Connect with us

Erol Taşdelen

Bankalar Üst Yönetime yılın ilk yarısı ne kadar ödedi

Banklar her fırsatta tasarruf için personel çıkarırken iş Üst Yönetim ödemelerine gelince nedense kesenin ağzı açılıyor. Bazı bankalardaki ödeme anormal düzeyde. BDDK bu konuya en kısa zamanda el atmalı.

Yayınlanma:

|

Banklar her fırsatta tasarruf için personel çıkarırken iş Üst Yönetim ödemelerine gelince nedense kesenin ağzı açılıyor. Bazı bankalardaki ödeme anormal düzeyde. BDDK bu konuya en kısa zamanda el atmalı.

Banka Üst Yöneticilere neyin Primi
Bankalar üçer aylık dönemler halinde bilançolarını ve Faaliyet Raporlarını paylaşıyor. Piyasada pek dillendirilmiyor ama biz de ısrarla “Üst Yöneticilerin aldığı primleri” kamuoyu ile paylaşıyoruz. Rakamlara ulaşmak zor değil Banka Faaliyet Raporu formatında olması gereken bilgilerden yoksa açıklanacağını düşünmüyorum. Personel Giderlerinin içine yedirir geçerler, kimse de bunun ne kadarı Üst Yönetime gitti bilmezdi. Tabi bazıları “size ne banka istediği kadar parayı Üst Yönetimine verir” diyebilir. O zaman itirazlarımızı sıralamanın zamanı geldi. Önce tespitler yapalım hangi banka ne kadar Üst Yöneticilerine ( bazı bankalar fiyakalı olsun diye “kilit yönetici” diyor ) ödeme yapmış bakalım.

Hangi Banka ne kadar ödeme yaptı
2020 ilk yarı Faaliyet Raporlarından çıkardığımız listeyi inceleyelim. Görüldüğü gibi son yıllarda olduğu gibi QNBFinansbank 103,3 milyon TL ile ilk sırada. Son yıllarda 100 milyon TL altına hiç inmedi QNBFinansbank. Bu arada dört büyük bankanın ( İŞBANK – GARANTİ – YKB – AKBANK ) toplam Üst Yöneticilerine ödediği tutarın 123,9 milyon TL. Üç Kamu Bankasının ( Halkbank – Vakıfbank – Ziraat Bankası )  Üst Yönetime ödediği para 28,4 milyon TL düzeyinde. Bankalar arası Üst Yönetici ödemeleri bu kadar fazla fark olması ne anlama geliyor ? Arap Sermayeli Bankalarda Üst Yönetici ödemeleri banka Aktif büyülük ve karlılığına göre niçin fazla? Üst Yönetim ödemeleri nasıl belirleniyor? Bu konularda yetki ve söz sahibi olan BDDK bu konuda bir hazırlık yapıyor mu? Sorular çok!
YKB ve Garanti Bankası Üst Yönetim ödemelerini kıstı
Üst Yönetim ödemelerinin anormalliğine ilk tepki 2019’da tekrar Koç Grubuna geçtikten sonra YKB’de oldu. 2020 ilk çeyrekte 2019 ilk çeyreğindeki 33,3 milyon TL olan ödemeyi 10 milyon TL’ye ( %-62,9 ) düşürerek sektörde bu konuda ilk şoku yaşattı. Garanti Bankası da ilk çeyrek ödemelerini 2019’de 27,9 milyon  TL’den 22,2 milyon TL’ye ( %-20,3 ) düşürmüştü. 2020 ilk yarısında da Garanti Bankası   57,1 milyon TL’den 38,1 milyon TL’ye ( % -33,3 ) düşürdü. 2020 ilk yarısında Üst Yönetici ödemelerini   ( % -9,9 ) kısan üçüncü banka da Alternatifbank oldu. Değerlendirdiğimiz, bu bankalar dışındaki bütün bankalar 2020 ilk yarısından memnunlar ki Üst Yönetime anormal artışlar yaptı.

Anormal artış yapanlar gerekçesini de açıklamalı
2020 ilk ayrısında Üst Yöneticilere yapılan ödemelerde tasarruf yapan bankalar dışındaki bankalar artış yaparak kamuoyu karşısına çıktı. 2018 sonunda  17 milyon TL Net Kar açıklayıp Üst Yöneticilerine 16 milyon TL ödeme yapan; 2020 ilk çeyreğinde 31,7 milyon TL Net Kar açıklayıp yarısına yakın 14,5 milyon TL Üst Yönetime ödeme payan ODEABANK 2019 ilk yarısında ödediği 9,2 milyon TL ödemeyi % 98,8 artırarak 2020 ilk yarısında Üst Yönetime 18,2 milyon TL ödeme ile en fazla ödeme artışı yapan banka oldu. 2019 ilk yarısında Üst Yöneticilerine 25,9 milyon TL ödeme yapan DENİZBANK, 2020 ilk yarısında %79,3 artış ile Üst Yönetime 46,5 milyon TL ödeme yaptı. Aktif Büyüklüğü daha fazla olan bankalar en fazla 12 GMY ile yönetilirken, Denizbank’ın 24 olan GMY sayısını 2020 ilk yarısında 21’e indirebildiği görüldü. Bu kadar GMY’nin olduğu yerde artış masum bir gerekçe olabilir. Geçmiş yıllarda alt sıralarda yer alan AKBANK 2020 ilk yarısında 2019 ilk yarısına göre %39 artış yaparak 25,9 milyon TL olan ödemeyi 45,3 milyon TL’ye çıkararak artış oranında da ödeme tutarında da 3. Sıraya yerleşmiş durumda.
Küçük yatırımcı bilgilendirilmeli
Bankaların aynı zamanda Borsada işlem yaptıkları küçük yatırımcılarına bu artış gerekçelerine açıklık getirmeleri “İş Etik Kuralları” gereği bildirmeleri gerekir. Yıllardır Bankaların KAP, SPK, BDDK, Rekabet Kurulu, Etik Kurulu açıklamalarını takip ederim; bugüne kadar bu yönde bir açıklamaya rastlamadım; var ise gönderirlerse seve seve özür diler yayınlarım. Açıklamalılar mı; kesinlikle EVET!
2000 ve 2008 Krizinde AB ve ABD’de “Moral Hazard” uygulamaları
2000 ve 2008 Krizlerinde AB Ülkelerinde ve ABD’de Kamu otoritesi Banka Üst Yönetici / CEO ödemelerine ciddi sınırlamalar getirmişti. Türkiye’de henüz bu yönde bir adım yok. Olmalı mı kesinlikle olmalı. Karlılıkta sonda yer alan 12 bankanın toplam Net Karlılığı kadar bir prim tutarını tek banka Üst Yönetime ödeme yapıyor ise BDDK seyirci kalamaz. Banka Üst Yöneticilerinde halen çalışıp villalar yaparak müteahhitliğe soyunacak kadar paralar elde edenler var bu ülkede. 2000 ve 2008 krizlerinde AB Ülkelerinde ve ABD’de  Üst Yöneticiler ile ilgili soruşturmalar derinleştikçe bunların kirli işleri / ilişkileri ortaya saçılmış içlerinde tutuklananlar ve istifa edenler olmuştu. En iyi olasılıkla kurtulan aldıkları primlerden vaz geçenler ve iade edenler olmuştu. Bizim gibi sadece Bankalara ceza kesip işi bitirmiyorlar, sorumlulardan da hesap soruyorlar. Netflix, “Kirli Para” belgeselleri benzer hikayeler ile dolu mesela. O nedenle yurt dışındaki bankalarında yapamadıklarını burada yapabiliyor bazı bankalar, hesap sorulmuyor, sorumlu aranmıyor, ceza gelir ise kuruma / bankaya geliyor ne güzel değil mi!
Moral Hazard” günlerine mi geldik
Angloamerikan iktisat literatüründen dilimize geçmiş bir kelime Moral Hazard: Ahlaki  “İstismar”  Riski anlamında kullanılıyor. Kriz dönemlerinde çok hatırlanır olur. Zira işler iyi giderken kimse yapılan usulsüz işlemlere bakacak vakti de olmaz, iştahı da. Ne zaman işler sarpa sarar “Temiz Bankacılık” yapılıp yapılmadığı hatırlanır. Son yıllarda Wells Fargo Bank tarzı “ürün sat” bankacılığı döneminde önemli olan ürün satışının artırılmasıdır. Satışların usulüne uygun olup olmadığına bakılmadığı gibi satış yapan ekipler primlere boğulur para içinde yüzerler. İşler sarpa sarınca Bankalardan ilk çıkarılan gruplar satışları  2-3 yıl önce patlatan ekip olması tesadüf değildir. ABD’de Wells Fargo Bank’ın davalar açılmaya başlayınca 5.300 personelini bu nedenle çıkardığını unutmayalım. Sık duyarız “bölgenin yıldız elemanı idi kapı önüne kondu” diye. Altında bunlar yatar oysa. “İş odaklı çalışan, müşterileri  ile bütünleşmiş, müşterilerini yakından tanıyıp iyi analizler yapıp ihtiyaçlarına göre ürün öneren ve satış yapan” örnek bankacılar yok mu, tabi ki var ve başarılılar; yazdıklarımız da onları kapsamıyor tabi ki.
Prim hırsı ülke ekonomisine zarar mı veriyor
Milletçe izliyoruz. Swap İşlemleri, Forward İşlemleri, Türev İşlemler, Kur dalgalanmaları. Bu işlemlerden “masa başında işlem yapıp prim alanlar” var mı? Kesinlikle var! Bakın kimsenin dikkatini çekmiyor ama bu işlemler kriz dönelerinde daha da hızlanır. Primler havada uçuşur. Prim yapmak için daha çok işlem; daha çok işlem her zaman piyasa lehine olmaz, bir bakarsın o işlemler Para Piyasasını Kitleme noktasına gelir. Yasaklar havada uçuşur. Üç zibidi prim alacak diye ülke ekonomisi kitlenme noktasına gelir de ne olduğunu anlayana kadar geçmiş olsun!  Olan olmuş primini alan Üsküdar’ı geçmiştir. Ülke ekonomisi ne olur ise olsun yeter ki üç zibidi cepleri dolsun; puro yakıp viski elde ayağını masaya uzatıp keyif çatsın. Bunlar bizim ülkede olmaz diyorsanız size iyi uykular. Geriye yönelik Üst Yöneticilerin 3. Derece akrabaları dahil Varlık İncelemesi yapılır ise yazdıklarımız daha iyi anlaşılır. Sadece “yarım yamalak 1-2 dil biliyor” diye Liyakatı buna bağlayıp bir yerlere getirdiğiniz adamlara dikkat edin. Geçmişlerini inceleyin derim.  Yabancı dil öğrenmek için yurt dışında kafe köşelerinde sürten; otel localarında müşteri bavulu taşıyarak okuyan zibidiler bu ülkenin altına dinamit yerleştirdi. Bu adam prim fırsatı önünü açarsan olanlara da şaşırmaman lazım. Kokuşmuşluk sadece bankacılık sektöründe değil ki; bu ülkede “AVM’si olan yöneticiler” var. Maaş ile bu nasıl olur arkadaş diyen yok!
Performans Yalanı Üst Yöneticilere İşlemiyor
Bankacılık sektörü “Ürün Sat” şekline dönünce performans yalanları da ortaya saçıldı. Etik olmayan satışları yapmayan personel meşhur 17.-18. Madde gerekçe gösterilerek “performansı düştü” diye işten çıkarıldı ama bugün borsada bankasının değeri yarı yarıya düşmüş banka yöneticileri hala yerlerinde; yetmiyormuş gibi prim üzerine prim alıyorlar. Kriz bahane prim şahane o gruba. Genel Müdürlük Hazine işlemleri Kar Merkezi olduğu sürece Para Politikaları üzerinden oyunlar da bitmez oyuncular da. İşin ucunda “kazandır parayı al Primi” var çünkü. Gariban vatandaşa DCD İşlemleri ile ne kadar kar edeceklerini anlatıp zararda telefona dahi çıkmayan yüzsüzlere kim ne yaptı. Ortada açılmış yüzlerde dava ve BDDK’ya şikayetler var. Bazı işlemler bazı bankaların bölgelerde yoğunlaşıyor kimse de bu niçin böyle demiyor. Belli ki, belli bölgelerde belli organize olmuş profesyonel ekipler oluşturulmuş; organize şekilde yapılıyor bazı usulsüzlükler. Organize soygun çeteleri gibi çalışıyorlar.


Sonuç : Spekülatif işlemler ile milletin parasını çalan, dalgalanan kurlar ile sanayicinin kanını emen modern soygunculara soruşturmalar açılmadığı; haksız primlerle elde edilen mal varlıklarına el konmadığı sürece bu kurgu olduğu gibi devam eder. Figüranlar değişir mağduriyet bitmez. Masa başındaki soygunun faturasını da bu halk, esnaf, sanayici öder. Zaman soyanın değil, soyanın peşinde olanlara destek zamanıdır.


Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
[email protected]

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

EKONOMİ

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı

Yayınlanma:

|

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı: Reel Sektörün En Büyük Sorunu Artık Talep Değil, Finansmana Erişim

Türkiye ekonomisinde uzun süredir uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele açısından önemli bir araç olarak görülse de, bu politikanın reel sektör üzerindeki yan etkileri artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı.

Bugün sanayicinin en büyük problemi sipariş eksikliği kadar, hatta ondan daha fazla nakit akışını yönetememesi haline geldi. Finansmana erişimin zorlaşması, ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi ve işletme sermayesinin hızla erimesi, üretim yapan şirketleri tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakıyor.

Kriz Dönemlerinde “Nakit Kraldır”

Finans dünyasının en bilinen sözlerinden biri olan “Cash is King” (Nakit Kraldır) ifadesi bugün Türkiye sanayisi açısından hiç olmadığı kadar anlam kazanmış durumda.

Normal dönemlerde şirketler;

  • satış yaparak,
  • stoklarını yöneterek,
  • bankalardan uygun maliyetli kredi kullanarak,
  • tedarikçi vadeleri ile müşteri vadeleri arasında denge kurarak

işletme sermayelerini çevirebilirler.

Ancak bugün bu mekanizmaların neredeyse tamamı aynı anda bozulmuş durumda.

Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı politikaları sonucunda kredi büyümesinin ciddi biçimde sınırlandırılması, bankaların ticari kredi kullandırmakta son derece seçici davranmasına neden oldu.

Sonuç olarak birçok firma krediye ulaşamıyor, ulaşabilenler ise sürdürülebilir olmayan maliyetlerle borçlanabiliyor.

Nakit Akışı Bozulunca Bütün Finansal Sistem Çöküyor

Bir şirketin finansal sağlığı sadece bilançosuna bakılarak anlaşılmaz.

Asıl kritik gösterge nakit akışıdır.

Bugün birçok firma;

  • üretmeye devam ediyor,
  • satış yapıyor,
  • cirosunu artırıyor,

ancak kasasına zamanında para girmediği için faaliyetlerini finanse edemiyor.

Nakit döngüsü uzadıkça;

  • tedarikçi ödemeleri gecikiyor,
  • maaş yükü ağırlaşıyor,
  • vergi ödemeleri baskı oluşturuyor,
  • kredi geri ödemeleri aksıyor.

Sonrasında ise domino etkisi başlıyor.

Maliyet Hesabı Yapmak Neredeyse İmkânsız Hale Geldi

Sanayicinin ikinci büyük sorunu ise maliyet yönetimi.

Yüksek enflasyon ortamında;

  • enerji fiyatları,
  • işçilik maliyetleri,
  • kira giderleri,
  • finansman maliyetleri,
  • kur hareketleri,
  • hammadde fiyatları

aynı anda değişiyor.

Bu nedenle bugün verilen bir fiyat teklifinin maliyeti birkaç hafta sonra tamamen değişebiliyor.

Artık birçok sanayici ürününü satarken gerçek maliyetini bile tam olarak hesaplayamıyor.

Muhasebe kârı ile ekonomik kâr arasındaki fark her geçen gün açılıyor.

Vadeli Satışlar Kâr Değil, Zarar Yazdırıyor

Geçmiş yıllarda rekabet avantajı sağlayan uzun vadeli satışlar bugün birçok sektör için ciddi bir risk unsuruna dönüştü.

90, 120 hatta 180 gün vadeli yapılan satışlarda;

  • enflasyon,
  • finansman maliyeti,
  • kur değişimi,
  • işletme giderleri

satış anındaki hesapları tamamen geçersiz hale getiriyor.

Tahsilat günü geldiğinde firma nominal olarak para kazanmış görünse bile reel olarak zarar etmiş olabiliyor.

Bu durum özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek sektörlerde daha da belirgin hissediliyor.

Ticari Kredi Faizleri Yönetilebilir Seviyenin Üzerinde

Bugün ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi birçok yatırımın finansal fizibilitesini ortadan kaldırıyor.

Bu seviyelerde kullanılan krediler;

  • yatırım finansmanını,
  • işletme sermayesi yönetimini,
  • kapasite artırımlarını,
  • ihracat hazırlıklarını

ciddi biçimde zorlaştırıyor.

Üstelik krediye erişim de kolay değil.

Birçok firma için sorun artık faiz oranı değil; kredi bulabilmek.

Sanayici Belki de Hiç Bu Kadar Çaresiz Hissetmedi

Türkiye sanayisi geçmişte;

  • 1994 krizini,
  • 2001 finans krizini,
  • 2008 küresel krizini,
  • pandemi dönemini,
  • büyük kur şoklarını

atlattı.

Ancak bugünkü tabloyu farklı kılan unsur, aynı anda birçok riskin üst üste gelmiş olmasıdır.

Şirketler;

  • yüksek faiz,
  • düşük talep,
  • finansmana erişim sorunu,
  • artan maliyetler,
  • bozulan nakit akışı,
  • belirsiz fiyatlama ortamı

ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu nedenle birçok sanayici kendisini önceki krizlerden daha kırılgan hissediyor.

Açıklanan Kredi Paketleri Neden Yeterli Olmuyor?

Son dönemde açıklanan çeşitli kredi destek paketleri piyasaya moral vermekle birlikte, reel sektörün toplam finansman ihtiyacı düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.

Sorun sadece yeni kredi verilmesi değildir.

Asıl ihtiyaç;

  • işletme sermayesini güçlendirecek uzun vadeli finansman,
  • üretime yönelik seçici kredi mekanizmaları,
  • ihracatçıya uygun maliyetli kaynak,
  • yatırım kredilerinde öngörülebilir faiz yapısı,
  • KOBİ’lere hızlı erişilebilir finansman modelleri

oluşturulmasıdır.

Aksi halde açıklanan paketler yalnızca belirli firmalara kısa süreli nefes aldırırken, sektörün genelindeki finansman sorununu çözmeye yetmeyecektir.

Sözün özü

Enflasyonla mücadele, makroekonomik istikrar açısından vazgeçilmezdir. Ancak üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği de aynı derecede önem taşımaktadır.

Bugün reel sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca yüksek faiz değildir; işletme sermayesinin erimesi, kredi kanallarının daralması, maliyet hesaplarının öngörülemez hale gelmesi ve nakit akışının bozulmasıdır.

Ekonomide üretim kapasitesini koruyacak, yatırım iştahını canlı tutacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak daha dengeli politikalar oluşturulmadığı sürece, sadece enflasyon göstergelerindeki iyileşmeye odaklanmak uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir.

Bugün sanayicinin talebi ayrıcalık değil; üretmeye devam edebileceği öngörülebilir, erişilebilir ve sürdürülebilir bir finansman ekosistemidir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.