Connect with us

GÜNCEL

Diplomasi rüzgârı petrolü düşürürken, dolar gücünü koruyor

Yayınlanma:

|

İsviçre’de başlayan ABD-İran görüşmeleri, taraflar arasındaki derin güvensizliğe rağmen diplomasi kapısının açık kaldığını gösterdi. İlk gün oldukça gergin geçen temaslarda İran’ın yeniden Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıklaması ve Trump’ın sert tehditleri dikkat çekse de, görüşmelerin sonunda Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaşı sağlandı. Tarafların teknik müzakereleri hafta boyunca sürdürme kararı alması, piyasaların son dönemde fiyatladığı en kötü senaryoların şimdilik masadan kalktığına işaret ediyor.

Piyasaların ilk tepkisi ise petrol fiyatlarındaki düşüşün hızlanması şeklinde oldu. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanma riskinin azalması ve İran petrol ihracatına yönelik bazı muafiyetlerin gündeme gelmesiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 200 günlük ortalamaları geçtiği 79,40 dolar seviyesine kadar geriledi. Ancak Lübnan’da çatışmaların tam olarak sona ermemesi (İsrail faktörü), Hürmüz’deki gemi trafiğinin hâlâ normal seviyelerin oldukça altında seyretmesi ve Trump’ın İran’a yönelik sert söylemini sürdürmesi, önümüzdeki 60 günlük dönemin kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Bu nedenle piyasalarda iyimserlik güç kazanmış olsa da, kalıcı bir barış anlaşmasına giden yolun hâlâ önemli siyasi ve jeopolitik riskler barındırdığını düşünüyoruz.

Savaşın başladığı dönemde Trump’ın dile getirdiği “koşulsuz teslimiyet” söyleminin aksine, ABD’nin askerî operasyonlarla ulaşmayı hedeflediği sonuçların büyük ölçüde gerçekleşmediğini görüyoruz. Bu nedenle, birçok yorumcu gibi biz de gelinen noktayı Washington açısından stratejik bir başarısızlık olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, çatışmaların sona ermesinin diplomasiye yeniden alan açmasını da önemsiyoruz. İran’ın ekonomik entegrasyona yönelmesi ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi hâlinde, bölgesel risklerin zaman içinde azalabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.

ABD’nin askerî gücüne rağmen istediği sonucu elde edememesi, Çin’in uluslararası alandaki etkisini artırması ve Avrupa’nın Washington’dan daha bağımsız bir dış politika izleme fırsatı yakalaması önümüzdeki dönemin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. İran ile yürütülen müzakerelerin kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi hâlinde ise son yıllarda giderek ağırlık kazanan güç siyaseti yerine diplomasi ve uluslararası hukuk eksenli bir yaklaşımın yeniden güç kazanabileceği bir döneme giriyor olabiliriz.

Dönelim gelişmelerin piyasa yansımasına. Asya piyasalarının haftaya iyimser bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası,  haftanın ilk işlem gününde %2 yükseliş kaydederek tarihinde ilk kez 72 bin puan seviyesinin üzerine çıktı. ABD ile İran arasında devam eden görüşmelere ilişkin belirsizlikler sürse de, yapay zekâ ve yarı iletken sektörün bu sabah lokomotif görevi üstlendiğini görüyoruz. Japon hükümetinin 2040 yılına kadar yapay zekâ ve çip teknolojileri başta olmak üzere stratejik sektörlerde yaklaşık 2,3 trilyon dolar yatırım hedeflediğine yönelik haberler teknoloji hisselerine alım getirdi. Tayvan borsası %3 yükselirken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %1 yükseldi.

Son dönemde ABD borsalarında görülen yapay zekâ kaynaklı yükseliş eğiliminin bu sabah Japonya’ya da yayıldığını gözlemlerken, ABD borsalarının vadeli işlemleri ise hafif de olsa düşüş isteğinin var olduğunu görüyoruz. Dolar cephesinde ise tablo biraz daha karmaşık görünüyor. Teknik mânâda endişe ettiğimiz 100,50 seviyesinin üzerinde haftayı tamamlayan dolar endeksi (DXY), bu sabah da 100,80 seviyelerinde işlem görüyor. ABD ile İran arasında ilerleme kaydedilen görüşmeler ve petrol fiyatlarındaki geri çekilme küresel risk iştahını desteklerken, Fed’in enflasyon konusunda temkinli duruşunu koruması dolar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı sınırlıyor. Buna ek olarak, Pentagon’un İran savaşı ve diğer harcamalar için ilave 80 milyar dolarlık kaynak ihtiyacının gündeme gelmesi mali taraftaki riskleri artırsa da, mevcut görünümde piyasanın önceliğinin Fed politikası olmaya devam ettiğini düşünüyoruz.

Dolar son 13 ayın zirvesine yükselerek güçlü seyrini korurken, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık devlet tahvilinin getirisi ise %4,50 seviyesinin hemen altında yer almaya devam ediyor. Faiz getirisi olmayan ve Fed’in şahin duruşundan tadı kaçan kıymetli metaller, geride bıraktığımız haftanın ikinci yarısında egemen olan satış baskısı ardından bu sabah hafif de olsa iyimser havaya ayak uydurduklarını görüyoruz. Geride bıraktığımız haftayı %5’e yakın düşüşle tamamlayan gümüş, bu sabah %1 yükselişle 65,60 dolar seviyelerine hafif de olsa toparladı. Altının ons fiyatı 4,200 dolar seviyesinin hemen altında göreceli olarak yatay bir seyir izlerken, kripto cenahında ise amiral gemi Bitcoin’in son günlerde 200 haftalık ortalamaların geçtiği seviyelerden destek alarak 64 bin dolar seviyelerine toparladı.

Dolar endeksi güçlü seyrini korumaya devam ederken, İngiltere’de siyasi belirsizliklerin yeniden gündeme gelmesi Sterlin üzerinde baskı kuruyor. Fed haftasını %1,3 düşüşle tamamlayan kraliyet aslanı sterlin, bu sabah da 1,32 seviyelerinin diplerinde işlem görüyor. Piyasa aktörleri, İngiltere Başbakanı Starmer’in görevi bırakması durumunda olası liderlik değişiminin maliye politikası üzerindeki etkilerini yakından izliyor. Rakibi Andy Burnham’ın olası bir liderlik yarışında öne çıkması haber akışında yer alırken, ABD Başkanı Trump’ın da Starmer’ın görevden ayrılacağını öne süren açıklamaları  dikkat çekiyor. Burnham görevi devralırsa, İngiltere son 10 yıldaki yedinci başbakanını görmüş olacak! EURUSD paritesi ise bu sabah 1,1460 seviyelerinde işlem görürken, olası aşağı doğru yönelme durumunda ise son bir yılda iki kez test edilen ve kırılamayan kritik 1,14 seviyesini takip edeceğiz.

Teknik mânâda dolar endeksinde 100,50 seviyesinin üzerinin riskli olduğuna uzun süredir dikkat çeksek de, temel açıdan baktığımızda ise barış ortamının tesis edilmesi ve petrol fiyatlarında süregelen düşüşün korunması durumunda bugünlerde piyasalarda var olan güçlü dolar temasının kalıcı olmayacağını düşünüyoruz! Bu görüşümüzü savaş ortamının en şiddetli günlerine bile dile getirdiğimizi hatırlatmam gerekiyor. Bu minvalde, her ne kadar dolar endeksi Fed’in şahin tonundan da etkilenerek son 13 ayın en yüksek seviyesini test etse de, sene başı egemen olan zayıf dolar temasının da bir noktada yeniden hatırlanacağını düşünüyoruz. Kanaatimiz o yöndedir ki, Warsh’un şahin bir üslup takınmasının arka planında zaman kazanma faktörü yer alıyor!

Türk mali piyasalarının ise haftayı göreceli olarak sakin hatta bir miktar da olsa iyimser geçirdiğini söyleyebiliriz. TCMB’nin net yabancı para pozisyonunun nette döviz alımları ile iyileşmesi önemli bir başlık olarak devam ederken, ekonomik gelişmelerden ziyade jeo-ekonomik gelişmelerin etkili olduğunun altını bir kez daha çizmemiz gerekiyor. Bültenin genel olarak ruhundan da anlaşılacağı üzere, finansal piyasalarda son dönemlerde egemen olan gelişmeleri temel olarak ilişkilendirerek okumanın oldukça güçleştiği bir dönemden geçiyoruz.

USDTRY kuru 46,45 seviyelerinde haftaya başlarken, CDS risk primi ise savaş öncesi döneme geri dönerek 220 baz puan seviyelerinde salınmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin diplerine kadar geriledi. Mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik risklerin azalabileceği, bunun da TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu beklentiyi son iki haftadır fiyatlayan Borsa İstanbul Bankacılık endeksi %20 artış kaydettiğini hatırlatalım.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Perşembe günü ABD’de açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları Enflasyonu) ve GSYH büyüme verilerinin kritik olacağını düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank “Şehrin İyi Hali” projesinin 12. dönem başvurularını başlattı

Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp, “Yeni dönemde gönüllü sayımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank’ın gençleri gönüllülükle tanıştıran toplumsal fayda projesi ‘Şehrin İyi Hali’nde 12’nci dönem başvuruları başladı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, proje, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği yaparak gençlere toplumsal fayda üretme ve kişisel gelişimlerini güçlendirme fırsatı sunuyor.

Bu kapsamda tüm üniversiteli gençlerin katılabileceği projede gençler, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) bir araya gelerek toplumsal fayda çalışmalarında yer alacak ve kişisel gelişimlerini destekleyecek deneyimler kazanacak.

Bugüne kadar yaklaşık 25 bin gence ulaşan Şehrin İyi Hali, gençlerin sürdürülebilirlik, çevre, hayvan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal kapsayıcılık gibi alanlarda aktif rol almasını sağladı. Yeni dönemde de gençler, Türkiye’nin farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek gönüllülük çalışmalarına katılacak.

Akbank, projeyle gönüllülük hareketini daha geniş bir alana yaymayı ve gönüllülüğün gençlerin hayatında kalıcı olmasını hedefliyor.

Şehrin İyi Hali gönüllülük etkinlikleri, bu yıl 10-25 Ekim’de 9 sivil toplum kuruluşuyla düzenlenecek. Gençler, Kurtaran Ev ile kulübe yapımı ve boyama, hayvanların bakımı ve gezdirilmesine destek olacak. ‘Kokopelli Şehirde’, Akmerkez’in terasındaki kent tarımı alanında ekoloji ve sürdürülebilir yaşam deneyimi sunarken, Türkiye Down Sendromu Derneğinde kapsayıcılık seminerinin yanı sıra kule yarışları ve pizza atölyeleri gerçekleştirilecek. ‘Bilim Virüsü’nün düzenlediği eğitimlerde de afet farkındalığı üzerine temel kavramlar konuşulacak.

Gençler, ‘Hadi İşaretin’ özel tasarlanmış kutu oyunuyla işaret diline yönelik etkinliklerde yer alırken, Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile evsiz bireyler için mutfakta gıda üretimine ve sokakta dağıtım faaliyetlerine destek olacak. Türkiye Omurilik Felçliler Derneği ile tekerlekli sandalye birleştirme çalışmalarına katılacak gençler, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları yakından gözlemleme fırsatı elde edecek. Gençler ayrıca ‘Hayat Tamircisi’ eşliğindeki ‘İkinci Şanslar’ atölyesinde engelli hayvanlar için yürüteç üretecek ve DenizTemiz Derneği/TURMEPA ile gerçekleştirecekleri kıyı temizliğinde topladıkları atık miktarlarını ölçüp, su altı ekosistemine verilen zararları gözlemleyecek.

Şehrin İyi Halinin 12’nci dönemi, gençlerin gönüllülük deneyimini kutlamak amacıyla düzenlenecek özel konserle sona erecek. Gönüllülük programını tamamlayan tüm gençlere sertifika verilecek. Tüm üniversiteli gençler, istedikleri projeye ‘sehriniyihali.com’ adresi üzerinden başvurabiliyor.

– ‘Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp, Şehrin İyi Hali’nin, Akbank’ın insan odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımının en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Demiralp, projeye katılan gençlerin seçtikleri alanda gönüllü olarak farkındalık geliştirici atölyelere katıldığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:

‘Gençler, bu çalışmalara katılarak sürdürülebilir bir dünya için emek verirken, aynı zamanda liderlik becerilerini, empati yeteneklerini ve sorumluluk duygularını geliştiriyor. Şehrin İyi Hali ile bugüne dek 25 bine yakın genç bu iyilik hareketinin bir parçası oldu. Yeni dönemde gönüllü sayımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Tüm gençlerimizi iyilik için harekete geçmeye davet ediyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Elektronik Parada Yaprak Dökümü

Elektronik Para Sektöründe Lisans Tasfiyesi Hızlandı: 2020 Sonrası Kurulan 12 Şirketin İzni İptal Edildi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Papel Elektronik Para’nın faaliyet izninin iptaliyle elektronik para ve ödeme kuruluşlarında lisans tasfiyesi yeniden gündemde. 2020 ve sonrasında kurulan şirketler arasında son dönemde art arda lisans iptalleri yaşanması dikkat çekiyor.

Türkiye’de elektronik para ve ödeme hizmetleri sektöründe lisanslı kuruluş sayısındaki değişim dikkat çekici bir boyuta ulaştı. Papel Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin faaliyet izninin iptal edilmesiyle, özellikle son yıllarda sektöre giren şirketlerin önemli bölümünün faaliyet dışına çıktığı görülüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) resmi mevzuat kayıtlarında Papel’in faaliyet izninin iptaline ilişkin karar 23 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Papel’e elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni 27 Ekim 2022 tarihinde verilmişti. İptal kararı 6493 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine dayandırıldı.

2020 sonrası kurulanlarda tablo dikkat çekiyor

Hazırlanan listeye göre, 2020 ve sonrasında kuruluş izni/faaliyet başlangıcı bulunan 12 elektronik para ve ödeme kuruluşunun lisansı iptal edilmiş durumda.

Bunlar arasında:

  • IQ Money – 2020 kuruluş
  • Paybull – 2020 kuruluş
  • Vizyon – 2021 kuruluş
  • VepAra – 2022 kuruluş
  • FZY – 2022 kuruluş
  • TTM – 2022 kuruluş
  • ParaQR – 2022 kuruluş
  • Parolapara – 2022 kuruluş
  • Payco – 2022 kuruluş
  • Papel – 2022 kuruluş
  • Paypole – 2023 kuruluş
  • Junomoney – 2025 kuruluş yer alıyor.

TCMB’nin resmi ödeme sistemleri mevzuat sayfası da 2025-2026 döneminde Paybull, IQ Money, Paypole, Papara, Pay Fix, Klon, TTM, ParaQR, Parolapara, Vezne24, Junomoney, Payco, TRPOS ve son olarak Papel hakkında faaliyet izni iptali kararlarını listeliyor.

Sadece eski şirketler kapanmıyor

Buradaki önemli ayrıntı, lisans iptallerinin yalnızca uzun yıllardır faaliyet gösteren kuruluşlarla sınırlı olmaması.

Tam tersine, son birkaç yıl içerisinde kurulmuş ve elektronik para/ödeme sektörüne yeni oyuncu olarak giren şirketler de lisans kaybedenler arasında bulunuyor.

Papel bunun son örneği oldu. Şirketin elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni 2022 yılında verilmişti; TCMB’nin 18 Eylül 2026 tarihli kararıyla izin iptal edildi ve karar 23 Eylül’de Resmî Gazete’de yayımlandı.

6493 sayılı Kanun’daki gerekçeler dikkat çekiyor

Lisans iptallerinde tek bir gerekçe bulunmuyor. Kullanılan hukuki dayanaklar arasında faaliyet izninden sonra faaliyete başlanmaması, iznin mevzuata aykırı beyan veya belgelerle alınması, ödeme kuruluşunun gerekli şartları kaybetmesi, faaliyetlerin güvenli şekilde yürütülmesini tehdit eden durumlar ve gerekli tedbirlerin süresinde alınmaması gibi hükümler bulunuyor.

Dolayısıyla her şirket için “aynı nedenle kapatıldı” şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru değil.

Bir de birleşmeler var

Sektördeki küçülme yalnızca lisans iptallerinden ibaret değil.

Moka, PayU ve Paynet gibi kuruluşlar ise birleşme/devralma süreçleri nedeniyle faaliyet izinlerinin sona ermesi kapsamında değerlendirilmiş durumda. Bu nedenle hazırlanan listeye dahil edilmemiş olmaları, editoryal açıdan önemli bir ayrım.

“200 firma daha kaldırılır mı?”

Elektronik para sektöründeki lisanslı kuruluş sayısındaki değişim konusunda uzun süredir yapılan bir sektör tahmini yeniden gündeme geldi.

Özel toplantılarda yıllardır “Türkiye’nin 200 lisanslı firmayı daha kaldırabileceği” yönündeki tahminini dile getiren sektör gözlemcilerinden gelen değerlendirmeler, son dönemde yaşanan lisans iptalleri sonrasında yeniden tartışılmaya başladı.

Ancak burada kritik soru şu: Sektör gerçekten kaç lisanslı kuruluşu taşıyabilir?

Çünkü mesele yalnızca şirketlerin kapanması değil. Sermaye yeterliliği, teknik altyapı, iç kontrol, uyum, bilgi güvenliği, işlem hacmi, müşteri sayısı ve sürdürülebilir gelir modeli gibi unsurlar, lisanslı bir ödeme veya elektronik para kuruluşunun ayakta kalabilmesi açısından giderek daha önemli hale geliyor.

“200 firma” tartışmasının asıl önemli tarafı

Bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo, sektörde bir eleme ve konsolidasyon sürecinin yaşandığını gösteriyor. Fakat bundan hareketle gelecekte kesin olarak 200 şirketin daha kapanacağını söylemek mümkün değil.

Asıl dikkat çekici soru ise şu: Türkiye’de ödeme ve elektronik para sektöründe kaç şirket gerçekten sürdürülebilir bir iş modeline sahip?

Papel’in de lisansının iptal edilmesiyle birlikte, 2020 sonrası kurulan kuruluşlar açısından ortaya çıkan tablo bu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oluyor.

Bankavitrini’nin notu: Hazırlanan listede birleşme nedeniyle faaliyet izni sona eren Moka, PayU ve Paynet yer almıyor. Liste, lisans iptali ile birleşme nedeniyle faaliyetin sona ermesini birbirinden ayırıyor.

Kaynak: TCMB ödeme sistemleri mevzuat kayıtları ve 23 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor

KOSGEB’in 150 Milyon TL’lik Kredi Desteğinde Kritik Detay: Reklamdaki Rakamı Tam Kullanamayabilirsiniz!

Yayınlanma:

|

KOSGEB’in istihdam odaklı destek programında açıklanan KOBİ firmaları için 50 milyon TL ve KOBİ Dışı Ticari Firmalar için 150 milyon TL’lik kredi limitleri, işletmeler tarafından “kullanılabilecek kesin kredi tutarı” olarak algılanmamalı.

Çünkü açıklanan üst limitler, bazı işletmeler için çeşitli kriterler nedeniyle aşağı çekilebiliyor.

Daha önce aynı kapsamda kredi kullanıldıysa, kullanılan tutar yeni limitten düşülüyor. Bunun yanında işletmenin toplam borçluluğu da kredi tutarını etkileyebiliyor. Toplam borcun işletme kârının 3 katını aşması halinde ayrıca kesinti uygulanıyor.

“150 milyon TL kredi alırım” diye plan yapmayın!

Bu nedenle işletmelerin finansal planlamasını yalnızca KOSGEB’in açıkladığı üst limit üzerinden yapmaması gerekiyor.

Kredinin üst limitinden tam yararlanabilmek için;

  • Daha önce bu kapsamda kullandırım yapılmamış olması,
  • İşletmenin borçluluk seviyesinin düşük olması,
  • KOSGEB’in diğer başvuru ve uygunluk kriterlerinin sağlanması önem taşıyor.

Özetle; “KOSGEB 150 milyon TL kredi veriyor” demek, her işletmenin hesabına 150 milyon TL aktarılacağı anlamına gelmiyor.

Krediyi tam kullanırım diye plan yapmayın; önce işletmenizin geçmiş kullandırımını ve borçluluk oranını kontrol edin.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.