Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankalar Kapanabilir mi?

Korona virüs sebebiyle en tehlikeli sektör olduğu ortaya çıkan bankalar kapanabilir mi?

Yayınlanma:

|

Bankacılar nihayet gerçek VİRÜS ile tanıştı
Bankacı olup da virüs muhabbeti yapmayan yoktur. Bilgisayarı yavaşladığında, Bilgi İşlemci ile karşılaştıklarında ana konu Virüs’tür. Hatta, “bilgisayardan uzak dur sana da geçmesin” bayat esprisini yapmayan yoktur. Ama 2020’de iş ciddi. Şaka gerçek oldu!
Paramedya haberleri ve yazarlarının duyarlı yazıları Bankacılık sektöründe ilgi ile karşılandı. Keşke bize yazacak bir şeyler kalmasaydı da sektör gerekenleri gerekli zamanlarda yapabilseydi. 15.03.2020 tarihinde yayınlanan “KORONA19’da riskli sektör : Bankacılık; https://bankavitrini.com/2020/10/25/korona19da-riskli-sektor-bankacilik/
yazımızın girişinde : “Yurdum Yöneticileri de yurdum İnsanı gibi” demiştik sağ olsunlar yanıltmadılar.
Hızlı aksiyon alan bankalar oldu
Korana19 Virüsünü Dünya Sağlı Örgütü “Pandami – Salgın” olarak kabul edince hızlı aksiyon alan bankalar oldu. Aslında başta AVIVASA olmak üzere ( risk algısını yüksekliğinin de etkisi ile olsa gerek ) en hızlı aksiyonu  Sigorta şirketleri aldı. Personeli Martın ilk haftası itibarıyla işyerlerine gitmemeleri yönünde uyardı. Bankalarda önce refleks gereği şube özelinde olan uygulamaların bir iki günde tüm bankaya yayıldığını ve merkezi yönlendirme ile bankaya yayıldığını gördüm.
Başta T. İŞ BANKASI; KUVEYT TÜRK ve Garanti Bankası BBVA, YAPI ve KREDİ Bankası olmak üzeri hızlı aksiyon aldığını gözlemledim. Personeli yarısını evden çalışmaya başlatan bankalar oldu ve ikişer hafta dönüşümlü çalıştırmaya başladı. ( Tabi evde çalışabilmeleri için tablet sistemi bu bankalarda vardı ve Dijitalin gerçek bankalarını olduklarını kanıtladılar ).
En komiği dijitalin öncü bankası olduğunu iddia eden yerli büyük banka idi. Personelin kendi deyimleri ile “home ofis” çalışabilmesi için altyapısının olmadığı ortaya çıktı.  Aynı zamanda müşterileri sınırlı sayıda şube içine almaya başlayarak yığılmaları önlediler. Eldiven, maske dağıtımı yapıldı, kolonya dışında tıbbı hijyenik maddeler alındı. Bunların yanında, Şube içlerine, kontrollü müşteri alımları Kamu Bankaları dışında hemen hemen tüm bankalar hızlı bir şekilde uygulamaya koydu. Tebrikler! Kamu bankaları hala ne yapacaklarına karar verememişler haldeler. Yazık!
Üst Yönetim sınıfta kaldı, ortada aksiyon planı yok
 Başta her şeyi bilen Tekno kafa banka üst yöneticileri saha çalışanlarını “yıprandığında değiştirilecek makinanın parçaları” olarak gördükleri için aksiyon alamadılar. Her fırsatta sahaya “aksiyon planın ne” diyen adamların kriz dönemlerinde hiç aksiyon planı olmadığı görüldü. Her fırsatta kendilerini “kilit yönetici” diye isimlendiren bu abi / ablalar cam kulelere kendilerini kilitledikleri bir kez daha kanıtlandı. Corona19’u vatandaş gibi TV’lerden seyretmişler beli ki. Böyle olur yurdum Banka liderleri.
Dijitalleştik az personel iyidir teorisi de çöktü
Personele gerek yok az personel ile çok iş yaparız çünkü dijitalleştik diyen McKinsey kafa  bankaların çoğu CORONA19 Virüsü karşısında “tut yemiş bülbül” oldular, “angut kuşu gibi kalakaldılar” kusura bakmasınlar. Personeli “hasta tespit süresi olan 2 haftalık dönüşümlü çalıştıralım” dediler bir de baktılar ki personelde “bekap sistemi” kalmamış. Personel hiç hastalanmayacak, hamile kalmayacak, izin kullanmayacak üzerine kurulmuş sistemleri. Şubelerin çoğunda tek operasyoncu kalmış, bazı bankalarda o da kalmamış. Merkezi Operasyon yapacağız diye 4-5.000 çalışanı bir binaya topladılar. Hiç düşünmediler 1 kişide CORONA19 tespit edilse tüm çalışanlar karantina altına alınacak banka operasyonel merkezi çöküp hiç çalışamayacak hale gelecek, hiç düşünmemişler. Ortada acil eylem planı yok! Çağrı Merkezleri için de aynı risk söz konusu. Çoğu şubede tek pazarlamacı personel kalmış bunu nasıl dönüşümlü çalıştıracaksın. Bazı bankalar personel azalınca bazı şubeleri geçici kapamak sorunda kaldılar.
Koro halinde “Dijitalleşelim” dediler
Tüm bankaları istisnasız müşterilerini Dijital hizmete yönlendirici teşvik edici çağrıları oldu. ATM / BTM para çekme limitleri artırıldı, bazıları ETF – Havale masraflarını geçici durdurdu yeter ki Dijital kanalları kullanmayan müşteriler de kullansın istiyorlar. Krizi fırsata çevirme becerileri üst seviyede bu sektörün.
Hiç bir şey yokmuş gibi davranan şaşkınlar
 En şaşkın grup da bölgeler oldu. Sahadan ve Türkiye gerçeklerinden o kadar uzak olduklarından, zaten tanımlı olan bir görevleri de olmadığı için hiçbir şey yokmuş gibi “yangında saç tarayan güzeller” konumuna düşürdü kendilerini. Hala “Ürün satın, gün içinde ne sattınız raporlayın” gibi mesajlar yağdırmaya devam ettiler. Tam bir “koyun can derdinde, kasap et dersinde” deyimi gerçek oldu. Yazıklar olsun, siz ne ara bu kadar insanlar ve İnsanlıktan uzaklaştınız!
Daha yolun başındayız salgın artınca ne yapacaksınız?
Daha yolun başındayız. “Sağlık Krizini” iyi yöneten yöneticiler olduğu gibi far görmüş Tavşan gibi kalakalan yöneticiler de oldu. İş salgına döndüğünde ne yapacaklar çok merak ediyorum. Umarın geçen zamanda bu abi / ablalar acil aksiyon planlarını hazırlamışlardır. Yaşayıp göreceğiz.
Bankalar kapanabilir mi?
Lokal bazda şube ve il bazında kapama olabilir ama komple bankanın faaliyetlerini durdurması pek olasılık değil. Zira nakit akışları yavaşladı ama durmadı. Devam eden durumlar var. Dış Ticaret işlemlerini durduramazsınız. “Akreditifleri ödemiyorum, İthalat – İhracat işlemlerini durduruyorum” diyemezsiniz. Para Transferlerini durdurdum diyemezsiniz. Zira bir ülkede bankanın kapanacağı tarihler uluslararası merkezlere yıllık banka tatil tarihleri bildiriliyor. Bunun dışında kafanıza göre “bu hafta çalışmıyorum” diyemezsiniz. O olasılığı unutun.
CORONA19 Bankaların içindeki Virüsleri de ortaya çıkardı
Haksızlık yapmayalım. CORONA19 sayesinde banka personelinin bankalarının kendilerine ne kadar önem verdiğini ürün odaklı mı müşteri – personel odaklı mı çalıştığını da yaşayarak gördü. “Personeli köle, müşteriyi yolunacak kaz” gören zihniyet ile “personeli ekibin parçası gören” bankalar bu süreçte ayrıştı. “0-9 yaş arasında ölüm yok” diye düşünmüş olacak ki hala hamile personeli çalıştıran bankalar var. “Virüs bizim kültürümüzde var ne olacak” diye düşünen abi/ablalar var demek ki hala.
BDDK sürece seyirci kalmamalı
CEO – Yönetim Kurulu Üyeleri ve GMY’lerin atamasını onaylayan BDDK yaşanılan süreci yakından takip etmeli. Geç aksiyon alarak personel ve müşterilerin hayatını tehlikeye atan İK’dan sorumlu GMY’leri elden geçirmeli diye düşünüyorum. BDDK’nın duyarlılık ve hassasiyeti sadece Hazineden Sorumlu GMY’ler atamasında olmadığını kanıtlamalı. Görevini ihmal eden bankaların İK sorumlu GMY’lerindne savunma istemeli, görevden uzaklaştırma dahil gerekli cezaları vermelidir.
Özel hastaneler sınıfta kaldı
Özel hastaneler baştan beri Corona19 vukuatlarında uzak durdular. Kendileri hastayı “müşteri” olarak gördükleri için hastane isimleri ile Corona19’un aynı cümlede geçmesini istemediler ama lisansları Hastane bunların sözde. Uzmanlar Türkiye’de 25 binden fazla yoğun bakım yatak kapasitesi var diye açıklıyor TV’lerde. Bana pek inandırıcı gelmiyor bu kapasite bile. Özelleri saymayın beyler ya da kendilerine hastane olduklarını hatırlatın.
Ukrayna paraları karantinaya aldı
İşin ciddiyetini en iyi okuyan ülkelerden bir Ukrayna oldu. Corona19’un en fazla yayılmasında paranın rolünü erken analiz etti. Ukrayna Milli Bankası Müdürü Yakov Smoliy tarafından yapılan açıklamada, “Vatandaşın banka kasalarında ödeme yaparken kullandığı paralar, banka görevlileri tarafından alındıktan sonra, 2 hafta boyunca Ukrayna Merkez Bankası’nda karantina altında tutulup dezenfekte edildikten sonra piyasaya tekrar sürülecek” dendi.
Bir kez daha anlıyoruz ki bizde bazı bankalar için personelinin Ukrayna kağıt parası kadar kıymeti yok.

Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
25 yıllık banka emekçisi

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.