Connect with us

BANKA HABERLERİ

Sanayide hammadde karaborsaya düştü

Sanayi sektörlerinde kullanılan hammaddelerin fiyatlarında yüzde 100’ü aşan artışlar oldu. İthal hammaddeye bağımlı sanayi sektörleri, zor durumda. Kimi ürünlerde, lojistik sorunlar nedeniyle ürünleri temin süreleri de uzadı. Sektör temsilcileri, kurda yaşanan yükselişin negatif etkisinin de görülmeye başladığını belirtiyor.

Yayınlanma:

|

Salgın sonrası açılmalara hazırlanan dünyanın en büyük üreticilerinin hammaddelere olan aşırı talebi ve lojistikte yaşanan konteyner krizi gibi problemler dünyada emtia fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı. Plastikten, pamuğa, demirden çeliğe kadar sanayinin ana girdi kalemlerinde yaşanan fiyat artış oranı, kurda son günlerde yaşanan hızlı yükselişin de etkisi ile yüzde 100’ü aştı. Bu durum son ürün fiyatlarına yansımakla kalmadı, Türkiye’nin ihracat hedefini tehdit eder hale geldi. Hazır giyimden gıdaya, mobilyadan plastik sektörüne kadar birçok alanda hammadde darboğazı derinleşmeye başladı. Yaşanan sorunlara çözüm bulunamaması halinde yılsonu için 200 milyar dolar olarak belirlenen ihracat hedefinin hayal olacağını dile getiren sektör temsilcileri, ilave gümrük vergilerinin geçici bir süre de olsa kaldırılmasını ya da bazı kalemlerde ihracatın sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.

TGSD: Hammadde ihracatı durdurulmalı

Hammadde sorunun en yoğun yaşandığı sektörlerden biri hazır giyim. Geçen yıl 17,1 milyar dolarlık ihracata imza atan sektörde bu yılın ilk iki ayında ise ihracat deyim yerindeyse yerinde saydı. Sebebi ise ana girdi kalemleri olan pamuk ve polyester gibi iplik fiyatlarının yüzde 75’e yakın artması. Söz konusu artış oranı kullanım alanı çok geniş olan likrada ise yüzde 300’ü aştı. Likra fiyatı 5 dolarlardan 15 dolara, hatta kara borsada 20 dolarlara çıktı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Hadi Karasu, konuyu bakanlığa da götürdüklerini belirterek, “Hammadde fiyatlarında Çin’in pandemiden çıkar çıkmaz dünyadaki emtiayı toplama hırsı ve konteyner fiyatlarındaki artış, hammadde fiyatlarına yansıdı. Ama Türkiye piyasasında bu artış, dünya fiyatlarını da geçti. Portekiz, Bangladeş gibi ülkeler Türkiye’den hammadde topladı. Bu durum darboğazı artırdı. Bunu değerlendiren üreticiler daha yüksek fiyatlara ürün satmaya başladı. Şimdi Inditeks gibi büyük gruplar fiyat alırken, ‘dışarda daha ucuz, bu fiyata verirseniz alırız’ diyorlar. Fırsatçılığın önüne geçilemez. Bunun kontrol altına alınması lazım. Ya hammadde ihracatı bir süre durdurulmalı ya da yine ilave gümrük vergisi geçici bir süre kaldırılmalı. İhracat hedefine katma değerli ürün ihracatı ile ulaşılabilir” dedi.

“Ülke, iplikten değil kumaş ihracatından kazanır”

Örme Sanayicileri derneği Başkanı Fikri Kurt da son bir yılda pamuk ve polyesterde fiyatların yüzde 75, likrada ise yüzde 300 arttığını belirterek, yine termin sürelerinin ise çok fazla uzadığını söyledi. Kurt, “Hammadde ihracatından kg bazında 40 cent veya 1 dolar kazanıyoruz. Bunun yerine, hammadde iç piyasada kalsa; örmeci, boyahaneci, hazır giyim üreticileri, emprime, baskı, ilikçi, düğmeci, naylon, karton, etiket gibi ambalaj üretimi yapanlar da bu üretim bandında yer alacak ve ismi geçen sektörlerde, işsizlik rakamlarının üst sevilerde olduğu bu dönemde binlerce kişi istihdam edilecek. Hazır giyim ihracatı ise kg bazında, iplik ihracatına göre daha yüksek oranda döviz girdisi sağlayacak. Yani ülke ekonomisine daha fazla katkı, iplik ihracatıyla değil, katma değerli kumaş ihracatı ve hazır giyim konfeksiyon ihracatıyla sağlanabilir. Tekstildeki dış ticaret fazlası bu şekilde oluşmaktadır” diye konuştu.

“Fiyatı artmayan hammadde yok”

Öte yandan hammadde fiyatlarındaki artış, enflasyon sepetinde yüzde 5,87 ağırlığı olan hazır giyim ürünlerine de hızla yansıyor. Yeni sezonda giyim enflasyonunun yüzde 30 artması bekleniyor. Türkiye ihracatının lokomotif sektörü olan otomotivde de en çok çelik fiyatları konusunda sıkıntı yaşanıyor. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, otomotiv endüstrisinde en büyük girdi olan çelik fiyatlarında dolar bazlı artış oranının yüzde 40’ı aştığını belirterek, “Aslında fiyatı artmayan hammadde yok. Navlun fiyatları deseniz orda ise 2 kat artış söz konusu” dedi.

Hammadde karaborsaya düştü

Mobilya sektörü de artan talebin etkisi ile son aylarda büyük bir hareketlilik yaşıyor. Döviz kaynaklı olarak mobilyanın hammaddeleri olan süngerde son bir yılda yüzde 130, cilada yüzde 40 ve MDF’de yüzde 25 artış yaşanırken, sektör temsilcileri hammaddede karaborsa oluştuğunu söyledi. Artışın ise kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıyacağını kaydettiler. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Başkanı Nuri Gürcan, dövizden kaynaklı olarak cila, mobilya aksesuarı, cam, metal gibi bazı ürün gruplarında artış yaşandığını belirterek, “Geçen yılın son çeyreğinden beri hammadde bulamama sorunuyla karşı karşıyayız. Öncelikle MDF bulamıyoruz. Bunun en büyük nedeni, dolar kurunun yükselmesinden dolayı Türkiye’nin MDF üreticisi olarak ucuz ülke konumuna gelmesi, üreticilerin ihracat yapma iştahıyla ürünlerinin tamamını ihraç etmeleri, biz mobilya üreticilerini zor durumda bırakıyor. Oysa hammadde ihracatında elde edilecek gelir, mobilya ihracatının üçte biri kadar” dedi. Bu nedenle iç pazarda ürün teslimleri gecikirken, ihracatta da kendilerini sıkıntıya düşürdüğünü söyleyen Gürcan, “Döviz kurundaki bu şokları düşündüğünüz vakit, hammadde temini konusunda iyice zorluk yaşamaya başladık” diye konuştu. Gürcan, “Hammadde maliyetlerindeki artış ister istemez ürün son fiyata yansıyacak” dedi.

İthalat kotaları tedariki zorlaştırıyor

Plastik de son dönemde fiyatı hızla artan ürünler arasında ilk sırada yer alıyor. İstanbul Kimyevi Maddeler İhracatçıları Birliği Başkanı Adil Pelister, kimya sektöründe özellikle plastik ürünlerinde hammaddenin en büyük sorun haline geldiğini vurguladı.

Arzın azaldığını dile getiren Pelister, “İthalat kotaları da tedariki zorlaştırıyor. Plastik sektörünün hammaddelerinde yüzde 137’e varan artışlar söz konusu. Navlun fiyatlar 3-4 katına çıktı. Konteyner bulamama sorunumuz da devam ediyor. Enerji maliyetlerinde de ciddi artış oldu. Artışları hammadde, lojistik, enerji ve işçilik şeklinde sıralayabiliriz” dedi. Pelister, şöyle devam etti: “Dünyadaki petrokimya hammaddelerinin dolar bazındaki fiyat artışları, dolar kurundaki artışlar, lojistik sorunlar, arz sorunları, faizlerdeki ciddi artışlar ve finansmana ulaşmadaki zorluklar fiyatların aşırı yükselmesiyle beraber başta KOBİ’lerimiz olmak üzere üretici firmalarımızın sermaye yetersizliği sorunlarına sebep oluyor. Yeterli olmayan hammadde arzının yanı sıra getirilen atık ithalat kotası, geri dönüşüme konu olan hammaddenin tedariğinin azalmasına neden oluyor.”

Stokçuluk başladı

Geride bıraktığımız yıl 18.4 milyar dolarlık ihracata imza atan makine sektörü de hammadde krizinden etkilenen sektörlerden biri.

Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Genel Sekreteri Zühtü Bakır’ın verdiği bilgilere göre, son bir yılda 500 dolarlarda olan sıcak hadde sac fiyatı 850 dolarlara çıktı. Bunun özellikle bazı tarım makineleri ve kazanlar gibi ürünlerde fiyat artışlarına neden olduğunu dile getiren Bakır, “PLC ve kontrol sistemlerinde kullanılmaları bakımından çipler henüz sorun olmasa da temininde riskler oluşturuyor. Bununla birlikte, olası bir üçüncü dalga halinde, pandemi nedeniyle arzında zaten daralma yaşanan elektronik, hidrolik ve pnömatik makine bileşenlerinin, Çin gibi ülkelerdeki yüksek talep de dikkate alındığında, erişiminde bir tehdit söz konusu. Firmalarımız bu konuda stok gibi tedbirleri alırken, özel amaçlı makinelerdeki değişkenlikler nedeniyle bu her zaman mümkün olamıyor. Ayrıca, navlun maliyetlerinin yükselmesi ve lojistik zorluklar imalatın yanı sıra ticareti de zorlaştıran unsurlar oldu” açıklamasında bulundu.

Ham yağ fiyatı yüzde 100 arttı

Son aylarda başta ayçiçek olmak üzere yağ fiyatlarında da önemli oranda artış yaşanmıştı. Konuyu bir basın toplantısı ile ele alan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, Türkiye’nin en çok ithal ettiği ürünler arasında yağlı tohumların yer aldığını belirterek, bu ürünlerde üretimin artırılması gerektiğini söylemişti. Açıklamasında bu ürünün eksikliğinin problem olmaya devam ettiğine dikkat çeken Büyükhelvacıgil, “Geçen yıl çekirdek fiyatları ton başına 5 bin 400 TL’ye kadar geldi, ham yağın fiyatı da ton başına 10 bin TL sınırını aştı. Bu sadece bizim ülkemizdeki eksiklikten değil, Rusya ve Ukrayna gibi üreticilerde de kuraklık sebebiyle yüzde 20-25 civarında üretim düşüşü yaşandı. Ham yağın ton fiyatı 700 dolar civarındayken bugün itibarıyla 1325 dolar seviyesine geldi. Bunlar ürkütücü. Doların da karşılıksız basılmasıyla emtia fiyatlarına müthiş yönelme oldu” diye konuşmuştu.

“Kamuya iş yapanlarda iflas furyası bekliyoruz”

Pandemiden dolayı inşaat sektörüne yönelik bazı malzemelerin üretiminin sekteye uğraması ve yeterli derecede üretilememesinden dolayı bir tedarik sorunu oluştuğunu belirten İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Tahir Tellioğlu, “Bu nedenle üretim dengesinin bozulmasına bağlı olarak bir fiyat artışı oldu. İkinci artış ise dövizin yükselmesinden geldi. 2019’un sonunda malzeme kaynaklı hammadde girdilerimizde yüzde 30 artış olurken, geçen yıldan mart ayında kadar yaşanan artış ise yüzde 70’i buldu” dedi. Özellikle demir fiyatlarında hızlı artış yaşandığını aktaran Tellioğlu, bunun yanı sıra elektrik malzemeleri, sıhhi tesisat, çimento ve beton fiyatlarında da ciddi artış olduğunu söyledi. “Hükümetin kendine göre belirlediği enflasyonun yüzde 20-25 olarak düşünüldüğünde müteahhidin bunu ancak yüzde 30’luk bölümünü tolere edebildiğini” aktaran Tellioğlu, “Şimdi yüzde 50’yi geçince bütçeyi ciddi oranda bozuyor” dedi. Bu durumunda inşaat sektöründe üretimin zamanında yapılması ve maliyetlerin karşılanması noktasında sıkıntı yarattığını belirten Tellioğlu, sorunun özellikle kamu müteahhitlerini fazlasıyla etkilediğini belirtti. Kamuya iş yapan müteahhitlerin öz kaynaklarını kullanarak işi çözmeye çalıştığını özkaynağı kalmayanların ise iflas noktasına geldiğini ifade eden Tellioğlu, “Kamuya iş yapanlarda bir iflas furyası bekliyoruz” dedi.

Elektronikçiler üretimi kıstı

Elektrik elektronik sektörü ise son aylarda daha çok otomotiv sektöründe konuşulan çip krizinden olumsuz etkileniyor. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği Başkanı Yaman Tunaoğlu, salgın ile birlikte elektronik ürünlere olan talebin artması ile birlikte çip talebinin katlandığını, arzın ise yetersiz kaldığını söyledi. Bu nedenle fiyattan ziyade tedarik konusunda büyük sıkıntılar yaşandığını dile getiren Tunaoğlu, “Otomotiv sektöründe daha konuşuluyor ama büyük beyaz eşya markaları da bu sıkıntıyı yaşıyor. Büyük birçok üretici üretimlerini kısmak zorunda kaldı. bu sıkıntının yıl sonuna kadar süreceğini tahmin ediyoruz. Ülkelerin bu alana yatırım yapmasıyla ancak aşılabilir” diye konuştu.

“Maliyet artışları konut fiyatlarına yansıyacak”

nşaat sektörünün temel hammaddesini demir ve çimento oluştuğunu belirten İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım da, söz konusu iki üründe geçen yıldan bu yana yüzde 50’den fazla artış olduğunu söyledi. Kurlardaki her artışın maliyet yükünü daha da artırdığını aktaran Durbakayım, “İnşaat hammadde fiyatlarına özellikle demir ve çimentoya bir anda ve yüksek oranda zam yapılması, kaynak sıkıntısı çeken sektörümüzün elini kolunu bağladı. Bu artışlar direkt konut fiyatlarına yansıyacak” dedi. Durbakayım, “Sektör olarak devlet büyüklerinden sektördeki çarkların daha iyi dönmesi için teşvik talep ederken gelecek her zam haberi, bizi daha da köşeye sıkıştıracak” diye konuştu.

Mobilya sektörü büyük darbe alabilir

MDF, sünger, cila gibi girdilerin neredeyse hepsinde yüzde 80-130 bandında bir artış meydana geldiğini belirten MODOKO Başkanı Koray Çalışkan, “Hammadde sıkıntısı uzun zamandır devam ediyor. Hammadde bulamadığımız için döviz kurundaki farklılığı dahi hissedemedik. Şu an ciddi bir karaborsa oluşmuş durumda. Hem üreticiler hem de satıcılar kısmında sorun var. Karaborsa ve ürün bulma sorunları kısa vadede çözülmezse sektör büyük darbe alacak. Hammaddecilerin ihracatı sektöre büyük zarar veriyor. Kurdaki yükseklik bu ihracatı artıracak. Mutlaka hammadde ihracatına kota konması gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasını yaptı.

Dünya- Yener KARADENİZ / Hasan KUŞ / Leyla İLHAN / Osman KILIÇ

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.