Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankalardan BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN Komisyonu

Sonunda bu da oldu. Özel bir banka kendisinden kredi almasına rağmen yeterince çalışmayan müşterilerinden benimle çalışmadın komisyonu almaya başladı. Erol Taşdelen yazıyor:

Yayınlanma:

|

Bankalardan “BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN” komisyonu
Müşteri, YAZILI yetmedi SÖZLÜ Taahhüde uymama cezasını da gördü
Bip ! bip ! diye gelen mesajınızı okuyorsunuz :
“Sayin Musterimiz, Bankamiz ile imzaladiginiz sozlesmeler kapsaminda nakit akisinizi krediniz ile paralel oranda bankamizdan gecireceginizi ve kredi odemelerinizi vade/taksit gunlerinize uygun olarak yapacaginizi beyan etmis bulunmaktasiniz. Ilgili taahhudun gerceklesmemesi durumunda bankamizda bulunan hesaplarinizdan ucer aylik donemlerde taahhude uymama komisyonu tahsil edilecek olup detayli bilgi icin subeniz ile iletisime geçebilirsiniz” ( yazım hataları bankaya aittir ).
Özetle şunu diyor : Sana Kredi verdim ya o kredi hacmi kadar benden nakit akış geçireceksin. Yani sadece kredi aldım gittim yok. Ya benle çalışmaya devam eder ya da senden ek komisyon alacağım.
Köprüler için espri yapılıyor ya “geçsen de ödeyeceksin geçmesen de” diye işte onun banka versiyonu. Peki, bir esnaf 100 bin TL kredi kullandı bankadan Pandemiden dolayı da dükkanı kapalı nasıl olacak da senden nakit akışı geçirecek ortada nakit döngü yok ki. Veya kredi aldı diye benimle çalışmak zorundasın niye diyebilirsin, bunun yasal zemini ne o zaman? Peki tersine düşünelim, sana vatandaş mevduat yatırdı diye vatandaşın elektrik, su borcunu da banka olarak sen ödesene o zaman. Banka olarak “öyle saçma şey olur mu niye ödeyeyim diyeceksin değil mi”. İşten ben de senin bu yaptığın da aynı şey diyorum. Aynı banka e-fatura’yı 2 yıl bedava yapacağım diye sık sık reklam vermişti bakalım onun altından ne çıkacak. Bu zihniyetten altından ne çıkacağını tahmin temek zor değil göreceğiz.
Altını çizmek gerekiyor “üçer aylık dönemlerde taahhüde uymama” cezası ile komisyon tahsil edileceği belirtiliyor. Tabi müşterinin okuduğundan bir şey anlamadığını ve anlam veremeyeceğini de düşünmüşler “detaylı bilgi için şubeniz ile iletişime geçebilirsiniz” ibaresi ile bitirmişler.
Cep telefonuna Körfez Sermayeli bir bankadan müşterilere Eylül ile birlikte yukarıdaki mesaj gitti. Tabi mesajdan kimse bir şey anlamadı. Okumadan silen de oldu. “Yanlışlıkla gönderilmiş” diye düşünüp silen de.


Bankayı merak edenler için ip ucu verelim. Yılın ilk yarısında Üst Yönetime 100 milyon TL’den fazla ödeme yapan banka. Belli ki Üst Yönetim daha fazla prim almak istiyor ve “ücret komisyonları artırırım primi kaparım” diye düşündüler.
Yoksa bildiğimiz ŞARK kurnazlığını nasıl olur da ARAP kurnazlığı bastırır. Ülkeyi sömürge gibi görüp vatandaşın kanını emen McKinseyci vampirleri görmüştük de “ülkeyi Darü’l Harp alanı” ilan edip kaynaklarını emen bankalar ile ilk defa karşılaşıyoruz, bakalım bu savaşın sonu ne olacak. Ne demişti ulu önder Atatürk Kurtuluş Savaşı sonrası; “asıl savaş yeni başlıyor, o da ekonomik savaş”. Atatürk’ün ne demek istediğini hala anlamadınız mı? Ortada bir savaş var sömürülen sömüren savaşı bitti mi sanıyordunuz! Kapıdan kovsanız bacadan giriyorlar. Emperyalist süreç şekil değiştirerek karşımıza çıkıyor.
Bankalar resmen BDDK ve TCMB’ye kafa tutuyor
Ufak bir hatırlatma yapalım. Yıllardır hiç taviz vermeden bankaların Vatandaştan, Esnaftan, Sanayiciden ne kadar haksız yere “ücret ve komisyon” adı altında haksız masraf aldığını yazdık. “Sigorta” ürünü başta olmak üzere ne kadar soygun yapıldığını yazdık. Yazdıklarımıza  hak verilmiş olmalı ki; 2019 Ekim ayında kararname ile kurulan ve 2020’de yapılanmasını tamamlayan SEDDK – Sigortacılık, Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kuruldu. 10 Şubat 2020’de 31035 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bankacılık Sektörünü direkt etkileyen BDDK Yönetmelik değişikliği ve TCMB Tebliğ ile birlikte Ücret ve Komisyonlardan Kredi masraflarına kadar bir takım düzenlemeler geldi. Bankaların aldığı 2.400 adet olan ücret ve komisyon masrafları 51 adet ile sınırlandı. Ücret ve komisyonlara sınırlamalar getirilerek üst sınırlar kondu. 1 Mart ve 1 Nisan 2020’de yürürlüğe kondu.  Sık sık benim de yazdığım önemli bir konu hakkında ilk defa ciddi düzenlemeler yapılarak şikâyetlerin de önü alınmış oldu sanıyorduk, değilmiş! Yazılı – Sözlü “Taahhüde uymama” ceza masrafı olarak karşımıza çıktı.
Ücret ve Komisyona sınırlama kondu de ne oldu?
Konumuza dönelim. Bankalara ücret ve komisyona üst sınırlama kondu da ne oldu? Bankalar düzenlemeye sadık kaldılar sanıyorsanız yanıldığınızı ortaya koyuyoruz işte. Aylardır “yeni düzenlemeyi nasıl deleriz” diye kafa yormuşlar.
Çekilen cep mesajı ne anlama geliyor? Anlam açık : “Ey BDDK! ey TCMB ! sen istediğim kadar düzenleme yap, istediğin kadar yönetmelik ve tebligat yayınla ben bir yolunu bulur ‘ücret komisyon’ adı altında tahsilatımı yaparım” demek.  Ne olduğunun önemi yok, “diğer” der “masraf” der keserim paraları demek. “Sen de kim oluyorsun!” demek. Eee, “imamın fikri ne ise zikri odur” derler Arap Sermayesine geçti diye bankaların daha mı insaflı olacağını bekliyordunuz. Mesele zihniyet meselesi yıllardır; vatandaşın, esnafın, sanayicinin vampirler gibi kanını emdiler kimse bir ses çıkarmadı çünkü. Bir Üst Yöneticinin ceza aldığını duyan var mı? Ben duymadım.

Bankalara ceza kesmek yeterli değil, Yöneticileri cezalandırmalı
Alışmışlar bir defa müşteri Kaz yol da yol. İş döndü dolaştı “BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN” komisyonuna kadar geldi yani. Çalışsan zaten kolunu vermek ile kurtaramıyorsun, çalışmasan peşini bırakmıyorlar görüyorsun. Bazı bankalar Yönetmelik; Tebliğ; Ceza ile uslanacak değil; bazı yetkilerine sınırlama getirilmesi gerekir ise “Basiretsiz Tüccar” davranışları gösteren yöneticiler sektör dışına atılma seçeneği de masaya yatırılmalı diye düşünüyorum. YETER ARTIK!  
Üst Yöneticiler cezalandırılmadan bu soygun bitmez
Bankalara BDDK’nın, Rekabet Kurulunun, Hazine ve Maliye Bakanlığının kestiği cezalar belli ki gözlerini korkutmuyor. Öder cezamı aynen devam ederim, nasılsa bir tortu kalır bana zihniyeti canlı olarak ortalıkta duruyor. Giderek de azgınlaşıyor. Resmen Devletin kurumları ile dalga geçiyorlar “siz de kimsiniz” diyorlar. Başka açıklaması yok bunun. Çözüm demek ki; sadece bankaya değil Üst Yönetime bu uygulamaya izin veren altına imza atan, “tamam yapın”  diyen CEO, GMY ve Yönetim Kuruluna kadar kişisel cezalar da kesilmeli. Sonuçta kurumlar yöneticilerin aldığı kararlar ile faaliyet gösterir. Benim “bilgim yoktur” denecek bir durum ya da savunma olamaz, neden mi?
Soygunun alt yapınızı hazırlayıp, Genel Kredi Sözleşmesine ( GKS ) madde eklemişler
Soygun kurumsallaşmış. Bazı bankalar son günlerde harıl harıl yeni GKS imza alıyor müşterilerden. Ben de “işler durgun ya kendilerine iş çıkarıyorlar” diye yorumluyordum. Öyle değilmiş oysa ki. GKS’ye yukarıdaki çekilen mesajı destekleyecek, ilerde dava konusunda kendilerini koruyacak maddeler koymuşla da ondan, yeni GKS’leri ondan alıyorlarmış. Konulan bazı maddelere bakalım.
Müşteriye Kredi masraflarını peşin peşin kabul ederim maddesi
Yeni GKS’lerde neler yok ki;
“Banka, kredi riski oluşturabilecek tüm krediler için Müşteri’ye limit tahsisi yapılması, tahsis edilen limitlerin yenilenmesi ve güncellenmesi durumlarında yapılan, istihbarat, mali analiz ve değerlendirme çalışmalarına istinaden “KREDİ TAHSİS ÜCRETİ”, tahsis edilen kredilerin kullandırılması halinde de “KREDİ KULLANDIRIM ÜCRETİ” talep etme hakkına sahiptir” diyerek ayak bastı parasını da garantiye almışlar. Takipçilerimiz bilir, red edilen kredi tekliflerinden bile kredi talep komisyonu alan bankalar olmuştu.
Bitmedi;
“Riski devam eden bir kredide teminat, vade, ödeme planı, oran vb gibi Banka’nın kredi onay şartlarını etkileyen her türlü koşullardan herhangi birinin veya bir kaçının değiştirilmesi karşılığında Müşteri’den “yapılandırma / temdit / ödeme planı / faiz değişikliği” adı altında ücret tahsil edilebilir” diyerek kullanılan kredilerdeki her değişiklikten yağ çıkarmayı da garantilemişler.
Müşteri; “… kredinin tamamının kapatılmaması halinde Banka erken ödeme talebini kabul etmemekte serbesttir” diyerek kısmı ödemede inisiyatifi bankaya bırakmışlar.
Yazılı yetmemiş “Sözlü Taahhüde” de ceza
Okudukça kanım dondu. Buna benzer maddeleri yazdıktan sonra asıl bomba madde pimi çekilerek araya sokulmuş :
“Müşteri’nin kredi tahsis ve kullandırım aşamasında, Banka’ya yönelik YAZILI veya SÖZLÜ herhangi bir taahhüdüne, beyanı ve/veya tekeffülüne uymaması halinde, Banka’nın yürürlükteki mevzuat kapsamında “TAAHHÜDE UYMAMA ÜCRETİ” tahsil etme hakkı bulunmaktadır”.
Ticari işlerde esas olan yazılı sözleşmelerdir. Ticaretin kuralları değiştirildi sözlü taahhüt cezası literatüre girdi. Bir ceza verdim kurtuldum diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, aynı madde devam ediyor :
“Taahhüde uymama cezası AYLIK / ÜÇ AYLIK ve YILLIK olarak tahsil edilecektir” denilerek ücret seriye bağlanmış durumda.
BANKA’YA YETERLİ NAKİT AKIŞI SAĞLAMADIN ÜCRETİ
Asıl can alıcı noktalardan biri de sonra eklenmiş. Benimle niye çalışmıyorsun cezası. “Banka’ya YETERLİ NAKİT AKIŞI SAĞLAMA TAAHHÜDÜNÜ YERİNE GETİRMEMESİ HALİNDE, Müşteri’den toplam riskinin belli oranında  TAAHHÜDE UYMAMA ÜCRETİ tahsil etmeye hakkı bulunmaktadır”. Peki bunlar BDDK ve TCMB’nin uygulamalarına uygun mu : HAYIR! Yasal mı : DEĞİL! O zaman soru şu : Bu ne cüret, bu ne cesaret. Bu tür ücretler BDDK’nın yayınladığı bankaların ücret ve komisyon listesinde yokken BDDK’ya rağmen bu nasıl oluyor? 
ÜST YÖNETİM CEZALANDIRMADAN BU SOYGUNUN ÖNÜ KESİLMEZ

Tekrar yazıyorum. Bu tip soygun uygulamalar belli ki bankalara ceza kesmek ile önü alınmıyor. Ceza kesilmesin mi kesilsin hatta bu tip tespit edilen haksız ücret ve komisyonlar müşterilere faizi ile birlikte topluca iade edilsin. Önceden de yazmıştım Bankacılık sektörü 2019 yılında asıl geliri olan Faiz gelirinden 160 milyar TL kazanırken; ücret ve komisyon gelirlerinden 106 milyar TL gelir yaratmışlardı. Şimdi anladınız mı 106 milyar TL gelir nasıl kazanılıyor. Buna DUR! Diyecek müşteriler değil tabi ki BDDK; TCMB; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Etik Kurulu gibi Kamu otoriteleri olacaktır. Sadece bankalara ceza değil Üst Yönetime yaptırımlar da masaya konmalı artık! Yeter!
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
[email protected]

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.