Connect with us

BANKA HABERLERİ

Sanayide hammadde karaborsaya düştü

Sanayi sektörlerinde kullanılan hammaddelerin fiyatlarında yüzde 100’ü aşan artışlar oldu. İthal hammaddeye bağımlı sanayi sektörleri, zor durumda. Kimi ürünlerde, lojistik sorunlar nedeniyle ürünleri temin süreleri de uzadı. Sektör temsilcileri, kurda yaşanan yükselişin negatif etkisinin de görülmeye başladığını belirtiyor.

Yayınlanma:

|

Salgın sonrası açılmalara hazırlanan dünyanın en büyük üreticilerinin hammaddelere olan aşırı talebi ve lojistikte yaşanan konteyner krizi gibi problemler dünyada emtia fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı. Plastikten, pamuğa, demirden çeliğe kadar sanayinin ana girdi kalemlerinde yaşanan fiyat artış oranı, kurda son günlerde yaşanan hızlı yükselişin de etkisi ile yüzde 100’ü aştı. Bu durum son ürün fiyatlarına yansımakla kalmadı, Türkiye’nin ihracat hedefini tehdit eder hale geldi. Hazır giyimden gıdaya, mobilyadan plastik sektörüne kadar birçok alanda hammadde darboğazı derinleşmeye başladı. Yaşanan sorunlara çözüm bulunamaması halinde yılsonu için 200 milyar dolar olarak belirlenen ihracat hedefinin hayal olacağını dile getiren sektör temsilcileri, ilave gümrük vergilerinin geçici bir süre de olsa kaldırılmasını ya da bazı kalemlerde ihracatın sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.

TGSD: Hammadde ihracatı durdurulmalı

Hammadde sorunun en yoğun yaşandığı sektörlerden biri hazır giyim. Geçen yıl 17,1 milyar dolarlık ihracata imza atan sektörde bu yılın ilk iki ayında ise ihracat deyim yerindeyse yerinde saydı. Sebebi ise ana girdi kalemleri olan pamuk ve polyester gibi iplik fiyatlarının yüzde 75’e yakın artması. Söz konusu artış oranı kullanım alanı çok geniş olan likrada ise yüzde 300’ü aştı. Likra fiyatı 5 dolarlardan 15 dolara, hatta kara borsada 20 dolarlara çıktı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Hadi Karasu, konuyu bakanlığa da götürdüklerini belirterek, “Hammadde fiyatlarında Çin’in pandemiden çıkar çıkmaz dünyadaki emtiayı toplama hırsı ve konteyner fiyatlarındaki artış, hammadde fiyatlarına yansıdı. Ama Türkiye piyasasında bu artış, dünya fiyatlarını da geçti. Portekiz, Bangladeş gibi ülkeler Türkiye’den hammadde topladı. Bu durum darboğazı artırdı. Bunu değerlendiren üreticiler daha yüksek fiyatlara ürün satmaya başladı. Şimdi Inditeks gibi büyük gruplar fiyat alırken, ‘dışarda daha ucuz, bu fiyata verirseniz alırız’ diyorlar. Fırsatçılığın önüne geçilemez. Bunun kontrol altına alınması lazım. Ya hammadde ihracatı bir süre durdurulmalı ya da yine ilave gümrük vergisi geçici bir süre kaldırılmalı. İhracat hedefine katma değerli ürün ihracatı ile ulaşılabilir” dedi.

“Ülke, iplikten değil kumaş ihracatından kazanır”

Örme Sanayicileri derneği Başkanı Fikri Kurt da son bir yılda pamuk ve polyesterde fiyatların yüzde 75, likrada ise yüzde 300 arttığını belirterek, yine termin sürelerinin ise çok fazla uzadığını söyledi. Kurt, “Hammadde ihracatından kg bazında 40 cent veya 1 dolar kazanıyoruz. Bunun yerine, hammadde iç piyasada kalsa; örmeci, boyahaneci, hazır giyim üreticileri, emprime, baskı, ilikçi, düğmeci, naylon, karton, etiket gibi ambalaj üretimi yapanlar da bu üretim bandında yer alacak ve ismi geçen sektörlerde, işsizlik rakamlarının üst sevilerde olduğu bu dönemde binlerce kişi istihdam edilecek. Hazır giyim ihracatı ise kg bazında, iplik ihracatına göre daha yüksek oranda döviz girdisi sağlayacak. Yani ülke ekonomisine daha fazla katkı, iplik ihracatıyla değil, katma değerli kumaş ihracatı ve hazır giyim konfeksiyon ihracatıyla sağlanabilir. Tekstildeki dış ticaret fazlası bu şekilde oluşmaktadır” diye konuştu.

“Fiyatı artmayan hammadde yok”

Öte yandan hammadde fiyatlarındaki artış, enflasyon sepetinde yüzde 5,87 ağırlığı olan hazır giyim ürünlerine de hızla yansıyor. Yeni sezonda giyim enflasyonunun yüzde 30 artması bekleniyor. Türkiye ihracatının lokomotif sektörü olan otomotivde de en çok çelik fiyatları konusunda sıkıntı yaşanıyor. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, otomotiv endüstrisinde en büyük girdi olan çelik fiyatlarında dolar bazlı artış oranının yüzde 40’ı aştığını belirterek, “Aslında fiyatı artmayan hammadde yok. Navlun fiyatları deseniz orda ise 2 kat artış söz konusu” dedi.

Hammadde karaborsaya düştü

Mobilya sektörü de artan talebin etkisi ile son aylarda büyük bir hareketlilik yaşıyor. Döviz kaynaklı olarak mobilyanın hammaddeleri olan süngerde son bir yılda yüzde 130, cilada yüzde 40 ve MDF’de yüzde 25 artış yaşanırken, sektör temsilcileri hammaddede karaborsa oluştuğunu söyledi. Artışın ise kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıyacağını kaydettiler. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Başkanı Nuri Gürcan, dövizden kaynaklı olarak cila, mobilya aksesuarı, cam, metal gibi bazı ürün gruplarında artış yaşandığını belirterek, “Geçen yılın son çeyreğinden beri hammadde bulamama sorunuyla karşı karşıyayız. Öncelikle MDF bulamıyoruz. Bunun en büyük nedeni, dolar kurunun yükselmesinden dolayı Türkiye’nin MDF üreticisi olarak ucuz ülke konumuna gelmesi, üreticilerin ihracat yapma iştahıyla ürünlerinin tamamını ihraç etmeleri, biz mobilya üreticilerini zor durumda bırakıyor. Oysa hammadde ihracatında elde edilecek gelir, mobilya ihracatının üçte biri kadar” dedi. Bu nedenle iç pazarda ürün teslimleri gecikirken, ihracatta da kendilerini sıkıntıya düşürdüğünü söyleyen Gürcan, “Döviz kurundaki bu şokları düşündüğünüz vakit, hammadde temini konusunda iyice zorluk yaşamaya başladık” diye konuştu. Gürcan, “Hammadde maliyetlerindeki artış ister istemez ürün son fiyata yansıyacak” dedi.

İthalat kotaları tedariki zorlaştırıyor

Plastik de son dönemde fiyatı hızla artan ürünler arasında ilk sırada yer alıyor. İstanbul Kimyevi Maddeler İhracatçıları Birliği Başkanı Adil Pelister, kimya sektöründe özellikle plastik ürünlerinde hammaddenin en büyük sorun haline geldiğini vurguladı.

Arzın azaldığını dile getiren Pelister, “İthalat kotaları da tedariki zorlaştırıyor. Plastik sektörünün hammaddelerinde yüzde 137’e varan artışlar söz konusu. Navlun fiyatlar 3-4 katına çıktı. Konteyner bulamama sorunumuz da devam ediyor. Enerji maliyetlerinde de ciddi artış oldu. Artışları hammadde, lojistik, enerji ve işçilik şeklinde sıralayabiliriz” dedi. Pelister, şöyle devam etti: “Dünyadaki petrokimya hammaddelerinin dolar bazındaki fiyat artışları, dolar kurundaki artışlar, lojistik sorunlar, arz sorunları, faizlerdeki ciddi artışlar ve finansmana ulaşmadaki zorluklar fiyatların aşırı yükselmesiyle beraber başta KOBİ’lerimiz olmak üzere üretici firmalarımızın sermaye yetersizliği sorunlarına sebep oluyor. Yeterli olmayan hammadde arzının yanı sıra getirilen atık ithalat kotası, geri dönüşüme konu olan hammaddenin tedariğinin azalmasına neden oluyor.”

Stokçuluk başladı

Geride bıraktığımız yıl 18.4 milyar dolarlık ihracata imza atan makine sektörü de hammadde krizinden etkilenen sektörlerden biri.

Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Genel Sekreteri Zühtü Bakır’ın verdiği bilgilere göre, son bir yılda 500 dolarlarda olan sıcak hadde sac fiyatı 850 dolarlara çıktı. Bunun özellikle bazı tarım makineleri ve kazanlar gibi ürünlerde fiyat artışlarına neden olduğunu dile getiren Bakır, “PLC ve kontrol sistemlerinde kullanılmaları bakımından çipler henüz sorun olmasa da temininde riskler oluşturuyor. Bununla birlikte, olası bir üçüncü dalga halinde, pandemi nedeniyle arzında zaten daralma yaşanan elektronik, hidrolik ve pnömatik makine bileşenlerinin, Çin gibi ülkelerdeki yüksek talep de dikkate alındığında, erişiminde bir tehdit söz konusu. Firmalarımız bu konuda stok gibi tedbirleri alırken, özel amaçlı makinelerdeki değişkenlikler nedeniyle bu her zaman mümkün olamıyor. Ayrıca, navlun maliyetlerinin yükselmesi ve lojistik zorluklar imalatın yanı sıra ticareti de zorlaştıran unsurlar oldu” açıklamasında bulundu.

Ham yağ fiyatı yüzde 100 arttı

Son aylarda başta ayçiçek olmak üzere yağ fiyatlarında da önemli oranda artış yaşanmıştı. Konuyu bir basın toplantısı ile ele alan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, Türkiye’nin en çok ithal ettiği ürünler arasında yağlı tohumların yer aldığını belirterek, bu ürünlerde üretimin artırılması gerektiğini söylemişti. Açıklamasında bu ürünün eksikliğinin problem olmaya devam ettiğine dikkat çeken Büyükhelvacıgil, “Geçen yıl çekirdek fiyatları ton başına 5 bin 400 TL’ye kadar geldi, ham yağın fiyatı da ton başına 10 bin TL sınırını aştı. Bu sadece bizim ülkemizdeki eksiklikten değil, Rusya ve Ukrayna gibi üreticilerde de kuraklık sebebiyle yüzde 20-25 civarında üretim düşüşü yaşandı. Ham yağın ton fiyatı 700 dolar civarındayken bugün itibarıyla 1325 dolar seviyesine geldi. Bunlar ürkütücü. Doların da karşılıksız basılmasıyla emtia fiyatlarına müthiş yönelme oldu” diye konuşmuştu.

“Kamuya iş yapanlarda iflas furyası bekliyoruz”

Pandemiden dolayı inşaat sektörüne yönelik bazı malzemelerin üretiminin sekteye uğraması ve yeterli derecede üretilememesinden dolayı bir tedarik sorunu oluştuğunu belirten İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Tahir Tellioğlu, “Bu nedenle üretim dengesinin bozulmasına bağlı olarak bir fiyat artışı oldu. İkinci artış ise dövizin yükselmesinden geldi. 2019’un sonunda malzeme kaynaklı hammadde girdilerimizde yüzde 30 artış olurken, geçen yıldan mart ayında kadar yaşanan artış ise yüzde 70’i buldu” dedi. Özellikle demir fiyatlarında hızlı artış yaşandığını aktaran Tellioğlu, bunun yanı sıra elektrik malzemeleri, sıhhi tesisat, çimento ve beton fiyatlarında da ciddi artış olduğunu söyledi. “Hükümetin kendine göre belirlediği enflasyonun yüzde 20-25 olarak düşünüldüğünde müteahhidin bunu ancak yüzde 30’luk bölümünü tolere edebildiğini” aktaran Tellioğlu, “Şimdi yüzde 50’yi geçince bütçeyi ciddi oranda bozuyor” dedi. Bu durumunda inşaat sektöründe üretimin zamanında yapılması ve maliyetlerin karşılanması noktasında sıkıntı yarattığını belirten Tellioğlu, sorunun özellikle kamu müteahhitlerini fazlasıyla etkilediğini belirtti. Kamuya iş yapan müteahhitlerin öz kaynaklarını kullanarak işi çözmeye çalıştığını özkaynağı kalmayanların ise iflas noktasına geldiğini ifade eden Tellioğlu, “Kamuya iş yapanlarda bir iflas furyası bekliyoruz” dedi.

Elektronikçiler üretimi kıstı

Elektrik elektronik sektörü ise son aylarda daha çok otomotiv sektöründe konuşulan çip krizinden olumsuz etkileniyor. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği Başkanı Yaman Tunaoğlu, salgın ile birlikte elektronik ürünlere olan talebin artması ile birlikte çip talebinin katlandığını, arzın ise yetersiz kaldığını söyledi. Bu nedenle fiyattan ziyade tedarik konusunda büyük sıkıntılar yaşandığını dile getiren Tunaoğlu, “Otomotiv sektöründe daha konuşuluyor ama büyük beyaz eşya markaları da bu sıkıntıyı yaşıyor. Büyük birçok üretici üretimlerini kısmak zorunda kaldı. bu sıkıntının yıl sonuna kadar süreceğini tahmin ediyoruz. Ülkelerin bu alana yatırım yapmasıyla ancak aşılabilir” diye konuştu.

“Maliyet artışları konut fiyatlarına yansıyacak”

nşaat sektörünün temel hammaddesini demir ve çimento oluştuğunu belirten İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım da, söz konusu iki üründe geçen yıldan bu yana yüzde 50’den fazla artış olduğunu söyledi. Kurlardaki her artışın maliyet yükünü daha da artırdığını aktaran Durbakayım, “İnşaat hammadde fiyatlarına özellikle demir ve çimentoya bir anda ve yüksek oranda zam yapılması, kaynak sıkıntısı çeken sektörümüzün elini kolunu bağladı. Bu artışlar direkt konut fiyatlarına yansıyacak” dedi. Durbakayım, “Sektör olarak devlet büyüklerinden sektördeki çarkların daha iyi dönmesi için teşvik talep ederken gelecek her zam haberi, bizi daha da köşeye sıkıştıracak” diye konuştu.

Mobilya sektörü büyük darbe alabilir

MDF, sünger, cila gibi girdilerin neredeyse hepsinde yüzde 80-130 bandında bir artış meydana geldiğini belirten MODOKO Başkanı Koray Çalışkan, “Hammadde sıkıntısı uzun zamandır devam ediyor. Hammadde bulamadığımız için döviz kurundaki farklılığı dahi hissedemedik. Şu an ciddi bir karaborsa oluşmuş durumda. Hem üreticiler hem de satıcılar kısmında sorun var. Karaborsa ve ürün bulma sorunları kısa vadede çözülmezse sektör büyük darbe alacak. Hammaddecilerin ihracatı sektöre büyük zarar veriyor. Kurdaki yükseklik bu ihracatı artıracak. Mutlaka hammadde ihracatına kota konması gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasını yaptı.

Dünya- Yener KARADENİZ / Hasan KUŞ / Leyla İLHAN / Osman KILIÇ

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK MÜŞTERİLERİNE KMH KOMİSYON SÜRPRİZİ

Yayınlanma:

|

AKBANK müşterileri 31.12.2022 hesap ekstrelerine baktıklarında “Artı Para Fon Payı” adı altında bir kesinti yapıldığını fark etti. Bankayı arayan müşteriler bankada ismi ARTI PARA diye geçen Cari Hesaba tanımlı Kredili Mevduat Hesabı- KMH kullananlardan faize orantılı olarak komisyon kesildiği bilgisini aldıklarında itiraz ettiler. Zira, müşterilerin iddiası kendilerine KMH hesaplardan komisyon alınacağına yönelik bilgi gelmediği yönünde de itirazlar oldu.

%15’lere varan komisyon

KMH kullanan müşteriler komisyon oranını hesaplayınca ikinci bir şok yaşadı. AKBANK’ın aldığı komisyon oranı %15 gibi afaki bir orana denk geliyordu. Bir hesap hareketini gönderen müşteri 90,64 TL KHM faizine karşılık 13,60 TL Artı Para Fon Payı adı altında %15’ine denk gelen komisyon alındığını gördü.

Bankanın Ücret ve Komisyon tablosunda da bu bilgi yok

Bankalar müşterilerden alacağı ücret ve komisyonu internet sitelerinde yayınlamak zorunda. Ayrıca TCMB’ye bu yönde de bilgi veriliyor ve bu bilgiler TCMB’nin sayfasında da banka bazında yayınlanıyor. AKBANK Ücret ve Komisyon tablosunu incelediğimizde Kredili Mevduat Hesabının %1,36/aylık olarak faiz oranı belirtilmesine rağmen komisyon ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı görüldü.

Alınan komisyonlar iade edilmeli

Alınan afaki komisyonlar hakkında Şikayetlerin BDDK ve TCMB‘ye ulaştığını öğrenilirken; ilgili kurumların haksız yere alınan ve %15’lere varan komisyonların toplu iade edilmesi gerekir. Bu yönde ilgili kurumların bankaya ayrıca bir ceza kesip kesmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşmiş olacak. Bankalar genelde itirazlarda haklı gördüklerini iade ederken bu tür uygunsuz komisyon tespitinde BDDK’nın toplu iade ettirme yaptırımı uygulama yanında tekrarının önlenmesi için ek ceza uygulama yoluna gidebiliyor.

2022’de Net Ücret ve Komisyon geliri %97 artmıştı

Hafta içi 2022 yıl sonu mali verilerini açıklayan AKBANK’ın Net Ücret ve Komisyon Gelirini 2021’e göre %97 artırarak 10,3 milyar TL gelir yarattığı görülmüştü. Banka 2021 yılındaki 12,1 milyar TL’lik Net Karlılığını da %395 artırarak 2022 yılında 60 milyar TL seviyesine yükseltmişti.

Fotoğraf açıklaması yok.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 2022’de 60 milyar TL net kar

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “Bankamız 20 milyar 245 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde etti.” ifadelerini kullandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, bankanın 2022’de 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde ettiğini bildirdi.

Bankadan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Binbaşgil, Akbank’ın 2022 yılı finansal performansına ilişkin, ‘2022 küresel ekonomi için zorlu bir yıl oldu. Bütün dünyayı etkileyen enflasyonist baskıların, jeopolitik risklerle birlikte daha da arttığını gördük. Ancak sermaye ve altyapısı ile güçlü olan Türk bankacılık sektörü, küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu çalkantılı yılı da sağlam ve başarılı geçirdi. Akbank da 2022 yılı boyunca Türk ekonomisini desteklemeye devam etti.’ değerlendirmesinde bulundu.

2022’de ekonomiye sağladıkları kredi desteğini 616 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 757 milyar TL seviyesine çıkardıklarını aktaran Binbaşgil, şunları kaydetti:

‘Toplam mevduatımız 722 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 1 trilyon 147 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 23,2 düzeyinde gerçekleşen güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız bu yıl 20 milyar 245 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde etti. 2022 yılında çok kuvvetli müşteri ve pazar payı kazanımına imza attık. Bu başarılı yıldaki özverili performansları için Akbanklılara, bizlere duydukları güven için hissedarlarımıza ve diğer tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK KOBİ TANIMINI REVİZE ETTİ

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların sermaye yeterliliği değerlendirmesinde kullanılacak kuru revize etti. BDDK’nın aynı kararında KOBİ Segment firmalar için de 250 milyon TL olan ciro üst sınırının 500 milyon TL’ye çıkarıldığı görüldü.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların sermaye yeterlilik rasyosu hesaplamalarında dikkate aldığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 31 Aralık 2021 kurunu 30 Aralık 2022’deki kura revize etti.

BDDK’nın internet sitesinden yayımlanan duyuruda, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) uyarınca hesaplanan kredi riskine esas tutar hesaplamasında değişikliğe gidildiği bildirildi.

Duyuruda, “Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutar hesaplamasında; parasal varlıklar ile parasal olmayan varlıklardan, tarihi maliyet cinsinden ölçülen yabancı para birimindeki kalemler dışında kalanların Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca değerlenmiş tutarları ve ilgili özel karşılık tutarları hesaplanırken 31 Aralık 2021’e ait TCMB döviz alış kurunun kullanılabilmesine yönelik uygulamanın, aksi yönde bir Kurul kararı alınıncaya kadar, 30 Aralık 2022’ye ait TCMB döviz alış kurunun kullanılması suretiyle devam ettirilmesine karar verilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

KOBİ TANIMINDA CİRO ÜST SINIR 500 MİLYON TL OLDU

Yönetmelikte yer alan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) tanımına ilişkin ciro sınırının yurt içi yerleşik KOBİ’ler için 500 milyon liraya çıkartıldığı aktarılan duyuruda, yurt dışı yerleşik KOBİ’ler için de KOBİ’nin bulunduğu ülkenin bankacılık otoritesinin sermaye yeterliliği hesaplamasında kullandığı KOBİ tanımının kullanılmasının uygun görüldüğü bildirildi. Duyuruda, perakende kredi limitinin de 20 milyon lira olarak belirlenmesine karar verildiği aktarıldı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.