Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB, kurda yerlinin çözülmesini bekliyor!

Yayınlanma:

|

Dolarizasyonun çözülmesinin TCMB’ye döviz alımı için alan yaratacağına işaret eden uzmanlar, yıl içinde dolar/TL’de 6,5 seviyesinin görülebileceği görüşünde.

Ekonomi yönetimi ve para politikasındaki değişiklik sonrası kurlarda gevşeme sürüyor. TL’deki değerlenmenin sürüp sürmeyeceği ya da nerede duracağı ise merak konusu. Faiz artışının yanı sıra para politikasındaki sıkı duruşun süreceği konusunda oluşan güvenle ülke risk priminin düştüğüne ve yabancı girişinin kurları baskıladığına vurgu yapan analistler, reel pozitif faizin sürmesi halinde kurlardaki gerilemenin bir süre daha devam edeceğini öngörüyor. Dolar, 6 Kasım 2020’de gördüğü 8.58 lira seviyesinden hızla gerilemesini sürdürüyor. Haftanın ilk işlem günü dolar 7.02 liraya kadar indi ve bu 6 Ağustos 2020’den beri görülen en düşük seviye olmaya devam ediyor. Türkiye’nin iflas risk primini gösteren 5 yıllık CDS’leri de pandemi öncesindeki Mart 2020’den bu yana ilk defa 300 baz puan seviyesinin altına geriledi. Yüksek gelen enflasyon verisine rağmen TL’de güç kazanımı yavaşlamadı. Küresel çapta dolar endeksi 90 seviyesinin üzerindeyken yani dünyada dolarda güç kazanma eğilimi varken Türk Lirası karşısında neden kaybediyor? Analistler bu durumu öncelikle yeni ekonomi yönetimi ile Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın kararlılığına bağlarken TL’deki değer kazanımının da sürmesini bekliyor. Analistler yıl içinde dolar/TL’nin 7 liranın altına 6.50 lira seviyelerine inebileceği görüşünde.

Vatandaşın satışıyla aşağı yönlü eğilim güçlenebilir

İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu, öncelikle bir süredir gelişen ülkelere para girişi yaşandığını vurgulayarak “Bu durum gelişen ülke para birimlerinin ABD Dolarına karşı daha güçlü bir seyir izlemesini sağlıyor. Bunların arasında TL ise, kasım ayındaki TCMB Başkanlık değişimi ve hem para politikası hem maliye politikalarında atılan adımlar ve verilen mesajlarla birlikte daha fazla pozitif ayrıştı” dedi. Bu gelişmelerin yarattığı etkinin yabancı girişlerinin artmasına neden olduğunu belirten Turşucu, şunları söyledi: “Ve TL, dolar ve EURO karşısında güçlendi. Bu nedenle dolar kuru düşüyor. Dolar kurunda yıl içerisinde 6.50 lira seviyelerine kadar düşüş beklenebilir. Özellikle yabancı girişleri ile düşen kurda, yurtiçi yerleşiklerin satışları da başlaması durumunda aşağı yönlü eğim güçlenebilir. TCMB’nin ne zaman alıma geçeceğini kestirmek güç. Reel kur endeksini takip edecek ve TL’nin ihracata zarar verecek şekilde değerlenme sınırlarında alım yapmaya başlayacaktır. Ancak seviyeyi belirtmek şimdilik erken.”

Merkez Bankası doların belini kırdı

InvestAZ Araştırma Müdürü Yunus Topçu, kasım ayında 8.57’den düşüşe başlayan dolar/TL’nin 7.10 seviyesinin altına kadar gerilediğini söyleyerek “Kasım ve aralık ayında iki adımda toplam 675 baz puan faiz artışına giden TCMB, eski başkanlardan Erdem Başçı’nın zamanında kullandığı ifadeyle doların belini kırdı. Yüzde 17 seviyesine gelen politika faizi ve uzun bir süre daha korunması beklenen şahin duruşun maliyeti reel ekonomiye ülke çapında yüksek olsa da aylardır koruduğumuz görüşümüz olan Dolar/TL’de aşağı yönlü baskının devamını bekliyoruz” dedi.

Merkez Bankası’nın döviz alımlarına henüz başlamamış olmasının da dolar/TL’de 7.00 seviyesinin aşağı yönlü kırılması fikrini destekleyen unsurlardan bir diğeri olduğunu dile getiren Topçu, uluslararası yatırım bankalarının da TCMB’nin öngörüsüne paralel 6.50-6.80 aralığında hedef fiyat güncellemelerine gittiğini hatırlattı.

Merkez’in döviz ihaleleri ne zaman başlar

Topçu, şöyle konuştu: “Merkez Bankası ne zaman döviz alımlarına başlar sorusunun cevabını tahmin edebilmemizin bana kalırsa pek imkanı yok. TCMB son yıllarda kitaptaki kuralların tamamen dışında politikalar uyguluyor. Swap ile alınan Altın ve döviz rezervlerini dışarıda tuttuğunuz zaman eksi 50 milyar dolara yaklaşan miktarda negatif net döviz rezervi tarihte görülmüş bir olay değil. Durum böyle olunca 2019 Aralık’tan günümüze, 5.80’den 8.57’ye kadar aralıksız devam eden, toplamda 128 milyar dolar döviz satışı yapan Merkez Bankası’nın bu dövizleri hangi seviyeden yerine geri koymayı planladığını günümüz ekonomi ve finans teorilerinin sağladığı perspektifle açıklamamız çok mümkün değil. Ancak dikkatle izlenilmesi gereken nokta faizlerin yüksek seyri ve dövizde düşüş devam ediyorken döviz tevdiat hesaplarında henüz büyük bir düşüş eğiliminin başlamamış olması. Burada başlayacak olan bir çözülme TCMB için de başlama vuruşu görevi görebilir.”

10 maddede dolar/TL neden geriliyor

1- Yeni Merkez Bankası yönetiminin göreve geldiğinden bu yana yaptığı politika faiz artırımları, enflasyonla kararlılıkla mücadele söylemleri ve sıkı para politikası uygulaması.

2- Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın sıkı duruşun enflasyonda 2023 hedefi olan yüzde 5’e kadar korunacağı ve bu yılın faiz indirimini konuşmak için erken olduğunu vurgulaması. 3- Başkan Ağbal’ın attığı sıkılaştırma adımlarının ve iletişim politikasının Merkez Bankası’nın bağımsızlık ve şeffaflık konusunda güvenin artmasına neden olması. 4- Başkan Ağbal’ın enflasyonla mücadele vurgusuna devlet yönetiminin üst kademelerinden destek gelmesi ve maliye politikalarında para politikasıyla eşgüdüm sağlandığı izlenimi. 5- 6 Kasım sonrasında yabancı yatırımcının yeniden Türkiye’ye sıcak para girişi sağlaması, TL varlıklarına ilginin artması.

6- Yeni ekonomi yönetimiyle birlikte güven kazanımının Türkiye’nin iflas risk priminde (CDS) gözle görünür düşüşler sağlaması.

7- Yerli yatırımcıların yükselen mevduat faizleri nedeniyle çok az da olsa döviz mevduatında TL’ye dönüş sağlamaları

8- Küresel piyasalarda gelişen ülke para birimlerine olan ilgi ve genişleyici para politikalarının süreceği beklentisiyle oluşan bol para döneminin sürecek olması öngörüleri.

9- Her ne kadar gecikse ve tartışmalar sürse de ABD’den büyük miktarda yeni teşvik paketinin gelecek olması.

10- Yabancı yatırım bankalarının TL pozisyonu önermesi, üst üste raporlar açıklaması. Türkiye’nin daha yüksek reel faiz veriyor olması da pozitif ayrıştırıyor.

Pozitif reel faiz vermemiz bizi pozitif noktada tutuyor

Tera Yatırım Ekonomisti Enver Erkan Türk Lirası’nın, gelişmekte olan piyasalardaki muadil paralardan daha iyi performans göstermeye devam ettiğini belirterek yüzde 15’e varan ocak enflasyonundan sonra da, Merkez Bankası’nın enflasyona karşı yeterince sıkı kalmaya devam etmesi beklenen politika uygulamalarının TL’nin değer kazancı açısından ana dayanak noktası durumunda olduğunu söyledi. Erkan, “Politika uygulaması aşamasında, Merkez Bankası kredibilite tesisi inşası ve iletişim anlamında yeni stratejisini uyguluyor ve yeni anlayışını piyasalara benimsetiyor. Ağbal, faizleri indirmenin yakın bir dönemde ele alınamayacağını, faizleri düşürmek için enflasyonun düşürülmesi gerektiğini, enflasyonda sapma durumunda ilave sıkılaşma yapılabileceğini belirtti. Erken dönem bir sıkılaşmanın ekonomi üzerindeki maliyetini konusunda geçmiş politika uygulamalarına referans verdi. En önemli ayrıntı; elbette para politikasının dezenflasyon sağlayacak kadar sıkı kalmaya devam edecek olması. Enflasyonla mücadele ve rezervlerin yeniden tesisi, yeni nesil Merkez Bankası politikalarının temel amacıdır” dedi. Kurun, önemli hareketli ortalama seviyelerini de aşağı kırdıktan sonra düşüş momentumunu artırdığını belirten Erkan, şunları söyledi: “Enflasyonda ilerleyen aylarda daha yukarı seviyeleri göreceğimiz beklentisi itibariyle, Merkez Bankası’nın asgari olarak mevcut düzeyde tutmaya devam edeceği faizleri, daha yüksek reel faiz vermemiz itibariyle bizi gelişmekte olan piyasalarda en pozitif noktada tutmaya devam edebilir. Dönem dönem doğal tepkiler görebiliriz, ancak risk barometrelerimiz stabil ve aşağı eğilimini sürdürüyor. Bu eğilim ve momentumla kurda daha aşağı seviyeler de görülebilir. TL’nin değer kazancı etkisini izlemeye devam edebiliriz.”

Dünya

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Carry trade devam etse de, Londra’da TL likiditesi arttı, faiz ise geriledi!

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Türk mali piyasalarında sakin seyir gün boyu korunurken, akşam üzeri, USDTRY kurunda son dönemlerin aksine pek de alışık olmadığımız bir hareketliliğe tanıklık ettik. Öncesinde, TCMB’nin net döviz pozisyonunda iyileşme devam etse de, sayıların dili ile, yerel seçimler ardından geçen 36 iş gününde 62,4 milyar dolar rezerv biriktiren (günlük ortalama 1,7 milyar dolar) TCMB’nin 27 Mayıs tarihinde net döviz pozisyonunda yaşanan iyileşmenin son bir ayın en düşüğünde ve sadece 0,7 milyar dolar olması, dün dikkatlerden kaçmadı.
  • Dün günün büyük bir bölümünde sakin ve son dönemlerde olduğu üzere 32,18 seviyelerinde salınan USDTRY kuru, akşam üzeri saatlerde ani bir sıçrama ile 32,30 seviyesine kadar yükseldi. USDTRY kurunda son dönemlerin aksine yaşanan bu hareketin ya da Türk Lirasına yönelik ilginin azalması arkasında Londra piyasalarında kısa vadeli swap oranları gerilemesinin yattığını düşünüyoruz. Reuters verilerine göre, 1 ay vadeli oran (implied yield) %30 seviyesine kadar geriledi. Yabancının döviz satıp TL almaya (carry trade) devam etmesi ile TL likiditesinin arttığı ve getirisinin de gerilediğini görüyoruz.
  • ‘Carry’ kelimesi, taşımak anlamına geldiğinden; finans piyasalarında bir varlığın taşınması, ondan sağlanan getiri demek olduğu için bu işleme de carry trade adı veriliyor. ‘Trade’ ise herhangi bir düşük faize sahip para biriminize borçlanarak bu parayı, yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmanızla beraber elde edilen kazanca deniyor. Bu bağlamda, yabancının döviz satıp TL almaya devam etmesi için TL faizinin cazibesini yitirmemesi gerekiyor. Onun da reçetesi swap penceresi genişletilmesinde yatıyor. Bakan Şimşek konuya geçen hafta değinse de, henüz bu yönde bir adım atılmadı.
  • USDTRY kurunda dün piyasa kapanışına doğru yaşanan yükselişin dışında, Borsa İstanbul’un günü yatay tamamladığını, lokomotif endeks Bankacılık hisselerinin ise günü %1,9 yükselişle tamamladığını gördük. Çok net bir şekilde bankacılık endeksini dışarıda tutarsak, borsa yükseliyor kelimesini kullanmakta bir nebze de olsun tedirginlik yaşıyorum. Sene başına göre bakılırsa, bankacılık endeksi %77 artış kaydederken, ana endeks %42, sınai endeksi ise sadece %27 artış kaydetti. CDS risk primi 260 baz puan seviyesinin diplerine kadar gerileyerek son 4 yılın en düşük seviyelerinde salınmaya devam ederken, 2 yıllık tahvilin bileşik faizi ise %41,47 ile bu yılın en düşük seviyelerinde işlem görmeye devam ediyor.
  • ABD’de dün açıklanan tüketici güven endeksi beklenmedik şekilde yükselerek FED’in faiz indirimlerinin zamanı ve büyüklüğüne ilişkin şüpheleri yeniden canlandırdı. FED üyelerinin de şahince ifadelerinin korunduğunu görüyoruz. Dün konuşan Minneapolis Başkanı Kashkari, acele bir faiz indirimine gerek olmadığını belirtti. Piyasaların kılavuz kargası ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi %4,56 seviyesine yükselerek 3 Mayıs’tan bu yana -son 3 haftanın- zirvesine yükseldi. Güçlü veri ardından piyasalarda ekonominin gücü ve yüksek seyrini koruyan enflasyon kaynaklı baskılara ilişkin şüpheler tekrar canlansa da, vadeli faiz işlemlerine göre, Eylül ayında 25 baz puan büyüklüğünde bir faiz indirimine bu sabah %44 olasılık verildi.
  • Geride bıraktığımız haftayı, öncesinde direnç sonrasında destek seviyesi olan 30 doların üzerinde kapatan gümüş bu sabah 32,30 dolar seviyesine kadar yükselerek güçlü bir görünüm arz ediyor. Gümüşte yukarıda 35 dolar seviyesini hedeflemeye ve uzun pozisyolarımızı korumaya devam ediyoruz. Altının da ons fiyatı 2,360 dolar seviyesine gelirken, ham petrol fiyatları ise OPEC+’ın Pazar günü gerçekleştireceği toplantıda üretim kesintilerinde değişiklik yapmayacağı beklentileriyle üst üste dördüncü işlem gününde de yükselerek 84,50 dolar ile bir ayın zirvesine yükseldi. Direnişin parası bitcoin ise 70 bin dolar seviyesinin etrafında son dönemlerde olduğu üzere yukları gitmekte istekli ama bir türlü istediği itici gücü bulamıyor havalarında salınmaya devam ediyor.
  • Son iki günde bültenimizde bizce çok önemli gördüğümüz demografik koşulların hızla bozulması ve kapitalist sistemin kendi içinde yaşadığı gelgitlere yer vererek yeni dünya düzenine okurarlarımızı ve kendimizi hazırlamaya çalışıyoruz. Portföylerde veya emeklilik planlarında, altın, gümüş ve kripto paralara ölçülü miktarda itibarlı (!) paraların yanında yer verilmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz.
  • ABD borsaları dün geceyi karmaşık bir seyir izleyerek tamamladı. Dow Jones sanayi endeksi gerilerken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi yükseldi. Bu sabah pasifiğin diğer ucunda da limoni bir hava hâkim. Kore ve Hong Kong borsalarında %1,5 civarında düşüşler görüyoruz. Bugün gözler FED toplantısından 2 hafta önce yayımlanan Beige Book (Bej Kitap) olacaktır. Bej Kitap; var olan, mevcut ekonomi koşullarına ilişkin geniş bir yorumlar özetidir. ABD FED Kurulu tarafından yılda 8 defa yayınlanır. Ekonominin mevcut durumunun bir özeti, iş insanlarının ekonomi üzerine görüşlerini raporlar.
  • TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini, yarın, her hafta olduğu üzere, yön tayin edebilmek adına enine boyuna irdeleyeceğiz. Ne demiştik: ölçemezsen bilemezsin, bilemezsen de yönetemezsin. Öte yandan, yılın ilk çeyreğinin kuvvetli geçtiğine işaret eden pek çok öncü veri ardından Türkiye’de Cuma günü açıklanacak GSYH büyümesine bakacağız (beklenti yıllık büyümenin %5,6 seviyesinde olması yönünde).

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Prof. Dr. KOZANOĞLU: CARRY TRADE NEDİR?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Son zamanlarda sade yurttaşın anlamakta güçlük çektiği “carry trade”, “swap limitlerinin genişletilmesi”, “TL’de uzun pozisyona geçilmesi” gibi bir takım teknik finansal tabirler üzerinden ekonomik analizler yapılıyor. Zamanında Süleyman Demirel’in diline pelesenk ettiği, “mamur ve müreffeh Türkiye” hayali benzeri; gerçekleşmese bile en azından üretimin artmasına, istihdamın genişlemesi, halkın yaşam standartlarının yükselmesine yönelik bir gelecek vaadi telaffuz dahi edilmiyor.

Elbette yaşamı sırf bu finansal araçlar üzerinden kurgulamayı doğru ve yeterli bulmuyoruz. Ancak madem tartışmalar bu eksende dönüyor; ekonomiyi yönetenlerin asıl amacı nedir, sistemin işleyiş mekanizmaları nelerdir, sıkça kullanılan bu teknik jargon ne anlama geliyor gibi soruların cevaplarını, en azından meraklılarının öğrenmesine katkıda bulunmayı arzuluyoruz. Sonunda da, Mehmet Şimşek hedeflerine ulaşsa bile, bu süreçte kimlerin kazanacağını, kimlerin kaybedeceğini analiz etmekte yarar görüyoruz.

ŞİMŞEK’İN SENARYOSU

Öncelikle, görevi bir yıl önce devraldığından beri Mehmet Şimşek’in temel amacı döviz girişlerini teşvik etmek, böylelikle kur geçişkenliği yoluyla enflasyonun beslenmesini engellemek, bu hedefe ulaşmak için de faizleri ve finansal getirileri “sıcak parayı” tatmin edecek bir düzeye getirmek. Böylece hem döviz kuru kanalıyla, hem de yüksek faizin mal ve hizmet talebini düşürmesi yoluyla enflasyonun düşüş eğilimine girmesi amaçlanıyor. Temmuz ve ağustos aylarında 2013’ün yüzde 10’a yaklaşan enflasyon rakamlarının aradan çıkmasıyla da, yıllık enflasyon göreceli düşük bir düzeye gelecek, bu sayede yüksek fiyat artışı beklentilerinin de kırılması umuluyor.

CARRY TRADE NEDİR?

Şimdi gelelim anahtar kavramlara: “carry trade”, düşük faizli bir para cinsinden, örneğin Japon yeni, Amerikan doları borçlanıp, yüksek faizli para birimine, örneğin TL veya Arjantin pezosuna geçerek yüksek getiri kazanmak anlamı taşıyor. Ancak son tahlilde reel getiri yen veya dolar cinsinden hesaplanacağı için bu süreçte yerel paranın iki ülkenin, örneğin Türkiye ve Amerika’nın faiz farkından daha az değer kaybetmesi gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda tanık olduğumuz üzere, bu durumun güvencesi sağlanamazsa yabancılar ülkenize rağbet etmez. Şimşek’in diline doladığı, Merkez Bankası (TCMB)  faiz metinlerinde de sektirmeden yer alan “Türk lirasında reel değerlenme” ifadesi işte burada kilit önem taşıyor. Reel değerlendirme ile TL’deki değer kaybının enflasyonun altında kalması kastediliyor. Yabancı bizim gibi et, süt, benzin fiyatı ile doğrudan etkilenmediği için, tüketici enflasyonu aslında onun için bir geçiş aracı.

Bu gerçeği politika faizinin öngörülen enflasyonun üzerinde tutulması söylemi ile birleştirince amaç gerçekleşmiş, yüksek getiri garantilenmiş oluyor. Özellikle 31 Mart yerel seçimleri öncesi döviz talebinin artmasıyla, TCMB politika faizinin yüzde 50’ye yükseltilmesi ve seçim sonrası Şimşek politikalarının devam edeceği güvencesinin verilmesiyle, “carry trade” eğilimi arttı, geçmişten aşina olduğumuz bu kavram bir kez daha yaşamımıza girdi.

SWAP NEDEN RİSKLİ?

Dövizin ülkeye girişinin çeşitli yolları var. Devlet iç borçlanma senetlerine (DİBS) ve hisse senetlerine talep yaratmak için, dövizinizi bozdurup, TL’ye geçmek zorundasınız. Aynı rotayı yerliler de izleyerek, döviz mevduatlarını veya yastık altındaki paralarını bozdurup döviz arzını artırabilirler. Diğer bir yöntem de meşhur swap enstrümanının devreye sokulması. Bunu ticari bankalar zaten TCMB ile yapıyorlar. Yani döviz fazlalarını verip TL alıyorlar. Çünkü bilançolarındaki döviz yükümlülükleri, döviz varlıklarından daha yüksek. Bireylere döviz ile borçlanma yolunun kapatılması, dövizde açık pozisyon vermelerinin başlıca nedenleri arasında. Aynı yöntemle yabancılar da dövizlerini satıp TL’ye geçebilir, yani bizim parada uzun pozisyon alabilirler. Sonra da bu TL’lerini bankalarla değiş tokuş edip karşılığında bankaların elindeki sözünü ettiğimiz fazla dövizlere park edebilirler. Ancak swapın 1 ay, 3 ay, 6 ay gibi önceden belirlenmiş vadeleri dolduğunda TL’lerini faiziyle geri alırlar. Sonra başlangıçtaki para birimlerine dönmek için TL’yi satıp, yani kısa pozisyona geçip, döviz almaları gerekir. Giriş sırasında döviz arzı yaratıp kuru aşağı çekme eğilimine katkıda bulunurlarken, çıkış sırasında döviz talebini artırıp kuru sıçratabilirler. Nitekim bu korkuyla 2019 sonundan başlayarak yurtdışı swap limitleri daraltıldı. Ancak düşük TL faizi nedeniyle zaten pek isteklisi de yoktu. Seçim sonrası cazip faiz ortamında yabancıların ağzının suyu akmaya başladı, bankaların özsermayelerine oranlanan swap limitleri neredeyse doldu.

DÖVİZ BORÇLANMA

TL’nin reel değerleneceği güvencesi, yerli aktörleri de döviz borçlanıp TL’ye geçmeye teşvik etti. Böylelikle kredilerin yüksek faizlerinden kurtulmak mümkün olacaktı. Bankalar da, TCMB artık swap yoluyla brüt döviz rezervlerini arttırıp, bunun karşılığında piyasayı likiditeye boğmaya niyetli olmadığı için, ellerindeki dövizi şirketler kesimine plase etmeye oldukça istekliydiler. Döviz borçlanma yabancı para cinsi geliri bulunan firmalarla sınırlandığı için, bu olanak  ihracatçı firmaların yatay seyreden kurlardan şikayetini hafifletiyor.

Aslında Türkiye benzer bir süreci AKP’nin ilk 11 yılında 2013’e kadar yaşamıştı. Dünyada faizlerin düşük, likiditenin bol olmasının da etkisiyle yoğun döviz girişleri gerçekleşmişti. O dönemde TL reel anlamda değer kazandı, faizlerin de göreceli düşük tutulması sayesinde iç talep canlı seyretti. Aynı yıllarda en büyük özelleştirmeler yapılıp, kamu malları haraç mezat satılırken, borsa ve DİBS’lere de büyük rağbet oldu. Tarihin en hızlı dış borç artışı da bu dönemde gözlendi. Rekor cari açıklar verilirken, adeta sanayisizleşmeye davetiye çıkarıldı, özellikle ara mallarda dışa bağımlılık arttı. Ekonomi ekibi işte böyle benzer bir döneme daha kapı aralıyor. Zaten bu “ikinci baharı” Citybank yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans diye niteledi.

Firmalardaki, 2018 Rahip Brunson krizi sonrası şiddetlenen döviz borcundan kaçınma refleksi bugün terse dönmüş durumda. Şimdi özel sektör dövizde açık pozisyona geçme, kamu ise TCMB aracılığıyla dövize yönelme eğiliminde. TL gerçekten reel anlamda değerlenirse, bu süreçten tüm döviz borçluları karlı çıkacak, döviz varlığı bulunanlar ise zararla karşılaşacaklar. Bu nedenle hem firmaların döviz mevduatında, hem de KKM hesaplarında yavaş da olsa bir çözülme söz konusu. Doğaldır ki, geçmişte defalarca tanık olduğumuz gibi Şimşek’in kurgusunda bir aksama meydana gelirse veya yetkileri daraltılırsa tekrar dövize yoğun bir rağbet yaşanabilir, ekonomi yeni bir türbülansla burun buruna gelebilir.

FATURA KİME ÇIKACAK?

İşler öngörüldüğü gibi giderse de, bu süreçten zararlı çıkacaklar az değil. Çünkü bu tasarım yüksek faize dayandığı için, kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borcu bulunan bireyler ve TL kredi borçlusu küçük ve orta işletmeler büyük bir faiz maliyetine katlanacaklar. Kamu bütçesindeki faiz harcamaları da öngörülenin üzerine çıkacak, bunun bedelini artan vergiler ve tırpanlanan hizmetlerle tüm halk ödeyecek. Belki de asıl önemlisi, yabancılara bu “hikaye” temmuz’da asgari ücretin artırılmayacağı, emekli maaşlarında kayda değer bir iyileştirme yapılmayacağı güvencesiyle pazarlanıyor. Yani “carry trade” istim aldı müjdesi, yabancıların borsaya giriş coşkusu, emeğiyle geçinen sade yurttaş için fazla bir anlam ifade etmiyor. Benzer şekilde, Şimşek’in senaryosunda bir aksama olmaması da, geniş kitlelerin yüzünün güleceği anlamına gelmiyor!

BİRGÜN

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kapitalist sistem sorgulanıyor: Neden gümüş, altın ve kripto paralar?

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Haftanın ilk iş gününü Türk mali piyasaları sakin bir seyirle tamamladı. İngiltere ve ABD piyasalarının kapalı konumda olması da bu eğilimi destekledi. BİST100 ana endeksi günü önemli bir değişim kaydetmeden tamamlarken, son dönemlerde halka arz olan hisselerde sert satışlar dikkatimizden kaçmadı. Benzer bir şekilde, satın alma haberleri ile sert yükselen sonra doğrulanmayan haberlerle sert gerileyen Yapı Kredi hissesinde kâr realizasyonu dördüncü günde de devam etse de, yabancı ilgisinin yoğunlaştığı bankacılık sektörü (BIST Banka endeksi) günü %0,7 oranında yükselişle tamamladı. Not etmek gerekiyor ki, bankacılık sektörü endeksi sürüklerken, sınai, teknoloji gibi endekslerde ise ‘tatsız’ hava korunmaya devam ediyor.
  • TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 24 Mayıs tarihine yönelik analitik bilançoya göre 2 milyar dolar daha iyileşerek manşet rakamı (swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervleri) eksi 12,4 milyar dolar düzeyine iyileştirdi. TCMB’nin yerel seçimler ardından geçen 35 iş gününde biriktirdiği 61,7 milyar dolar rezerv ile artık günler içerisinde eksi rezerv argümanını da terk etmiş olacağız. Türk Lirasına yönelik ilginin devam etmesi ile USDTRY kuru 32,20’li seviyelerden hafif de olsa gevşeyerek 32,15’li seviyelere geriledi. Fiziki döviz piyasasında da (Kapalıçarşı) kotasyonların 32 seviyesinin altına gerilediğini görüyoruz ki bu da döviz satış eğiliminin ivme kazanarak tabana yaygın müşteriye de ulaştığını gösteriyor.
  • Türkiye’nin yabancı indinde risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 265 baz puanda ve 4 yılın dibinde işlem görmeye devam ederken, tahvil faizlerinde ise bebek adımlarla da olsa gerileme devam ediyor. TCMB’nin olağan PPK toplantısı ardından beklentimize paralel açıkladığı önlemler sonrasında Türk Lirası Referans faiz oranı yeniden faiz koridorunun tepesi olan %53 seviyesine yaklaştı (dün %52,96). TCMB’nin TL likiditesinin artması ve piyasa faizlerinin gerilemesinden rahatsızlık duyduğunu ve önlem alacağını paylaşmıştık. Mevduat faizlerinin de yeniden yukarıya geleceğini, son dönemlerin revaçta enstrümanı para piyasası fonlarında da yaşanan gerilemenin geride kaldığını not edelim.
  • ABD ve İngiltere piyasalarının kapalı olduğu dünlü günde, Almanya’da açıklanan iş dünyasının ekonomiye güvenini yansıtan IFO endeksi Mayıs ayında Reuters anketine katılan ekonomistlerin 90,4 olan beklentisinin altında kalarak 89,3 değerini alsa da, endeksin Ocak ayında 85,2 seviyesinden başlayan yükselişini devam ettirdiğini ve geçen sene Avrupa’nın hasta adamı olarak lanse edilen Almanya’da ekonomide toparlanma sinyallerinin kuvvetlendiğine işaret etti. Ekonomiye güvenin iyileştiğine işaret eden veriye rağmen, Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) önümüzdeki ay 25 baz puan faiz indirimine gideceğine piyasalar bu sabah itibariyle %91,6 ihtimal tanıyor. EURUSD paritesi ise bu beklentiyi fiyatlayarak 1,0880 seviyelerinde işlem görüyor. Teknik mânâda 1,10 seviyesinin üzerinde haftalık kapanış görmeden hamle yapmayacağız.
  • Uzun pozisyona sahip olduğumuz kıymetli madenler geride bıraktığımız hafta şahin FED toplantı tutanaklarını ile kâr satışlarına sahne olarak haftayı sert geri çekilme ile tamamlamıştı. Özellikle gümüş, Çin Seddi olarak gördüğümüz 30 dolar seviyesini hacimli bir şekilde yukarı yönlü kırarak 32,50 dolar seviyesine kadar (son 12 yılın zirvesi) soluksuz yükselmesi ardından, haftayı düşüşle ama 30 dolar desteğinin üzerinde tamamlamasını önemli bir sinyal olarak okumuştuk. Gümüş dün günü %4 yükselile yeniden 32 dolar seviyesine dayanarak tamamladı. Gümüşte ilk hedef seviyemizin 35 dolar, bir diğer uzun pozisyona sahip olduğumuz altında ise 2,550 dolar seviyesini hedeflemeye devam ettiğimizi bir kez daha hatırlatalım.
  • Neden kıymetli madenlerde uzun pozisyon taşırken, devamlı bir şekilde kripto paralara da bültenimizde de yer veriyoruz? Farkındaysanız dün de  dünyada demografik koşulların hızla bozulmasını gündemimize taşımıştık. Kapitalist sistemin barındırdığı dengesizlikler, ABD’de bitmek bilmeyen borçlanma ihtiyacı, borçlanma tavanına takılan hükûmetin mütemadiyen kapanma riski, faiz yükünün yarattığı devasa kambur nedeniyle düşük faiz arzusu derken sistemin sürdürülemez olduğuna inanıyoruz. ABD’nin neredeyse borcu her 100 günde 1 trilyon dolar arttığını tekrar hatırlatalım. Bu sistemin sürdürülebilir olmayacağına yönelik inancın piyasalar cephesinde de vücut bulması ile, doların tahtının ilerleyen yıllarda daha da sarsılmaya devam edeceğini, yakın gelecekte mevcut parasal sistemin alternatif bir arayış içine gireceğini, başta kripto paraların daha fazla, altının tartışmasız yer alacağını, gelişmekte olan ülke para birimlerinin ise daha kuvvetli bir temsiliyeti olacağını düşünüyoruz. Bizler de, özellikle geleceğimize yönelik emeklilik planları yaparken, kripto paralara, altının yanı sıra gümüşe de, hatta blokzincir teknolojilerine daha fazla yer vermemiz gerektiğinin altını çizmek isterim.
  • ABD piyasalarının kapalı olduğu dünkü günün ardından bu sabah Asya piyasalarında ılımlı bir başlangıç görüyoruz. Küresel mali piyasaların gündeminde bugün ABD’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Haftanın geriye kalan kısmında ise ABD’de FED’in favori enflasyon göstergesi olan PCE enflasyonu, bizde ise büyüme verileri takip edilecektir.

*TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net döviz pozisyonu iyileşmeye devam ediyor

171687304680f2710857dec46fce2082bb198f5072_1_1200.jpg

*Gümüş

Kaldığımız yerden devam…

17168730462f95e918b82c613424ae4f8474f2a565_2_1200.jpg

*Altın Gümüş Rasyosu

1 ons altının ne kadar gümüş yaptığını gösteren rasyo, gümüş lehine ilerlemeye devam ediyor.

1716873046f1330f69cadf04f140ba62b285045497_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.