aktaran Alper, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu açıdan böylesine kapsamlı bir planla yola çıkarak ülkemizde bir işaret fişeği yakmak istiyoruz. Ana amacımız, tüm paydaşlarımızın gelişip güçleneceği bir gelecek için işlerimizin ve iş yapış biçimlerimizin geleceğini, çalışma ortamlarımızın geleceğini ve iş gücümüzün geleceğini bütüncül ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele alarak cesur adımlar atmak, öncü ve örnek olma misyonumuzu pekiştirmek. Yaşanan tüm bu dönüşümlerin ışığında, iş dünyasının temsilcileri olarak, geleceği tasarlamamız ve çalışanlarımızı geleceğin yetkinlikleri ile donatmamız şart. Bizleri bekleyen zorlu gelecekte ancak daha çağdaş, daha kapsayıcı çalışma hayatı prensipleriyle var olabilir, katma değerli üretim konusunda ülke olarak hedeflediğimiz seviyeye bu şekilde ulaşabiliriz.”

“Sabancı Topluluğu şirketlerinin her birine ‘özel reçete’ hazırlandı”

Sabancı Holding İnsan Kaynakları ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Hakan Timur da, “İşin Geleceğine Uyum” konusunda tüm dünyada yapılan en kapsamlı çalışmalardan birini BCG Türkiye ile hayata geçirdiklerini aktardı.

Söz konusu planın, Topluluk bünyesindeki tüm şirketleri kapsadığını ve toplam 7 ana başlık altında uygulanacağını bildiren Timur, “Bu 7 başlık altında da 34 alt başlığımız bulunuyor. Tüm şirketlerimiz için her bir alt başlık ayrı ayrı ele alındı. Her şirketin kendi sektörlerinde ve genelde, global ölçekte ne seviyede olduğu ölçüldü. Yani şirketlerimiz yerel rakipleri ile değil, küreseldeki en iyi uygulamalarla kıyaslandı. Her bir şirketimizin mevcut durumu göz önüne alınarak ayrı ayrı tespitlerde bulunuldu ve şirkete özgü reçeteler yazıldı, her pozisyondan ve nesilden, kapsamlı bir çalışan katılımı ile şirket genel müdürlerimiz ve İK yöneticilerimizin liderliğinde kısa, orta ve uzun vadeli yol haritaları hazırlandı.” diye konuştu.

“Hedefimiz, şirketlerimizin en iyi örneklerden biri haline gelmesi”

“İşin geleceği” kavramını, bir tasarruf unsuru olarak ele almadıklarını belirten Timur, “Uzaktan çalışma başta olmak üzere, çalışma hayatında yapılacak bazı değişikliklerin şirketlere finansal olarak avantaj yarattığı bir gerçek. Ancak biz, tüm bu çalışmalarla oluşacak kaynağı yine çalışanlarımıza döndüreceğiz. Bu kaynağı onların ihtiyaçlarına, fiziksel ve zihinsel sağlığına, kişisel gelişimine, eğitimlerine harcayacağız. Bu doğrultuda, önümüzdeki 2 yıl içinde çalışanlarımıza ve organizasyonlarımıza yönelik 200 milyon TL’nin üzerinde ilave bir yatırımı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Temel hedefimiz, her bir Sabancı Topluluğu şirketinin, işin geleceği alanında, kendi sektörlerinde, ulusal ve uluslararası alanda en iyi örneklerden biri haline gelmesidir.” şeklinde konuştu.

BCG Kıdemli Yönetici Ortağı ve Ülke Direktörü Burak Tansan ise, COVID-19 döneminin getirdiği doğal bir sonuç olarak “işin geleceği” denilince akla ilk uzaktan çalışma gelse de geleceğin organizasyonlarını inşa etmek için bu konunun çok boyutlu bir şekilde ele alınması gerektiğine inandıklarını söyledi. Tansan, “Bu konuda çok kapsamlı bir çalışmayı başlatan ve uygulamaya başlayan Sabancı Topluluğu’nun çok yakın dönemde bu konuda küresel en iyi uygulamalar arasında yer alacağına yürekten inanıyoruz.” dedi.

dünya

BANKA HABERLERİ

Refet Gürkaynak: Bağımsız, Güvenilir Bir Merkez Bankasına İhtiyacımız Var”

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP, bugün Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması düzenledi. Prof. Dr. Refet Gürkaynak, burada şöyle konuştu:

“ENFLASYONUN BU KADAR YÜKSEK OLMASI, ADININ TÜRKİYE OLMASINDAN KAYNAKLANMIYOR”

“Türkiye’nin durumundan bahsederken maalesef içimizi karartmadan konuşmak kolay değil. İktisadi durumumuz kötü. Bunu bilmek için benden duymaya ihtiyacınız yok. Öte yandan sadece iyi niyetle, ümitperverlikle değil uzmanlıkla bunun daha iyisinin mümkün olduğunu söylemek isterim. Daha iyisi elbette mümkün. Çok daha iyisi elbette mümkün. Bizim için, Türkiye’nin refahı için mümkün olan iyilikler yakın ya da uzak geçmişimizle görmüş olduğumuz şeylerle sınırlı değil. Bizim görmediğimiz kadar iyisi olmamız da gayet mümkün.

Bazen Türkiye’de olup biten şeyleri dünyanın bize bir tezahürü gibi anlatmaya çalışıyoruz ya da çalışıyorlar. Yani Türkiye’de enflasyon niye bu kadar yüksek? Bütün dünyada yüksek olduğu için, petrol fiyatları yüksek olduğu için, Amerikan Merkez Bankası şöyle yaptığı için, buğday fiyatı yüzünden. Bunlar bize ‘Enflasyon veyahut fakirlik Türkiye’ye olan şeyler’ deme yolları. Bu sorumluluğu bizden atıyorlar, belki biraz içimizi rahatlatıyor. Bir yandan da bunu değiştirme yetkisini de elimizden alıyor. Eğer bunlar bize olan şeyler ise ‘Bunu değiştiremiyoruz zaten’e geliyor. Halbuki böyle değil.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE İŞE YARAMAYACAK POLİTİKALAR TÜRKİYE’DE DE YARAMIYORLAR”

Enflasyonun bu kadar yüksek olması, adının Türkiye olması, şu veya bu enlemde olmasından kaynaklanmıyor. Şu tabii ki aşikâr. Biz bu gezegende bir ülkeyiz. Dünyada olup biten bizi de etkiliyor.

Bu ülkede ne olup bittiğine dair bu ülkenin insanları olarak söz sahibiyiz. Bunun sorumluluğunu almak zorundayız. Bu enflasyon bizim yaptığımız bir şey. Dünyanın her yerinde olduğu gibi kötü politikalar kötü sonuçlar doğruyor. İyi politikalar iyi sonuçlar doğuruyor. Ülkelerin birbirlerinden farklılıkları var. Birtakım ülkelerin birtakım özellikleri var.

Ama, dünyanın hiçbir yerinde işe yaramayacak politikalar Türkiye’de de yaramıyorlar. Bundan da şaşırmamak lazım. Dünyanın her yerinde enflasyonu kontrol etmiş politikalar Türkiye’de de edebiliyorlar. Buna da şaşırmamak lazım.

“UMARIZ UGANDALI DOSTLARIMIZ DA ‘BURASI TÜRKİYE Mİ?’ DİYE BİZİMLE ALAY ETMİYORLARDIR”

2000’lerin başında enflasyon Türkiye’de kuvvetle düşerken, petrol fiyatları görülmedik hızla artıyordu. Bunu yapmayı başardık, yapabiliyoruz. Bugün Türkiye’de enflasyonun artmasının nedeni petrol fiyatları değil. Enflasyon dünyanın her yerinde olsaydı eğer, dünyanın her yerinde birden görmeyi beklerdik tanımı gereği. Buradaki gri bant, birçok gelişmekte olan ülkenin enflasyon oranlarını içine alan bir bant. En sonda zincirlerini kırıp uzaya gitmeye çalışan çizgi de Türkiye’nin enflasyon oranı. Buna aktığınız zaman, ‘Her yerde enflasyon’ diye başlayan bütün cümlelerin bizim aklımızla alay etmek olduğunu görüyorsunuz.

Uganda’nın enflasyonu ile Türkiye’nin enflasyonu. Görüyorsunuz, 90’larda Uganda da yüksek enflasyondan mustaripken enflasyonunu düşürmüş ve tekrar yükseltmemiş. 2020 sonrasına baktığımız zaman bizim Uganda ile alay edecek bir şeyimiz olmadığını açık açık görebiliyoruz. Umarız Ugandalı dostlarımız da ‘Burası Türkiye mi?’ diye bizimle alay etmiyorlardır.

“ENFLASYON, FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİR”

Enflasyon, genel bir kötü yönetim göstergesidir. Ama bir taraftan da enflasyon bir vergi, birilerinden alıp birilerine veriyor. Bu bakımdan da en adi, en aşağılık ve en korkunç vergilerden biri. Fakirden alıp zengine verir ve çaktırmadan yapar. Bir zamanlar konuşulan ve Türkiye’de de hâlâ bahsedilen ‘Enflasyonu göze aldık, çünkü biz büyümek istiyoruz’. 1970’lerde bütün dünya bunu denedi ve bütün dünya bu işte çuvalladı. Biz de deneyip daha önce başarısız olduk zaten. Bunun neden olmadığını da biliyoruz. ‘Enflasyonu yükselteyim ama büyüyeyim’ böyle bir şey yok, hiç olmadı. Türkiye’de de olmadığını görüyoruz. Bir kere daha görmemize gerek yok. 90’larda da gördük bunu. Anlamak için de bir işi bir kere yapmış olmak da yeterli aslında. Enflasyonunuz ortalamada yüzde 2 ise, 1-3 arasında, 0-5 arasında gidiyor geliyor, enflasyonu eğer ıskalıyorsanız ve beklemediğiniz gibi olduysa hatanız yüzde 2. Yaşarsınız o zaman. Ortalama enflasyonunuz yüzde 30 ise eğer, o enflasyon yüzde 15-60 arasında gidip geliyordur. Orada yaptığınız tahmin hatası artık çıkarılamaz, şirketleri batırıyor. Böyle olacağını insanlar önden görüyorlar zaten. 2 ay sonrasında vadeli işlem yapılamayan ülkede 2 sene sürecek yatırım işini kimse yapmıyor. Bu yatırımı yapmıyorsunuz, büyümüyorsunuz da. Enflasyon, büyümenin önünde büyük bir engel. Bu nedenlerle enflasyonu düşürmek zorundayız.

“BAĞIMSIZ, GÜVENİLİR MERKEZ BANKASI’NA İHTİYACIMIZ VAR”

Enflasyonu düşüreceğiz diye yola çıkmak Türkiye’yi birleştiren bir şey. Zor olan birçok şeyi yapabilir hale getiriyor. Bunu yapmak için neye ihtiyacımız var? Hepimizin bildiği, bağımsız, güvenilir Merkez Bankası. Bu ezber yanlış değil, Gerçekten bu şart. Bu şartı yerine getirmek de zor değil. ‘Türkiye’de sadece şu ankinden daha iyi merkez bankacılar vardır’ demek zorunda değiliz. Dünyanın en iyi merkez bankacılarından bazıları Türkiye’de. Bunlardan birinin konuşmasını az önce dinledik.

“TÜRKİYE’DE SADECE MERKEZ BANKACILARI DEĞİŞTİREREK BEDAVAYA ENFLASYONU DÜŞÜREBİLECEĞİNİZE DAİR KENDİMİZİ ALDATMAMAMIZ GEREKİYOR”

Merkez Bankası idaresinin güven vermesi lazım. Merkez Bankacılığı bir güven işidir. Ama bu güveninin siyasetten bağımsızlıkla, kendi başına enflasyonu düşüreceğine dair kendimizi de aldatmamamız lazım. Çünkü aklı başında bir Merkez Bankacı yaptığı işlerin sonuçlarının ne olduğunu düşünecek. Bu sonuçlar eğer ‘Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey hazineyi batırır. Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey mali sektörde kriz yaratır’ ise yine iş yapamaz hâle geliyorsunuz. Bunun için de bütünsel bir değişiklik ve bir koordinasyon elzem. Bu bakımdan Türkiye’de sadece Merkez Bankacıları değiştirerek bedavaya enflasyonu düşürebileceğinize dair kendimizi aldatmamamız gerekiyor.

Merkez Bankası’nın SWAP hariç net rezervleri nereden baktığınıza ve ne zaman baktığınıza bağlı olarak eksi 20 milyar dolar ile eksi 60 milyar arasında gidip geliyor. Uluslararası konferanslarda bu konuları iyi bilen iktisatçılarla bunun nasıl negatif olabildiğini konuşmak iktisatçı olarak eğlenceli, vatandaş olarak hicap verici bir şey. Neden böyle? Neden bu rezervler buraya geliyorlar?

Ya sonuçları beğenmiyoruz, beğenmediğimiz sonuçları politikaları düzeltmek yerine bu sonuçları doğrudan baskılayarak düzeltmeye çalışıyoruz. Kuru yükselten politikaları değiştireceğimize bu politikaları koruyup, kuru tutmak için rezervlerinizi satarsanız ortaya bu sonuç çıkıyor. Bunu beğenmeyip, ‘Bu insanlar bu rezervleri niye alıyorlar? Ellerine nereden geçiyor? Krediden geçiyor. O zaman kredileri köstekleyelim’ derseniz, doğrudan bankalara müdahale etmeye başlıyorsunuz. Türkiye’de hemen her alanda bu şekildeki müdahaleleri görüyoruz.

Türkiye’nin şu an gittiği komuta ekonomisi yolundan düzenlenmiş bir piyasa ekonomisine tekrar dönmesi gerekiyor.

Devlet dediğiniz şey, devlet kapasitesi biber gazı sıkmak değil. Hakikaten geliri tahkim edebilmek mesela, kendi aldığı kararı uygulayabilmek. Bunu yaptığımız zaman, Hacer hanımın bahsettiği gelir aktarımlarını doğru yapabilir hâle geleceğiz. Çünkü kim gerçekten ihtiyaç sahibi, kim havadan ‘Bana da’ diyor, anlar hâle geleceğiz. Bunlar bizim elzem şeyler. Bunları yaptığımızda, Merkez Bankası’na ‘Sen de işini doğru düzgün yap. Enflasyon düşsün’ diyebiliyoruz.

“İYİ İKTİSAT POLİTİKASI YAPMAK TÜRKİYE’DE HÂLÂ MÜMKÜN”

Türkiye gerçekten iktisat politikası uzmanlığı çok olan, uzmanı çok olan, beşeri sermayesi yüksek olan bir ülke. Para politikasında özellikle böyle. Tam da bu bakımdan varlık içinde yoklukla yaşıyoruz. Bu kadar uzmanlığın, bilginin, uygulama kültürünün olduğu bir ülkede bir kere daha bunları yapmıyor olmalıydık. Bu insanlar hâlâ hayattalar ve bu ülkedeler. İyi iktisat politikası yapmak Türkiye’de hâlâ mümkün.

Türkiye’de enflasyonu düşüren politika, sadece enflasyonu düşürmeyecek. Birçok şeyi birden ıslah edecek. Bu bedava değil. Bunun bir maliyetini ödeyeceğiz. O maliyet bir defa ödenecek. Sonra faydası, nesiller boyu… Şu anda çektiğimiz eziyeti biliyoruz. Uzmanlıkla, Türkiye’de enflasyon düşer ve bu ülkede enflasyon düşecek, diyebiliyorum. Bunun nasıl yapılacağını biliyoruz. Zor değil. Türkiye’de bunu çok iyi bilen insanlar mevcut. İhtiyacımız olan şey bunu yapacak niyet ve irade. Baştaki maliyetini kaldıracak olan toplumsal mutabakat. Bunu yapacak bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Nihayetinde, dönüp bakıp; Türkiye’de enflasyon düştü, gelir dağılımı düzeldi, büyüme arttı, gitmiş olan insanlar bu ülkeye tekrar mutlulukla geri geldiler dediğiniz zaman; bu dünya değiştiği için olmayacak. Biz böyle yaptığımız için olacak.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

The Banker’den İş Bankası’na “Yılın Bankası” ödülü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, The Financial Times bünyesinde yayımlanan The Banker Dergisi tarafından ‘Türkiye’de Yılın Bankası’ ödülüne layık görüldü.

İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılında 100. yılını kutlayacak olan bankanın bu ödülü almasında; güçlü finansal performansı ile birlikte dijitalleşme ve inovasyon alanında müşteri için değer yaratma odaklı yenilikçi hizmet anlayışını sürdürmesi ve topluma dair üstlendiği inisiyatifler etkili oldu.

Ödülü, Londra’da düzenlenen törende İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın aldı.

‘Yılın Bankası’ ödülü, uzman bankacı ve analistlerin görüşlerine dayanarak dünyanın birçok ülkesindeki bankaların değerlendirilmesi sonucunda belirleniyor.

120 ülkeden binin üzerinde başvuru yapılan ödülü kazananlar, alanında uzman jüri üyeleri tarafından seçiliyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ATO MECLİS BAŞKANI DERYAL: “Bankalar krediye erişimi büyük oranda zorlaştırıyor”

Küresel durgunluk riskine işaret eden ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını söyledi. Deryal sermayenin korunması için enflasyon muhasebesinin de önemli olduğunu vurguladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Deryal, küresel durgunluk işaretlerinin arttığını, bunun Türkiye’yi de etkilemesinin mümkün olduğunu söyledi. Durgunluğun önemli bir risk unsuru olduğunun altını çizen Deryal, “Her dönem zorluklar vardır. Bu gibi dönemlerde önemli risk unsuru ise durgunluk. Eğer iş devam ediyorsa, ekonomik canlılık varsa iniş çıkışlar olsa da durgunluğu aşabilir, işi yönetebilirsiniz” dedi.

EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını, “bankaların kredi vermemek için uğraştığını” belirterek, bunun da ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Deryal, vergi döneminin yaklaştığını hatırlatarak, enflasyon muhasebesi uygulanmaması halinde, sanayicilerin fiktif olarak artmış rakamlardan kaynaklı olarak normalde eline geçmeyen bir karın vergisini ödeyerek sermaye kaybına uğrayacağını söyledi. Mustafa Deryal, enfl asyonun ekonomiyi çok çeşitli kanallardan olumsuz etkilediğini kaydederek, hem işlerin devamı açısından, hem de vatandaşların alım gücünün korunması için enflasyonun düşürülmesine yönelik mutlaka bir program uygulanması gerektiğini kaydetti. Küresel gelişmelerden Türkiye’nin göreli olarak daha az etkilendiğini hatta bazı fırsatların doğabileceğini belirten Deryal, orta vadede, Suriye, Irak, Ukrayna gibi bölgelerdeki savaşın bitmesiyle oluşacak yeniden yapılanmada Türkiye’nin pay alabileceğini hatırlattı.

Deryal, bu sürece kadar inşaat sektörü başta olmak üzere sektörlerin canlandırılması ve krediye erişimin sağlanması gerektiğini kaydederek, “2001, 2008 krizlerini atlattık. Bu hem ülkemizin, hem de iş dünyasının başarısıdır. Her dönemin zorluğu var ama böyle dönemlerde en büyük tehlike durgunluktur. İş devam ettiği sürece sorunları çözebilirsiniz ama durgunluk olunca yönetmek zorlaşır. Diğer yandan, ticari hayat dikensiz gül bahçesi değil. İş dünyası da mücadele etmeli. İş dünyasının deneyimli olduğunu düşünüyorum. Günün konjonktürüne uygun olarak kendini yenileyerek, çeşitlendirerek mücadele etmeli” diye konuştu.

“Olumsuz ortam giderilmezse yeniden inek ithali gerekecek”

Mustafa Deryal, salgında tedarik zinciri kopmaları, hammadde fiyat artışları yanında, tarımın öneminin de ortaya çıktığını vurgulayarak, Türkiye’de son dönemde süt ineklerinin kesime gitmesiyle ortaya çıkan durumun da telafisi gerekeceğini kaydetti. Süt üretimine yönelik ilave destekler gerektiğini kaydeden Deryal, süt ineklerinin önemli bir bölümünün ithal olduğunu, mevcut olumsuz ortam giderilmemesi halinde yeniden inek ithalinin gerekeceğini hatırlattı. Deryal, kısa vadede “emeklilikte yaşa takılanlar” sorununun çözümüne yönelik atılacak adımlarda, işverene ilave ve birden çıkacak tazminat yükü konusunda endişeleri bulunduğunu, zamana yayılarak bir çözüm üretilmesini talep ettiklerini. Enflasyon muhasebesi uygulanmamasının da yakın gelecekte fiktif olarak oluşmuş kârlarda, elde edilmemiş gelirden vergi ödenmesinin söz konusu olacağını vurgulayarak, enflasyon muhasebesi talep ettiklerini kaydetti.

Maruf BUZCUGİL

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.