Connect with us

Erol Taşdelen

BANKALARIN SİGORTA SOYGUNU

Emekli müşterisine “İşsizlik Sigortası”. Aracı olmayana Kasko. Vurgun nasıl oluyor, suçlu kim ve en önemlisi bu soyguna kim dur diyecek.

Yayınlanma:

|

 Emekli müşterisine “İşsizlik Sigortası”. Aracı olmayana Kasko. Vurgun nasıl oluyor, suçlu kim ve en önemlisi bu soyguna kim dur diyecek.

Birileri çıkıp Bankaların sigorta soygununa dur ( ! ) demesinin vakti geldi. Birileri derken tabi bunu denetim yetkisi olan kurumlar yapmalı. Başta BDDK, SPK, TBB, İş Etik Kurulu, Rekabet Kurulu, Tüketici Mahkemeleri … olmak üzere Kamuoyu adına denetleme yetkisi olan kurumların pasif kalması kabul edilebilir bir durum değildir.
SİGORTA SOYGUNU NASIL OLUYOR !
Bir vatandaş gidip özgür iradesi ile Sağlık, Hayat, Konut, DASK, Kasko, İşyeri, Ferdi Kaza gibi sigorta yaptırması kendi lehinedir. Günümüz koşullarında Kaskosu olmayan bir araç,  Sigortasız bir ev düşünemiyorum. Normal uygulama bu şekilde “rızaya dayalı, gönüllülük esası” ile olmalıdır. Zaten sözleşmeler baskı altında kalmadan hür irade ile imzalanmalıdır, aksi halde hukuken de geçersiz sayılmaktadır. Hal böyle iken ve bu temel etik kurallar bilinirken nasıl oluyor da bir esnafa aynı banka bir yıl içinde 3-4 ferdi kaza poliçesi, kesebiliyor. Bunu banka müşterisini çok seviyor, müşterisini düşünmüş, müşterisinin başına bir şey gelir ise ailesi zor durumda kalmasın gibi sulandırıcı açıklamalar ile yapmaya kalkmayalım lütfen. 2018’de BES’de Devlet Katkısı kısmı bile % -20’lerde zarar etti, Devlet Tahvilleri % -15’lerden fazla zarar ettirdi. Kaç bilinçli müşteri bu ortamda BES yapar, MİY’ler bu ürünü müşteriye nasıl sunabilir ?. Müşterinin gönüllü rızası olmadan yapılan bu tür sigortalar, düpedüz kılıfına uydurulmuş, soygundur ! Bunu yapan ve asıl “yapın” baskısını yapanlar 1. Derecede sorumludur. Bankalardaki bu  yöndeki mailler suç delilidir.
BU SİGORTA BASKISI NEDEN OLUYOR
Bankalar 20-25 yıl önce bu sigorta işine pek sıcak bakmadılar. Dış Ticarette yapılması gereken zorunlu sigortalar hariç nerede ise hiç poliçe kesilmezdi. Müşterilerden bu yönde gelen talepler de sigorta şirketlerine yönlendirilerek halledilirdi. Her şey 1990’larda kredi faizlerin düşmesi, kredi kar makasının daralması sonucu “yeni karlı ürün” arama çalışmaları sonucu başladı. Bu arayış direkt “komisyon” gelirlerini artırmak yönünde kendini gösterdi ve Sigorta işlemleri de asıl gelir getirici öncelikli ürünler içine alındı. Başta sigortalardan temsilciler haftanın belli günleri şubelere gelir oldu, baktılar bu iş tuttu büyük şubelerde sigortacılara ayrı masa açıldı sürekli eleman bulunduruldu. Özellikle Bireysel Kredilerinin tavan yaptığı yılarda DASK, Konut, Taşıt poliçe sayılarının da tavan yaptığı yıllar oldu. Başta Bireysel MİY’ler olmak üzere SPK, BES ve SEGEM Sertifika alma zorunluluğu getirildi.
KRİZ YILLARI  BAŞA BELA
Kriz ve Durgunluk yılları bankacılar için kabus yıllarıdır ve bu yılların profesyonelce yönetilmesi gerekir. Böyle yıllarda kredi verme iştahı olmadığı için karlılıkta sürekliliği sağlamak isteyen bankalar “riski düşük, karlılığı yüksek” komisyon getirici ürünlere odaklanır ki Sigorta bu hedefler için idealidir. Sorun da bu noktada başalar. Bir anda mail, tele konferanslar, Performans Toplantıların ana konusu Sigorta olur. Netice Raporlarında Sigorta gelirlerin Performans Değerlendirmede puanlaması artırılır. Bir anda şube çalışanları Bankacı olduğunu unutur hale gelir.
SİGORTA ÇILGINLIĞINDA SUÇLU KİM
Banka Stratejisini dönem dönem Sigorta üzerine kurgulanmasına itirazımız yok. Bir şart ile “İş Etik kurallarına uymak” şartı ile. Genel Müdürlük Pazarlama ekibine “sigortadan şu kadar komisyon geliri yaratacaksınız” diye bir hedef verilir. Bu komisyon hedefi o kadar fazladır ki normal şartlar altında bunun tutturulması mümkün değildir. Önce pazarlaması yapılacak sigorta ürünler belirlenir. Bu ürünlerden kaç bin adet satılacağı hedeflenir. Bu hedef sigortalar bölgelere bölgeler de şubelere dağıtır. Tabi ucuna da ufak bir Tatil, Prim gibi rüşvet de eklenmesi ihmal edilmez. Şubede çalışanın vay haline. İlk 3’e gireceğiz de Bölge Müdürümüz Yurt Dışına tatile gidecek. Birinin cezası diğerinin ödülü oluverir !
BÖLGELER NASIL DAVRANIR ?
Hedefleri şubelere potansiyel olup olmamasına bakmadan, fizibilite yapmadan kendine yakın gördüğü kolladığı şubelere az, diğer şubelere fazla olarak bu ürünler dağıtılır. Dağıtmak yetmez sabah, öğle akşam mail raporları ile bunlar bütün şubelere bombardıman başlar, “ ……. Şubesinden 1 BEEES, ..…. Şubesinden 2 Hayaaat, ….. Şubesinden 1 Kaskooo….”  mail çöplüğüne hoş geldiniz. Maillere bakayım derseniz çalışamazsınız. Her saat başı MİY aranır mı arkadaş. MİY  telefona bakıp dakikalarca niçin satış olmadığını anlatmaktan kitlenir kalır. Böyle bir ortam içinde empati yapın lütfen. Günler geçtikçe verilen mesajlar da sertleşir : “Yapan şube yapıyor, oturduğun yerde tabi yapamazsın ne zaman arasam şubedesin, yapmazsan dışarda bu işi yapacak insan çok” cümleleri havada uçuşur.  Söylemler seviyesizleşir. Bana en komik geleni de akşam çıkmadan önce konuştuğun konu için sabah aynı kişi tarafından aranmak olmuştur. Arkadaş akşamdan sabaha ne değişti de tekrar arıyorsun” gece şubeyi discoya çevirdik de gelir mi soruyorsun” ( ! ) diyemiyorsun tabi …
ŞUBELER NASIL DAVRANIR ?
Bu mail, telekonferans, WhatsApp mesaj, telefon  çöplüğü içinde temiz kalınması mümkün mü ? Yarış başlamıştır artık önce eş dost, yakın gördüğünüz müşteriler rica minnet  mesajları içeren telefon trafiğine başlarsınız. İş duygu sömürüsüne kadar gider, “abi / abla hedefim var sigorta yapmam lazım yoksa işten atılacağım” konuşmalarını düşünebiliyor musunuz ? Çaresiz kalan insan ne yapar, ya o deveyi güdeceksin ya o diyardan gideceksin. Borçların, çocukların gelir aklına dişlerini sıkar çalışırsın. Çalışırsın çabalarsın henüz hedefin % 30’larındasındır. Zaman daralmakta, gelen satış tablolarında hele bir de yeşil, sarı, kırmızı gibi renkli ise kendinizi trafik kaosunun içinde bulursunuz ne yapıp edip kırmızıdan kurtulmanız lazım. İşte bütün sorun bu noktada başlar. Gönüllü, müşteri rızası ile yapılması gereken sigortalarda etik kurallarına uymaya gerek kalmaz. Bunun için kredili müşteriler ilk hedeftir. Öyle ya bankadan para istiyorsunuz vay halinize. Kasko, Konut  kredilerinde müşteriyi ikna etmek daha kolaydır zaten konut ipoteği, araç rehin alındığı için sigorta zorunlu. Müşterinin “dışarıda sigortalarda daha ucuz” deme şansı yok, “kredinin koşulu sigorta, yoksa iptal oluyor” gibi mesleki yalanlar havada uçuşur. Hoş bazen gerçekten kredi içine Tahsis de bunu yazar aslında yaptıklarının suç olduğunu da bilmeden.
İŞ ETİK KURALLARI NİÇİN VAR, NİÇİN DENETLENMİYOR ?
Bu kadar Sigortalarda dayatma var iken denetlenme niçin yapılmaz? Denetin nasıl olacak çok basit. Müşteri kredi raporlarını çıkarın, zorunlu olmadığı halde ( örneğin KGS Kredilerinde ) niçin sigorta yapıldı diye sorgulayın. Müşterilere sorun çoğunun bundan haberi bile yoktur. Hatta iş o kadar çığırından çıktı ki aynı müşteriye aynı banka şubesi her kredide ferdi kaza sigortası yapacak kadar gözü dönmüştür. Esnaf 3 kuruş kredi alacak yanına da 2-3 çeşit sigorta yapılacak daha eline kredi geçmeden önemli bir kısmı buhar olup gidecek. Müşteri geldi sigorta yaptırdı savunması yapılamaz o zaman çıkaralım raporları kredi tarihi ile poliçe tarihi ne tesadüf aynı gün oluyor.
BU SOYGUNA KİM DUR DİYECEK !
Bu yasak kılıf içinde yapılan soyguna birilerinin dur ( ! ) deme vakti gelmiştir. Bunu yapacak olan da Resmi kurumlardır. Burada akla müşterilerin “sigortada cayma hakkı” var  gibi bir şey gelebilir, fakat sürekli kredi ilişkisinde bulunduğunuz bir ortamda çalıştığınız banka ile kötü olma olasılığı var iken bu pratikte pek işlemiyor. Hiç olmaz ise kamu otoritesi krediye bağlı olarak yapılan kasko, konut, DASK gibi sigortalar hariç diğer sigortada örneğin ferdi kaza, BES sigortaları adetinde sınırlama getirebilir. Kredi koşullarında sigorta dayatmasının yasaklanması çözüm olabilir. Kural koymadan denetleyemezsiniz. Dolayısı ile sigorta alanında banka – sigorta şirketi – banka müşterisi üçgeninde sigorta ilişkisinin düzenlenmesinin ve sigorta aracılığı ile insanların mağdur edilmesinin önlemini alma vakti gelmiştir. Banka çalışanlarını da müşterilerin de bu baskıya dayanacak gücü kalmamıştır artık. Burada BDDK, SPK, TBB, İş Etik Kurulu, Rekabet Kurulu, Tüketici Mahkemeleri gibi kurumlara büyük tarihi sorumluluk düşmekte, varlıklarını hissettirme vakti gelmiştir.

Diye yazmıştık 30.09.2018’de. Kamu otoritesi bizi haklı bulmuş olacak ki 2019 sonunda Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kuruldu da buradaki boşluk doldurulmuş gelen şikayetlerin artık bir muhatabı oluşturulmuş oldu.

Erol Taşdelen
[email protected]

BANKA HABERLERİ

Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak?

Yayınlanma:

|

Bankacılıkta Don Kişot Olmak: İmkânsızı Zorlayanlar mı Kazanır, Gerçekçiler mi?

Miguel de Cervantes’in ölümsüz kahramanı Don Kişot, yel değirmenlerini dev sanarak onlarla savaşan hayalperest bir şövalye olarak bilinir. Ancak modern yönetim biliminde ve iş dünyasında Don Kişot sadece bir roman karakteri değildir; vizyon, cesaret, değişim ve statükoya meydan okumanın sembolüdür. Peki Don Kişot yaklaşımı bankacılık sektöründe ne işe yarar? Ne zaman avantaj, ne zaman risk yaratır?

Don Kişot Teorisi Nedir?

İş dünyasında “Don Kişot Etkisi” veya “Don Kişot Yaklaşımı”, çoğunluğun imkânsız gördüğü hedeflerin peşinden gitmeyi ifade eder.

Bu yaklaşımın temelinde:

  • Büyük hayaller kurmak
  • Mevcut düzeni sorgulamak
  • Risk almaktan korkmamak
  • Yenilik peşinde koşmak
  • Toplumun kabul ettiği sınırları zorlamak vardır.

Ancak teori aynı zamanda şu soruyu da sorar: “Hayal kurmak ile gerçeklerden kopmak arasındaki çizgi nerede başlıyor?”

Bankacılıkta Don Kişotlar Kimlerdir?

Bankacılık tarihi incelendiğinde sektörde büyük dönüşümleri başlatanların çoğu aslında dönemin “Don Kişotları” olmuştur.

1. Dijital Bankacılığı İlk Savunanlar

1990’larda birçok yönetici: “Müşteri şubeden vazgeçmez” diyordu.

Bugün ise mobil bankacılık milyonlarca müşterinin temel işlem kanalı haline geldi. O dönemde dijitalleşmeyi savunan yöneticiler sektörde “hayalci” olarak görülüyordu.

2. Şubesiz Banka Fikrini Savunanlar

Bir dönem:

  • Şubesiz banka olmaz
  • Müşteri yüz yüze görüşmek ister
  • Krediler uzaktan verilemez

deniliyordu.

Bugün dijital bankalar birçok ülkede milyarlarca dolarlık değerlemelere ulaştı.

3. Yapay Zekâ ve Açık Bankacılık Savunucuları

Bugün halen bazı kurumlarda:

  • Yapay zekâ risklidir
  • Açık bankacılık müşteri kaybettirir
  • Veri paylaşımı tehlikelidir

görüşleri hakim.

Ancak geleceğin bankaları bu alanlarda şekilleniyor. Yani bugünün Don Kişotları yarının sektör liderleri olabilir.

Bankacılıkta Don Kişot Yaklaşımının Faydaları

1. Yenilikçilik Kültürü Oluşturur

Sektörün en büyük düşmanı bazen rakipler değil, alışkanlıklardır.

Don Kişot bakış açısı:

  • Yeni ürünler
  • Yeni gelir modelleri
  • Yeni müşteri deneyimleri oluşturur.

2. Kriz Dönemlerinde Çıkış Yolu Bulur

Kriz zamanlarında çoğu kurum savunmaya geçer.

Don Kişot yaklaşımına sahip liderler ise:

  • Yeni pazarlar arar
  • Yeni teknolojilere yatırım yapar
  • Rakiplerin görmediği fırsatları görür

3. Kurum İçinde Motivasyonu Artırır

İnsanlar sadece maaş için değil, anlamlı hedefler için de çalışır.

Büyük vizyonlar:

  • Yetenekli çalışanları çeker
  • Kurumsal bağlılığı artırır
  • Yenilikçi ekiplerin oluşmasını sağlar

Don Kişot Olmanın Tehlikeleri

Her Don Kişot hikâyesi başarıyla bitmez. Bankacılıkta aşırı hayalcilik ciddi riskler yaratabilir.

1. Risk Yönetimini Zayıflatabilir

Bankacılık sektörünün temeli:

  • Sermaye yeterliliği
  • Likidite
  • Risk kontrolü

üzerine kuruludur.

Gerçeklerden kopuk büyüme stratejileri bankaları krizlere sürükleyebilir.

2. Teknoloji Fetişizmi Oluşturabilir

Her yeni teknoloji yatırım yapılacak alan değildir.

Birçok banka:

  • Metaverse
  • NFT
  • Kripto projeleri

konusunda büyük yatırımlar yaptı ancak beklediği sonucu alamadı.

3. Kurumsal Körlüğe Yol Açabilir

Liderler bazen kendi vizyonlarına o kadar inanırlar ki:

  • Piyasa sinyallerini
  • Müşteri geri bildirimlerini
  • Finansal göstergeleri

görmez hale gelirler.

Bu durum “Don Kişot Sendromu” olarak da tanımlanır.

Türk Bankacılık Sektörü İçin Dersler

Türk bankacılığı bugün iki uç arasında denge kurmak zorunda:

Aşırı Muhafazakârlık

  • Yeni ürün geliştirmemek
  • Risk almamak
  • Teknoloji yatırımlarını ertelemek

Aşırı Don Kişotluk

  • Kontrolsüz büyüme
  • Yetersiz risk analizi
  • Gerçeklerden kopuk projeler

Doğru model ise: “Veriyle desteklenen Don Kişotluk

Yani:

  • Hayal kurmak
  • Yenilik yapmak
  • Büyük hedef koymak

ama aynı zamanda:

  • Risk ölçmek
  • Veriye dayanmak
  • Senaryo analizi yapmak zorundasınız.

Bankaların Don Kişotlara İhtiyacı Var mı?

Evet.

Çünkü sektör sadece muhasebecilerle büyümez. Ama sadece hayalperestlerle de ayakta kalamaz. Bankacılık tarihine bakıldığında en başarılı kurumlar, Don Kişot’un cesaretini Sancho Panza’nın gerçekçiliğiyle birleştirenler olmuştur. Bugün yapay zekâ, açık bankacılık, dijital para ve fintech rekabeti çağında Türk bankalarının ihtiyacı olan şey de tam olarak budur:

Yel değirmenlerine saldıran değil, hangi değirmenin gerçekten dev olduğunu anlayabilen Don Kişotlar…

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras

Yayınlanma:

|

Carl Friedrich Gauss, matematik tarihinin en büyük dahilerinden biri olarak kabul edilir. Hatta birçok bilim insanı onu “Matematiğin Prensi” (Princeps Mathematicorum) olarak anmıştır. 1777-1855 yılları arasında yaşamış olmasına rağmen, bugün kullandığımız birçok matematiksel yöntem, teknoloji ve mühendislik uygulaması onun çalışmalarına dayanır.

Gauss’un Matematiğe En Büyük Katkıları

1. Normal Dağılım (Gauss Eğrisi)

Bugün istatistikte, yapay zekâda, bankacılıkta, sigortacılıkta ve ekonomide kullanılan çan eğrisi onun adıyla anılır.

Bu eğri;
  • Kredi risk analizlerinde
  • Sigorta prim hesaplamalarında
  • Kalite kontrol süreçlerinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında
  • Borsa ve finansal modellemelerde

temel araçlardan biridir.

2. En Küçük Kareler Yöntemi

Gauss, gözlem hatalarını azaltmak için “En Küçük Kareler Yöntemi”ni geliştirdi.

Bugün:

  • Ekonomik tahminlerde
  • Finansal modellemelerde
  • Makine öğrenmesinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında

kullanılan regresyon analizlerinin temelini oluşturur.

3. Sayılar Teorisi

1801 yılında yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae adlı eser, modern sayı teorisinin temel kitabı kabul edilir.

Bugün:

  • Kriptografi
  • Dijital imza sistemleri
  • Blockchain teknolojileri
  • İnternet güvenliği

bu çalışmalar üzerine kuruludur.

4. Modüler Aritmetik

Gauss’un geliştirdiği modüler aritmetik sistemi günümüzde:

  • Şifreleme sistemleri
  • Bankacılık güvenliği
  • ATM işlemleri
  • Kredi kartı doğrulama sistemleri

için kritik öneme sahiptir.

Aslında internet bankacılığının matematiksel temellerinden biri Gauss’a dayanır.

5. Jeodezi ve Haritacılık

Gauss, Dünya’nın ölçülmesi ve haritalanması konusunda devrim yarattı.

Bugün:

  • GPS sistemleri
  • Uydu navigasyonu
  • Coğrafi bilgi sistemleri

onun geliştirdiği yöntemlerden yararlanır.

6. Karmaşık Sayılar

Gauss, karmaşık sayıların matematikteki kullanımını sistematik hale getirdi.

Bugün:

  • Elektrik mühendisliği
  • Telekomünikasyon
  • Radar sistemleri
  • 5G haberleşme teknolojileri

bu çalışmaların üzerine inşa edilmiştir.

7. Gauss Yasası

Elektromanyetizmanın temel yasalarından biridir.

Bu yasa olmadan:

  • Elektrik şebekeleri
  • Mikroçipler
  • Bilgisayarlar
  • Cep telefonları

geliştirilemezdi.

8. Astronomi ve Uzay Çalışmaları

1801 yılında keşfedilen Ceres kaybolduğunda, Gauss kendi geliştirdiği yöntemlerle yeniden yerini hesapladı.

Bu çalışma modern:

  • Uydu takip sistemlerinin
  • Yörünge hesaplamalarının
  • Uzay görevlerinin

başlangıcı kabul edilir.

Bankacılık ve Finans Açısından Gauss

Sizin ilgi alanınıza daha yakın bir örnek vermek gerekirse;

Bugün bankaların kullandığı:

  • Kredi skorlama modelleri
  • Risk ölçümleri
  • VAR (Value at Risk) hesaplamaları
  • Portföy optimizasyonu
  • Sigorta aktüeryası
  • Yapay zekâ destekli kredi değerlendirmeleri

doğrudan veya dolaylı olarak Gauss’un istatistik ve olasılık çalışmalarına dayanır.

Bir anlamda, modern bankacılıkta kullanılan risk yönetimi matematiğinin temel taşlarından biri Gauss’tur.

İlginç Bir Hikâye

Gauss henüz 7 yaşındayken öğretmeni sınıfa ceza olsun diye 1’den 100’e kadar sayıların toplamını vermişti.

Diğer öğrenciler hesap yaparken Gauss birkaç saniyede sonucu buldu:

1+2+3+⋯+100=(100×101)/2=5050

Çünkü sayıları şu şekilde eşleştirmişti:

  • 1 + 100 = 101
  • 2 + 99 = 101
  • 3 + 98 = 101

Toplam 50 adet 101 vardı.

Bu olay onun dehasını dünyaya duyuran ilk hikâyelerden biri olarak anlatılır.

Teorileri halen kullanılıyor

Gauss yalnızca matematiğe katkı yapmadı; bugün kullandığımız internet bankacılığından GPS’e, yapay zekâdan kriptografiye, uydu sistemlerinden finansal risk yönetimine kadar uzanan dijital dünyanın matematiksel altyapısını şekillendiren isimlerden biri oldu. Eğer bugün bir banka kredi riski hesaplayabiliyor, bir telefon konumunuzu bulabiliyor veya bir internet işlemi güvenli şekilde yapılabiliyorsa, bunun arkasında bir yerde Gauss’un matematiği vardır.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Yayınlanma:

|

Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.

Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.

Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor

Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.

Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”

Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor

Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.

Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.

Sorun teknik elemandan düz işçiye indi

Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.

Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.

Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu

Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.

Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.

Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.

İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil

Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.

Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.

Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart

Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.

Öncelikli adımlar şunlar olmalı:

  1. Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
  2. Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
  3. Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
  4. Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
  5. Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
  6. Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
  7. Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.

Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı

Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.

Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.

Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?

Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.

*************

Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.