Connect with us

GÜNCEL

BÜLTEN: “Çok beklersiniz!”

Yayınlanma:

|

Türk mali piyasalarına bir kere alıştınız mı, başka piyasalar insana inanın çok sıkıcı geliyor. Dün sonuçlanan olağan TCMB Para Politikası Kurulu toplantısında oyun değiştirici bir adım atıldı. Politika faizi %17,50 seviyesinden 750 baz puan artırımla %25,00 seviyesine getilirldi. Karar ardından X hesabından açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, enflasyonun ‘belini bükeceğiz’ demese de, “kararlıyız, fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz” açıklamasında bulunarak TCMB’nin şahin tonunu bir kademe daha yükseltti.

Piyasa beklentisinin 250 baz puan artırımla %20 seviyesine yoğunlaştığı bir günde TCMB’nin adeta ‘kükremesi’, ortodoks para politikası duruşuna net ve açık bir şekilde geçildiği anlamını taşıyor. Hatırlanacağı üzere, faizin bir noktada %25 seviyesine getirileceğine kesin gözüyle bakarken, bunun bir defada yapılacağını ön görmemiştik. Kararın kendisi kadar, politika metninde de parasal sıkılaştırmanın devamına işaret edilirken, TCMB’den yılın geriye kalan her olağan toplantısında 250 baz puan faiz artırımına giderek politika faizini %35 seviyesine yükselteceğini yönünde görüş değişikliğine gidiyoruz.

TCMB’nin enflasyonla savaş konusunda dün sergilediği şahin duruş takdir edilirken, kararın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkatinden kaçmayacağını düşünüyoruz! Yakın bir zamanda not / görünüm artırımı gelmesini bekliyoruz. Her ne kadar TCMB piyasa faizlerini arkadan takip ediyor olsa da, son dönemde atılan yerinde adımları bir bütün olarak ele alırsak, TL ve TL cinsi varlıklar açısından olumlu olarak okuyoruz.

TCMB’nin piyasalara yön tayin etmesi gereken (politika) faizi ile piyasa faizleri arasındaki uçurumun kapanması kuşkusuz önemli olsa da, asıl mevzunun  enflasyon karşısında ezilen (negatif faiz) TL yatırımcısının bundan sonra mağdur edilmeyeceğidir. Daha basit bir yaklaşımla, bundan sonraki dönemde faizlere ‘reel’ açıdan da bakmak gerektiğini düşünüyoruz. Belki İslami öğretiye göre faiz haram olsa da, enflasyon kadar faiz (ortodox para politikası) bundan sonra daha çok ‘hoşgörü’ ile karşılanabilir.

Reel faiz konusunun dün alınan yerinde karar sonrası gelin kararın piyasa yansımasına ilk etapta bakalım. Peşinen yabancı indinde Türkiye’nin risklerini yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk primi dün neredeyse 40 baz puan düşerek 380 baz puana gerilediğini not edelim. Riskin düşmesi eurobond getirilerinin de düşmesi yani fiyatlarının artması anlamına geliyor. Bu da Türkiye’nin yurtdışından daha ucuz borçlanması demek. Borsa konusunda rengimiz son dönemde belli: kalabalıkların coşkusu ile enflasyondan kaçan küçük yatırımcının desteği ile yükselen borsa, bundan sonra yeni para girişinden yoksun biraz dinlenmeye geçebileceğini paylaşmıştık. Faizin artmasını zerre kadar sevmeyen biz bankacıların endeksi (XBANK) dün %8,5 artış kaydederken, ana endeks ise günü %1,5 düşüşle tamamladı!

TCMB’nin hafta sonundaki KKM kararlarının üzerine gelen dünkü agresif faiz adımı ardından artık mevduat, kredi ve kredi kartı yani genel faiz hadlerini yükselmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu da hâliyle iç talebi keskin bir şekilde yavaşlatarak arzu edilen soğumayı da beraberinde getirebileceğini düşünüyoruz.

USDTRY kuru ise dün büyük ihtimalle zarar kes emirlerinin tetiklenmesi ile KKM’nin duyurulduğu Aralık 2021’den sonra en büyük günlük düşüşünü kaydederek 27,2350 (tüm zamanların zirvesi) seviyesinden 25,30 seviyesine kadar (~ %7) geriledi. TCMB’nin piyasaları şok etmesi ve durmadan yukarı giden kurun üzerinde biriken enerjinin birden boşalması sonrasında bu tip sert hareketleri pek de yadırgamamak gerekiyor. Asıl soru veya merak edilen konu ise bundan sonra kur nasıl bir seyir izleyecek? Peşinen söylemeliyim ki kurun çok da gerilememesi gerekiyor. Bunun arkasını da gelin hep beraber dolduralım.

Dün açıklanan son verilere göre TCMB’nin swap ve hazine dövizleri hariç net rezervleri eksi 64,6 milyar dolar seviyesinde. TL’ye yönelik yabancı ilgisinin oluşması durumunda (yabancı döviz satıp TL almak isterse) işte o dövizin bir alıcısı olacak! TCMB bu süreçte rezerlerini güçlendirmek isteyecektir. Bu görüşümüzü seçim öncesi kaleme almış olduğumuz “USDTRY: Bu aşk fazla sana!” başlıklı yazımızda da gerekçeleri ile birlikte ele almıştık. Uzun bir süredir döviz piyasasına sağlıklı bir şekilde ulaşamayan (ithalatçı) şirketlerin kur düşüşü ile döviz ihtiyaçlarını gidermek isteyeceklerini düşünüyoruz. Ötesi, TL’nin değerlenmesi halihazırda oldukça sıkıntılı bir tablo sergileyen dış ticaret rakamlarını daha da zorlayacak ve TL’nin rekabet avantajının daha da kaybolması anlamına gelecektir. Dün yaşanan ve bekletinin 3 katı kadar uzak bir sapma ile sonuçlanan kararın abartılı piyasa tepkisini bir kenara bırakırsak, toz bulutunun oturması sonrasında TL’nin değer kazanmasının pek de şu ortamda gerekli olmadığının daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Konuyu hafızalara kazınmış bir alıntı ile noktayayım: Çok beklersiniz!

Hâliyle bültenimizin büyük bir kısmını şok etkisi yaratan PPK’nın kararı domine etti. Yurtdışı piyasalarda ise dün Nvidia’nın kâr rakamları ardından yaşanan iyimserlik gün boyu korunamadı. Küresel merkez bankacıların zirvesi olan ve her yıl ABD’nin Jackson Hole kasabasında düzenlenen ekonomik sempozyumu dün başladı. Bugün sahneye FED Başkanı Powell 17:00’da çıkacak. ABD’de ekonomik aktivitenin zayıflamasına rağmen (dün zayıf tarafta kalan PMI verileri yorumlamıştım) FED’in tonunu sürpriz bir şekilde şahin tutmaya devam etmesi piyasalar üzerinde endişe yaratıyor. Faiz oranlarının uzun süre yüksek seviyesinde kalacağı tedirginliği ve Powell’ın konuşması öncesinde ABD borsaları geceyi %1’in üzerinde düşüşle tamamlarken, Nasdaq endeksi %2’ye yakın geriledi. Altının ons fiyatı Powell’ı beklerken 1,915 dolar civarında sakinliği korurken, doların piyasa kuru olan DXY’nin 6. haftayı da peş peşe yükselişle tamamla noktasında olduğunu görüyoruz. GBPUSD paritesine uzun bir süredir dile getirdiğimiz 1,2620 teknik seviyesinin altında ilk kapanışa dün akşam şahitlik ettik. Haftalık kapanış da müsade ederse, aşağıda 1,23 seviyerinin diplerine kadar uzun bir yolumuz var! (GBPUSD kısa pozisyonumuz devam ediyor).

Yeni gün başlangıcına, Asya piyasalarının da Powell öncesi kırmızılar bağladığını görüyoruz. Japonya’da bu sabah açıklanan çekirdek enflasyon rakamı ağustos ayında yavaşlamaya işaret etse de, merkez bankasının %2 olan hedefinin oldukça üzerinde kalmaya devam etti. Veri ardından politika yapıcıların on yıllardır süren büyük parasal teşviki aşamalı olarak kaldırma konusunda baskı altında olduklarını düşünüyorum. Japonya borsası Nikkei %2 düşüşle bu sabah ön sırada koşuyor. ABD tahvil getirileri 14 yılın en yüksek seviyelerinin altında istikrar kazanırken, bu sabah 2 yıllık tahvil getirisinin yeniden %5 seviyesinin üzerine yükseldiğini görüyoruz. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı güçlenen dolar ve Çin merkezli küresel büyümeye ilişkin endişelerin artmasıyla üst üste ikinci haftayı da düşüş yolunda tamamlamaya aday görünüyor. USDTRY kurunun dün 25,30 seviyesini test etmesi ardından sabah erken saatlerdeki ilk işlemlerde 26,00 seviyesine toparlandığını not edelim.

Gözler her ne kadar Powell’ın konuşmasını takip edecek olsa da, bugünün veri takviminde Türkiye’de açıklanacak kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi; dışarıda ise Almanya’da büyüme, IFO iş dünyası güven endeksi ve ABD’de Michigan Üniversitesi güven endeksi takip edilebilir.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek

Yayınlanma:

|

Yazan:

İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor

İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.

Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.

2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.

Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.

Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.

Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Verilerin Verdiği Mesaj

İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.

Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;

  • işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
  • nakit dönüş süresinin kısaltılması,
  • borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
  • özkaynak finansmanının artırılması,
  • verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,

her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.