Connect with us

BANKA HABERLERİ

Vakıfbank’ın 3. çeyrek kârı beklentiyi aştı

Yayınlanma:

|

Vakıfbank 2022 yılının 3. çeyreğinde piyasa beklentisi olan 4,9 milyar TL’nin üzerinde 5,6 milyar TL net dönem kârı elde etti. Böylece bankanın 9 aylık net dönem kârı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 617 oranında artarak 15,6 milyar TL’ye yükseldi.

Ortalama özkaynak kârlılığı bir önceki çeyrekte yüzde 26,1 seviyesinde iken, dokuz aylıklarda yüzde 29,2 seviyesine yükseldi. Ayrıca Vakıfbank bu çeyrek 5,5 milyar TL ilave serbest karşılık ayırdı. Bankanın toplam serbest karşılıkları 9,5 milyar TL’ye ulaştı.

Krediler tarafındaki artış çeyreklik bazda yüzde 9,4 olarak gerçekleşti. Böylece bir önceki yıla göre toplam kredi büyümesi yüzde 66,2 oldu. TL kredilerdeki çeyreklik artış yüzde 11,9 ile sektörün altında gerçekleşirken, YP krediler dolar bazında yine bu çeyrekte de yılbaşındaki beklentilere paralel bir şekilde yüzde 5,2 daraldı. Böylece yıllık TL kredilerde ve YP kredilerde sırasıyla yüzde 57,2 artış ve yüzde 10,6 daralma gerçekleşti.

Toplam mevduatlar son çeyrekte yüzde 21,4 oranında yıllık bazda bakıldığındaysa yüzde 105,3 artarken, TL mevduatlar çeyreklik bazda yüzde 30,5, yıllık yüzde 110,5 büyüdü. Bankanın vadesiz mevduatları yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 13,7, bir önceki yıla göre ise yüzde 117 oranında artış gösterdi. Kur Korumalı Mevduatlar 150 milyar TL’ ye ulaşırken, dönüşüm oranı yüzde 20 BDDK yasal sınırının üzerinde gerçekleşti.

Vakıfbank yılın üçüncü çeyreğinde çeyreksel bazda yüzde 8 artışla 15,7 milyar TL net faiz geliri elde etti. Böylece bankanın net faizi geliri yılın ilk dokuz ayında yıllık yüzde 273 artarak 39,4 milyar TL’ye yükseldi.

Dokuz aylık swap maliyetleri dahil edilmiş net faiz marjına bakıldığında 2021 yılındaki yüzde 1,76 seviyesinden 317 baz puanlık bir artışla yüzde 4,94seviyesine yükseldi.

Fakat bir önceki çeyreğe göre geriledi. Banka yılın son çeyreğinde TÜFE’ye endeksli kağıtlardan 29 milyar TL faiz geliri elde edeceğini açıkladı.

Vakıfbank’ın net ücret ve komisyon gelirleri çeyreksel bazda yüzde 29 artarak 3,1 milyar TL seviyesine yükseldi. Böylece 9 aylık net ücret komisyon geliri 7,2 milyar TL oldu. Aynı dönemde faaliyet giderleri çeyreksel bazda yüzde 18, yıllık yüzde 70 artarak dokuz aylıklarda 11,3 milyar TL’ye çıktı. Faaliyet giderleri yıllık bazda enflasyon oranının altında kalmayı sürdürdü.

Bankanın sermaye yeterlilik rasyosu 3. Çeyrekte yüzde 15,77 ile minimum sermaye yeterlilik rasyosu olan yüzde 12’in üzerinde kaldı. Bir önceki çeyreğe göre yükselmeye devam eden çekirdek ve ana sermaye rasyosu sırasıyla yüzde 11,69 ve yüzde 13,90 oldu. Dolar/TL paritesinde 0,1 TL değişimin sermayeye yeterlilik rasyosuna etkisi yaklaşık 3 puan olarak ölçüldü. Ekim 2022’deki 3 milyar TL’lik Basel III uyumlu sermaye benzeri tahvil ihracının sermaye yeterlilik rasyosu üzerindeki pozitif etkisi yaklaşık 40 baz puan olarak aktarıldı.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BANKA HABERLERİ

Ticari krediye yüzde 50 oranı için blokaj

Bankalar TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalayabilmek için yeni uygulamaları devreye aldı. Ticari krediyi hemen kullandırmayan ve vadesiz mevduatta tutan bankalar hem maliyeti düşürüyor hem de oranı yakalıyor.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bankalar, ek menkul kıymet tutma zorunluluğundan kurtulabilmek için Merkez Bankası’nın getirdiği TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalayabileceği yeni fikirleri uygulamaya alıyor. Sektörde son dönemde en yaygın uygulama müşteriye ticari krediyi hemen kullandırmayıp blokaj uygulamak ve bunu vadesiz mevduata aktarmak. Bankacılık kaynakları kamu bankalarının bunu 3-4 aydır uyguladığını dile getirirken artık birçok yerli ve özel bankayı da bu yola yönlendirdiğini vurguladı. Kaynakların verdiği bilgiye göre ticari kredinin vadesiz mevduatta tutulması hem TL mevduat oranı artıyor hem de TL mevduat için verilen yüksek faizin gerilemesini sağlıyor. Kaynaklar bazı bankaların yılsonuna kadar da blokaj uygulayabildiğini belirtti.

Bankacılık sektörünün son dönemdeki en büyük derdi TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalamak. Merkez Bankası hem bankalara bu oranın altında kaldıkları takdirde ek menkul kıymet tutma hem de yabancı para zorunlu karşılık tutarı üzerinden bankaya komisyon ödemeleri zorunluluğu getirdi. Bankalar döviz mevduatı dönüşüm oranı üzerinden ek menkul kıymet tutuyor ve komisyon uygulamasına tabi tutuluyordu. Yeni yılla birlikte artık dönüşüm oranı kalktı ve her iki durum için de artık TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı önemsenecek. İşte bu durum bankaların TL mevduat yarışına başlamasına ve akıl almaz yeni yöntemlerle TL mevduat payını artırmaya itti.

Hem maliyeti düşürüyor hem oranı yükseltiyor

TL mevduat faizleri Merkez Bankası’nın 18 Ekim’de menkul kıymet tesisine yönelik yaptığı değişikliklerin ardından artışa geçti. Bankacılık sektörü uzun vadeli düşük faizli ek menkul kıymet tutmak yerine TL mevduat oranını yakalayabilmek için yüzde 30’a varan TL mevduat oranları uyguladı. Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) uyarılarına rağmen yüksek TL mevduat faizi devam ediyor. Yüksek faizin yeterli gelmediği noktada ise finans mühendisliği devreye giriyor. Bankacılık kaynakları kamu bankalarının 3-4 aydır ticari kredilerde uyguladığı blokajın artık sektörde yaygın uygulandığını dile getirdi. Kaynakların verdiği bilgiye göre bankalar ticari krediyi hemen müşteriye kullandırılmıyor belli bir oranı ve bazen de tamamı vadesiz mevduata aktarıyor. Bazı özel bankaların yüzde 30 blokaj uyguladığı ve bunun için de müşterilerine sözleşme imzalattığını kaynaklar belirtirken bu miktarın da vadesiz mevduatta 15 gün 1 ay tutulduğu vurguladı. Kaynakların verdiği bilgiye göre bazı bankalar ise tamamına blokaj uyguluyor ve aralık sonuna kadar da kullanıma açmıyor. Bankacılık kaynakları zaten finansman sıkıntısı yaşayan tüzel kişilerin kredisine yönelik blokajı mecburen kabul ettiğini belirtirken bankaların ise bu durumdan iki türlü kazanç elde ettiğine dikkat çekti. Kaynakların verdiği bilgiye göre düşük kredi faizlerine karşılık yüksek mevduat faizlerinin olduğu ortamda krediyi vadesiz TL mevduatta tutmak bankaların maliyetini düşürüyor. Bunun yanı sıra TL mevduat oranı da mevduat faizi maliyeti olmaksızın artmış oluyor. Bankacılık kaynakları hem BDDK’nın hem de Merkez’in bankalara uyarıda bulunduğunu vurguladı. Öte yandan BDDK verileri tüzel kişilerin vadesiz mevduatında son aylarda hareketlilik olduğunu da ortaya koydu. Haziranda tüzel kişilerin vadesiz mevduatının 5 haftalık hareketli ortalamasının toplam mevduatlar içindeki oranı yüzde 23 iken 18 Kasım itibariyle yüzde 25’e ulaştı.

Sektörde 11 ayda 14.6 puan artış yaşandı

Merkez Bankası’nın liralaşma stratejisi kapsamında attığı adımlarla beraber bu yıl TL mevduat oranını en hızlı artıran bankacılık grubu yabancı mevduat bankaları oldu. 2022’nin ilk haftasında TL mevduat oranı sadece yüzde 32,33 olan yabancı mevduat bankaları 25 Kasım haftasına gelindiğinde TL mevduat oranlarını 17.71 puan artırmayı başardı. Kamu mevduat bankalarında da yaklaşık 11 ayda TL mevduat oranındaki artış 12.45 puan oldu yılın ilk haftasında kamu mevduat bankalarının da TL mevduat oranı yüzde 40,45 ile yüzde 50 sınırının altında bulunuyordu. Yerli özel mevduat bankalarında ise 11 ayda 14 puanlık artış yaşandı ve TL mevduatın oranı yüzde 33,64 seviyesinden yükseliş gösterdi. Sektörde ise 14.58 puanlık bir yükseliş oldu.

Yabancı mevduat bankaları yüzde 50’yi yakaladı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun verilerine göre Merkez Bankası’nın 18 Ekim’deki ek menkul kıymet alımına yönelik yaptığı düzenlemenin ardından bankacılık sektöründe TL mevduatın oranı hızla artış trendine girdi. 14 Ekim haftasında sektörün tamamında yüzde 46,85 olan TL mevduat oranı 25 Kasım itibariyle yani yüzde 49,7 ile yüzde 50 sınırına dayandı. Sektörün tümünde TL mevduatın oranı 14 Ekim’den bu yana 2.94 puan yükseldi. Kamu mevduat bankalarında 14 Ekim haftasında yüzde 51,28 olan TL mevduat oranı ise 18 Kasım itibariyle yüzde 52,9’a çıktı yani 1.62 puan artış yaşandı. Yerli özel mevduat bankalarında ise sektöre göre daha yavaş bir artış yaşandı. 14 Ekim haftasında yüzde 46,06 olan TL mevduat oranı 14 Ekim’den bu yana yerli özel mevduat bankalarında 1.59 puanlık artışla yüzde 47,65’e çıktı. Ve halen daha yüzde 50 sınırının altında kaldı. Yabancı mevduat bankaları bu TL mevduat oranını en hızlı artırmayı başaran grup oldu. 14 Ekim haftasında TL mevduat oranı yüzde 44,17 olan yabancı mevduat bankalarının 25 Kasım’daki TL mevduat oranı 5.87 puanlık artış sayesinde yüzde 50,04’e çıktı. Yabancı mevduat bankaları hem ilk kez TL mevduat oranında yerli özel mevduat bankalarını geride bırakmayı başardı hem de yüzde 50 sınırını yakaladı.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Refet Gürkaynak: Bağımsız, Güvenilir Bir Merkez Bankasına İhtiyacımız Var”

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP, bugün Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması düzenledi. Prof. Dr. Refet Gürkaynak, burada şöyle konuştu:

“ENFLASYONUN BU KADAR YÜKSEK OLMASI, ADININ TÜRKİYE OLMASINDAN KAYNAKLANMIYOR”

“Türkiye’nin durumundan bahsederken maalesef içimizi karartmadan konuşmak kolay değil. İktisadi durumumuz kötü. Bunu bilmek için benden duymaya ihtiyacınız yok. Öte yandan sadece iyi niyetle, ümitperverlikle değil uzmanlıkla bunun daha iyisinin mümkün olduğunu söylemek isterim. Daha iyisi elbette mümkün. Çok daha iyisi elbette mümkün. Bizim için, Türkiye’nin refahı için mümkün olan iyilikler yakın ya da uzak geçmişimizle görmüş olduğumuz şeylerle sınırlı değil. Bizim görmediğimiz kadar iyisi olmamız da gayet mümkün.

Bazen Türkiye’de olup biten şeyleri dünyanın bize bir tezahürü gibi anlatmaya çalışıyoruz ya da çalışıyorlar. Yani Türkiye’de enflasyon niye bu kadar yüksek? Bütün dünyada yüksek olduğu için, petrol fiyatları yüksek olduğu için, Amerikan Merkez Bankası şöyle yaptığı için, buğday fiyatı yüzünden. Bunlar bize ‘Enflasyon veyahut fakirlik Türkiye’ye olan şeyler’ deme yolları. Bu sorumluluğu bizden atıyorlar, belki biraz içimizi rahatlatıyor. Bir yandan da bunu değiştirme yetkisini de elimizden alıyor. Eğer bunlar bize olan şeyler ise ‘Bunu değiştiremiyoruz zaten’e geliyor. Halbuki böyle değil.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE İŞE YARAMAYACAK POLİTİKALAR TÜRKİYE’DE DE YARAMIYORLAR”

Enflasyonun bu kadar yüksek olması, adının Türkiye olması, şu veya bu enlemde olmasından kaynaklanmıyor. Şu tabii ki aşikâr. Biz bu gezegende bir ülkeyiz. Dünyada olup biten bizi de etkiliyor.

Bu ülkede ne olup bittiğine dair bu ülkenin insanları olarak söz sahibiyiz. Bunun sorumluluğunu almak zorundayız. Bu enflasyon bizim yaptığımız bir şey. Dünyanın her yerinde olduğu gibi kötü politikalar kötü sonuçlar doğruyor. İyi politikalar iyi sonuçlar doğuruyor. Ülkelerin birbirlerinden farklılıkları var. Birtakım ülkelerin birtakım özellikleri var.

Ama, dünyanın hiçbir yerinde işe yaramayacak politikalar Türkiye’de de yaramıyorlar. Bundan da şaşırmamak lazım. Dünyanın her yerinde enflasyonu kontrol etmiş politikalar Türkiye’de de edebiliyorlar. Buna da şaşırmamak lazım.

“UMARIZ UGANDALI DOSTLARIMIZ DA ‘BURASI TÜRKİYE Mİ?’ DİYE BİZİMLE ALAY ETMİYORLARDIR”

2000’lerin başında enflasyon Türkiye’de kuvvetle düşerken, petrol fiyatları görülmedik hızla artıyordu. Bunu yapmayı başardık, yapabiliyoruz. Bugün Türkiye’de enflasyonun artmasının nedeni petrol fiyatları değil. Enflasyon dünyanın her yerinde olsaydı eğer, dünyanın her yerinde birden görmeyi beklerdik tanımı gereği. Buradaki gri bant, birçok gelişmekte olan ülkenin enflasyon oranlarını içine alan bir bant. En sonda zincirlerini kırıp uzaya gitmeye çalışan çizgi de Türkiye’nin enflasyon oranı. Buna aktığınız zaman, ‘Her yerde enflasyon’ diye başlayan bütün cümlelerin bizim aklımızla alay etmek olduğunu görüyorsunuz.

Uganda’nın enflasyonu ile Türkiye’nin enflasyonu. Görüyorsunuz, 90’larda Uganda da yüksek enflasyondan mustaripken enflasyonunu düşürmüş ve tekrar yükseltmemiş. 2020 sonrasına baktığımız zaman bizim Uganda ile alay edecek bir şeyimiz olmadığını açık açık görebiliyoruz. Umarız Ugandalı dostlarımız da ‘Burası Türkiye mi?’ diye bizimle alay etmiyorlardır.

“ENFLASYON, FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİR”

Enflasyon, genel bir kötü yönetim göstergesidir. Ama bir taraftan da enflasyon bir vergi, birilerinden alıp birilerine veriyor. Bu bakımdan da en adi, en aşağılık ve en korkunç vergilerden biri. Fakirden alıp zengine verir ve çaktırmadan yapar. Bir zamanlar konuşulan ve Türkiye’de de hâlâ bahsedilen ‘Enflasyonu göze aldık, çünkü biz büyümek istiyoruz’. 1970’lerde bütün dünya bunu denedi ve bütün dünya bu işte çuvalladı. Biz de deneyip daha önce başarısız olduk zaten. Bunun neden olmadığını da biliyoruz. ‘Enflasyonu yükselteyim ama büyüyeyim’ böyle bir şey yok, hiç olmadı. Türkiye’de de olmadığını görüyoruz. Bir kere daha görmemize gerek yok. 90’larda da gördük bunu. Anlamak için de bir işi bir kere yapmış olmak da yeterli aslında. Enflasyonunuz ortalamada yüzde 2 ise, 1-3 arasında, 0-5 arasında gidiyor geliyor, enflasyonu eğer ıskalıyorsanız ve beklemediğiniz gibi olduysa hatanız yüzde 2. Yaşarsınız o zaman. Ortalama enflasyonunuz yüzde 30 ise eğer, o enflasyon yüzde 15-60 arasında gidip geliyordur. Orada yaptığınız tahmin hatası artık çıkarılamaz, şirketleri batırıyor. Böyle olacağını insanlar önden görüyorlar zaten. 2 ay sonrasında vadeli işlem yapılamayan ülkede 2 sene sürecek yatırım işini kimse yapmıyor. Bu yatırımı yapmıyorsunuz, büyümüyorsunuz da. Enflasyon, büyümenin önünde büyük bir engel. Bu nedenlerle enflasyonu düşürmek zorundayız.

“BAĞIMSIZ, GÜVENİLİR MERKEZ BANKASI’NA İHTİYACIMIZ VAR”

Enflasyonu düşüreceğiz diye yola çıkmak Türkiye’yi birleştiren bir şey. Zor olan birçok şeyi yapabilir hale getiriyor. Bunu yapmak için neye ihtiyacımız var? Hepimizin bildiği, bağımsız, güvenilir Merkez Bankası. Bu ezber yanlış değil, Gerçekten bu şart. Bu şartı yerine getirmek de zor değil. ‘Türkiye’de sadece şu ankinden daha iyi merkez bankacılar vardır’ demek zorunda değiliz. Dünyanın en iyi merkez bankacılarından bazıları Türkiye’de. Bunlardan birinin konuşmasını az önce dinledik.

“TÜRKİYE’DE SADECE MERKEZ BANKACILARI DEĞİŞTİREREK BEDAVAYA ENFLASYONU DÜŞÜREBİLECEĞİNİZE DAİR KENDİMİZİ ALDATMAMAMIZ GEREKİYOR”

Merkez Bankası idaresinin güven vermesi lazım. Merkez Bankacılığı bir güven işidir. Ama bu güveninin siyasetten bağımsızlıkla, kendi başına enflasyonu düşüreceğine dair kendimizi de aldatmamamız lazım. Çünkü aklı başında bir Merkez Bankacı yaptığı işlerin sonuçlarının ne olduğunu düşünecek. Bu sonuçlar eğer ‘Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey hazineyi batırır. Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey mali sektörde kriz yaratır’ ise yine iş yapamaz hâle geliyorsunuz. Bunun için de bütünsel bir değişiklik ve bir koordinasyon elzem. Bu bakımdan Türkiye’de sadece Merkez Bankacıları değiştirerek bedavaya enflasyonu düşürebileceğinize dair kendimizi aldatmamamız gerekiyor.

Merkez Bankası’nın SWAP hariç net rezervleri nereden baktığınıza ve ne zaman baktığınıza bağlı olarak eksi 20 milyar dolar ile eksi 60 milyar arasında gidip geliyor. Uluslararası konferanslarda bu konuları iyi bilen iktisatçılarla bunun nasıl negatif olabildiğini konuşmak iktisatçı olarak eğlenceli, vatandaş olarak hicap verici bir şey. Neden böyle? Neden bu rezervler buraya geliyorlar?

Ya sonuçları beğenmiyoruz, beğenmediğimiz sonuçları politikaları düzeltmek yerine bu sonuçları doğrudan baskılayarak düzeltmeye çalışıyoruz. Kuru yükselten politikaları değiştireceğimize bu politikaları koruyup, kuru tutmak için rezervlerinizi satarsanız ortaya bu sonuç çıkıyor. Bunu beğenmeyip, ‘Bu insanlar bu rezervleri niye alıyorlar? Ellerine nereden geçiyor? Krediden geçiyor. O zaman kredileri köstekleyelim’ derseniz, doğrudan bankalara müdahale etmeye başlıyorsunuz. Türkiye’de hemen her alanda bu şekildeki müdahaleleri görüyoruz.

Türkiye’nin şu an gittiği komuta ekonomisi yolundan düzenlenmiş bir piyasa ekonomisine tekrar dönmesi gerekiyor.

Devlet dediğiniz şey, devlet kapasitesi biber gazı sıkmak değil. Hakikaten geliri tahkim edebilmek mesela, kendi aldığı kararı uygulayabilmek. Bunu yaptığımız zaman, Hacer hanımın bahsettiği gelir aktarımlarını doğru yapabilir hâle geleceğiz. Çünkü kim gerçekten ihtiyaç sahibi, kim havadan ‘Bana da’ diyor, anlar hâle geleceğiz. Bunlar bizim elzem şeyler. Bunları yaptığımızda, Merkez Bankası’na ‘Sen de işini doğru düzgün yap. Enflasyon düşsün’ diyebiliyoruz.

“İYİ İKTİSAT POLİTİKASI YAPMAK TÜRKİYE’DE HÂLÂ MÜMKÜN”

Türkiye gerçekten iktisat politikası uzmanlığı çok olan, uzmanı çok olan, beşeri sermayesi yüksek olan bir ülke. Para politikasında özellikle böyle. Tam da bu bakımdan varlık içinde yoklukla yaşıyoruz. Bu kadar uzmanlığın, bilginin, uygulama kültürünün olduğu bir ülkede bir kere daha bunları yapmıyor olmalıydık. Bu insanlar hâlâ hayattalar ve bu ülkedeler. İyi iktisat politikası yapmak Türkiye’de hâlâ mümkün.

Türkiye’de enflasyonu düşüren politika, sadece enflasyonu düşürmeyecek. Birçok şeyi birden ıslah edecek. Bu bedava değil. Bunun bir maliyetini ödeyeceğiz. O maliyet bir defa ödenecek. Sonra faydası, nesiller boyu… Şu anda çektiğimiz eziyeti biliyoruz. Uzmanlıkla, Türkiye’de enflasyon düşer ve bu ülkede enflasyon düşecek, diyebiliyorum. Bunun nasıl yapılacağını biliyoruz. Zor değil. Türkiye’de bunu çok iyi bilen insanlar mevcut. İhtiyacımız olan şey bunu yapacak niyet ve irade. Baştaki maliyetini kaldıracak olan toplumsal mutabakat. Bunu yapacak bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Nihayetinde, dönüp bakıp; Türkiye’de enflasyon düştü, gelir dağılımı düzeldi, büyüme arttı, gitmiş olan insanlar bu ülkeye tekrar mutlulukla geri geldiler dediğiniz zaman; bu dünya değiştiği için olmayacak. Biz böyle yaptığımız için olacak.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

The Banker’den İş Bankası’na “Yılın Bankası” ödülü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, The Financial Times bünyesinde yayımlanan The Banker Dergisi tarafından ‘Türkiye’de Yılın Bankası’ ödülüne layık görüldü.

İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılında 100. yılını kutlayacak olan bankanın bu ödülü almasında; güçlü finansal performansı ile birlikte dijitalleşme ve inovasyon alanında müşteri için değer yaratma odaklı yenilikçi hizmet anlayışını sürdürmesi ve topluma dair üstlendiği inisiyatifler etkili oldu.

Ödülü, Londra’da düzenlenen törende İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın aldı.

‘Yılın Bankası’ ödülü, uzman bankacı ve analistlerin görüşlerine dayanarak dünyanın birçok ülkesindeki bankaların değerlendirilmesi sonucunda belirleniyor.

120 ülkeden binin üzerinde başvuru yapılan ödülü kazananlar, alanında uzman jüri üyeleri tarafından seçiliyor.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.