Erol Taşdelen
Bölge Müdürlüklerinin fişini kim çekecek?
Dijital dönüşüm Bölgeleri de vurdu. Bankacılık sektöründe Bölge Müdürlükleri fonksiyonlarını yitirdi, uzatmalar oynanıyor. Bankalar Bölge Müdürlüklerini nasıl tasfiye edeceklerinin planlarını yapmaya başladı bile.
Yayınlanma:
6 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Dijital dönüşüm Bölgeleri de vurdu. Bankacılık sektöründe Bölge Müdürlükleri fonksiyonlarını yitirdi, uzatmalar oynanıyor. Bankalar Bölge Müdürlüklerini nasıl tasfiye edeceklerinin planlarını yapmaya başladı bile.
Yaklaşık iki yıldır Banka Bölge Müdürlüklerinin fonksiyonunu yitirdiğini, Bankalara yük ve maliyet unsuru olduğunu ısrarla yazıyorum.
Bu düşüncem yeni değil 2010’lardan sonra yaşadıklarım beni bu sonuca ulaştırdı, kafamda netleştir. Üç buçuk yıllık tüm bankalar ile aktif çalışma piyasa deneyimim de tespitlerimin ne kadar doğruluğunu gösterdi bana. Bankalar ısrarla “Bölge Müdürlüklerdeki çarpık yapılanmaya” devam ederler ise kendi bilecekleri şey, çok da umurumda değil. Tabi bu gereksizliği “laf olsun” diye yazmıyorum. Şimdi gerekçelerimden bazılarını sıralayayım :
Görev tanımı, Fonksiyonları net değil
1991 yılında YKB’de bankacılığa başladığımda da Bölge Müdürlükleri vardı. Daha sonraki çalıştığım bankalarda da ama o dönemler tek, net ve doğru bir fonksiyonları vardı : Şubelere destek olmak. Yani Bölgenin çalışmalarını kolaylaştırmak. Genel Müdürlük ile şubeler arasında koordinasyonunu sağlamak, tıkanan noktalarda şubeye yardım etme mantığı vardı. Özellikle 2008 krizinden sonra bu yapı tamamen çöktüğü gibi kendileri dahi görevlerini tarif edemez hale keldi. Her bölge ekibi Bölge Müdürünün kendi deneyimine göre çalışır hale geldi. Şubelerde hizmet standartını belirleyen ve yakalayan bankalar bu standartı bölgelerde başaramadı. Aynı bankanın bölgelerin arasında bile bir tutarlılık yok.
“Boş boş oturuyorlar” demesinler diye “çalışıyorMUŞ” gibi görünmek
Bölge Müdürlükleri kendine iş çıkarmakta çok marifetliler. Sistemden alabilecekleri raporları şubelerden istemek bunun başında. Şube fiyatlama mı yapacak; “bana mail at, ben Genel Müdürlük pazarlamaya atayım, gelen cevabı da sana gönderirim”. Tam bir bürokrasi kaosu. Bölge müdürlüğüne giden fiyatlama mailleri standart “şube olumlu görüşlerimizle uygunluğunu rica ederiz” şeklindedir. Genel Müdürlük soru sorsa “niçin bu fiyatı istediğini” açıklayamaz panikle çaktırmadan şubeyi arayıp bilgi ister. Bu Dijital çağda kulaktan kulağa oyunu yani. 15 dakikada bitecek iş 3-4 saatte biter. Sık sık bankalarda aynı pozisyonda kalıyorum inanın bazı bankalar 2-3 gün sonra dönebiliyor. Abi piyasa dinamik sizin hantal yapınızı mı bekleyecek. Sonra da şube fırça yer “niye iş kaçırdık” diye. Bu bürokraside hedef tutar mı. “Kaçan işler raporu” uzadıkça uzamış ama suçlu şube!
McDonald’s Sisteminden McKinsey Sistemine geçiş
Genel Müdürlük birimlerinde daha önce McDonald’s Sistemi vardı. Şubeden başlayıp, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü, Genel Müdürlük Birimlerine doğru kariyerde bir “yetkinlik tecrübe süzgeci” vardı sistemde. Benim “McKinsey Prens ve Prensesleri” dediğim Grup bankalara sızana kadar bu böyle idi. Sektöre Yabancı ortaklı bankaların girişi ile aynı zamana denk gelir. Ne zaman ki banka ile alakası olmayan, bankacılık deneyim ve eğitimi olmayan grup sisteme girdi sistem de darmadağın oldu, pusulası bozulup istenmeyen kayalıklara doğru yol aldı. Bu grup o kadar üçlü ve etkili oldu ki; uyarıları kimse dinlemedi Mitolojideki “Silenler” gibi söyledikleri ana hissedarların kulaklara hoş geliyordu. Sonuç mu; sektörü getirdikleri nokta ortada. Son 15 yıldır bu grubun borusu öttü resmen. “Müşteriye Hizmetten Ürün Satışına” dönüşen bankacılık da bu dönemde dönüştü. Devleti ve Devlet kurumlarını baskı altına alan “yabancı sermaye getiriyoruz, sesinizi çıkarman” diyen grup da bunlar oldu.
Bölgeler Mobbingin merkezi oldular
Bankacılık “Ürün Satışına” dönüşünce personelin eski başarıları dikkate alınmadı; “her üç ayda bir kurum hafızasına format atılır” gibi çalışma dönemi başladı. “Ürün Satamayan ( onlara göre Performansı düşük ) sondan % 10’luk dilimi kapını önüne koy gitsin” oldu yeni sistem ki bu tanımlama son bankanın KOBİ’den sorumlu zamane Grup Müdürüne aittir ( hoş kendisi de bölge müdürlüğüne tenzil-i rütbe gönderildi başarılı olmadığı için ama olsun zamanında rolünü doğru oynamış ki kapı önüne konmadı; “hani şu Cuma günü milyonlarca TL vadesizde bıraktım” diye oynayan kızımızın kendisine gönderdiği videoyu banka içine yayıp dışarı sızınca “bu tip mesajalrı ben istedim” diyemeyen ve arkasında durmayıp kızımızı ekmeğinden eden bölge müdürü ablamız). Bölgeler şu an Mobbingin Merkezleri olmuş durumda. Her sabah akşam telekonferanslar ( akşam konuşmuşsun iki saat gece aklına ne geldi de sabah tekrar konuşulur anlamamışımdır, tam plansızlık örneği ), gün içinde defalarca personele telefon açıp, WhatsApp’dan taciz edin; “bu maili açtığınıza göre hala yerinizdesiniz” üst mailleri atan grup bölgeler maalesef. BDDK Murakıplarının, Rekabet Kurumu Müfettişlerinin, Çalışma Bakanlığı denetçileri bir gün rastgele bölgeler seçip PC – İş Telefonu Backup kayıtlarını almaları, Mail örneklerini alması yeterli olacaktır. BDDK’nın kurum içi haberleşmenin kayıtlarını tutmasını zorunlu hale getirdiği gibi kayıp yapılamayan kurum içi haberleşmeyi de acil yasaklaması lazım. WhatsApp gibi mobbing unsurları yasaklanmalı. İşin içinde Banka Güvenlik sorunu da var bu tür programlarda yazılanlar silinse bile yabancı arşivlerde paşa paşa birilerinin eline geçmesini bekliyor. Nerede kaldı müşteri sırrı, bilgi güvenliği. “Hayırlı Cumalar” diyerek müşterilerin vadeli hesaplarından tırtıklama; yaşlı veya gurbetçi müşterilerin vadeli hesapalarının bozularak vadesizde bırakılması , müşterinin haberi olmadan yüksek montanlı BES yapılması, kur karı yapmak için müşterileri “döviz alın” diye tavsiyelerde bulunması, sahte imzalar ile müşterilere DCD işlemleri yapılarak zarar ettirilmesi gibi Etik Olmayan bankacılık işlemleri bölgelerin baskısı sonucu oluyor ama bölge haberi yokmuş gibi davranıyor. “Suça azmettiren” ortada yok yani. Bodrum, Uşak, Edirne, Moda gibi ortaya mı çıktı şubeden 1-2 personel çıkar yoluna devam et. Eskiden şubelerde usulsüzlük olunca Savcılığı suç duyurusu da yapılırdı, son yıllarda yapılmıyor BDDK’nın hiç dikkatini çekmiyor mu? Suç duyurusu niçin mi yapılmıyor? Suç duyurusu olunca personel mahkemede konuşacak bölge müdürlüklerinin rezillikleri ortaya saçılacak hapis cezaları alacak da ondan. Tabi bu durumda niyeti bozan ve parayı para olarak gören yetersiz bankacılar yıllarca çalışsa alamayacağı parayı müşteri hesaplarından çalıyor ve sadece bankadan atılarak kurtuluyor. Ne güzel işbirliği değil mi? Adam ne kadar para tokatladı ise Gayrimenkule gömüyor kimse de bunu nasıl aldın demiyor. Hoş salak değil kendi adına almıyor tabi ama piyasa küçük hemen duyuluyor. Herkes biliyor ama susuyor neden acaba? Şaşırmıyorum, kendisi pisliğe boğulmuş kadrolar bu tip usulsüzlükleri ortaya çıkarıp üzerine gidemez.
Bölgeler, Rol çalmada başarılılar
Başarılı işleri sahiplenmede bölgelerin üzerine yoktur. Yeter ki Genel Müdürlük birimlerinin taktirini alacak bir kredi kullandırılsın, şubelere bir mevduat girsin. Aman aman utanmasalar “müşteriyi bulup kendileri şubeye yönlendirdik” diyecekler. Hoş bunu diyen yüzsüzler de var. Ama kredinin birinde sorun yaşansın kafalar kuma gömülür, kimseyi ortada bulamazsınız. Üçkağıtçı Seyyar Satıcılar gibi iyiler kendine kötüler hokkabazlıkla şubeye.
Bölge Müdürlerinde güç zehirlenmesi oluştu
Şube yeri seçimi, personel alımı, eğitim planı, hedef dağıtımı, performans ölçümü, terfi, işten çıkarma yetkisi tek elde olunca güç zehirlenmesi kaçınılmaz oldu. Bu gücü eline alıp sapıtan bölgede taciz etmediği kalmayan sapık bölge müdürleri bu dönemde türedi. Terfi etmek için ahlaksızlıklar bu dönemde patladı. Utanmadan personeli otele, evine davet eden Bölge Müdürlük kadrolarındaki “cahil cesareti özgüven sapıklığı” her yerden taşar oldu. Düşünün bir kez sabahtan akşama şubelere hiçbir çalışma alanı bırakmayıp “şunu şunu yapın” diyen bölgeler ama başarısız hep şubeler. Ne kadar mantıklı değil mi? Şubelerin çalışabileceği ne hareket alanı bırakılmış, ne inisiyatif bırakılmış, ne öz güven bırakılmış, ne de söz sahipliği yapılmış. Bölgelerce, acımasız “Mankurt” işkence yöntemleri uygulanan şubelerden başarı beklemeyin.
Ciddi maliyet unsurları
Şubelerin maliyet ve karlılığını ölçen bankaların bölgelerde bu tür yöntem izlememesi beni hep şaşırtmıştır. Bölge müdürlükleri harcamaları, yüksek maaşları, gereksiz ne yaptığı belli olmayan personel yığılması ile bankalara ciddi maliyet oluşturmakta. Bölgelerin bankalara maliyetleri belli ama hiçbir bankada bölgenin bankaya katkılarını, karlılıklarını ölçen bir sistem henüz yok. Ne güzel değil mi bankaya ciddi zarar veriyorsunuz ama banka ayakta uyuyor sizin kar bastığınızı sanıyor. Bazı bölgelerde KGF Kredileri başta olmak üzer ciddi batıklar oluştu neden acaba? %5-10’cu Bölge Müdürlerini ben UŞAK’ta duyuyorum sizler İstanbul’da uyumaya devam edin. O nedenle KGK’ye diyorum ki; “bazı bölge ve şubelere dikkat edin suistimaller var batıklar yoğunlaşan şube ve bölgelerde kefalet kısmını ödemeyin zira protokole uygun dağıtılması buralarda kefil olduğunuz krediler”. KGF kredisi verilmiş firma bir ay sonra diğer kredilerinde takipler başlamış batık kredileri KGF’ye çakmışlar resmen KGF kredisi hiçbir taksit ödenmeden takibe giden krediler var dikkatinizi çekmiyor mu?
Bölge kaynaklı usulsüz ve yolsuzluklar arttı
“Bölgelerde yetki var sorumluluk yok” bu sistemde. Kredi verilirken ortada olan bölgeler batınca ortada yoklar. Bölge yetkisinde verilen krediler patır patır döküldü bazı bölgelerde neden acaba? Bankaların Etik Hattı var ama sıkı ise ara suçlu sen olursun! Banka içi tacizleri İK’ya, Teftişe bildirdiler de ne oldu şikayet eden personel cezalandırıldı. Çalışma Bakanlığı, BDDK yeni kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SDDK) bankalarda daha aktif olmalı. Müşteri şikayetlerini “tek şikayet” diye geçirmeyelim, şikayetlere yansımamış yüzlerce benzer işlem olarak düşünün lütfen.
Listeyi uzatmak mümkün, başka yazılara bırakalım. Kısaca, Banka Bölge Müdürlükleri komada. Bazı bankalarda “bitkisel hayata” girmiş fişi çekilmez ise bölgeye de bölge şubelerine de bankaya da ciddi üzüntü/maliyet kaynağı olacak gibi. “Ben bu maliyete katlanırım, Etik olmayan çalışma alışkanlıklarından haberim var, tacizlerine göz yumarız sahanın / şubelerin canı cehenneme” diyen CEO, GMY ve Yönetim Kurulu üyeleri var ise -ki müdahale etmediklerine göre vardır da- kendileri bilir biz yazmaya devam ederiz. Dost acı söyler: “Bölgelerin siz geri bildirim yapmadığı sahada durum hoş değil”, gaz biriktiren çöplük gibi patladı patlayacak bir durum var sahada biline.
Erol TAŞDELEN
[email protected]
Ekonomist, Siyaset Bilimci
( 25 yıllık banka emekçisi )
İlginizi Çekebilir
-
Borç Kıskacında Sanayi: Kârlılık Erozyonu Derinleşiyor
-
DOLANDIRICILARIN SIK KULLANDIĞI İKİZ KART NEDİR?
-
Erol TAŞDELEN yazdı: BANKA DOLANDIRICILIĞINDA GÜVENLİK AÇIĞI BÜYÜK, MAĞDURLAR ÇARESİZ
-
BASEL IV neler değiştirecek…
-
Erol TAŞDELEN yazdı: BANKACILIK SEKTÖRÜ 2024 İLK YARI PERFORMANSI
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YKB 2024 İLK ÇEYREK PERFORMANSLARI
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
3 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
3 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
EKONOMİ
Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı
Yayınlanma:
4 gün önce|
17/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı: Reel Sektörün En Büyük Sorunu Artık Talep Değil, Finansmana Erişim
Türkiye ekonomisinde uzun süredir uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele açısından önemli bir araç olarak görülse de, bu politikanın reel sektör üzerindeki yan etkileri artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı.
Bugün sanayicinin en büyük problemi sipariş eksikliği kadar, hatta ondan daha fazla nakit akışını yönetememesi haline geldi. Finansmana erişimin zorlaşması, ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi ve işletme sermayesinin hızla erimesi, üretim yapan şirketleri tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakıyor.
Kriz Dönemlerinde “Nakit Kraldır”
Finans dünyasının en bilinen sözlerinden biri olan “Cash is King” (Nakit Kraldır) ifadesi bugün Türkiye sanayisi açısından hiç olmadığı kadar anlam kazanmış durumda.
Normal dönemlerde şirketler;
- satış yaparak,
- stoklarını yöneterek,
- bankalardan uygun maliyetli kredi kullanarak,
- tedarikçi vadeleri ile müşteri vadeleri arasında denge kurarak
işletme sermayelerini çevirebilirler.
Ancak bugün bu mekanizmaların neredeyse tamamı aynı anda bozulmuş durumda.
Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı politikaları sonucunda kredi büyümesinin ciddi biçimde sınırlandırılması, bankaların ticari kredi kullandırmakta son derece seçici davranmasına neden oldu.
Sonuç olarak birçok firma krediye ulaşamıyor, ulaşabilenler ise sürdürülebilir olmayan maliyetlerle borçlanabiliyor.
Nakit Akışı Bozulunca Bütün Finansal Sistem Çöküyor
Bir şirketin finansal sağlığı sadece bilançosuna bakılarak anlaşılmaz.
Asıl kritik gösterge nakit akışıdır.
Bugün birçok firma;
- üretmeye devam ediyor,
- satış yapıyor,
- cirosunu artırıyor,
ancak kasasına zamanında para girmediği için faaliyetlerini finanse edemiyor.
Nakit döngüsü uzadıkça;
- tedarikçi ödemeleri gecikiyor,
- maaş yükü ağırlaşıyor,
- vergi ödemeleri baskı oluşturuyor,
- kredi geri ödemeleri aksıyor.
Sonrasında ise domino etkisi başlıyor.
Maliyet Hesabı Yapmak Neredeyse İmkânsız Hale Geldi
Sanayicinin ikinci büyük sorunu ise maliyet yönetimi.
Yüksek enflasyon ortamında;
- enerji fiyatları,
- işçilik maliyetleri,
- kira giderleri,
- finansman maliyetleri,
- kur hareketleri,
- hammadde fiyatları
aynı anda değişiyor.
Bu nedenle bugün verilen bir fiyat teklifinin maliyeti birkaç hafta sonra tamamen değişebiliyor.
Artık birçok sanayici ürününü satarken gerçek maliyetini bile tam olarak hesaplayamıyor.
Muhasebe kârı ile ekonomik kâr arasındaki fark her geçen gün açılıyor.
Vadeli Satışlar Kâr Değil, Zarar Yazdırıyor
Geçmiş yıllarda rekabet avantajı sağlayan uzun vadeli satışlar bugün birçok sektör için ciddi bir risk unsuruna dönüştü.
90, 120 hatta 180 gün vadeli yapılan satışlarda;
- enflasyon,
- finansman maliyeti,
- kur değişimi,
- işletme giderleri
satış anındaki hesapları tamamen geçersiz hale getiriyor.
Tahsilat günü geldiğinde firma nominal olarak para kazanmış görünse bile reel olarak zarar etmiş olabiliyor.
Bu durum özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek sektörlerde daha da belirgin hissediliyor.
Ticari Kredi Faizleri Yönetilebilir Seviyenin Üzerinde
Bugün ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi birçok yatırımın finansal fizibilitesini ortadan kaldırıyor.
Bu seviyelerde kullanılan krediler;
- yatırım finansmanını,
- işletme sermayesi yönetimini,
- kapasite artırımlarını,
- ihracat hazırlıklarını
ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Üstelik krediye erişim de kolay değil.
Birçok firma için sorun artık faiz oranı değil; kredi bulabilmek.
Sanayici Belki de Hiç Bu Kadar Çaresiz Hissetmedi
Türkiye sanayisi geçmişte;
- 1994 krizini,
- 2001 finans krizini,
- 2008 küresel krizini,
- pandemi dönemini,
- büyük kur şoklarını
atlattı.
Ancak bugünkü tabloyu farklı kılan unsur, aynı anda birçok riskin üst üste gelmiş olmasıdır.
Şirketler;
- yüksek faiz,
- düşük talep,
- finansmana erişim sorunu,
- artan maliyetler,
- bozulan nakit akışı,
- belirsiz fiyatlama ortamı
ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bu nedenle birçok sanayici kendisini önceki krizlerden daha kırılgan hissediyor.
Açıklanan Kredi Paketleri Neden Yeterli Olmuyor?
Son dönemde açıklanan çeşitli kredi destek paketleri piyasaya moral vermekle birlikte, reel sektörün toplam finansman ihtiyacı düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.
Sorun sadece yeni kredi verilmesi değildir.
Asıl ihtiyaç;
- işletme sermayesini güçlendirecek uzun vadeli finansman,
- üretime yönelik seçici kredi mekanizmaları,
- ihracatçıya uygun maliyetli kaynak,
- yatırım kredilerinde öngörülebilir faiz yapısı,
- KOBİ’lere hızlı erişilebilir finansman modelleri
oluşturulmasıdır.
Aksi halde açıklanan paketler yalnızca belirli firmalara kısa süreli nefes aldırırken, sektörün genelindeki finansman sorununu çözmeye yetmeyecektir.
Sözün özü
Enflasyonla mücadele, makroekonomik istikrar açısından vazgeçilmezdir. Ancak üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği de aynı derecede önem taşımaktadır.
Bugün reel sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca yüksek faiz değildir; işletme sermayesinin erimesi, kredi kanallarının daralması, maliyet hesaplarının öngörülemez hale gelmesi ve nakit akışının bozulmasıdır.
Ekonomide üretim kapasitesini koruyacak, yatırım iştahını canlı tutacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak daha dengeli politikalar oluşturulmadığı sürece, sadece enflasyon göstergelerindeki iyileşmeye odaklanmak uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir.
Bugün sanayicinin talebi ayrıcalık değil; üretmeye devam edebileceği öngörülebilir, erişilebilir ve sürdürülebilir bir finansman ekosistemidir.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.038)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.521)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
- Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
