Connect with us

Erol Taşdelen

Bankalar hangi sektörlerde battı

Erol TAŞDELEN, son günlerin ana tartışma konusu olan Bankalardaki takipteki kredilerin Sektörel detayını ele aldı. Bazı sektörler alarm veriyor. Bu süreçte bankaların şeffaf, basiretli ve gerçekçi bilanço düzenlemeleri konusunda uyarılarda bulundu.

Yayınlanma:

|

2020 yılı biterken elimizde Bankacılık sektörünün resmi olarak üçüncü çeyrek mali verileri var. BDDK ve TCMB Raporları gösteriyor ki Sektörün Hukuki Takip işlemleri başlamış, problemli kredileri 151 milyar TL, bu tutarın içinde 2019 yılında Varlık Şirketlerine % 5 değerine satılan çoğu Bireysel Kredi olan 8 milyar TL yok. Geçen süre içinde tahsil edilenler kredilerin de düşmüş hali bu, daha vahimi bazı bankalar KGF‘den tahsilat yaptıkları kredileri protokol gereği yasal zorunluluk olmasına rağmen mahkeme sürecine dahi katmadı. Bu durumda ne kadar kredi var KGF dahi bilmiyor. Banka, KGF’den parayı aldı ya nasılsa KGF’de “parayı ödedim ama bu müşteride takip ne aşamada” diye de sormuyor. Banka alacağını almış nasılsa. Bazı dava dosyalarına bakıyorum banka sadece kalan takip bakiyesine hukuki takip sürdürüyor KGF’den aldığı para Allaha emanet. Kağıt üzerinde dahi yok hükmünde. Konuyu dağıtmayayım KGF’yi bir sonraki yazılarda ele alacağız.

2021 bütçe görüşmelerinde yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan dillendirdi, sorunlu krediler 533 milyar TL düzeyine çıkmış. Takipteki 151 milyar yanında henüz bankaların takibe atmadığı sürekli yapılandırarak yüzdürdüğü, teminat açığına düşmüş, gecikmeli ödemeleri olan, Bankaların Yakın ve Ön izlemedeki kredilerini de ekleyince toplam sorunlu kredi üçüncü çeyrekte 520 milyar TL dediğimiz işte bu rakam, Bakanın Bütçe görüşmelerinde duyduk ki 533 milyar TL olmuş. Bankalardaki Toplam Kredilerin kabaca % 14,50‘si sorunlu kredi yani.   

Ya sektörlerde durum nasıl

2020 üçüncü çeyreğinde yani Eylül sonun da Bankacılık sektörünün Takipteki Alacakların / Toplam Nakdi Kredilere oranı % 4.06 olarak gerçekleşti. 2019 sonunda bu oran % 5,36 idi. Gecikmedeki kredilerin Takip başlatma sürelerinin 90 günden 180 güne çıkması, özellikle Kamu Bankalarının sorunlu kredileri defalarca yapılandırma çabaları, 2020’de başta Kamu Bankaları aracılığı ile basılan paraların piyasaya kredi olarak sunulması, Aktif Rasyo sopası ile Özel ve Yabancı Sermayeli bankaların kredi vermeye zorlayarak kredi hacminin 2020’de sektörde 1 Trilyon TL artarak 2,6 Trilyon TL‘den 3,6 Trilyon TL‘ye çıkması ile kredi takip oranları da hali ile düşmüş oldu. Takip oranını düşüremiyorsan yeni kredi verip paydayı büyütüp oranı düşürürsün oldu bitti. Buna rağmen başta İnşaat sektörü olmak üzere bazı sektörlerde kredi takip oranları sektörün 2 katından fazla olmaya devam etti. Sektörlerin takip oranlarına yakından bakalım.

İnşaat Sektöründe alarm devam ediyor

2017 yılında % 3,6 olan İnşaat Sektöründeki Takip oranları 2019 yılında % 11‘lere kadar çıktı. Başlanan AVM inşaatları; öğrenci Yurt görünümlü toplu yan yana 20-25 katlı ucube binalar umulanı vermedi. 2020 yaz aylarındaki İnşaat sektörünü kurtarmak için planlanan Konut Kredi faiz oranlarındaki anormal düşüş de işe yaramadı, zira 3 ay sonra görüldü ki Konut Kredilerin üçte ikisi ikinci el konutlara gitti, sıfır yeni konut satışlarında diğer yıllardan fazla farkı olamadı. Bu sefer “ikici el konut kredi faiz oranlarını artıralım, sıfır konut satılsın” dediler geçiş olsun bu sefer de kaynak bitti.  Yabancılara verilen, “250 bin USD’lık ev al vatandaşlığı kap” projesi de sektöre ilaç olmadı. Bu kadar desteğe rağmen 2020 üçüncü çeyreğinde Takip Oranı sektörde % 9‘a inebilmesine rağmen bu oran ile en fazla takip oranı olan sektör olmaktan kurtulamadı. Takip oranı sektör ortalamasının iki katından fazla. Yakında AVM’lerin otopark olduğunu görürseniz şaşırmayın.

Denizcilik Sektörü dalgalı halde

Denizcilik sektörü tıpkı denizler gibi inişli çıkışlı dalgalı bir seyir gösteriyor. Sektörde Karadeniz fırtınası var.  2000’lerde Üretin Doğuya kayınca, Tüketicilere yani Batı ve ABD’ye o ürünleri taşıma ihtiyacı Denizcilik Sektörünün de Altın yılları oldu. Navlum ücretler ummadıkları kadar arttı. Geliri artan sektörde bulunanların yatırım iştahı arttı, bu da sektörün kredi talebini artırdı. ABD’de başlayan Mortgage Krizi ile başlayan Kriz üzerine ABD – Çin savaşı eklenince sektör yazdan bahar aylarını yaşamaya başladı. Covid-19 süreci sektöre son darbe gibi oldu. Yavaşlayan Ticaret, Gümrüklerde çalıştırılacak işçi bulamama, uluslararası ticaretin yavaşlaması, Emtia Fiyatlarındaki düşüş Navlum ücretlerini de düşürünce kredi ödemelerinde gecikme ve sorunlar birlikte geldi. Talebe bağlı artan gemi fiyatları da durgunlukla birlikte düşünce gemiler de elde kaldı. Deniz Taşımacılığında %1 paya sahip olan Türkiye  Tersane konusunda daha iyi durumda. Sipariş alan Tersaneler arasında Dünyada 4. sırada bulunan sektör son yıllarda bıçak gibi kesilen yeni gemi siparişleri olmadığı gibi eldeki gemilerin ödemelerinde dahi gecikme ve fiyat  düşürme talepleri ila karşılaştılar. Bu durum sektörde sorunlu kredilerin artışına neden oldu. 2015 yılında % 3,9 olan Takip oranları 2019 yılında % 8,9’a kadar çıktı. 2020 üçüncü çeyreğinde takip oranı % 7,7 oldu.

Toptan Ticaret kar marjını düşük olmasının sıkıntılarını yaşadı

Toptan Ticaret % 1-2 Kar marjı ile dönen bir sektör. 2018 Ağustosunda başlayan faiz oranlarındaki yükselme trendi, finansal maliyetlerin artışı en fazla hasarı Toptan Ticaret sektörüne verdi. Esnaftan alacakları gecikmesi, POS komisyon oranları artması, Akaryakıt fiyatlarındaki artış, Üreticilerin vadeleri kısaltması gibi etkenler üst üste gelince Toptan Ticaret kendini toparlayamadı. Üzerine Pandemi sürecinde sokağa çıkma yasakları, kapanan işyerleri gelince, 2015 yılında % 3,9 olan Takip oranı sektörde 2019 yılında % 8,1’e kadar yükseldi. 2020 üçüncü çeyreğinde Takip oranı % 6,2 düzeyde.

Turizm Covid-19 kurbanı oldu

Turizmde, düşürülen uçak sendromu atlatılıp tam her şey yolunda giderken 2018’deki Faiz oranlarının artması ile başlayan olumsuz süreç sektörde maliyetleri artırdı. Kur artışı sektörün dış müşterilere yönelmesini sağlasa da üzerine gelen Covid-19 süreci sektöre öldürücü darbe vurdu. Resmi Covid-19 verilerin düşük gösterilmesi Turizmcileri rahatlasa da gerçek verilerin ortaya çıkması ile birlikte  İç – Dış Turizm durma noktasına geldi. Seyahat firmaları sattıkları turlarda elde ettikleri gelirin vergisini bile otellere yüklediler. Çoğu otel sahibinin bundan bile haberi yok.   2019 yılında % 9,5 olan Takip oranları 2020 üçüncü çeyreğinde yapılandırılan krediler ile birlikte % 5,9 seviyesine geriledi. Yakında bol bol satılık otel ilanları görmeye hazırlıklı olun.

Enerji voltajı yükseldi

Devlet desteğinden en fazla Teşvik alan sektörlerin başında son yıllarda Enerji sektörü oldu. Başta Rüzgar, Güneş ve Çöp sahalarında yapılan Elektrik Üretim tesislerine verilen 10 yıllık Kamu alım garantisi bu alanlarda yatırımların artması ile kredi talebi de artmıştı. 2018 yılında başlayan süreçten olumsuz etkilenen ana sektörlerden biri Enerji Sektörü oldu. Pandemi sürecinde daralan ekonomi ile birlikte Enerjiye olan Talep de daralınca gelirler düşmeye bu alanda yatırım yapanların nakit akışında bozulmalar baş göstermeye başladı.  Doğalgaz ile çalışan santraller maliyet nedeni ile üretimlerini durdurdu. Sektör Güneş enerjisi gibi Lokal çözümlere odaklanmış durumda.     

Tekstil gözden mi çıkarıldı

Yıllarca, “Türkiye’nin ana sektörü Tekstil” diye dillendirildi ta ki son yıllarda “İnşaat” denene kadar. İstihdam yaratan, İhracat yapan, Sanayinin bel kemiği olan Tekstil sektörü ihmal edilmenin sancılarını yaşıyor. Tekstil sektöründe ana hammadde Yün ve Pamuk olmaktan çıkıp Petrol bazlı Polyester ve Akrilik ipliğe dönünce sektör ithal bağımlısı hale gelmiş durumda. Kur artışı hammadde maliyetlerini artırsa da Petrol Fiyatlarındaki düşme sektör girdilerine ilaç oldu. 2020 yılında makine ithalatına konulan % 7 ek vergiler yeni yatırımlarda maliyetleri artırınca olumsuz etkilenen sektörlerden biri oldu, yatırımlar ertelendi. Sektörün İthal bağımlılığını azaltılması için hammadde üretimini de yapacak hale gelmesi hayati önem gösteriyor.  Bu yönde ciddi girişimler var. İşsizliği azaltmak istiyorsak bunun ana çözüm yollarından biri İstihdam yaratan Tekstil sektörüne desteğin sürdürülmesi. Pandemi öncesi yatırım ve istihdam garantili kullanılan Kamu Bankalarının İVME Kredilerinde taahhüt süresi doldu bu yönde en az bir yıl ek süre verilerek yatırım ve istihdam taahhütlerinin yerine getirilmesi için fırsat verilmeli. Konfeksiyon bölümü Pandemi sürecinde çok darbe aldı. Kapanan AVM’ler dükkanlar, sokağa çıkma yasakları, Konfeksiyon ürünlerine talebi azaltınca bir kısım markalar e-ticarete ağırlık verse de eski hacmini yakalamış değil. 2017’de % 3,7 olan Takip oranları, 2019’da % 5,9’a çıkarken kredi hacminin artışının etkisi ile 2020 üçüncü çeyreğinde kağıt üzerinde % 4,4’e düşmüş durumda.          

Ziraat Kredilerinde düşen Çiftçiye bir de bankalar vuruyor, Devlet kurumları seyrediyor

Ziraat ve Balıkçılıkta Takip oranı 2020 üçüncü çeyreğinde % 4,3 durumda olmasına rağmen, özellikle devlet destekli alınan hayvanlar ile sektör dışından “nasılsa devlet parayı veriyor” diye hayvancılık sektörüne giren girişimcilerin çoğu da battı, devlet desteğini fırsat olarak gören fırsatçılar tarafından batırılmış durumda. Borç bilmeyen köyle kooperatif sistemine de geçemeyince bireysel olarak borca batık durumda. Tarım Kredilerinde yoğunlaşan Kamu Bankaları dışındaki bankalar Kredi Kart ve KMH maksimum faiz oranlarını TCMB belirlemesine bu oranın üzerine teknik olarak çıkmamaları gerekirken Kredi Kartına bağlı kredilerde bankalar bu oranın fazlaca üzerine çıkmış durumda. Bu kredileri denetleyen BDDK Murakıpları ne yapıyor açıkçası merak ediyorum. BDDK’nın bu yönde bir uyarı cezası dahi verdiğini durmadı. TCMB ve BDDK acil bu kredi karta bağlı kredilerin faiz aşımlarına el atmalı. Özellikle Takip Kredi hesaplarına uygulanan TEMERRÜT ( GECİKME) FAİZ kargaşalığındaki belirsizliği ortadan kaldırma zamanı geldi. Takip Kredilerde her banka kafasına göre keyfi bir durumda TEMERRÜT ( GECİKME ) FAİZ uyguladığından sorunlu krediler hiç ödenemez hale geliyor.  Ziraat sektöründe 2015 yılında % 2,3 olan Takip oranları 2019 yılında % 5,1’e çıkarken 2020 üçüncü çeyreğinde kağıt üzerinde % 4,3’e düşmüş durumda. Bu kredilerin çoğunun 1-2 yıl ödemesiz olduğu düşünüldüğüne buzdağının büyük kısmı henüz görünüz değil.

Sonuç : Sektörlerdeki 2020 Kredi takip oranları düşmesine bakıp yanılmayın, hacimsel artışlar devam ediyor. Bazı sektörler için Alarm ziller çalmış durumda. Dünya Bankası ve IMF, “sağlıklı değerlendirme yapabilmeleri ve gerekli önlemleri zamanında alabilmeleri için Bankaların basiretli ve şeffaf davranmasını, sorunlu kredilerini saklamamaları, bilançolarının gerçekçi olmaları” yönünde sık sık uyarı metinleri geçiyor. Aynı uyarılar Türkiye’deki bankalar için de geçerli.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com yazarı

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

EKONOMİ

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı

Yayınlanma:

|

Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı: Reel Sektörün En Büyük Sorunu Artık Talep Değil, Finansmana Erişim

Türkiye ekonomisinde uzun süredir uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele açısından önemli bir araç olarak görülse de, bu politikanın reel sektör üzerindeki yan etkileri artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı.

Bugün sanayicinin en büyük problemi sipariş eksikliği kadar, hatta ondan daha fazla nakit akışını yönetememesi haline geldi. Finansmana erişimin zorlaşması, ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi ve işletme sermayesinin hızla erimesi, üretim yapan şirketleri tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakıyor.

Kriz Dönemlerinde “Nakit Kraldır”

Finans dünyasının en bilinen sözlerinden biri olan “Cash is King” (Nakit Kraldır) ifadesi bugün Türkiye sanayisi açısından hiç olmadığı kadar anlam kazanmış durumda.

Normal dönemlerde şirketler;

  • satış yaparak,
  • stoklarını yöneterek,
  • bankalardan uygun maliyetli kredi kullanarak,
  • tedarikçi vadeleri ile müşteri vadeleri arasında denge kurarak

işletme sermayelerini çevirebilirler.

Ancak bugün bu mekanizmaların neredeyse tamamı aynı anda bozulmuş durumda.

Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı politikaları sonucunda kredi büyümesinin ciddi biçimde sınırlandırılması, bankaların ticari kredi kullandırmakta son derece seçici davranmasına neden oldu.

Sonuç olarak birçok firma krediye ulaşamıyor, ulaşabilenler ise sürdürülebilir olmayan maliyetlerle borçlanabiliyor.

Nakit Akışı Bozulunca Bütün Finansal Sistem Çöküyor

Bir şirketin finansal sağlığı sadece bilançosuna bakılarak anlaşılmaz.

Asıl kritik gösterge nakit akışıdır.

Bugün birçok firma;

  • üretmeye devam ediyor,
  • satış yapıyor,
  • cirosunu artırıyor,

ancak kasasına zamanında para girmediği için faaliyetlerini finanse edemiyor.

Nakit döngüsü uzadıkça;

  • tedarikçi ödemeleri gecikiyor,
  • maaş yükü ağırlaşıyor,
  • vergi ödemeleri baskı oluşturuyor,
  • kredi geri ödemeleri aksıyor.

Sonrasında ise domino etkisi başlıyor.

Maliyet Hesabı Yapmak Neredeyse İmkânsız Hale Geldi

Sanayicinin ikinci büyük sorunu ise maliyet yönetimi.

Yüksek enflasyon ortamında;

  • enerji fiyatları,
  • işçilik maliyetleri,
  • kira giderleri,
  • finansman maliyetleri,
  • kur hareketleri,
  • hammadde fiyatları

aynı anda değişiyor.

Bu nedenle bugün verilen bir fiyat teklifinin maliyeti birkaç hafta sonra tamamen değişebiliyor.

Artık birçok sanayici ürününü satarken gerçek maliyetini bile tam olarak hesaplayamıyor.

Muhasebe kârı ile ekonomik kâr arasındaki fark her geçen gün açılıyor.

Vadeli Satışlar Kâr Değil, Zarar Yazdırıyor

Geçmiş yıllarda rekabet avantajı sağlayan uzun vadeli satışlar bugün birçok sektör için ciddi bir risk unsuruna dönüştü.

90, 120 hatta 180 gün vadeli yapılan satışlarda;

  • enflasyon,
  • finansman maliyeti,
  • kur değişimi,
  • işletme giderleri

satış anındaki hesapları tamamen geçersiz hale getiriyor.

Tahsilat günü geldiğinde firma nominal olarak para kazanmış görünse bile reel olarak zarar etmiş olabiliyor.

Bu durum özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek sektörlerde daha da belirgin hissediliyor.

Ticari Kredi Faizleri Yönetilebilir Seviyenin Üzerinde

Bugün ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi birçok yatırımın finansal fizibilitesini ortadan kaldırıyor.

Bu seviyelerde kullanılan krediler;

  • yatırım finansmanını,
  • işletme sermayesi yönetimini,
  • kapasite artırımlarını,
  • ihracat hazırlıklarını

ciddi biçimde zorlaştırıyor.

Üstelik krediye erişim de kolay değil.

Birçok firma için sorun artık faiz oranı değil; kredi bulabilmek.

Sanayici Belki de Hiç Bu Kadar Çaresiz Hissetmedi

Türkiye sanayisi geçmişte;

  • 1994 krizini,
  • 2001 finans krizini,
  • 2008 küresel krizini,
  • pandemi dönemini,
  • büyük kur şoklarını

atlattı.

Ancak bugünkü tabloyu farklı kılan unsur, aynı anda birçok riskin üst üste gelmiş olmasıdır.

Şirketler;

  • yüksek faiz,
  • düşük talep,
  • finansmana erişim sorunu,
  • artan maliyetler,
  • bozulan nakit akışı,
  • belirsiz fiyatlama ortamı

ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu nedenle birçok sanayici kendisini önceki krizlerden daha kırılgan hissediyor.

Açıklanan Kredi Paketleri Neden Yeterli Olmuyor?

Son dönemde açıklanan çeşitli kredi destek paketleri piyasaya moral vermekle birlikte, reel sektörün toplam finansman ihtiyacı düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.

Sorun sadece yeni kredi verilmesi değildir.

Asıl ihtiyaç;

  • işletme sermayesini güçlendirecek uzun vadeli finansman,
  • üretime yönelik seçici kredi mekanizmaları,
  • ihracatçıya uygun maliyetli kaynak,
  • yatırım kredilerinde öngörülebilir faiz yapısı,
  • KOBİ’lere hızlı erişilebilir finansman modelleri

oluşturulmasıdır.

Aksi halde açıklanan paketler yalnızca belirli firmalara kısa süreli nefes aldırırken, sektörün genelindeki finansman sorununu çözmeye yetmeyecektir.

Sözün özü

Enflasyonla mücadele, makroekonomik istikrar açısından vazgeçilmezdir. Ancak üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği de aynı derecede önem taşımaktadır.

Bugün reel sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca yüksek faiz değildir; işletme sermayesinin erimesi, kredi kanallarının daralması, maliyet hesaplarının öngörülemez hale gelmesi ve nakit akışının bozulmasıdır.

Ekonomide üretim kapasitesini koruyacak, yatırım iştahını canlı tutacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak daha dengeli politikalar oluşturulmadığı sürece, sadece enflasyon göstergelerindeki iyileşmeye odaklanmak uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir.

Bugün sanayicinin talebi ayrıcalık değil; üretmeye devam edebileceği öngörülebilir, erişilebilir ve sürdürülebilir bir finansman ekosistemidir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.